Might&Magic VIII: Day of the Destroyer

Mighz ® Day

Seri

bu şekilde devam ederse

(Röntgen

renklerine dikkat! son teknoloji!)

Göz ve beyin akması: - Sorun nedir doktor bey? Kurtulacak mıyım? - Sinirlerin çok bozuk, gözlerin de yakında yerlere akacak. Ok çıkan yerlere dikkat. Ayrıca dişlerin de yakında dökülecek ama o benim alanım değil. Might&Magic mi oynuyorsun? - Evet - Köydeki Portal'ı nasıl bulurum? - Saçmalamayın Doktor!

ARI. Eklem deformasyonu

- Sorun nedir doktor bey? Kurtulacak mıyım? - Elinin körü! Yani biz buna tıp dünyasında eklem deformasyonu deriz. Latince ismini bilmiyorum. Ok çıkan yerlere dikkatli bakarsan eğer... - Bana ne oklardan! Kurtulacak mıyım? - Büyük bir ihtimalle Might&Magic oynuyorsun, sanırım o yüzden. Sahi nasıl level atlarım oyunda? - Elimin tersiyle çakarım şimdi doktor!

Extraselüler hücre ve omurga patlaması: - Sorun nedir doktor bey? Kurtulacak mıyım? - Bilmiyorum. Milyonda bir görülen bir hastalığa yakalanmışsın. Daha önce hiç Might&Magic oynadın mı? Küçükken filan? - Doktor bey ne alakası var, ayrıca oradaki diet kola kutusunun ne alakası var? Korkuyorum! - Ben de! Korkarım seni şehir mezarlığına sevk edeceğim. Ha bi de oyundaki en güçlü büyü hangisi? Gider ayak bunu söyle bari... - En güçlü büyü sağlık efendim sağlık!

© sonuç: -HAHAHA!! Sorun ne doktor? kurtulacak mısınız? -Hay bin röntgen!! Evladım nasıl bu hale geldin sen? - Daha önce hiç Might&Magic oynadınız mı? - Yüce Hipokrat yardım et bana! - Gelin doktor bey uzanın şöyle. Biraz acıyacak, endişelenmeyin! Ha ha ha!

