MACBETH
Retro bilgisayarCanım çekti, insanları seyre çıktım geçenlerde. Ama öylesine... Uzaktan, karışmadan. Belki artık yaşlandığımdan, belki düzeltmeye çalışmanın manasızlığını anladığımdan, belki de bazı şeylerin garipliğinden, bozukluğundan anlaşılmaz sadistçe bir zevk almaya başladım diye. Suratıma boş bir ifade takındım kamuflaj niyetine. Her gördüğüm her işittiğim beni biraz daha umutsuzluğa itti. Karşıma çıkanları tutmak, onları sallayıp uyandırmaya çalışmak istedim. Uyanın lanet olasıcalar, hayatınız akıp giderken, ölümünüz yaklaşırken bile kendi küçük hesaplarınızın içinde nasıl böylesine rahat olabiliyorsunuz. Sıradanlık hayatlarını öylesine sarmış ki hiçbir şeyin farkına bile varamıyorlar. Çoğu insan doğuyor, kendi tercih hakkı olmayan bir toplumunun içine giriyor, sonra aile ne der, komşu ne der, yok çok önemli, yok çok ayıp, yok para, yok adettir, yok akrabalar, yok mevkii, yok büyükler, yok sayılamayacak kadar bağlayıcı ufak detay derken hayatları akıp gidiyor. Her gün aynı sıradan dertler, her gün aynı sıradan yüzler. Bir gün bile bir tanesi kendi üç kuruşluk dertlerinin dışında bir şeyler olup bittiğini merak ediyor mu acaba? Günler birer birer geçerken hep aynı şeylerle boğuştuğunu, onları aşamadığı için de hep aynı alçak seviyede kaldığını fark edebiliyor mu? Düşünceleri bir kez olsun sıradanın, günlüğün üzerine çıkıyor, yepyeni, bambaşka olmasa bile en azından kendi için bakire yeni alanlara ulaşabiliyor mu? Gecenin içinde yanan binlerce pencerenin bir tanesinde bile, bir kişi olsa bile, fanice, acizce olsa bile düşünceleriyle bir şeyleri aşmaya çalışıyor mu? Bir Allah'ın kulu bırakın sıradanlığın kollarından kurtulmayı, gerçekten yaşadıklarının tekdüzeliğinden kıllanıyor mu? Hayır, hayır, hayır, hayır, hayır. Sanki beni sinir etmek, bir köşede delirtmek için söz birliği etmişçesine herkes kafasını kuma gömmüş, akşam ne yesem gibi derinliği ölçülemez sorunların peşine takılmış, kendi sıradan dairelerini büyük bir sadakatla turluyorlar. Bari siz, uyanın dostlar, felsefeye atılıp beyin gücüyle dünya sorunlarını çözün demiyorum. Sadece, sizden tek istediğim, hayatınızın ve aşılmaz görünen problemlerinizin sıradanlığının farkına varın. Bir kez olsun sırtınızdaki baskının altından kurtulup at gözlüklerinizin dışında bir şeyler olduğunu fark edin. Sosyal kıskaçlar, yaşamınızı bırakmasa bile bari düşünceleriniz özgür ve arayıcı olsun. Çevrenizdekilerden tepki alsanız da, köyün totem direğine işemek kadersizliğini gösteren köpek durumuna düşürülseniz bile, vazgeçmeyin. Ben de en azından bir pencerenin arkasında çalışan, arayan bir beyin olduğunu bilmenin huzuruyla yalnız bırakın. - Intel Inside, yavrum, dergiyi ilk kez gören bir sürü kişi var. Onları selamla ve onlara girişten korkmamalarını, onları yemeyeceğimi söyle. - Peki ef'em: Hoşgeldiniz yeni (ve eski) okuyucular. Korkmayın, bu köşe dahilinde olup bitenlerin genel ortalaması göz önüne alındığında bu giri.... - Tamam kes, yine ortalığı karıştıracaksın. Eski okuyucular beş on satır müsaade etsinler, yeni okuyucularla tanışalım. Bir kereciğime henüz korku içinde dergiyi elinizden atmadığınıza göre biraz olsun tanışmış olduk. Siz de şu anda Macbeth Novice Reader Level 1'e ulaşmış oldunuz. Experience:00000032. Tebrikler. Tabi