Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 70
gibi...); fakat hiçbiri onun kalitesine erişemez, bu kesin. Hikaye bir askeri üssün rehabilite merkezinde başlıyor. Geçmişinizle ilgili hemen her şeyi unutmuş birisiniz. Genç bir bayanın refakatinde müthiş kovalamacaya katıldığınızda hiçbir şeyin eskisi gibi olamayacağını da anlıyorsunuz artık. Bütün dünya karşında evlat, öl ya da öldür... Hepsi bu RESİDENT EVİL - om (1 Biz maganda olduğumuz ölçüde delikanlıyızdır. Öyle her bir şeylerden tırsmayız. Hele salak bilgisayar oyunlarının ürkütme konusunda hiçbir şansı yoktur karşımda... şey... sanırım Resident Evil hariç. Resident, Capcom'un Playstation'dan PC için lütfen uyarladığı bir korku klasiği. Normalde PS'den PC'ye aktarım oyunlar beş para etmez nitelikler taşır (Final Fantasy 7); ama RE iyi, hatta süper. En az Direct3D uyumlu bir ekran kartı istiyor. S3 bile yeterli. Software modu oynanmayacak kadar kötü... mü dedim? Bu doğru; ancak oyunun ilkini bu modda oynadım. Atmosfer o kadar yüklüydü ki software grafiklerin rezilliği bile oyunu soluksuz oynamamı engelleyememişti. Unutamadığım, kalbimi sıkıştıran anlar vardır RE'de. Mesela dar bir holde yürürken aniden camların kırılıp içeriye cehennem köpeklerinin dalması ya da masanın birini incelerken arkadaki dolaptan ansızın bir zombinin fırlaması... Bu ve benzeri sahneler Resident Evil'da bol miktarda mevcut. Senaryo aslında hiç özgün değil; özel tim mensubu bazı elemanlar Umbrella isimli bir şirketin birtakım deneyler yaptığı arazide yitip gitmişlerdir. Bölgeye onları aramakla görevli diğer bir grup gönderilir. Bu beş kişilik unsurun ilk elemanı daha ilk intro itibariyle köpekler tarafından parçalanıyor. Geri kalanlar Umbrella şirketinin korkunç deneylerini yaptığı malikaneye kaçıyorlar. O andan itibaren de kadın veya erkek karakterlerden herhangi birini seçerek maceraya başlıyorsunuz. 3D motor üzerinden yapılmış demolar ve AVI'lerle hikaye aktarılıyor. Silahınız genelde tek dostunuz fakat sürprizlere de hazır olun. İlerledikçe Umbrella'nın sırlarını çözüyor ve bu aksiyon-maceranın tadına varıyorsunuz. Çekik gözlü zibidilerden atmosfer harikası, büyük bir yapım daha. CHAOS GATE - (Random Games) Warhammer serisini bilen bilir. Bilmeyenler bilenlere anlatır. Bilmeyen bilenler bildikten sonra bilge kişi olurlar. Ben onlardan biri değilim. Bizim gibi avam tabakasından tiplemeler çizen adamlar için Warhammer 40000, tuhaf heriflerin rağbet gösterdiği sıkıcı epik gösterilerden ibarettir. Ama ilginçtir, WH40k'dan yaratılan oyunlar çoğu zaman hayli zevkli oynanışa sahip olmuşlardır. Chaos Gate de onlardan biri. Özünde, uzak bir gelecekte, fantastik bir ortamda geçen iyi-kötü öyküsü. Yani her şey çok basit; fakat bayağılık hikaye ile sınırlı kalıyor. Random Games, Soldiers At War'da oluşturduğu fazlaca kusurlu sistemi oldukça geliştirmiş. Oynanabilirlik SAW'a nazaran yükselmiş. Hikayenin destansı bir sunumu var adeta. Grafikler süper falan değil, hatta kötü olduğu bile söylenebilir; ama umurumda, aradığım başka benim. Bir stratejide aradığım, olayın sıraya dayalı olup olmadığıdır. Bu öyle ve çok abartılı bir zorluğa da sahip değil. Alıştıktan sonra kontrolün tamamen sizde olduğunu hissediyorsunuz. Atmosfer, etkileyici müziklerin de desteğiyle, zayıf ses efektlerine rağmen oldukça güçlü. Bölüm arası demolar bir hayli fazla ve bölümlerle birebir örtüşüyor. Aşama aşama yükselen zorluk seviyesi akıllıca düşünülmüş, oyundan hiç anlar gerçek oyuncuların bizlere olan alaka ve
Ancak ben hiç ısınamadığım FRP-Magic'de yazmak istemiyordum.
