OVERDOSE

Gözlerimi açtığımda başladı her şey. Morg gibi bir hastane odasının iğrenç beyazlığı değildi çıldırmama neden olan. Güleryüzlü davranan, yardım etmeye çalışan morg hemşiresinin "senden daha avantajlıyım" diyen gözlerindeki sahte melankoli de değildi. Her biri birer damar gibi kafama bağlı elektrotların yarattığı vantuz etkisi de öyle. Bir şeyler benim dışımda başkalaşmış ve sanki bulunduğum andan kovmuşlardı beni. Hiçbir yere ait hissedemiyordum kendimi. Güneş ışınları beni aydınlatmıyordu, zorlukla verilen sıvı yemekler benim metabolizmam için değildi. Rüzgar bile bana doğru gelirken yönünü değiştiriyordu. Kalbim atmıyordu, kanım akmıyordu; "Tehlikeyi atlattın, yakında düzelirsin" dedi morg kraliçesi hemşire. Sesi sanki ben suyun altındaymışım gibi boğuk ve uğultuluydu. Sadece baktım, çünkü sadece bakabiliyordum. Bir gün gözlerinizi açtığınızda sağ kolunuzun yerinde olmadığını görseniz ne hissederdiniz? Acı yok, kolumun alındığına ait bir kanıt da yok. Kolum yok. Hayır! Gözlerimi yüzlerce kez açıp kapadım. İnanamadım, inanmak istemedim, ısrarla reddettim. Gözümden dökülen yaşlar arasında sürekli baktım olmayan sağ koluma.

Garip morarmış bir çukur kalmıştı ondan geriye. Saatlerce gözyaşlarımla ıslattım orayı, belki yenisi çıkar, suyun tohumlara hayat verdiği gibi gözyaşlarımın orada bir yaşam belirtisi göstermesini bekledim. İçimdeki dayanılmaz isyan duygusu ancak sessiz çığlıklara dönüşüyordu. Güneş ışığının rengi gittikçe iğrençleşiyor, beyaz renk kolumdaki mor çukurla sesleri içimdeki çığlığı bastırıyordu "ben haklıyım" dercesine. Refleks bir hareketle sağ kolumu kaldırıp önüme gelen her şeye vurmak istedim. Eksik bir organın görevini diğeri yerine getirirdi dışarıdaki "haklı olan" hayatta değil mi? Sol kolumun görevini yerine getirmesini beklemek hakkımdı değil mi? Orada da bir çukur vardı, iğrenç mor-siyah karışımı bir çukur. Ellerimi delicesine sıkıp saatlerce haykırmak istiyordum. Ama ne ellerim vardı, ne de ağzım o anda. Çevremde var olmuş en ufak bir detay bile iğrenç beyazlığın içinde kaybolmuş; hıçkırıklarım, gözyaşlarım ve ben kalmıştık geride. Sadece boş boş bakıyor ve ağlıyordum. Çaresiz kalmanın ezikliği içinde ağlıyordum. Güneşe bakarak ağlıyordum. Halbuki o anda yaşam kaynağı olan Güneşe ne kadar ihtiyacım vardı. Hemen önümde duruyordu. Uzansam dokunacak gibiydim. Fakat ben daha bunu düşünürken bile Güneş "sana verecek ışığım yok" dercesine benden kaçtığında benliğimin yarısını çoktan kaybetmiştim. Fiziksel donanımlarımı yitirdiğim yetmiyormuş gibi şimdi de içimde beni yaşatmak için ihtiyacım olan şeyler kaçmaya, kaybolmaya başlamıştı. Kim yapmıştı bütün bunları bana? Ne hakları vardı? Yaşam adına beni ölü bir et parçasına dönüştürmeye ne hakları vardı? Ne yapabilirdim ki ölmekten başka? Kendimi toplamaya çalışarak hemşireye "Bana bir iyilik yapar mısın?" dedim. "Tabii yaparım, ne istemiştin?". "Benim ölmeme yardımcı olur musun?" artık ne dediğimi bilmiyordum. Tek isteğim o anda yok olmaktı. Güneşi görmemek, sesleri duymamak, hayata ait olan hiçbir şeye tanık olmamaktı. Hemşire sığ kafasının alamayacağı bu isteği duyduğunda irkildi, karşısına korku filmlerinden bir yaratık fırlamışçasına dehşete düştü: "Siz neler söylüyorsunuz? Çıldırdınız mı?" "Bakın Hemşire, şu halime dikkatli bakın. Gözyaşlarıma dikkatli bakın. Beni böyle yaşatmakla ödüllendirmiyorsunuz, cezalandırıyorsunuz. Bana iyilik yapacağınıza söz vermiştiniz. İstediğim iyilik bu. Lütfen!" "Beyefendi sizi öldürmemi istiyorsunuz düpedüz benden. Hayır yapamam, lütfen şu anda yeni ayıldınız, iyi değilsiniz. İsterseniz size bir sakinleştirici yapabilirim". Hayır anlatmam imkansızdı. Benim gibi hissedip beni anlaması imkansızdı. Hayatı boyunca monoton yaşamanın verdiği korkaklıkla benim bu isteğimi kabul etmesi imkansızdı. Sustum ve baktım. Bakmaktan başka yapacak bir şeyim yoktu. İçeriye iki doktor ve bir hemşire daha girdi. Hepsi beyaz. "Evet sargıları açma zamanı geldi" dedi içlerinden biri. Ne sargısıydı ki bu derken hemşireler bacaklarımda çoktan bir çalışma başlatmışlardı bile. Sargıları açtıklarında ise hissetmediğim şeylere yeni iki tanesi daha katılmıştı. Güneşin dışarıda ışıl ışıl yanması, hafif bir rüzgarın yarım kalmış bedenimi yalayıp geçmesi, yaşam seslerinin yükselerek ahengle odanın duvarlarında dans temsilcileri oldular" Osman Altındağ Saat 10.30: Şu dünyada var olan tüm insanların bir kez olsun yerinde olmak isterdim. Dünya görüşlerini, yaşam tarzlarını, bakış açılarını kısaca onlara ait tüm tecrübeleri yaşayıp test etmek isterdim. Ortak bir hayatı yaşayan insanların içlerinde yaşattıkları başka bir hayatın sınırları beni meraklandıran. İç dünyaların gizli saklı, bilinmeyen köşeleri. Bunları tecrübe etmek sanırım çok heyecanlı olurdu. En çok da yakın arkadaşlarımın yerine geçip kendime bakmak isterdim. Acaba onların kafasındaki ben nasıl bir şeyim? Beni gördükleri anda veya konuşmaya başladıkları anda o gizli saklı iç dünyalarındaki değişimi yaşamak isterdim. Başkalarının kafasındaki "ben" hakkında en doğru yanıtı böyle alabilirdim. Hatta düşündüğünün, veya konuştuğunun yanlış/doğru olduğunu bir iç ses olarak ona fısıldamak isterdim. Kendimi ona "kendimi nasıl tanıyorsam" ifade etmek isterdim. Güzel bir ütopya. Saat 12.00: İnsanların kafasındaki kişi imajlarına açıklama getirmek ne kadar zor. Kendi merceklerinden gördükleri her insan için kafalarında bir imaj var. Üstelik çoğu önyargılı, yanlış, çarpık. Bu imaj başkalarını tam ve doğru olarak anlamanın ne kadar imkansız olduğunu gösteriyor bana. "Bir şeyi kesinlikle bilebilir miyiz" gibi çetrefil bir felsefe sorusu gibi "bir kişiyi tam olarak anlayabilir miyiz" sorusu da yeterince karışık. Çevremde tanıdığım kişi kadar Polat saklı kafalarında. Ve maalesef oradaki Polat şimdiki Polat olmuyor hiçbir zaman. O Polat'lardan nefret ediyorum. Bir gün o kafalardaki Polat'ların ete kemiğe bürünerek karşılarına çıkmasını istiyorum. Acaba seçimleri kim olurdu. Ben? O? Saat 19.00: Sürekli bastırılmış isteklerin, arzuların dürtüsü içinde yaşayan bizler ne kadar mantıklı olabiliriz ki? Anlık değişmeler gösteren ruh dünyamızı mantığımızla ne kadar kontrol edebiliriz? İç dünyamızla dış dünya arasındaki çelişkiye kim son verecek? Ölüm galiba... Saat bilmiyorum: Karanlık odamın karanlık duvarlarında bir sürü şekil oynaşıyor. Hepsi karmakarışık, kopuk, düzensiz. Hayal gücümün tuzaklarından birisi olduğunu biliyorum ama durduramıyorum. Gözlerimi kapıyorum. Şekiller daha yakın fakat biraz daha düzenli gibi. Hatta hepsi bir yerlere oturmaya başladı. Tanıdık şeyler. Bildiğim şeyler. Düzensizlik ve kaos insanı tedirgin eder. Ama karanlıkta değil. Huzurluyum.

Herkese merhaba giriş yaptım size). Nasılsınız bu ay? Hazır mısınız? Bence hazırsınız. Evet fazla uzatmadan Overdose'a geçelim mektupların böyle başlıyor beyler, yani konuya değinmek için yazdım bunları). Bakalım bu ay gayet ciddi maddelerimiz neler: HİKAYE: Yaw arkadaşlar, niye hikaye göndermiyorsunuz ki? Bakın koskoca nobellik hikaye mi kestim sizin için. Orijinal sorularda gösterdiğiniz yaratıcılığı biraz da hikaye için gösterseniz keşke. Yoksa iş hikaye yazmaya gelince kalemleriniz mi paslanıyor. Ya da edebiyat alanındaki akut talihsizliğimiz Overdose üzerinde de dolaşıyor galiba. Neyse bu ay tek hikaye yukarıdaki Osman arkadaşımızdan geldi. Ellerine sağlık, güzel yazmışsın. Eğer yazdığın tüm hikayeler böyleyse senin kahramanlarına acıyorum. Hikayeni okurken biraz irkildim şahsen. Ama güzel olmuş. Özellikle karamsarlığı daha da güçlendirmek için tatlı bir rüzgar, parlak bir güneş ve beyaz rengi bolca kullanman bilinçli bir hareket mi yoksa? Hikayenin gidişi sırasında rastgele mi ortaya çıktı? Bir ara açıklarsan sevinirim. Evet beyler ve bayanlar hikaye bekliyorum. Unutmayın koskoca bir sütun sizin yazılarınız için süresiz hizmette. Bak bu fikir benden çıktığında MEG hıyarı benimle dalga geçmişti. Rezil olmayalım gıcığa. DİSKETTE MEKTUP: Diskette mektup kampanyasına beklediğimden daha fazla ilgi gösterdiğiniz için teşekkür ediyorum. Bu konuda da yüzümü kara çıkarmadınız (kime bilin bakalım?). Fakat ufak bir ayrıntıdan bahsetmek istiyorum. Bazı disketlerin içinden ya hiçbir şey çıkmıyor ya da çıkanlar çok garip abidik gubidik karakterlerle çıkıyor ve durumda onca emek harcanıp gönderilmiş disket de heba oluyor. En kötüsü de sonra suçlu ben oluyorum. "Efendim ben sana o kadar disket gönderdim, niye yayınlamadın". İşte okuyucular bu sebepten dolayı sizden ricam yazılarınızı Word'de yazıp doc formatında kaydedip ve mümkünse Türkçe karakterlerle yazar mısınız? SAYFA SAYISI: Overdose ısrarla ve ısrarla MEG gıcığından daha fazla sayfa sayısı talep ettiği halde bu sayfa sayısı artışı olmamaktadır. Röportaj kısmında da okuyacağınız gibi MEG Derginin sayfa sayısı artmadan Overdose sayfa sayısı artmaz, artamaz ve ben bu dergide olduğum sürece de artmayacak diyerek durumu iyice umutsuz hale getirmektedir. Gelen mektuplar ise şimdiki sayfa sayısının "n" katı olduğundan hepsini yayınlamak siz de takdir edersiniz ki imkansız oluyor. Bu yüzden mektup sahiplerinden ricam bizzat MEG hıyarına mektup göndererek (ona disket yollamayın sakın) bu durumu kınamak ve acilen ya derginin ya da dergi olmasa bile Overdose'un sayfa sayısının esefle ve ibretle artmasını istemektir (pek rica olmadı galiba). Beni dinlemiyor ama sizi dinleyecektir CD'de verin gibi şeyler yazmayın sakın).

