THE CURSE OF MONKEY ISLAND

Bundan çok uzun zaman önce çok uzak bir galakside... diye başlayan yazılardan tam kurtuldum sanırken, yine konuya üç aşağı beş yukarı böyle bir başlangıç yapmam gerektiğini hissettiğimde artık çok geçti. Uzun zamandır gidermeyi ertelediği susuzluğuna küçük vahalarla son vermeyip en büyük şelaleye ulaştığında orucunu açan bir bedevi şükranını ta içimde hissettim, “The Curse of Monkey Island (Maymun Laneti)" oyununu elime aldığımda... Bir ışık mıydı CD'nin üzerinden anti-refle gözlük camlarıma yansıyan, yoksa bir yalancı pırıltı mıydı oyunun başlığından yola çıkıp göz kapaklarımı delerek retinama ulaşan... Belki de her ikisi birden... Efsane parladı, ışık oldu, nur oldu, CD-ROM'un sekiz kat hızla dönen yuvasına aktı gitti. "Install" oldu hard-diske, "play" oldu göz bebeklerime geceler boyu... Sonunda bu öykü çıktı ortaya; varın okuyun siz de, heba olmasın kelimeler derginin bu kuşe kokan sayfalarında... Çok uzaklarda, Karayipler'de başladı öykümüz; Maymun Adası açıklarında bir çarpışan araba içinde, sonsuz okyanusta yol almaktaydı Guybrush Threepwood. Günlerce aç susuz, yön fakiri dolaşmak bile seyir defterini doldurmasına engel değildi... "Kaptanın seyir defteri: Günlerdir denizde kaybolmuş durumdayım. Mürettebatsız ve seyir cihazsız... Beni tek ayakta tutan, sevgilim Elaine'i bulma umudum. Big Whoop efsanesi peşinde koşmanın bana şöhret ve hazine sağlayacağını düşünürken tek elde ettiğim, edip yüzüne kükrüyordu. “Lanetliler karnavalımdan nasıl kaçtığını bilmiyorum, ama kılıcımın tadından asla kaçamayacaksın... Onu ambara atın, savaştan sonra işini bitireceğim..." Sonra iskelet mürettebatına dönerek bağırdı. -Sandalları indirin... ve alev alan vudu toplarını karşılamaya hazır olun..." Bölüm 1: Zombi Korsan LeChuck'ın Ölümü Guybrush kendine geldiğinde, top ambarında küçük bir korsan müsvettesiyle beraber olduğunu fark etti. Korsan küfrederek topu devamlı kaleye doğru ateşliyordu. Dışarıdan kana susamış korsanların, havada uçuşan topların ve duvarlarda patlayan güllelerin sesleri gelmekteydi. Guybrush korsanla konuştuğunda, onu tanıyarak geçen macerasında karşılaştığı harita çizeri Wally olduğunu anladı. Wally, kendisine korsan edebiyatı ile ilgili bir takım broşürler uzattı. Guybrush, biraz ileri gidip, ne kadar çabalarsa çabalasın asla gerçek bir korsan olmayı beceremediğini kendisine hissettirdiğinde ise, Wally takma çengelini atarak oturup ağlamaya başladı. Guybrush çengeli ve duvardaki harbiyi alarak topun başına geçti ve topu, dört korsan kayığına yöneltip dördünü de batırdı. İskeletlerin dağılan kansız parçaları suya yayılarak, bazıları geminin yanına kadar ulaştı. Guybrush, harbi ile çengeli birleştirdi ve top yuvasından başını uzatıp, denizde yüzen iskelet kolunu ve ucundaki elde tutulu duran kılıcı çengelle çekip zulasına kattı. Kılıçla topun bağlı olduğu ipi keserek dönüşüverdi. Bu hikaye bu kadar kısa bir sürede bitmiş olamazdı zaten... Bölüm 2: Lanet Kötüleşiyor Guybrush, kumsalda duran ve ucunda kor bulunan sopayı aldı ve Elaine'in taşlaşan vücudunu orada bırakarak bataklığa yöneldi. İskeleye asırlardır bağlı gibi görünen gemiye doğru ilerlediğinde konuşan kurukafa Murray, yolunu kesip Guybrush'ı biraz lafa tuttu. Guybrush gemiye girdiğinde gözüne ilk çarpan şey sol taraftaki sakız otomatı oldu. Torbasından bir nikel para çıkarıp makinaya attı ve bir paket sakız aldı. Daha sonra arkasını dönüp yerdeki kağıt kuklaya saplı duran iğneyi çıkarttı. (Mega-Monkey: ... ve yerdeki tutkalı da zula sandığına kattı). Odayı biraz daha incelediğinde timsahın dilinin oynadığını gördü ve dili aşağı çekti. Aşağı kattan yükselerek çıkan bir koltukta oturan büyücü bir kadın karşısında bitiverdi Guybrush'ın. -"Sen de kimsin ve nasıl böyle ortaya çıkıverdin?" 'Ben, doğanın bana bahşettiği büyülü gücümü kapımdan girenlere sunan bir ustayım... -"Moda uzmanı mı?" -"Belki, ama tam olarak değil... Ben bir vudu rahibesiyim." bir yerden tanıyor muyum?" —Birbirimizi uzun zamandır tanıyoruz Guybrush. Seninle ilk, Melee Adası'nda, korsan olmaya çalıştığın sıralarda karşılaşmıştık... LeChuck'ı yenmende sana iki kez yardım ettim; ilkinde vudu anti-kökü ve ikincisinde de LeChuck'a ait bir vudu kuklayı hazırlayarak..." “Bu doğru... Şimdi hatırladım." —Kötü bir şeyler olduğunu hissediyorum." Elaine'e evlenme teklif ederken yüzüğü parmağına geçirdiğimde, kendisini sonsuza dek bir altın heykele dönüştüren bir korsan büyüsüne maruz kaldı..." yapma Guybrush, biz laneti