Ancak ben. Bu yüzden:
Onlara yaptığımız kalleşliğe rağmen bizlere o
soğumuyorsunuz. İnsan, keşke Soldiers At War'da böyle olsaydı, diyor kendi kendine. Gerçi ben onu da tüm hatalarına rağmen beğenmiştim. Son zamanlarda iyice yavşaklaşan real time (FPS bile girdi içine) taarruzundan sizi koruyacak ve bir nebze nefes almanızı sağlayacak eğlence dolu bir turn. SSI damgasına da aldanmayın essahtan güzel yapmış hayvanlar. JAGGED ALLIANCE II - (Sirtech) (2 CD): Para karşılığı dövüşmek... Para için ölmek ve öldürmek. Bu insanoğlu adına çok çok eski bir hikayedir. Aslen yaşamın kendisi bütünüyle bir kavgadır. İşin süs püs kısmı sadece mevcudiyeti tartışmaya açık olan güçsüz, asalak takımın avunmasıdır. Bu kavganın arz dahilinde maddi ve manevi kaynakları vardır. Kazanmak için bu kaynakların ele geçirilip rakiplere karşı en yaban biçimiyle kullanılması şarttır. Merhamet eden yaşamı teneffüs edemez. Saygı hakedilmelidir ve hayat yaşamaya değmelidir. Kalabalıklaşan dünya ve azalan kaynaklar eğer parayı ilahlaştırıyor ise... evet ilahlarımızdan biri odur. Ama diğer tüm putlar gibi birer araçtan ibaret olarak kalmalıdır. Nihai zafere (ki bu onurlu bir ölümdür bireye indirgediğinizde, kitlesel başarılardan bahsetmiyorum) ulaşılınca hiçbir kıymeti ifade edemez çünkü. Ona isterseniz ama bütün ilahların birer “Made In Adam” olduğunu da unutmayın ve şerefinizi yaşama kurban vermeyin. Dizlerinizin üzerine çökmeden ölebilme erdemini gösterin... Jagged 2 para karşılığı hayatlarını ortaya koyan adamların stratejisi. Dağılıp gittiği söylenen Sirtech amcanın muhtemelen son eseri. Üstteki Chaos Gate örneğinde olduğu gibi bu da turn. Ama bir farkla, adamlar real time hareket edip turn kapışıyorlar. Yani bütünüyle sıralı sayılmaz. Grafikler ilkiyle kıyaslanmayacak ölçüde gelişmiş. Hani Panzer General 3D'yi görmesem gördüğüm en iyi strateji oyunu grafiği diyeceğim (PG bende çalışmıyor, lanet olsun şimdi yana yakıla Voodoo 2 arıyorum). Ara filmler berbat, seslendirmeler vasat; ama çok az oynadığım bir oyun için çok kötü yorumlar yapamam. Bitirenler var ve onlar JA 2'ye ömürlerinin yarısını feda edeceklerini söylediler. Haklı olabilirler. Expert susmasını da bilir WET - (Inter): Sİ 1: Kamer Filmcilik sunar. Lula The Sexy Empire. Pek çok abazanın uzun zamandır beklediği, son yılların en orijinal oyun konusuna sahip olan Wet, yazık ki cennet vatanımıza hiç uğramamıştı. Ancak şahsım artı bazı ilginç tiplerin (sağ ol Bleda) yoğun çalışmaları sonucu artık burada. Yaklaşık iki sene önce yabancı dergilerden birinde görmüştüm Lula'yı. Gelmesini sabırla bekledim; ama olmadı. Sonunda İngiliz diyarından özel kuryem vasıtasıyla getirttim (n'aber Bleda). Sonuçta döktüğüm paracıklara değdiği inancını oluşturdu bende. Porno endüstrisinde yükselmeye çalışan namussuz bir adamı canlandırdığınız Sexy Empire'da, en önemli sermayeniz sizin için bedenini, ruhunu, kısaca her