MACBETH

Artık, insan üstün yaratık olduğunu bilenlere bir son versin. Kendine yakışır hayatı sürmeye bir an önce başlasın. Yanlışlarını Tanrı olamasa bile, temizlikte Tanrı'ya yaklaşsın. Sonra büyük bir kararı vermenin rahatlığıyla çıktılar salondan. Herkes kendi seçtiği yöne doğru gitti. Herkese duyurmak için kararı. Sadece biri kaldı. Dışarıdan gelen parlak ışıkta dans eden toz taneciklerini seyretti. Kafasında küçük bir oyun oynadı, onları uyarmadığı için kendini haklı çıkarmaya çalıştı, başaramadı, sonra büyük zekasını başka bir yöne çevirdi, kendini kandırdı. En kolayı buydu zaten. Mantık yorucuydu. O da çıktı yavaşça salondan. Hızla yayılan haberlerin sonucunu beklemek için sütunların altından geçerek büyük meydana geldi. Hazırlıklar başlamıştı bile. Meydanın ortasında büyük temizlik ateşi için toparlanmaya başlayanlar onu fark etmediler bile. Herkes yarın başlayacakları tertemiz hayatın hayalinin verdiği aptallaştırıcı mutlulukla ateşe atacaklarını toparlıyordu. Neler de getirmişlerdi. Aklınıza ne gelirse. Kitaplar çoğunlukta olsa bile, kötülükle bağdaştırmak için uzun çabalar gerektirecek şeyler bile atılıyordu yığına. Ellerindekileri atanlar hemen geri gitmek istemiyorlardı, ateşe yakın kalabilmek, yanmaya başladığında ısısıyla temizlenmek için orada bekleşiyorlardı. Daha uzaktan gelenler meydana vardıkça karmaşa, itişmece iyice büyüyordu. Yığın çoktan meydanı çevreleyen sütunların boyuna ulaşıp onları aşmıştı bile. Güneş kaybolduğunda herkes soğuk havada titreşerek olacakları beklemeye başladı. Geride kalanları, ateşten kaçmaya çalışanları toparlamak için yollanan askerler de geri geldiler. Meydanın içinde nefes alacak yer bile kalmamıştı. Kalabalığın sabrı azalmaya başlamıştı ki yaşlı adam ateşin önünde hazırlanan platforma çıktı. Yardımcıları hemen en usta sanatçılara altından yaptırılan meşaleyi getirdiler ona. Yaşlı adam kendi ışığında parlayan meşaleyi başının üstüne kaldırdı. Kalabalıktan önce deli dolu bir çığlık yükseldi, sonra korkuyla ortadaki yığından uzaklaşmaya çalıştılar. Meydanı çevreleyen kapılar çoktan kapanmıştı, en uçlarda ezilenlerin çığlıkları bir süre yankılandı. Yaşlı adam sessizlik geri dönene kadar bekledi. Sonra elindeki meşaleyi bütün gücüyle büyülenmiş gibi onu izleyen insanların arasına fırlattı. Meşalenin düştüğü yere en yakın olanlar bir anda alev aldılar. Çığlıklar ve yanık et kokusu birbirine karıştı. Kendilerini kurtarmak için koşuşturanlar daracık alanda herkesin yanmaya başlamasına sebep oldular. Bir süre sonra yığın da alev aldı. Ateş ta göğe kadar yükseldi. Yaşlı adam önündeki manzarayı gülümseyerek seyretti. Ateş yüzünü yakmaya başlamıştı. Bir an tereddüt etti, sonra platformdan kendini ateşin ortasına doğru bıraktı. Onun ve hayatlarının en önemli günü için meydana toplanan insanların vücutları kömür olduğunda temizlik ateşi hala yanıyordu. Çok uzun zaman oldu görüşmeyeli değil mi? (İki ay oldu ef'em. Intel, bak daha ilk cümleme atladın, yazının sonuna kadar sana kötü şeyler yapmak zorunda kalacağımı hissediyorum, dikkat et kendine. (Peki ef'em) Özlemişim sizi. Çok garip bir o aydan (iki ef'em), çok garip bir iki aydan (ehe olmuyor böyle) sonra tekrar yazı yazıyor olmak güzel.

