Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 31
ONK ISLAND
bulduğunda adaya gitmeye hazır olacaksın..." Görüşme bittiğinde Guybrush bataklıktan çıkarak Puerto Pollo'ya yöneldi ve arka kapıyı kullanarak tiyatroya girdi. Kapının yanında duran paltoyu inceleyip cebinden eldivenleri ve yakalarından da kepekleri aldı. Kepekleri incelediğinde aslında bit olduklarını anladı. Makyaj masasına yöneldiğinde ise sihirli sopayı ve sihirbaz şapkasını fark etti. Sopayı şapkayla kullanarak şapkadan tavşan çıkaramadı ama bir vantrolog kitabı elde etmeyi başardı. Kapının diğer yanında duran seyahat sandığını incelediğinde ise üzerine yapıştırılmış bir Kan Adası çıkartması gördü. Demek ada bir efsane değildi ve gerçekten vardı. Sandığın sahibini bulup, adaya nasıl ulaşabileceğini mutlaka öğrenmeliydi. Sağdan sahneye çıkıp, daha sonra birinin adının Slappy Cromwell olduğunu öğreneceği, Romeo ve Juliet provası yapan aktörlerle karşılaştı. Kan Adası'na nasıl ulaşılacağını sorduğunda Slappy, tüm turistik rezervasyonlarını seyahat acentası sahibi arkadaşı Palido Domingo'nun yaptığını ve kendisini sahildeki klüpte bulabileceğini söyledi. Guybrush tiyatrodan çıkıp bu kez kasabadaki berber dükkanına yöneldi. Dükkanı çalıştıran üç ortak vardı ama kıyafetlerinden anlaşıldığı kadarıyla hepsinin de gözü açık denizlerdeydi sanki. Gereken mürettebat bunlar olabilirlerdi pekala. İş onları razı etmeye kalıyordu. Berber koltuğunda oturan kişi, Kaptan Rottingham'la konuştuğunda, aşağılamaları Guybrush'ı oldukça kızdırdı. Bunun üzerine bitleri; berber, tarağı bıraktığında üzerine serperek Rottingham'a iyi bir ders verdi. Yukarı baktığında tavanda saplı duran makas gözüne ilişti Guybrush'ın. Onu
THE CURSE OF
rezervasyon biletini kullanarak giriş yaptı. Sessiz patrona dokunarak sırtındaki ekmek bıçağını çıkardı ve tavuk kemikleri arasındaki klüp kartını aldı. (MM: Klüp kartını almak için sağdaki bisküvi sepetinden bir tane alıp yiyince içinden çıkan kurtları tavuğun üzerine bıraktı. Soldaki pasta tavasını ve bisküvi keseceğini de zulasına kattı). Kaptan Blondebeard ile konuşunca çiğneyecek bir şeyler istediğini öğrendi. Kaptanın ağzındaki altın diş ise oldukça ilgisini çekmişti. Çenekırıcıyı (Jawbreaker) kaptana vererek dişin gevşemesini sağladı. Sonra bir sakız hediye edip iğneyle sakızı patlatınca, içindeki altın diş yere düştü. (MM: Kaptan, Guybrush'ın dişle birlikte dışarı çıkmasına izin vermiyordu. Bunun üzerine 'Guybrush McGyver' bir sakız çiğneyerek altın dişi içine sakladı. Sonra helyum balonu kullanarak gazı içine çekti ve dişli sakızı çiğneyerek şişirdi. Guybrush'ın ağzından kurtulan balon yükselerek pencereye yöneldi ve dışarı çıkıp patladı. Guybrush dışarı çıkarken ise üzerini arayan kaptan bir kanıt bulamadı, tabii. Dışarı çıkınca, Guybrush tavayla kapının yanındaki toprak çukurunu karıştırınca altın dişe kavuştu). Kaptanın konuşmaları sırasında Danjer Koyu'ndaki korsan gemisinden tavuk siparişi aldığını ama hiç gönderecek tavuğu kalmadığını da öğrendi. Restorandan çıkınca, bu kez tiyatronun sağ yanındaki kemer kapıdan