Tartal enda or fin va mrt

Lad

hat my numa karp, emin düğündüğün zamanda serin deceğin yer

ONK ISLAND

bulduğunda adaya gitmeye hazır olacaksın..." Görüşme bittiğinde Guybrush bataklıktan çıkarak Puerto Pollo'ya yöneldi ve arka kapıyı kullanarak tiyatroya girdi. Kapının yanında duran paltoyu inceleyip cebinden eldivenleri ve yakalarından da kepekleri aldı. Kepekleri incelediğinde aslında bit olduklarını anladı. Makyaj masasına yöneldiğinde ise sihirli sopayı ve sihirbaz şapkasını fark etti. Sopayı şapkayla kullanarak şapkadan tavşan çıkaramadı ama bir vantrolog kitabı elde etmeyi başardı. Kapının diğer yanında duran seyahat sandığını incelediğinde ise üzerine yapıştırılmış bir Kan Adası çıkartması gördü. Demek ada bir efsane değildi ve gerçekten vardı. Sandığın sahibini bulup, adaya nasıl ulaşabileceğini mutlaka öğrenmeliydi. Sağdan sahneye çıkıp, daha sonra birinin adının Slappy Cromwell olduğunu öğreneceği, Romeo ve Juliet provası yapan aktörlerle karşılaştı. Kan Adası'na nasıl ulaşılacağını sorduğunda Slappy, tüm turistik rezervasyonlarını seyahat acentası sahibi arkadaşı Palido Domingo'nun yaptığını ve kendisini sahildeki klüpte bulabileceğini söyledi. Guybrush tiyatrodan çıkıp bu kez kasabadaki berber dükkanına yöneldi. Dükkanı çalıştıran üç ortak vardı ama kıyafetlerinden anlaşıldığı kadarıyla hepsinin de gözü açık denizlerdeydi sanki. Gereken mürettebat bunlar olabilirlerdi pekala. İş onları razı etmeye kalıyordu. Berber koltuğunda oturan kişi, Kaptan Rottingham'la konuştuğunda, aşağılamaları Guybrush'ı oldukça kızdırdı. Bunun üzerine bitleri; berber, tarağı bıraktığında üzerine serperek Rottingham'a iyi bir ders verdi. Yukarı baktığında tavanda saplı duran makas gözüne ilişti Guybrush'ın. Onu