MagicVIII the Destroyer

Uzun bir yolun başındayız. Şu ana kadar size GameShow'da yaptığım en uzun açıklamalardan biriyle karşınızdayım. Ve bu demektir ki hayatımın en uzun gecelerinden birinin de başındayım, bu daha kişisel (insana önem veren, bireylerle ilgilenen gençlik). Gevşek bir yazı yazacağım haberiniz olsun. Orkestramızın adı Beğenmeyen Dinlemesin. Seneler önceydi.... hayatımda ve GameShow'da, yazarlık yaptığım ilk aylar. Ve o zamanlar bilmiyordum ama, eski haliyle son aylarmış. Yazın ilk günleri. Henüz yaz başında bir sonraki sene olacaklar için endişelenecek yaşta değilim. Havalar yeni yeni ısınmış, ortalık hoş kızlarla dolu. Cebimde param, bolca da zamanım var. Yeni bilgisayar almışım. Yani, nasıl desem, genç bir erkeğin hayatında her zaman yaşamak isteyeceği günlerden birini yaşıyorum. Bir akşamüstü, Kamer'e gidiyorum. Yaz tatili planımda, ilk haftalarda oyun oynamak var. Biraz dinlenmek. Kapıdan içeriye giriyorum, o zamanlar “talepkar yazarız". Bu “talepkar yazarlık”, yazarlık hayatımın ilk dönemidir. Bir oyun yazabilmek için editörlere ricalarda bulunmak. CD'ler arasında Might&Magic VI diye bir oyun görüyorum. Hemen MEG'in masasına doğru süzülüp o oyunu yazan olup olmadığını soruyorum, yok diyor. Konuyu bağlamaya çalışıyorum zar zor, sonunda, ağızdan girip burundan çıkaraktan, alıyorum oyunu. Dünyaların bir kısmı benim. Sonra biraz orada oturuyorum, ne de olsa serseri günler. Bekleyen çekiştiren yok. MEG'lerin Age of Empires oynayışını seyrediyorum. O zamanlar ne buna ne herhangi bir Multiplayer oyuna özel bir yeteneğim olması gibi bir durum da yok ki... Ama olsun, elimden geldiğince “öğrenmeye” çalışıyorum. Sonra, akşamüstü, motora binip boğazı geçiyorum, evime dönüyorum. Karanlık odamı monitörümün ışığı aydınlatıyor. Perdelerde soluk yazılar beliriyor. Sonra CD-ROM'umu açıyorum, içine aldığım 2 CD'lik oyunun ilk CD'sini koyuyorum. CD'nin dönmesinden dolayı çıkan sürtünme sesi odada yankılanırken, biraz irkiliyorum. Heroes of Might&Magic'in yenisinin çıkacağını duyup seviniyorum, sonra... oyun başlıyor... sonrasını biliyorsunuz yani. Bilgisayar karşısında geçmiş koskoca bir ay. Yeni stil bir oyun, başarılı bir oyun, zamanının en iyisi, yapılabilmişin en son noktası. Might&Magic hakkındaki hislerimi paylaşabilin diye anlattım. Bir oyun bir insanın hayatına nasıl böyle doğru zamanda girer, onu anlattım. Zamanının en iyisi olduğunu söyledim, bir parça bile abartma yok ne mutlu ki. O zamanlar bu tür bir çok oyun vardı diyebilirim. İşin aslı, aynı günlerde ben Daggerfall'u oynamaya devam ediyordum. O zamanlar o oyunun da kölesiydim ama biraz sıkılmıştım ne yazık ki (gerçek oyun fanatikleri oyun bitince üzülür... aslında buradan yola çıkarak evliliğin aşkı bitirdiğini de kanıtlayabiliriz belki, bilmiyorum şu anda aklıma geldi). Fakat Might&Magic VI o tipte bir oyun değil. Zaten ikisini normal şartlarda karşılaştırırsak muhtemelen Daggerfall ezecektir. Ama Might&Magic geldiği zaman kendi türünün en iyisiydi. RPG, Fantezi ve Adventure öğelerini çok iyi bir şekilde karıştırmıştı. Bir bulamaç yerine bir sentez yapmayı başarmıştı. Açıkçası, oyun karşısında harcadığım saatlere iyi harcanmış saatler olarak bakıyorum. Bence tek kötü yanı, çok fazla combat olmasıydı. Yani elinizi kaldırıyorsunuz, düşmana çarpıyordu. Sonra Might&Magic VII geldi. Bir çoğu için hayal kırıklığı. “Aynı serbestliği bulamadık” dediler, yalandı. Aslında çok daha serbesttik. “Çok kolay olmuş” dediler, yalandı, çok daha zor olmuştu. “İpin ucu kaçmış" dediler... haklıydılar. İpin ucu kaçmıştı. Neden mi? Oyunu alan insanların çoğu Might&Magic VI'da bir yerlere gelmiş insanlardı. Ukalaca bir “ben bu oyunun üstadıyım” havaları vardı. Her şeyi yeniden öğrenmeyi, zorlanmayı, başaramamayı göze alamadılar. Oysa, abartısız söylüyorum, Might&Magic VII tüm zamanların en iyi 200 oyunu arasındadır. Her açıdan bir önceki oyundan çok daha iyiydi. Pekiyi niye beğenilmedi? Oyunun ipinin ucu nasıl kaçmıştı? Öyle... Size nasıl anlatsam, biraz zor olacak ama. Diyelim bir dükkana gidiyorsunuz. A ve B ürünleri var. A ürünü de, B ürünü de dükkanda tek başına olsa, ikisi de çok kaliteli oldukları için, sizin ihtiyacınızı karşılar. Bu noktada iki ürünün de dükkanda olması satıcı

Büyüler

Bü bürseniz taşa dönüşmüş birini eski haline çevirememişseniz tak yol tapınat bilir. A'yı alınca B, B'yi alınca A içinde kalır. İşte Might&Magic VII için de tam olarak böyle oldu. Zaten herkes, bu türün olabilecek en iyi oyununun o olduğunu çok iyi biliyordu. Fakat bu oyunda 6 tane Class vardı, hepsi birbirinden güzel dizayn edilmişti, ve birbirlerinden çok radikal olarak farklıydılar. Ben kendimden biliyorum, hangi 4'ünü seçerseniz seçin, oyunun bir yerinde hata yaptığınıza inanıyordunuz. Çünkü, bilgisayar oyuncusu, bilgisayar RPG'sinde “ilerleme hissi” arar. Aslında oyunu güzel yapan en önemli öğe odur. Bir noktada karakterinin gelişmesi onu mutlu eder. Yaratığın hit point'ini arttırır. Ve oyunda sizin karakterlerinizden hiç biri Archer değilse, Archer'ları promote eden adamla karşılaştığınız zaman kendinizi kötü hissediyordunuz. Normalde buna bir matematik sorusuymuş gibi bakan, ve son derece profesyonelce yaklaşan ben bile, oyunun bazı yerlerinde, yersiz yere, hata yaptığım fikrine kapıldım. Tabii insanın ruhundaki bir bozukluktan ileri geliyor da olabilir. Bütün bunlar benim görüşlerim, hatırlatayım da. İşte bütün bu söylediklerimin farkına okyanusun öbür tarafından birileri de katılıyor olacak ki, okyanusun öbür tarafından gelen bir sonraki CD'lerde bir karakter seçiyorsunuz, ve çok sınırlı bir seçim şansınız var. Tabii bunları oyundan biraz bahsettikten sonra da tartışabiliriz. Şimdi, buyurun içeri Başlıyoruz... Evet, oyunumuz, yine, 2 CD'den oluşuyor. Ve yine, bu CD'lerden biri oyunu bilgisayara yüklemek, diğeri oynamak için. Henüz sansasyonel bir bilgi vermedim. Konfigürasyon olarak çok da alık salık bir şey istemiyor. Hatta herhangi bir hızlandırıcısı olmayan 32 MB bir bilgisayarda, ama P2 400'de, güzel çalıştı. Burada dikkat etmeniz gereken nokta kesinlikle Video Accelerator kullanmamanız gerektiği, yoksa olayınız biter baştan söyleyeyim. Her nedense, “Accelerator” ile oyun daha yavaş çalışıyor. Çözmeme imkan yok, o yüzden geçiyorum. Sorunsuz bir yüklemeden sonra oyunumuza başlamaya hazırız. Diğer CD'ye geçiyoruz ve bize neler hazırlamışlar (sizin için, sadece sizin için) bakıyoruz. Earth Resistance Başlangıç vs..... E Ne yalan söyleyeyim, bu arttırır. Etkisi her yetenek puanı için 1 saattir.

