Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 53
A oldunuz. İsterseniz olaylara ısınana kadar biraz dikkatli gidin, MACBETH bu, kime ne etki yapacağı belli olmaz. Eveeet, (yeni ve eski) okuyucular, öncelikle size bu ay ne oynamadığımdan bahsetmek istiyorum. Bu ay Warcraft 2 oynamadım, Aces of the Deep (güzel oyun), Ocean Trader ya da Destruction Derby oynamadım. Ufak (daha doğrusu büyük) bir monitör problemim vardı, ben onu çözene kadar dergiye başlama zamanı gelmişti bile. Böyle olunca bu ayı oyunsuz geçirdim. Onun yerine bol bol elin adamının belki alırım umuduyla demo için kurduğu bilgisayarları kurcaladım. Bu (yasa dışı) eğlenceli maceralarım sırasında Command & Conquer 2'yi görme şansına eriştim. Ne yazık ki birinci oyunun sonundaki demoda tanıtılan değişik oyunun yerine birincisine tıpatıp benzeyen bir şeylerle karşılaştım. Evet bazı yeni birimler ve deniz savaşları falan eklenmiş ama zaten birincisine bayılanlara bu da yeter. Bir de görme şansına eriştiğim bir başka önemli oyun Bitmap Brothers'dan 'Z'. Warcraft 2 ve Command & Conquer'le kızışan Dune 2 tipi oyun piyasasının yepyeni üyesi olan Z tamamen gelecekte geçiyor. Korkunç gürültüler çıkaran kocaman silahlar ve ölmeye kararlı robotlar var (haber dediğin böyle verilir). Genel Bitmap Brothers muzipliği de her yerde göze çarpıyor. * Açıkçası stand'daki adam gelip bilgisayarları kurcalamamamı söyleyene kadar sadece beş dakika bakabildim. Güzelmiş gibi geldi bana (haber yorumculuğunda da bir numarayım). Her neyse bu iki oyunu bekleyin, yaz gelmeden neler gelir. - Intel Inside, ver yavrum mektuplarımı, versene ulan, onlar benim... - Bir saniye ef'em, okuyucu psikolojik profili çıkarıyorum da. - Başlatma Profilo'na Vestel'ine, yazıyı yetiştirmem lazım, bu mektuplar taa dünyanın öbür ucundan buralara kadar geldiler, onları daha fazla bekletemem. WAS IST DAS? Sevgili MAC, Ben beş yıllık PC kullanıcısıyım. Sizin dergiyi Eylül sayısından itibaren düzenli olarak okuyorum. Ekim ve Kasım sayısını aradım, bulamadım. (Körolasıca çöpçüler) Dükkana bir gidiyorum gelmedi diyorlar, bir daha gidiyorum kalmadı diyorlar. Ama ben yine de arkadaşlardan bulup okuyorum. Zaten ben hayatımda mektup yazmamış bir adamım. Ve şu anda sırf can sıkıntısından yazıyorum, çünkü grip oldum ve evde yatıyorum. Bilgisayar oynamak yasak ve yapacak başka işim yok. Sorularım şunlar: 1- Ben sizin dergiye bir oyun açıklamak istiyorum. (Maksat adım duyulsun) Fakat hangi oyunu açıklayacağıma karar veremedim.
