Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 32
MEG: Olm Polat! Sen niye bu oyunu? Sapıttın yine sanırım.. Pol: Bilmiyormuş gibi sorma bi
MEG: Yine yazarın teki Klik”
yaptı di mi? Pol: Bile bile soruyorsun bi — MEG: He he! Ama iyi olmuş yüzyıllardır oyun açıklamıyordun.. Pol: Dergi film eni be yetişmezse A bekleyeceğini söylersem tehdit olur mu? İ| hel Ay çok komik. Klavye de eline yakıştı. açıkla oyunu bari. Space Ace rezaletine ber Pol: Gitsene olm başımdan MEG: Yazacaksın tabii, © İli köpek gibi yazacaksın hem de. He he! gülüyorum kusura bakmıyorsun di mi
Pol: Bari aşağı in diet kola al, işe yara MEG: He he, alsam mı, almasam mı tam karar veremiyorum. Pol: İkindi vaktine eğlence olduk, sorarım ben bunun hesabını MEG: He he, gülsem mi, gülmesem mi ona da karar Pol: İğreniyorum senden ve diet kola istiyorum MEG: He he hece, yaz oyunu ilk oynadığınızda sakın burda söylemenin bi alemi yok, attırmayın tepemi (he he, nerden nereye, uyarmıştım sizi!), İşte bu Microprose uzun zamandır beklenen Majesty oyununu piyasaya sürdü. E tabii bu firmanın hayranı olarak oyunu alıp oynamadan duramazdım. Fakat yazacağım hiç aklıma gelmezdi ya neyse, dönmeyelim tekrar o konuya. Şakağımdaki atardamar şişiyor sonra:). Oyun Real Time Strateji. Ama bu biraz daha ilginç bir RTS. Şimdi RTS'leri nasıl bilirsiniz? Önce klasik Strateji anlayışına bakalım: Burda risk gerçekleşir ve.. ay bu reklamdı di mi? Pardon. Oyunumuz RTS ama bildiğimiz RTS anlayışında değil. Yani illa ki resource, üret, tüket ve savaş döngüsünde ilerlemiyor (savaş var tabii ama.. okuyun okuyun!). Şöyle anlatayım: Bir krallığın başındasınız ve gelişip krallığınızı ölülerin kemikleri üzerine kurmak, yükselerek adınızı kanlı harflerle tarihe yazdırmak istiyorsunuz (ay yine abarttım:). Bu sırada size bir prensi kurtarma, koruma ya da lanetli bir büyücünün şatosunu yerle bir etme gibi görevler veriliyor (görev kısımları fantastik, zaten fantastik sim. diye tanıtılıyor oyun, belli bir konsept üzerinde ilerliyor). Klasik RTS'lerde yapmanız gereken resource bulup bunların yardımıyla bina inşa edip, güçlü bir ordu yaparak görevi tamamlamak. Bunun güzel örneklerini zaten defalarca oynadınız. Majesty'de ise resource yok. Başlangıç da belli bir altınınız var ve -eğer dememiz gerekiyorsa- tek resource'sunuz bu altın (krallığın hazinesi diyor oyundaki kızgın voice-over), Bundan başka bişey yok. Peki altın bitince ben nerden bulacağım altını? Altın olmazsa bina yok, asker yok, büyücü yok. E nasıl? diye sorabilirsiniz.