| dikkat

yönetiyoruz

Deadly Swarm Bu t ile hediye olarak bozguna uğratacak bir arı sürüsü bu. Sürünür arar 5 hasar puanıdır

- Might&Magic serisi artık çıkamasın. Yeter çektiğimiz! Programcıları kara deliklere düşsün (kaç tane var ki zaten) - MEG artık şişmanlayamasın. Kibrit çöpü gibi olsun, inceldiği yerden kırılsın. - Gameshow'a önyargı ile yaklaşanların... Neyse onlar zaten lanetlenmiş. - Piyasadaki diğer oyun dergileri düzinelerce CD veremesin. Poster de veremesin. Sayfa sayıları azalsın. Hatta piyasadan çekilsin. Sonra Gameshow almaya başlasınlar :) - Yay-Sat artık yayamasın, satamasın, dağıtamasın... yok bu olmadı. Dağıtsın ama insaflı olsunlar artık be! - Zebani diet kola içemesin. Vişne suyu içsin. Geberecek yakında (bunun büyüsü de yok!) - Yazarlar yazılarını zamanında versinler. » Yazarlar yazılarını zamansız vermesinler :)

sefer başlangıç demosu o kadar da güzel değil. Yani her sefer çok güzel demolar görmeye alışıp da şımardığımızdan mı, yoksa ben mi o gün havamda değildim bilemiyorum ama ne yazık ki eski oyunların başlarında aldığım görsel zevki alamadım. Bunu konuya olan ilgisizliğimden (bu sefer senaryoyu da beğenmedim... ay ben de) de olabilir. Yani işte büyücünün biri gelip ortaya bir kazık dikmiş hikaye kısaca bu. Godot'yu Beklerken tadında bir hikaye, ki kendisi hiç sevmediğim tiyatro eserleri arasındadır. Her neyse, bunu geçtik ve hemen tüm tecrübeli oyuncular gibi Show Credits falan yapmak yerine Start A New Game ya da bu giyapta bir seçeneği seçtik ve... Karaktersiz Miyim Neyim??? Evet, her oyunun en can alıcı kısmı, istemeye gittiğiniz kızın ikram ettiği kahve, karakter kreasyonu. Nedir ne değildir, acaba yazar yazının sonuna doğru 2000 Kış Kreasyonu esprisi yapar mı, yazıyı takip edelim, öğrenelim. Ne yazık ki, ya da iyi ki, bu oyunda biz tek bir karakteri yönetiyoruz. Yanilii... Evet sanırım işler benim dediğim gibi ilerlemiş. Yazının başında bahsettiğim gibi, sanırım oyuncular bir önceki oyunundaki seçenekler selinde boğulmuşlar, ve daha “sade” bir şeyler istemişler. Tabii tüm oyunu tek başınıza bitirmeniz beklenmiyor. Bunu da daha sonra anlatalım. Aslında hatim etmedim ama size oyundaki karakterleri, ve benim “kilit” gördüğüm skill'leri biraz anlatayım. Yalnız, hazır yeri gelmişken, herkes daha önce bu oyunu oynamış olmayacağı ihtimalini göz önüne alıp biraz da karakter olayımız nedir ondan bahsedeyim. Of, çok iş var yine. Bakın bu oyunda karakteriniz, tıpkı her türlü Hack&Slash'te olduğu gibi, düşman öldürdükçe experience puanı alıyor. Bunun haricinde, RPG'lerde olduğu gibi belli hikaye halkalarını çözdüğü, belli olayları başardığı için de experience puanı alıyor. Yani, bolca puan alıyor. Fakat diğer oyunlarda olduğu gibi zart diye level atlamıyor. Onun yerine, oyun içinde level atlamasını sağlayacak olan bazı dükkanlara gidip para vermek zorunda. Nasıl yani? Yani biraz piştikten sonra, bir yerlere gidip çalışıyor, kendini geliştiriyor ve yeni level'a geçiyor. Tabii bunun için de para gerekiyor. olduğunu, paranın oyundaki önemi açısından değerlendirebilen süper zeka okuyucularımızı da tebrik ederim. Evet, şimdi level atladı, sonra

