Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 30
Survival: İşte en adrenalin yükselten bölümlerden biri. Yine Undercover'da bir çok kere karşılaşacaksınız fakat burada sanki daha manyak polisler. Bu sefer bir yerine üç (rakamla 3) aynasızla (holy shit!) karşı karşıyayız ve adamlar harbi manyak. Resmen suçlu yakalayacağız, diye kafayı sıyırmışlar ya... Sanırım burada başarma diye bir olay yok, amaç en uzun süre parçalanmadan dayanmak. Başka bir amaç bulan varsa haber versin.
Carnage: Survival'dan sonra en baba bölüm! Amaç yine belirli bir zaman dilimi içerisinde karşıdan, sağdan ve de soldan (niye her yönden demiyorsam) gelen her türlü otomobile maksimum hasar vermek. Çok zevkli. Mutlaka deneyin.
KONTROL:
Driver'ın kontrolü deneyimli bir sürücü (K.O.) için çok zor olmasa da en azından bir alışkanlık gerektirmekte. Bir kere, tuşları klavyenizin kesinlikle iyi hakimiyetiniz olan bir kısmına ayarlayın ki sonradan zorluk çekmeyesiniz. Yön tuşlarından başka iki önemli tuş daha var: Handbrake (El freni) ve Burnout (bilmiyorum, yandı gitti falan denilebilir belki. Tövbe). El freni her yerde kullanılmakta. Her türlü keskin virajda ve ani yön değiştirmelerde bire bir. Yandı git- ay yani Burnout ise hızlı kalkışlar ve yine hız kaybetmeden ani dönüşler için çok yararlı. Bu iki tuşu ne yapıp edip çok iyi kullanmayı öğrenmek gerekiyor. Yoksa Driver'da ilerlemek hayal. Force feedback'iniz veya o tür steering wheel türü bir şeyiniz varsa kontrol mükemmel oluyor. Ben denedim de! Söylemeden geçemedim. Oh!
SON SÖZ:
Driver çok kaliteli ve ününü, popülerliğini hak etmiş bir oyun. Her sabah bilgisayarı açıp bir kere polislerden paçayı kurtarmadan duramıyorum, öyle söyleyeyim size. Kesinlikle en azından bir kere denenmesi gereken bir parça. Şimdiden klasikler arasında yerini aldığı kanısındayım. Tek sorunu, az biraz iyi bir konfigürasyon istemesi. Yani 3D kartınızın yanında RAM açısından da cömert ama Driver'da babamı bile tanımam! Çarparım ona!
-Terbiyesiz sürücü Mert!
olmanız gerekiyor. Yoksa oyun sık sık yükleme yapıyor, benden uyarması... Uzun lafın kısası, Driver'ı alın, akabinde aldırın. Son olarak sizi, yine bir bilim kurgu romanından bir parçayla bırakıyorum... Saygılar. *.4 Çok eskiden Marslılar da senin ve benim gibi birer insandı. Fizik yapı bakımından demek istiyorum. Sonra yavaş yavaş solunabilir havanın azalması ve daha binlerce nedenle biçim değiştirip ufala ufala, mikroskopik bir hayat unsuru haline geldiler ve en uzun süre yaşayabilen bir bitkinin; bir kaktüsün içine sığındılar. sen aynı anda iki Marslıyı birden (içine) aldın. Bir erkek unsurla bir dişi unsuru...
Peter Randa, Mars'tan Gelen Ölüm, Başkan Yayınları (1983)
Ders 2: Trafik
sözlüğü (yayalar okumasın)
: Metal ve motorlu truva atı. O bir ne bir erkeklik simgesi, hıhahaa! : Devamlı yükseğe takıp hızı artırmak için yapılmış estetik alet! Çok güzeller! Ayağınızı sonuna kadar basmanızdan başkaca bir işlevi yok! Son derece gereksiz bir aksam! k Boş yere enerji kaybı. Bilmiyorum! Benim arabam otomatik vitesli (bi çelişki var!) sivrisineklerin daha büyüğü ve daha kanlısı! Trafik Polisi: İyi günler memur bey! Yoo et: Bu da gereksiz. Kaç ağaç kesiliyordur bu kağıt parçaları için. Yazık Demir Bi Bir gün program başlangıcında bi araba çarpacak ona!. Evet evet! çarpacak, ben çarpacağım!