Şimdilik bu kadar. Bakalım bu ay uygar dünya adına neler yapmışım: Ayın Oyunu: Bu ay çok ilginç, garip, uçuk kaçık bir oyun oynadım: Armed And Delirious. Oyun 4 CD'lik bir adventure. Granny teyzemizin başına (kendisi 80'lik delikanlı) Sci-fi'lara taş çıkartacak kadar saçma ve sapan bir dünyada, saçma ve sapan olayların içinde ailesini aramaya çalışıyor. Bu aslında normal bir Adventure değil. Hayal gücünüz, güneş yağınızı orasına burasına sürüp banyo yapan inekten nasıl kurtarmanıza, evinizin makasla kesilip evrenin bir köşesine atılmasını kendinize nasıl açıklamanıza, koskocaman klozet kapağını kapatmak için karıncalardan nasıl yararlanacağınıza yetmiyorsa siz en iyisi hemen en şirininden bir platform oyununa geçin. Yani uçuk kaçık, anlamlı anlamsız bir sürü bilmeceyi içinde barındıran acayip bir Adventure işte. Alın bence. Ayın Filmi: Bu ayın en iyi filmi ruh hastası yönetmen Oliver Stone'dan U-TURN. Yolda arabası bozulan bir serserinin hayatının kabusunu yaşatacak bir kasabaya düşmesini anlatan gayet akıcı, esprili ve sıradışı bir film. Özellikle karakterlerin tamamının ruh hastası olması, ve bundan doğan kara mizah özellikle filmi seyre değer kılıyor. Her filmiyle rahatsız edici mesajlar vermeye alışmış olan Oliver Stone, bu filmde bildik aşk, ihanet, güven gibi temaları kullanıyor. Fazlasıyla stilize bir sinema dili kullanan ve bunda gayet başarılı olan U-TURN'ü kaçırmayın diyorum. Ayın Albümü: Kesinlikle ama kesinlikle Dark Tranquillity grubunun yapmış olduğu "The Gallery" albümü. Şimdi bu da ne, kim diyeceksiniz di mi? Anlatayım: Bu günlerde beni bir Kuzey Avrupa Death Metali sardı ki sormayın. Klasik Death sound'undan apayrı olup da yine Death metal materyallerini kullanan yeni bir Death türü. En önemli özelliği de temiz bir vokal ve çok sert ritimlerin arasına serpiştirilmiş müthiş melodiler. İşte Dark Tranquillity'de bu türün en başarılı gruplarından. "The Gallery" albümünü ilk dinlediğimde çok farklı olduğunu kabul etmiş ve klasik death sounduna alışmış kulağımdan dolayı aradaki müthiş melodileri kaçırmıştım. Daha sonraki dinlemelerimde ise çok kısa zamanda müzik hayatımın her noktasına sızdı. Mükemmel riff'ler, sert ve temiz bir sound ve en önemlisi müziği çok farklı kılan melodik partisyonlar. Tam bir senfoni. Bu albüm mutlaka ama mutlaka alınmalı. Hatta Kamer'de yazı yazarken bu albümü dinleyip coşkuya kapılarak hayali davul çaldığımı ve bundan rahatsız olarak beni dövdüklerini anlattılar ama ben hiçbir şey hatırlamıyorum. Ayın Kitabı: Yine Kurt Vonnegut usta bir başyapıtla karşınızda: Kedi Beşiği. İnsanların yalan da olsa bir şeylere inanmakta ısrar ettiğini ve kandırılmaktan hoşlanmalarını anlatan mizahı bol bir kitap. Bunlardan başka toplum değerlerinin ti'ye alınışı, sahte bir dine inanan insanların trajikomik hali ve çarpıcı sonuyla Kurt Vonnegut usta yine yapacağını yapmış. Alınması mutlak olmalı derim ben. Bu arada Lawrence Block'un "Matthew Scudder" polisiyeleri çıkmaya başladı. Duyurulur. Ayın Patlağı: Timur Amerika'dan bir süre için geldi ve gelir gelmez patladı. Daha doğrusu patlattık. Tabii biliyorsunuz ki bunların içeriklerini açıklamam imkansız. Hayal gücünüzü kullanın artık. Önümüzdeki ay Mert patlayacak galiba. Ben şimdiden duyurumu yapayım. Ayın Kampanyası: Disket kampanyasına devam. Bu kampanya tutmaz diyenlerin rezil oluşlarını görmek çok hoş. Devam beyler ve bayanlar. Sizlerin sağduyusu en sağlam tahminlerin bile ötesinde olmaya devam edecek (bu gidişle yağcı olacağım galiba). Evet macera başlıyor. Son paragrafta buluşmak üzere şimdi buyrun: Selamlar ve Saygılar Üstatların Üstadı ZEBANİ, Bu sana, ikinci mektubum. Ancak bu ilki gibi kâğıtta değil. Diskette olduğunu görüyorsundur herhalde. İlk mektubumu yayımlamamıştın. Belki mektubumu disketle gönderirsem yayımlarsın (Yani kampanyana destek veri falan yok. Çünkü klavyeyle yazdıysam düzelt) mektup yazmak çok İşte sorular;

1. Sana biraz eski oyunlardan bahsetmek istiyorum. Bunlardan birincisi Descent II. Yaw kardeşim bu oyun kaç bölüm? Unutmadan bi de bu oyunun önemli cheat'lerini yazarsan sevinirim. 2. Bu oyunlardan ikincisi CRUSADER No Remorse. Bu oyun ne türe girer? Bu oyunu bitirebilmek için ortalama 50 saat o kadar sürüyor. (Gerçi o zamanlar ufaktık. Bu süre o zamanlar için uzundu) uğraştıktan sonra dandik bir demo ile son bulmamalıydı. Bana bu oyunun bitiş demosunu yazsana. Bakayım benim i ile tutuyor mu? 3. Ecstatica II'yi aldım. Almaz olaydım. Çünkü grafikler, başlangıç demosu ve en önemlisi konu son derece dandik. Bu oyundan daha önce yapılmış olmasına rağmen Time Commando her şeyiyle bu oyuna beş değil beş bin basar (Şaka Yapmıyorum). Eğer bu oyunun açıklaması elinde duruyorsa bana göndersene. 4. Redneck Rampage'i aldım. Install ettim. Oyunu çalıştırmayı denediğimde "Söz dizimi hatası" diye bir yazı çıktı. Bu ne demek oluyor? (Sakın bana "Kamer'de oyunlar şöyle. "Kamer'de oyunlar böyle..." gibi cevaplar verme. Yoksa, gelirim orayı başınıza yıkarım. Şakam yoktur)) 5. İşte size süper bi fikir. Siz derginizde "Çengel Bulmaca Sayfası" açmayı düşündünüz mü? Cevabı gönderen ilk 3-5 kişiye CD armağan edersiniz. Böylece hem -benim gibi- garibanları sevindirirsiniz, hemi de tirajınızı daha daha yükselterek milyonlara ulaşmanın zevkini yaşarsınız. Şaka yapmadığımı belirtirim. Bak bunu tehdit olarak söylemedim. Ama ötekilerde-özellikle 4. soru konusunda- çok ciddiyim) 6. "Tiberium Sun" nedir? Yenir mi? Bayan ise çıkma teklifi edeyim mi? (Çıktığım falan yok. İlgilenenler için adresim aşağıda). 7. Dergi kapağındaki geri sayım ne demek oluyor. Yoksa "00'inci sayıda bomba mı vereceksiniz. 8. Senin Soruna Cevap: İstemezdim. Çünkü lisede hiç "teşekkür" alamadım. (Hey gidi günler hey... Orta okulda hep "takdir" alırdım. Bizimkiler buna deli oluyorlar. Bilirsin ki delilerle uğraşmak zordur..... 9. Buradan bir şey söylemek istiyorum. "Sayın, Serdar"YAZACAĞIM İŞTE" Kargın, durumuna üzülme. Eğer dertleşmek istiyorsan bana yaz..." Bayanların ve Serdar'ın mektupları için adresim: Kanarya Mah. Bozdoğan Cad. No:52/1 K. Çekmece/İST Hasan "CAN" Orhan Zebani: İşte kampanyamıza gönülden destek veren Hasan arkadaşımızı hemen alkışlayalım (kampanyaya destek vermiyor ama ben sonra ona Nasıl? Ne kadar kolay di mi diskette yazmak? (sus, ben sana soracağım bunun hesabını). Bu durumdan memnun olmana çok sevindim. Hele bundan sonraki mektuplarını diskette yollayacağını duyduğumda gözlerimden süzülen yaşlara engel olamadım (hö?): 1- Walla oyunu oynamadım ama sırf senin için bizim yeni çaylak yazar Hüseyin'i bu işe görevlendirdim. Deli gibi oynuyor oyunu. Kesin ölecek. Cheat'leri içinde hıyar Mert'i görevlendirdim. Söylemezse kesin öldüreceğim (bu arada böyle sorular sorduğun için sana da bi tarife uygulamak lazım ya neyse!). 2- Crusader No Remorse tamamıyla İzometrik Arcade türüne giriyor. Diablo'nun arcade olanı yani. Walla 50 saat bana fazla geldi. Bizim burda Hüseyin'i bi kızdırdık, herif 2 saatte bitirdi oyunu ve bilgisayar bozuldu ve sonrada dayak yedi (ve Türkçeyi katletmeye devam ve bu ay Hüseyin'le uğraşacağım). Evet son demo biraz dandik fakat ben şimdi burda oturup da sana oyunun bitiş demosunu yazarsam MEG ve okuyucular birleşip mezara tersten sokarlar beni. Ölmemi mi istiyorsun? Beni sevmiyor musun? 3- Şimdide okuyucu kampanyasına geçiyoruz beyler (ve bayanlar. Bu arada Ayça nerdesin sen? Coğrafyadan kaldın di mi?). Ecstatica II'mi dandik yoksa Time Commando'mu beş değil beş bin basar? Cevaplarınızı Hasan'a iletiverin. Time Commando'nun açıklaması hiç elimde olmadı ki? Anlayacağın sana gönderemem. Okuyuculara bir şeyler gönderme hizmeti henüz olmayacak

