Majesty
Retro bilgisayarzorunluluk olunca daha önce belirlenmiş prensipler sadece boş bir kelime yığını olarak kalıyor. Evet zorunluluk. Polat Yarışçı -yani ben- bu yazıyı aylardır sorun çıkaran birkaç yazardan birisinin, abartılmış ve trajik bir sosa bulanmış sosyal sorunlarının hem kendi başına hem de benim başıma bela olması sonucu yazıyorum. Aslında yapılacak 5 oyun sayfası, kapak, overdose ve tüm bunların ayın 21'inde baskıya verilme durumu olmasa hiç şikayetçi olmayacaktım (bugün ayın 19'u). Oyun yazmasını severim ama bir yazarın yapması gereken şeyi benim ve MEG'in yapması zorunluluk olunca şikayetçi olmakta hak buluyorum. Neyse madem bunu yapmak zorunluluk o halde hakkını verelim değil mi? Sonra nasıl olsa şikayet ederiz.
N zorunuuk olunca dana oyce betitenmg prenspier sadece
Öncelikle klasik bir oyun yazısı tanıtımı bekleyenleri hayal kırıklığına uğratmak zorundayım (bu biraz daha değişik bir zorunluluk anlayışı :)). Bir oyun yazısında en sevmediğim şey klasik “merhaba, oyun şöyle, böyle ve menüler böyle” tipindeki açıklamalardır. Gameshow'un kapandığı sayı (sayı: 41, 2 yıl önce) A Space Ace isimli bir yazı yazdığımda MEG “olm bi de hayat hikayeni anlatsaydın bari” demişti ama o yazı dünyanın her yerinde kutlandı © (tamam saçmaladık yine). Demem o dur ki, yazı pek kurallara uymayabilir, arada başka şeyler anlatabilirim ya da oyunu öyle bir
Aylardır gına getiren güzel bir oyun var bu ay
ESO
Polat YARIŞÇI polat@gsmnet.com anlatırım ki oyunu almanıza oynamanıza gerek kalmaz, yani oynamış gibi olursunuz ehe!! Yavaş yavaş geçelim bakalım neler olacak. Ancak ondan önce şu 2 maddeden birisini seçmeniz gerekiyor:
a-Evet bu yazıyı okumayı kabul ediyorum, ne de olsa Polat ayda yılda bir oyun yazısı yazmış okumayalım mı yani? Sonuna kadar okuyacağım, sözümden dönersem kemiklerim sızlasın. İmza: b-Hayır kesinlikle kabul etmiyorum. Ben ciddi bir okuyucuyum ve oyun tanıtımlarına abartı ciddi ve kasık bir gözle bakarım. Eğer istediğim gibi bir oyun açıklaması bulamazsam bu satırlarda, yemin ederim ki gider Level ya da Pcgamer alırım görürsün gününü. Zaten amatör ruhunuzu kaybetmişsiniz İmza:
Yukarıdaki seçeneklerden birisini işaretleyip yazıya girin.. Ay ne diyorum ben? Neyse... Microprose. Bu isim bana çocukluğumun en heyecanlı dakikalarını, kazanmanın hazla karışık coşkusunu, kaybetmenin hüzünlü yüzünü, oyunlara yarı aralık halde bakan gözlerimin tam olarak açılmasını ve bilgisayarda oyun denilince kalitenin ve eğlencenin vazgeçilmezliğini hatırlatıyor. Bu firma tarafımca bu işi hakkıyla yapan ve her oyununda bana farklı şeyler sunan yüzyılın firması. Kendisine has bir tarzı ve yılların birikmiş tecrübesiyle de hala kaliteli oyunlara imza atmasını biliyor. Tycoon serilerinin bir ara yaşamımın gidişatını değiştirdiğini söylesem kaç kişi inanır? Bir Railroad Tycoon için finans ve ekonomi tarihini oturup okudum desem inanır mısınız? İnanın bence bir zararı olmaz. Ayrıca niye yalan söyleyeyim ki? Hayır yalan söylerim ama ve MEG Polat'a soruyor...