Büyüler

(air)

sanırım oyuncular daha sade bir şeyler istemişler alabileceği hasar, veya Spell Point'i, yani büyü yaptığınızda azalan, ve sıfıra inince daha fazla büyü yapamadığınız puan miktarı, artıyorlar. Tamam bunu anladık. Ama level atladıkça karakter sadece daha zor ölüp daha çok mu büyü yapabiliyor? Tabii ki hayır. Bu konuda önemli olan kavram, skill'ler. Yani karakterinizin bildikleri. Kılıç kullanmaktan büyü yapmaya kadar her şey skill'ler ile belirleniyor. Bence oyunda kesin karakterlerinizden birinin (ne? Bir karakteriniz yok muydu sadece? Demek öyle değilmiş, yazıyı takip edin daha neler öğreneceksiniz bakın) sahip olması gerektiğine inandığım yazayım da siz bu skill ne menem bir şeymiş anlayın. Merchant: Kesin olmalı. Oyunda para şu ana kadar çıkmış, iş stratejisi hariç, her bilgisayar oyunundan daha önemli. Resmen parasız kaldınız mı olayınız bitiyor. Merchant Skill'i ile yaptığınız alışverişlerden tutun, gemi ile bir yerden bir yere seyahat ederken vereceğiniz paraya kadar bir sürü şeye daha az ödeyeceksiniz. Olmadan bir yere gelemezsiniz hemen söyleyeyim, felaket tellallığı yapmayı da çok severim. Disarm Traps: Oyunda zindanlar basıp onların içlerindeki sandıklara... şöyle ne olacak. Aslında bazı özellikleri bir göz atmak istiyorsanız almayın. Ama içlerini açıp değerli eşyaları almak ve OYUNLAR | 2 | ( 9 zengin olup at yat kat almak istiyorsanız kesin almanız lazım. Bazen oyundaki kritik bir obje de sandık içinde olduğu için de, bu da olmazsa olmazlardan. İsterseniz almayın, pişman olun. Yazar uyardı bir kere. Perception: Tamamen kişisel bir fetiş. Ama çok yararlı ondan bu kadar Çok beğeniyorum. Tuzakları göremeyip kafanızı duvarlara vurmayın, her — | e A şeyi fark edin. | A Sword: Oyunun en iyi yakın dövüş silahı, hem ilerledikçe, kullanmak için | her şeyi yapacak olduğunuz (evet her şeyi) silahlarla karşılaşacaksınız. — İl Armsmaster Skill'i ile birlikte de çok çok iyi çalışıyor. O zaman, eğer yakından falan dövüşecekseniz kesin lazım. Water Magic: Lesser Magic School'larının en iyisi. Bu olmadan oyun > olmaz. Çok yerde yardımcı oluyor, uzun seyahatlerden kurtarıyor. Sakın siz de “ateş adamıyım, yakarım" falan gibi gazlarla, hiçbir işe yaramaz — | Fire Magic Skill'ini almayın, üzülürsünüz. d Light Magic: Greater Magic School'larının en iyisi. Söylenecek bir şey yok kendiniz de hemen göreceksiniz. Repair Item, Identify Item: Oyunda bir noktadan sonra, artık eşyaları tamir ettirmek için geri dönmek, ya da Identify ettirmek çok yorucu oluyor. | Canınızı sıkıyor. Yardımı olur alın. Ayrıca ilerideki düşmanlarınız size bir geçirdi mi zırh falan kırılıyor o yüzden ortada kalmayasınız diyorum. Alchemy: Broken Skill. Kesinlikle çok çok iyi. Saçma sapan güçlerde Potion'lar var. Skill'de ilerlediniz mi çok işe yarıyor. Başlarda kurtarıcı, sonlarda kader değiştirici. Verilen her puana değer. Verilen her puan mı? Puan veriliyor yani. Evet beyler, şimdi sistemin nasıl ilerlediğinden biraz bahsedeyim. Her level atladığınızda 5 ya da daha fazla (ileriki level'larda) puan alıyorsunuz. Bu puan sizin skill puanınız. Oyunun en başında her skill'de 1. Level'sınız. Ama aldığınız bu skill puanlarını, ilerlemek istediğiniz level'a eşit sayıda o skill'e harcarsanız (mesela 2. Level'a gelebilmek için 2 puan, 3'e gelebilmek için 3 puan) o skill'de ilerlersiniz. Şimdi, skill'de ustalaşmak tam olarak neye yarıyor? Her için değişiyor. Ama daha önce anlatmam | gereken Expert, Master ve Grand | Mastery. Oyunda bir skill'de belli bir — 4 & yere geldikten sonra şehirlerde yaşayan adamlara gidip sizi | | kian alal. Buyanin aksa hartay erkedene ya da palama dia legene kadar sure eğitmelerini isteyebiliyorsunuz. Eğer onların isteklerini karşılayabiliyorsanız, © zaman sizi expert, ya da artık her ne olmak istiyorsanız, ondan yapıyorlar. Peki bu ne işe yarıyor. Dediğim gibi, her skill'in olayı değişik. Örneğin büyü skill'lerinde, buna sahip olursanız daha — | kompleks