Çok geç kalmıştık bu röportaj işine girmekte. İşte Overdose'un yeni hizmeti. Bundan böyle her ay GameShow'a emek veren şahsiyetlerle kısa bir röportaj yapacağım. Böylece devamlı yazılarını okuduğunuz ve isminden başka hiçbir şey bilmediğiniz bu insanların gizli kalmış yeteneklerini, hayatlarını, hayallerini, yaşayış tarzlarını öğrenecek ve onları kendinize daha yakın hissedeceksiniz. Bu ay mecburen baş gıcık editörden başlıyoruz: Meg. Herif iğrenç cevaplar verdi ama olsun ağzından çok güzel bilgiler almayı başardım. Buyrun okuyun. Önümüzdeki ay ya hıyar Mert, ya da şahsiyetsiz Timur'la söyleşeceğim. Zebani: Bana bak değerini bil. Benim gibi ünlü bir araştırmacı bir gazeteciyle röportaj yapıyorsun. Şimdi sus da sorularımı dinle: Ne olacak bu geri sayım işi? Okuyucular çatlayacak meraktan. Senin yüzünden yine olan bana olacak. Açıkla MEG: Yorum Yok. Zebani: Israr etsem okuyucular adına? MEG: Pek bir şeyin değişeceğini sanmıyorum. Herkes, geri sayımın ne olduğunu geri sayımın sonunda anlayacak. Bu konuda ısrar etmezsen sevinirim. Zebani: Buna basbayağı editör kaprisi derler de neyse. Peki nasıl oldu bu? Yani nasıl oluştu bu geri sayım? Farkındaysan işin peşini bırakmaya niyetim yok. MEG: Evet, fark ettim onu. Ama benim böyle gazlara gelmeyecek bir tip olduğumu biliyor olman lazım. Kaç senedir tanışıyoruz seninle. Farkındaysan ben de konuyu değiştirmeye çalışıyorum. Zebani: Pekala olan okuyucuya oldu yine. Ben nasıl olsa biliyorum cevabı. Okuyucular sana gereken cezayı vermesini bilirler. Peki şu günlerin en popüler sorusu olan "GameShow" underground ruhunu kaybetti sorusu hakkında ne düşünüyorsun? MEG: Ortada bir suç yok ki, onun cezası olsun diyerek ilk konuyu kapatıyorum. İkincisi ise ben kesinlikle öyle düşünmüyorum. Yani biz hala profesyonel değiliz ki amatör ruhumuz değişsin. Ama ilk GameShow'dan bu yana 3 sene geçti, belki bizler değişmişizdir. Zebani: Yerimiz olsa ben sana sorardım konu kapatmak neymiş ama neyse. Şimdi daha önemli bir sorum var: Niye ayrılıyorlar? Ne oldu bize? Yarım yamalak açıklamalar yapıyorsun sabahtan beri, bunu tam cevapla bari. Rezil ederim senin karizmanı. MEG: Bütün bu sayfalar boyunca röportaj yapsaydık bile o konuda ağzımdan laf alamazdın, bu bir. Ayrılmalara gelince, MAC konusunda hala bir şey söylemek istemiyorum ama Serkan'ın ayrılması çok önemsiz bence. Serkan'ı okuyucular kadar biz de çok severiz. Ama onun işi ve okulu başından aşmıştı. Dergiye ayıracak zamanı yoktu ve ayrıldı. Öyle olay olacak bi durum yok. Zebani: Bilmez miyim senin efsanevi ketumluğunu!!. Benim düşüncem bu ayrılmalardaki periyotların sıklaştığı ve bunun basit bir rastlantı olmadığı yolunda. Sen bu konu hakkında kendini sorguladın mı mesela? En son Timur olayı da patlak vermişken sıcak sıcak bir şeyler söyle de çok işim var meşgul etme beni. MEG: Ya Timur ayrılmadı ki dergiden. Niye bu konuda sorular geliyor anlamıyorum. Biz orda sadece Timur Amerika'ya yerleşti diye bir iki satır arkasından konuştuk o kadar. Timur bu derginin kurucusu. Onun bu dergiden ayrılmasına imkan ihtimal yok. Zebani: Demek ortada yanlış bir anlama var. Ya da Timur yine şahsiyetsiz davranmış. Neyse, ne olacak bu CD işi? Okuyucular iki kampa bölündü: birinciler "sakın CD vermeyin onun yerine sayfa sayısını artırın", ikincilerde "abi kurbanınız olayım CD verin" diyorlar. Yetkili ağzını bi şu konuya tam bi çözüm getirsek. MEG: Şu anda okuyuculardan aldığımız tepkiler daha çok CD vermeyin şeklinde. Onun içinde biz şu anda CD vermek yerine sayfa sayısını arttırmamızın, okuyucuların daha çok istediği bir şey olduğunu düşünmekteyiz. Ama bizim işimiz belli olmaz. Zebani: Demokrasi Rulaz yani. Diğer CD isteği olan okuyucuları da düşünmek zorundasın diyerek konuyu kapatıyorum ve başka bir soruya geçiyorum: Şu günlerde derginin bünyesinde birçok yeni yazar ismi görüyorum. Nasıl iyi yazıyorlar mı? Bu arada Y.S.Y kim? En çok da bunu merak ediyorum. Ne uyuz bi tip öyle. Bi de bana uyuz dersiniz gıcıklar. MEG: Y.S.Y. konusu seni aşar. Onun için sesini pek çıkarma derim ben. Diğer konuda ise; dergimizde yazı yazmak isteyen bir çok arkadaş bana ulaşıp, isteklerini belirtiyorlar. Ben elimden geldiği kadar yeni arkadaşlara şans vermek istiyorum. Şu anda yazısı çıkan isimler, bana bundan 3-4 ay önce yazı yazmak istediklerini söyleyenler. Yani elimden pek bi şey gelmiyor. Çünkü derginin var olan kemik yazarların, yazılarını okumak isteyenler çok daha fazla. Genelde yeni yazarlar istenmiyor. Bu arada sen bi yazı yazsana? Senin de oyun açıklaması yazmanı çok istiyorlar. Zebani: Yalnız uyuz oldum ben şimdi sana. Niye beni aşar? Ben konuyu hack eder yine öğrenirim. Bu arada hiçbir okuyucu benim oyun yazmam konusunda dergiye feedback'de bulunmadı. Böyle bir duyum almış olsaydım gereken neyse yapardım. Senin yarım yamalak cevaplar vermezdim en azından. Bu arada Overdose sayfaları yetmemeye başladı. Anladın mı? MEG: Tamam o zaman buradan okuyucuların görüşünü soralım. Oyun yazısı yazmanı isteyen okuyucular sana mektuplarında bildirsinler. O zaman belki onları konudan çok uzaklaştık "fark ettiysen" Zebani: Fark ettim, tamam. Hadi git artık oyun oynayacağım daha ehu ehu!!! MEG: Senin aklına gelmeyeceği için ben senin adına, kendime teşekkür

1- Meg kaprisli ve gayet gıcık bir editördür. 2- Siz ona inanmayın CD filan vermeyecek. 8- Hayatta oyun yazısı yazmam. 4- Giden gitmiştir, kalan sağlar bizimdir. 5- Timur şahsiyetsiz, Mert hıyar, Meg'de topoşdur. 6- Overdose 40 sayfa olmalıdır, olacaktır da. 7- En iyi oyunlar Kamer'de (burda da mı?)

kırmazsın. Overdose sayfaları konusunda ise boşuna ağzının suyu akmasın, dergi sayfa sayısı artana kadar 8 sayfayla yetinmek zorundasın. Zebani: Yukarıdaki satırları kestim bil. Nasıl olsa buna müdahale edemezsin. Ayrıca benim oyun yazmam demek Overdose'u verimli olarak yazamamam demek. Sonra okuyucular ne yapar? Bak üstüme gelme kaçar giderim Almanya'ya. Overdose sayfa sayısı artmalı, artacak. MEG: Bence Overdose sabit kalsın, sen oyun yazısı yaz. Nasıl olsa her ay bir sürü oyun oynuyorsun. Bir tanesini yaz işte. Di mi okuyucular? Bu arada asıl itiraz istemeyiz, di mi okuyucular?

ediyorum, bu röportajı benimle yaptığın için. Zebani: Yeter git artık. Son bir soru: Beni ve Overdose'u çok sevdiğini itiraf ettin mi kendi kendine? Cevap ver lan, gel buraya... Gördüğünüz gibi sorularımın kalitesine dayanamadı ve kaçtı gitti. Bu röportajdan alınacak dersler:

bir şey gibi geliyor bana (Tembellik Rulazzz). Ama belki Hüseyin'i bu işe görevlendirebilirim, çalışsın hıyar (bir gün kapını çalarsa şaşırma sakın!!). Bu Hüseyin var ya.. 4- Way way tehdide bak. Mafyaya mı çattık yoksa? Şimdi bak Hasan tehdit gibi olmasın ama bi korum çok fena olur zaten içerden yeni çıktım. Ne var? Elini çek!! Söylediğin hata yüzünden burada bayağı bir tartıştık ve hiçbir anlam veremedik. Benim bildiğim tek "söz dizimi hatası" var o — / da Commodore 64'te "syntax error" biçiminde olurdu ki bu da beni ( çıldırtırdı Jah! ah!). Please more data diyorum ben... (bu arada iyi ki hatırlattın: Kamer'de oyunlar hem çok ucuz hem de hatasız mis gibi pırıl pırıl, he hel). 5- Abi Çengel bulmacadan önce dergide Moda, fal, Magazin, Gerçek Televole, Kadının dünyası gibi köşeler açmayı düşünüyoruz.-Çengel bulmaca en son sırada anlayacağın. Bu arada bizim milyonlarca okuyucumuz var arkadaş. Bir kişi dergiyi alıp 10 kişi okuduğundan yola çıkarsak gördüğün gibi milyonlarca kişi bizi okuyor (mesaj var burda bel!) 6- Bakınız geçen ay. Bayan olsa ilk önce ben çıkacağım sana ne oluyor. 7- Geri sayım konusu gittikçe tehlikeli olmaya başladı. Bildiklerimden korkmaya başladım. Tanık koruma programı talep ediyorum. Esas açıklama MEG'den gelmedikçe bana da susmak kalıyor röportajda bir şeyler zırvaladı ama ben tatmin olmadım). Herifin yeraltı bağlantılarının olmasından şüpheleniyorum. Siz en iyisi 0'a kadar bekleyin. Dananın kuyruğu o zaman kopacak (ya da benim kafam). 8- Bilmez miyim? Şimdi de Hüseyin çıktı başıma. 9- Duydun mu Serdar? Okuyucuların bu tip girişimlerini takdir ediyorum. Yaw Hasan herhangi bir bayanla tanışmak istiyorsan biraz çaba harca bence. Overdose'a ilan atmakla olmaz bu işler. Hem sen de biliyorsun ki buranın bayan okuyucu sayısı bir tane (o da Ayça ve asılırsan gözlerini oyarım). Neyse, bayanlar (sen değil Ayça!) bu yalnız kalpli arkadaşımızın yalnızlığını dolduracak bir sevginiz varsa hemen cevap verin. Adres aşağıda (bence plastik kalpli Cosmopolitan kızları bu tip şeyleri Şimdilik Hoşçakal Hasan. Eğer 1'den fazla bayanla tanışırsan ben de payımı isterim ona göre (Ayça dur bak açıklayabilirim!!). Sevgili aşırı isteklerimizi karşılayabileceğimiz tek kişi Dr. Zebani (yanlış anlama) Şunu belirtmeliyim ki saat gecenin 02:00'si ve ben gerçekten bu yazıyı bitirip uyumak istiyorum. Sorularıma cevap verirsen gerçekten çok sevinirim (ehe). Artık şu sorulara geçeyim diyorum yoksa uykusuzluktan gebereceğim. (Ha bu arada hepinize mutlu yıllar): 1. Nfsse'de north resort diye bir pist varmış, varmış da nerdeymiş ? Allah aşkına söyleyin nasıl çıkıyor bu pist; hilesi falan mı var ? 2. Fifa 98'de güyyaaaaa biz oyunu karlı, yağmurlu falan oynayabilecektik... EEE hani? 3dfx falan mı istiyor yoksa EA bizi mi yutturuyor? (galiba tam üstüne bastım!...) 3. Fifa 99 yada Fifa 2000 çıkacak mı? 4. Şu kapaktaki geri sayım olayını harbi merak ettim ne yani derginin 80 sayfa olmasını az buldunuz da 100 sayfa falan mı yapmayı düşünüyorsunuz; yoksa cd verme olaylarına mı gireceksiniz ? (promosyon derler hani...ehe...) 5. Phantasmagoria 3 çıkacak mı, çıkacaksa ne zaman ? 6. Ne bu kardeşim yaw! Herkes ayrılır oldu dergiden ne oluyor sizlere? 7. Streets of sim city güzel mi; oynadın mı? 8. Sega Nba action 98'i tavsiye eder misin? Sorularım bu kadar umarım cevap verirsin şimdiden teşekkürler... y Mehmet "Pc Kopat" Aydın