MEG: Olm Polat! Sen niye bu oyunu? Sapıttın yine sanırım.. Pol: Bilmiyormuş gibi sorma bi
MEG: Yine yazarın teki Klik”
yaptı di mi? Pol: Bile bile soruyorsun bi — MEG: He he! Ama iyi olmuş yüzyıllardır oyun açıklamıyordun.. Pol: Dergi film eni be yetişmezse A bekleyeceğini söylersem tehdit olur mu? İ| hel Ay çok komik. Klavye de eline yakıştı. açıkla oyunu bari. Space Ace rezaletine ber Pol: Gitsene olm başımdan MEG: Yazacaksın tabii, © İli köpek gibi yazacaksın hem de. He he! gülüyorum kusura bakmıyorsun di mi
Pol: Bari aşağı in diet kola al, işe yara MEG: He he, alsam mı, almasam mı tam karar veremiyorum. Pol: İkindi vaktine eğlence olduk, sorarım ben bunun hesabını MEG: He he, gülsem mi, gülmesem mi ona da karar Pol: İğreniyorum senden ve diet kola istiyorum MEG: He he hece, yaz oyunu ilk oynadığınızda sakın burda söylemenin bi alemi yok, attırmayın tepemi (he he, nerden nereye, uyarmıştım sizi!), İşte bu Microprose uzun zamandır beklenen Majesty oyununu piyasaya sürdü. E tabii bu firmanın hayranı olarak oyunu alıp oynamadan duramazdım. Fakat yazacağım hiç aklıma gelmezdi ya neyse, dönmeyelim tekrar o konuya. Şakağımdaki atardamar şişiyor sonra:). Oyun Real Time Strateji. Ama bu biraz daha ilginç bir RTS. Şimdi RTS'leri nasıl bilirsiniz? Önce klasik Strateji anlayışına bakalım: Burda risk gerçekleşir ve.. ay bu reklamdı di mi? Pardon. Oyunumuz RTS ama bildiğimiz RTS anlayışında değil. Yani illa ki resource, üret, tüket ve savaş döngüsünde ilerlemiyor (savaş var tabii ama.. okuyun okuyun!). Şöyle anlatayım: Bir krallığın başındasınız ve gelişip krallığınızı ölülerin kemikleri üzerine kurmak, yükselerek adınızı kanlı harflerle tarihe yazdırmak istiyorsunuz (ay yine abarttım:). Bu sırada size bir prensi kurtarma, koruma ya da lanetli bir büyücünün şatosunu yerle bir etme gibi görevler veriliyor (görev kısımları fantastik, zaten fantastik sim. diye tanıtılıyor oyun, belli bir konsept üzerinde ilerliyor). Klasik RTS'lerde yapmanız gereken resource bulup bunların yardımıyla bina inşa edip, güçlü bir ordu yaparak görevi tamamlamak. Bunun güzel örneklerini zaten defalarca oynadınız. Majesty'de ise resource yok. Başlangıç da belli bir altınınız var ve -eğer dememiz gerekiyorsa- tek resource'sunuz bu altın (krallığın hazinesi diyor oyundaki kızgın voice-over), Bundan başka bişey yok. Peki altın bitince ben nerden bulacağım altını? Altın olmazsa bina yok, asker yok, büyücü yok. E nasıl? diye sorabilirsiniz.