büyüleri yapabiliyorsunuz. Kılıç N kullanırken expert olmak daha sık atak yapmanızı, master olmak iki elde birer kılıç kullanmanızı, ve Grand Master olmak, skill puanınızın Armor Class'ınızı (savunma başarınızı gösteren puan diyelim) düşürmenizi sağlıyor. Alchemy için ise, daha farklı renklerde iksirler hazırlayabiliyorsunuz. Anladınız değil mi? Aslında çok basit. Aferin. Her neyse, işte karakter ilerlemesi bu şekilde oluyor. Şimdi seçebileceklerinize gelelim. Benim beğeni sırama göre yazacağım, işe yaramaz bulduklarım varsa yazmam. $ Dark Elf Ben bir Dark Elf oynatıyorum ve son derece memnunum. Öncelikle, bence bu oyundaki en iyi silah ok. Çünkü rakipleriniz genelde çok güçlü oldukları için, onların ne kadar çok vurduğunu önemsemeden savaşabilmenizi sağlıyor. Diyelim bir adam 3 damage yiyince ölüyor ve 5 damage vuruyor. Bunun tam olarak iki katı kadar güçlü bir düşman, 6 damage yiyince ölür ve 10 damage vurur diyelim. Ama eğer siz ok atarsanız, onun 5 damage yerine 10 damage vurması sizi etkilememiş oluyor. Anlatabildim mi bilmiyorum. Tabii bu benim görüşüm, başkaları başka şeyler de düşünebilirler. Ama oyunun en iyi ok kullanan sınıfı Dark Elf. Hele ilerde güzel yaylara sahip olunca ne kadar müthiş olduğunu anlayacaksınız. Ayrıca Dark Elf Ability denen Skill de çok yararlı. Dediğim gibi, oyunda para son derece önemli, ve Glamour da, düşük seviyelerde bile çok yardımcı oluyor. Tabii güçlü bir büyücüyü Blind edebilmenin ne kadar önemli olduğunu da zamanla anlarsınız. Ben oyunun broken class'ı diyorum. Siz ne dersiniz bilemem. Vampire | | İkinci Broken class. Daha ilk seviyelerden, şimdi ismini unuttuğum, ama rakibe damage vurup kendisine life kazandıran özelliği ile çok güçlü. Çünkü o seviyelerde düşmana zarar verebilmek çok önemli. Ayrıca yine oyunda lazım olan secondary skill'lerden çoğunu alabiliyor. Regeneration özelliği de gerçekten hayat kurtarıcı olabiliyor, özellikle bolca zamanınız ve hastalandığınız zaman iyileştirecek iksiriniz varsa. Yani şöyle, siz sadece bir yerde bekliyorsunuz ve rest etmiş gibi oluyorsunuz. Yanında yiyeceği kalmadığı için ölen gruplarımın sayısı çok fazla, bu özelliği de küçümsemeyin. Üstüne üstlük kılıçla -yeterli- ustalığa gelebiliyor. O yüzden ikinci tercihim vampirden yana. Spirit Magic yapabilmesinin nasıl bir lüks olduğunu da hiç bilmiyorum (süper yani). Cleric Light Magic oyunun en iyi büyü okulu. Yani iş çok ilerlere gitti mi, bu karakter gerçekten coşuyor. Onu bırakın, oyunun başlarında Body Magic yapabilmesi ve şöyle böyle de dövüşebiliyor olması, o noktalara gelmenizi de kolaylaştırıyor. Bu durumda yapılabilecek çok da bir şey yok. Eğer “iyi adam” olmayı seviyorsanız... Aslında en güçlü sınıf olabilir ama, oyunun başında bundan bir tane buluyorsunuz zaten, ve ilki çok yararlı olmasına rağmen, ikincisi o kadar fark etmiyor. Knight *Çok da kasmaya gerek yok babacım, ben alırım elime kılıcımı, vururum" diyorsanız (ki iyi seçim aslında), o zaman ağabeyiniz burada. Oyunun başında çok güçlü, sonunda daha da güçlü, ama ortalarda biraz zayıf kalıyor. Yani, diğer skill'lerde expert olduğunuzda, kılıçla expert olduğunuzdan daha güçlü oluyorsunuz, ama mastery ile expertise arasında o kadar büyük fark olmuyor. Oysa kılıç için mastery yapınca iki katı güçleniyorsunuz. Anlatabildim mi bilmiyorum ama elimden geleni yaptım. Gerisi Şam'da kayısı. Ay ne dedim, o laf böyle değildi. Necromancer Genelde böyle oyunlarda büyücü oynarım ama nedense bu sefer yapmadım, çünkü Necromancer'ı çok zayıf buldum. Şöyle ki, oyunun başlarında bir tane Dark Magic büyüsünü ancak yapıyor, ve o büyü de çok ahım şahım bir şey olmuyor. Başka da hiçbir işe yaramıyor ne yazık ki. Ha, diyeceksiniz ki, ama ilerde çok güçlü oluyor. O konuda şüphelerim var işte, çünkü ilerde de öyle aman aman güçlü olmuyor, Cleric ondan daha güçlü oluyor. O yüzden değmez, zira başta Cleric ondan çok daha güçlü. Ama ille de “kötü büyücü karizmam olacak” diyorsanız, onu bilmem.