Zebani: Bu kadar geç saatlere kadar oturup da Overdose'a mektup yazmak için uykusuz kalan kahramanlar için cevap rezervlerimiz her zaman açıktır diyeceğim tırsıyorum (Kamer'de oyunlar ucuz): 1- O pist hiçbir yerde yok. Onun yerine Last Resort diye bir pist var ki o da gözünün önünde. 2- Hayır EA kimseyi kandırmıyor. Üstüne basamadın. Bu efektleri görmek istiyorsan 3D-FX alacaksın. Kamer'de 200 dolar civarında. Tavsiye ederim (yanlış anlama sadece 3DFX kartı). 3- Böyle bir soru sorduğun için seni Hüseyin'e havale ediyorum. 4- Geçen ayki derginin son sayfasında bu konu ile ilgili biz meraklılarca hazırlanmış "geri sayım teorileri" var. Oraya bir göz at. Biz de çatlıyoruz meraktan. Bu gerilimi "0" oluncaya kadar yaşamak zorundayız (aslında ben cevabı biliyorum ama çaktırmıyorum, siz de çaktırmayın)| yy 5- Henüz bu oyun hakkında elimizde hiçbir bilgi yok. Hüseyin'i gönderdim araştırıyor. 6- Biz de bilmiyoruz. Bu konu hakkındaki değerli (ve kaypak) görüşlerini bizden esirgemeyen MEG'i sıkıştırın bence. Röportajda nasıl da saçmaladı gıcık. 7- Oynadım. Ancak beğenmedim. Interstate 76 oyununu oynuyormuşum gibi geldi bana. Sen önce gör, sonra al filan Kamer'den| 8- Basketbol oyunlarından hoşlanıyorsan kesinlikle al. Ben çok beğendim ve eğlendim. Bu arada unutturma da seni ilk gördüğüm yerde tokatlayacağım (neden bil bakalım?) Rica ederim "PC Kopat" Mehmet. Biz ne için varız burda (genelde cevap vermek ama diğer mektupları da yayınlamamak için diyesim geliyor). Neyse sana da Hoşçakal ve Diskette mektup yolla. Dear Zebani Al ikinci mektup sana. Valla windows'un yazı programlarını bilmiyorum. O yüzden not defterinden mektubumu ve sorularımı yazıyorum. Yazım da bir anda düzeliverdi (fark ettin herhalde). Haydi bre sorular rastgele!!! 1. Mektup yazmayı çok sevdiğimi yazmıştım sana. Benim sevdiğim bir kız var kimin yok ki!!!. Onunla bir gün çıkmıştık sonra kerizliğim yüzünden beni bıraktı. Şimdi aramız daha iyi ve ben hatalarımı yeniden yapmayacak kadar iyi biliyorum. Sence ona yazdığım mektubu mu vereyim yoksa onu bir cafe'ye götürüp duygularımı orada mı açıklayayım??? (hayati mesele, Engin ablaya da sorarsan iyi olur) 2. Ne dinliyorsun bu aralar? Ben her an her şeyi dinlerim (celine dion,

- ahmet kaya, metallica, bon jovi, rachid taha. . .|

3. Diablo 2 geliyormuş. İlki çok zordu bitirene kadar anam ağladı valla! Rogue ile bitirdim (XENAJ. Diablo 2'deki yeniliklerden bahsetsene biraz. 4. Tavsiye sormayın diyorsun ya tavsiye köşendeki bütün oyunları

5. Geçen mektubumda sorduğum dungeon keeper 17. bölüm hakkında bilgi: Şimdi senin dungeon heart'ının 4 kare dışında bütün sınırların maden ile kaplı. Madeni kazarsan düşmanın tünellerine çıkıyorsun ve bu bölümde düşmanın karargahı yok. Yeryüzünden geliyorlar. Para bitince mecburen kazıyorum ve düşman anında dalıyor. İnşallah hatırlamışsındır. 6. SE çok güzelmiş. TAVSİYE EDERİM ÖHÖHÖHÖHÖKÖ!!! 7. DUNE 2000 geliyormuş valla benim bildiğim bütün bilgisayar camiası bu işe sevindi . Sizin Büyük GAMESHOW sultanlığında hava nasıl??? (şimdi ya rayah dinliyorum havaya yeni girdim!!!) 8. Platform oyunlarını sever misin??? Bir ara çok modaydı. 9. Mektubu yazarken Körfezde sular ısınıyordu. Mektup yayınlanırken belki savaş çıkmıştır. Ya da barış yapılmıştır. Ya da Irak artık yoktur. O anki duruma göre yorumunuz? 10. Bir çocuk var okulda adı ilkay, adam her hoşlandığım kıza çıkma teklif ediyor yalamanın teki. Şimdi 1. sorudaki kıza sulanıyor. Napim onu? Sen olsan napardın? Engin abladan da bir bayan görüşünü alabilirsen iyi olur. 11) Son soru bir istek. bana GAMESHOW SULTANLIĞININ BÜTÜN HALKI TARAFINDAN İMZALI BİR RESMİNİ POSTALARSANIZ VALLAHİ HİÇ TAVSİYE SORMAM. BU MEKTUBU MART AYI İÇİN YAZMIŞTIM AMA NİSAN'A DA YETİŞTİRSEN OLUR. BÜTÜN HALKINIZA VE ONLARIN "SOUL" LARINA SELAM Barlas "DARK PALADİN LEVEL 2" BOZYEĞİT Zebani: Yazın düzelmiş ama şimdi de NotePad'in bozulmuş. Sen hiçbir zaman doğru düzgün mektup yollayamayacaksın di mi? Hem bundan sonra alış Word cinsi programlara çünkü mektuplarını bu programlarda yazacaksın (di 1- Sevgili Evladım (güzin abla girişi), Aşk (meşk) serçe gibidir, gevşek bırakırsan uçar gider sıkarsan ölür (öğkkk). Ben olsam (keşke olsa), ilişkilerde klasik olmak yerine daha yaratıcı olmayı denerdim. Bu kadar bir herif olduğumu kabul ediyorum, hem Engin Abla şimdi beni sorguya çeker iki saat). 2- Ne diyim müzikal Spektrumuna hayran kalmamak elde değil. Nasıl başa çıkıyorsun bu kadar değişik türle bilmiyorum ama ben bu günlerde çok fena Kuzey Avrupa Death Metal'ine takmış durumdayım. Sabah, öğle, akşam, ikindi vakti, kuşluk vakti, ne zaman olursa olsun sürekli dinlemekteyim. Hatta bana soru soranlara müzikle cevap verir duruma geldim. 3- Geçen sayının News köşesinde detaylı bir şekilde açıklandı. Bakınız lütfen. 4- İlk önce tebrik edileceksin, sonra o oyunları Kamer'den almadığın için hafif çaplı bir dayak yiyeceksin ve en önemlisi bundan sonra Overdose gelen tüm tavsiye sorularını cevaplamakla onurlandırılacaksın. Beğendin mi? 5- Açıkça söyleyeyim hala hatırlamadım. Zaten seninki tüm level'larda karşına çıkan bir sorun. Çok zaman geçmiş, unutmuşum. 6- ÖHÖHÖHÖbendeÖHÖHÖHÖHÜ!! eburda havalar zaten fazlasıyla gergin olduğundan bu haber pek fazla bir heyecan yaratmadı. Bir tek ben sevindim, diğerleri de bana garip garip baktı. Ben de Hüseyin'i dövdüm. 8- Amiga zamanında PP Hammer diye bir oyun vardı. Platform oyunlarında devrim yaratacak kadar yeniliklerle doluydu. Deliler gibi oynadığımı hatırlıyorum bugün. Tabii Rick Dangerous'u da unutmamak lazım. 9- Şimdilik barış yapıldı. Fakat Amerika'nın başında kim olursa olsun Irak, iyi bir başkan olmak için tek şansları. Bu yüzden savaş bitmez. Skandal bile olsa fark etmez... Olan bize olacak. 10- Anladığım kadarıyla ilkay'la aranızda bir tür kadın savaşı var. Bi kere 1. sorudaki kız bu İlkay'a yüz veriyor mu? Eğer öyleyse işin çok zor. Yok vermiyorsa bir süre sonra vermek zorunda kalacaktır çünkü kadın denen yaratık kendileriyle ilgilenilmesinden hoşlanır. İlkay'la pek uğraşmadan elini çabuk tut derim ben evladım. Bu kadar (aslında bu konuda o kadar çok söyleyeceğim var ki... MEG hıyarı çok pis bakıyor şu anda). 11- Biraya gelsek bi ihtimal olurdu ama şimdilik hem imkansız hem de imkansızdan da öte!!! Mart ayına yetiştirdik gördüğün gibi. Sen başka mektup gönderme, Nisan ayına da bunu basarız. Şimdilik hoşçakal derim ben. Sevgili yazarımız, GAMESHOW'umuzun baş tacı Zebani; Nasssın? İyisindir inşallah. My name is Demir, Gökhan Demir. Mektubumu yoğun isteklerin üzerine 'Disket' olarak gönderiyorum (ehee artık yayınlarsın anadın mı?). Derginizin müptelasıyım. Bu yüzden aboneyim (double ehee). Oyüzden ayın her 15'i o saman kağıt zarfı bekliyorum. Binanaleyh sorulara geçelim: 1. Ben çoğu zaman oyunların fontlarını bilgisayarıma geçirmek istemişimdir (özellikle bkz. Diablo). Abi olabilirse nasıl olur bu olay anadın mı? fazla tatlı kaçıklar seyrederimdir de; bkz. Tarumar Abi) 2. Sizin dergide bir ilanda 'Diablo2 - Hellfire olarak gördüm. Hellfire ek bölüm Diablo 2 de ayrı oyun değil midir agam? Bak yoksa hayallerim kırılacak (yanlış anlama Diablo 1 de çok güzel). 3. Şimdi bak abi ben konsol oyunlarını çok severim . Özellikle Nintendo. Zaten 1 adet Süper Nintendo'm, 1 Game Gear'ım, 1 Süpervision'um , ide Sega Master System 1'im var (ehheee çok az dimi?). Yalnız bişi soracağım. Duymuşundur herhalde Nintendo 64'ü. Süpper bi alet. Nedendir bilmem kimse dergisinde yer vermez Siz Kamer olarak bi abilik yapıp da şu makineyi ülkemize ve de vatan evlatlarımıza kavuştursanız. 4. Şu aralar hep yok o gitti yok şu gitti davası var. Ne olur biraz şu sizi yıpratmaya çalışanları bırakın ya. Belki ben çok çok uzun zamandır okumuyorum amma bu derginin nasıl bu kadar zorlukları aştığınızı bilirim. Arkadaşlarım bu dergi zamanında yükselsin diye 3'er 5'er alırlarmış. Neyse hani ben size aboneyim ya, aboneliğim bitiyor abone olmak için ne yapmam gerekir? 5. Abicim şimdi bak şu network olayı varya, ben mesela arkadaşla FIFA RTWC '98 oynamak isterim ama telefon faturaları istemiyor. Bunun ucuz yolu yok mu? 6. Monkey Island'ı oynadım bitirdim sayenizde. Abi şimdi diyeceksin

Tavsiye Sormayın hem sizi hem de bizi azaptan kurtardığı ikinci (bilmiyorum bilemiyorum) zafer ayına giriyor. İşte bu ayın sormamanız gerekenleri...

