Gameshow sayı 44, sayfa 29

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 29

Cheats: Sanki dergi tanıtım köşesi gibi oldu; ama, valla, böyle bir seçenek yok değil oyunda. Klasik konsol oyunu tribi. Fena değil aslında...

Options: Klasik 3D kart ayarları, tuş takımı ve zorluk seçimi türü şeyler. Tek dikkat edilmesi gereken yer, tuş takımı kısmı ki otomobiliniz üzerinde iyi bir kontrol sağlamak açısından inanılmaz derecede önemli. Çok ciddiyim.

Film Director: Benim pek ilgimi çekmese de oyunun çoğu insan tarafından çok atraktif bulunan parçalarından biri daha... Baktınız bir gün süper kullanmışsınız altınızdaki hayvani, polisleri ezip geçmişsiniz kendinizde en ufak bir çizik bile almadan ve bu üstün performansınız tarihe altın harflerle kazınsın ve göreceğiniz ilgi sizi delirtsin istiyorsunuz. İşte “BUYUM BENİ!” demek için geleceğiniz yerde durmaktasınız şu veya eğer tek başınıza salak salak gezdiyseniz (ki GAMESHOW okuyucusu öyle bir şey yapmaz) Take a Ride hızlı dışına çıkmamalıyım.

Geçmişin bir yansıması: Destruction Derby

Efendim kimdir nedir bu Reflections firması derseniz eğer, vereceğim cevap hazırdır: Destruction Derby! Otomobil yarış oyunlarıyla alakanız ne derecedir bilmiyorum fakat bu ilgi bir nebze kadar olsa bile bu oyunu duymamış olmanız imkansız ötesi. O ana dek yapılmış geleneksel yarış oyunlarının ötesinde bir oyun olmasıyla bilinen Destruction Derby, bizi gözbebeğimizin kafasından vurmuştu. Adından da anlaşılabileceği üzere, bu oyunda yarışmak yerine birbirimize girmeye çalışıyorduk. Arabalara hasar verme gibi müthiş özellikler bulunmaktaydı DD'de. (Sık tutulan oyun gibi (gerçi Türkiye'de pek tutulduğunu sanmıyorum) DD'nin de bir ikinci versiyonu yapıldı. O da fena değildi. Son olarak, Net'teki Abandonware sitelerinden DD1'i bir çekin görün derim.

anda efendim. Kaydedin kovalamacanızı olayınızı, sonra her türlü ucubik, abidik ve gubidik kamera açısından defalarca ve defalarca izleyin en ufak manevranızdan tutun da polislerin sizi yakalamaya çalışıp da hemen az önce yanından geçtiğiniz direğe bindirmelerini. Ara sıra güzel olsa da, her seferinde bakılabilirliği olan bir özellik değil kanımca. Size kalmış.

Practice: Yani! Önceden konuştum burası için. Best Records: Eh, isminden de anlaşılacağı gibi en iyi skorlarınıza bakabileceğiniz bir yer. Yalnız burada saçma bir şey var: Oyun kendiliğinden kaydetmiyor skorunuzu. Sizin illa kasıp, ısrar edip kendinizin uğraşması lazım. Bence saçma olmuş. İnsanın içinde hiçbir zaman "Aha, dur! Şu skorumu kaydedeyim.” şeklinde bir istek olmaz ki. Bilgisayardan bekler kişi; çünkü ezmiştir onu ve bilgisayarın eli mahkumdur köpek gibi yazmaya o

skoru! Tamam geçiyorum.

Driving Games: Deminden beri açıklamayıp sona bıraktığım bölümün burası olmasının nedeni kendi içinde ekstradan bir menüsü olması. Aslında bu kısım, Undercover bölümünün mission'larının parçalanmış hali şeklinde. Demek istediğim, Undercover'a başlamadan önce burada birkaç deneme yaparsanız eğer, çok büyük iyilik olur oyun zevkiniz için. O yüzden, burayı kısa da olsa açıklamazsam kesinlikle olmaz, diye bir düşünce belirdi kafamda:

Pursuit: Bir otomobili, belirli bir süre içerisinde gözden kaçırmadan izlemeniz gerekiyor. Yine kolay görünen; fakat oyuncuyu ters köşeye yatıran bir bölüm!

Getaway: Başta anlattığım “Lose the Tail” olayı. Seçtiğiniz herhangi bir şehirde takılıyor polis peşinize ve siz de izinizi kaybettirmeye çalışıyorsunuz.

Trail Blazer: Gereksiz bir şey bu da. Labutlar var, onlardan olabildiğince toplamaya çalışıyorsunuz belirli bir süre içinde...

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.