BROKEN SWORD II
Retro bilgisayardamımız George (ben yazıya böyle pat diye girerim), 4 Macerasızlıktan sıkılmış bir durumda yeni bir tat, yeni bir. heyecan ve yeni bir doku aramaktadır. Bu yüzden Nico denilen Fransız dilberimizle beraber eski dostları Oubier'i evine ziyarete giderler. Ancak kapıyı açan angut, bize yukarda bir sürpriz yapar. Kafamıza odunu geçirdikten sonra bir de odayı ateşe verip, bize sevimli bir haşarat hediye ederek, Nico'yu da alıp kaçar. İNTİKAM; İlk önce şu örümceği haklamamız lazım. Kütüphaneyi inceleyelim ve alttaki takoza tekmeyi koyalım. Arka taraftaki metal çubuk yardımıyla ellerimizi halledelim veee; evet artık özgürüz. Şimdi sıra yangını halletmekte. Sola gidip çekmecenin içinden vazoyu alın. Sağ tuşla vazoyu tıklayınce içinde bir anahtar buluyoruz. Yazı masasının kapağını kaldırın ve viskinin tadına bakın. Pöeeeh. Kurdu alın ve soldaki çantayı karıştırın. İçinden bir not ve kırmızı bir iç çamaşırı çıkıyor. Notu okuyun. Yerdeki dart yardımıyla dolabı açın. Külodu kullanarak buradaki sıcak silindiri alıp yukarıdaki fışfışın içine postalayın. Evet, fizik olayı abi, artık fışfışla ateşi söndürebiliriz. Bir depikte (havada uçan yan tekme) kapıya atıp (artist herif n olucak) merdivenlerden aşağıya inin. Telefonun yanındaki notu okuyun ve bir telefon çakın. Telefonda bizim eski sevgilimiz Nico yu düdükleyen ve kafamızdaki boynuzların daha da dallanıp budaklanmasına katkıda bulunan Andre denilen dallama ile Cafe de ufak bir randevu ayarlıyoruz. Artık anahtar ile kapıyı açıp Cafe ye yollanabiliriz. Burada yan masada oturan morukla konuşun ve gelip gidipte bizi iplemeyen garsona bir de kahve ısmarlayın. Kahveyi ısmarladıktan sonra morukla sohbete devam edip ne içtiğini soralım. O da ne? Bizim kızı götüren atkuyruk damladı! Onunla konuşup kızı kurtarmak için yardım isteyin. Ne de olsa ikimizde kazanabiliriz. Atkuyrukla sohbet bittikten sonra eyvallah diyerek morukla sohbete devam edin. Eski günleri sorarak herifi can damarından vurun ve amcam bunalım takılırken çaktırmadan içkisine koyduğu Uyşturucuyu biz de çaktırmadan yürütelim.
Sohbetimizi tamamlayıp galeriye gidebiliriz. Burada önce Gleas sonra dobişle konuşun. O da ne kutup ayusu bizim vazoyu kırdı. İNTİKAM. Ayunun elindeki kadehe bizim kafa yapıcıdan iki kere koyun ehehe. Herif içiyor ve uçuyor (Ne adiyiz di mi?). Gleas le konuşun ve sola gidip sandığın üzerinden etiketi alın. Etiketin üzerinde bir taşıma şirketinin ismini okuyoruz ve araştırmak için limana gidiyoruz. Bizim buradaki asıl amacımız çitlerden arka tarafa geçmek, ancak köpek izin vermiyor. Önce külübeden içeriye bakip buradaki adamla konuşalım. Daha sonra aşağı inip içinde yok yok olan denizden kancayı ve aldığımız bu kanca yardımı ile şişeyi alacağız. Yukarı çıkalım ve kulübenin bacasını şişedeki suyla soğutup bacanın konisine cebe indirelim. Eee, biz şimdi bu boş şişeyle ne yapcez? En iyisi bacadan içeri sokalım. Böylece evin içini duman basıyor ve içerideki moruk aynen dışarı çıkıyor. Artık aşağıya inip kulübenin altındaki delikten içeriye girebiliriz. Buradan kömürü ve köpek bisküvisini alıp tekrar aşağıya inin. Köpek bisküvisini