REAL TIME STRATEJİ 1- Age OF Empire

ADVENTURE 1- Monkey Island 3

2- Red Alert Aftermath 3- Myth 4- Close Combat 2

STRATEJİ 1- Imperialism 2- Panzer General 2 3- Pax Emperia 4- Constructor 5- XCom3

DOOM-GİBİN 1- Quake 2 2- Jedi Knight 3- Hexen 2 4- Outlaws 5- Redneck Rampage

SPORT-Football 1- Fifa 98 2- Actua Soccer 2 2- Nba 98 3- Nba Action 98

ACTION 1- Tomb Raider 2 2- M.D.K. 3- Shadow Of The Empire 4- Oddworld

2- Broken Sword 2 3- Riven 4- Lands Of Lore 2 5- Larry 7

SPORT-Manager 1- C. Manager 2 97/98 2- Premier Manager 3 3- Player Manager 2 4- Sensible WOS

RACING 1- Need for Speed 2 2- Carmageddon Motoracer 4- Grand Prix: Formula 1

RPG 1- Daggerfall 2- Diablo- HellFire 3- Lords of Magic

SİMULASYON 1- Apache Longbow 2 2- USNF 97 3- Fighters Anthology FIGHTING 1- Mortal Kombat 3 Trilogy 2- Street Fighter Zero 3- X-MEN daha yeni çıktı oyun ama bunun 4'ü ne zaman çıkar? (Çıkacağını nerden biliyorsun deme, oyunun sonunu gör anlarsın). 7. Abi geri sayımda n'olacak? 8. Heroes of Might and Magic'in en son kaçı çıktı? Nereden temin ederim bunu? 9. Sega'nın ya da o tür arcade makinelerine oyun yapan şirketlerin oyunları PC'lerde ya güzel oynanmıyor ya da çözünürlük kötü oluyor. Ne yapmalıyız? 10. Acemi sorusu: şu film CD'leri her PC'de oynar mı? Ayrıca bende Movie Player diye bir şey var. Sorularım bu kadarcık. İnşallah yayınlarsın. P.S.: Diskette problem çıkabilir. Windows'um bozuk dergi CD'sine kurban gitti neyse ki çalışıyor. Ha bu arada kalleş arkadaşım Haluk'a bir çift sözüm var: Ulan kalleş herif hangi bilgisayarcının kitabında sen git elalemin CD'sini al sonra da kuzenine ver aradan 4 ay geçsin getirme. Maymun. Elaleme rezil ettim seni. Neyse. Bye A. Gökhan "sen bana Gogo ya da uzun mektupçu deyebilirsin" DEMİR Zebani: Ne olsun, bu günlerde yeni eğlencem Hüseyin sayesinde daha iyiyim. Benim adım da bani, Zebani. Disket kampanyasına verdiğin desteğe ne desem az. Bravo (alkış sesleri olsa keşke sayfada). Daha öncede GameShow'un yasal bir uyuşturucu olduğunu söylemiştim di mi? O yüzden her ayın son günü yazı yazmayı hararetle bekliyorum (da ne alakası var). Neyse geçelim: 1- Şimdi o fontlar genelde piyasada olmayan fontlar. Oyunun grafikerleri cicili bicili fontları kendileri yapıyorlar ve bu fontları garip bir dosya formatına sokarak bit tabii ki kullanılmaz hale getiriyorlar. Sen vazgeç bu sevdadan. Ya da programcı olup iki tane font için kafayı ye. 2- Yanlış görmüşsün. Hellfire Diablo 1 için ek bölümlerden oluşmuş bir CD. Öyle iftira atma her şeye bakiim yoksa salarım üstüne Hüseyin'i (kendi aramızda ona kobra deriz). 3- Maşallah. Teknoloji içinde yüzüyorsun. Dergi olarak böyle bir şeyi şu anda düşünmüyoruz. Ama MEG bu ne yapacağı belli olmaz. Bekleyip görelim. Hem vatan evlatlarımızın şu anda bu tip teknolojik oyuncaklardan çok başka şeylere ihtiyacı var ki parantez içine bakınız (yani politik mesaj verecektim ama vazgeçtim). 4- Maalesef şu sıralar bizim de anlamadığımız bir yaprak dökümü sapır sapır başımıza yağıyor. Yapacak bir şey yok. İnsanların seçimlerine müdahale edemeyiz (GameShow olarak). Giden gider, kalan sağlar bizimdir. Abonelik sistemi ise maalesef olmaz diyorum seni daha fazla üzmemek için (yazdım bile). 5- Bunun ucuz yolu Hacker (daha doğrusu Phreaker) olmaktan geçiyor. Böylece telefon üzerinden bedava oyun oynarsınız fakat bunu yapmak için de daha fazla para harcarsın, bundan emin ol. Hem gece yarısından sonra telefonlar indirimli yollar da var ama onları söylemem). 6- Tamam 4'üncüsü çıkacak ama ne zaman çıkacak bilinmez. Bu kadar sabırsız olmak iyi bir şey değil gibi geliyor bana. Bekleyelim hep beraber lay lay lom. 7- Bilmiyorum (he he!!). Beni aşıyormuş bu olay (Öyle dediler). 8- En son ikincisi çıktı. Nerden temin ederim bunu gibi bir soru nasıl sorarsın? Tabii ki Kamer'den (cık cık cık). Ayrıca bu oyuna benzeyen yeni bir tane daha çıkıyor: Age of Wonders. Detaylı bilgi için bakınız News. 9- Gidip ana binaları basmak en mantıklı yol tabii. Ya da ne bileyim hiçbir şey yapmamak (yapacağın bu). He bir de böyle orijinal sorular sorup Hüseyin'in nefesini ensende hissetmemek. 10- Pent 100-120, 16 MB RAM, S3 ekran kartı yeterli olur. O zaman herhangi bir Movie Player'la istediğin filmi seyredebilirsin. Şimdi ben bir ışığım bu filmi konuşuyorsunuz. Neyse sürpriz çok yakında geliyor. Kurtaracağım sizi bu dertten de). Hoşça kal ve disket yaz. Sevgili Zebani, Bu sana yazdığım ilk mektubum diyerek tipik bir başlangıç yapacağımı sanıyorsan çok yanılıyorsun. Sana yağcılık da yapmayacağım ve hemen sorularıma geçeceğim. Sıkı dur bu sorular seni zorlayacağa benziyor. 1. GameShow neden ayın 15'inde çıkıyor? Nedeni maaşlarınızı 15'inden 15'ine almanız mı? 2. Aralık sayısının "Not" bölümündeki Serkan'ın son yazısını anlamış değilim. Orada ne demek istiyor? 3. Indy 4 "Fate of Atlantis" güzel bir adventure. Ama Maya'ların tapınağında takıldım. Sen bu oyunu bilirsin. Hadi bir açıklayıver (sakın 19. sayıya bak deme. Bak şimdi inat olsun diye 19. sayıya bak dersin). 4. Şimdiye kadar hep adventure oyunları hakkında soru sorduğuma bakma. Ben aslında strateji manyağıyım (buradaki manyak kelimesi negatif anlamda değil, delicesine ilgi anlamında). Piyasada bulunan strateji oyunlarının %90'ına sahibim. Peki sen ne manyağısın? (sakın yanlış anlama negatif anlamda değil) 5. Simcity 3000 ne zaman çıkacak? 6. En iyi bilgisayar oyunu üretici firması hangisi sence (bu bir tavsiye sorma değil yanlış anlama sakın) 7. Hadi bakalım bu soruyu cevapla da göreyim: Gameshow'dan sonra en iyi yabancı dergi hangisi 8. Defiance'ı biraz açıklayabilir misin? (daha doğrusu ver!) 9. Ramazanda ne yaptın? Oruç tuttun mu? (Oyun oynamama orucu) 10. Dayanamayacağım ve bir tavsiye soracağım. Bana bir film CD'si tavsiye edebilir misin? (daha doğrusu et) Evet sorularım bu kadarla bitiyor sanma, daha yeni başlıyorum bundan dolayı hoşça kal demeyeceğim (merhaba o zaman). Ömer "Last Hero" GEDİK Zebani: Way way, sert stil sahibi bir okuyucuyla karşı karşıyayım demek. Fakat "yağcılık" demekle söylemek istediğin şeyin diğer okuyucuların bana yağcılık yaptığı değildir umarım. Ayrıca "hemen sorulara geçmekle" de zaten tipik bir başlangıç yaptın bile: 1- Ne? Neeeeeeece? Lütfen... Hiçbir şey anlamadım (MEG ne diyor abi bu?). 2- Kısaca ben salağım demek istiyor işte. Gider ayak ortalığa bir bok atayım da Zebani bunu temizlesin demek. En anlaşılır yanı ise "gidiyorum salaklıklarımı da yanıma alıp" demek. Takma kafanı demek. 3- Heh Heh!! 4- Ben kısaca manyağım (negatif anlamda). Negatif olmayan anlamda strateji diyebilirim ve adventure da var). Ha Pacman'i unutmamak lazım. 5- Önümüzdeki ay içinde geleceği haberleri kulaktan kulağa yayılıyor. Biz de bekliyoruz. 6- Zor bir soru. Şimdiki firmaların hepsi de işlerini gayet güzel profesyonelce icra ediyorlar. Ama Lucas'a karşı özel bir ilgim var (tavsiye ederim he he 7- Olsa da söylesem (he he he 2). 8- Doom tarzı bir oyun. Pek güzel değil (miş, çünkü Quake 2 haricinde Doom tarzı oyun oynamıyorum). Hem Quake 2 varken diğerlerine pek yüz vermeyelim diyeceğim ayıp olacak şimdi. 9- Ramazanda Tiberian Sun'ın çıkmaması üzerine ölüm orucu tuttum. Bir de Engin Abla'nın bana aşık olmasını sağlamak amacıyla acayip bir oruç tuttum da ismini söyleyemeyeceğim de sormayın).

şiddetle tavsiye ederim. İsmini henüz koymadım. İşte yayınladım. Sanki burada mektup yayınlanması mucizelere kalmış gibi

10- Neyse bu ilk film CD'si tavsiyesi olduğundan kelli cevap veriyorum: Mortal Kombat Annihilation (En berbat olanı tavsiye ettim he he he 3).