Zevkle oynayacağınız güzel mi güzel bir oyun. — | p 266 32 ma Rami 188 Mb HD/ orijinal bir senaryoya
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 31
Selamlar, saygılar Sin. Uzun zamandır görüşemiyorduk, nasılsınız bakalım. Umarım herkesler iyidir. Ben de iyi sayılırım işte. Ya, dergi tekrar yayın hayatına başladı da iyi oldu hani. Biz de eğlenecek yer arıyorduk. Gerçi ilk sayı için bir şeyler yazamadım ama olsun. Bak, kısmet ikinci sayı içinmiş. Aslında sevgili Zebani Bey “Gel, al bu oyunu yaz." deyip elime tutuşturmasaydı CD'yi açıkçası daha bir şey yazacağım da yoktu. Gel gör ki camiada ben adventure'ların adamı olarak tanınırım; ama bu yazıda tanıtacağım oyun oldukça gelişmiş bir dupdup. “Dupdup da ne ola ki?” diye bön bön bakanları görüyorum. İyi bir Gameshow okuyucusunun bunu bilmesi lazım aslında; ama ben yine de yeni kuşak okuyucular için bunu biraz açayım. Ne demişler? Bilmemek değil, öğrenmemek ayıptır. Şimdi dupdup kısaca, hani böyle eski atari salonlarında veya C64'lerde oynadığımız bir takım garip uzay gemileri ile daha garip uzay gemilerini vurmaya çalıştığımız uzaylı uçuk oyunlar vardır ya? Heh, işte bunların geneli demek oluyor. Gavur diyarlarındaki meslektaşlarımız eskiden bu tip oyunlara shoot'em up da derlerdi. Derlerdi, diyorum; ama neden böyle, diyorum hemen açıklayayım. Şimdi bunun Türkçe manası yukarıdan gelenleri vur, demek oluyor bildiğiniz gibi. O zamanlar bu tür oyunlarda vurulacak gemiler ekranın hep üst tarafında olduğu için böyle denmiş. Ama zamanla teknolojinin ilerlemesiyle gemiler artık ekranın sağından, solundan,
Özgür GÜLTEKİN &
ogultekin@tv.com.tr altından ve bilumum saçma yerlerinden gelmeye başlayınca unutuldu tabi shoot'em up olayı. Zaten işin içine 3D olayı da girince artık bunlara shoot'em everywhere bile denebilir. Fakat, gel gör ki, biz kendi aramızda daha önce de dediğim gibi dupdup diyoruz. Örnek: “Oğlum, yeni bir dupdup çıkmış süper. Bir alien gemileri var, ölürsün vallahi. Hadi kodum.” Neyse bu dupdup olayını aştığımıza göre artık biraz da oyundan bahsedelim, derim ben (Bozuk cümle yapısı örneği, özne sonda, tipik Gameshow yazarı). Hee, hemen baştan söyleyeyim, oyunun gerçekten zevk alarak oynamak istiyorsanız bir adet 3D hızlandırıcı karta, bir adet bol tuşlu joypad'e ve 3D ses verebilen ses kartınız olması gerekli. Yoksa almayın bu oyunu, gerçekten paranıza yazık. Gidin Galaga oynayın muhaha. Bilmem, bu sayfanın başındaki logo dikkatinizi çekti mi? Eğer çekmediyse oyunun ismi Sinistar. Yıl 2449. Her uzayda geçen oyunda olduğu gibi bu oyunda da bir federasyon vardır. Her şey gayet güzel giderken bir takım dallama uzaylılar federasyona saldırma cüretinde bulunurlar. Tabi biz de iyi adamı oynadığımızdan dolayı “vatan, millet, federasyon” diyerekten dallama uzaylıların dev teleportuna nedeni bilinmez bir gazla saldırırız. Ama gel gör ki kazın ayağı öyle değildir. Gemimiz vurulur ve direkt teleportun içine doğru sürüklenir. İşte oyunun başındaki güzel animasyonlu demoda da aynen bunlar anlatılıyor. Teleportun diğer tarafına geçince kontrol artık bizde oluyor. Hocam bilmem hatırlıyor musun başta söylemiştim ben sana joypad lazım, diye. Heh, varsa iyi; ama yok baba benim joypad'im falan, diyorsan hemen ESC'e bas ve control config'e gir. Artık oradan kafana göre en rahat tuşları tanımla. Sana garanti ediyorum oyunu hep klavye ile oynayacaksan oyundan sıkıldığında on parmak klavye öğrenmiş olacaksın. Muhaha... Neyse, biraz oyunun oynanış tarzından bahsedelim. Oyunda öyle önüne gel her şeyi vur olayının dışında