platformun üzerine fırlatın ve bu yeme atlayan aptal köpek platformun üzerine gelince kanca yardımı ile platformu açın. Veee cuppp!!! Varan 1! Artık tellerden arka tarafa tırmanabiliriz. Sola giderek merdivenden yukarı çıkın. Pencereyi açın ve yukarıya çıkın. Burada bir fan olduğunu görüyoruz. Eveeet, fan fazla ses çıkardığı için kancayla kurcalayıp teknik bilgimizi sergileyebiliriz. Aneeey, bazuldu yaw!?! Neyse şimdi aşağı inelim ve kapıyı çalarak pizza muhabbetine girelim. 3 kereden sonra herife küfür ediyoruz ve herif kapının kilidini açmaya başlayınca içimize marizlenecekmişiz gibi bir kötü his geliyor ve erkekliğimizi kullanarak merdivenden yukarı tüyüyoruz. Aşağıya bir varil gönderip angutun dikkatini çekiyoruz. O da ne? Herif denize yaklaşıyor. Bi varil daha ve cuppp!!! Varan 2! (Sevdim bu işi) Aşağıya inip içeride masanın çekmecesinden anahtarı alıyoruz. Sandıkların arkasına bakıyoruz ve buradaki Meksikalı Titipoco yla konuşmaya çalışıp anahtarı ona veriyoruz. Zavallıcık tüydükten sonra asansörün düğmesine basıp yukarıya çıkıyoruz. Burada kapının kapanmasını önlememiz gerekiyor. Çünkü muhtamel başka bir angut aşağıdan yukarıya çıkmayı deneyebilir. Bu yüzden hemen sandığı itin. Sağdaki düğmeye basın. Işık yanınca soldaki duvarın önünde bazı izler görüyoruz. Ve bu izleri inceleyince duvarda gizli bir kapı im için zor o olmuyor.
olduğunu olduğunu an!
Kapıyı açıp içeri girince bizim yavruyu görüyoruz. Önce önemli bir uzvu eksik bizim Bereket Tanrısı na benzeyen heykeli alalım. Nico'nun ellerini çözün. Karı milleti değil mi, hemen Oubier hakkında dedikoduya başlıyor. Konuştuktan sonra yerdeki bantı alın. Dışarı çıkıp Nico ile konuşun. Bizi aşağıda bekledikleri için asansörü kullanamıyoruz; soldaki kapı ise açılmıyor... Bir şekilde buradan çıkmamız gerekiyor ve elbet bir yolunu bulacağız. Öncelikle elimizdeki bantı kullanarak asansörün kapısındaki sensorü halledip bu teknoloji harikasına fake 'i atalım. Daha sonra sandığı itin. Heykelin yanındaki sandıklardan üsttekini (zati alttakini alamıyoruz) alarak ittiğimiz sandığın üstüne koyun ve diğerini iterek kaldıracı kaldırın (Bu ne demek şimdi). Nico yla konuşun ve ipin bir ucunu heykele, diğer ucunu ise kancaya bağlayın. İtmeye çalışınca başaramıyoruz ve Nico yla konuşup onu takım çalışmasına ikna ediyoruz. (Nasıl yani???) Kapı kırılınca dışarı çıkın ve kelepçeleri kullanarak aşağı kayın. O da ne cuppp!!! Varan 3! Eveet, artık Oueremonte deyiz. Sağa gidip müzisyenlerle se konuşun. Arkadaşlarının hapse atıldığını öğreniyoruz. Haydaaa, şimdi de onu mu kurtaracaz; Cüneyt abi haltetmiş, asıl Dünyayı Kurtaran Adam biziz be. Önce heykeli göstermeden aşağıdaki balık tutan adamla, daha sonra ise Pearl'le konuşun. (Heykeli yerli halktan kime göstersek tırsıp bi da bizimle
Kahramanız George, manitası Niko ile beraber kendilerine bir ev tutmaya karar verirler. Çoook uzun aramalar sonucunda sonunda şehir dışında dublex bir ev bulmayı başarırlar. Niko her ne kadar panjurların pembe olmamasından şikayet etsede, George panjurları pembeye boyuyacağına dair onu kandırır. Genç çiftimiz büyük bir heyecanla evin kapısında doğru ilerlerler.