şeyini ortaya koyan Lula. Hikaye döküntü bir Amerikan kasabasında başlıyor. Basit tekniklerle çektiğiniz ucuz erotik fotoğraflar ve filmler para kazanmak adına ana malzemeniz. Bunun yanında şantaj, adam dövdürtmek, rejisörün yatak odasına uzanan koridoru aşındırmak, striptiz şovlara iştirak etmek gibi şerefsizce işlerin her birini tek tek yapıyorsunuz (rejisör ve striptiz tarzında işleri Lula hallediyor tabi, yanlış anlaşılmasın). Oyun genel olarak Pizza Syndicate tarzında oynanan menejerlik türüne konabilir. Fakat olaylar real time gelişiyor. Yani eylemlerinizde hızlı olmalısınız. Zaman kaybı yeşil kağıtların uçup gitmesi demek. Grafikler el çizimi ve çok başarılı. Öyle pornografik falan da değil, dolayısıyla rahatsız etmiyor insanı (pornografiye ilke olarak karşıyımdır). Sesler başarılı; ama karakterlerin konuşmalarının dijitize edilmiş olmaması can sıkıcı. Olayları anlatan, öğretici ara demolarda unutulmamış. Haa, bu arada, filmlerdeki kari Lula...! Daha iyi bir hatun bulamamışlar mı acaba? Bu ne kadar tipsiz bir avrattır yav? Neyse, yapacağı iş kabilinden idare eder, diyelim bari. Oyun zor. Ancak ve ancak internetten indirdiğimiz cheat'lerle oyunu bitirebildik. Zorluğu ise gerçek zamanlı olmasından kaynaklanıyor ve pisliklerle dolu bu alemde zirveye giden yolda en büyük engel vakit. Ve ben son olarak, Take 2 firmasını kutluyorum. Daima cesur adımlar atan bir şirket bu. Wet ya da The Sexy Empire'da bu adımlardan biri. Fikir orijinal, erotizm dozunda, oynanabilirlik fena sayılmaz. Her şey lan alak ya gic'de yazma
Beyond rezaletin rezaleti!!
Jagged Alliance: Paralı askerlerin mücadelesi
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 71
dengeli ve hoş. Mutlaka görün... Ül > yeni CD )) : Biraz önce ezici bir üstünlükle galip geldiğimiz bir Delta Force turnuvasını bitirdik. Yaa, sanırım DF'yi çok kötü oynuyorum... Evet, evet bu yüzden olsa gerek katıldığım maçlar çoğunlukla bizim zaferimizle bitiyor ve nedense takım arkadaşlarım takımda her zaman benim mevcudiyetimi arzuluyorlar. Bunlar mutlaka kötü oynadığım için olmalı öyle değil mi kılçık rakiplerim fan neyse, keyfimi kaçırmayayım... derken Mission Critical geçen bir süprüntüdür MC. Aslında yapımcı dir. Yani menem bir şey olduğunu oyun mu yoksa demo mu # zaman oyunlarından etkilenmiş, bu kesin. Her klikten sonra render animasyon izlediğiniz, hikayenin gerçek aktör ve aktrislerle yapılmış filmler vasıtasıyla anlatıldığı bir bilim kurgu adventure. Uzayda geçmesi benim nezdimde zaten MC'nin kıymetini yarı yarıya indiriyor. Geri kalan yarısı ise hani şu Cyberia bahsettiğim “ruhsuz render animasyon" olayına boğulup gidiyor. Açılış introsu oldukça dramatik, insan her şeye rağmen biraz oynamalıyım, diyor. Şöyle; yakın bir gelecekte dünya iki federasyona bölünür Bu iki kutup, dünya yüzünde olduğu kadar atmosfer dışında da kavgalarını sürdürür. Bu çatışmalardan birinde biz ağır