THE CURSE OF

rezervasyon biletini kullanarak giriş yaptı. Sessiz patrona dokunarak sırtındaki ekmek bıçağını çıkardı ve tavuk kemikleri arasındaki klüp kartını aldı. (MM: Klüp kartını almak için sağdaki bisküvi sepetinden bir tane alıp yiyince içinden çıkan kurtları tavuğun üzerine bıraktı. Soldaki pasta tavasını ve bisküvi keseceğini de zulasına kattı). Kaptan Blondebeard ile konuşunca çiğneyecek bir şeyler istediğini öğrendi. Kaptanın ağzındaki altın diş ise oldukça ilgisini çekmişti. Çenekırıcıyı (Jawbreaker) kaptana vererek dişin gevşemesini sağladı. Sonra bir sakız hediye edip iğneyle sakızı patlatınca, içindeki altın diş yere düştü. (MM: Kaptan, Guybrush'ın dişle birlikte dışarı çıkmasına izin vermiyordu. Bunun üzerine 'Guybrush McGyver' bir sakız çiğneyerek altın dişi içine sakladı. Sonra helyum balonu kullanarak gazı içine çekti ve dişli sakızı çiğneyerek şişirdi. Guybrush'ın ağzından kurtulan balon yükselerek pencereye yöneldi ve dışarı çıkıp patladı. Guybrush dışarı çıkarken ise üzerini arayan kaptan bir kanıt bulamadı, tabii. Dışarı çıkınca, Guybrush tavayla kapının yanındaki toprak çukurunu karıştırınca altın dişe kavuştu). Kaptanın konuşmaları sırasında Danjer Koyu'ndaki korsan gemisinden tavuk siparişi aldığını ama hiç gönderecek tavuğu kalmadığını da öğrendi. Restorandan çıkınca, bu kez tiyatronun sağ yanındaki kemer kapıdan geçerek, tomruk atma yarışmalarının yapıldığı açıklığa ulaştı, Guybrush. Ekmek bıçağını kullanarak rom fıçısının ayaklarını kesti ve kauçuk ağacının yanına devrilen fıçıdan kutudan bir silah alarak banjoya ateş etti. "Hey, seni yanlış tanımışım. Sen gerçek bir korsansın. Mürettebatında yer almaktan onur duyacağım. Şimdi gidip eşyalarımı toplayayım... Bu sırada, Yağma Adası açıklarındaki bir gemi LeChuck'ın gemisinden arta kalan ve denize dağılan kargoyu topluyordu. Birden adamlardan birinin gözü bir tahta parçası üzerinde yüzen bir çift çizmeye takıldı. İçlerinden hâlâ yeşil dumanlar çıkan çizmeleri gemiye alıp ambara attığında ise hayatının hatasını yaptığını anlamıştı ama artık çok geç kalmıştı... Kan Adası'na gitmek için gerekenlerden birini elde etmişti Guybrush. Sıra gemi ve haritadaydı. Cabana'ya giderek büfedeki görevliye klüp kartını gösterdi. Artık içeri girebilirdi ama sahile gitmeden önce, sepetten üç havlu alıp buz kabına batırdı. Sahile gidip kumlara bastığında, karşıya ulaşmak için üç ıslak havluyu kumun üzerine yayması gerektiğini anladı ve hızlı bir şekilde havludan havluya atlayarak karşı tarafa ulaştı. Güneşlenen adamla konuştuğunda, onun Slappy Cromwell'in seyahat acentasındaki adamı Palido Domingo olduğunu ve Kan Adası'na giden yolu gösteren haritanın sırtında dövme şeklinde bulunduğu öğrendi. Haritayı görmek istediğinde ise, ön tarafı yanana dek arkasını dönemeyeceğini söyledi Palido. Kendisine içecek bir şeyler getirmek üzere Palido'nun kupasını aldı ve tahta kapıdan çıkıp Puerto Pollo'ya, limonata

sie sop gen cine cits pe a panon,

yeceği için Guybrush yontu bıçağı

Suyerush.

prat Once Masam!