Oynac köpek kapatmayın
İşte Majesty'i zevkli ve farklı kılan özelliği bu: Yani altınınız biterse oyunun belli bir ekonomi üzerinde ilerlemesi (Age of Kings'de bu durum işkence verici olmakla beraber bir süre oyun altın savaşına dönüşüyor). Yine Klasik RTS'lerde her birimden çıkan askerleri ya da orduyu tek tek kontrol edebiliyorken, Majesty'de ise bu da kaldırılmış. Askerleri, büyücüleri vs.vs. öyle “move, attack" gibi komutlarla yönetmiyorsunuz. Aslında hiç müdahale edemiyorsunuz. İlk gördüğünüz de “bu ne!” diyebilirsiniz. Sakın kapatmayın, bir süre sonra seveceksiniz. Çünkü oyunun bu kısmı Yapay Zeka'nın halledeceği bir duruma getirilmiş. Siz askerleri, büyücüleri üretiyorsunuz ve onlar yapılması gerekeni yapıyorlar. Bu, oyunun en ilginç özelliği. Sanırım Programcılar yapay zekaya biraz yüklenmişler. Çünkü olaylar sizin kafanızda şekillendiği gibi yürümüyor. İşte oyunu zevkli kılan bir unsur daha: siz ülkenize hizmet veriyorsunuz ve ülke de yapılması gerekeni yapıyor. Askerler savaşıyor, büyücüler gelişiyor ve büyü yapıyor, Guard'lar şehri koruyor, Ranger'lar hem araştırıp hem savaşıyor vs. vs. Siz ise binaları kuruyorsunuz, önlem alıyorsunuz ve tek kontrol olan “Flag Kontrolünü” sağlıyorsunuz. Bunu sonra açıklayacağım. Bir bina da sorun varsa hemen işçiler gidip onarıyorlar, Her bina krallığa vergi ödüyor ve bunlar için işçi veya başka birşey üretmiyorsunuz. Bi dakika yazı kontrolden çıkmadan size bir senaryo üzerinde açıklama yapacağım, Bunun yanında Yaklaşık 400 Menü ve ikonun ne işe yaradığını açıklamamı istemiyorsunuz di mi? Güzel. Zaten bu tip oyunların müşterileri belli. Oyunun arabirimi rahat olunca bu gıcık menü ve ikonları açıklamanın da bir manası yok (yırttık galiba). Zaten oyunu öğrenme süresi 15 veya 20 dakika sürüyor (Learning Curve diyor buna gavur). Hangi binanın ne gibi özellikleri olduğu ya da hangi savaşçının nereden üretildiğini bulmak ve anlamak kolaydan da öte, Bu yüzden bunları geçiyorum. Oyuncular
3 OYUNLAR
Paladin: Adaletin koruyucuları. Temple Of Darius'u yaptığınız anda Paladinler krallığı onurlandıracaktır. Güçlü ve tehlikeli. Daha ne?
Ranger: Keşfetmenin ve aynı zamanda savaşmanın sanat olduğu yerde
Onlar sizin uzakları hemen bulur bunları. Ben şimdi size oyunun önemli noktalarını ve Stratejilerini anlatacağım. Ama önce bir sigara ve Diet kola molası vermem lazım... ne olmaz mı? O zaman aşağıdaki paragrafa geçin hemen:
Play Game: Oyuna başlamak için burayı kul... ay ne yapıyorum ben ya? Bak menü açıklıyordum az kalsın. Oyun yazmaya yazmaya ne hale geldik. Neyse devam edelim. Oyun aslında Multiplayer hemen belirteyim. Single Mission'lar çok çok kolay. Arada görece zor olanları var ama katlanacağınız bir hantallıkla onlarda bitiyor en nihayetinde. Yani oyundan maksimum zevki almak istiyorsanız size önerim multiplayer oynamanız. Bu çok önemli gerçeği de açıkladıktan sonra size söylenmesi gereken bazı şeyleri söylemeyi kendime görev addediyorum. Ardania topraklarında hiçbir şey garanti değil, Her yerde bir sorun ve düzensizlik var. Kaosun diğer adı Ardania. Bu topraklara askerler, büyücüler ve... Yani hikayeyi boşverin ler bir göreve başladığınızda size bir demek i: hikaye anlatılıyor ve esas yapmanız gereken söyleniyor. Burada sadece yapmanız gereken şeyi bilmelisiniz. O kadar. Multiplayer demiştim.. Her şeyi kontrol ettiğiniz yer Kale. Buradan askerleri, genel gidişatı, binaları kısacası her şeyi görebilirsiniz. Oyunun ilginç özelliklerinden birisi de daha başlar başlamaz Ardania topraklarının lanetli yaratıklarının köyünüzde boy göstermesi. Hatta daha ilk binanızı kurarken bile işçilerinize saldırması. Güzel bence. Çünkü doğal bir ortam yaratılmış ve bu ortamda hiçbir şeyin normal olmayacağı düşünülmüş. Başlarken kolay bir senaryo seçmenizi öneririm, böylece oyuna ısınırsınız. “Rescue the prince” veya “The wizard's curse" senaryoları uygun mesela, Senaryoya başlarken ilk yapmanız gereken Kale'yi
Mutlaka üretin...