Kapıyı çalarlar ve beklerler. Bir süre sonra koca kapıyı onlara izbandut gibi bir herif açar. Adam isminin Hamza olduğunu evde musluk tamircisi olarak çalıştığını kaba bir dille kahramanlarımıza anlatır. Ayrıca George'a yan yan bakıp yumurta gibi çocuk diye aklından geçirmektedir. Adamın ağzı gibi niyeti de kötüdür.
George bu işe bozulur topoş yerine konmak hiç hoşuna gitmemiştir çünkü. Çok sinirlenir ama belli etmez çünkü kendisinden 5 misli büyük olan bu adamdan dayak yerse
Niko'nun yanında karizmasının sıfıra ineceğini çok iyi bilmektedir. Bozuntuya vermeden ev sahibi ile görüşmek istediğini adama bildirir. Adam onlara kendisini takip etmelerini söyler ve hep > beraber içeri girerler. Bu arada George da arkayı kollamayı ihmal etmez. Çünkü devir ve bu adamın düşünceleri kötüdür.
muhabbete girmiyor. Yok efendim kötülük getirirmiş, yok kan demekmiş. Bence bu oyunda ana karakter olarak Saadettin Teksoy oynamalıymış.) Nico'yla yeniden konuşun ve yukarıdaki maden şirketine girin. İçeride bilgisayar başında birçok tip tıklayıp duruyor. (Acep BS2'mi oynuyorlar, eğer öyleyse ekleyeyim ben şu anda giyiniğim :) ) Kızıl hatunu da ihmal etmeden (vay anasını sayın seyirciler!) hepsiyle konuşun. Dışarı çıkıp sağa gidin ve madendeki sabotajda (bu arada bunu da öğrenmiş bulunuyoruz) bacaklarını kaybeden adamla konuşun. Oradaki kamyonetin içindeki adam bizim Pearl'ın kocası Duane. Önce Duane'le sonra Pearl'le konuşun. Karakoldan içeriye girin, duvardaki resmi inceleyin ve rütbelerini yanlış göğsüne takmış general (salak) ve yardımcısıyla konuşun. Dışarıya çıkıp önce Pearl, Duane, Oubier, Nico sonra ise iskelenin yanındaki guardla konuşun. Burada öyle abartmışlar ki kömürü keçiye verip onunla bile konuşabilirsiniz (ciddiyim ama kimseye söylemeyin keçi öyle istiyo...). Herkesle konuşmuşken bürodaki kızıl hatunu da ihmal etmemek gerekir. Dışarı çıkıyoruz ve kamyonetin yanına giderek hapisteki çalgıcı için yardım istiyoruz. Duane ise bize kamyonetin patlayıcı dolu olduğunu ve patlatmak için bir detanatöre ihtiyacı olduğunu söylüyor. Bu detanatör ise güya Pearl'in bilgisi dahilindeymiş. Pearl ise gene kocasının ajanlık zırvalığına başladığını söylüyor. Eee, nerden bulacak şimdi detanatötü? Maden bürosuna gidip kızıldan patlayıcıları ateşleyici bir detanatörü olup olmadığını sorduğumuzda, tabii ki olduğunu ama bize vermeyeceğini söylüyor (Akşam gösteririm ben sana. Veriyo musun vermiyo musun, heh he he!)Bu sırada bu yavru da generalden kuşkulanıyor. Dışarı çıkıyoruz ve Nico'ya generali ayartmasını söylüyoruz (canım ne de olsa bilmem kaç milyar insanın hayatı söz konusu). Aaa, kabul ediyor ve beraber karakola gidiyoruz (vay adi karı, bizim boynuzlar göğe eriyor). Generalle konuşuyoruz ve herif hoplaya zıplaya Nico'yla reportaj yapmak için onu evine davet ediyor (artık ülke mevzuatlarının bayağı bir derinine inerler herhalde. Adi karı). Bu arada karakoldaki diğer dangalağa da Pearl'i ayarlayarak ortamda yalnız kalıyoruz. Artık haritayı rahatça inceleyip, arka tarafa giderek buradaki çalgıcı mahkumla konuşabiliriz. Ofisteki kızılla konuşup haritadan bahsedelim ve yavruyu generalin adiliği hakkında ikna edelim. Dolaptan detanatörü alıp bunu Duane'e