En azından oyunun sonunda Romeo, Juliet'e sahnede geçirecek bir tutkala bulayıp deliğe yerleştirdi.) Gemiye tırmandığında birden ortaya çıkan ve seyir subayı olduğunu sanan (klasik) Napolyon kılıklı deli ve maymun mürettebatı çevresini sarıverdi. Adının Mr. Fossey olduğunu söyleyen ucube, başı LeCh... ile başlayan içerideki gizli kaptanından aldığı direktifler doğrultusunda Guybrush'ı denize uzanan tahtadan atlamaya zorladı. Guybrush ikinci kez güverteye çıkmadan önce tahtayı ekmek bıçağıyla keserek, onlara ikinci bir fırsat vermemeyi düşündü. Oysa bu sefer de katrana ve tüye batırılıp sahile yollandı. Gemiye girmenin başka bir yolu olmalı diye düşünürken birden aklına restoranı işleten Kaptan Blondebeard'ın gemiye göndermek üzere tavuk siparişini hatırladı. Eh, kendisi de büyük bir tavuğa benzemişti zaten. Dönüp restorana girdiğinde, Kaptan başına vurduğu tavayla Guybrush'ı kutunun içine postaladı. Gözlerini tekrar açtığında Guybrush kendini geminin kaptan köşkünde Mr. Fossey ve kaptanı "LeChimp"'in arkasında buldu. Kaptanı taklit etmek için çıkardı vantrolog kitabını ve başladı goril kaptanın ağzından Mr. Fossey ile konuşmaya... “Mr. Fossey artık korsanlığı bırakmanın vakti geldi... Bize bir bak, hepimiz MAYMUNUZ. Mürettebatın güverteyi temizlemektense iplerde sallanarak daha mutlu olduğunu fark etmedin mi?... Sanırım artık ağaçlara dönmeliyiz..." —Bu, adamlarımız için güç olacak, ama onlara sizin en iyisini düşündüğünüzü söylerim." Mr. Fossey odadan ayrıldığında Guybrush kutudan çıkarak vazoda duran hazine haritasını aldı ve kutunun arkasındaki pencereyi açarak gemiden ayrıldı. Haritanın, Elaine'in saklı olduğu yeri gösterebileceğini düşünmüştü. Evet haklıydı, harita yeri gösterecekti ama biraz farklı bir şekilde. Puerto Pollo'ya dönüp, arka kapıdan tiyatroya girerek üst kata çıktı ve ışıkları kontrol eden mekanizmanın kolunu çekti (MM: ...ve haritada yazılı yönlere uygun olarak ışık düğmelerine bastı. Son düğmeye basmasıyla da...) ışıkların kesiştiği noktada ortaya çıkan X işareti Elaine'in saklı olduğu yeri göstermişti. Sahnenin tam ortasında duran mezar dekoru... Aşağı inerek tekrar kostüm odasına döndü. Slappy Cromwell sahnede, gösteri bittiğinde Haggis, Guybrush'a ne tür bir kaptan olmak istediğini sordu. Her türlü kontrolü kendi elinde tutan mı, yoksa savaşlarda mürettebatından yardım alan mı... Hangisini seçerse seçsin daha sonra Haggis'le tekrar konuşarak seçimini değiştirebileceğini biliyordu Guybrush. Bu arada Kaptan Rottingham yollarını keserek haritayı Guybrush'dan çalmıştı. Şimdi Guybrush'ın Kaptan'la çarpışarak tekrar haritayı geri alması gerekiyordu. Önce küçük gemilere saldırarak başladılar işe. Kılıç düellosunda söylenen her söze kafiyeli bir cevap vermesi gerekiyordu Guybrush'ın. Başlangıçta fazla bir cümle hazinesi yoktu ama gemi kaptanlarıyla yaptığı her düelloda yeni bir soru öğreniyor ve bunu diğerlerine sorarak verilecek cevapları ağızlarından alıveriyordu. Düelloda yendiği gemileri de soyarak elde ettiği hazinelerle, Puerto Pollo'ya dönüp eski limonatacı, şimdi ise silah tüccarlığı yapan küçük korsandan yeni silah sistemleri alıp gemisini daha uzağa ateş edebilir hale getiriyordu. Böylece Kaptan Rottingham'la karşılaşacak güce yavaş yavaş ulaşmaktaydı. Bazen karşılaştığı gemilerde yağmalanacak hazine olmasa bile alıştırma yapmak ve soru-cevap öğrenmek için bile savaşması gerekebiliyordu. Öğrendiği cümleler ve karşılığı olan cevaplar yaklaşık on beşi bulduğunda ve en gelişmiş silahlarla gemisini donattığında artık Kaptan Rottingham'la karşılaşacak duruma