Gameshow sayı 33, sayfa 47

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 47

muhabbete girmiyor. Yok efendim kötülük getirirmiş, yok kan demekmiş. Bence bu oyunda ana karakter olarak Saadettin Teksoy oynamalıymış.) Nico'yla yeniden konuşun ve yukarıdaki maden şirketine girin. İçeride bilgisayar başında birçok tip tıklayıp duruyor. (Acep BS2'mi oynuyorlar, eğer öyleyse ekleyeyim ben şu anda giyiniğim :) ) Kızıl hatunu da ihmal etmeden (vay anasını sayın seyirciler!) hepsiyle konuşun. Dışarı çıkıp sağa gidin ve madendeki sabotajda (bu arada bunu da öğrenmiş bulunuyoruz) bacaklarını kaybeden adamla konuşun. Oradaki kamyonetin içindeki adam bizim Pearl'ın kocası Duane. Önce Duane'le sonra Pearl'le konuşun. Karakoldan içeriye girin, duvardaki resmi inceleyin ve rütbelerini yanlış göğsüne takmış general (salak) ve yardımcısıyla konuşun. Dışarıya çıkıp önce Pearl, Duane, Oubier, Nico sonra ise iskelenin yanındaki guardla konuşun. Burada öyle abartmışlar ki kömürü keçiye verip onunla bile konuşabilirsiniz (ciddiyim ama kimseye söylemeyin keçi öyle istiyo...). Herkesle konuşmuşken bürodaki kızıl hatunu da ihmal etmemek gerekir. Dışarı çıkıyoruz ve kamyonetin yanına giderek hapisteki çalgıcı için yardım istiyoruz. Duane ise bize kamyonetin patlayıcı dolu olduğunu ve patlatmak için bir detanatöre ihtiyacı olduğunu söylüyor. Bu detanatör ise güya Pearl'in bilgisi dahilindeymiş. Pearl ise gene kocasının ajanlık zırvalığına başladığını söylüyor. Eee, nerden bulacak şimdi detanatötü? Maden bürosuna gidip kızıldan patlayıcıları ateşleyici bir detanatörü olup olmadığını sorduğumuzda, tabii ki olduğunu ama bize vermeyeceğini söylüyor (Akşam gösteririm ben sana. Veriyo musun vermiyo musun, heh he he!)Bu sırada bu yavru da generalden kuşkulanıyor. Dışarı çıkıyoruz ve Nico'ya generali ayartmasını söylüyoruz (canım ne de olsa bilmem kaç milyar insanın hayatı söz konusu). Aaa, kabul ediyor ve beraber karakola gidiyoruz (vay adi karı, bizim boynuzlar göğe eriyor). Generalle konuşuyoruz ve herif hoplaya zıplaya Nico'yla reportaj yapmak için onu evine davet ediyor (artık ülke mevzuatlarının bayağı bir derinine inerler herhalde. Adi karı). Bu arada karakoldaki diğer dangalağa da Pearl'i ayarlayarak ortamda yalnız kalıyoruz. Artık haritayı rahatça inceleyip, arka tarafa giderek buradaki çalgıcı mahkumla konuşabiliriz. Ofisteki kızılla konuşup haritadan bahsedelim ve yavruyu generalin adiliği hakkında ikna edelim. Dolaptan detanatörü alıp bunu Duane'e verelim. Şimdi hapishaneden içeri girin ve çalgıcıyla konuşun. Bu esnada görüntü değişiyor ve yayınımız generalin evine bağlanıyor. Bütün cisimleri inceledikten sonra generalle konuşmaya başlayın (bu arada erkek videoyu açıp ülke mevzuatları hakkında bir filmi oynatmaya başlamıştır bile. Sıkı reportaj ve Ez galiba :)) ). Görüntü gene değişiyor. Şimdi hapishanedeyiz. Miguel ile konuşup ipi alın ve bir ucunu demirlere diğer ucunu ise pencereden Duane'e verin. Evet artık özgürüz. Aynı anda generalin evinde büyük hanım ufak bir baskın yapıyor ve bizim süt kuzusunun emelleri üyor. Çıkan ü duyduktan sonraysa Nico onların şaşkınlığından istifade edip oradan sıvışıyor. beraberce tüyüyoruz. ADA : Önce yıkama makinasının üzerinden sarmaşığı alıyoruz ve sola giderek elimizdeki notu çalıların arasına sıkıştırıyoruz. Sonra bir uzvu eksik bizim bereket tanrısına benzeyen Tazcabilmemne heykelini değirmenin kenarına sürtüp kıvılcım yaratıyoruz ve çalıyı ateşe veriyoruz. Çıkan duman, pompa sayesinde evi basınca evden bir rahip çıkıyor ve yılan tarafından sokulan bir bağyanın evde hasta olarak yattığını söylüyor. (Acep Nico'mu? Biraz acı çekip bizi boynuzlamanın ne demek olduğunu anlasın adi karı). Rahiple konuşup ütülemek için yakasını alıyoruz. Sola giderek sarmaşığı prese bağlıyoruz ve yakayı presin üzerine koyuyoruz. Ağacın altındaki haç benzeri tabela yardımıyla presi döndürüyoruz ve artık ütülenmiş bir yakamız var. Rahiple konuşuyoruz ve Nico'yu iyileştirebilecek muhtemel bir kökü bulabilmemiz için ormandaki bir kabilenin yolunu öğreniyoruz. Ormandaki guardla konuşup bisküviyi veriyoruz. O bunu büyücüye götürüyor. Daha sonra guard geri dönünce boş bisküvi paketinin içine kutsal taşı koyuyoruz ve gene guarda veriyoruz. Guard geri dönüp büyücünün bizimle konuşmak istediğini söylüyor. Büyücü bize Tezcatlipoca'nın hikayesini anlatıyor. Ondan panzehir olan kökü aldıktan sonra geri dönüyoruz. Presin altına koniyi, üstüne kökü koyduktan sonra presi çalıştırıp koniye akan sıvıyı yukarıya çıkıp Nico'ya veriyoruz. Hem Nico hem de rahiple konuştuktan sonra taşları bulmak için Nico'yla ayrılıyoruz ve biz Karaibler'e uçuyoruz. Nico ise İngiltere'ye gidiyor.