Büyüler (water)

ölmeye devam edle. Her parça 12 puan ya da a

Troll Bir kere oynadım ve çok sıkıldım. Ben öyle yeşil suratlı çirkin şeyleri hiç sevmem, ciddiyim, öyle bir estetik kaygım var. Yoksa çok sağlam bir sınıf. Siz de benim gibi estetik kompleksli değilseniz kesin deneyin.

Size şimdilik sadece bu class'lardan bahsedeceğim. Zaten bir tek Minotaur var galiba ondan başka, onu da oynanabilir görmüyorum. Çok istiyorsanız benim sözümü dinlemeyin, kendiniz deneyin beyler. Doktor muyuz yazar mıyız bilmiyorum ki.

merchant skill'i derken ne kast ettiğimi? Bu da onların ne kadar iyi pazarlık yaptığını gösteriyor, ve bu şehirde her şeyin fiyatını belirliyor. Ne gibi? Mesela tavernada gece yatmak için vereceğiniz para. * Ayrıca yanınıza yiyecek almak için vermeniz gereken para da buna bağlı. Fakat kilit nokta, yanınızda taşıyacağınız maksimum yiyeceğin de, o yiyeceğin bir günlük ne kadar mal olacağı ile orantılı. Nasıl yani? Şimdi diyelim yanınıza 6 günlük yiyecek alacaksınız, ve bu size 5 altına mal olacak. Hah işte, eğer 45 altına yanınıza 15 günlük yiyecek alabilirsiniz. Ama 6 günlük yiyecek aldığınız yerden iki kere alamayacağınız için maksimum 6 gün kullanırsınız. Yani 30 günlük bir

Diyelim karakterinizi seçtiniz... sadece bir tane mi seçeceksiniz? Tabii ki hayır. Zaten oyunun resimlerine bakarsanız göreceksiniz ki, grup genelde birkaç kişiden oluşuyor. Bu nasıl olur yani? Olayımız nedir? Anlatayım. Şimdi demin de dediğim gibi, oyunda başta seçtiğiniz karakterlerden memnun olmayıp sonra pişman olmanın verdiği bir “daha iyisini yapabilirdim” kötü hissi vardı. Şimdi o olmasın, ve oyunun ortasında karar değiştirebilin diye, bu Oyunda yoldan arkadaş topluyorsunuz. Nasıl yani? Daha oyunun başında bir Necromancer ve bir Vampire buluyorsunuz. Yani, aslında sırf bu iş için yapılmış bir yer var. Emekli maceraperestler ya da henüz bir macera içinde olmayan yere giderken paraya kıyıp çok maceraperestler oralarda bekliyorlar ve size katılıyorlar. Mesela oyunun ilk pahalıya bir şeyler almalısınız. Ayrıca o tavernada AcroMage başında size katılanlar Level oluyorlar. Tabii size göre daha güçlüler, oynayınca ne kadar kazanacağınız da bununla ilintili. başlarda, ilerledikçe bu durum düzeliyor yani aranızda ya 1 ya da 0 level fark Bundan başka, o şehirde eğitim alırken vereceğiniz para, ve kalıyor. Bu bence yine biraz saçma olmuş ama (ben sıfırdan başlayan eşyalarınızı satarken yiyeceğiniz kazık maceraları seviyorum, benim de olayım o ne yapalım), yine de katlanılabilir. Tabii iş bununla kalmıyor. Oyun içinde evlerden, dağlardan, kayıp tapınaklardan, kuyulardan, bulutlardan falan grubunuza katılmak isteyen adamlar buluyorsunuz. Bunlar genelde sizin seviyenizde oluyor. Ha, olmazsa ne oluyor? O zaman size katılmıyorlar. Yani, şöyle... bazı adamların size katılmasını teklif ediyorsunuz, hemen reddediyorlar. Onlar tabii ki sizi reddetsinler diye koyulmamışlar oyuna. Bu kişiler genelde oldukça güçlü oluyorlar ve zart diye size katılmaları da oyunun keyfini kaçıracağından, onların size katılmaları için bir şey başarmanız gerekebiliyor. Mesela belli bir level'a gelmek. Bu durumda zaten Oyun size, pek de çaktırmadan “sen önce şu level'a gel de sonra geç karşıma" diyor. Yani “ben çok tecrübeli bir maceraperestim, eğer, yeniden Maceraya atılacak olsaydım, ki bu mümkün, bunu sizin gibiler ile değil de, daha tecrübeli bir grupla beraber yapardım" diyorlar. Siz de hemen anlıyorsunuz tabii... çok iyi ya... Oyunun başları hakkında bilgi vermeye başlamadan önce size bazı, bence önemli, noktaları anlatmak istiyorum.