ki halen no'luyoz mode'unda olabilirsiniz. Bu kara çerçevelerle sınırlanmış uçlu bucaklı alan MACBETH'i oluşturuyor. Yanlış hatırlamıyorsam 5-6 sene önce bir adventure yardım köşesi olarak doğdu, sonra bu süre içinde düzenli bir mutasyon geçirerek bu hale geldi. Şu anda tam olarak ne olduğunu bulmaya Intel Inside'ın gücü bile yetmiyor ama olsun. Zaten derdimiz o değil, derdimiz yarın ne olacağız. Bu arada ben MAC, bu salak da yardımcım Intel Inside. Aslında köşemizin formatı gayet basit, her ay siz “Sevgili Mac' diye başlayan mektuplar yazıyor, içlerini takıldığınız oyunlar, merak ettiğiniz şeyler, ya da genel olarak düşündüğünüz herhangi bir şeyle dolduruyorsunuz, bana yolluyorsunuz, ben de cevaplıyorum. Kolaymış değil mi? Böylece Macbeth Apprentice Reader Level 2 seviyesine ulaşmış
A oldunuz. İsterseniz olaylara ısınana kadar biraz dikkatli gidin, MACBETH bu, kime ne etki yapacağı belli olmaz. Eveeet, (yeni ve eski) okuyucular, öncelikle size bu ay ne oynamadığımdan bahsetmek istiyorum. Bu ay Warcraft 2 oynamadım, Aces of the Deep (güzel oyun), Ocean Trader ya da Destruction Derby oynamadım. Ufak (daha doğrusu büyük) bir monitör problemim vardı, ben onu çözene kadar dergiye başlama zamanı gelmişti bile. Böyle olunca bu ayı oyunsuz geçirdim. Onun yerine bol bol elin adamının belki alırım umuduyla demo için kurduğu bilgisayarları kurcaladım. Bu (yasa dışı) eğlenceli maceralarım sırasında Command & Conquer 2'yi görme şansına eriştim. Ne yazık ki birinci oyunun sonundaki demoda tanıtılan değişik oyunun yerine birincisine tıpatıp benzeyen bir şeylerle karşılaştım. Evet bazı yeni birimler ve deniz savaşları falan eklenmiş ama zaten birincisine bayılanlara bu da yeter. Bir de görme şansına eriştiğim bir başka önemli oyun Bitmap Brothers'dan 'Z'. Warcraft 2 ve Command & Conquer'le kızışan Dune 2 tipi oyun piyasasının yepyeni üyesi olan Z tamamen gelecekte geçiyor. Korkunç gürültüler çıkaran kocaman silahlar ve ölmeye kararlı robotlar var (haber dediğin böyle verilir). Genel Bitmap Brothers muzipliği de her yerde göze çarpıyor. * Açıkçası stand'daki adam gelip bilgisayarları kurcalamamamı söyleyene kadar sadece beş dakika bakabildim. Güzelmiş gibi geldi bana (haber yorumculuğunda da bir numarayım). Her neyse bu iki oyunu bekleyin, yaz gelmeden neler gelir. - Intel Inside, ver yavrum mektuplarımı, versene ulan, onlar benim... - Bir saniye ef'em, okuyucu psikolojik profili çıkarıyorum da. - Başlatma Profilo'na Vestel'ine, yazıyı yetiştirmem lazım, bu mektuplar taa dünyanın öbür ucundan buralara kadar geldiler, onları daha fazla bekletemem. WAS IST DAS? Sevgili MAC, Ben beş yıllık PC kullanıcısıyım. Sizin dergiyi Eylül sayısından itibaren düzenli olarak okuyorum. Ekim ve Kasım sayısını aradım, bulamadım. (Körolasıca çöpçüler) Dükkana bir gidiyorum gelmedi diyorlar, bir daha gidiyorum kalmadı diyorlar. Ama ben yine de arkadaşlardan bulup okuyorum. Zaten ben hayatımda mektup yazmamış bir adamım. Ve şu anda sırf can sıkıntısından yazıyorum, çünkü grip oldum ve evde yatıyorum. Bilgisayar oynamak yasak ve yapacak başka işim yok. Sorularım şunlar: 1- Ben sizin dergiye bir oyun açıklamak istiyorum. (Maksat adım duyulsun) Fakat hangi oyunu açıklayacağıma karar veremedim.