Warrior: Krallığınızın bel kemiği. Level'ı artan bir savaşçının önünde pek az şey durabilir.
Ama büyücülere karşı son derece zayıflar.
Cultist: İlk başlarda oldukça zayıf olmalarına rağmen daha sonra geliştikçe değişik büyüler kullanan tehlikeli bir ölüm makinası oluyor.
Dwarf: Hasar veren aletler yapmakta uzman olan dwarf'lardan mutlaka yapın. Özellikle Elf ve Gnome'ların başına gerçek bir bela. Sınırlı ama efektif büyüleriyle yapmalısınız. Sanırsınız adalet melekleri. Her an gözünüz krallığa lazım...
seveceksiniz...
Priestess: Ölümün her yerde kol gezen hali. İyi yetişmiş bir priestess ölümcül büyüleriyle hem size zaferler kazandırabilir ya da mezara gönderebilir. Çok dikkat.
Rogue: Her yere girer, zehir ve arkadan haince saldırır. Düşmanlarınız için tehlikenin sinsi ayak sesi. Yapabildiğiniz kadar yapın...
SD Wizard: İşte ordunuzun esaslı BA savaşçıları. güç olduğunun gerçek kanıtı. Büyüleriyle adınızı tarih yapar, düşmanların adını ise ları
V mezartaşlarına kazdırır...
Healer: Sağlığın sıkı takipçileri. İyi bir Healer (research) her zaman savaşçılarınızı kendilerinden daha iyi koruyacaktır. İkinci bir Monk: Ruhun ve bedenin gerçek koruyucuları, aynı zamanda zırh gibi işaretleyip Buildings'den “Warrior Guild"i kurmanız (ay yaa, bunları anlatmak gerekiyor di mi? Size kamerdeki maceralarımı anlatsam? Hayır mı? Peki ne yapalım! devam...). Gördüğünüz gibi 2 işçi çıkıp binayı işaretlediğiniz yere kurmaya başlayacak. İlk olarak bu binayı kurmanızın şöyle bir önemi var: Diğer binaları kurana kadar size saldıran yaratıklardan warrior guild sayesinde kurtulmanız. Zira başlangıçta diğer binaları kurarken hemen savaşçı üretip bunlara saldırabilirsiniz (kendileri otomatik saldırıyor!). Warrior's guild'i kurduktan sonra hemen Guard House ve Blacksmith kurmalısınız. Black Smith askerlerinizin silah ve zırhlarını geliştirmek için kullanılır. Guard House ise kasabanızı korur. Bunlar başlangıçta yapılması gerekenler (single veya multiplayer). Oynadığınız senaryoya göre kuracağınız veya kuramayacağınız birimler var. Eğer Beginner bir senaryo seçerseniz wizard guild kuramıyorsunuz. Advanced senaryo seçtiğinizde ise herşeyi kurabiliyorsunuz. En başta size verilen altının dışında çevreye dağılmış altın sandıkları var (Treasure Chest diyor gavur!). Onları açıp hemen altınları alın diycem ama denemeyin bile. Majesty'de bir şey yapmak öyle göründüğü kadar kolay değil. O altınları almak istiyorsanız savaşçılarınızın onları keşfetmesini bekleyeceksiniz. Ve en iyi keşfi savaşçılar değil Ranger'lar yapıyor. Yani bir sonraki binanız “Ranger guild” olmalı. Ranger'lar aynı zamanda haritayı açıp başka yerleri de başarıyla keşfedebiliyorlar. Binaları kuracağınız yerleri de iyi seçmelisiniz. Mesela Guard house kurarken açık alanları tercih edin. Çünkü bu açık alanlardan gelen uğursuz misafirler kasabanıza gelince “ben tanrı misafiriyim” demiyor ve direk girişmeye başlıyor. Burdaki yapay zekayı pek sevmedim açıkçası. Çünkü yaratıklar biraz şapşalca saldırıyor. Mesela bir binaya saldırdığı sırada bi anda karar değiştirip işçilerinize saldırabiliyor. Zira aynı yapay zeka savaşçı ürettiğinizde o savaşçıları cehennemin dibine kadar götürebiliyor ya da haritada deli danalar gibi dolaştırabiliyor. Programcılar bunun da önlemini almışlar ve Warrior's Guild'e "Call to Arms” isimli bir seçenek koymuşlar. Bu seçenek köyünüze baskın olduğunda ve yeteri kadar askeriniz olmadığında işe yarıyor. Bastırıyorsunuz 500 altıncığı ve gezgin savaşçıları köyünüze en yakındaki yaratığa saldırmaya başlıyor.