gelmişti. Yalnız, kaptanın diğerlerinden tek farkı soru olarak söylediği cümlelerin diğerlerinden farklı olmasıydı. Kafiyeyi tutturmak koşuluyla verilecek cevapları bulmak ise yine Guybrush'a kalıyordu. En sonunda doğru hakaretleri ettiğinde, Kaptan Rottingham yenilgiyi kabul ederek haritayı Guybrush'a geri verdi. Bundan sonra da Kan bulmaları fazla uzun sürmedi. Bölüm 4: Hırsızlar, Barmen, Halası ve Sevgilisi broşürleri de alan Guybrush, Madam Xima'nın arkasındaki odaya yöneldi. Odadaki buzdolabının üzerindeki mıknatısı aldı ve yontu bıçağını kullanarak peynirden bir parça kopardı. 'Mezarlıktaki köpekten gereken tüyleri elde edebilirim' diye düşündü ve dışarı çıkıp tekrar mezarlığa döndü. Uyuyan köpeğin üzerinden bir tutam köpek tüyü kopardı ve köpek mamasını alıp (MM: yarısı yenmiş kurtlu bisküviyi...) uyuklayan köpeğe verdi. Köpek, yiyeceği öylesine beğendi ki, neredeyse kolunu da beraber yutuyordu Guybrush'ın. Biberle yumurtayı nereden bulabilirim diye adayı turlarken, biberi yeldeğirmeninin yanında, yumurtayı ise sahilde, bir ağacın üzerinde buldu. Minderi ağacın altındaki taşların üzerine koyup, çekiçle kauçuk ağacına vurunca karışım için gereken son malzemeyi de elde etmiş oldu. Bara geri dönüp üçünü de barmene verince, barmen karışımı hazırlayıp içti ve anında iyileşti. Kalanını da Guybrush'a verdi. Guybrush, barmenle konuşmaya başladığında oldukça ilginç şeyler öğrendi. -Tanıştığımızı sanmıyorum... Kimsin sen?" ailesinin sonuncusu ve bu bar-otelin sahibi..." -"Peki Kan kayıp yüzüğü hakkında ne biliyorsun?" u, atalarımın tarihinde oldukça üzücü bir bölüm. Büyük halam Minnie 'Stronie' Goodsoup, Kan Adası'nın sosyetesinde hatırı sayılır fırladı. Bir önceki macerada tabuta kapattığı satıcı Stan Guybrush otele geri döndü ve üst kata çıkıp karşıdaki odadan içeri girdi. Duvardaki çiviye çekiçle vurup düşürdü ve dışarı çıkıp yerdeki çiviyi aldı. Daha sonra yandaki odadan içeri girdi. (MM: Düşen resimdeki portreyi de aldı ve kilitli kapıyı, Stan'dan aldığı plastik kartvizitle açtı). Odadaki duvara kapatılmış yatağı aşağı çekti ve mezardan aldığı çivilerle yatağı yere tutturdu. Ancak yatak pek sağlam tutturulmuş görünmüyordu, bir çiviye daha ihtiyacı vardı. Duvardan söktüğü çiviyi de kullanınca bağlantı sağlamlaştı. Guybrush, cesedin üzerindeki kitabı alıp inceledi. Kitap, Goodsoup ailesinin tarihinden bahsediyordu. (MM: Dışarı çıkıp portreyi, merdivenlerin karşısındaki kapıya astı ve Makası kullanarak portredeki yüzü kesti. İçeri girerek delikten dışarı baktığında, o sırada koridorda resimlere bakan Griswold, Guybrush'ın yüzünü eski dedesi zannetti). Guybrush tekrar bara inerek (MM: ...önce kestiği yüzü aynayla değiştirdi ve Griswold'u aynayı almadığına inandırdı. Sonra) Griswold'a neden öldüğünde halasının yanına gömülmediğini sordu. Ona aileden biri olduğundan ve aile tarihinden bahsetti. Sonunda, o da aileden biri sayıldı. Bir içki daha isteyip yine ilaçla karıştırınca bu kez kendini Goodsoup aile mezarlığına gömülü buldu. İlerlediğinde ise gelin Goodsoup'un hayaleti ile karşılaştı. Guybrush hayaletle konuştuktan sonra, Minnie'nin sevmiş olduğu korsanın LeChuck olduğunu ve parmağındaki yüzüğü elde etmenin tek yolunun ise yerine koyabileceği başka bir nişan yüzüğü bulması olacağını öğrendi. Mezarın soluna doğru devam edip mezarın üzerindeki demir çubuğu aldı ve yarığa doğru ilerlemek istediğinde Murray tavandan önüne düştü. Guybrush, Murray'i alıp yarıktan içeri baktı ve mezarcının odasıyla karşılaştı. Uzun zamandır kullanmayı beklediği iskelet koluyla (MM: ...tutkala buladıktan sonra)