Hepimiz varken de görüşemediğimiz de (hah, y deneyince oluyor) ben de güzel bazı şeyler oldu. Mesela (laf süratle bu ay bahsedeceğim oyuna doğru geliyor, dikkatinizi çekerim) Titanic geldi, ben de yine bozulmakta olan CD-ROM'umun (ula bu kaçıncı bea? 3 ef'em. Intel uyarmıştım değil mi seni? Auaarghh ef'em) izin verdiği kadarıyla bu oyunu oynadım. İlk başta geminin ve etrafının render olmasından çok pis kıllandım (acı tecrübeler) ama birazcık oynayınca neredeyse eski stilde sayılabilecek güzel bir adventure'la karşı karşıya olduğumu anladım (cinim ben, CİN!). Özellikle oyunun geçtiği geç saatte bile etrafın insanlarla dolu olması ve konuşmaların (ne seçseniz oluyor aslında) işe yarıyor olması gözlerimi yaşarttı. Grafikleri sayfadan görürsünüz, 256 renk olsalar bile bayağı iyiler. Bulabildiğim şikayetlerin en önemlisi oyunun birazcık kolay olması. Koşuşturmacaları son bölüm hariç (sürprizi bozmayayım, oynayın görün) her yerde oyun siz onu bitirin diye elinden geleni yapıyor. Bir nevi ipuçları silsilesi halinde üstünüze geliyor. Bir an ne yapacağınızı bilemezseniz mutlaka karşınıza biri çıkıp size yardım ediyor. Bu amatör dostlar için iyi bir şey de mesela ben kendimce cinlik yapıp kazan dairesine yol bulduğumu sanırken biri gelip bana kazan dairesine şöyle gidersin deyince birazcık bozuluyorum tabii (bu örnekti). İlk baştan (tr 22:00), en sonuna kadar (tr 6:00) kısa sürede (8 saat ef'em.) bitirebildiğimi düşünürseniz iki CD'lik bir oyun için biraz az olduğunu anlarsınız (aaauurrghhh ef'em, dövmeyeceğim sandın değil mi, kandırdım seni, ehe). Ama olsun, çok eğlenceli bir sekiz saat oldu benim için (özellikle değişik sonlarla bitebildiği için). Bir de oyundaki karakterler biraz fazla karikatürize olmuşlar. İrlandalı adamın İrlandalı, dedikoducu kadının da dedikoducu olduğunu bir alınlarına yazmadıkları kalmış. Her özelliği maksimuma kadar abartmışlar. Gerçi bu çok kötü bir özellik değil ama normalde ciddi bir oyuna (batıyor lan gemi, tabii ciddi olacak) gereksiz (belki de istemeden) çok da komik olmayan bir komedi unsuru eklenmiş. Bunun dışında gemiyi tarihi olarak gerçekçi yansıttığı için ve daha geçen sene yapılan araştırmaları (çürük çelik işi) senaryoya kattığı için aferin demek de lazım. Kısa olmasına rağmen (mümkünse çözüme bakmadan oynayın) gönül rahatlığıyla 10 üzerinden (9 ef'em. Lan salak her sayışa atlama bea, bu değerlendirme, sen ne anlarsın. Uhuhu ef'em) yazıyla dokuz verebilirim. Uzunca bir süre (herkes oynayana kadar) tavsiye edeceğim, haberiniz olsun. Intel, kes ağlamayı da mektupları getir. Hepsini getir, kendine göre salakça seçimler yapma. SLAUGHTERHOUSE V Sevgili MAC, Yazmaya nasıl başlayacağım bilmiyorum. Artık bir şekilde gireceğiz. (Yanlış anlama, yazıya) Ben şu anda ÖSYM'nin uyguladığı işkenceye maruz kalan gençlerden biriyim. Bu nedenle Intel Inside'ıma hasret kaldım. 3 aydır eli elime değmedi. Şimdilik kendimi 24 Haziran'dan sonra uygulayacağım fantazileri düşünerek tatmin ediyorum. Tabii senin tuzun kuru, oyna oyunlarını. Dua et ben oynayamıyorum. Oynasam her halde benim mektup ÖYS soru kitapçığına benzerdi. Neyse şimdi sorular: 1- Abi sen X-Wings ve Tie Fighters'ı görmüşsündür. (En azından resimlerini) Grafik olarak WC4 kadar iyi mi? (Bu arada serinin gerçek yeni bölümleri 98 sonunda) 2- Şu Jetfighter 3'ü de soracağım. Hani Şubat sayısında Jetfighter eğlenceli, Retaliator türü bir oyun diyordun. Şimdi çıktı, gördün, nasıl? Yoksa artık yenilerden böyle eğlenceli oyunlar yok mu? Uçmak için illa ACE mi olmak lazım? 3- Tekken PC'de yok mu? O zaman Mart 96 sayısındaki Bros Computer reklamındaki oyun ne? İsim benzerliği mi? 4- Daggerfall FRP'ye yeni başlayacak biri için çok mu ağır? Ya Lale Savaşçıları? 5- Bizim ilişkimiz bitirildiğinde Intel Inside fıstık gibiydi de şimdi yüzüne bakılmıyor. Ona bir Pentium 133 tavsiye yapacağım. Güzelliği kaça olur? 6- En çok kaç kişilik serial kablo var? (3'lü, 4'lü olur mu? (Engin Abla gibi konuştum)) Serialle oynarken hız nasıl? (Mesela bir P-166 ile bir P-133'ü bağlarsak (Fantazi no2) Quake falan fişman rahat oynanır mı? Serialle oynanırken hızı ne seçiyoruz? 7- Sizin oralarda şu yeni Lee reklamı gösteriliyor mu? Hani bir uzay istasyonunda bir kadın (EA) bir erkek.... Gördüysen sana şunu soracağım. Oradaki yerçekimsizlik efekti nasıl yapılıyor? (Yuh be soruya bak) 8- Şu aksan olayını açıkla da kamuoyu rahat etsin. 9- Eski Amiga dergisinde oyun türlerine göre (Platform, strateji) gelmiş geçmiş (gidiyor) en iyiler vardı. Böyle bir şey düşünür müsünüz? Hall Of Fame'de her tür yok. 10- Sezonun ilk yarışı, sıralama turlarının sonu. Aaaa oda ne, Hill otların üstünde (Herhalde karnı acıkmıştır.) Acaba Şahin benimle iddiaya girer mi? (Teklifim herkese açık) Çetin Duran Özdil MAC: Aman abi, sık dişini şurada birazcık daha. Gelecek sene Eylül'de istemediğin bir okula girip canın sabahları gitmek istemediğinde istediğin kadar oyun oynayacak vaktin olacak zaten. Ehu. Yani umarım sana böyle olmaz ama genelde durum budur. Özellikle dağın eteklerindeyken tepesi hep dumanlı ve gizemli görünür. Tepeye çıkıp yorulmadan söyleyeyim dedim. 1) Gördüm, şimdi bu sayfaya kadar gelmişsen sen de görmüşsündür, haberler sayfasında resimleri var. Senin de göreceğin gibi en az WC4 kadar iyi (hatta daha iyi bile) görünüyor. Ama mesela büyük gemilerdeki detay beni umutsuzluğa itti. Bu oyun P100'de hayatta çalışmaz, çalışsa da heyecanlı olmaz gibime geliyor. Oyun çıkmadan upgrade'i düşünmek lazım. 2) Çok ciddi çıkmadı aslında ama çok eğlenceli de çıkmadı. Öyle kendi halinde, pek bir çekiciliği olmayan (grafikleri iyi ama) bir simülasyon. Halen eğlenceli sim tavsiyem Top Gun olmak durumunda. 3) Tekken benim bildiğim kadarıyla yok. Toshinden var. Değişik Japon aksanlarıyla aslında aynı şey demek desem? Olmaz değil mi? Biliyorum Tekken çok iyi oyun, ama öyle bir oyun arıyorsan Virtua Fighter'a bakmakta da yarar var. Bu arada, ilanların sorumluluğu verene aittir yazıyor olması lazım bir yerlerde (içindekiler sayfasında en altta, ufacık harflerle) 4) Daggerfall'u çok ağır değil aslında, ama biraz action/frp mix olduğu için (real time) bunu oynarsan FRP'nin büyü hazırlama, camp falan gibi ince ayar (bazı insanların sıkıcı dediği) yönlerini kaçırırsın (çünkü çoğu otomatik). Onun için (zorluk için değil manasında) real time olmayan bir oyunla başlamakta yarar var. Eski oyunları olabilir mesela. Lale Savaşçıları'nı da birazcık çarpık karakterler (ehe değişik manasında) üzerine kurulmuş olduğundan ilk oyunun olacaksa tavsiye etmem. Sonra alırsın (al, çünkü Türk oyunlarını almak lazım). 5) Pentium 133'e upgrade 150-200 dolar. Şimdi P100'ü olan biri olarak (ben) söylemem garip gelebilir ama ben P133'e upgrade etmekte pek bir mana göremiyorum. Yani performans farkı olarak uğraştığına değmez gibi. Bir de ikisi de, ömürlerinin sonuna gelen işlemciler. Birazcık bekleyip MMX işi nasıl olacak falan bakmak lazım. Birden bire patlarsa (ki Sierra falan kesin atlarlar hemen) yaya kalmak da işin sonunda. Ben de sırf bundan Pentium 100'le yetiniyorum (desem inanmayın, param yok). 6) Seri kablonun iki ucu olduğundan iki kişi oluyor