T için de geçerli. Oyundaki efektif tek kontrol “Flag” kontrolü. Bu size oldukça avantaj sağlayan bir kontrol, şöyle ki: Araştırmak istediğiniz ya da saldırmak istediğiniz bir yere Kale'den “rewards” seçeneği ile explore veya attack flag koyabiliyorsunuz. Bu flagları koyarken de belli bir altın yatırıyorsunuz tabii. Yani para burda da esas mesele. Ne kadar çok altın koyarsanız ordunuz o kadar çabuk harekete geçecektir. Özellikle görevlerde bunu mutlak kullanmalısınız. Ranger'lar yok etmek istediğiniz bir yeri keşfettiğinde size zaten mesaj geliyor. Sizde haritanın o bölgesine gidip “attack flag” diyorsunuz ve altın miktarını belirliyorsunuz. Birkaç dakika sonra güçleriniz oraya kuduz köpekler gibi saldırıyor. Explore Flag'ı ise belli bir yeri keşfetmek için kullanıyorsunuz.
bu ne kadar önemli olduğunu göreceksiniz.
e bel Yargı Bekçileri ve memurları (kısaca böyle diycem) bunları gelip acımadan alıyor. İsterseniz bazı binaların vergi vermemesini sağlayabilirsiniz ama hiç tavsiye etmiyorum. Devleti kandırmak yok, yüzsüzlük hiç yok (mesaj da yok!). Köyünüz geliştiğinde evler meydana çıkıyor (siz kurmuyorsunuz). Ve bunlarda ekonominin birer döngüsü oluyor. Market Place neredeyse ekonominin kalbi niteliğinde. Trading Post kurduğunuzda caravan'lar marketplace'e altın taşıyorlar. Bu ikisini mutlaka kurmalısınız. Zaten bir süre sonra ekonomi kendi kendine işliyor. Ranger'ların bulduğu altın sandıkları da oldukça işe yarıyor zaten. Oyunda bazı önemli yapılar var kurmanız gereken. Aslında açıklamayıp sizin tecrübe etmenizi isterim ama dayanamıycam, bunları açıklamak istiyorum. Ne var ya? Olamaz mı? Hür irademle istiyorum işte: The Blacksmith: Kısacası silah ve zırh geliştirmek için. Dwarf'lara ve askerlere oldukça faydalı bu bina. Yapmanız kanun gereği. Trading Post: Bu bina Marketplace olduğu zaman işe yarıyor. Buradan bir caravan (atlı araba işte!) çıkıyor ve marketplace ile ticaret yapıyor. Oldukça yararlı bir bina, fakir bir krallık, krallık değildir. Yapın.
