Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 53
“Şey, eee... ben Lara'yı isterim. Öhö! Evet öyle! - Muder
“E artık pehlivan tefrikasına döndü bu oyun be!
“İstismar
başa bunu koyun” - MEG'in artık olması gerekiyor. Eğer olur yanında: Sm'a yazmasını istiyorum”
- Zebani
“Lara'nın her şeyi beni çok etkiliyor. Adam öldürmesi bile, çok - Mel bu ayda e
“Mert bari burda saçmalama! “Ben daha güzelim!” - Tilki Çatalloz “Lara Croft gibi kadınlar “Saçmalama Çatal!”
- Zebani
TOMB RAIDER THE LAST REVELATION
5 OYUNLAR ilk çıktıklarında bende bağımlılık yaratan oyunların en son sürümleri piyasaya sürüldü ve benim gibi bir sürü oyunsever de bunları oynarken buğulu gözlerine hakim olamadı(oha) Her sene yılbaşı dönemi, bu dönemde piyasaya sürülüp mümkün olduğunca yüksek satış rakamları hedeflenen iddialı oyunların deyiş yerindeyse “kapıştığı” bir dönemdir. Çünkü yabancı ana-babaların sevgili çocuklarına en çok hediye aldıkları zaman yılbaşına bir hafta kala başlayan X-mas dönemidir. İşte bu sene de çekici kahramanı ile ün salmış ve üçüncü şahıs perspektifli macera oyunlarının “anası” sayılacak bir oyunun, Tomb Raider'ın, en son macerası elimizde. Daha önce de dediğim gibi, bu tür iddialı oyunlara giriş yazısı yazmak zordur yazarlar için. Hele bir de... Neyse, en son Tomb Raider 2'de kalmıştı GameShow ve şimdi arada çıkan ve serinin en arada kaynayan oyununu atlayıp direk 4'üncüyle devam ediyoruz. Bu kez tam çözüm hazırlayabileceğimi falan büyük konuşmayayım, belli olmaz ;) ). Ayrıca Tomb Raider 2'yi bitirmek için ayırdığımız(Garfield ve ben, o şimdi asker) saatleri düşününce bu kez ne kadar mükemmel hazırlanmış bir devam oyunu olsa da bitirmek için aynı çabayı sarf edebileceğimi de sanmıyorum(dersler filan daha yoğun artık). Ancak sizlere diyebileceğim odur ki, eğer serinin bir oyununu baştan sona oynamayı düşünüyorsanız o oyun Tomb Raider IV: The Last Revelation(bundan sonra TLR olarak geçecek) olsun.
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 52
VURMAYINININ! Gerçekten çok keyifli bir girişle oyuna dalıyoruz. Oyun sizi hemen asker oynamaya ısındırıveriyor. Silahsız ve sefil olaya giriyoruz. Etrafta zavallı bilim adamları onları uzaylılardan kurtarmaya geldiğimizi sanaraktan saf saf size yardım filan ediyorlar. Opfor'da ileride bahsedeceğim örneklerle daha iyi anlayacağınız üzere diğer karakterler büyük önem taşıyorlar ve diğer insanların ölmesi genelde oldukça üzücü sonuçlara, hatta oyunun bitmesine dahi sebep oluyor... Daha oyunun en başında meydana gelen felaketlerle anlıyorsunuz ki hayat zor ve tehlikeli. Kendinize hemen yaşamayı kolaylaştırıcı ekipmanlar buluyorsunuz ki hemen bunları sıralayalım (Yani Opfor'la gelen yeni silahları): İngiliz Anahtarı: Yavaş ama iyi oturtuyor. -Kama: Yani ben bu silahı bu kadar hızlı kullanan birisini inşallah ara sokakta filan görmem! -Desert Eagle: Süper, olağanüstü, muhteşem tabanca. Veya öyleymiş gibi gözüküyor. Çünkü bir vurdu mu maşallah geriye hiçbir şey kalmıyor. Alternate fire'ı laser sight'ı açıp kapatıyor. Shotgun'ın menzili dışındaki her hedef için ideal silah. -Sniper Rifle: Oh beah en sonunda o komik crossbow'dan kurtulduk da, adam gibi bir dürbünlü tüfekle acı veriyoruz. Bir vurdu mu pir vuruyor, geriye bir şeycikler kalmıyor. Alternate fire'ı tabii ki dürbünü aktif ediyor... -Spore Launcher: Opfor'un bir özelliği de silahınızı okşadığınız yegane FPS olması. Çünkü Spore Launcher arada bir mırlıyor ve siz de başını filan okşayıp susturuyorsunuz! Neyse silahımız spor topları püskürterek rakiplerinize anormal hasarlar veriyor. Alternate Fire'ı ise spor toplarının tenis topu gibi sekerek gitmesini sağlıyor. Hakikaten çok güçlü bir silah olmuş bu arada.. -Elektrik Silahı: Kesinlikle