da buna bağlı... yani bazı şehirlerde hayat zor. İstanbul'da Mesela. -Arcomage için taktik her oyunda değişiyor. Bence çok güzel bir oyun onu söyleyeyim de. Verebileceğim taktik şu... sakın ha elinize gelen kartlara göre taktik değiştirmeyin. Çünkü hemen her türlü karttan eşit sayıda var. Oyunun başında verilere göre nasıl kazanabileceğinize karar verin, sonra o yolda ilerleyin. Ayrıca bilgisayar tam bir aptal gibi oynuyor o yüzden zorlanacağınızı sanmıyorum. Ayrıca kaybedince para kaybediliyor mu bilmiyorum (hiç kaybetmedim de... ehe ehe ehe, yalarım).

E Haydi Başlayalım Artık.... Evet en zor kısma geldik... şimdi size, elimden geldiğince, oyunun başlarında neler yapmanız gerektiğini söyleyeceğim. Biraz olayı kapıp raya oturduktan sonrasını kendiniz yaparsınız zaten, ya da

Silahlar

-Kesinlikle yanlışlıkla Fire Magic öğrenmeyin. Sakın ha diyorum bakın, hiçbir işe yaramıyor. Oyun boyunca gerçekten iyi olan tek Fire Magic büyüsü Torch Light... Onu da Dark Elf Ability'den Expertise edince yapabildiğiniz büyü ile telafi ediyorsunuz (çok daha da iyi oluyor hatta). Bütün Damage büyülerine her türlü güçlü yaratığın resistance'ı var, ve gerçekten pişman olursunuz. Çok istiyorsanız Oyunun başı için öğrenin expertise edip 4. Level'da kalın sonrası zarar. Azı da karar değil. Kahve değil yani. Ay yeter Burçak, bu kadar uzun yazı yazmak çok yıprattı seni. -Bakın şimdi, bu oyunda her şehrin bir “level” 1 var. Nasıl yani? Şöyle... şimdi her şehirde karşınıza çıkacak yaratıklar var. Oyunun hack&slash yönü yani. Böyle sokakta yürürken falan gökten düşmanlar yağabiliyor. Hah, işte, bunun çok da bir önemi yok ama sizin çıkaracağınız dersler var. Her şehrin bir level'ı olduğunu söylemiştim ya, bunun en önemli göstergesi o şehirdeyken karşınıza çıkacak rakipler. Bunu bilmenin ne yararı olacak peki? Bakın, her şehirdeki satıcıların da bir level'ı var dolayısıyla. Bu level ellerindeki malların kalitesini, ve onların kendi Merchant skill'lerini belirliyor . Anlayabildiniz mi

3) 2 OYUNLAR

bence öyle,

Oyuna yolun ortasında başladık, her yerden savaş sesleri falan geliyor. Hemen Adventurer'ların olduğu o binaya gidip (deniz kıyısında büyük bina, deneye deneye bulursunuz) yanınıza vampir kızla necromancer dedeyi alın. Sonra biraz dolaşıp yerlerini falan öğrenin. Yapabiliyorsanız Alchemy malzemeleri satırı alın. Evet iyi gidiyoruz. O sırada adamın biri gelip size şehir merkezine gitmenizi söyleyecek. Gerçi bunun olmasını beklemenize gerek yok ama olsun. Ortadaki, kapısında iki tane taş mabedimsi yapı bulunan binaya gidin. İçerdeki iki adamla da konuşun, mektubu alın. Sonra o binanın karşısındaki evlerden en köşedekine girin ve rahiple konuşun, Onu yanınıza alıp, ortadaki mabedimsi yapı dediğim taşlardan birine (biri çalışıyor zaten) girin. Çıktığınız yerde kimseyle uğraşmayın ve aşağıya yürüyün. Üç tane ev göreceksiniz. Bunlardan birindeki kadından Quest'i alın. Daha aşağıdaki Portal'a girin, ve çıktığınız adadaki temple'a da girin. Size katılmayı teklif eden adamı aranıza alın. Burada düşmanlara öldüre öldüre ilerleyin. Söyleyecek çok da bir şey yok. Bir ara bir odada yere basar basmaz aşağıya düşeceksiniz. Perception'u olan bir karakterle tuzaklı yerleri görün, ve sadece kırmızı parlayan yerlere basarak ilerleyin. Sonra bir odaya geleceksiniz ve kapıyı açmaya çalışınca bastığınız taşlar geriye çekilmeye başlayacak. Hah işte, orada duvardaki gözlere basın. 8 tane düğmeyi oynatınca kapı açılacak. Kaçın gidin. Çok uğraşmadan kapıya ulaşıp dışarı çıkın. Portal'ı kullanarak şehre dönün ve herkesle konuşup alınabilecek her Quest'i alın. Eğer yoldan potion malzemesi topladıysanız Quest almış olduğunuz kadına gidip malzemeleri topladığınızı söyleyin ve bir sürü experience alın. Bunlarla gidip eğitim yapın, ve daha sonra skill'lerinizi geliştirin. Şehirdeki korsanları doğrayaraktan ortalıktaki sandıkları falan açın, ve sonra şehre geri döndüğünüz portal'dan geçip gemiye binin.