Maximum. Serial bağlantıda oyun yavaş olan aletinin hızıyla sınırlı, ama Quake'in sorun olacağını sanmam. 7) Orada değildim bilmiyorum ama Apollo 13'teki yerçekimsiz sahneleri NASA'nın eğitim uçağıyla yaptıklarını biliyorum (her türlü soruya varım, oyun tavsiyesi hariç, lütfen acıyın bana). Uçak kontrollü bir şekilde hızla irtifa kaybedince kısa bir süre için (20 saniye galiba) yerçekimi etkisi kayboluyormuş (ters G). Benim gibi TV'de durmadan gereksiz programlar seyredersen bir sürü gereksiz bilgin olur ehe. Lee reklamında durum farklı, şahsi tahminim kitin silikonlarındaki bir üretim hatasının ikisini de havada tutabildiği. 8) Açıklayamam. Acılarla ve yenilgilerle dolu Mac tarihinde, bir türlü kapanmayarak beni sinir eden bir sayfa. 9) Hall of Fame'de şimdiye kadar seçmece de adı geçen oyunlar var. O türler seçmeceye konuk olunca Hall of Fame'e eklenecek (ti, çünkü bu ayki seçmece son seçmece, gelecek ay seçmece yok, Hall of Fame de son sayfaya bir yerlere yolcu olacak galiba. Bu durumda başka oyun türleri eklenmesi mümkün.) 10) Sezonun ikinci yarışı Hill alevler içinde, üçüncü yarışı Hill'den DNF, dördüncü yarışı Hill kamikaze rolünde (biraz önce bitti yarış) Nakano'yu biçiyor. Şahin için geri sayım başladı yani (ama senle paylaşmam ehe, sen Metaar'i al, o da mantıksız Damon hastalarından). Bu arada, genel isteğe göre MAC Fi Report'u büyütebilirim (Attack dışına taşıyarak) ya da küçültebilirim ya da hatta hatta tamamen kaldırabilirim. Mektubunuza bu konuda ne düşündüğünüzü ekleyin. BLUEBEARD Merhaba Mac, Geçenlerde bir bilgisayarcıya gittim. Death Rally diye bir oyunun full versiyonunu arıyordum (bulursan al, harbi çok matrak bir oyun). Orada beklerken Gameshow'un daha önceden okuduğum birkaç sayısıyla ve bir 64'ler dergisiyle karşılaştım. Bu dergi hakikaten çok matraktı ve 1991 yılına aitti. O sayıda Death Knights (hani Mart ayında “acaba hangi FRP ile başlamalıyım” sorusuna verdiğin cevap), 3D mi, 4D mi ne boxing (abi ne komik oyun o öyle, adamlar kürdan vücutlu) falan vardı. Ben saf saf onları okurken bir baktım ki o dergide sen de varsın. Açıkçası o tip A4 ve renkli (benzetmek gibi olmasın) bir derginin çöktüğüne inanamadım. Her neyse, oyun çekimi bitti ama ben dergiyi elimden bırakamamıştım (sonrada beni oradan kovdular zaten). Kısaca o derginin batmasına çok üzüldüm. Umarım Gameshow çok uzun ömürlü olur. Şimdi sana birkaç sorum var, cevaplarsan çok sevinirim. 1.) Daggerfall'u halen oynuyorum ama takıldığım bir iki yer var: a.) Spell absorption TAM OLARAK ne işe yarar. Dergide size yapılan büyüleri bir derece etkisiz hale getirir gibisinden bir şey yazıyor. Halbuki ben fireball atınca hiç spell points'im eksilmiyor, yukarıda da “spell absorption” yazıyor. Ama shock, ya da levitate falan yapınca eksiliyor. Yaa.. b.) Bunları biliyor muydunuz köşesi; * Hayvanlara pickpocket yapıyorsun, altın çıkıyor. * Gecenin bir yarısı dükkanın kapısına sadece open yapıp, içerideki her şeyi Wagon'a yüklenirken hiç problem çıkmaması çok saçma. * Her guildde hep aynı görevler var. Mages G.'de “nöbet tutma”, fightersda “Git şu evdeki hayvanları öldür”, Knights'da “Orclarin hepsini öldürmene gerek yok, liderleri olan bilmem kimi öldür”. Niye? c.) Ben şu ana kadar sadece Daggerfall'daki kraliçenin verdiği ilk görevi yaptım.(“Git anneme bak bakalım iyi mi?” görevi (epey zordu)). Sonra ve daha daha sonra neler yapmam gerek, lütfen anlatır mısın? Nerelere gitmem, kimlerle konuşmam, kaçıncı levellara gelmem gerekir? d.) Daggerfall'u bitirdin mi? Hayırsa kaçıncı levelsın? Nesin? Mage, fighter, sentez? e.) Bana şu level işi saçma geldi. “Prenses ile üçüncü level olmayan konuşamaz, level atla da öyle gel hemşerim” kuralı çok saçma. Adamın alnında kaçıncı level olduğu yazmıyor ya, bu herifler nasıl anlıyor kaçıncı level olduğunu? HIMM..? 2.) Ben şu chat işine dadandım. Westwood'un chat'ine girmek için register etmek lazımmış, ettim ama iyi mi, ettim bilmem. Sen denedin mi şu westwood chat işini? Onu register ederken para ödemek gerekir mi? 3.) NHL'97 A,

Yay

TAMER ESTANCO.

Yayınliim © a

HERE SKY!

oyna, çok eğlenceli. 4.) Internet üstünden Red Alert oynadım, zırt pırt duruyor. Hayret bir şey. Çinli birine sordum (Chat yaparken öğrendim-Berk) adamın 14400 modemi varmış, ama herhalde onlarda Internet o kadar hızlıymış ki, Red Alert oynarken hiç durmuyormuş. Benimki 33600 olmasına rağmen zırt pırt duruyor (ikidir söylüyorum ama neyse). Ni 5.) Serkan'dan yeni bombalar var mı (en son gözlüğünü çaldırmıştı (abi nasıl olur hihohahaha))? Yoksa artık zavallıyla dalga geçmiyor musunuz? 6.) Power F1 gelmiş. Sanırım biraz fazla arcade. Sence? 7.) Sierra bir satranç oyunu yapmış, sen oynadıkça senin stratejini anlayıp ona göre oynuyormuş. 8.) Diablo'ya FRP diyenlerin Allah belasını versin inşallah. 9.) Piyasada bir sürü strateji oyunu olmasını niye kınıyorsun yahu? Ne güzel işte, seç beğen al. Berk Hülagü MAC: Ehe. Hatta Ehuehuehuehue. Acı olaydan bunca sene (5 oldu galiba) sonra bile, Bahadır, Şahin ve ben hoş akşam sohbetlerimizde (TRT programı gibi) niye battı bu dergi ya diye tartışıyoruz. Gameshow, 64'leri batıran sebeplerden batmaz herhal (eşek değiliz ya, dersimizi aldık), bu sefer daha yaratıcı sebepler bulmaya çalışıyoruz (ehe, şaka yapıyorum Tanrım ha, sakın yanlış anlama). tin a'sı) Spell absorption area ya da target effecti olan büyülerin emmeni sağlıyor. Yani mesela fireball attın diyelim, aynı anda spell absorption'ın varsa, harcadığın manayı geri kazanıyorsun. Leech, vampire gibi habire spell atan yaratıklara karşı etkili bir koruma aslında. Özellikle dinlenme imkanın olmadığı yerlerde spell pointsi tüketmemek için kullanabilirsin. Bir daha akıllıca sistem, bir objeye bu özellik kazandırarak (cast when worn iyi olur) bunu zor karşılaşmalar (ehe encounter yani) için yanında bulundurmak. Başının belaya girdiğini anladığında hemen bu cismi giyersin, böylece korunmuş olursun. Spell Reflection da bunun gibi, ama bu sefer spell points almıyorsun, sadece sana atılan büyüyü yansıtmış oluyorsun. in b'si) Bunlar oyunun süper kabiliyetsiz play testerlarının gözünden kaçan şeyler Bazıları (wagon yükleme olayı hariç hangileri emin değilim) sonraki patchlerde tamir edildi. Mission işine gelince, bu konuda (kısmen) haklısın. Her guildeki görevler sadece yerler ve bazen de düşman değişecek şekilde hazırlanmış. Sen görev almaya gittiğinde oyun random olarak bir görev seçiyor, senaryodaki boşlukları doldurup sıcak sıcak servis yapıyor. Ama bilgisayarlara (bakınız Intel) güven olmayacağından bazen görevin ana hedefi söylenen yerde çıkmıyor, ya da arka bir ani görevleri alıyorsun. Ben oynadığımda (1 aydır — Daggerfall terapisi sayesinde 'clean'im) CompuUSA diye bir patch çıkmıştı. Oyundaki ok garip bir start oluyor ama a Sıralar darmadağan.