Benim bilgisayarım çok düşük bir konfigürasyonlu. O bir 386DX-40, 4 MB ram ve 40 Mb HD sahibi bir bunak. Yine de ram'ını zamanında yüksek almam bilgisayarın hala çalışmasını sağlıyor. Siz bana şimdiye kadar Game-Show'da açıklanmamış bir kaç strateji ve menejerlik oyununun isimlerini verebilirseniz ne yapıp edip bunları açıklayacağım. 2- Diyelim ki bir oyun açıkladım. Fakat bu oyunun ekran görüntülerini Size nasıl ulaştıracağım. Bir yerden ekran koruyucu (screen saver) programların bu işi yaptıklarını duydum. Bilgisayarcı bana hep windows altında çalışan küçük animasyonlar gösteriyor. Bana bu işi yapan program adı verebilirsin. 3- The Manager oyununu açıklar mısın ? Menüler çok karışık geldi, beynim dönüyor. 4- Bana gerçekten iyi birkaç strateji oyunu söyler misin? Oyunsuz kaldım. 5- Engin Abla'nın cinsiyeti tam olarak ne ? Emre Çelikkol, Istanbul MAC: Artık aramasan da dergiyi bulabileceksin (Mesela diyelim Istanbul'da dergi kalmamış, no panik, Haydarpaşa'dan Kurtalan Expres'e binip herhangi bir güzide Doğu ilimize gidebilirsin. Mesela Erzurum. Orda inip hemen yakınındaki Gardaşlar Bakkaliye'sine gittiğinde tulum peyniriyle Lux lamba fitili arasında GameShow olduğunu göreceksin. Kısacası size genel dağıtıma geçtik dedim. Farkındaysanız geçen ay yazının tam buralarında (mektup 1, cevap 1) derginin dağıtım sorunlarına değinip bir an önce bir şeyler yapmamız gerektiğini söylemiştim ve abracadabra bu ay sorun (inşallah) halledilmiş oluyor. Yani acaba burda doğaüstü bir şeyler mi oluyor diyorum. Ben mektup 1, cevap 1'de bir şey deyince bir ay içinde oluyor mu? Şimdi deniyoruz: Hayatım düzene girsin, çok param olsun, Pentium 150'im olsun, köpeğim doğru dürüst yürümeyi öğrensin (fazla mı yüklendik nedir). Bakalım olacak mı? Gelecek ay göreceğiz. 1) Oyun açıklama işi kolay, kafanıza göre o ana kadar açıklanmamış ve güncelliğini koruyan bir oyunu gönlünüze göre yazıp yollayabilirsiniz. Ama senin bilgisayarına göre güncel oyun bulmak biraz zor olacak. Bu durumda seni karşı masadaki Bay klasik Gökhan'a ya da Bay Not Enough Serkan'a havale etmek durumundayım. Onlara benim gönderdiğimi söyle, sıkıysa sana oyun vermesinler (otorite sembolüyüm ben). 2) Kavram karmaşası diz boyu olmuş gibi. Screen saver denilen şey başka bir şey. Ekranda yanmaları önlemek için küçük hareketlerle ekranı koruyan program oluyor. Senin aradığın şey screen Grabber. Ekran çalmaya yarıyor. Aslında bu konuya fazla kafayı takmana gerek yok, çünkü dergide o işi ben yapıyorum, ama illa bir tane istiyorsan Screen Thief 1.57'yi ara. Derin ipucu:Kamer'de ği var.
93) Kuponların eksik kaldıysa Ana Britannica'yı da açıklayayım sana istersen. Ya üç satırlık cevap yerinde bunu nasıl yapayım. Yeni okuyucular not alın: Bu kötü bir soruya ideal örnek. Wahum? Cevaplaması imkansız. Mümkünse oyunda nerde takıldığınızı söylerseniz daha pratik olabilir. 