adını bilmediğim bu silah yıldırımlar atarak düşmanlara küçük hasarlar veriyor. Ayrıca kendi kendine şarj oluyor. Fakat sık da ateş etseniz güçsüz ve çabuk tükenen bir silah olmasından dolayı bir hayli işlevsiz. Yine uzaylı marifeti bir silah, hatta bir böcek! -Dimension Disruptor: Quake'in BFG'si gibi bir silah işte. Fakat o kadar abartılı ve geniş alanda etkili hasarlara yol açmıyor. Alternate Fire'ı bir hayli ilginç: Sizi uzaylıların boyutuna gönderiyor! Nasıl ve niye demeden önce oyunu oynayıp bir görün. Tüm bu yeni silahların yanına bir de şu Quake'de ortaya çıkmış olan kanca var fakat biraz değişik. Hani Half-Life'da tavanda duran, metrelerce uzunluktaki dillerini yere sarkıtarak insanları kendilerine çekip yiyen yaratıklar vardı ya; işte bilim adamları o yaratığı alıp silah-alet arası bir şey yapmışlar. Organik maddelere yapışıp hedefin büyüklüğüne göre ya hedefi size, ya da sizi hedefe çekiyor. Aslında canlılara çok az da olsa hasar veren bu yaratığı siz, daha çok duvarlardaki yeşil yosunsu bölgelere yapışarak normalde ulaşamadığınız yerlere gitmek için kullanacaksınız.. Silahlar ve araçlar bu kadar. Açıkçası çok orijinal bir şey de yok aralarında ama yine de çeşitliliğin artması ve yenilik oyunu daha zevkli kılmış..
NASIL OYUN BU BEEE! Oyun tarzına gelince. Atmosfer oyunda oldukça iyi korunmuş. Sürekli olarak etrafta koşuşturup düşmanları yarmıyorsunuz. Half-Life'taki gibi sıkıcı ve saçma sapan atlama, hoplama, zıplama aksiyonları yerini daha fazla zeka gerektiren yaratıcı “yol bulma” mücadelelerine bırakmış. Fakat itiraf etmeliyim ki bazı bölümlerde “ben ne zaman düşmanları vurmaya başlayacağım ulaaan!!” diye yırtınmadım da değil. Bazı arkadaşlar oyunu puzzle'ların içinde fazlaca boğulmuş bulabilirler. Opfor'daki düşmanlarınız yine çoğunlukla uzaylılar. Dört yeni uzaylı tipi de oyuna katılmış ve grafik tasarımları da oldukça güzel. Açıkçası Half-Life'taki uzaylıların görünüşleri hem çok kötü, hem de komikti; Opfor'da daha iyi yapılmışlar. Fakat yine de inatla savunuyorum ki rakiplerimiz sadece insanlar olsaydı oyun çok daha keyifli olurdu. Uzaylılarla savaşmak bence oldukça patlak ve başarısız bir fikir. Allah'tan oyunun ilerilerinde assassin'lerle savaşıyorsunuz da adam gibi mücadeleye tanık olabiliyorsunuz... Fakat benim Opfor'da en keyif aldığım nokta diğer askerlerle birlikte savaşma şansımızın olması. İlerleyen bölümlerde birliklerden geriye kalan askerlerle timler oluşturup, düşmanlarınızı birlikte paralıyorsunuz. Fakat adamlarınızın sağlığı tamamen yine sizin kabiliyetinize dayanıyor. Bazı yerlerde hızlı hareket edip, sıkışmış olan adamlara acele yardım etmeniz gerekiyor; yoksa çok çabuk heba oluveriyorlar.. Ayrıca takım arkadaşlarınız sadece savaşmakla kalmıyorlar. Teknisyen askerler kapıları eriterek açıyorlar ve medic'ler diğer askerleri iyileştiriyorlar, Bu yüzden bazı kilit askerleri kaybederseniz oyun sizin için çabuk bitiyor. Yalnız Opfor'da beni kusturan iki nokta vardı. İlki uzay bölümlerinin burada da olması. İkincisiyse oyun sonu canavarının olması ve bu canavarın sadece bilmem neresinden vurularak öldürülebilmesiydi. Yani bu adamlar ne zaman on seneden beri kullanılan bölüm sonu canavarı olayından bezecekler yahu! Yetti be artık onun şurasından vur ki böyle olsun, bunun burnunu çek ki patlasın! İğrendim, gına geldi! Son olarak şöyle bir gözden geçirirsek Half-Life Opposing Force, kısa süren, programlaması daha iyi yapılmış zevkli bir oyun. Açıkçası ben hiç sevmemiştim ve çoğu yerinde çok sıkılmıştım. Fakat Opfor beni sürekli eğlendirmeyi başardı. Tüm FPS severlere tavsiye edilir. Bundan sonra her bilgisayarda FPS oynanması dileğiyle hepinize hoşçakalın.
P166 32 Mb Ram/ 400 Mb HD Win 95-98/ 3D Accelerator.