İlk virajda Schumacher Barrichello birbirlerine giriyorlar. Bence Suçu tabii ene:

— ani çi di L

> Yarışın ortalarında Alesi iz yükseliyor. arkadaşını yarış dışı bırakması sonradan Büyük olay oluyor.

pit stop yapınca Irvine onu ama geçmeyi Başaramıyor (ahu

Baby

5.6 tane (kaç tane olduğundan da emin değilim gördüğünüz gibi) yeni görev ekliyordu. Internette bir yerlerde mutlaka vardır (adresten de emin değilim, ben ne işe yarıyorsam). Bu patchi çek, görevlerine biraz renk gelir. tin c'si) Bu görevden sonra mantıken MYNISERA'S LETTERS ya da MORGIAH'S WEDDING görevlerinden biri olması lazım (level 3 bunlara yetiyor), Mektup görevi Random ve Daggerfall'daki Queen'le konuştuğunda (rep'in yeterince yüksekse) başlıyor. Diğer görev de Wayres'teki prensesten (yanında kedisi olan güzel hanım) mektup gelince başlıyor. Ana görevi oynarken bir randevuyu ya da zaman sınırını kaçırıp her şeyi mahvetmek gibi bir tehlike var. Benim tavsiyem, save slotlar sınırlı olduklarından her gün oynadıktan sonra o günün tarihini belirten bir dir açıp en son save'i oraya kopyalamak). Böylece başına bir felaket geldiğinde (ki benim geldi) eski bir save'e dönebilirsin. Main guestte bir şey kaçırdığında save dönmekten başka çare yok. tin d'si) Ana guesti bitirmedim. İlk başta oynayayım bitireyim diyordum ama sonra avare avare dolaşıp kafama göre oynamak daha çok hoşuma gitti. Mecbur kaldığım (hani mektup gelip 1 saat sonra huzurumda ol, imza:kral diyen) görevleri yaptım ama. Bir süre sonra iyice dağıtıp bir kaç ayrı karakterle 'avare' olarak oynadım. İyi ölüm dedim, pek eğlenceli gelmedi, genelde elf olarak hırsız mage, ya da kader kurbanı vampirella olan karakterlerimle oynadım. İlk denemem bay Mackili, Spellsword tamamen bir fiyaskoydu. Mümkünse (tam tad almak için) kendi yarattığınız custom karakterlerle oynayın. tin e'si) Alnında yazmıyorsa da tipinden anlaşılıyordur kanısındayım (özellikle ucuz armour saray çevrelerinde tepki alır herhalde), ama sorun o değil. DALnet'de, daggerfall odasında bu konu bayağı tartışıldı. Ben de ilk başta çok kızmıştım, ama bir de şu açıdan bakmak lazım (yani lazım olduğuna beni inandırdılar, bir dinle, mantıklı aslında). İlk önce oyunu AD&D experience, level kurallarına uymuyor diye suçlamamak lazım. Sonra bir de diyelim (hani olur ya) sen bilmediğin bir şehre yeni gelmiş bir kahramansın. Saraya gittin, oradaki kraliçe hemen sana içini döküp en önemli görevlerini vermeyecektir (çok yakışıklıysan belki). Bir süre oralarda dolanıp kendini ve yeteneklerini ispat etmen gerekebilir. Oyunda da öyle, FRP hissi için “You are now Level 3, go talk to the Queen In Daggerfall' gibisinden işimizi bayağı kolaylaştıracak mesajları koymamışlar. 2) Herhalde iyi etmemişsin. Onların amacı bir şekilde para kazanmak olduğundan, ben onlara fazla bulaşma derim. 3) Oynadım (demo), kuralları öğrenirsem daha zevkli olacak herhalde. 4) Ehem. Türkiyem Türkiyem cennetim. Mesela benim bağlantım normalde çok hızlı (7K falan) ama işin içine Türkiye'deki bir site ya da server girdiğinde (mesela iyi site'dir, bakınız http://www.aidata.com.tr/skywalker/main.htm) her şey download etmeyi imkansız hale getirecek kadar yavaşlıyor. Aynı site'a Türkiye içinden rahat bağlanılıyor, ama yurt dışından olmuyor. Bu Türkiye'nin dışa bağlı hatlarındanmış (dediler sorduklarım). Zamanla düzelecekmiş (umuyormuş sorduklarım). Şimdilik sabır. 5) Serkan'ı görmeyeli (haliyle) ya da güzel sesini duymayalı uzun zaman oldu. Bana bir power-game'in kurbanı oldu gibi geliyor. Sen görürsen, ya da yolda dövülmüş, bıçaklanmış yatar bulursan söyle bana e-mail atsın. 6) Gelmiş mi? Niye bende yok ya. Nereye gelmiş, kaç para hemen bildirirsen sevinirim. Arcade olacağı baştan beri belliydi zaten. Belki de en iyisi bu. Her ne kadar bazı deli arkadaşlar (Bahadır ve Şahin) inatla setup ve diğer derin işlerle uğraşsalar bile F1GP2, sporla alakası olmayan normal insanlar için zor. Birazcık daha kolay bir şeyler F1 ilgisini (ve de bitmez tükenmez geyiğini) arttırabilir (ben elimden geleni yapıyorum, yayılsın biraz diye, futbol da neymiş). 7) Bu ayağa düşmeyeceğini umuyorum. Taa Amiga'daki dövüş oyunlarından beri böyle bir yalan ortada dolanır. Öğrenen oyun! (öğreten adam gibi), Sizin stilinizi tanır! Cart! Böyle iddiaları hep yapıyorlar. Uygulamada pek öyle etkili bir örneğini görmedim. Yapması çok zor olmasa gerek aslında, yaptığın hareketlerin listesini tutup, en çok ne yaptığını bulmak kolaydır (benim yapamayacak olmam zor olduğunu göstermiyor). Asıl zor olan bir kere neyi sık yaptığını anladıktan sonra ona göre defans hazırlatmak. 8) Ehem, ayıp ediyorsun ama. Yeterince belam var zaten ama 19. sayıda ben de “orta çaplı FRP'li, bol action'lı demişim (dikkatini çekerim, orta çap demişim, belamı ona göre ayarlayın lütfen). Açıkçası cümleten kandırıldık. İlk başlarda (web site, dergiler falan) tamamen başka bir oyun olacak gibi bir izlenim yarattılar. Crusader in Armour olacağını bilemedik. 9) Buralarda bir yerlerde de belirttiğim gibi benim derdim çok olması değil. C&C iyi sattı diye hep o türde oyunlar çıkıyor olması.

