Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 68
NEED FOR SPEED - (Electronic Arts (1 CD)): Otomobil geçen yüzyılın en önemli icatlarından biri... Sanayi devriminin zorlayıcı etkileri sonucu bizlere sunulan bu buluş pok çok olayın gidişatıni tümden değiştirmiştir. İnsanlar arasındaki mesafelerin erişim süresini kısaltmış ve sosyal yaşama hiz çağına uygun bir çabukluk sunarak ona kendince bir biçim kazandırmıştır. Gerçi uygarlığın böyle motorize olması en "bitirici" şeklini savaşlarda gösterdi... ama bu başka bir hikaye. İlk zamanlar orta sınıf insanların ulaşım sorunlarının Ucuza çözümünü amaçlayan otomobil teknolojisi kısa sürede gösteriş maksatlı ve konum belirleyici bir boyut kazanır. İşte bizim Need For Speed 2 : Special Edition dünya yüzünde pek az insanın ulaşabildiği bu şatafatlı hiz canavarlarını PC ortamında yönetebilmenize fırsat tanıyan bir Electronic Arts klasiği. Olayı bu yani... Ben yarış oyunlarını pek sevmem fakat ambalajda EA amblemini * Need For Speed ismini gördüğümde dayanamam, Şu aralar beşincisi Porche Unleashed' da gelen NFS yarış oyunlarının şahıdir kanımca. Elimdeki speclal versiyonu ise birkaç yeni track, birkaç araba ve 3DFX desteği içeriyor. Yalnız söylemesi ayıp geçenlerde aldığım Voodoo 2 (teknolojiyi geriden takip ettiğimi söylemiş miydim?) oyunu 3D çalıştırmadı ve ben mecburen software oynamak (durumunda kaldım ki bu attan inip eşeğe binmeye benziyor. Gerçi benim için NFS'nin anlamı farklıdır. Bana göre NFS arşivsel niteliği olan bir oyun. Otoların dijitize görüntüleri, tarihsel ve tekniksel bilgiler falan oyunu bir kolleksiyoner için vazgeçilmez hale getiriyor... Grafikler aslında çok iyi değil, sesler de öyle. Ancak yeterli görülebilir... ki böylelikle en zavallı sistemlerde bile performansı düşürmeyerek oyuncunun “hiz ihtiyacını” cidden karşılasın. Yalnız pek çok kişi ilk NFS'yi daha çok beğendiğini söyleyip durur. İlkinde ayağı yere basan insanların kullandığı arabalar olduğundan belki, bilemem. Fakat yavaş yavaş tüccar kafalılar tarafından bokunun çıkarıldığını söylemeden de edemeyeceğim, Artık fazla fabrikasyon, çoğu kez ancak mission pack olabilecek devam oyunları yapıyorlar. NFS 4 bence 3'ün special edition'undan başka bir halt değildi mesela, EA gibi bir dev için çok yanlış bir tutum bana kalırsa. GENDER WARS - (The 8th Day (1 Dişi ve eril... Yaşamı vücuda getiren iki asli unsur. İnsanoğlunun binlerce yıllık macerasının baş aktörleri. Hayat sahnesinin ihtişamlı dekorları önünde rollerinin gereğini yapmak mecburiyetinde olan mazlum oyuncular onlar. Ötesi
THE EXPERT
Ertunç BURAK eburak@kamernet.com
VEED FOR SPEE
Need For Speed 2
Ölümsüz bir kla:
Gender Wars Ne ki bu oyun böyle? Doom benzerleri oyunları berisi, önü arkası yok bunun. Hele hiç yok... Sakın olaki yükselen aşağılık değersizliklerin sunduğu rezil “seçenekleri” mevzu bahis etmeyin bana. Her türlü sapkınlığı ve ahlaksız yaklaşımı insanlık adına tüm onlar? Onlar, tek isteği düzgün bir yaşam sürdürüp, hakikatçi evlatlar yetiştirmek isteyen sıradan insanlar. Demokrasinin yaratımları namına hoş görmek zorunda bırakılmak, cinsel tercihtir olur demek, yaşamın rengidir benliğinizle lanetleyin. Özellikle Homoseksualite' ye karşı tepkinizi gizlemeyin. Demokrasi ve insan hakkı