4 Sayın Alper "ALF" KAYIŞ, Bu köşede bayan okuru olmamasının sebebi bilgisayar ve ona ait her şeyin ilgi alanlarına girmemesi. Zaten moda, güzellik, romantizm, aşk gibi ilgi alanları olan kadınlardan da fazla bir şey beklenmez. Senin dediklerinin hepsi Cosmopolitan okuyor. Burada istedikleri şeyler yok. Zaten olmayacak da. “gerçek dostum" OZAN, Metallica'nın Reload'ı sevmememe rağmen ilk Load'dan daha iyi. Daha enerjik. Ama Load çizgisinde. Fuel çok iyi parça dediğin gibi. Ama albüm iyi değil. Tolkien tabii ki okudum. Hobbit ve Yüzüklerin Efendisi'nin ilk bölümünden başka Türkçeye çevrilmiş başka eseri yok. Ama 6.45 yayıncılık Tolkien'in tüm eserlerini Türkçeye çevirecekmiş. Bakalım göreceğiz. İsmail GÜLER, Demek sende GameShow'a yeni başladın ha. Neyse gecikmiş de olsan hoş geldin diyor ve doğru yolu bulduğun için seni tebrik ediyorum. Samsun'a az geliyor dergi galiba. Söyle oradakilere çok GameShow talep etsinler, getirtmesinler beni oraya (çok güzel dayak yerim sonra). Reload albümü Load'dan daha güzel ama genelde güzel değil. Lütfen bunun için beni suçlamaktan vazgeçin artık. Metallica'nın her albümünü sevilmesi diye bir şey kabul etmiyorum ben. Evet emek harcanmış, kaliteli bir prodüksiyon olduğunu kabul ediyorum. Ama müzikal açıdan bana zevk vermiyor. Bu kadar basit işte. Onur "dertli" DAMCI, Ben GameShow'da yazı yazıyorum, çalışmıyorum. Çalıştığım iş başka. Ama GameShow'u sevdiğimden orada yazı yazmak da benim için bir iş, görev niteliğinde. Zorluğu, zamanında yazman gereken yazıyı son günlerde yazmak zorunda olman (tamamen tembelliğimden dolayı). Sıkıcılığı ise beklenmeyen aksiliklerin ortaya çıkıp insanın sinirlerini bozması. Bu işin en sıkıcı tarafı. Bunun haricinde her şey çok zevkli; Ozan Veysel "Omega" KAYA, Serkan'ın gidiş yazısında yazdıkları tamamen asılsız, sahte saçma sapan harf ve kelime yığınından başka bir şey değildir. Lütfen inanmayın. Edebiyle çekip gideceğine "bari insanlar beni salak olarak hatırlasın" dedi ve defolup gitti. Hiçbir şekilde kayıp değil. Yazı başlarına ve sonlarına küçük birer resmimizi koyar mıyız? İşte tam da Meg hıyarının cevaplaması gereken bir soru. Dur ben onu aylık tokatlamam geldiğinde bunu bildiririm kendisine. Ama tahminim olmayacak gibi. Bu arada gönderdiğin disket niye boş. Kullanmam için mi gönderdin? Sağ ol. Özgür "A5004-" ÖZBOSTANLAR, Demek sende Amigazedelerdensin ha? İyi aletti ama PC'lerin istilasına daha fazla dayanamadı. Hele şu Windows'un gıcıklıklarını görünce Amiga'yı ne kadar çok sevdiğimi anlıyorum. Bir gün tekrar dönecek, buna tüm kalbimle inanıyorum. Sen de inan. Hüseyin "The Trooper" ASLAN, Bir an mektubunu elime aldığımda boş zannettim. Ne öyle abi çok silik hem de kurşun kalemle yazılmış. Bir an dalga geçilmiş gibi hissettim. Megadeth'in yeni albüm kayıtlarının hazırlığına başlamış olduğunu ben de duydum. Türkiye'ye gelme durumu ise galiba bu yeni albümün tanıtım turunda olacak. Artık konserde görüşürüz ha ne dersin? Iron Maiden'ın gelmesini biraz hayal olarak görüyorum ben ama belli olmaz burası Türkiye. Bu arada onlar da yeni albüm hazırlıklarında. Bakalım hep bekliyoruz işte. Halil "Türkçesi bozuk" BOZDOĞAN, Lord Of the Rings'in Türkçe çevirisindeki isimler aynen yazıldığı gibi okunuyor. Bu konuda fazla kasma. Hatta bazıları tam olarak Türkçeye çevrildiği için özellikle yazıldığı gibi okunuyor. Ne diyeyim işte yayınevi felaketi. Umarım 6.45 aynı şeyi yapmaz. Sana duruma göre geyik veya MMX diyeceğim haberin olsun. Ama özellikle geyik lafına uyuz oluyorsan geyik demekte ısrar edeceğim sanırım.

VAP PPP

Bende yeni başlangıçlara kucak açmış birisi olarak senden bol bol disket bekliyorum. Hoşça kal hemen. Selam Zebani, Bence senin sayfaların Mac'inkiler kadar iyi. Onu aratmıyorsun. Neyse ben sorulara geçeyim. 1. Derginizde 7th Legion'ı açıklamayı düşünüyor musunuz? 2. Magic The Gathering'i almayı düşünüyorum. Ankara'da Microprose'unkini bulabileceğim bir yer var mı? Kamer'den posta yolu ile alabilir miyim? 3. Simcity 3000... 4. Ya kardeşim bu Tiberian Sun ne zaman çıkacak yav? 5. Broken Sword'u babamın iş yerinde oynamak için yükledim fakat oyun çalışmadı. Tam oyun başlayacakken küçük bir ekran çıkıyor, - kliklediğimde Windows'a dönüyor. Bilgisayarda ses kartı yok yoksa ondan mı? 6. Arkadaşım bir Sony Playstation almak istiyor bense ona doğru düzgün bir bilgisayar al diyorum. Sen ne dersin? 7. Simulasyon oynamak için bana iyi bir joystick söyler misin? Sorularım bu kadar Berkay "Lütfen yayınla" TEZ Zebani: Nasıl? Bu kadar mı giriş? Ne diyeceğim ben şimdi sana? Senin girişlerinde Mac'e gönderdiklerin kadar iyi desem saçmalamış olur muyum acep? 1- MEG hıyarı dedi ki: Hayır açıklamayı düşünmüyoruz, çünkü oyun pek güzel olmamakla beraber eskimiş (miş). Gıcık işte. 2- Ben aylardır Kamer, Kamer diye yırtınıyorum abicim burada. Sen bana Ankara diyorsun. Nerede olursan ol, o oyunu Kamer'den almalısın bence (bir telefon ve bir postayla bu iş tamam, işte Kamer. Sadece bir adım önde olanlar farkı anlar, Kamer Bilgisayar). 3- Bekliyor..... 4- Lütfen hemen bakınız geçen sayı Overdose girişi. 5- Direct X Install'u kontrol et. Eğer olmazsa senin dediğin sorundan da olabilir. 6- Bence de öyle. Aslında Sony Playstation iyi makine ama Türkiye'de hem yaygın değil, hem de oyunlar pahalı. Ayrıca Sony'de sadece oyun oynarsın ve bir süre sonra oyun oynamaktan sıkılırsan bilgisayarda oyundan başka şeylerde yaparsın (sana söylemiyorum, arkadaşına söylüyorum, bizi yalnız bırak). 7- Way be ne tavsiye ama. Gayet yaratıcı. Bildiğim 2 tane var. Birisi Sidewinder Pro, diğeri Force Feedback. İkisini de Kadıköy Uygar Elektronik'te bulabilirsin Kamer'e gel. Burada olmasa da biz sana yaparız bir tane). Cevaplarım bu kadar (???!!!). Merhaba Zebani, GameShow'u 32. sayısından beri alıyorum ve ekliyorum dergi mükemmel (bu yağ değil). Bu sana ilk mektubum bari sorulara başlayayım. 1. Tavsiye olabilecek bir kaç adventure oyunu (ay pardon!). 2. Geçen sayıda tanıttığınız Quake II için Pent.100 yeterli demişsiniz ama aldığımız haberlere göre Pent.166 MMX istiyormuş. Hangisi doğru acep? 3. Pandemonium II'yi aldım (nasıl buldum bilemezsin). Ama oyunun setup'ında hata buluyor zart diye resetliyor. Sence sorun nerede? Benim bilgisayarım Pent.133 16 MB EDO ram, 2 MB ekran kartı. Sorularım bu kadarcık. İnşallah yayınlarsın. Kendine iyi bak mutlu kal ve bir dahaki programı sakın kaçırma (ne diyorum ben ya bu televizyon kafamı karıştırdı). Cahit "The boy of dreams" AKKAYA Zebani: Anlamadığım, bir şeyleri övmek, yüceltmek neden hemen "yağ çekmek" anlamına geliyor? Bu yanılgıdan kurtulmanızı talep ediyorum. Hemen şimdi: 1- Tam baltamı çıkarmıştım ki... 2- Evet maalesef öyle. Hatta bizim Mert Pent. 75, 16 MB'da oynayamamış. Pentium 166 MMX alacaksın Kamer'den galiba 3- Bu tip orijinal hatalara karşı yapacak pek bir şey yok. Bizde böyle bir hata çıkmıyor. Tekrar Install et diyesim geliyor, o da olmazsa Windows'u yeniden kur (ohal!). Tamam canım Televole'yi hiç kaçırmam ben (ay ben ne diyorum ya?). Sende kendine iyi bak, mutluluğu bulmaya ve onu korumaya çalış (çok zor olsa da). Disket yaz ve hoşça kal (Bu ay bu kelimeyle ilgili bir şeyler söylemedim nedense, bana bir şeyler oluyor). Selam sana Zebani, Dağları aşan yüce dergi, Çok erken çıkıyorsun hani! Yiğitler seçer seni, Yayınla bu mektubu Zebani. (vay be!) I was able to reading a poem (Nasıl?) Sevgili Zebani bu sana ilk mektubum. Umarım yayınlarsın. Seni zaten çok severim bilirsin. Neyse lafı 3 cm'den fazla uzatmadan suallerime geçmek istiyorum (izin verirsen). 1. Gerek Fifa 97 olsun, gerekse Fifa 98'i oynarken bazen tutukluk oluyor. Adam topa tam vuracak ekran donuyor. 5 sn. sonra bir bakıyorum top Üsküdar'da (Beşiktaş'ta da olabilir). Nedir bu abi yav sarılık mikrobu mu ne? 2. Sence Nba 98'in box'ını mı yoksa OEM'ini mi alayım? Yani ne fark eder? 3. Sega Sports'un Nba Action 98'inde grafikler bana biraz bozuk geldi. Acaba suç oyunda mı yoksa benim bilgisayarımda mı? 4. Panzer General II'de niye adamlar araçlar falan arkalarından kovalayan varmış gibi hızlı gidiyorlar? Çok komiğime gidiyor vallahi. 5. Bende NFS II var (varsa). Şimdi de NFS II SE çıkmış. Aralarında sadece araba ve yol farkı mı var? Yoksa hiç fark yok mu? Yani NFS II'yi satıp öbürünü mü alayım? 6. Int. Rally Champ.'da arabaları kabinden gösteriyor mu? Bulamadım da? Ne diyorsun bu olaya? Sorularım bitmiştir. Ancak bunların devamı gelecektir üzülme. Aga ya! Bu mektubu yayınla sana Fifa 99'u getireyim ne dersin? Ben çıkardım da föhüm öhüm). Görüşmek üzere. Kendinize iyi bakın. Siz bize lazımsınız. Zihni “Air Jordan" İREN Zebani: İşte geleceğin entellektüel şairine alkış tutalım. Sen şu andan itibaren bilgisayar işlerini bırakıp sanat dünyasını alt-üst edecek bir şiir kitabı yazmaya bak (hiç şiir kitabım yok). Fakat ben okumam ona göre. Beni çok sevdiğini bilmez miyim. Öylesine çok seviyorsun ki bana şiir bile yazıyorsun (Erkek olmasan neredeyse aşık olacağım sana). Çok duygulandım şu anda sorularına cevap veremeyeceğim (hi hi): 1- Evet o topların hepsi burada (Türkçenin azizliğinden faydalanarak o topların Mert, MEG ve Hüseyin olduğunu söylemek ve bunu söylerken de kötü espri olduğunu kabul etmek istiyorum). Ekran kartının refresh etme sorunu var. Bir Engin Abla'ya danış istersen (ona da şiir yazarsan öldürürüm seni). 2- Bir tanesi mis gibi, gıcır gıcır, hatasız, kutusu, kitabı fat daha fazla sayamayacağım süper yani). Diğeri ise sap gibi, bozuk olma ihtimali fazlaca olan ve hiçbir estetik tarafı olmayan bir CD. Orijinal oyun mantığına alışmamız gerekiyor arkadaşlar. Esas fark burada. 3- Yüksek çözünürlükte oynadığına emin misin? Ya da "Please more data" verir misin? 4- Oyunun hızını düşür bence (hem sensin komik!!). 5- Araba, yol, grafik, demo farkı var fakat onlar önemli değil. En önemli fark 3D hızlandırıcı kart desteklemesi (Yani o zaman süper special efektler görüyorsun. Ayrıca sen aldığın bir oyunu nasıl satabiliyorsun. Yoksa değiştirmekten bahsetmeyesin (Swap olayı). Kararı sana bırakıyorum. 6- O oyunu oynayalı o kadar uzun oldu ki tek hatırladığım kabinden görüş için F tuşlarından bir tanesini kullanıyor olman. Bütün F tuşlarını dene, bir tanesi mutlaka çıkacaktır (F2 diyesim geliyor ama...) Fifa 99'u hemen bekliyorum. Bak yoksa Hüseyin haaa!!. Soruların hiç de seviyesiz değil, rahat ol. Ve şimdilik hoşça kal. Satıcıların kralına (Zebani'ye), Ben insanların değişeceğine inanıyorum ve seni de değişmiş kabul ediyorum (arkadaşlarını ekme, satma vb. şeyler bakımından). Birinci sayıdan beri okuyorum dergiyi. Her yaptığınız yeniliği sizinle beraber yaşadım. Gün oldu dergiyi bulamayınca kalktım Kamer'e geldim ve aldım. Gün oldu derginizin bayilerde kalanlarını alıp arkadaşlara sattım. Niye? (höö!). Sevgi ve istekten. İyi dergisiniz ve bunu herkese kanıtladınız. Zebani, senle fazla hoşlaşmıyorum (sanki sen beni çok m...liyorsun) Mac favorimdi yine de sana ısınmaya çalışıyorum (dergiyi bırakacak değiliz ya). Çok uzadı sorulara geçtim. 1. Web sitenizi siz mi yaptınız yoksa Medya Text mi? 2. Ben HTML biliyorum siz biliyor musunuz? Ve Homesite editörünün full versiyonunu nerede bulabilirim? 3. Serkan denince niye sizlerin aklına ille de salak geliyor? 4. Haziran 1997'de Wet Empire çıkıyor dediniz ve niye hala çıkmadı (karavana 1) 5. Chat odalarını ele geçirip register etmenin ne kadar zevkli olduğunu biliyor musun? (he he he) Daha seviyeli sorular sorardım ama daha seeding turlarındayız seninle Zebiş. Rüyanda beni gör. From Ö."Demon" K. Zebani: Walla ben de insanların değişeceğine inanıyorum. Özellikle önyargılarında ısrar edenlerin bir gün yorulup vazgeçeceklerine inancım tam. Kim ve ne olduğunu bilmiyorum fakat bana "satıcı" demekle zaten yeterince önyargılı olduğun anlaşılıyor (Mac önyargısını geçiyorum). Beni ne kadar tanıyorsun ki arkadaşlarımı sattığımı söylüyorsun? Ama neyse ki amacının beni tahrik etmek olduğu anlaşılıyor. Yetersiz tahrik. "sanki sen beni çok m..liyorsun" gibi cümle bile önyargılarını belli ediyor. Sen ve senin gibileri m..lemesem burada ne işim var? Mektubunu niye yayınlayayım? Neyse, beni sevmek zorunda değilsin. Hissetmek lazım. Öyle bir şey olursa eğer, bir mektup (sen diskette yazmazsın şimdi) yaz da haberim olsun. 1- Biz yaptık. Yani Internet üstadımız Timur'un elinden çıkma. Beğendin mi Site'ımızı?, 2- Ne güzel. Tebrik ederim. Günümüzün gözde mesleklerinden birisi artık HTML bilmek. Biz de sadece Timur biliyor. Homesite Editörünün full versiyonunu ise Kamer'de bulabilirsin tabii ki faslında bu parantezde espri yapacaktım ama sana alışmaya çalışıyorum). 3- Salak burada göreceli bir kavram. Aslında bir imaj. Ayrıca bunu merak etmekten çok itiraz etmek için sorduğun nasıl da belli mıyım ne?)|. 4- Bu karavanayı GameShow'a mal ettiğin için sana ne söylesem az. Oyunların rötar yapmasına alışmak gerekiyor ve suçlu aranacaksa bu Wet Empires'ın haberini yapan dergi değil, oyunu yapan firmadır. 5- Hayır. Bir ara buraya gel de bana da o zevki tattır Chat master bey. Umarım öyledir. Bu arada ismini neden yazmadın? Yoksa tırsıyor musun? Merak etme yemem seni. Neyse ben sana kısaca Hamza diyeceğim bundan sonra... Sevgili Zebani,