Bir de çıksınlar tabii de, bari taklit ettikleri oyuna biraz daha bir şeyler katmaya çalışsınlar. B.OF CHAMPIONS

Hallo mac, Bu sana yazdığım üçüncü mektup. Görmeyeli nasılsın? İşler nasıl? Bizi sorarsan çoluk çocuk geçinip gidiyoruz. Sana bir iki sorum var yine (inşallah sıkılmıyorsundur) kannst du antworten? 1) C&C gold almaya değer mi? Görevler eskisiyle aynı diyorlar gerçekten öyle mi? 2) F22'yi aldım, kalite okey de kalkış yapamıyorum nasıl olacağını biliyor musun? Bir de windows'tan oynanıyor mu? 3) C&C Red Alert'da hem Soviet'i hem de Allied'i bitirmek üzereyim. Son bölümlere doğru takıldığım yerler var. Soviet 13. bölümde (ilk önce onların üssünü görüyorsun, sonra sağ olsun 5-6 mig onlara

JOYS OF THE EMPTINESS

upgrade ettirmek istiyorum sence ne yapayım? 7) Nba live 97'den sonra gaza geldim. Bu sıralar olan veya gelecek olan baba bir basket oyunu var mı? Bir de Red Alert'dan gaza geldim aynı şekilde bir strateji oyunu var mı? 8) Üç boyutlu bir Hunter/Hunted var. Arkadaştan aldım merak meselesi. İyi de install edemedim. Ediyorum hızlı hızlı bir şey diyor daha sonra bir daha dedin mi de install'e girmiyor anlamadım gitti sen anladın mı? loter MAC: Süper canım, her şey tozpembe: Diyorum ki, hayat ne güzel, sabah uyanmak ne güzel, derin bir nefes alıyorum, hayatıma dört elle sarılıyorum, huzurluyum, mutluyum desem inanacak mısın? İnanma valla. Öyle değil çünkü. 1) Edindiğim istihbarata göre almaya değmezmiş. Win95 altında yüksek çözünürlük olmasından başka bir hayrını bulabilmiş değilim. Eğer oyunu ilk çıktığı zaman oynadıysan ve bitirdiysen boş ver. 2) Şimdi ben bir şey sorayım, kalkamadan kalitenin ok olduğuna nasıl karar verdin? Cockpit mi hoşuna gitti? Genel olarak simülasyonlarda kalkmak için önce motorları çalıştırmak iyi bir fikirdir. (Bu durumda O tuşu). Sonracığıma (frenler kapalı değilse eğer) uçak yeterince hızlanıncaya kadar bekleyip mümkünse pist bitmeden joysticki geri çekmek (ya da geri aşağı tuşu) gerekir. Kalktıktan sonra (altimetreye bakarak anlayabilirsin) G tuşuyla da tekerleri kapatırsan iyi olur. Şimdi kalktın. Sonra? 3) Elindeki birlikleri ekonomik olarak kullanıp o turretleri ve (kaldıysa) düşman birliklerini temizlemen gerekiyor, eğer sana verdikleri bir tanecik rocket launcheri koruyabilirsen yararlı olur. Ortalık sakinleşince mobile construction yardı kurup normal bir bölümmüş gibi üretime geçmen lazım. Arada sırada üssünün arkasına bir helikopterle bir dolu rocket soldier gelecek. Bunlara dikkat et. Bir de ilk başlarda sam yapmaya çalış. Daha sonrası biraz karışık, bölümün ana amacı haritanın ortasındaki adadaki research centerları ele geçirmek. Ama önce sağ alttaki düşman üssüyle uğraşman lazım. Bu üssün hepsini patlatmayıp binaları ele geçirirsen çok yararlı olur (satellite ve destroyer yapabilme açısından). Şimdi gelelim öbür bölüme. Benim hesabımı göre 11. Level olması lazım ama neyse (onun için sayıyla sormayın diyorum). İlk başlarda karmaşık görünüyor ama bu levelda ufak bir numara var. Spy'la güneye doğru gidip depo gibi yere kadar gelebilirsen, yardım olarak Tanya geliyor. Onla işler çok daha kolay. Tanya'nın yanına bir engineer verip sırayla control centerları dolaştır (bulabilirsin sanırım, koşan zavallı adamlar görünce anla ki, oralarda bir center var). Karşına alev kulesi çıkarsa da korkma, tanya health'i fullken ölmeden kuleleri halledebiliyor (sonra tekrar heal et). 4) Seninkini şu anda yayınladığıma göre demek ki yayınlanabiliyor. Ama herkesin

LOST/ dalıyor, bina mina kalmıyor 4 adet turret dışında) daha sonra ne yapmalıyım? Kısaca özetleyebilir misin? (bu soruyla hiç bir alakam yok arkadaşın sorusu) şimdi de benim sorum Allied'ler 12. bölümde yapmam gerekenleri yaptım daha sonra bir video çıktı. Videoda bir asker tam sigara yakarken siyahlara bürünmüş bir adam geliyor ve onu kaçırıyor ve daha sonra apartmanın içinde başlıyorsun. Ne yapmam gerek (ne güzel tam da oyunu bitirdik derken) 4) Dergiyle ilgili bir sorum var. E-maillerle yollanan yazılar dergiye çıkabiliyor mu? Yoksa sadece mektuplardan mı alıyorsun?

5) AH-64 longbow almaya değer Sence nasıl? (bu da arkadaşın)

AND ALL MUST SEE THE HYPOCRİSY PEED BACK THE FAGE, THE SORRY MIND, A VACANT SPAGE BORN DEPRİVED. THE MOODS EXPİRED İN REALİTY A FANTASY, BASED ON HARMONY A VİCTİM RELEASED SCATTER THE ASHES, REMAİNS OF LİFE'S PASSAGES, MOCKING AND MEANİNGLESS, TOYS OF THE EMPTY, AND... MIGHTY AND REACHING UP TO TOUCH THE SHROUD TANGLED HERE. AND FAR BEYOND FROM ATROCITY FROZEN AND COLD, BLEAK THE MEMORİES OF OLD TIMES CAPSIZE THE BORN modemi olmadığından, ve geleneklere saygı açısından daha çok mektup yayınlıyorum. E-mail yayınlamak için mümkünse herkesi ilgilendiren (mesela Red Alert) ya da şahsi ilgimi çeken (daggerfali) sorular olursa daha iyi oluyor. 5) Vallam oynadığım çok kısa zamanda gördüğüm kadarıyla her yönüyle çok iyi bir oyun. Ama F22 maceranı göz önüne alarak sana tavsiye etmiyorum çünkü açıkçası oynaması zor. Arkadaşın Ray Ban pilot gözlükleri takip roger, over falan diye konuşuyorsa bir baksın. 6) Bu ay başka birine de dediğim gibi şu anda upgrade işi için bekleme taraftarıyım. P100, P133 ve hatta P166 ucuzlamış ama altı ay sonra komple değiştirmek zorunda kalabileceğiniz (MMX oyunların durumuna göre) bir