4) Senin konfigürasyonunda çalışacak en iyi strateji Railroad Tycoon olabilir ya da Ufo mesela. Her ikisi de saçımı süpürge ettiğim çok saygıdeğer oyunlar. Biraz eskiler diyorsan Heroes of Might&Magic'e de bakabilirsin ama biraz hız problemi olur gibi geliyor bana. 5) Kız olsa adı Engin olmazdı, erkek olsa ona Abla demezdik (karmaşık ipucu). DAS IST EIN HUND Dear Mac, Zaman ne de çabuk geçti. Daha dün 64'ler okur, Commodore oynar. Alınan yeni oyunların çıkması için dua ederdik (sen de üniversite kapılarında sürünürdün.) Şimdi ise Game-Show okuyup, MACbeth köşene mektup yazıp, devasal makinaların hızına yetişmeye çalışıyoruz. (Ayrıca sen de üniversite içinde sürünüyorsun.) Eee artık sıra bize geldi, senin yaşadıklarını bizler yaşıyoruz. Üniversite (yazması bile zor) kapılarında sürünme sürecindeyiz. Demek istediğim önden Ouadlar arkadan Launcherlar gelir (We'll be two steps behind). Harbiden sen bu sınavı nasıl kazandın? 1)Neyse şimdi benim kirli işleri hallediver yeter. Bu Gabriel Knight denen oyunu aldım fakat install ettikten sonra ekranda dosya ve adresleri çıkıyor. Sebebi hafıza sorunumu yoksa başka bir şey mi? 2)PC'im 4MB ram 420 MB HD DX2-66 ne yapmam icap ediyor. Oyunu aldığım yer so far, oyunu alabilmem so good, oynayamıyorum, so what Bu Dune ne biçim oyun be ? No Remorse, No Repent dedik bir ay uykusuz kaldık. Oyunu bitirdik. Biri çıktı That's All Folks dedi. Bizde aynen Hööö dedik. İnsan doğru dürüst bir demo yapar. Uykusuz kaldığımıza değer hiç olmazsa. Ayrıca bu oyun için bir cheats yok mu ? Ayrıca Ordos ve Atreidesler Harkonenlerin altında kalmaya mahkum mu ? 3)K.G.B.'yi hayatında oynadın mı ?(Önceki hayatların hariç) Açıklamasını yazarsan sevinirim. 4)C&C 15 HD'ye değer mi?(Sonu Dune 2'ye benzemesin) 15 HD olsa iyi sanırım bir de 8 MB ram istiyor. Sanırım bu oyun bana pahalıya patlayacak.Doğru mu ? 5)Eski den Omay diye bir eleman vardı. Ona ne oldu ? gerçekten kendi ağırlığı altında kalarak öldü mü? Niye eski tayfa devam etmiyorsunuz? Ayrıca oyunların yanındaki hikayeleri uzun tutsanız ve MAChbeth köşesi eskisi gibi sekiz sayfa A olsa ve benim mektubum kırpılmamış olsa ne iyi olurdu. » Bana tavsiye edebileceğiniz yeni oyunlar var mı ? (Adventure, strateji, futbol) 6)MK3 gerçekten 8 MB ram istiyor mu? Galiba yavaş yavaş çağın gerisinde kalıyorum. Yayın hayatınızda başarılar diliyorum. Ayrıca hepinizin yeni yılını kutlarım ve Tanrı Coca-Cola Company ve R.J. Reynold's Tobacco'yu korusun. Now start to play Simon 2. Giz ve Gutan MAC: Bu Ouad yoruldu be çocuklar. Artık Repair Bay'e dönmek istiyor ama dinleyen kim. Benim sonum bir Sand Worm'dan (hayat) olacak galiba. Neyse siz yolunuza devam edin. Üniversite çok basit bir formül işi aslında. Yumurta dayanmadan gerekeni yapıp kazanırsanız- göçtünüz. Yok sallamadınız giremediniz: duble göçtünüz. Tercih sizin. Yardım köşesiysek Green Bay Packers hücum hattı değiliz herhalde. 1) RAM'ın yeterli. Büyük bir ihtimalle oyunu çektirdiğin (sessiz söyleyin, burda yasak) yerin master'ı bozuktur. Ama şimdi gidip bunu söylersen büyük bir ihtimalle 'Yok, bizimki sağlam, senin bilgisayarın bozuk' derler. Nedendir bilinmez, anlaşılmaz bilgisayar piyasamızın anlaşılmaz bir kuralı. 2) Son demo yokluğunun acı bir süpriz olduğunun farkındayım. En azından Command&Conquer'e bıktıracak kadar demo koymuşlar. Cheats işine Mert bakıyor. Ona bir danışmakta yarar var. Biliyorsunuz (yeniler siz bilmiyorsunuz, not alın) ben oynaması eğlenceli, kafa çalıştıran oyunlarda cheat kullanılmasına karşıyım. Harkonnen'lerden ziyade bu tür oyunlarda bilgisayarın yönettiği tarafın her zaman bir avantajı oluyor. Bunu çok garipsememek lazım. Zamanla insan alışıyor. Bu da kaderin bir cilvesi. 