Benim bilgisayarım çok düşük bir konfigürasyonlu. O bir 386DX-40, 4 MB ram ve 40 Mb HD sahibi bir bunak. Yine de ram'ını zamanında yüksek almam bilgisayarın hala çalışmasını sağlıyor. Siz bana şimdiye kadar Game-Show'da açıklanmamış bir kaç strateji ve menejerlik oyununun isimlerini verebilirseniz ne yapıp edip bunları açıklayacağım. 2- Diyelim ki bir oyun açıkladım. Fakat bu oyunun ekran görüntülerini Size nasıl ulaştıracağım. Bir yerden ekran koruyucu (screen saver) programların bu işi yaptıklarını duydum. Bilgisayarcı bana hep windows altında çalışan küçük animasyonlar gösteriyor. Bana bu işi yapan program adı verebilirsin. 3- The Manager oyununu açıklar mısın ? Menüler çok karışık geldi, beynim dönüyor. 4- Bana gerçekten iyi birkaç strateji oyunu söyler misin? Oyunsuz kaldım. 5- Engin Abla'nın cinsiyeti tam olarak ne ? Emre Çelikkol, Istanbul MAC: Artık aramasan da dergiyi bulabileceksin (Mesela diyelim Istanbul'da dergi kalmamış, no panik, Haydarpaşa'dan Kurtalan Expres'e binip herhangi bir güzide Doğu ilimize gidebilirsin. Mesela Erzurum. Orda inip hemen yakınındaki Gardaşlar Bakkaliye'sine gittiğinde tulum peyniriyle Lux lamba fitili arasında GameShow olduğunu göreceksin. Kısacası size genel dağıtıma geçtik dedim. Farkındaysanız geçen ay yazının tam buralarında (mektup 1, cevap 1) derginin dağıtım sorunlarına değinip bir an önce bir şeyler yapmamız gerektiğini söylemiştim ve abracadabra bu ay sorun (inşallah) halledilmiş oluyor. Yani acaba burda doğaüstü bir şeyler mi oluyor diyorum. Ben mektup 1, cevap 1'de bir şey deyince bir ay içinde oluyor mu? Şimdi deniyoruz: Hayatım düzene girsin, çok param olsun, Pentium 150'im olsun, köpeğim doğru dürüst yürümeyi öğrensin (fazla mı yüklendik nedir). Bakalım olacak mı? Gelecek ay göreceğiz. 1) Oyun açıklama işi kolay, kafanıza göre o ana kadar açıklanmamış ve güncelliğini koruyan bir oyunu gönlünüze göre yazıp yollayabilirsiniz. Ama senin bilgisayarına göre güncel oyun bulmak biraz zor olacak. Bu durumda seni karşı masadaki Bay klasik Gökhan'a ya da Bay Not Enough Serkan'a havale etmek durumundayım. Onlara benim gönderdiğimi söyle, sıkıysa sana oyun vermesinler (otorite sembolüyüm ben). 2) Kavram karmaşası diz boyu olmuş gibi. Screen saver denilen şey başka bir şey. Ekranda yanmaları önlemek için küçük hareketlerle ekranı koruyan program oluyor. Senin aradığın şey screen Grabber. Ekran çalmaya yarıyor. Aslında bu konuya fazla kafayı takmana gerek yok, çünkü dergide o işi ben yapıyorum, ama illa bir tane istiyorsan Screen Thief 1.57'yi ara. Derin ipucu:Kamer'de ği var.
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 52
Canım çekti, insanları seyre çıktım geçenlerde. Ama öylesine... Uzaktan, karışmadan. Belki artık yaşlandığımdan, belki düzeltmeye çalışmanın manasızlığını anladığımdan, belki de bazı şeylerin garipliğinden, bozukluğundan anlaşılmaz sadistçe bir zevk almaya başladım diye. Suratıma boş bir ifade takındım kamuflaj niyetine. Her gördüğüm her işittiğim beni biraz daha umutsuzluğa itti. Karşıma çıkanları tutmak, onları sallayıp uyandırmaya çalışmak istedim. Uyanın lanet olasıcalar, hayatınız akıp giderken, ölümünüz yaklaşırken bile kendi küçük hesaplarınızın içinde nasıl böylesine rahat olabiliyorsunuz. Sıradanlık hayatlarını öylesine sarmış ki hiçbir şeyin farkına bile varamıyorlar. Çoğu insan