türevi yalanlar çocuklarınıza onurlu bir gelecek sunma hakkınızı elinizden almak için uğraş veren içi boşaltılmış kıymetlerdir. Cinsellik gibi hayatın start noktasıyla ilgili bir konuda beşeriyetin uzun süreçler nihayetinde ancak çatısını oluşturabildiği kavramların hiçbir anlamı olamaz. Sapık yaşam tarzı asırlardır saklandığı foseptik çukurundan bütün fütursuzluğuyla çıktı ve kabul edilemez bir ihtimam gördü. Yirminci asrın ikinci yarısının son çeyreğine tekabül eden dönemde hızlı bir ivmeyle dünya sathında kurtarılmış “Sodom” lar yaratmaya çalışıyor bu tiksinti verici mantalite. Danimarka, Hollanda gibi ülkelerde bu pisliklere evlenme hakkı bile verilmeye başlandı... Olayın bizim adımıza en acı ve utanç verici olan kısmı ise bu rezil yaratıkların içtimai sahamıza girerken sergiledikleri aymaz tavır. Bunun sorumlusu kabullenmek lazım diye düşünmek bunların arsızca meydan okuyuşlarına katlanmayı getirir. Ademoğlunun bütünüyle soysuzlaşmadığı eski devirlerde, kitle iletişim araçlarının bu tip sapkınlıkları ifşaa edip yüceltmediği o ulvi zamanlarda oğullarınızı ve kızlarınızı böyle tuzaklardan Uzak tutmanız mümkündü. Bugün ise basit ama onurlu yaşamınıza tecavüz eden herkese ve her şeye katlanmak zorunda bırakılıyorsunuz. Eğer bu dünya hatalı, sakat, sapkın zihniyetli "mamüllere” aitse bizlerin burada ne işi var? Ben buradaysam onların cehennemin dibinde bir yerlerde olmaları lazımdı ki hayat bütün ağırlığına rağmen yaşanılır kalsın... Doğada çelişki olmaz beyler, Tanrı hata yapmaz ve namus bacak arasına sıkışacak kadar küçük bir mefhum olmamasına rağmen tamda oradan başlar. Unutmayın, beline sahip çıkamayan hiçbir yerini kontrol altında tutamaz... Kaldı ki bu zincirleme bir hadisedir. Uyuşturucu kullanımı, evlilik dışı ilişkiler, sınırlarını çoktan aşmış pornografi düşkünlüğü, fuhuş ve benzeri tüm arizi durumların bedelini bir şekilde ödüyoruz emin olun... Derdim “ahlakçı” olup didaktik şekilde insanlara şu doğru bu yanlış demek değil. Niyetim unutulmaya daha kötüsü red edilmeye başlanan erdemsel niteliklerin savunusunu yapmak. Her yerde inanılmaz bir boş vermişlik. alaycılık, ikiyüzlülük ve kıç yalayıcılık var. Yanlış olduğunu bile bile karşı koymazsan senden çok uzak gibi görünen hadiseler bir gün burnunun dibine gelip varlığını ve mevcut statünü hatta neslini tehdit etmeye başlar ki sonrası... Sonrası hicap ve pişmanlık, Değmez. Gender Wars iki karşı cins arasındaki mücadeleye farazi bir bakış atıyor. Kadın ve erkekler kimin daha üstün olduğu konusunun tartışarak sonuca ulaşamayacağını görüp silaha sarılmışlar. Bu işi Syndicate tarzı izometrik grafikler, hoş sample' lar ve boş CD müzikler eşliğinde yapmak istemişler. Oynanabilirlik ve düşe kalka ilerleyen senaryo oyuncuyu kısa bir müddet için ekran başına bağlayabiliyormuş ama uzun vadeli bir eser olmaktan çok Uzakmış, Sıkıntı tüm ağırlığıyla çöktükten sonra oyunun yeri tozlu arşivinizin en uzak köşesiymiş. Gender Wars yazısının ise kendi yellenmesinin sesinden bile ürken adamların anlamsız sansürüne uğrayacağı kesinmiş. Bitmiş. REDNECK RAMPAGE: RIDES - (interplay (1 CD)): Red-neck... Kuzeyli yankee'lerin güney eyaletlerinde yaşayan ve değerlerine bağlı, inanç sahibi, muhafazakar insanları aşağılamak maksadıyla uydurdukları