hasarlı bir uzay kruvazörü içerisinde mahsur kalırız. Mahsur kalmakla da kalmayız, yerine getirmemiz gereken kritik bir görevimiz vardır aynı zamanda Bu nedir? Bilmiyorum, hiç ilgilenmiyorum! Üç diskete sığacak oyunu üç CD yapma başarısını gösteren | kutluyorum. Uzun yoluma devam ediyorum. BLADE RUNNER - (Westwood (4 Philip Dick, Blade Runner'ı yazarken bir gün gelip de ( “te” değil “de” olacakmış, olmayacak! benim istediğim olacak ) onun bir bilim kurgu klasiği olabileceğini düşünmüş müydü acaba? Zannetmiyorum. Zati mevcut öykü filme alınmamış olsa idi bu kadar büyük bir kitlede kazanamazdı tahminimce, Şahsi fikrim Harrison Ford'un bütün kabiliyetine rağmen Blade karanlık ve leş gibi ortamlarda geçen bayıcı bir futuristik yapıttan öteye geçemiyor. Beni ilgilendiren tek tarafı geleceğe fırlattığı karamsar bakış. Hemen hemen bu tarz eserlerin çoğunda görüldüğü üzere yirminci asır sonrası dünya rezil bir yerdir. İnsanlar daha rahat bir yaşam için kendilerine benzer, yarı insan, köleler yaratmışlardır. Bunlar daha sonra yaratıcılarına karşı çıkmışlardır, falan filan, Başrol oyuncusunun içine düştüğü ikilemler ve bazı dramatik sahneler hikayeyi sığlıktan kurtaramıyor. Bence hiç cazip bir konu değil. Romanını okumadım: ama filminden edindiğim izlenim bu, Oyun ise filmiyle birebir örtüşüyor. Filmdeki pek çok mekan ve olay oyunda tam anlamıyla mevcut. Real time adventure martavalının ilk örneği olması haricinde n ara movie'leri var İnanılmaz; çünkü a
REBEL ASSAULT II: THE HIDDEN EMPIRE - (Lucas Arts ( 2CD):
her zaman derim: az laf, çok oyun. Bundan sonra böyle giriyor ve tercihlerinizi Kİ farklı bütün güzelliklerin bir sonu vardır ve Blade'de o sürede ulaşmaktadır. Hiç unutmam, soğuk bir kış günü BR'ı almış, bir kaç saat içinde de, çözüm olmadan, canına okumuştum. Ama hoş anlardı, hem de çok. Yıldız Savaşları... Eski bir “fan” olarak şunu söyleyebilirim; bu film beşeriyetin ufkunu genişleten, gidişatını değiştiren ve yirminci asrın büyük olayları arasında yer alması gereken olağanüstü bir hadisedir İşin sanatsal kısmı olayın apayrı bir boyutu, beni ilgilendiren toplumsal açısı. Star Wars'dan sonra hiçbir oluşum eskisi gibi olmadı, olmayacak George Lucas insanlara düşlediklerinden de öte görsel, işitsel bir şölen yaşatmış, rüyaları adeta gerçek kılmıştır. Seksenli yıllarda düşe kalka sürüp giden çocukluğumuz işte bu “gerçek hayallerin” esiriydi. Elbette bir gün büyüdük ve Jedi Şövalyesi olma hülyalarımız da gerçeklerine, daha doğrusu, dar kafalı; basiretsiz adamların yönetip yönlendirdiği bir üçüncü dünya ülkesinin kısırdöngülerine yenildi gitti Türk olmanın onurunu kendi ülkesinde bile hamasi lafların ötesine taşayamayan doyumsuz bir millete böyle “çocuk oyuncağı” işler küçük gelirdi. Adam Mars'ı fethetmeye hazırlanırken biz bütün bayağılığımızla “ekmek kavgasının kutsallığı” edebiyatından dem vurup dururuz hep. Yazık, çok ama çok Şu