Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 28
Mighz ® Day
Seri
bu şekilde devam ederse
(Röntgen
renklerine dikkat! son teknoloji!)
Göz ve beyin akması: - Sorun nedir doktor bey? Kurtulacak mıyım? - Sinirlerin çok bozuk, gözlerin de yakında yerlere akacak. Ok çıkan yerlere dikkat. Ayrıca dişlerin de yakında dökülecek ama o benim alanım değil. Might&Magic mi oynuyorsun? - Evet - Köydeki Portal'ı nasıl bulurum? - Saçmalamayın Doktor!
ARI. Eklem deformasyonu
- Sorun nedir doktor bey? Kurtulacak mıyım? - Elinin körü! Yani biz buna tıp dünyasında eklem deformasyonu deriz. Latince ismini bilmiyorum. Ok çıkan yerlere dikkatli bakarsan eğer... - Bana ne oklardan! Kurtulacak mıyım? - Büyük bir ihtimalle Might&Magic oynuyorsun, sanırım o yüzden. Sahi nasıl level atlarım oyunda? - Elimin tersiyle çakarım şimdi doktor!
Extraselüler hücre ve omurga patlaması: - Sorun nedir doktor bey? Kurtulacak mıyım? - Bilmiyorum. Milyonda bir görülen bir hastalığa yakalanmışsın. Daha önce hiç Might&Magic oynadın mı? Küçükken filan? - Doktor bey ne alakası var, ayrıca oradaki diet kola kutusunun ne alakası var? Korkuyorum! - Ben de! Korkarım seni şehir mezarlığına sevk edeceğim. Ha bi de oyundaki en güçlü büyü hangisi? Gider ayak bunu söyle bari... - En güçlü büyü sağlık efendim sağlık!
© sonuç: -HAHAHA!! Sorun ne doktor? kurtulacak mısınız? -Hay bin röntgen!! Evladım nasıl bu hale geldin sen? - Daha önce hiç Might&Magic oynadınız mı? - Yüce Hipokrat yardım et bana! - Gelin doktor bey uzanın şöyle. Biraz acıyacak, endişelenmeyin! Ha ha ha!
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 29
MagicVIII the Destroyer
Uzun bir yolun başındayız. Şu ana kadar size GameShow'da yaptığım en uzun açıklamalardan biriyle karşınızdayım. Ve bu demektir ki hayatımın en uzun gecelerinden birinin de başındayım, bu daha kişisel (insana önem veren, bireylerle ilgilenen gençlik). Gevşek bir yazı yazacağım haberiniz olsun. Orkestramızın adı Beğenmeyen Dinlemesin. Seneler önceydi.... hayatımda ve GameShow'da, yazarlık yaptığım ilk aylar. Ve o zamanlar bilmiyordum ama, eski haliyle son aylarmış. Yazın ilk günleri. Henüz yaz başında bir sonraki sene olacaklar için endişelenecek yaşta değilim. Havalar yeni yeni ısınmış, ortalık hoş kızlarla dolu. Cebimde param, bolca da zamanım var. Yeni bilgisayar almışım. Yani, nasıl desem, genç bir erkeğin hayatında her zaman yaşamak isteyeceği günlerden birini yaşıyorum. Bir akşamüstü, Kamer'e gidiyorum. Yaz tatili planımda, ilk haftalarda oyun oynamak var. Biraz dinlenmek. Kapıdan içeriye giriyorum, o zamanlar “talepkar yazarız". Bu “talepkar yazarlık”, yazarlık hayatımın ilk dönemidir. Bir oyun yazabilmek için editörlere ricalarda bulunmak. CD'ler arasında Might&Magic VI diye bir oyun görüyorum. Hemen MEG'in masasına doğru süzülüp o oyunu yazan olup olmadığını soruyorum, yok diyor. Konuyu bağlamaya çalışıyorum zar zor, sonunda, ağızdan girip burundan