Derginizi aksatmadan her ay alıyorum. Disket kampanyasına destek vermeyi çok isterdim fakat disketim kalmadı ve disket alacak kadar param da kalmadı. Köşeni çok beğeniyorum ve dergiyi aldığımda ilk okuduğum yer oluyor genellikle. Fazla uzatmadan az miktarda olan sorulara geçeyim. 1. Bilgisayarlarla bağlantı yapmak istiyorum seri kablo nerede bulabilirim? 2. Quake II'nin 3. aşamasının kısa bir özetini çıkarsana. 3. Blade Runner almaya değer mi? Sorularım bu kadar. Kendine iyi bak. Hayatta mutlu ve sağlıklı olman dileği ile. Faruk ÇAĞLAR Zebani: Dergiyi her ay alanlara CD vermeyi düşünüyoruz diyesim geldi birden. Düşünsene ne güzel olurdu di mi? Heh meg yine bana "saçmalama" bakışlarını fırlatmaya başladı. En yakın zamanda senden disket kampanyasına destek vermeni bekliyorum (istersen ben sana disket yollayayım ha ne dersin?). Overdose köşesini ben de beğeniyorum çünkü herhangi bir kaygıdan uzak yazı yazmak ve bu felsefeyi benimseyecek dergi pek yok dünyada. Bunun için rahatım. Sende rahatsın di mi? (rahatsızlar da bir gün rahatlarlar herhalde). 1- Bak şimdi. İlla bana Kamer dedirteceksin şimdi... 2- Bana sarf edilmiş inanılmaz bir soru bu. Yani Atom mühendisliği ile ilgili bir soru sorsan sana çok daha güzel cevap verebilirim (-dim). Bak şimdi Atom mühendisliğinde en önemli faktör...

AVA

AV o Ş

Ederek gat sorunlarla boğuşuyor b

2 Meler keyfi ge 4 Ürse arada kal. bel al. Ve burada sana tavsiye yaptığımı unut. 5- Bu sorular karşısında ağzımı tutamazsam benim sonumun yaklaştığı DESİ Ne? Son satırlar yok mu yani? bitti mi? Merhaba Zebani, Bu benim ilk ve yayınlamazsan son mektubum (bu bir tehdit ona göre). Zaten ben arkadaşım Kerem sayesinde bir Gameshow okuyucusu oldum ve sadece son iki üç sayısını aldım. Arkadaşım Kerem süper bir Gameshow okuyucusudur. 1997 yılının dergilerini toplayıp bir yıllık yaptırdı (Çok güzel oldu herkese tavsiye ederim). Her neyse sorularım. 1. Age of Empires'ın hilelerini biliyor musun? Biliyorsan bir zahmet söyleyiver (hadi söyle nazlanma)|. 2. Sence Mortal Kombat Trilogy almaya değer mi? (böyle bir konuda ancak sana güvenebiliyorum). 3. Streets of Simcity Carmageddon gibi bir oyun mu? 4. Tavsiye istemek yok ama bana şöyle birkaç güzel ve eski oyun tavsiye eder misin (eski olması önemli strateji olması tercih). 5. MDK nasıl bir oyun biraz anlatır mısın? Bu kadarı ilk mektup için yeter. Hoşça kal. Bunu yayınlamazsan bir müşteri kaybedersin (şaka yaptım. Gameshow'u okumaya yeni de başlasam tiryakisi oldum) Bahadır "Noname" FINDIKKAYA Zebani: Demek son mektup!! Peki o zaman ben de tutmayayım seni. Zaten

3- Vay tavsiye ha!! Neyse soruların pek az. Nedense senin mektubunu garip bir melankoli içinde cevaplıyorum ve diyorum ki: Kesinlikle değer. Bir an önce al. Sende kendine iyi bak ve Lanetli imkansızlık olan Mutluluğun değerini bil. Hoşça kal. Sevgili Zebani, Sana bu mektubu anamın odasında sigara dumanı altında son nefesimi verirken yazdım (öhü öhü). Sorunlarım var. Ve sana muhtacım şu fukaraya sadaka. Lafı iyice batırmadan sorularıma geçeceğim. Sana da elimdeki 200 kalibrelik gelişmiş silahımla dergiyi basmadan sorularımı cevaplamak kalıyor. 1. Lara ablamızı nasıl soyacağız? 2. Tomb Raider ikinci kapıyı açınca nasıl gireceğim? 3. MDK'yı bitirdim (Alkış şak şak). 4. Satıcıların birinde Theme Park diye bir oyun gördüm (mü acaba). Böyle bir oyun var mı? 5. Dergideki 10-9-8-7 ne oluyor? Yoksa sonumuz mu yaklaşıyor? Çağlar GÜRCAN Zebani: Olabilecek tüm şartlarda mektup yazmanı kabul edebilirim. Hatta mektup yazarken ölmüş olman bile kabul edilebilir. Fakat yavrucum Annenin odasında hem de sigara dumanı altında mektup yazmakta neyin nesi yaw? ben kendime manyak diyordum, sen daha manyak çıktın. No o yoksa Annen bilgisayarı yasaklayıp kendi odasına mı tıktı seni? İlginç. Keşke ben de şu anda cevapları seninkine benzer garip bir yerde cevaplasam da nasıl bir his bu anlasam: cık cık 1- İnternette Lara'yı soymak için bazı yamalar var (patch). Onları arat ve download et. Fakat yavaş yavaş soy, ayıp olmasın (alakaya 2- Ne? Insufficient Data... Please more... 3- Şak... 4- Nasıl olmaz. Mükemmel ötesi bir oyundur. Theme Park'ı duydun herhalde (şüpheliyim ama). İşte onun Lunapark olanı. Süper oyun, hemen son 2-3 sayısını almışsın. Sen git arkadaşın Kerem gitsin. Üstelik disket de göndermemişsin mektubu ve bir de ilk mektupta tehdite başlamışsın ve GameShow'u son iki üç sayıdır alıyorsun (hö?)|: 1- Aralık sayısında yayınlandı. Tabii sen o sayıyı almamışsındır şimdi. Yıkıl!!! 2- Şimdi sen yeni bir okursun ve bit tabii rahat rahat tavsiye sorabiliyorsun. Arkadaşın Kerem sana söylemedi mi yoksa? Ne söylemedi mi? Neyse şimdilik affedelim seni cevaplayalım. Ben Mortal Kombat serisinden sadece 1. sini oynadığım için sadece onu tavsiye edebiliyorum. Sen Trilogy'i önce gör (başka yerden), sonra al (Kamer'den). Sen bilmezsin şimdi Kamer Bilgisayarın Evrendeki en iyi bilgisayarcı olduğunu. Yıkıl!! 3- Beş benzemez esprisi yaptı Mert. 4- Bakınız 2. soru, olmazsa sayfa sonu... 5- Çok güzel bir Arcade. Hemen alınmalı ve ayrıca atmosferik olmakla beraber bir daha tavsiye sorarsan alırım aklını fikrini soruların bitti, bir daha soramayacaksın he he). Şaka yaptığını anlamıştım zaten (mektubun sonuna baktım da!!). Ben de şaka yaptım (sen anladın mı şaka yaptığımı?). Neyse bir dahaki mektubun kesinlikle diskette gelmeli bence (Gizli tehditi anladın mı?). Sevgili Zebani, Bu sana ilk mektubum ama son olmayacağından eminimdir (tabi bu yayınlayıp yayınlamayacağına bağlı). Neyse lafı fazla uzatmadan sorulara geçmek istiyorum. 1. Geçen ay galiba bir yanlışlık olmuş ve cheats bölümünde aynı şeyler Man in Black'te de yazılmış. Bu yüzden bu ay Man in Black'in cheatlerini tekrar yayınlamanızı istiyorum. 2. Ya abi biliyorum oyun birazcık yeni ama şu Monkey Island III'te 3. bölümde şu kaptan Rottingham mıdır nedir bir türlü geçemedim gitti. Bir şey öner sene. 3. Abi şu Overdose köşesini 8 sayfa değil de (biliyorum biraz aç