3) Oynamadım ama bu sorunuz sayın I no'lu okuyucu Emre Çelikkol'a çok ideal bir fırsat vermiş oldu. Emre bak yazarsan yayınlanacağını garanti edebileceğim bir oyun. Genel istek üzerine diye bir de not düşeriz. 4) Aslında muhteşem oyun ama taraf başına 15'er görev olduğunu ve floppy versionunda sadece GDI görevleri olduğunu düşünürsek haliyle kısa (belki 1- 2 gün) içinde bitecek. Bu sizi çok çok korkutuyorsa (para durumları) Warcraft2 alın, orda hem daha fazla görev var hem de Dune2'den daha iyi. Bu arada acı bir uyarı yapmadan geçemeyeceğim, Command&Conquer 4MB'ta çalışmıyor, sadece çalışır gibi yapıyor. Ekran scroll'u insanı ağlatacak kadar yavaşlıyor, adamların çıkardığı bütün sesler özenle ve aheste aheste her seferinde hard diskten yükleniyor. Özellikle bir grup adamı beraber hareket ettirirken (yeni özellik) insana çay yapma, ayak tırnaklarını kesme, gazete okuma gibi hoş fırsatlar tanıyacak kadar zaman geçiyor. Alacaksan al, ama sonra 'ne ulan bu' diye hayal kırıklığına uğrama. 5) Bu dergi nasıl bu kadar ayakta kaldı zannediyorsunuz. Omay'ı beslemek kolay mı zannediyorsunuz? O masrafa dayanamazdık İşin doğrusu Omay'ın Game-Show'da olmamasının tek sebebi bir PC'si olmaması. Parantez içinde para durumu. Bir gün olursa elbet aramızdaki yerini alacak (yemeğini evden getirmek şartıyla). 6) Adventure dedin yaramı deştin, The Dig oynamak istiyordum ama fırsat olmadı. Gerçi senin CD- Rom'un yok herhalde. O zaman dediğin gibi Simon2 oyna, gerçekten komik esprili komik adventure bulmak kolay değil. Ya da Igor. Strateji deyince akla hemen (bugünlerde) Warcraft2 gelir. Ya da X-Com da olabilir. Futbol olarak da Fifa96 (sadist miyim nedir, o da CD). Bu oyun o kadar güzel (ve benim bilgisayarım da o kadar yavaş) ki ilk gördüğümde bir süre inanamadım. Floppy olarak herkesler Sensible World of Soccer oynuyor. 7) Valla billa istiyor galiba. Almak da lazım gibi geliyor bana. Aslında upgrade yolunda atılacak en yararlı ilk adımlardan biri RAM. Çoğu oyunda (mesela Command&Conquer) ve programda (özellikle 3D ve Windows altı çalışanlar) farkı fark edeceksiniz (reklam gibi oldu, Intel Inside, hatırlat Kamer reklamı hazırlamam lazım).Bu arada hepinize (yeniler ve eskiler) duyurulur, uzun yıllardır anormal bağımlısı olduğum kola ve nikotin maddelerinden tamamen (3 haftadır) arınmış bulunuyorum. Bana hatırlatmayın, söylemeyin, ruhsal dengemle oynamayın, gözüme göstermeyin zaten derin iradevi (denir mi acaba) çabalarımdan dolayı çok sinirliyim. WESSEN HUND IST DAS? Sevgili MAC, Ben seni 64'lerden beri takip eden hayranlarından biriyim (Bu laf artık çok klasik oldu) Ama bugüne kadar sana tek bir mektup yazmadım. Bunu tek nedeni üşengeçliğim. Ama artık tembelliğe paydos. İşte ilk mektubum. Ben senin işlerinin kesat olmasını her ay dergiyi dolduran tam çözümlere bağlıyorum. Millet takıldığı yerleri bu yazılana bakarak geçiyor. Onun içinde kimse yüzüne bakmıyor. Bence bu duruma bir editör olarak el atmalısın. Kıl olduğum başka bir olayda şu strateji oyunlarındaki save-load davası. Mesela, Panzer General oynuyom. Kapışmadan önce bir save çekiyom. Savaşırken iyi bir birliği kaybedersem. Haydee Load.Futbol menejerliği oyunlarında aynen böyle. Bu işe bir çözüm bulmalı. Sen ne diyon? Sence X-Com'mu döver Panzer General' mi ? İkisi de turn'lü ama birinde adamları, birinde birlikleri yönetiyon Savaş 'Doomsday' AKYAVAŞ MAC: Sonunda yazmış olman bile benim durumunda. yeni okuyucular not alın ve altını çizin: Bu köşe mektupsuz olmaz, ibibikler öter ötmez tez mektup yazılacak, soru sorulacak, mümkünse *Derginizi ilk kez aldım ve çok beğendim' (bu da klasik) diye başlanacak. 