İndiğiniz yerde bir süre oyalanın. Bu arada yanlışlıkla da olsa bulmanız gereken Merchant'ı bulacaksınız. Doğru zamanda doğru gemiye binerek tabii. Fakat çok kasmayın. Tavernalarda AcroMage faları oynayın. Adamı yanlışlıkla bulursunuz zaten. Öbür türlü aramak külfet halini alıyor. Evleri gezin. Yapabiliyorsanız bazı skill'lerde expert olun (özellikle merchant ve bow). O sırada adamı bulup mektubu verin, ve yeni Quest'i de kabul edin. Sonra nehir kenarından ilerleyip, yolda kimselerle savaşmadan, aradığınız Hideout'a gidin. Yoldaki metal parçalarını toplayın ama sakın buralarda kimseye silah yaptırmayın. Bir Dark Elf şehrinde yaparsanız en iyi silahlara sahip olursunuz, Unutmayın. Yanınıza bolca silah almayı da unutmayın. İçeri girince dikkatli olun, © yerdeki ufak, fare kılıklı yaratıklar çok fena vuruyorlar. Uzaktan öldürmeyi deneyin. İlk girişte gizli bir kapı var, onu açın ve sola doğru ilerleyin. Geleni geçeni öldürün, eğer yaralanırsanız ya da olayınız biterse kapının önüne çıkıp orada dinlenin. Sonra sola doğru devam edin, büyükçe bir meydana geldiniz mi, dümdüz karşıya gidin, içeriye girin, adamla konuşup Quest'leri alın, ama dikkatli okuyun bir daha çıkmıyor. Evet şimdi bu tür oyunların “biraz bekle" bölümündesiniz. Şu anda önemli hiçbir işi başaracak güçte değilsiniz. O yüzden kimseye bulaşmadan her yeri gezin, her şehirde AcroMage oynayın, ve bu arada şehirlerden birindeki kadınla konuşup şampiyonaya katılma kararı alın (ruhen). Sonra gezin dolaşın. Bundan sonra neyi önce neyi sonra yapacağınız falan tamamen size kalmış. Şunu bilin ki öyle çözülecek çok bir şey yok, genelde kombat üzerine kurulu.

Son Sözler. -Evet oyunumuz gerçekten çok güzel bir oyun Herkese gözüm kapalı tavsiye edebileceğim, çok güzel, sazevkli, nasıl diyorlar, addictive bir oyun. -Benim son aylarda en çok beğendiğim oyun, kesinlikle, Heroes III Armageddon's Blade'den beri en uzun zaman harcadığım oyun (ve yazı) Kesinlikle oyunun başında başarısız olursanız boynunuzu bükmeyin. Kesin bir yolu vardır. Mesela ben oyunun başında o rahibi bulamadığım için (bir tek o eve bakmadım) uzun süre başları geçemedim. En sonunda bir sürü healing potion hazırladım ve Feather Fall ile yüksek bir yerden suya atlayıp yüze yüze geçtim, boğulmamak için de Healing Potion'ları kullandım. Başka bir çözüm yolu olduğunu Oynayışımda öğrendim. Ayrıca bu hareketimle Türk olduğumu kanıtlamış oldum, sanırım tüm yurttaşlarım benimle gurur duyuyorlardır. Bence oyunlara böyle bir detector konmalı, ve benzeri bir olay gerçekleştiğinde “Are you from Turkey?” diye bir yazı çıkmalı hahaha.

Evet benden de bu kadar. Hepinize iyi günler, iyi oyunlar, ve daha kızlar yani... sallayın... hayat güzel değil mi? Özellikle böyle yapmanız gereken işleri bitirir bitirmez... Bitti.

9 95