verelim. Şimdi hapishaneden içeri girin ve çalgıcıyla konuşun. Bu esnada görüntü değişiyor ve yayınımız generalin evine bağlanıyor. Bütün cisimleri inceledikten sonra generalle konuşmaya başlayın (bu arada erkek videoyu açıp ülke mevzuatları hakkında bir filmi oynatmaya başlamıştır bile. Sıkı reportaj ve Ez galiba :)) ). Görüntü gene değişiyor. Şimdi hapishanedeyiz. Miguel ile konuşup ipi alın ve bir ucunu demirlere diğer ucunu ise pencereden Duane'e verin. Evet artık özgürüz. Aynı anda generalin evinde büyük hanım ufak bir baskın yapıyor ve bizim süt kuzusunun emelleri üyor. Çıkan ü duyduktan sonraysa Nico onların şaşkınlığından istifade edip oradan sıvışıyor. beraberce tüyüyoruz. ADA : Önce yıkama makinasının üzerinden sarmaşığı alıyoruz ve sola giderek elimizdeki notu çalıların arasına sıkıştırıyoruz. Sonra bir uzvu eksik bizim bereket tanrısına benzeyen Tazcabilmemne heykelini değirmenin kenarına sürtüp kıvılcım yaratıyoruz ve çalıyı ateşe veriyoruz. Çıkan duman, pompa sayesinde evi basınca evden bir rahip çıkıyor ve yılan tarafından sokulan bir bağyanın evde hasta olarak yattığını söylüyor. (Acep Nico'mu? Biraz acı çekip bizi boynuzlamanın ne demek olduğunu anlasın adi karı). Rahiple konuşup ütülemek için yakasını alıyoruz. Sola giderek sarmaşığı prese bağlıyoruz ve yakayı presin üzerine koyuyoruz. Ağacın altındaki haç benzeri tabela yardımıyla presi döndürüyoruz ve artık ütülenmiş bir yakamız var. Rahiple konuşuyoruz ve Nico'yu iyileştirebilecek muhtemel bir kökü bulabilmemiz için ormandaki bir kabilenin yolunu öğreniyoruz. Ormandaki guardla konuşup bisküviyi veriyoruz. O bunu büyücüye götürüyor. Daha sonra guard geri dönünce boş bisküvi paketinin içine kutsal taşı koyuyoruz ve gene guarda veriyoruz. Guard geri dönüp büyücünün bizimle konuşmak istediğini söylüyor. Büyücü bize Tezcatlipoca'nın hikayesini anlatıyor. Ondan panzehir olan kökü aldıktan sonra geri dönüyoruz. Presin altına koniyi, üstüne kökü koyduktan sonra presi çalıştırıp koniye akan sıvıyı yukarıya çıkıp Nico'ya veriyoruz. Hem Nico hem de rahiple konuştuktan sonra taşları bulmak için Nico'yla ayrılıyoruz ve biz Karaibler'e uçuyoruz. Nico ise İngiltere'ye gidiyor.
KARAIBLER: Planları inceleyen adamla konuşun ve planları siz de inceleyin. Sağdaki iskeleye gidip balık tutan çocuk Rio'yla konuştuktan sonra merdivenlerden yukarı çıkın. Arkadaki kadınlarla konuşup kediyi inceleyin. Tekrar aşağıya inip, dürbüne bakıp, önce Bronson sonra Rio'yla konuşun. Yukarı çıkıp kapıyı açmaya çalışın ve yine kadınlarla konuşun. Aşağıda Rio'yla konuşup ona kurdu verin. Sonra Rio denizden bisiklet çıkarana kadar onunla konuşmayı deneyin. Bisiklet tutunca üzerinden iç lastiği alın ve bu sefer Rio balık tutuncaya kadar konuşmayı deneyin. Balığı alıp doğru kedinin yanına. Merdivenden yukarıya çıkıp iç lastiği bayrak direğine bağlayın. Aşağı inip balığı iç lastiğin ucuna bağlayın ve kedinin ilgi alanı değişince topu alın. Tekrar yukarıya çıkarak iç lastiği alın ve arka taraftaki ağaca bağlayın. Topu kullanıp iyi bir atış yapınca işaret merceği yere düşüyor. Bronson onu yerleştirmek için yukarıya çıkıyor ve biz onun altından merdiveni çekerek Bronson'u yukarıda bırakıyoruz. Bronson'la