Gameshow sayı 36, sayfa 61

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 61

Herkese merhaba giriş yaptım size). Nasılsınız bu ay? Hazır mısınız? Bence hazırsınız. Evet fazla uzatmadan Overdose'a geçelim mektupların böyle başlıyor beyler, yani konuya değinmek için yazdım bunları). Bakalım bu ay gayet ciddi maddelerimiz neler: HİKAYE: Yaw arkadaşlar, niye hikaye göndermiyorsunuz ki? Bakın koskoca nobellik hikaye mi kestim sizin için. Orijinal sorularda gösterdiğiniz yaratıcılığı biraz da hikaye için gösterseniz keşke. Yoksa iş hikaye yazmaya gelince kalemleriniz mi paslanıyor. Ya da edebiyat alanındaki akut talihsizliğimiz Overdose üzerinde de dolaşıyor galiba. Neyse bu ay tek hikaye yukarıdaki Osman arkadaşımızdan geldi. Ellerine sağlık, güzel yazmışsın. Eğer yazdığın tüm hikayeler böyleyse senin kahramanlarına acıyorum. Hikayeni okurken biraz irkildim şahsen. Ama güzel olmuş. Özellikle karamsarlığı daha da güçlendirmek için tatlı bir rüzgar, parlak bir güneş ve beyaz rengi bolca kullanman bilinçli bir hareket mi yoksa? Hikayenin gidişi sırasında rastgele mi ortaya çıktı? Bir ara açıklarsan sevinirim. Evet beyler ve bayanlar hikaye bekliyorum. Unutmayın koskoca bir sütun sizin yazılarınız için süresiz hizmette. Bak bu fikir benden çıktığında MEG hıyarı benimle dalga geçmişti. Rezil olmayalım gıcığa. DİSKETTE MEKTUP: Diskette mektup kampanyasına beklediğimden daha fazla ilgi gösterdiğiniz için teşekkür ediyorum. Bu konuda da yüzümü kara çıkarmadınız (kime bilin bakalım?). Fakat ufak bir ayrıntıdan bahsetmek istiyorum. Bazı disketlerin içinden ya hiçbir şey çıkmıyor ya da çıkanlar çok garip abidik gubidik karakterlerle çıkıyor ve durumda onca emek harcanıp gönderilmiş disket de heba oluyor. En kötüsü de sonra suçlu ben oluyorum. "Efendim ben sana o kadar disket gönderdim, niye yayınlamadın". İşte okuyucular bu sebepten dolayı sizden ricam yazılarınızı Word'de yazıp doc formatında kaydedip ve mümkünse Türkçe karakterlerle yazar mısınız? SAYFA SAYISI: Overdose ısrarla ve ısrarla MEG gıcığından daha fazla sayfa sayısı talep ettiği halde bu sayfa sayısı artışı olmamaktadır. Röportaj kısmında da okuyacağınız gibi MEG Derginin sayfa sayısı artmadan Overdose sayfa sayısı artmaz, artamaz ve ben bu dergide olduğum sürece de artmayacak diyerek durumu iyice umutsuz hale getirmektedir. Gelen mektuplar ise şimdiki sayfa sayısının "n" katı olduğundan hepsini yayınlamak siz de takdir edersiniz ki imkansız oluyor. Bu yüzden mektup sahiplerinden ricam bizzat MEG hıyarına mektup göndererek (ona disket yollamayın sakın) bu durumu kınamak ve acilen ya derginin ya da dergi olmasa bile Overdose'un sayfa sayısının esefle ve ibretle artmasını istemektir (pek rica olmadı galiba). Beni dinlemiyor ama sizi dinleyecektir CD'de verin gibi şeyler yazmayın sakın).