Oynac köpek kapatmayın
İşte Majesty'i zevkli ve farklı kılan özelliği bu: Yani altınınız biterse oyunun belli bir ekonomi üzerinde ilerlemesi (Age of Kings'de bu durum işkence verici olmakla beraber bir süre oyun altın savaşına dönüşüyor). Yine Klasik RTS'lerde her birimden çıkan askerleri ya da orduyu tek tek kontrol edebiliyorken, Majesty'de ise bu da kaldırılmış. Askerleri, büyücüleri vs.vs. öyle “move, attack" gibi komutlarla yönetmiyorsunuz. Aslında hiç müdahale edemiyorsunuz. İlk gördüğünüz de “bu ne!” diyebilirsiniz. Sakın kapatmayın, bir süre sonra seveceksiniz. Çünkü oyunun bu kısmı Yapay Zeka'nın halledeceği bir duruma getirilmiş. Siz askerleri, büyücüleri üretiyorsunuz ve onlar yapılması gerekeni yapıyorlar. Bu, oyunun en ilginç özelliği. Sanırım Programcılar yapay zekaya biraz yüklenmişler. Çünkü olaylar sizin kafanızda şekillendiği gibi yürümüyor. İşte oyunu zevkli kılan bir unsur daha: siz ülkenize hizmet veriyorsunuz ve ülke de yapılması gerekeni yapıyor. Askerler savaşıyor, büyücüler gelişiyor ve büyü yapıyor, Guard'lar şehri koruyor, Ranger'lar hem araştırıp hem savaşıyor vs. vs. Siz ise binaları kuruyorsunuz, önlem alıyorsunuz ve tek kontrol olan “Flag Kontrolünü” sağlıyorsunuz. Bunu sonra açıklayacağım. Bir bina da sorun varsa hemen işçiler gidip onarıyorlar, Her bina krallığa vergi ödüyor ve bunlar için işçi veya başka birşey üretmiyorsunuz. Bi dakika yazı kontrolden çıkmadan size bir senaryo üzerinde açıklama yapacağım, Bunun yanında Yaklaşık 400 Menü ve ikonun ne işe yaradığını açıklamamı istemiyorsunuz di mi? Güzel. Zaten bu tip oyunların müşterileri belli. Oyunun arabirimi rahat olunca bu gıcık menü ve ikonları açıklamanın da bir manası yok (yırttık galiba). Zaten oyunu öğrenme süresi 15 veya 20 dakika sürüyor (Learning Curve diyor buna gavur). Hangi binanın ne gibi özellikleri olduğu ya da hangi savaşçının nereden üretildiğini bulmak ve anlamak kolaydan da öte, Bu yüzden bunları geçiyorum. Oyuncular
3 OYUNLAR
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 33
Paladin: Adaletin koruyucuları. Temple Of Darius'u yaptığınız anda Paladinler krallığı onurlandıracaktır. Güçlü ve tehlikeli. Daha ne?
Ranger: Keşfetmenin ve aynı zamanda savaşmanın sanat olduğu yerde
Onlar sizin uzakları hemen bulur bunları. Ben şimdi size oyunun önemli noktalarını ve Stratejilerini anlatacağım. Ama önce bir sigara ve Diet kola molası vermem lazım... ne olmaz mı? O zaman aşağıdaki paragrafa geçin hemen:
Play Game: Oyuna başlamak için burayı kul... ay ne yapıyorum ben ya? Bak menü açıklıyordum az kalsın. Oyun yazmaya yazmaya ne hale geldik. Neyse devam edelim. Oyun aslında Multiplayer hemen belirteyim. Single Mission'lar çok çok kolay. Arada görece zor olanları var ama katlanacağınız bir hantallıkla onlarda bitiyor en nihayetinde. Yani oyundan maksimum zevki almak istiyorsanız size önerim multiplayer oynamanız. Bu çok önemli gerçeği de açıkladıktan sonra size söylenmesi gereken bazı şeyleri söylemeyi kendime görev addediyorum. Ardania topraklarında hiçbir şey garanti değil, Her yerde bir sorun ve düzensizlik var. Kaosun diğer adı Ardania. Bu topraklara askerler, büyücüler ve... Yani hikayeyi boşverin ler bir göreve başladığınızda size bir demek i: hikaye anlatılıyor ve esas yapmanız gereken söyleniyor. Burada sadece yapmanız gereken şeyi bilmelisiniz. O kadar. Multiplayer demiştim.. Her şeyi kontrol ettiğiniz yer Kale. Buradan askerleri, genel gidişatı, binaları kısacası her şeyi görebilirsiniz. Oyunun ilginç özelliklerinden birisi de daha başlar başlamaz Ardania topraklarının lanetli yaratıklarının köyünüzde boy göstermesi. Hatta daha ilk binanızı kurarken bile işçilerinize saldırması. Güzel bence. Çünkü doğal bir ortam yaratılmış ve bu ortamda hiçbir şeyin normal olmayacağı düşünülmüş. Başlarken kolay bir senaryo seçmenizi öneririm, böylece oyuna ısınırsınız. “Rescue the prince” veya “The wizard's curse" senaryoları uygun mesela, Senaryoya başlarken ilk yapmanız gereken Kale'yi
Mutlaka üretin...
Warrior: Krallığınızın bel kemiği. Level'ı artan bir savaşçının önünde pek az şey durabilir.
Ama büyücülere karşı son derece zayıflar.