The MarketPlace: Bu bina mutlaka kurulması gerekenlerden. Hem Trading Post binası ile ticaret halinde (yani altın geliyor) hem de kahramanlarınıza healing potion, protection ring gibi yararlı aletler sağlıyor. Bu binayı yapmazsanız çok çekeceğiniz var. Savaşçılarınızın da dinlenmeye ihtiyacı var, duyun biraz ve yapın şunu. The Library: Özellikle Wizard'ların işine yarayan son derece önemli bir bina. Bu binadan büyü research ediyorsunuz (altınla). Eğer yeterli paranız varsa yapmanızı tavsiye ederim. Bundan sonra büyü gücünüz artıyor ve büyücülerinizin tamamı ölüm makinasına dönüşüyor. Single Player'ı unutun, Multiplayer'da büyücülerin önemini anlayacaksınız. Para biriktirin, har vurup harman savurmayın. Binalardan bahsetmişken bir şey söylemeyi unutuyordum az kalsın. O da binalarınızın Level atlaması ve research yapabilmesi. Her kurduğunuz binanın belli bir Level'ı var. Ve bu level binaya ait tüm research'leri yaptığınızda yükseliyor (bir mouse kliklemesiyle:). Mesela Marketplace'e tıkladığınızda “research” butonu göreceksiniz. Burdan bütün research'leri yaptığınızda binanın level'ını yükseltebilirsiniz. Bu durumda yine ekstra research'ler yapabilirsiniz. Kurduğunuz her binanın research'lerini yapmaya ve level'larını yükseltmeye bakın. Tabi bu 1 yapıp yapmadığınıza karar ek. Çünkü binaları yapmayı kaldırmayacaktır. Bir research'ler, level yükseltmeler ve üretilen büyücüler, elfler vs. vs. eklersek strateji kurmanız gerektiği ortaya çıkıyor (kendi kendime ben bişey yapmadım). Ve büyüler. Ah bu büyüler. Ben ne paralar harcadım bu büyüler için. Elime ne geçti? Kuru bir zafer. Neyse anılarım depreşti birden. Büyüler felaket önemli (nasıl yaa?). Bunları kullanırken ve tabii research ederken dikkatli davranmanızı öneririm. Bazı büyüleri kullanmak için gerçekten yani fiziksel olarak.. yok bu olmadı, neyse kısaca zengin olmanız gerekiyor. Çünkü bu büyüleri research ederken (the library) yeterince para gidiyor. Kullanırken de gitmesi çok sinir bozucu. Dikkatsiz davranıpta “Aaa şu büyü ne kadar güzel görünüyor, dur şu atkafanın üzerinde bi deniyim” derseniz (benim dediğimi nerden çıkardınız:) ocağınıza incir ağacı dikmiş olursunuz. Büyüleri research ettiğinizde ekranın altında görebilirsiniz. Bu büyüleri yerine göre Wizard'lar düşmanlarının üzerinde isterseniz (evet bi kontrol noktası da burası ama çok pahalı) büyünün ikonuna tıklayın, sonra da atkafanın, ay pardon yani düşmanın üzerine tıklayın ve efekti görün. Genelde ucuz büyüler pek etkili olmuyor. Ama pahalıları işe yarıyor. Zengin olduğunuz zaman kralısınız. Biliyorsunuz di mi? Eh sonlara geldik. Bi kaç şey söyleyip kendimi huzurlarınızdan def edeyim diyorum: 1- Dwarf üretmeye bakın. Bunlar acayip mekanik şeyler yapıyorlar. 2- Bu yazıyı yazması gereken kişiyi elime bir geçirsem at kafa yapacağım kendisini. Hala inanamıyorum böyle bi kazık yediğime... 3- Microprose iyi firma demiş miydim daha önce? Unuttum da. 4- Büyü işine önem verin, büyücü olun, büyücü yaratın. Büyülerle ilgili tüm research'leri yapmaya bakın. Altın sıkıntısı çekiyorsanız mutlaka Trading Post kurun, tabii MarketPlace'i unutmayın. 5- Oyunda anladığınız üzere direk kontrol yok. Siz üretiyorsunuz, onlar gerekeni yapıyorlar. Çok güzel geldi bana bu. Ne öyle asker üret tut ve saldırt. İşçilerle rush yap (age of kings) ya da 3 sene tabii ki büyü.
DRYAD: Kahramanların başındaki en ilginç bela. Sanki onlarla dalga geçer gibi. İdi bir ormanda görülür! Yakın, kurban edin.