1) Bu soru Türk usulü (tanıtımlı yerine kimsede manueller olmadığı için açıklamalı) bilgisayar dergileri ortaya çıktığından beri insanların kafasını kurcalıyor. Ben açıkçası uzun zaman düşündükten sonra piyasaya orijinal oyunlar hakim olana kadar çözüm ve açıklama vermenin yararlı olduğuna karar verdim. Şu durumda bir oyun için güzel, konusu şöyle, alın ya da almayın' deyip geçmek bence pek manalı değil. Çünkü zaten en baba oyun bile üç kuruş paraya alınabiliyor haliyle bizim yapacağımız tavsiye okuyucuyu o kadar da derinden etkilemiyor. Onun yerine zaten herkesin alacağı kesin olan, ya da iyi olup da gözden kaçabilecek bir oyunu tam manasıyla açıklayıp herkesin oynayabilmesini sağlamak daha yararlı. Eğer oyunlar daha pahalı olsaydı (orijinal) ve alıp almama kararı her birimiz için hayati önem taşıyasdı o zaman diğer medeni ülkelerde olduğu gibi hafif tanıtımlı, bol yorumlu yazılar yararlı olabilirdi. Bir okuyucu kaynaksızlıktan SO6'yı ya da CAP'i oynayamayacağına bence çok bilmiş başka bir okuyucu çözümün varlığından rahatsız olsun daha iyi. 2) Aslında tehlikelere karşı save atmak kötü bir alışkanlık ama bazen şart olduğunun farkındayım. X- Com'dan bilirim, en baba adamın kalleş bir tuzakta kızarıp ölünce haliyle moralin bozuluyor ve load etmek istiyorsun. Ama öte yandan X-Com'u gerçek hayat ve görevleri günlük iş yükü kabul edersek (hastayım, biliyorum) ve gerçek hayatta kötü sürprizler ve büyük hatalardan kaçış olmadığını düşünürsek böyle yapmamak lazım değil mi? Bence yavaş yavaş bu kötü alışkanlığı bırakmaya çalış (bu laf bende çok kötü çağrışımlar yaptı, sinirlerim bozuldu, irade katsayım yükseldi). 3) Panzer General'i Şahin'den aldığım tüyo sayesinde bayağı bir oynadım. Benim şahsi görüşüm X-Com'un genel atmosfer ve adventure'ımsı hikaye akışıyla daha iyi olduğu. Ama bu iyi tarafları oyunu bir kez bitirince bir daha oynanmaması gibi kötü bir sonuç da doğuruyor (kararsız ipucu). DAS IST MEİN HUND. Selam MAC, 64'ler den kalma ender okurlarından biriyim. Apo abiyi zar zor ikna edip verdirdiğin Megadeth posteri, hala odamda, çalışma masamın karşısında, onun için özel olarak yaptırdığım önü camlı alüminyum çerçevesinin içinde ellerinden öper. 6 sayfa senin için az. Derginin mühim kişilerinden biri olduğuna göre, neden sayfa sayını arttırmıyorsun. Daha önce de sana yazmıştım (64'ler deyken) ama yayınlanmamıştı. Yine de okuduğunu bilmek bana yeter. Lafı uzatmadan tarihinde bir İlki daha gerçekleştiriyorum Ve sorularımı ayrı konu başlıkları altında soruyorum, Özel Sorular: 1) Almanya'ya neden gittin. (MAChmıdım, yiğidim, bizi bırakıp nirelere gettin) 2) Flashback'ın şifreleri sende var mı? 3) Fade To Black'ı oynadın mı? Oynadıysan 10 üzerinden kaç verirsin? Heavy Sorular: 4) Şu sıralar en çok neyi dinliyorsun? Herhalde Almanya'dan yeni bir şeyler almışsındır. 