geçerek, tomruk atma yarışmalarının yapıldığı açıklığa ulaştı, Guybrush. Ekmek bıçağını kullanarak rom fıçısının ayaklarını kesti ve kauçuk ağacının yanına devrilen fıçıdan kutudan bir silah alarak banjoya ateş etti. "Hey, seni yanlış tanımışım. Sen gerçek bir korsansın. Mürettebatında yer almaktan onur duyacağım. Şimdi gidip eşyalarımı toplayayım... Bu sırada, Yağma Adası açıklarındaki bir gemi LeChuck'ın gemisinden arta kalan ve denize dağılan kargoyu topluyordu. Birden adamlardan birinin gözü bir tahta parçası üzerinde yüzen bir çift çizmeye takıldı. İçlerinden hâlâ yeşil dumanlar çıkan çizmeleri gemiye alıp ambara attığında ise hayatının hatasını yaptığını anlamıştı ama artık çok geç kalmıştı... Kan Adası'na gitmek için gerekenlerden birini elde etmişti Guybrush. Sıra gemi ve haritadaydı. Cabana'ya giderek büfedeki görevliye klüp kartını gösterdi. Artık içeri girebilirdi ama sahile gitmeden önce, sepetten üç havlu alıp buz kabına batırdı. Sahile gidip kumlara bastığında, karşıya ulaşmak için üç ıslak havluyu kumun üzerine yayması gerektiğini anladı ve hızlı bir şekilde havludan havluya atlayarak karşı tarafa ulaştı. Güneşlenen adamla konuştuğunda, onun Slappy Cromwell'in seyahat acentasındaki adamı Palido Domingo olduğunu ve Kan Adası'na giden yolu gösteren haritanın sırtında dövme şeklinde bulunduğu öğrendi. Haritayı görmek istediğinde ise, ön tarafı yanana dek arkasını dönemeyeceğini söyledi Palido. Kendisine içecek bir şeyler getirmek üzere Palido'nun kupasını aldı ve tahta kapıdan çıkıp Puerto Pollo'ya, limonata
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 30
Bundan çok uzun zaman önce çok uzak bir galakside... diye başlayan yazılardan tam kurtuldum sanırken, yine konuya üç aşağı beş yukarı böyle bir başlangıç yapmam gerektiğini hissettiğimde artık çok geçti. Uzun zamandır gidermeyi ertelediği susuzluğuna küçük vahalarla son vermeyip en büyük şelaleye ulaştığında orucunu açan bir bedevi şükranını ta içimde hissettim, “The Curse of Monkey Island (Maymun Laneti)" oyununu elime aldığımda... Bir ışık mıydı CD'nin üzerinden anti-refle gözlük camlarıma yansıyan, yoksa bir yalancı pırıltı mıydı oyunun başlığından yola çıkıp göz kapaklarımı delerek retinama ulaşan... Belki de her ikisi birden... Efsane parladı, ışık oldu, nur oldu, CD-ROM'un sekiz kat hızla dönen yuvasına aktı gitti. "Install" oldu hard-diske, "play" oldu göz bebeklerime geceler boyu... Sonunda bu öykü çıktı ortaya; varın okuyun siz de, heba olmasın kelimeler derginin bu kuşe kokan sayfalarında... Çok uzaklarda, Karayipler'de başladı öykümüz; Maymun Adası açıklarında bir çarpışan araba içinde, sonsuz okyanusta yol almaktaydı Guybrush Threepwood. Günlerce aç susuz, yön fakiri dolaşmak bile seyir defterini doldurmasına engel değildi... "Kaptanın seyir defteri: Günlerdir denizde kaybolmuş durumdayım. Mürettebatsız ve seyir cihazsız... Beni tek ayakta tutan, sevgilim Elaine'i bulma umudum. Big Whoop efsanesi peşinde koşmanın bana şöhret ve hazine sağlayacağını düşünürken tek elde ettiğim, edip yüzüne kükrüyordu. “Lanetliler