ESİRES FOR TECHNOLOGY İŞ

FES

İlk bir aleti şimdi almak pek mantıklı değil. Bekleyelim, görelim, ben bir şeyler öğrenince size haber veririm (Intel not al, okuyuculara upgrade araştırması yapacağım.) 7) NBA'yla başa çıkabilecek bir basket oyunu bilmiyorum (Space Jam'i aklınızdan bile geçirmeyin), belki NBA 98 daha iyi olur (ehe). Red Alert gibi oyunlar zibil gibi ama öyle özellikle tavsiye edebileceğim bir şey yok henüz (hepsi birbirine benziyor). (Efem.... Ne var Intel? Efem, oyun tavsiyesi sorusu cevapladınız, geçen ay, yani iki ay önce cevaplamayacağım demiştiniz. Ulan şimdi mi haber veriyorsun, cevaplamadan önce uyarsaydın ya. Dalmışım efem, sileyim mi bu soruyu? Yok bırak kalsın, bir dahaki sefere erken haber ver. Zaten gördüğünüz gibi bir şey tavsiye etmedim). 8) Hızlı hızlı bir şeyler diyor ha? Hımmm, çok yardımcı oldun. Ben de çok yardımcı olamayacağım bu durumda. DOS'tan denemiyorsun değil mi? Belki DirectX sorunudur. SLAPSTICK MAC, mektubuma cevap verdiğin için sevinçliyim. Ancak bugün Nisan'ın 22'si ve ben hala dergiyi bulamadım. Derginin gecikmesinin nedeni ne? Sana bir kaç sorum var. 1) Önceki mektubumda sana Sovyetlerin 7. Bölümü sormuştum sende biraz açıkla pek iyi hatırlayamadım demiştin. Hani şu 4 askerle bidonların başında başlıyorsun. Hatta dikkatli olmazsan 3 saniyede adamlar bidonları patlatıp mission failed diyorlar ondan bahsediyordum. Yardımcı olabilirsen sevinirim. Hangi binaları nasıl ele geçireceğim? 2) Yeni Windows ?? ne zaman çıkacak? Yeni ne özelliği olacak? 3) Bana şöyle bilgisayarı daha düzenli yapabilecek, iyi birkaç shareware ve bunları bulabileceğim birkaç internet adresi verebilir misin? 4) Ben strateji oyunlarına bayılıyorum. Bazen oturup sabaha kadar strateji oynadığım oluyor. Sana sormak istediğim şu KKND nasıl, oynanabilecek bir oyun mu? Yoksa klasik harvest et düşmanı yok et tipi bir şey mi? 5) Dune 2'den sonra çıkan çoğu strateji oyununda büyük bir şans eseri bir Harvester var!... 6) Bende senin gibi bir Schumacher fanatiğiyim. Senin gsmnet'teki Schumacher sayfalarını çok beğendim. Tebrikler.... 7) Internet'te Formula 1 ilgili avi, mov falan bulabileceğim adres biliyor musun? 8) E-maille 1 Mb'lık bir dosya 33.600 modemle ne kadar zamanda gider? Taylan “XT3 Real Time” Esen MAC: 'Mektubuma cevap verdiğin için' yazarak başımı belaya sokacaksın değil mi, ehe. Sonra herkes her mektuba direkt cevap isteyecek. Yok öyle bir şey arkadaşlar, Taylan bir bölücü. Dizim onu da duvara. E-mail demek istiyor yani. Derginin gecikmesi için başyazıda bir şeyler olması lazım, şimdi Amerikan polis dizisi gibi iki ayrı odada sorguya çekilip iki değişik yalanla kendimizi ele vermek istemeyiz. Tabi gecikmekten bir adım öteye gidip bir ay atladığımız için çok da elle tutulur sebebimiz olmasa bile bir dolu (içten) özür var. Kabul edilmesini rica ediyorum. 1) Yani şöyle, direkt bölüm numarasıyla söyleyince hatırlayamıyorum. Ama bak şimdi böyle anlattın hatırladım. Aslında hatırlamadım, ama baktım senden umut yok, oyunu bir daha install edip eski savelerime baktım. Eğer doğru saymışsam (1, 2, 3 falan bana çok karışık geliyor bu sayı, matematik işi) yer altı görevlerinden birinden bahsediyorsun. Bu en kolay yer altı görevi. Adamlar bidonları patlatmadan sen sağ taraftan kaç. Biraz uzaklaşınca bu sefer sen dönüp patlat (yakmayanı yakarlar). Sol altta bir dolu köpek var. Bunları koruyan pillboyu orada duran varilleri patlatarak yok edebilirsin. Köpekleri kullandıktan sonra işin bayağı kolaylaşıyor. Onları kullanarak sol üstte (yani demin dediğim yerden daha solda ve daha üstte) duran engineerleri kurtar. Burada da variller işine yarayacak. Sonra her kontrol odasına bir engineer sok (kalan düşmanları köpekler halleder), level bitsin. Bu arada, senin için oyunu yükledikten sonra zayıf iradem yüzünden dayanamayarak bütün levelları bir daha oynadım (bu sefer değişik hin taktikler deneyerek), ilk oynadığımda görmemiştim, bu sefer 'portakal sandıklarıyla' Heal all gibisinden bir işe yarıyorlar, tam olarak kaç kişiyi iyileştiriyorlar bilmiyorum ama o unitlerin hepsi full health oluyorlar i sormuştu da, ay yok, yani iki ay önce

| ) civarlardaki (geçen ay;