çıkaraktan, alıyorum oyunu. Dünyaların bir kısmı benim. Sonra biraz orada oturuyorum, ne de olsa serseri günler. Bekleyen çekiştiren yok. MEG'lerin Age of Empires oynayışını seyrediyorum. O zamanlar ne buna ne herhangi bir Multiplayer oyuna özel bir yeteneğim olması gibi bir durum da yok ki... Ama olsun, elimden geldiğince “öğrenmeye” çalışıyorum. Sonra, akşamüstü, motora binip boğazı geçiyorum, evime dönüyorum. Karanlık odamı monitörümün ışığı aydınlatıyor. Perdelerde soluk yazılar beliriyor. Sonra CD-ROM'umu açıyorum, içine aldığım 2 CD'lik oyunun ilk CD'sini koyuyorum. CD'nin dönmesinden dolayı çıkan sürtünme sesi odada yankılanırken, biraz irkiliyorum. Heroes of Might&Magic'in yenisinin çıkacağını duyup seviniyorum, sonra... oyun başlıyor... sonrasını biliyorsunuz yani. Bilgisayar karşısında geçmiş koskoca bir ay. Yeni stil bir oyun, başarılı bir oyun, zamanının en iyisi, yapılabilmişin en son noktası. Might&Magic hakkındaki hislerimi paylaşabilin diye anlattım. Bir oyun bir insanın hayatına nasıl böyle doğru zamanda girer, onu anlattım. Zamanının en iyisi olduğunu söyledim, bir parça bile abartma yok ne mutlu ki. O zamanlar bu tür bir çok oyun vardı diyebilirim. İşin aslı, aynı günlerde ben Daggerfall'u oynamaya devam ediyordum. O zamanlar o oyunun da kölesiydim ama biraz sıkılmıştım ne yazık ki (gerçek oyun fanatikleri oyun bitince üzülür... aslında buradan yola çıkarak evliliğin aşkı bitirdiğini de kanıtlayabiliriz belki, bilmiyorum şu anda aklıma geldi). Fakat Might&Magic VI o tipte bir oyun değil. Zaten ikisini normal şartlarda karşılaştırırsak muhtemelen Daggerfall ezecektir. Ama Might&Magic geldiği zaman kendi türünün en iyisiydi. RPG, Fantezi ve Adventure öğelerini çok iyi bir şekilde karıştırmıştı. Bir bulamaç yerine bir sentez yapmayı başarmıştı. Açıkçası, oyun karşısında harcadığım saatlere iyi harcanmış saatler olarak bakıyorum. Bence tek kötü yanı, çok fazla combat olmasıydı. Yani elinizi kaldırıyorsunuz, düşmana çarpıyordu. Sonra Might&Magic VII geldi. Bir çoğu için hayal kırıklığı. “Aynı serbestliği bulamadık” dediler, yalandı. Aslında çok daha serbesttik. “Çok kolay olmuş” dediler, yalandı, çok daha zor olmuştu. “İpin ucu kaçmış" dediler... haklıydılar. İpin ucu kaçmıştı. Neden mi? Oyunu alan insanların çoğu Might&Magic VI'da bir yerlere gelmiş insanlardı. Ukalaca bir “ben bu oyunun üstadıyım” havaları vardı. Her şeyi yeniden öğrenmeyi, zorlanmayı, başaramamayı göze alamadılar. Oysa, abartısız söylüyorum, Might&Magic VII tüm zamanların en iyi 200 oyunu arasındadır. Her açıdan bir önceki oyundan çok daha iyiydi. Pekiyi niye beğenilmedi? Oyunun ipinin ucu nasıl kaçmıştı? Öyle... Size nasıl anlatsam, biraz zor olacak ama. Diyelim bir dükkana gidiyorsunuz. A ve B ürünleri var. A ürünü de, B ürünü de dükkanda tek başına olsa, ikisi de çok kaliteli oldukları için, sizin ihtiyacınızı karşılar. Bu noktada iki ürünün de dükkanda olması satıcı