konuştuktan sonra aşağıdan planları ve dürbünü alarak geri geliyoruz ve bu planları kadınlara veriyoruz. (Bu arada adamımız aşağıda o koca dürbünü neresine soktu hala anlayamadım!) BRITISH MUSEUM: En soldaki kabindeki zımbırtıyı inceledikten sonra görevliyle konuşun. Oubier gelince bir takım açıklamalar yapıyor. Bu sırada telefon çalınca Oubier tüyüyor. En sağdaki kabinin içerisinde duran taş çalınmış! Bu kabinin üzerinden anahtarı alın ve sol üst kabinin kilidini açın. Bıçağı aldıktan sonra tekrar bu kabinden anahtarı alalım. Görevliyle konuşun ve ona anahtarı verin. Telefon etmeye gidince sağdaki perdeyi açın. Perdenin arkasından çıkan kabinin kilidini bıçakla halledince ekran yine adamımız George'un bulunduğu yere dönüyor. KORSAN MÜZESİ: Arka taraftaki haritayı alıp masanın üzerine koyun. Masanın üzerinden tüyü alın ve
Bu esnada evin bodrum katında Hudu'lar dini bir. Bu sırada kahramanlarımız bir salona tören yapmaktadır. Hudu'ların başkanı tanrıların geçerler ve ev sahibini beklemeye bir kurban istediklerini ama kurbanın cinsiyeti başlarlar ama George'un korktuğu başına konusunda bir karara varamadıklarını söyler. Baş — gelmiştir. Hamza ona arkadan saldırarak Hudu sihirli küresine bakarak evde bir topoş bayıltır. Kötü emellerini George üzerinde olduğunu anlar. Aranan kurban bulunmuştur başarı ile uygular. George kendine tanrılar bu işe sevinidirk olacaklardır. Şimdi tek geldiğinde her ne kadar bu gerçeği kabul sorun kurbanı yakalamaktır. edemese de o artık kurbanlık bir topoşdur!
4Uzun ve acı verici saatlerden sonra Tanrıların George ile işi biter. George bu olaydan sonra ismini Ceyda olarak değiştirir. Hamza'nın yap işlet devret modeline kurban giden Ceyda artık bar, cafe dolaşarak kendisine müşteri aramaktadır. Kötü kaderine ağlayan eski adıyla George yeni adıyla Ceyda'yı resimde bir müşteri ile pazarlık yaparken görüyorsunuz. Ceyda hayatta istediği pempe panjurlara kavuşamamıştır belki ama onun nüfus cüzdanı artık pembedir.
TANILIN
arkadaki sandığı açın. Sürpriiliz. Sandıktan bir velet çıkıyor. Velet (Emily) ile konuştuktan sonra sağ duvardaki resmi inceleyin. İlginç!! Resimdeki haçla Emily'nin boynundaki haç arasında büyük benzerlikler var. Emily'den haç'ı istiyoruz ancak velet haç karşılığında bir deniz kabuğu istiyor. Dışarıya çıkıp tüyü kediye pençelettirelim. Yerdeki parçaları alalım ve Rio'ya verelim (Evladım tüyün parçalarını veriyoruz. Ne kadar fesatsın. Abi adama bak ya...). Rio'dan denizkabuğunu alıp bunu Emily'e veriyoruz. Kızdan aldığımız haçı masanın üzerindeki deliğe sokuyoruz ve arka taraftaki feneri olarak bunu da mürekkepli kısmın üzerine koyuyoruz. Ahhaaa! Bizim korsan çok zekiymiş. Aşağıya inip Rio'yla konuşun ve botla Zombie Adası'na doğru yolculuğa başlayın (Bu arada tabii ki Varan 4 oluyor). Adada Rio'yla konuşun, botu inceleyin ve tekrer Rio'yla konuşun. Arkadaki taşları inceleyince Buraya kolay kolay tırmanamayacağımızı anlıyoruz. Rio'dan balık ağını isteyin ve ağ yardımıyla yukarıya çıkın. Ekran yine Nico'ya dönüyor. Bence böyle yapmaları işi daha heyacanlı yapmış. METRO: Amacımız buradan çıkmak ve tek şansımız metroya binmek. Ama kahretsin ki ışık hep yeşil yandığı için alet durmadan basıp