Gameshow sayı 26, sayfa 53

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 53

1- DeathGate'in Ocak '97 sayısında 96'nın en iyi adventure'ı seçildiğini görünce biraz şaşırdım. Yanlış anlamayın! Oyun gerçekten çok güzel. Fakat bu oyunu ben ve birkaç arkadaşımın ve birkaç bilgisayar kullanıcısının dışında bilenin olmadığını sanıyordum. Ben de oyunu bir arkadaşımdan aldım. Kendisi oyunun ilk görüntüsünü dahi geçemeyince bana verdi. Ben çok şükür ikinci bölüme kadar gelebildim. Oyun, yanılmıyorsam zaten 4 bölümden oluşuyor. 2. bölümde Orman şehrine gidiyorum. Kadın ve çocukla konuşuyorum, çocuğa bebeğini veriyorum, O da beni gizli yerlerine götürüyor, iple prensi kurtarıyorum. Wizard'ı bekliyoruz. Gelince beni görüp kaçıyor. Ben de peşinden gidiyorum. Onunla konuşuyorum, çiçek alıyorum, ipi ağaca bağlıyorum, kara deliği alıyorum, geminin yanına gidiyorum. Maymuna çiçekli ceviz veriyorum, kırıyor, içini ve kabuğunu alıyorum. Prensle bir daha konuşuyorum. Şiir defterini ve güzel çiçekleri veriyorum. Kara deliği uçuruma atıyorum. Öteki kara delikten uçurumun dibine iniyorum. Şimdi asıl problem başlıyor. Cesedin altında sihirli oku alıyorum ama atamıyorum (maalesef kabiliyetsiz bir adam) Ben de bir yay istiyor, bulamıyorum. Yandaki böcek yuvasını yakıyorum, çiçekleri alıyorum, bana yaklaşamıyorlar ama yine ortalıkta yay yok. Mac abi, lütfen bana bu yayı nereden bulup örümceği nasıl öldürebileceğimi söyle. Yoksa prens aşkına kavuşamayacak (ne biçim prensesi sevmiş, kız asasız prense varmıyor). Bu oyunu mutlu sonla bitirmemi sağlarsan sevinirim. Fakat diğer bölümleri yazmana gerek yok. Çünkü çözmek çok zevkli. Ayrıca bu oyunu dergide tanıtırsanız sevinirim. Böylece diğer bilgisayar oyuncuları da bu oyunu görmüş olur. 2- NBA Live 97'de kendi oyuncularımı yaptım. Blokers'a verdim. Maçlar yaptım. Fakat oyundan çıkıp bir daha girince oyuncuların yok olduğunu gördüm. Nasıl kendi takımımı yapabilirim. Bunu açıklarsanız sevinirim. 3- Fifa 97 için verilen kodları ne ben ne de arkadaşım, çalıştıramadı. Bilgisayarın, tarihi 29 Feb 1997 yapıyorum. Singapur'u seçiyorum. Oyun esnasında şifreleri yazıyorum. Fakat hiç bir şey olmuyor. Zaten bir iki tuşa basınca sahanın ve stadyumun görüntüsü bozuluyor. Neden ve nasıl yapabileceğimi yazar mısın? Yazarsan sevinirim? 4- Arkadaşımdan aldığım Ocak '97 sayısını okudum. Elbette senin bölümünü de. Nedense sana mektup yazanlar sanki sen, 10-20 mektupta az mektuptan az mektup gönderenlerin veya saçma sapan biçimlerde mektup yazmayanların mektubunu yayınlamıyormuşsun gibi bir izlenim var. Bu doğru mu? Hayır, doğruysa ben de öyle yaparım. Alper Akay, İzmir MAC: Valla bilemiyorum. Şimdi teknik olarak daha dergiyi hiç almamış olduğundan okuyucu sayılmıyorsun, ama öbür yandan bir kere okuduğundan okuyucu kabul edilebilirsin. Tabi bir de okuduğun derginin sana ait olmama sorunu var. Mektubunu yayınlamam ne derece yasal ve ahlaki olur, bu karmaşık durumu değerlendirmeyi dergimizin hukuk departmanına (Levent yani ehuehuhue) bırakıyorum. Death Gate'i beğenmiş olman benim için kafi. Buyrun içeri. 1) Aslında geç bile kaldık. Çünkü oyun bayağı zamandır varmış, ben de tesadüfen oynadım ve çok beğendim. Geçen sene adventure açısından oldukça kurak bir yıldı (bu sene daha iyi gibi sanki) ve Death Gate benim sevdiğim 'türden' bir adventure olarak bence en iyi olmayı hak etti (onu da arkadaşından almış olman beni hayrete düşürüyor, acaba insanlar arkandan otlakçı falan diyorlar mıdır?). Sorunun oku atamamak değil, çünkü örümcek öyle ölmüyor zaten. Aşağıdaki çukurda işler karıştığında örümceğin üstünde bir yerlerden bulacağın marmelatı örümceğin üstüne at, böylece böcekler ona saldıracak. Zaten eğer dergiyi ararsan eski sayılardan numero 16'da bu oyunu tam açıkladığımızı görürsün (telefon edip 16. Sayıyı ödünç alabilir miyim deme, pek hoş karşılanmayabilir). 