aralar Phantom Menace ile tekrar gündeme giren Star Wars efsanesine rağbet etmeyenler, illaki astım nöbetine tutulmuş Darth'ımı isterim sarışın, mavi gözlü, sevimli bir veledi Vader olarak kabullenmem diyenler alın size Rebel Assault 2'yi sunuyorum. Orijinal filminde göremeyeceğiniz setlerde çekilen mükemmel FMV'ler ve müthiş aksiyonuyla bu tip interactive movie'lerde ender rastlanan bir atmosfer yaratmış Lucas Arts. Ben video'lu oyun oynamam demeyin. Çünkü bu bizim nesil için yapılmış gerçek Star
Wars... yaratıcılarının elinden çıkmış üstelik. Selam sana eski dost Vader, sana ve seni yaratanlara selam olsun... BROKEN SWORD: THE SHADOW OF THE TEMPLARS - (Revolution) Bazı anlar unutulmaz nitelikler taşır insan hayatında. Özellikle ilk anlar önemlidir. PC aldığımda ilk oynadığım oyunları bugün bile özenle saklarım. Atlantis, Ecstatica 2, Tomb Raider ve Broken Sword... Broken Sword'un hepsinin ötesinde farklı bir anlamı vardır. Broken, sağlamını bulmak için en fazla uğraş verdiğim adventure'dır. Aldığım birkaç baskısı Paris'te kanalizasyona girdiğiniz an bozuluyordu. Daha sonra bulduklarımda da başka pürüzler çıkmıştı. Aslında sıradan bir macera olsaydı Broken Sword'un peşine hiç düşmezdim. Ancak BS klasikler arasına girmeyi benim nezdimde bir lastik yapıtlardır. BS bunların arasında başa güreşebilecek tek oyundur. Bugün 3D zırvalamalar arasında özlemini çektiğim o tatlı Lucasfilm havasını yakalayan, grafikleriyle değme ressama dudak ısırttıran, senaryosuyla en baba senaristlere ders veren Broken Sword ender rastlanan bir parça... Hikaye mi? Bir sonbahar günü pis yankee'nin teki Paris'te kafe muhabbeti yapıp Fransız karılarını dikizlemektedir. Birden her yer havaya uçar. Bu andan itibaren neye uğradığını bile anlamadan çetrefilli işlerin içine dalar bizim mal yankee. Mevzu dahilinde, politik çıkarları olan eski bir satanist tarikatın (
lir oyunlardan.
Games
SECRETS OF THE LUXOR -
Templar's mensupları vardır. Fransa, İrlanda dolaşırken yanınızda çoğu zaman ayak bağı olan (zaten sonlara doğru kaçınıyor) bir Frank hatunu var. Yani olmazsa olmaz kabilinden aşk, meşk olayı da unutulmamış. Çok sonraları devamı da yapılan BS size çizgi film ortamında mükemmel bir macera vaadediyor. Kesin oynayın beyler. Oyunun varlığından bile haberim yokken, aniden karşıma çıkıverdi Luxor. Hani
ve (2. CD): Haha... Haha. Böyle bir şu “sürpriz” dedikleri olay olsa gerek. Haa, şimdi çıktı da iyi mi oldu dersiniz? Hemen cevap verebilirim! Nayır! Secrets of the Luxor; Mummy, Beyond Time, Frankenstein gibi puzzle-adventure'ların tekniği ve tarzında yapılmış ultra sıkıcı bir sözde macera. Puzzle'lar ile boğuşup, karanlık ortamlarda konu olarak, özünde, yine Star Gate muhabbeti. Yani ne hikmetse dünya yüzündeki bütün acayip olaylar Mısır'da olup bitmektedir ve Luxor da bu hadiselerin merkezini teşkil etmektedir. Bütün bu yavanlık ilerde, konu dahilinde, özgün