masanın üzerindeki feneri aldı ve mezara dönerek feneri mezar taşının üzerine bıraktı. Murray'i lambayla kullanarak mezarcıyı korkuttu ve mezar kapısını açmasını sağladı. Guybrush mezardan çıkarak diğer mezara, Stan'in yeni iş yerine geri gereği Guybrush'a yüklü miktarda para verdi. Guybrush çıkıp, tepedeki köye yöneldi. Köyden tofuyu, haçı ve ölçü kupasını aldıktan sonra köyden yukarı devam edip, Limonkafa'yla konuşarak yapacakları tören için bekledikleri biri olduğunu öğrendi. Köye inip haçın keskin ucunu kullanarak tofuyu maske haline getirdi ve Limonkafa'ya konuşmak üzere geri döndü. Guybrush'ı bekledikleri kişi sanınca volkanın ağzındaki tören yerine doğru yola çıktılar. Tören bitiminde Guybrush volkandan aşağı bir parça peynir attı. Peyniri hazmedemeyen volkan patlayarak bir lav nehri oluşturdu ve oteldeki barbekünün altından geçerek eski güzel günleri geri getirdi. Guybrush otele dönüp elinde kalan peynirleri barbekünün üzerinde duran kazanda eritti ve kazanı alıp zift yerine kullanmaları için Haggis'e götürdü. Haggis de karşılığında Guybrush'ın, söz verdiği kaygan el losyonunu almasına izin verdi. Şimdi de, Kurukafa Adası'na gidebilmek için hayalet kayıkçıyı bulması gerekiyordu Guybrush'ın. Bunun için de kayıkçının yolu bulup dönebilmesi için feneri onarması gerekiyordu. Önce değirmenin yolunu tuttu ve (MM: değirmenin pervanesine takarak) yukarı çıktı. Bardan aldığı kavanoza fıçıdan, rom yapımında kullanılan şekerli sudan doldurdu ve aşağı inerek Elaine'in bulunduğu açıklığa ulaştı. Kavanozu kesik kütüğün üzerine koyup ateş böceklerinin içine dolmasını sağladı. Kavanozun kapağına makasla hava delikleri açtıktan sonra, kapağını kapatıp kavanozu fenere götürdü ve fener deliğine yerleştirdi. (MM: Aynayı da arkada, kırılmış olanın yerine taktı) Guybrush tekrar sahile indiğinde, kayıp sandalcının gelmiş olduğunu gördü. Onunla konuşarak kendisini Kurukafa Adası'na götürmesini istedi, ancak geri döndüler. Guybrush hızla Elaine'in yanına çıktı ve kaygan el losyonunu kullanarak yüzüğü Elaine'in elinden çıkardı. Elmasla yüzük halkasını birleştirdi ve Elaine'in parmağına taktı. Büyü bozulmuş, Elaine kurtulmuştu. Ancak her şey tam sona erdi derken ortaya çıkan LeChuck'ın korsan iskeletleri her ikisini de esir alıverdiler. Bölüm 5: Örümcek Maymunun Öpücüğü İşte en sonunda LeChuck, Guybrush ve Elaine'i yakaladı ve sıkı sıkıya bağladı. Guybrush kurtulmak için LeChuck'a uzun uzun dil döktü ve sonunda kendisini dinlemediğini söylediğinde LeChuck öylesine kızdı ki, Guybrush'a bir büyü yapıp Elaine ile birlikte ortadan yok oldu. Guybrush kapıyı açıp bulunduğu yerden dışarı çıktığında, yedi yaşında bir çocuğa dönüşmüş olduğunu gördü. Eğlence Parkı'na girince Dinghy Dog'la konuşup yaşını tahmin etmesini söyledi. Tahmini doğru çıkmayınca Dinghy Dog, Guybrush'ın istediği bir hediyeyi seçmesine izin verdi. Her ne kadar Murray kendisini almasını istediyse de Guybrush çapada karar kıldı. Çapayı pastaların arasına yerleştirerek (MM: Guybrush cebindeki şişeyi incelediğinde bunun sabun köpüğü şişesi olduğunu fark etti ve köpüğü elindeki tabağa sıkıp çapayı da içine yerleştirdi. Böylece sahte bir pasta elde etti ve bunu pastaların üstüne yerleştirdi) ve pasta fırlatıcısından bir gösteri isteyerek, sabırla suratına inecek pastaları bekleyen adamı işinden etti. Guybrush kapıyı açarak deliğe kafasını soktu ve suratına yediği pastadan arta kalanı cebine attı. Daha sonra Dinghy Dog'a gidip kendisini ısırana dek onu tekmeledi. Isırdığı anda da bir parça tüy binip değişik odaları gezmeye başlamıştı. Zaman girişine yumuşak bir iniş yaptı ruhunun zerrecikleri atmosfere yayılarak ve geri döneceğini söyleyen Murray'i arkalarında