biri sormuştu, uhu). 2) Windows 97 yakında çıkacak diyorlar. Aslında bunlara pek güven olmaz. Sanırım internetle ilgili bir dolu özellik olacak. Bir de bütün driver'ların yeni versiyonları. Bu arada Amerika'da Windows 95'in Ağustos '96 sürümü piyasada OSR2 adı altında satılıyormuş. Ama Türkiye'de şu anda satılan bütün orijinal Windows 95'ler eski sürümler. 3) Ehe, yeni favori programım Net Medic. Internet bağlantın hakkında gerekli gereksiz bir sürü moral bozucu bilgi veriyor. Bu programı mutlak çekmen lazım bence. İşe yarayabilecek iki program daha var. Birincisi zamanla çöplüğe dönen (bakınız benimki) Win95 registry'i temizleyen Reg-Clean. Bu çok tehlikeli bir işlem (işin ucunda bütün Win95'in göçmesi gibi bir ihtimal var), kullanmadan önce registry'den (regedit kullanarak) bir kopya almakta yarar var. Bir de yeni Sandra bir system info diye bir program var, ama tam işe yarayacak kısımları disabled, register olmadan çalışmıyor (türkçemiz ölüyor diyenler, ben ne yapayım). Bunların hepsini http://www.shareware.com ya da http://hotfiles.com'dan çekebilirsin. Benim en sevdiğim program site'ları bunlar. (Net Medic aramızda kalsın, herkese söylemeyin, secret tip 0). 4) KKND'den uzak durun. Aman almayın, sakın almayın. Bu ay dergide olması lazım, yazarı (Mert galiba) ne demiş bilmiyorum ama ben bir oturuşta 11. level'a kadar geldim ve bir gram zevk bile almadım. Güzel unitler ve grafikler var ama oyun aptal aptal aptal. Hatta Warcraft 2'den bile daha aptal. Düşman hep aynı birliklerle, aynı yerden saldırıp duruyor. Yeterince birliğin olana kadar orayı savunuyorsun, sonra hurra saldırıyorsun, o kadar. Biliyorum bu Red Alert ve C&C'de de böyle, kaderimiz bu galiba. (Beğenmediğin oyunu niye 11 level oynadın diyebilirsiniz, görev aşkı için yaptım desem? İnanmadınız mı? Kütüphane kapalıymış (Alman bayramı, ben nereden bileyim), yapacak bir şey bulamadım, ehe ). 5) Oluyor böyle şeyler işte, ben genelde buna “moda' diyorum ama taa derinden incelersen aslında 'ne pahasına olursa olsun para kazanma hırsı' olduğunu görürsün. Her yeni bir şeyler çıktığında böyle oluyor, bir anda daha iyi, daha eğlenceli olduğunu iddia eden 10 tane oyun çıkıyor ama bunların çoğu (KKND gibi) işe yaramaz, kötü taklitler oluyorlar. 6) Ehe sağ ol, uzun zamandır ihmal etmiş olsam bile görmeyenler için benim F1 sayfamın adresi. http://www.gsmnet.com/mac/F1/MACF1.htm. Yakın bir zamanda (mesela 1-2 sene içinde update edeceğim). 7) Aklımı okumuş bulunuyorsun. Biz de Bahadır'la böyle bir site olsa, mesela her yarışın startının mov'u olsa ne kadar iyi olur, amma hit yapar falan diye konuşuyorduk. Ama ne yazık ki yok (olsa haberim olurdu herhalde), biz yapmak istedik ama biz de capture yapacak hardware yok (uhu, bir gün alabilirsek kesin yapacağız). Onun yerine her yarıştan adım adım resimler olan bir site var, adresi de http://darkstar.interbox.net/people/bas/. En iyi F1 haberleri de (bence yani) Atlas F1 site'ında var (http://www.atlasf1.com/news/index.html). Bir de bakmanız gereken iki tane süper site var. http://nemesis.com.au/alfa/alesi.htm, burada ilk yarışta Alesi'yle Benetton piti arasında geçen telsiz konuşmalarının wav'ları var. Ben yıllardır merak ederdim ne derecede konuşuyorlar diye, sonunda dinlemek nasip oldu (telsiz tarayıcıyla bulmuş birileri). Williams konuşmaları da var ama Frank Williams şeytan olduğundan (valla ya, niye inanmıyorsunuz, biliyoruz ki söylüyoruz) yine bir cinlik yapıp telsiz konuşmalarını şifrelemiş. Ne dendiği anlaşılmıyor (yani uğraşıp benim gibi boşuna download etmeyin). Bir de bir ay önce Senna davası başladığında kazayı dört ayrı açıdan gösteren bir mpeg vardı (1.5 MB falan). Tabi adresi vermeden bir işine yaramayacak (çaktırmayın, kaybetmişim adresi), Yahoo'da 'Senna crash' dersen bulabilirsin (bulamazsan da bende var, istersen yollarım, mail at). 8) Bir aksilik olmazsa (ki artık öğrendim, maille her türlü aksilik olur) yaklaşık 5 dakika falan sürmesi lazım. JAILBIRD Sevgili MAC, Dergiyi ilk kez bir arkadaşımdan alarak okudum. Açıkçası çok beğendim. Bu da sana ilk mektubum. Sana bir iki sorum olacak. Bunları yayınlarsan inşallah önümüzdeki ay dergiyi almaya başlayacağım.