bir Amerikan terimi. Basitçe bizdeki magandaya falan denk geliyor. Bu aslında, soyu sopu belirsiz Abraham Lincoln alçağının kahpece tutumuyla başlayan ve kardeşin kardeşi sudan sebeplerle katlettiği bir kavgaya dönüşen Amerikan iç savaşının bıraktığı ağır bir tortu... Bir laf vardır “kaybedenler kazananların pisliğini yerler” diye. Konfederasyon, tükenmek bilmez federal saldırganlığı sonucu teslim bayrağını yeni kılanın ve akabinde tüm dünyanın kaderi karanlık bir hal alıverdi. Amerikan iç savaşı sanıldığından çok daha önemlidir ve zannedildiğinden çok daha fazla hadisenin oluşumuna yol açmıştır... Buna ilerki yazılarımdan birinde değineceğim. Şimdi söylemek istediğim; bu yol yordam bilmez adam (maganda) tanımlamasını üzerime rahat rahat ve büyük bir şerefle alabileceğim. Hatırlarsanız GameShow'un bir sayısında bana bu sıfat yakıştırılmıştı kıymet bilmez mal suratlı tipler tarafından. Pek çoklarına göre başka yaftalarımda var elbet; cahil faşist, pis şovenist, yobaz herif gibi klişe nitelendirmeler bunlar... Hepsini sinir katsayım elverdiği ölçüde normal karşılıyorum tabii. Dedim ya “kaybedenler kazananların dışkısını yer” ama bir şey daha derim ben “gün olur devran olur, alemin hali nice olur"... Redneck Rampage: Rides Again piyasaya Redneck Rampage 2 adıyla gelen oyun. İlk RR'yi düşük konfigürasyonlu ve 3D kartsız makinemde gözlerimle gördüklerime inanamayarak oynamıştım. Müthiş grafikleri vardı, insanı havaya sokan müzikleri ve sesleriyle o zaman için bana kusursuz bir FPS gibi görünmüştü. Yapımcısı şu Kingpin rezaletini sunan Xatrix. Hatta Kingpin' | oynayanlar acizane makinem yavaşlamıyor. Ben daha ne İsterim? Egzotik ortamlar isterim, özgün senaryo arzularim, rahat bir oynanabilirlik beklerim... Hepsinide en mükemmel şekliyle Shadow Man' de bulunca bu oyunu Nightmare Creatures'dan beri oynadığım en iyi third-person shooter ilan ederim. Mevzuyu soranlara ise hem gerçek dünyayı hem de öbür tarafi ele geçirmek isteyen doğaüstü güçlere karşı savaş veren bir kahraman var derim. Shadow Man'in aslen bir çizgi romanı olduğunu, yönettiğimiz adamın ise zenci olduğunu söylerim. Bunu niye belirtirim biliyor musunuz? Son zamanların yabancı dergilerinde böyle marjinal ve ucuz kahramanlar sanki matah şeylermiş gibi sunulmaya başlandılar. En son Batman'in yaratıcısı D.C Comics ibina karakterlerin olduğu bir çizgi tomana imza atmış... İskeletini oluşturdukları ve her türden şerefsizliğin pirim yaptığı yeni dünya düzeni adına bunları çoluk çocuğun nazarında normalize etmeye uğraşıyorlar. Baştaki yazıda aslında bu ve benzeri alçakça girişimlere nacizane bir karşı duruştan ibaret. Bu boku yiyen lanet olası köpek soylarının hiç çekinmeden söyledikleri aslında her şeyi özetliyor “çocuklarımıza farklı tercihlere saygı duymalarını öğretmek istiyoruz!!!” İyi, kolay gelsin size. Ama unutmayın, her günahın bir bedeli vardır. ve bu bedel çok acı olabilir. PANZER GENERAL Il - (Strategic Simulations (1 Almanları sevmem. Daha doğrusu bugünün Almanlarını sevmem. Bundan yaklaşık yarım asır önce amansız bir mücadelede mağlup olarak dünya hakimiyeti hakkını
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 69
Panzer Genet olarak her türden gelişimi sonundan izlemek gibi bir huyum var
İşte oyun diye buna derim ben