Şimdilik bu kadar. Bakalım bu ay uygar dünya adına neler yapmışım: Ayın Oyunu: Bu ay çok ilginç, garip, uçuk kaçık bir oyun oynadım: Armed And Delirious. Oyun 4 CD'lik bir adventure. Granny teyzemizin başına (kendisi 80'lik delikanlı) Sci-fi'lara taş çıkartacak kadar saçma ve sapan bir dünyada, saçma ve sapan olayların içinde ailesini aramaya çalışıyor. Bu aslında normal bir Adventure değil. Hayal gücünüz, güneş yağınızı orasına burasına sürüp banyo yapan inekten nasıl kurtarmanıza, evinizin makasla kesilip evrenin bir köşesine atılmasını kendinize nasıl açıklamanıza, koskocaman klozet kapağını kapatmak için karıncalardan nasıl yararlanacağınıza yetmiyorsa siz en iyisi hemen en şirininden bir platform oyununa geçin. Yani uçuk kaçık, anlamlı anlamsız bir sürü bilmeceyi içinde barındıran acayip bir Adventure işte. Alın bence. Ayın Filmi: Bu ayın en iyi filmi ruh hastası yönetmen Oliver Stone'dan U-TURN. Yolda arabası bozulan bir serserinin hayatının kabusunu yaşatacak bir kasabaya düşmesini anlatan gayet akıcı, esprili ve sıradışı bir film. Özellikle karakterlerin tamamının ruh hastası olması, ve bundan doğan kara mizah özellikle filmi seyre değer kılıyor. Her filmiyle rahatsız edici mesajlar vermeye alışmış olan Oliver Stone, bu filmde bildik aşk, ihanet, güven gibi temaları kullanıyor. Fazlasıyla stilize bir sinema dili kullanan ve bunda gayet başarılı olan U-TURN'ü kaçırmayın diyorum. Ayın Albümü: Kesinlikle ama kesinlikle Dark Tranquillity grubunun yapmış olduğu "The Gallery" albümü. Şimdi bu da ne, kim diyeceksiniz di mi? Anlatayım: Bu günlerde beni bir Kuzey Avrupa Death Metali sardı ki sormayın. Klasik Death sound'undan apayrı olup da yine Death metal materyallerini kullanan yeni bir Death türü. En önemli özelliği de temiz bir vokal ve çok sert ritimlerin arasına serpiştirilmiş müthiş melodiler. İşte Dark Tranquillity'de bu türün en başarılı gruplarından. "The Gallery" albümünü ilk dinlediğimde çok farklı olduğunu kabul etmiş ve klasik death sounduna alışmış kulağımdan dolayı aradaki müthiş melodileri kaçırmıştım. Daha sonraki dinlemelerimde ise çok kısa zamanda müzik hayatımın her noktasına sızdı. Mükemmel riff'ler, sert ve temiz bir sound ve en önemlisi müziği çok farklı kılan melodik partisyonlar. Tam bir senfoni. Bu albüm mutlaka ama mutlaka alınmalı. Hatta Kamer'de yazı yazarken bu albümü dinleyip coşkuya kapılarak hayali davul çaldığımı ve bundan rahatsız olarak beni dövdüklerini anlattılar ama ben hiçbir şey hatırlamıyorum. Ayın Kitabı: Yine Kurt Vonnegut usta bir başyapıtla karşınızda: Kedi Beşiği. İnsanların yalan da olsa bir şeylere inanmakta ısrar ettiğini ve kandırılmaktan hoşlanmalarını anlatan mizahı bol bir kitap. Bunlardan başka toplum değerlerinin ti'ye alınışı, sahte bir dine inanan insanların trajikomik hali ve çarpıcı sonuyla Kurt Vonnegut usta yine yapacağını yapmış. Alınması mutlak olmalı derim ben. Bu arada Lawrence Block'un "Matthew Scudder" polisiyeleri çıkmaya başladı. Duyurulur. Ayın Patlağı: Timur Amerika'dan bir süre için geldi ve gelir gelmez patladı. Daha doğrusu patlattık. Tabii biliyorsunuz ki bunların içeriklerini açıklamam imkansız. Hayal gücünüzü kullanın artık. Önümüzdeki ay Mert patlayacak galiba. Ben şimdiden duyurumu yapayım. Ayın Kampanyası: Disket kampanyasına devam. Bu kampanya tutmaz diyenlerin rezil oluşlarını görmek çok hoş. Devam beyler ve bayanlar. Sizlerin sağduyusu en sağlam tahminlerin bile ötesinde olmaya devam edecek (bu gidişle yağcı olacağım galiba). Evet macera başlıyor. Son paragrafta buluşmak üzere şimdi buyrun: Selamlar ve Saygılar Üstatların Üstadı ZEBANİ, Bu sana, ikinci mektubum. Ancak bu ilki gibi kâğıtta değil. Diskette olduğunu görüyorsundur herhalde. İlk mektubumu yayımlamamıştın. Belki mektubumu disketle gönderirsem yayımlarsın (Yani kampanyana destek veri falan yok. Çünkü klavyeyle yazdıysam düzelt) mektup yazmak çok İşte sorular;