Cultist: İlk başlarda oldukça zayıf olmalarına rağmen daha sonra geliştikçe değişik büyüler kullanan tehlikeli bir ölüm makinası oluyor.
Dwarf: Hasar veren aletler yapmakta uzman olan dwarf'lardan mutlaka yapın. Özellikle Elf ve Gnome'ların başına gerçek bir bela. Sınırlı ama efektif büyüleriyle yapmalısınız. Sanırsınız adalet melekleri. Her an gözünüz krallığa lazım...
seveceksiniz...
Priestess: Ölümün her yerde kol gezen hali. İyi yetişmiş bir priestess ölümcül büyüleriyle hem size zaferler kazandırabilir ya da mezara gönderebilir. Çok dikkat.
Rogue: Her yere girer, zehir ve arkadan haince saldırır. Düşmanlarınız için tehlikenin sinsi ayak sesi. Yapabildiğiniz kadar yapın...
SD Wizard: İşte ordunuzun esaslı BA savaşçıları. güç olduğunun gerçek kanıtı. Büyüleriyle adınızı tarih yapar, düşmanların adını ise ları
V mezartaşlarına kazdırır...
Healer: Sağlığın sıkı takipçileri. İyi bir Healer (research) her zaman savaşçılarınızı kendilerinden daha iyi koruyacaktır. İkinci bir Monk: Ruhun ve bedenin gerçek koruyucuları, aynı zamanda zırh gibi işaretleyip Buildings'den “Warrior Guild"i kurmanız (ay yaa, bunları anlatmak gerekiyor di mi? Size kamerdeki maceralarımı anlatsam? Hayır mı? Peki ne yapalım! devam...). Gördüğünüz gibi 2 işçi çıkıp binayı işaretlediğiniz yere kurmaya başlayacak. İlk olarak bu binayı kurmanızın şöyle bir önemi var: Diğer binaları kurana kadar size saldıran yaratıklardan warrior guild sayesinde kurtulmanız. Zira başlangıçta diğer binaları kurarken hemen savaşçı üretip bunlara saldırabilirsiniz (kendileri otomatik saldırıyor!). Warrior's guild'i kurduktan sonra hemen Guard House ve Blacksmith kurmalısınız. Black Smith askerlerinizin silah ve zırhlarını geliştirmek için kullanılır. Guard House ise kasabanızı korur. Bunlar başlangıçta yapılması gerekenler (single veya multiplayer). Oynadığınız senaryoya göre kuracağınız veya kuramayacağınız birimler var. Eğer Beginner bir senaryo seçerseniz wizard guild kuramıyorsunuz. Advanced senaryo seçtiğinizde ise herşeyi kurabiliyorsunuz. En başta size verilen altının dışında çevreye dağılmış altın sandıkları var (Treasure Chest diyor gavur!). Onları açıp hemen altınları alın diycem ama denemeyin bile. Majesty'de bir şey yapmak öyle göründüğü kadar kolay değil. O altınları almak istiyorsanız savaşçılarınızın onları keşfetmesini bekleyeceksiniz. Ve en iyi keşfi savaşçılar değil Ranger'lar yapıyor. Yani bir sonraki binanız “Ranger guild” olmalı. Ranger'lar aynı zamanda haritayı açıp başka yerleri de başarıyla keşfedebiliyorlar. Binaları kuracağınız yerleri de iyi seçmelisiniz. Mesela Guard house kurarken açık alanları tercih edin. Çünkü bu açık alanlardan gelen uğursuz misafirler kasabanıza gelince “ben tanrı misafiriyim” demiyor ve direk girişmeye başlıyor. Burdaki yapay zekayı pek sevmedim açıkçası. Çünkü yaratıklar biraz şapşalca saldırıyor. Mesela bir binaya saldırdığı sırada bi anda karar değiştirip işçilerinize saldırabiliyor. Zira aynı yapay zeka savaşçı ürettiğinizde o savaşçıları cehennemin dibine kadar götürebiliyor ya da haritada deli danalar gibi dolaştırabiliyor. Programcılar bunun da önlemini almışlar ve Warrior's Guild'e "Call to Arms” isimli bir seçenek koymuşlar. Bu seçenek köyünüze baskın olduğunda ve yeteri kadar askeriniz olmadığında işe yarıyor. Bastırıyorsunuz 500 altıncığı ve gezgin savaşçıları köyünüze en yakındaki yaratığa saldırmaya başlıyor.