Bu yüzden yaptiğım mecburi teknolojik atılim size komik gelebilir aralarındaki benzerlikleri hemen fark edeceklerdir... RR2 birincinin kaldığı yerden devam mediyor; fezalıların kaçırdığı dostumuzu kurtarmışızdır ancak bir aksilik olur ve içinde bulunduğumuz uzay aracı Amerikanın güneyinde düşüverir. Sonra her şey sil baştan, en Ufak bir farkı dahi yok. Salak programcılar map editörüyle değişil sıkıcı bölümler tasarlamışlar belkide bu yüzden Redneck Rampage 2 diye adlandırmıyorlar yaptıkları işi, Aynı Need For Speed : High Stakes gibi. Üç beş modifikasyon, bir iki ucuz ticari teknikle aynı oyunları temcit pilavı misali önümüze sallıyorlar. Ben buna inanılmaz derecede uyuz oluyorum. Bugüne kadar böyle “mission pack" tadsızlığında sunulan hiçbir oyunu sevemedim. Ha, pardon! Close Combat hariç... O başka. SHADOW MAN - (Acclaim (1 Değil değil, Acclaim değil... Onlar böyle bir harikanın altından kalkacak kabiliyete sahip olamazlar. Oyunun yapımcısı İguana Software. Aslında iguana gibi Allah'ın özene bezene çirkin yarattığı bir mahluğu firma ismi olarak kullanan adamlardan pek öyle'ahim' şahım bir şey beklemezdim. Ancak bu herifler beni gerçekten şaşırttılar, Aslında Iguana Soft tekniğinin inceliklerine ilk kez Turok 2'de vakıf olmuştum. Az isteyerek çok veren bir 3D motora sahip İguana'nın oyunları. Holivudvari (he he, komik oldu!) vislal efektleri, Pt66'MMX, 32 MB Ram ve eski Voodoo 1 kartla bile makul bir frame rate'de sunabiliyor bu engine. Zirt pırt-oyun motoru icat edip upgrade standartlarını yükselten (ulan şu iki cümlede amma gavurca kelime kullandım be, yuh olsun bana) yaratıcılıktan yoksun işsiz güçsüz takımın artık akıllanması gerek kanaatimce. Iguana motoru güzel, Ouake 2 motoru güzel, Unreal motoru hepsinden daha güzel, Eee, ne gerek var “motorlarla” uğraşmaya kardeşim... Aha, Shadow Man. Kuşlar gökyüzünde süzülüyor, balıklar sularda yüzüyor, adamımızın ceketi rüzgarda dalgalanıyor. Ve bütün bunlar olurkene
Codename Eagle Ayrıca görevler de iyi dizayn edilmiş
Shadow iy Güzel diyeceğim, dilim varmıyor.
teslim etmiş bir ulusun şimdiki hali içler acısıdır. Tabii her şeye iktisadi gözlüklerle bakmazsanız eğer. Bugünün Almanya'sı
“hizla genç nüfusunu yitiren, ahlaki çöküntü açısından doruğa faran ve ancak yabancı. unsurlar sayesinde ayakta kalan bi; zavallı ülke müsvettesidir. Hep merak etmişimdir; Alman Dünya Savaşı sonrası mutlak bir yenilgiyle bertaraf edil. halde bizzat galip devletler tarafından Sovyet Rusya' ya karşı bir kalkan olarak kullanılmak maksadıyla palazlanıp büyütülmeseydi ne değişirdi? Almanlara bu yapılmayıp, örneğin bize ilk büyük savaş sonrası ile reva görülen “bat prosedürü” uygulansaydı ne olurdu acaba? Ben bu Alman (domuzunun © vakit belini doğrultabileceğine zerre kadar inanmıyorum. Ne de olsa onlar Türk değil! O lanet olası kalkık kıçlarını indirip, soğuk savaş döneminin çıkar çatışmasına dua etsinler. Oradaki Türklerinde ayaklarına kapansınlar... Çünkü Almanya'daki Türk varlığına bütünüyle karşı olduğum halde, Türklerin savaş sonrası Almanya'nın iş gücü açığını kapatarak ekonomik mucizelerinde (!) pay sahibi olduğunu inkar edemezler... Ve artık bu kavim Charlemagne'dan Bismark'a kadar bütün büyük Alman önderlerin kemiklerini sızlatacak