2) Hımm, İnternet bağlantın olduğunu umuyorum, çünkü (benim anladığım kadarıyla) etrafta bu oyun için bir dolu takım editörü varmış. Mesela http://happypuppy.com'dan falan bu editörleri çekebilirsin. 3) Bu ayki Cheats köşesinde rivayetleri (yani yine çalışmama ihtimali var) bulabilirsin. Pek ilgilendiğim bir konu olmadığından daha detaylı bilmiyorum, Mert'i bu konuda taciz etmek isterseniz mert@gsmnet.com'a yazabilirsiniz. 4) Şimdi seninkini yayınladım. 20. Değil, eh saçma sapan da sayılmaz. Açıkçası mektupların seçilme işleminin nasıl olduğu konusunda kesin bir kural yok. En azından *BİR' soru varsa bu bir bonus (ehe). Hele 'ADVENTURE' sorusu olsa (ki genelde olmuyor) bu çok daha büyük bir bonus. Kuraklığın, boşluğun ve karanlığın içindeyim, kuruyorum öleceğimi biliyorum ama hala merak ediyorum. Karanlıkta bir damla su buluyorum. Nasıl durduğunu nasıl içtiğimi bilmiyorum sadece düşünüyorum. Su boğazımdan geçerken büyük bir haz ve acı veriyor. Hazın kaynağı acı. Kuru boğazımda bir şerit, sudan bir şerit oluyor ve buradaki gevşeme gergin yerlerin ortasında sanki bir yarık gibi acı veriyor ama yılmıyorum biliyorum bir gün, ben olmasam bile, ışık meydana çıkacak ve insanlık anlayacak cevapları. Onların bilmesi ve öğrenmesi için ölecek gibi boğazım kurusa da yılmayacağım soracağım. 1- (Nasıl giriş) Hiç o muhteşem şanlı müthiş adventure, yani DOTT(tm) gibi bir oyun biliyor musun? Biliyorsan bu oyun ona çok benziyor mu? Nerede bulabilirim? 2- Şimdi bu zork laneti var ya nemesis (Adının baş harfini büyütmüyorum itin). Onda Konservatuarda ışıkları yaktık, sonra arkada odanın içindeki kırmızı tuşlara bastık. Bir davul meselesi var. Nerede bu davul? O arkadaki büyük resim ne? Hadi koçum. 3- Nascar Racing'de nasıl pit yapılır acep? 4- Visual Basic'e başladım. Sen hiç kullandın mı? Veya program yazdın mı? 5- Kampanyalarına gönülden katılıyorum. Bunun gibin (ehehe) kampanyalara devam et. Biliyor musun Türk Dil Kurumu Otobüse bir isim bulmuş. Çok Oturgaçlı Götürgeç. Ahmet “Ne dertliymişsin be Vatandaş” Gençoğlu MAC: İyi giriş. Eğer yazıp da kimsenin ilgilenmediği kendinize göre 'iyi' olan yazılarınız varsa (oyun değil, değişik konularda) bana txt olarak bir maile ekleyip yollasanıza. Yakında açmayı düşündüğüm “Creative Writing in Turkish and All Possible Tangents' web site'si için yazı topluyorum (şu anda bir tane var, onu da ben yazdım, uhu). Şiir hariç her şey kabulümdür (şiirleri Mert'e yollayın zaten). 1) Day of the Tentacle'dan bahsettiğimizi umuyorum (belli mi olur). Sistem olarak Monkey Island ve Indiana Jones oyunları benzer ama gariplik olarak başa çıkabilecek fazla oyun yok. Son çare Sam&Max'i denemek (o da çok benzediğinden değil aslında). 2) Oradaki tuşlara dikkatli basmak lazım. Verilen sıraya göre basılınca, meşhur davulu göreceksin. 3) Valla herkesin bildiği yöntemlerle yapılıyor. Sen nasıl yapamamışsın hayret. Dikkat edilecek tek husus, durduktan sonra bile frene basmak. 4) Evet, aslında Word for Windows'u ben yazmıştım, Bill Gates gece laboratuvarıma gelip, kafama klavyeyle vurup, saf Basic kodumu çalmış. Kader işte, zengin olacaktım ne güzel. Uzun uzun yıllardır hiç bir program diliyle alakam yok (zamanında Basic bilirdim, o zaman Visual'ı yoktu). 5) Dil konusunda çok kasmamak gerektiği kanısındayım. Nasıl rahat geliyorsa, ya da en uygunsa onu kullanmak bence en iyisi. Her ne kadar yukarıdaki website'ı açmayı düşünüyorsam da, website'ların Türkçe olması gibi bir kural olmasına da karşıyım (iyi site, bakınız http://www.geocities.com/Vienna/3458/). Bırakın, kendi halinde ne oluyorsa öyle olsun. Intel yavrum, bu çok sorunlu iki ay sonunda bitap düşmüş haldeyim, yazıyı sen save et, monitörün tozunu al, dantelli örtüsünü ört (yeni aldım da), sonracığıma okuyucuları tek tek öp, onlara başarılar dile, ne olur ne olmaz.

KILL

Murat 'Monochromatic' ADANÇ Ihlamurdere Cad. Çelebioğlu Sok. Akel İş hanı No:2/5 Beşiktaş, 80690, İstanbul

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.