1. Sana biraz eski oyunlardan bahsetmek istiyorum. Bunlardan birincisi Descent II. Yaw kardeşim bu oyun kaç bölüm? Unutmadan bi de bu oyunun önemli cheat'lerini yazarsan sevinirim. 2. Bu oyunlardan ikincisi CRUSADER No Remorse. Bu oyun ne türe girer? Bu oyunu bitirebilmek için ortalama 50 saat o kadar sürüyor. (Gerçi o zamanlar ufaktık. Bu süre o zamanlar için uzundu) uğraştıktan sonra dandik bir demo ile son bulmamalıydı. Bana bu oyunun bitiş demosunu yazsana. Bakayım benim i ile tutuyor mu? 3. Ecstatica II'yi aldım. Almaz olaydım. Çünkü grafikler, başlangıç demosu ve en önemlisi konu son derece dandik. Bu oyundan daha önce yapılmış olmasına rağmen Time Commando her şeyiyle bu oyuna beş değil beş bin basar (Şaka Yapmıyorum). Eğer bu oyunun açıklaması elinde duruyorsa bana göndersene. 4. Redneck Rampage'i aldım. Install ettim. Oyunu çalıştırmayı denediğimde "Söz dizimi hatası" diye bir yazı çıktı. Bu ne demek oluyor? (Sakın bana "Kamer'de oyunlar şöyle. "Kamer'de oyunlar böyle..." gibi cevaplar verme. Yoksa, gelirim orayı başınıza yıkarım. Şakam yoktur)) 5. İşte size süper bi fikir. Siz derginizde "Çengel Bulmaca Sayfası" açmayı düşündünüz mü? Cevabı gönderen ilk 3-5 kişiye CD armağan edersiniz. Böylece hem -benim gibi- garibanları sevindirirsiniz, hemi de tirajınızı daha daha yükselterek milyonlara ulaşmanın zevkini yaşarsınız. Şaka yapmadığımı belirtirim. Bak bunu tehdit olarak söylemedim. Ama ötekilerde-özellikle 4. soru konusunda- çok ciddiyim) 6. "Tiberium Sun" nedir? Yenir mi? Bayan ise çıkma teklifi edeyim mi? (Çıktığım falan yok. İlgilenenler için adresim aşağıda). 7. Dergi kapağındaki geri sayım ne demek oluyor. Yoksa "00'inci sayıda bomba mı vereceksiniz. 8. Senin Soruna Cevap: İstemezdim. Çünkü lisede hiç "teşekkür" alamadım. (Hey gidi günler hey... Orta okulda hep "takdir" alırdım. Bizimkiler buna deli oluyorlar. Bilirsin ki delilerle uğraşmak zordur..... 9. Buradan bir şey söylemek istiyorum. "Sayın, Serdar"YAZACAĞIM İŞTE" Kargın, durumuna üzülme. Eğer dertleşmek istiyorsan bana yaz..." Bayanların ve Serdar'ın mektupları için adresim: Kanarya Mah. Bozdoğan Cad. No:52/1 K. Çekmece/İST Hasan "CAN" Orhan Zebani: İşte kampanyamıza gönülden destek veren Hasan arkadaşımızı hemen alkışlayalım (kampanyaya destek vermiyor ama ben sonra ona Nasıl? Ne kadar kolay di mi diskette yazmak? (sus, ben sana soracağım bunun hesabını). Bu durumdan memnun olmana çok sevindim. Hele bundan sonraki mektuplarını diskette yollayacağını duyduğumda gözlerimden süzülen yaşlara engel olamadım (hö?): 1- Walla oyunu oynamadım ama sırf senin için bizim yeni çaylak yazar Hüseyin'i bu işe görevlendirdim. Deli gibi oynuyor oyunu. Kesin ölecek. Cheat'leri içinde hıyar Mert'i görevlendirdim. Söylemezse kesin öldüreceğim (bu arada böyle sorular sorduğun için sana da bi tarife uygulamak lazım ya neyse!). 2- Crusader No Remorse tamamıyla İzometrik Arcade türüne giriyor. Diablo'nun arcade olanı yani. Walla 50 saat bana fazla geldi. Bizim burda Hüseyin'i bi kızdırdık, herif 2 saatte bitirdi oyunu ve bilgisayar bozuldu ve sonrada dayak yedi (ve Türkçeyi katletmeye devam ve bu ay Hüseyin'le uğraşacağım). Evet son demo biraz dandik fakat ben şimdi burda oturup da sana oyunun bitiş demosunu yazarsam MEG ve okuyucular birleşip mezara tersten sokarlar beni. Ölmemi mi istiyorsun? Beni sevmiyor musun? 3- Şimdide okuyucu kampanyasına geçiyoruz beyler (ve bayanlar. Bu arada Ayça nerdesin sen? Coğrafyadan kaldın di mi?). Ecstatica II'mi dandik yoksa Time Commando'mu beş değil beş bin basar? Cevaplarınızı Hasan'a iletiverin. Time Commando'nun açıklaması hiç elimde olmadı ki? Anlayacağın sana gönderemem. Okuyuculara bir şeyler gönderme hizmeti henüz olmayacak

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.