1- DeathGate'in Ocak '97 sayısında 96'nın en iyi adventure'ı seçildiğini görünce biraz şaşırdım. Yanlış anlamayın! Oyun gerçekten çok güzel. Fakat bu oyunu ben ve birkaç arkadaşımın ve birkaç bilgisayar kullanıcısının dışında bilenin olmadığını sanıyordum. Ben de oyunu bir arkadaşımdan aldım. Kendisi oyunun ilk görüntüsünü dahi geçemeyince bana verdi. Ben çok şükür ikinci bölüme kadar gelebildim. Oyun, yanılmıyorsam zaten 4 bölümden oluşuyor. 2. bölümde Orman şehrine gidiyorum. Kadın ve çocukla konuşuyorum, çocuğa bebeğini veriyorum, O da beni gizli yerlerine götürüyor, iple prensi kurtarıyorum. Wizard'ı bekliyoruz. Gelince beni görüp kaçıyor. Ben de peşinden gidiyorum. Onunla konuşuyorum, çiçek alıyorum, ipi ağaca bağlıyorum, kara deliği alıyorum, geminin yanına gidiyorum. Maymuna çiçekli ceviz veriyorum, kırıyor, içini ve kabuğunu alıyorum. Prensle bir daha konuşuyorum. Şiir defterini ve güzel çiçekleri veriyorum. Kara deliği uçuruma atıyorum. Öteki kara delikten uçurumun dibine iniyorum. Şimdi asıl problem başlıyor. Cesedin altında sihirli oku alıyorum ama atamıyorum (maalesef kabiliyetsiz bir adam) Ben de bir yay istiyor, bulamıyorum. Yandaki böcek yuvasını yakıyorum, çiçekleri alıyorum, bana yaklaşamıyorlar ama yine ortalıkta yay yok. Mac abi, lütfen bana bu yayı nereden bulup örümceği nasıl öldürebileceğimi söyle. Yoksa prens aşkına kavuşamayacak (ne biçim prensesi sevmiş, kız asasız prense varmıyor). Bu oyunu mutlu sonla bitirmemi sağlarsan sevinirim. Fakat diğer bölümleri yazmana gerek yok. Çünkü çözmek çok zevkli. Ayrıca bu oyunu dergide tanıtırsanız sevinirim. Böylece diğer bilgisayar oyuncuları da bu oyunu görmüş olur. 2- NBA Live 97'de kendi oyuncularımı yaptım. Blokers'a verdim. Maçlar yaptım. Fakat oyundan çıkıp bir daha girince oyuncuların yok olduğunu gördüm. Nasıl kendi takımımı yapabilirim. Bunu açıklarsanız sevinirim. 3- Fifa 97 için verilen kodları ne ben ne de arkadaşım, çalıştıramadı. Bilgisayarın, tarihi 29 Feb 1997 yapıyorum. Singapur'u seçiyorum. Oyun esnasında şifreleri yazıyorum. Fakat hiç bir şey olmuyor. Zaten bir iki tuşa basınca sahanın ve stadyumun görüntüsü bozuluyor. Neden ve nasıl yapabileceğimi yazar mısın? Yazarsan sevinirim? 4- Arkadaşımdan aldığım Ocak '97 sayısını okudum. Elbette senin bölümünü de. Nedense sana mektup yazanlar sanki sen, 10-20 mektupta az mektuptan az mektup gönderenlerin veya saçma sapan biçimlerde mektup yazmayanların mektubunu yayınlamıyormuşsun gibi bir izlenim var. Bu doğru mu? Hayır, doğruysa ben de öyle yaparım. Alper Akay, İzmir MAC: Valla bilemiyorum. Şimdi teknik olarak daha dergiyi hiç almamış olduğundan okuyucu sayılmıyorsun, ama öbür yandan bir kere okuduğundan okuyucu kabul edilebilirsin. Tabi bir de okuduğun derginin sana ait olmama sorunu var. Mektubunu yayınlamam ne derece yasal ve ahlaki olur, bu karmaşık durumu değerlendirmeyi dergimizin hukuk departmanına (Levent yani ehuehuhue) bırakıyorum. Death Gate'i beğenmiş olman benim için kafi. Buyrun içeri. 1) Aslında geç bile kaldık. Çünkü oyun bayağı zamandır varmış, ben de tesadüfen oynadım ve çok beğendim. Geçen sene adventure açısından oldukça kurak bir yıldı (bu sene daha iyi gibi sanki) ve Death Gate benim sevdiğim 'türden' bir adventure olarak bence en iyi olmayı hak etti (onu da arkadaşından almış olman beni hayrete düşürüyor, acaba insanlar arkandan otlakçı falan diyorlar mıdır?). Sorunun oku atamamak değil, çünkü örümcek öyle ölmüyor zaten. Aşağıdaki çukurda işler karıştığında örümceğin üstünde bir yerlerden bulacağın marmelatı örümceğin üstüne at, böylece böcekler ona saldıracak. Zaten eğer dergiyi ararsan eski sayılardan numero 16'da bu oyunu tam açıkladığımızı görürsün (telefon edip 16. Sayıyı ödünç alabilir miyim deme, pek hoş karşılanmayabilir). 2) Hımm, İnternet bağlantın olduğunu umuyorum, çünkü (benim anladığım kadarıyla) etrafta bu oyun için bir dolu takım editörü varmış. Mesela http://happypuppy.com'dan falan bu editörleri çekebilirsin. 3) Bu ayki Cheats köşesinde rivayetleri (yani yine çalışmama ihtimali var) bulabilirsin. Pek ilgilendiğim bir konu olmadığından daha detaylı bilmiyorum, Mert'i bu konuda taciz etmek isterseniz mert@gsmnet.com'a yazabilirsiniz. 4) Şimdi seninkini yayınladım. 20. Değil, eh saçma sapan da sayılmaz. Açıkçası mektupların seçilme işleminin nasıl olduğu konusunda kesin bir kural yok. En azından *BİR' soru varsa bu bir bonus (ehe). Hele 'ADVENTURE' sorusu olsa (ki genelde olmuyor) bu çok daha büyük bir bonus. Kuraklığın, boşluğun ve karanlığın içindeyim, kuruyorum öleceğimi biliyorum ama hala merak ediyorum. Karanlıkta bir damla su buluyorum. Nasıl durduğunu nasıl içtiğimi bilmiyorum sadece düşünüyorum. Su boğazımdan geçerken büyük bir haz ve acı veriyor. Hazın kaynağı acı. Kuru boğazımda bir şerit, sudan bir şerit oluyor ve buradaki gevşeme gergin yerlerin ortasında sanki bir yarık gibi acı veriyor ama yılmıyorum biliyorum bir gün, ben olmasam bile, ışık meydana çıkacak ve insanlık anlayacak cevapları. Onların bilmesi ve öğrenmesi için ölecek gibi boğazım kurusa da yılmayacağım soracağım. 1- (Nasıl giriş) Hiç o muhteşem şanlı müthiş adventure, yani DOTT(tm) gibi bir oyun biliyor musun? Biliyorsan bu oyun ona çok benziyor mu? Nerede bulabilirim? 2- Şimdi bu zork laneti var ya nemesis (Adının baş harfini büyütmüyorum itin). Onda Konservatuarda ışıkları yaktık, sonra arkada odanın içindeki kırmızı tuşlara bastık. Bir davul meselesi var. Nerede bu davul? O arkadaki büyük resim ne? Hadi koçum. 3- Nascar Racing'de nasıl pit yapılır acep? 4- Visual Basic'e başladım. Sen hiç kullandın mı? Veya program yazdın mı? 5- Kampanyalarına gönülden katılıyorum. Bunun gibin (ehehe) kampanyalara devam et. Biliyor musun Türk Dil Kurumu Otobüse bir isim bulmuş. Çok Oturgaçlı Götürgeç. Ahmet “Ne dertliymişsin be Vatandaş” Gençoğlu MAC: İyi giriş. Eğer yazıp da kimsenin ilgilenmediği kendinize göre 'iyi' olan yazılarınız varsa (oyun değil, değişik konularda) bana txt olarak bir maile ekleyip yollasanıza. Yakında açmayı düşündüğüm “Creative Writing in Turkish and All Possible Tangents' web site'si için yazı topluyorum (şu anda bir tane var, onu da ben yazdım, uhu). Şiir hariç her şey kabulümdür (şiirleri Mert'e yollayın zaten). 1) Day of the Tentacle'dan bahsettiğimizi umuyorum (belli mi olur). Sistem olarak Monkey Island ve Indiana Jones oyunları benzer ama gariplik olarak başa çıkabilecek fazla oyun yok. Son çare Sam&Max'i denemek (o da çok benzediğinden değil aslında). 2) Oradaki tuşlara dikkatli basmak lazım. Verilen sıraya göre basılınca, meşhur davulu göreceksin. 3) Valla herkesin bildiği yöntemlerle yapılıyor. Sen nasıl yapamamışsın hayret. Dikkat edilecek tek husus, durduktan sonra bile frene basmak. 4) Evet, aslında Word for Windows'u ben yazmıştım, Bill Gates gece laboratuvarıma gelip, kafama klavyeyle vurup, saf Basic kodumu çalmış. Kader işte, zengin olacaktım ne güzel. Uzun uzun yıllardır hiç bir program diliyle alakam yok (zamanında Basic bilirdim, o zaman Visual'ı yoktu). 5) Dil konusunda çok kasmamak gerektiği kanısındayım. Nasıl rahat geliyorsa, ya da en uygunsa onu kullanmak bence en iyisi. Her ne kadar yukarıdaki website'ı açmayı düşünüyorsam da, website'ların Türkçe olması gibi bir kural olmasına da karşıyım (iyi site, bakınız http://www.geocities.com/Vienna/3458/). Bırakın, kendi halinde ne oluyorsa öyle olsun. Intel yavrum, bu çok sorunlu iki ay sonunda bitap düşmüş haldeyim, yazıyı sen save et, monitörün tozunu al, dantelli örtüsünü ört (yeni aldım da), sonracığıma okuyucuları tek tek öp, onlara başarılar dile, ne olur ne olmaz.

KILL

Murat 'Monochromatic' ADANÇ Ihlamurdere Cad. Çelebioğlu Sok. Akel İş hanı No:2/5 Beşiktaş, 80690, İstanbul