V o eo G © $$ G © gözlüyüm ama) 40 sayfa yapsan abarttım galiba) 4. Lütfen söyle, kurban olam şu dergi kapaklarındaki geri sa

5. Bir ricam olacak, üyelik işini bir düşünseniz de rahat etsek, 10 dakika yürümeye üşeniyorum. Hadi şimdilik güle güle. Ellerinden öper. Kötü haberlerini beklerim. Emre ESER Zebani: Yaw tam "işte okuyucu, ilk mektupta tehdite başlamayacak kadar sağduyu sahibi; yukarıdaki Bahadır gibi değil" derken parantez içini gördüm ve dünyam yıkıldı. Seni de kara listeye alıyorum Emre. Zaten tanıdığım tüm Emreler böyle. Neyse uzatmadan cevaplara geçelim bari (bana da bulaştırdınız bu cümleyi): 1- Yayınladık bile. 2- Yani oyunun açıklaması o kadar mükemmel ki. Ben şimdi burada anlatsam çok yer kaplayacak. Dikkatlice bir kere daha okusan (he? nooooolur!!). 3- Zaten bu söylediğin GameShow'u ele geçirme planlarımın en önemli kısmını oluşturmakta. O zaman gelirse ismini değiştiririm. Hem ben Overdose olarak size her ay 6-7 CD bile veririm (abartmadım!!). 4- Ne diyeceğimi bilemiyorum (bildiğim halde). Kampanya açalım hep beraber. Hatta MEG hıyarı bu sırrı 1 ay içinde açıklamazsa dergiyi almayın (heh!! kovulduk, bari söyleyeyim...) 5- Olmaz öyle şey. Sen kaşınıyorsun galiba. Postane işlerinden sorumlu Özgür linç eder seni bunu duyarsa (okursa bir şey olmaz. Çünkü neden? he he Kötü haber istiyorsan sana şunu söyleyebilirim: Bir daha ki mektubunu diskette yolla bence (beğendim bunu, güzel bir tehdite benziyor. Beni tehdit ederken dikkatli olabilirsiniz artık he he he 38). Selam Zebani, Nasılsın? Umarım iyisindir? Bu derginize yazdığım ilk mektup. Ama inşallah devamı gelecek. Ben derginizi bilgisayarım olmadan önce de alıyordum. Öyle garip garip bakma korkuyorum. Bilgisayarımın özellikleri: Pent.166 MMX 32 Mb ram, 24 X Creative Cd rom ve 1.6 - 1. Larry Collection'da Larry oyunlarının hepsi var mı? Ben bir Larry hayranıyım da (ne yakışıklı adam değil mi?). 2. Şu sıralar hangi oyunları oynuyorsun? (Tavsiye değil vallahi değil) 3. Tiberian Sun ve Sim city 3000 ne zaman çıkacak biz mi bilmiyoruz). 4. Derginizin yayında cd veya poster vermeyi düşünüyor musunuz? (kıllık olsun eheheheh) 5. 80 sayfa olduğunuz için sizi kutluyorum. Ayın birinde çıkmayı hiç düşündünüz mü? (bu bir mucize mi?). NOT: Yazımı yayınlarsan sevinirim çünkü çok önemli (hayati değer taşıyan) sorular var. Internet sayfanız çok güzel tebrik ederim. Metin "Zombi" UYANUSTA Zebani: Zaten GameShow sadece oyun dergisi değil ki!! Aşk, nefret, kin, mizah, cinayet, entrika, casusluk, macera, dram gibi temaları aynı anda bünyesinde bulunduran ve bunları dengeli bir şekilde işleyen mükemmel hatta mükemmelden de öte bir dergidir (Yağcılık budur işte!!). Keza Kamer bilgisayar da öyle (bu kadar güzel bir yağcılıktan sonra bunu da söylemek zorundaydım). Yaw sen ne diyordun? Tüh arada seni unuttuk. Kusura bakma. Ama ne dediğimi anladın di mi? Anlamadın mı? bak şimdi "Zaten GameShow sadece oyun dergisi.... 1- Sadece 5. cisi yok çünkü Larry 5 diye bir şey yok Diğerlerinin hepsi var. Bence 5. cisindeki Larry daha yakışıklı!!! 2- Grand Theft Auto ve Age of Empires. Bir de taaa Amiga zamanlarından kalma Frontier (tavsiye tuzağı seziyorum ben yine de). 3- Tiberian Sun için geçen ayki sayıya bakınız. Simcity 3000 içinse nereye bakacağını kim nereden bilebilir (henüz haber yok, GameShow'u takip et) 4- Kıl herif!!! 5- O dediğin (biz söylemiyoruz uğursuzluk getiriyor) artık bizim kontrolümüzde olmayan bir şey. Her ay 1'inde çıkan bir dergi nasıl olur da 15'inde bayilerde olur anlamıyoruz (başkalarına bok atalım bari). Şu beş soru arasında hayati değer taşıyan tek bir soru bulana sol kolumu veriyorum (çekilişle!!). Bol bol disket yolluyorsun (he he!!). Hoşça kal hemen... Merhaba Zebani, Bu Gameshow'a çokuncu, sana ilk mektubum. Bugüne kadar hiç mektubum yayınlanmadı. Aslında yarım mektubum yayınlandı. Nasıl oldu diyecek olursan mektubumu gönderdiğim ay Mac dergiden ayrılmıştı. Sizde gelen mektuplardan seçmeler yayınlamıştınız. Benim mektubun parçaları da oradaydı. Mektubumun parçalandığını gördüğümde çok üzüldüm. Fazla uzatmadan sorularıma geçeyim. 1. Fifa Road to Worldcup 98'de kar yağmur gibi öğeleri görmek için 3 D kart gerekiyormuş. Bu kart olmadan güçlü bir sistemde bu öğeleri görebilir miyiz? 2. Şu sanal bebeklerin cd versiyonları nasıl? Full Motion Video görüntüleri mi var? O cd'yi nasıl doldurmuşlar? Biraz bilgi verebilir misin? 3. Mortal Kombat 4 'ün çıktığı doğru mu? Trilogy'i tanıtırken çıktığını söylemiştiniz. Acaba pc'de ne zaman çıkar? 4. Artık Türkler'de çok iyi oyunlar yapmaya başladılar değil mi? Ama biraz daha özen göstermeleri lazım. Mesela Dedektif Fırtına'nın seslendirmeleri hiç iyi olmamış. Gerçeğin ötesinde oyununda hareketli nesnelerin grafikleri çok kötü. Buna ne dersin? (Cartoon firmasından özür diliyorum).

5. Bu soruyu ayıp olmasın diye soruyorum Tiberian,

6. Sega Saturn almak istiyorum / PC'im var ama yine de alacağım ya. A Ki kardeşimel, zel Ama aklım Sony'e takıldı. Acaba Sega Saturn'ün mü grafikleri güzel yoksa PlayStation'ın mı? Hangisinin oyun çeşitleri daha fazla? 7. Sega'da Tekken'e hasta oldum? Acaba bu oyun PC'de çıkar mı? Pentium kaç yüz bin MHz ister? 8. Bana bir kaç tane

| maaaanyaaaak, üüüüüüühhhhhhfffffff müzik kaseti önerir misin? ' f

(Coştum tutmayın beni). 9. Aslında sen Overdose diye bir dergi çıkarsana 100 (yüz) sayfalık olur ve sen de doya doya mektuplara cevap yazarsın. Bende onu her ay alırım. Walla aslında süper olurdu. Mektubuma burada son vereceğim. Bu mektubu sana Karabük'ten yazdım.

-Dahası var hem de diskette. Aslında CD'de gönderecektim ama recorder'ım yok. İstersen DVD'de göndereyim. Aslında olayı iyice abartıp mektubu sana FMV olarak gönderebilirim. Bakarsın bir gün postadan bir DVD gelir içinde ben. Ama o zaman dergi ile beraber video kaseti veya DVD vermeniz lazım. O da pahalıya patlar. Olsun parasını ben karşılarım hem teknolojiyi de konuşturmuş oluruz (üf çok saçmaladım. Mektubun içine ettim sıvamadan mektubun sonunu getireyim). Zebaniii üzere cicim. Murat "ya o geri sayımda neyin nesi?" ŞEN Zebani: Evet hatırladım ve hatırladıkça da yüreğim parçalandı senin için (Timsah gözyaşlarını görmüyorsun şu anda). İşte şimdi ödeşiyoruz sıkı dur: 1- Maalesef hayır. Zaten o güçlü sisteme bir çuval para dökeceğine gel buraya yani) bir 3DFX al daha iyi. 2- Fena değil. Tabii iş bilgisayar ve CD olunca görsellik daha bir önem kazanıyor. Zaten geçenlerde Özgür'ün yıllardır besleyip büyüttüğü, el bebek gül bebek Tamagotchi'sini Psikopat yapıp öldürdüm. Henüz bilmiyor sakın söylemeyin. Öğle yemeğim el bombası olur... 3- Hayır henüz çıkmadı ve işin ilginç yanı bu konu hakkında hiçbir yerde, hiçbir bilgi yok. Ne gıcık bir durum değil mi? 4- Hataları bulmadan önce, Türk oyun piyasasının gelişmesi için çabalayan bu firmaların oyunlarını desteklemekten yanayım şahsen. Çeşitler artınca hep beraber eleştiririz. 5- Lütfen ve yalvarıyorum bakınız: Geçen ay Overdose girişi... 6- İkisi de süper. İkisinin de bol bol oyun çeşidi var. İkisinin de performansları birbirine yakın. Fakat ikisinin de oyunları pahalı. Seçimi sen yap artık. Ayrıca kardeşine de bir bilgisayar al bence. Çocukları bilgisayara alıştırarak yaratıcı olmalarını sağlamak gerekiyor, oyun oynatarak değil (Bana da bir 3DFX alsana, sende bol para var belli. İstersen yağcılık bile yaparım sana abim!!!). 7- Mutlaka çıkar da, çıktığı anda ben oyunun Pentium'da çalışacağından şüpheliyim. 8- Ne tür müzik dinliyorsun ki. Eğer Metal takılıyorsan (oluyorum aslında bu Metal lafına, kısaca rock diyelim), Kuzey Avrupa Rock'ı dinle bu da olmadı). Yani Kuzey Avrupa Death Metali dinle üff, çok kararsızım, bu da olmadı)... 9- Sürprizi bekleyin (Siz kısaca GameShow darbesi diyebilirsiniz). Hem de nasıl abarttın!! Bana bir şey bırakmadın. Neyse sana da (cicim ne be?).

Evet beyler ve Ayça (tek bayan okurumuz o), bu ay da maalesef bitiyor. Ne olursa olsun, nerede olursanız olun, ne yaparsanız yapın, dünyanın tüm tecrübelerini, heyecanlarını, renklerini, kokularını, duygularını da tatmış olsanız şunu unutmayın ki hep eksik bir şey kalacaktır. O eksikliğin ne olduğunu merak ettiğiniz anda Overdose'u denemenin zamanı gelmiş demektir. Kısaca bekliyorum... Tabuta girme zamanı... Stop... Polat "Zebani" Yarışçı Ihlamurdere Cad. Çelebioğlu Sok. Mutlu Han No:2/5 Beşiktaş, 80690, İstanbul

SN PP RP e