KARAIBLER: Planları inceleyen adamla konuşun ve planları siz de inceleyin. Sağdaki iskeleye gidip balık tutan çocuk Rio'yla konuştuktan sonra merdivenlerden yukarı çıkın. Arkadaki kadınlarla konuşup kediyi inceleyin. Tekrar aşağıya inip, dürbüne bakıp, önce Bronson sonra Rio'yla konuşun. Yukarı çıkıp kapıyı açmaya çalışın ve yine kadınlarla konuşun. Aşağıda Rio'yla konuşup ona kurdu verin. Sonra Rio denizden bisiklet çıkarana kadar onunla konuşmayı deneyin. Bisiklet tutunca üzerinden iç lastiği alın ve bu sefer Rio balık tutuncaya kadar konuşmayı deneyin. Balığı alıp doğru kedinin yanına. Merdivenden yukarıya çıkıp iç lastiği bayrak direğine bağlayın. Aşağı inip balığı iç lastiğin ucuna bağlayın ve kedinin ilgi alanı değişince topu alın. Tekrar yukarıya çıkarak iç lastiği alın ve arka taraftaki ağaca bağlayın. Topu kullanıp iyi bir atış yapınca işaret merceği yere düşüyor. Bronson onu yerleştirmek için yukarıya çıkıyor ve biz onun altından merdiveni çekerek Bronson'u yukarıda bırakıyoruz. Bronson'la konuştuktan sonra aşağıdan planları ve dürbünü alarak geri geliyoruz ve bu planları kadınlara veriyoruz. (Bu arada adamımız aşağıda o koca dürbünü neresine soktu hala anlayamadım!) BRITISH MUSEUM: En soldaki kabindeki zımbırtıyı inceledikten sonra görevliyle konuşun. Oubier gelince bir takım açıklamalar yapıyor. Bu sırada telefon çalınca Oubier tüyüyor. En sağdaki kabinin içerisinde duran taş çalınmış! Bu kabinin üzerinden anahtarı alın ve sol üst kabinin kilidini açın. Bıçağı aldıktan sonra tekrar bu kabinden anahtarı alalım. Görevliyle konuşun ve ona anahtarı verin. Telefon etmeye gidince sağdaki perdeyi açın. Perdenin arkasından çıkan kabinin kilidini bıçakla halledince ekran yine adamımız George'un bulunduğu yere dönüyor. KORSAN MÜZESİ: Arka taraftaki haritayı alıp masanın üzerine koyun. Masanın üzerinden tüyü alın ve

Bu esnada evin bodrum katında Hudu'lar dini bir. Bu sırada kahramanlarımız bir salona tören yapmaktadır. Hudu'ların başkanı tanrıların geçerler ve ev sahibini beklemeye bir kurban istediklerini ama kurbanın cinsiyeti başlarlar ama George'un korktuğu başına konusunda bir karara varamadıklarını söyler. Baş — gelmiştir. Hamza ona arkadan saldırarak Hudu sihirli küresine bakarak evde bir topoş bayıltır. Kötü emellerini George üzerinde olduğunu anlar. Aranan kurban bulunmuştur başarı ile uygular. George kendine tanrılar bu işe sevinidirk olacaklardır. Şimdi tek geldiğinde her ne kadar bu gerçeği kabul sorun kurbanı yakalamaktır. edemese de o artık kurbanlık bir topoşdur!

4Uzun ve acı verici saatlerden sonra Tanrıların George ile işi biter. George bu olaydan sonra ismini Ceyda olarak değiştirir. Hamza'nın yap işlet devret modeline kurban giden Ceyda artık bar, cafe dolaşarak kendisine müşteri aramaktadır. Kötü kaderine ağlayan eski adıyla George yeni adıyla Ceyda'yı resimde bir müşteri ile pazarlık yaparken görüyorsunuz. Ceyda hayatta istediği pempe panjurlara kavuşamamıştır belki ama onun nüfus cüzdanı artık pembedir.

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.