karnavalımdan nasıl kaçtığını bilmiyorum, ama kılıcımın tadından asla kaçamayacaksın... Onu ambara atın, savaştan sonra işini bitireceğim..." Sonra iskelet mürettebatına dönerek bağırdı. -Sandalları indirin... ve alev alan vudu toplarını karşılamaya hazır olun..." Bölüm 1: Zombi Korsan LeChuck'ın Ölümü Guybrush kendine geldiğinde, top ambarında küçük bir korsan müsvettesiyle beraber olduğunu fark etti. Korsan küfrederek topu devamlı kaleye doğru ateşliyordu. Dışarıdan kana susamış korsanların, havada uçuşan topların ve duvarlarda patlayan güllelerin sesleri gelmekteydi. Guybrush korsanla konuştuğunda, onu tanıyarak geçen macerasında karşılaştığı harita çizeri Wally olduğunu anladı. Wally, kendisine korsan edebiyatı ile ilgili bir takım broşürler uzattı. Guybrush, biraz ileri gidip, ne kadar çabalarsa çabalasın asla gerçek bir korsan olmayı beceremediğini kendisine hissettirdiğinde ise, Wally takma çengelini atarak oturup ağlamaya başladı. Guybrush çengeli ve duvardaki harbiyi alarak topun başına geçti ve topu, dört korsan kayığına yöneltip dördünü de batırdı. İskeletlerin dağılan kansız parçaları suya yayılarak, bazıları geminin yanına kadar ulaştı. Guybrush, harbi ile çengeli birleştirdi ve top yuvasından başını uzatıp, denizde yüzen iskelet kolunu ve ucundaki elde tutulu duran kılıcı çengelle çekip zulasına kattı. Kılıçla topun bağlı olduğu ipi keserek dönüşüverdi. Bu hikaye bu kadar kısa bir sürede bitmiş olamazdı zaten... Bölüm 2: Lanet Kötüleşiyor Guybrush, kumsalda duran ve ucunda kor bulunan sopayı aldı ve Elaine'in taşlaşan vücudunu orada bırakarak bataklığa yöneldi. İskeleye asırlardır bağlı gibi görünen gemiye doğru ilerlediğinde konuşan kurukafa Murray, yolunu kesip Guybrush'ı biraz lafa tuttu. Guybrush gemiye girdiğinde gözüne ilk çarpan şey sol taraftaki sakız otomatı oldu. Torbasından bir nikel para çıkarıp makinaya attı ve bir paket sakız aldı. Daha sonra arkasını dönüp yerdeki kağıt kuklaya saplı duran iğneyi çıkarttı. (Mega-Monkey: ... ve yerdeki tutkalı da zula sandığına kattı). Odayı biraz daha incelediğinde timsahın dilinin oynadığını gördü ve dili aşağı çekti. Aşağı kattan yükselerek çıkan bir koltukta oturan büyücü bir kadın karşısında bitiverdi Guybrush'ın. -"Sen de kimsin ve nasıl böyle ortaya çıkıverdin?" 'Ben, doğanın bana bahşettiği büyülü gücümü kapımdan girenlere sunan bir ustayım... -"Moda uzmanı mı?" -"Belki, ama tam olarak değil... Ben bir vudu rahibesiyim." bir yerden tanıyor muyum?" —Birbirimizi uzun zamandır tanıyoruz Guybrush. Seninle ilk, Melee Adası'nda, korsan olmaya çalıştığın sıralarda karşılaşmıştık... LeChuck'ı yenmende sana iki kez yardım ettim; ilkinde vudu anti-kökü ve ikincisinde de LeChuck'a ait bir vudu kuklayı hazırlayarak..." “Bu doğru... Şimdi hatırladım." —Kötü bir şeyler olduğunu hissediyorum." Elaine'e evlenme teklif ederken yüzüğü parmağına geçirdiğimde, kendisini sonsuza dek bir altın heykele dönüştüren bir korsan büyüsüne maruz kaldı..." yapma Guybrush, biz laneti
Tartal enda or fin va mrt
Lad
hat my numa karp, emin düğündüğün zamanda serin deceğin yer