Gameshow sayı 44, sayfa 28

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 28

Kural 2: Yukardaki grafikte de görüldüğü gibi yeşil araba ve polis en doğal hakkım olan “geçiş hakkımı” ihlal etmiş durumdalar. Bu gibi durumlarda söz konusu arabalara bodoslama girilmeli! Anında kaçmanız gerektiğini söylememe gerek yok!

şerit bölme

Kural 3: Gördüğünüz gibi şerit benim! hatta yol benim. İkili bir şeridi üçe bölmek bir sanat hatta sanattan da öte bir şeydir. Tampon tampona gidip aradan yağ gibi sıyrılmanız gerekir. Direniyorlarsa tekerleklerinizdeki bıçakları kullanın

deniz havası

Kural 4: Ee, burda aslında bişe, yok. Araba denize uçuyor. Yani giden yeşil arabaya yol vermek istedim ama deniz çekti beni galiba! Zaten 2 yıldır tatile de gidemiyordum. Ne var ne sırıtıyorsunuz! Lastik pat işte. Deniz de ne kadar güzel! Masmavi! Ehue!

öldürseniz söylemem!

Hikayemiz de bu şekilde... Oyunun kendisine gelince:

OYUN:

Undercover kısmının, yani Driver'ın ana bölümünü oluşturan yerin, ana mantığı şu: Size her seferinde otomobilinizle yapacağınız belirli bir görev verilmekte. Bu görevler bir tetikçiyi izbe bir sokaktan alıp onu adam öldürmeye götürmekten, bir karavanı amansız bir şekilde takip etmeye kadar değişebiliyor. Sanırım bir izlenim oluştu kafanızda. Yalnız bu görevleri yaparken Amerikan argosunda “aynasız” olarak tabir edilen polis amcalar her an peşimizde. Daha doğrusu bizi fark edene kadar... Mesela bir elemanla Miami şehrinin belirli bir noktasında buluşacaksınız. Eğer oraya giderken polisler tarafından fark edilirseniz, buluşma noktasına geldiğinizde bir ok yerine “!” göreceksiniz. Bu “Lose the Tail” demek oluyor. Yani bin bir türlü manevra olayına girerek şehrin sokaklarında bir o yana, bir bu yana saparak izinizi kaybettireceksiniz. Ancak ondan sonra rahat bir şekilde adamınızı alabilirsiniz.

Deminden beri konuşuyorum iz kaybettireceksiniz, sağa sapacaksınız, sola sapacaksınız, diye; ama bütün bunları oyunu ilk oynamaya başladığımda yapmaya çalıştığımda elime geçen tek şey hayalimin ellerimi kesen kırıklarıydı sadece... Bu ne demek oluyor efendim? Pratik! Köpek gibi çalışacaksınız abi. Bir kere, Driver'da

Trafik canavarı MEC'in kullandığınız otomobil, öyle diğer oyunlardaki gibi post-modern, ultra-lüks, süper kontrol edilebilirliği olan otomobillere benzememekte. Daha çok Interstate 76 tarzında (Interstate 82 geliyor bu arada, aklınızda bulunsun.), dizayndan çok motor gücü ve dayanıklılığın ön planda olduğu bir alet kullanmaktayız. Need for Speed hayranları burada biraz duraksamıştır sanırım. Ben de ilk duyduğumda “Ne iş?” demiştim; ama geldim, gördüm ve oynadıktan sonra bir kere daha anladım ki kaç zamandan beri iyi bir yarış oyunundan alamadığım zevki fazlasıyla verdi Driver bana (“Re-Volt için de böyle demiştin, ne şahsiyetsiz bir yazarsın oğlum sen!” diyebilirsiniz belki; ama onun olayı farklıydı bea...). Şimdi kullandığımız otomobil konusundaki her türlü kırığın üzerinden terliğimizle geçtikten sonra gelelim biraz önce söz ettiğim pratik olayına: Her ne kadar kendimize göre iyi bir şoför olsak da bizi işe alan amcama da bir şekilde kendimizi kanıtlamak zorundayız. Bu yüzden Undercover kısmından New Game dediğimizde kendimizi bir kapalı otoparkta buluyoruz. Burada bizden istenen sağ üst köşeye iliştirilmiş listedeki manevraları bir dakika içerisinde gerçekleştirmek. “Ne olacak, hiç mi practice görmedik!” diyebilirsiniz; fakat bu kısmı gördüğünüzde işin o kadar da kolay olmadığını beyninizin bütün kıvrımlarında hissedeceksiniz. İlk önce Y.Z. (Matrix'ten alıntı, artificial intelligence, çevirmen arkadaş böyle buyurmuş.) size en mükemmel şekilde gösterecek hangi hareketin nasıl yapılması yarıda kesip hemen geçeyim düşüncesiyle kendiniz yapmaya çalışacaksınız. Fakat ne oldu? Suratınız asıldı biraz. Dediğim gibi, o kadar kolay değil. Yine de üç beş denemeden sonra halledebileceğiniz bir şey... Daha fazla yardım için yazının daha sonraki kısmındaki Controlling'e bakın.

Polis MEC'e çarpıyor

Undercover'dan devam ediyoruz. Oyunun senaryo kısmını oluşturan bu bölümde, dört şehir var: Miami, San Francisco, Los Angeles ve New York. Şahsi fikrim, buradaki bölümlerde neyi, ne şekilde yapacağınızı açıklamak ve sırf yer doldurmak için yazmak hem gereksiz, hem de sizin oyundan alacağınız zevki azaltacağı için bir o kadar da anlamsız. Mission'ların nasıl olduğu hakkında genel bir fikriniz oldu zaten. Yalnız bu dört şehirdeki bölümleri bitirdikten sonra, bir tane gizli şehir çıkıyor ki bu sadece PC versiyonu için konulmuş bir özellik (PlayStation'cılar delirsin inşallah!). Bir dipnot olsun kafanızın bir köşesinde.

Deminden

beri anlattığım Undercover, Driver'ın sadece bir parçası. Diğer bölümler için bir tanıtım yapsam fena olmaz sanırım:

Take a Ride: Eğer derseniz ki “Benim işim olmaz öyle mişın falan, takılacağım kafama göre.", bu olay siz çılgın çocuklar için yapılmıştır, desem ne fayda. Bence şehri tanımaya çalışmaktan başka işe yarayan bir seçenek değil. Zira şehri bu şekilde ezberleyip, her virajın, her sokağın yerini bilmek gerekiyor. Tabi siz ilk izleme anınızda, olayı bildikten sonra nerede kalır o heyecan? O yüzden ben derim ki boş geçin.

MEC polisten kaçıyor

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.