"Bu güzel klasiği unleashed yapmanız gereken başka olaylar da mevcut. Bir kere her bölümün başında size ne yapmanız gerektiği zaten söyleniyor. Bu sizin ana göreviniz oluyor. Ekranın sol alt kısmında radarınız var. Buradan geleni gideni falan gözetliyorsunuz. Sağ alt tarafında ise geminizin gücünü gösteren bir yuvarlak var. Son olarak sağ üst köşede ise düşman gemisinin hasar durumunu görebiliyorsunuz. Oyuna başladık ilk yapmanız gereken şey düşük olan enerjinizi doldurmak. Bunun için etrafta zalak zalak uçuşan meteorlardan faydalanabilirsiniz. Oyunda iki adet silah var. Birincisi meteorları vurup maden çıkartarak enerjimizi arttırmaya yarayan miner lazer, diğeri ise bilumum düşmanlarımızı avlamak için kullanacağımız toplamı dokuz çeşitten oluşan silahlar. Düşmana karşı olan silahları 1-9 arası tuşlara basarak seçebilirsiniz. Ama bu silahları kullanabilmeniz için sağ alt köşedeki enerji göstergenizin hatırı sayılır bir miktar dolusu olması lazım. Yoksa değil ateş etmek, düşmana dil bile çıkaramazsın onu da söyleyeyim. Meteorları vurduk, madenleri topladık ve Allah ne verdiyse gücümüzü arttırdık. İş bununla bitiyor mu? Tabi ki hayır. Biraz da silaha ihtiyacımız var. Onun için de etrafta bulunan çirkin görünüşlü gemileri vurun. Bunlar kargo gemisi size ateş bile etmiyorlar zaten. O yüzden avlamak çok kolay. Eki eki. Dokuz adet silahın yanında bir de ekstra objeler var. Bunlar da geminize shield, speed ve bunun gibi bir takım yeni özellikler kazandırıyorlar. Bu yeni özellikleri kullanmak için F tuşlarını basabilirsiniz. Şimdi de azcık silahları anlatayım ben size. Bir numaralı silahımız önemli, ismi Sinibomb bölümlerde çıkan ve Sinistar olarak adlandırılan hayvani ve çirkin görünüşlü gemileri ancak bu silahla yok edebiliyorsunuz. Diğer silahlar bu çirkin hayvanlara işlemiyor nedense. İki numarada illaki her uzay gemisinde bulunması gereken bir adet lazer silahı var. Bu silahla ateş ettiğiniz sürece enerjiniz azalır ona göre. Üç numara misilleme saldırılar için missile oluyor. Dört, bu silahın ne olduğunu unuttum. Beş Concussion denilen silah sesler ve oynanabilirlik teknolojinin el verdiği kadarıyla geliştirdik” Mark Tsai, GameFX ne fazla ne iyi ne fazla kötü orta bir şey işte deneyin görün. Altı, bu sürpriz. Yedi Charging Proto: Düşmanı veya meteorları atomlarına ayırır. Sekiz, Mind control: etkili temiz ve güçlü bir şey arayan sert erkeklerin silahı. Dokuz, Lightning Storm: bununla şimşekler çaktırıp yağmurlar yağdırabilirsiniz. Silahların bazıları direkt enerjinizden beslendiği için boş yere ateş etmemeniz sağlığınız açısından oldukça iyi olur. Oyun böyle sürüp gidiyor işte. Ben şahsen iki üç bölüm kadar oynayıp sıkıldım. Bu arada oyun yanılmıyorsam yirmi dört bölüm falan. Bölümlerde gördüğüm kadarıyla değişen şeyler düşman gemilerinin biçimi, mekan grafikleri ve zorluk. Onun dışında bir süre sonra oyunu oynarken sıkılıyorsunuz. Zaten bir bölümü bitirmek neredeyse on beş yirmi dakika falan sürüyor (ben easy'de oynadım bu arada). Vallahi, ne diyeyim böyle bir dupdup oyunu