MEDUSA: Yılan kadın ve yılan ölüm. Her yerde varlar. İmkansız ama koruyun bu.
Ölümleri ile lanetli yaratıktan.
MINATOUR: Kendilerini sadece beş etmeye adamış bu uzak durun. Genellikle yıkılmış kalelerin gölgelerinde bulunuyorlar.
Son zamanların en en eğlenceli RTS'si SİSTEM:
DRAGON: Kanatlı ölümün diğer adı. Nefesi ile savaşçılarınızı duman ediyor. Bu sapık hayvanlara karşı en etkili silah iğrenç anda
HARPY: Hastalık taşıyan kötü ve lanetli kadın. Üstelik kuşgillerden. Bataklık ve harabeleri çok seviyor. Explore Flag ile keşfedin ve yok edin, beklet sonrada dandik bir oyun üret (Tiberian Sun). Sevmiyorum Tiberian Sun'ı. Bakın sinirden isminin baş harflerini bile küçük yazıyorum. 6- Bu yazarların sorunu bu işte. Yazma aşkı denen bir şeyin farkında değiller. Bir kaçı hariç... 7- Sosyal hayat zeka ister, buna sosyal zeka denir. Sürekli bir şeyleri şikayet eden ve en ufak bir plan program yapmadan bir şeylere bahane bulan ya da yakınan insanın sosyal zekasının bir gram gelişmediğine inanıyorum. Bu 5 saniyede bilmem ne problemini çözmekten daha önemli tabii (ne anladınız burdan?) 8- Ben şunu merak ediyorum: Kendine yazar sıfatı takan her kişinin ayda cüzi bir miktarda yazı yazmasında ne gibi
“bir zorluk olduğu, ilerimizde en çok destek beklediklerimizle neden yazarların ortak yanı yazısı ve fazlalıklarını tamamen
)Overdose'a mail at katfa olsun (burda bari yapma be adam) | 10- Overdose... ceee, neyse... İyi Majesty, ama single player olarak değil de multiplayer oynarsanız hayatınızın rengi değişecek (tamam o kadar değil!). Microprose iyi iş çıkarmış her zaman ki gibi. Hani bu firma Tetris yapsa oynarım öyle söyleyeyim (amma da övdük be!). Şimdilik gidiyorum. Bir daha ki oyun yazısında görüşmek üzere diyeceğimi sanıyorsanız aldanıyorsunuz, Yoksa aldanan ben miyim? En son böyle bir şey söylemiştim ve şimdi yazmak zorunda kaldım. Her ne kadar hıyar bir yazarımızın sorumsuzluğu yüzünden olsa da, O zaman şöyle düzelteyim: Bir daha ki Gameshow'da yazarlardan herhangi birisinin saçma sapan işleri çıkar ve elindeki yazısını yazmazsa işte o zaman ben alır o yazıyı yazarım. Başımda o yazardan 10 bin kat daha fazla işim olmasına rağmen... Hoşçakalın ve Overdose'a uğramayı ihmal etmeyin... Orda daha çok işimiz var.
RATMAN: Kocaman yürüyen ve silah kullanan fare. Genellikle işçilerinize ve binalarınıza sık sık saldırıyor. Acilen yok edilmeli
ROCK GOLEM: Kötü büyücüler tarafından yaratılmış taş ölüm. Öldürülmesi oldukça zor. Enerjisini binalardan alıyor. Neyse ki bir kağnı kadar yavaş
TROLL: Öldürülmesi zor olan bir yaratık daha. En büyük özelliği zarar aldığında kendini yenilemesi. Büyü kullanılması lazım. Savaşçılarla zor ölüyor.
WEREWOLF: Lanetlenmiş hayvansal ölüm. Onu bu lanetten kurtarmanın tek yolu var: Yok etmek ve lanetli ruhunu huzura kavuşturmak.
RUSTSPITTER: Tüküren ölüm. Yere oturup asit tükürüyor. Oldukça tehlikeli. Özellikle tükürdüğü asit savaşçıların zırhlarını parçalıyor.
Real Time Strateji
P200 32 MB RAM/ 300 MB HD/ Win 95-98