gidiyor. Sağ tuşla çantamızı inceleyelim. İçinde bir saç tokası buluyoruz. Soldaki mavi makinanın para deliğini tokayla kurcalayınca iade deliğine para düşüyor. Bu parayı kullanarak terazide tartılalım. (Üf be Nico, hiçte o kadar kilolu göstermiyordun. Neyse George seni zayıflatır). Bıçak ile duvardaki kapağı gevşetin ve kartı oradaki aralığa sokun. Düğmeye basın. Artık ışık kırmızı oldu ve metroya binebiliriz. ZOMBIE ADASI: Yukarıdaki yoldan gidip bataklıktan kamışı alın. Sağ yukarıya gidin. Kamışı taşların altındaki deliğe sokun. Ucu ısırılınca en başa dönüp bu sefer sağdaki yoldan gidin. Dartı kamışla kullanıp domuzu kaçırın. Şimdi sağa gidin. O da neee! Bizim bereket tanrısının eksik uzvunu bulduk. Şimdi ağı, sütunun üzerindeki sarmaşıkları ve işaret merceğini birbirine bağlayıp sütunun üzerine atalım. Şimdi izleyeceğiniz yolu yazıyorum : Yukarı (bataklık) - Sağ yukarı (kamışı ısırttığımız yer) - sol orta - sol - sağ orta - sağ orta - sağ orta ve artık tepedeyiz. Yerdeki oymayı inceleyin. Dürbünü oradaki deliklerin üzerine koyun ve bakın. Sağa tıklayarak gördüğümüz bütün mağara ve deliklerin üzerine tıklayın. Bayağı sağda otların arasında işaret merceğinin pırıltısını da görebiliriz. Elimizdeki ay tutulmasıyla ilgili kağıdı Marker 'ın üzerindeki yuvarlak kayaya tıklayın ve dürbün görüntüsünden çıkarak tepenin sağından aşağıya inin (Zati eğer doğru kayaya tıkladıysanız, artık mağara ve tepeleri inceleyemiyorsunuz). Görüntü değişiyor. GEMİ: Guard uzaklaşınca sandığın arkasına girin ve merdivenden yukarıya tırmanın. Bu sırada guard gene geçiyor. Gidince hemen aşağı inip soldaki kapıyı açın ve hemen tekrar yukarıya çıkın. Guard kapıyı açık görüp içeriye girince aşağı inip arkasından kapıyı kapayın ve vakit kaybetmeden süpürgeyi alıp kapıyı sıkıştırın. Sağ pencereden bakıp Oubier'in acı sonunu seyredin. İçeride Oubier'i inceleyin ve taşı alın. Kavga sırasında adama bıçağı saplayın ve tüyün. FİLM SETİ: O da ne, ayvayı yedik. Bir korsan çatışmasının ortasına düşüyoruz. Bu sırada 'K E $' sesini duyuyoruz. Meğer film çekiyorlarmış. Normal olarak spor kıyafetli birinin korsanların arasında pek bir işi olamaz ('Malkoçoğlu kolunda Casio saat Bizanslılara saldırıyordu' gibi yani...). Buradaki herkesle konuştuktan sonra masanın üzerinden keki, şurubu ve bun'ı alın. Keki şuruba bulayıp Bert'e verin. Diğer elemanlarla konuşun. Çalılıkları inceleyin ve arka arkaya, masanın üzerinden alacağınız bun'ları çalılığa fırlatın. Arılar azacak ve bizim dublör bozuntusu Bert'e dalacaklar. Sayemizde filmin bu kısmı hallediliyor ve devamını çekmek için sahile gidiyoruz. Hawks'la konuşun, yerdeki el kamerasını inceleyin ve yine Hawks'la konuşun. Ewveeeet, bir yıldız doğuyor. Tepedeki mağaraya giriyoruz ve burada 2. taşı buluyoruz. Görüntü değişiyor. PİRAMİDİN DIŞI: Kabilenin ordayız, ama sanki birileri ateşini söndürememiş (Söndür ateşini). Eski dost Titipoco'yla karşılaşıyoruz. Etrafı incelersek yerdeki MAYAN STONE gözümüzden kaçmıyor. Ama biraz sıcak. Yukarıdaki fıçıyı itmeye çalışın, başaramayınca Titipoco'yla konuşun ve yardım alın. Taş soğuyunca alın ve sola gidin. Bir piramidin yanındayız ve George'u kurban etmek için götürüyorlar. Jeneratörden