doğuyor, kendi tercih hakkı olmayan bir toplumunun içine giriyor, sonra aile ne der, komşu ne der, yok çok önemli, yok çok ayıp, yok para, yok adettir, yok akrabalar, yok mevkii, yok büyükler, yok sayılamayacak kadar bağlayıcı ufak detay derken hayatları akıp gidiyor. Her gün aynı sıradan dertler, her gün aynı sıradan yüzler. Bir gün bile bir tanesi kendi üç kuruşluk dertlerinin dışında bir şeyler olup bittiğini merak ediyor mu acaba? Günler birer birer geçerken hep aynı şeylerle boğuştuğunu, onları aşamadığı için de hep aynı alçak seviyede kaldığını fark edebiliyor mu? Düşünceleri bir kez olsun sıradanın, günlüğün üzerine çıkıyor, yepyeni, bambaşka olmasa bile en azından kendi için bakire yeni alanlara ulaşabiliyor mu? Gecenin içinde yanan binlerce pencerenin bir tanesinde bile, bir kişi olsa bile, fanice, acizce olsa bile düşünceleriyle bir şeyleri aşmaya çalışıyor mu? Bir Allah'ın kulu bırakın sıradanlığın kollarından kurtulmayı, gerçekten yaşadıklarının tekdüzeliğinden kıllanıyor mu? Hayır, hayır, hayır, hayır, hayır. Sanki beni sinir etmek, bir köşede delirtmek için söz birliği etmişçesine herkes kafasını kuma gömmüş, akşam ne yesem gibi derinliği ölçülemez sorunların peşine takılmış, kendi sıradan dairelerini büyük bir sadakatla turluyorlar. Bari siz, uyanın dostlar, felsefeye atılıp beyin gücüyle dünya sorunlarını çözün demiyorum. Sadece, sizden tek istediğim, hayatınızın ve aşılmaz görünen problemlerinizin sıradanlığının farkına varın. Bir kez olsun sırtınızdaki baskının altından kurtulup at gözlüklerinizin dışında bir şeyler olduğunu fark edin. Sosyal kıskaçlar, yaşamınızı bırakmasa bile bari düşünceleriniz özgür ve arayıcı olsun. Çevrenizdekilerden tepki alsanız da, köyün totem direğine işemek kadersizliğini gösteren köpek durumuna düşürülseniz bile, vazgeçmeyin. Ben de en azından bir pencerenin arkasında çalışan, arayan bir beyin olduğunu bilmenin huzuruyla yalnız bırakın. - Intel Inside, yavrum, dergiyi ilk kez gören bir sürü kişi var. Onları selamla ve onlara girişten korkmamalarını, onları yemeyeceğimi söyle. - Peki ef'em: Hoşgeldiniz yeni (ve eski) okuyucular. Korkmayın, bu köşe dahilinde olup bitenlerin genel ortalaması göz önüne alındığında bu giri.... - Tamam kes, yine ortalığı karıştıracaksın. Eski okuyucular beş on satır müsaade etsinler, yeni okuyucularla tanışalım. Bir kereciğime henüz korku içinde dergiyi elinizden atmadığınıza göre biraz olsun tanışmış olduk. Siz de şu anda Macbeth Novice Reader Level 1'e ulaşmış oldunuz. Experience:00000032. Tebrikler. Tabi ki halen no'luyoz mode'unda olabilirsiniz. Bu kara çerçevelerle sınırlanmış uçlu bucaklı alan MACBETH'i oluşturuyor. Yanlış hatırlamıyorsam 5-6 sene önce bir adventure yardım köşesi olarak doğdu, sonra bu süre içinde düzenli bir mutasyon geçirerek bu hale geldi. Şu anda tam olarak ne olduğunu bulmaya Intel Inside'ın gücü bile yetmiyor ama olsun. Zaten derdimiz o değil, derdimiz yarın ne olacağız. Bu arada ben MAC, bu salak da yardımcım Intel Inside. Aslında köşemizin formatı gayet basit, her ay siz “Sevgili Mac' diye başlayan mektuplar yazıyor, içlerini takıldığınız oyunlar, merak ettiğiniz şeyler, ya da genel olarak düşündüğünüz herhangi bir şeyle dolduruyorsunuz, bana yolluyorsunuz, ben de cevaplıyorum. Kolaymış değil mi? Böylece Macbeth Apprentice Reader Level 2 seviyesine ulaşmış