açılımlarla, farklı bir boyut kazansa da genelde oyun "bulmaca çöz yürü, yine bulmaca çöz" döngüsünden yırtamıyor. Mısır medeniyetinin abuk gizemleri öyküsüne sarılmak da oyunu kurtaramıyor bittabi. Harcaya harcaya tüketemediler şu salak Mısır'ı! Bana kalırsa bu uygarlığın hiçbir gizemi ve üstünlüğü yok. Yüzyılın başında gelişen arkeolojik teknikler ile yapılan çalışmalar sonucu ilk kez insanoğlunun gözleri önüne serilen Mısır; sıradan bir bilimsel bulgu olması gerekirken biraz o dönemin ucuz romantizmi ve onu körükleyen sinema diliyle biraz da ticari amaçlı dürtülerin yoğunluğu sayesinde, yükselen bir ilgi odağı olmuştur. Aslen her şey çok basittir. İnsan, yeteneği ve zekasıyla dünyaya istediği biçimi verebilir. Öyle “uzaylı Tanrıların” omuz desteğine filan ihtiyacı yoktur. Dünyayı devirebilecek ihtiraslara ve sırtlarına binebilecek kölelere sahipseniz olay bitmiştir. Çin Seddi insan yaratımıyken Mısır Piramitlerinin malum “ziyaretçilerimize” bağlanması komik bir
saçmalık doğrusu. Bunun aksi laf üretmekse sarih bir beyinsizlik. Luxor'un sırları ise kötü bir oyun:.. “Aradığım oyunlara gelince... Unutmayın hepsi 26100 CD versiyonları olmalı, record CD'lere çekilmiş olmamalı, Windows 95 altında pürüz yaratmadan çalışmalı... Ve aman, derim! Karşımda gözünü para hırsı bürümüş tüccarlar görmek istemiyorum. Bu oyunlara öyle çok büyük meblağlar ödemeye niyetim yok. Zamanında üç kuruşa aldığınızı şimdi otuza satamazsınız bana. Ayrıca İstanbul dışından arayan arkadaşlar zahmet etmesinler, çünkü posta, havale, banka gibi işlemlerle uğraşamam. Kamer Bilgisayar'a bizzat gelebilirseniz işimizi hallederiz. İşte istediklerim; Pandora Directive, Zork Nemesis, Chronicles of Sword, The D, Riven, Gothos, Soul Hunt, Treasure Hunter, Vampire Diaries, Fox Hunt, The X
Files, Monty Python Meaning Life, Spy Craft, Panic In Park, Buried in Time: Elk Moon Murder, Drowned Gods, Alone in the Dark 3, Prisoner of Ice, Gabriel
Knight, Indiana Jones Fate of Atlantis, Riddle of Master Lu, Bad Mojo, Neverhood, Dark Eye, Loom, Jonny Mnemonic, Jack Orlando, Homicide, Ravage, Star Trek Academy, Dust, Maddog 2, King's Quest 7, Space Quest 5, Quest for Glory 4, Simon the Sorcerer 2, Feeble Files, The KGB Files, Queen, Secret Mission, Flight of the Amazon Queen, Police Quest 4, Torin's Passage, Clan Destiny, Thunderscape, Day of the Tentacle, Sam and Max, Dark Forces, Rebel Assault, Shivers, Psychic Detective, Return to Deadline, Rise of the Rule of Ancient Empire, Judge Dredd, The Scroll, Discworld, Beavis and Butt-head Virtua Stupid, Tie Fighter, Little Big Adventure, Red Big Adventure, Dagger of Amon Ra, Amazon, Orion Conspiracy, Wing Commander 3, Death Gate, Normality, Tom Clancy SSN, Innocent Until Caught, Azrael's Tear, Third Millenium, Crystal Skull, Versailles 1685, Batman Forever, Rex Nebular, Inca, Callahan's Crosstime Saloon, Daedalus Encounter, Cyber Judas.