silindiri alın. Bıçakla benzin borusunu kesip silindiri benzinle doldurun. Şimdi aldığımız bu benzini sağdaki makinaya dolduruyoruz. Asansörün demirlerini inceleyin. İpi alıp Titipoco'ya verin. Titipoco'ya ipi verin.Titipoco ipi yukarıya bağladıktan sonra siz uçlarını makinaya bağlıyorsunuz. Titipoco'yla konuşun. Asansörün üzerine gidin ve gene Titipoco'yla konuşun. Yukarıya çıkınca mermileri alın ve aynen aşağıya inin. Meşaleyi alın ve Titipoco'dan ateş rica edin. Meşale yanınca borudan akan benzini tutuşturuyoruz ve mermileri ateşe atıyoruz. Tabii öce hüpletip sonra gümlettiğimiz için çete bozuntusu herifler tırsıyor ve çil yavrusu gibin dağılıyorlar. Yukarı çıkınca generale tıklayın. İçeriye girin. PİRAMİDİN İÇİ: Duvardaki iki kolu da çekmeyi deneyin. Sonra George'dan yardım isteyin ve bir güzel aşağıya düşün (Biz arandık abi...). Aha bir bulmaca, ama çok kolay. Yapmanız gereken en sağda bulunan 4'lü panodaki tabletleri, orta panodaki tabletleri iterek, itmek (bi daa okuyun). Dikkat ederseniz 4'lü panodaki şekiller, büyük panodaki şekillerin üst üste çizilmesiyle yapılmış. Ne yapcez? O 2 şekli bulacak ve ikisine basacağız. İkisi basılı iken artık 4'lü panodaki tablete basabiliriz. Diyceksiniz ki büyük panodaki şekillerden hiç birine basamıyorum. A be evladım, peki o en soldaki eşşek kadar 2 yuvarlak ne oluyor? Hiç dane mi adventure oynamadın be güzelim? Büyük panodaki bir taşın üzerinde patates ve bezelyeye benzeyen şekiller mi var; sen de gidip © yuvarlakları çevirerek bezelye ve patatesi yan yana getireceksin. Neee, artık tableti itebiliyor musun? Afferim yavrum, öğrendin, artık Engin Abla'na gidip daha başka şeyler de öğrenebilirsin :))) . Neyse, 4'lü panodaki bütün şekilleri itince kurukelleli kapı açılıyor ve içeriye giriyoruz. Şimcik sıra George'da. Meşaleyi alıp Titipoco'ya 200.000 TL.'lik çakmağıyla yaktırıyoruz ve duvardaki kolu çekiyoruz. Tam Titipoco'ya gülecekken biz de aşağıya uçuyoruz (Gülme komşuna gelir başına). Bak ne kadar yararlı bir dergi! Görev bilinciyle okurlarına öğüt bilem veriyor. Sen ne yapıyorsun? Gidip arkadaşlarına 'Siz hala babanızın dergisini mi okuyorsunuz? Gidip bir GAMESHOW alsanıza, GAMESHOW nekst cenereyşının dergisi' desene, a benim güzelim. Di mi yaw? Şimcik yeni bir odadayız. Meşaleyi alın ve sağ duvardaki meşaleyi ateşleyin. Duvardaki kolu çekip kapıyı kapatın. Soldaki odaya girin. Önce sağdaki, sonra soldaki kolları indirin. Abi kıla bak yaaa, önce sol sonra sağ yapıyor. Evladım çözüme uysana. Dışarı çıkın. Koridorda sağdaki kola dokunmadan sadece soldaki kolu indirin ve içeriye girin. Ahhaaa, bir gizli geçit. İçeri girip soldaki duvarı inceleyin ve arkadaki kolu indirin. Aşağıya inin ve arkanıza yaslanın. Niye mi? Evladım oyun bitti, bak sen hala uyuyorsun. Alooo, sana diyorum...Broken Sword 2'yi almayan tipler için 'Salakos Serkonos' diyolar ona göre. Ben oyunun ikincisini daha çok beğendim, bence ilkine beş basar. Hele Oueremonte'deki müzikler çok hoş. Bu arada oyunu beraber oynayıp bitirdiğim Erol'a, Atlantis'i 4 saatte bitirmeme rağmen beni telefonla 'canım sıkılıyo' diye sürekli rahatsız eden bacağı kırık Can'a teşekkürler. BTY was here. BlHasan Cem 'ein witziger DJ' Karslı