5) En sevdiğin gruplardan biri Megadeth olduğunu tüm kamuoyu biliyor. Peki ya diğerleri...? Özel soruları cevaplama mecburiyetin TABİ Kİ yok. İstediğin sorudan başlayabilirsin. Cevaplama süren sınırsız. Başarılar dilerim. Altan MESUT MAC: Yeni okuyucular bu muhabbetleri (64'ler, MAC Adventure, Apo Abi, Omay vs. vs.) anlamadığınızın farkındayım. Sizlere araştırma kaynağı olarak GameShow Ekim sayısını tavsiye ederim, orda MAC KUT'un nereden geldim, nerelere gidecem konulu açıklamasını bulabilirsiniz (Bkz. The MAC STORY “92 *95). Hikayenin geri kalanını GameShow'un diğer eski sayılarından bulabilirsiniz (pazarlama hilesi), ya da ka ÖYS'de arkeoloji yazıp Beşiktaş'ın çeşitli yerlerinde değişik süreler yaşadığım 6 evi ve beni istikrarlı bir şekilde kontrat bitince kovan ev sahiplerini araştırabilirsiniz. İyi çalış, gelecek ay Mektup 4, cevap 1'de sınav yapacağım (Intel Inside hatırlat bana, yeni okuyucuyu gevşek bırakmaya gelmez, hemen yayılırlar, işi baştan sıkı tutmak lazım). 1) Türkiye'de giderek Istanbul trafiğine benzeyen okul hayatıma bir autobahn ferahlığı getirebilmek için gittim (mi denir yoksa geldim mi denir acaba?) Farkındaysanız gitmiş (gelmiş) olmam Macbeth boyutunda bir değişiklik yaratamadı. Zaten akşamları ev ziyaretlerine gitmiyordum, uslu uslu her ay yazımı yazıyordum. Yani bence aynı teması sürdürmememiz için hiçbir sebep yok. 2) Demin söylemiştim, ben bu tür şeylere karşıyım, bu işlere Mert bakıyor diye, ama madem sen yıllar önce büyük çabalar sarf edip (Apo Abi'nin anlayışı da inkar edilemez) size sunduğum nacizane hediyem olan Megadeth posterinin kıymetini bildin Allah seninde ne muradın varsa versin. Abracadabra: Normal bölüm için :BANTHA , SHIVA, KASYYK, SARLAC, MAENOC, SULUSTI, NEPTUN. 3) Oynadım valla, hem de resim çalıp sayfa yapacağım diye başına oturdum, güzel grafik, iyi oyun sistemi, hoş senaryo, değişik görevler derken bir iki gece oynadım. Bence 10 üzerinden 9'u zorlar (Bakınız Ocak96 Sayı:11, Seçmece,Best of 1995) . Gerçekten güzel oyun, CD ya da floppy olarak, nasıl işinize geliyorsa alın, pişman Olmazsınız. Flashback'e de 5 çekeceği kesin. 4) Gayet kısıtlı (hahahoho, daha ziyade sıfırı bulan) bütçemle haliyle görüp de istediğim binlerce CD'nin hiçbirini alamadım (bir CD'nin 40 DM olması bunda anlaşılmaz şekilde büyük rol oynuyor) Şahin'le ahdımız olduğundan Faith No More'un The Real Thing'ini aldım (bir nevi adak mahiyetinde). Belki inanmayacaksınız ama bugünlerde Metallica'nın kara albümünü (ekonomik amaçlı nostalji), Jimmy Page'le Robert Plant'ın No Quarter'ını ve bir de Faith No More'un King for a Day'ini dinliyorum. 5) Sertten yumuşağa doğru gidiyorum: Exodus, Suicidal Tendencies, Testament, Metallica, Faith No More, Rainbow, Led Zeppelin, New Model Army, U2 Cranberries, The Cure. (Lütfen sertlik sırasını tartışmayalım isterseniz). UND MEİN HUND IST WEİSS Ah MAC Ahhh... Ben neler yapayım, ama çok değil 1,2 yıl önce bilgisayar dedin mi şöyle 486 SX-33 4 MB RAM 210 MB HD'li bir alet insanların hayallerini süsler, oturur. Dune 2, Monkey Island falan oynanırdı. Bir de şu günümüze bak. Oyunun “0”'sunu oynayabilmek 8 MB RAM 2x CDRom'dan başlıyor. Aslında eski günleri (çok ama çook) özlüyorum. Ne güzeldi Amigalarımız, Dergilerimiz
(64'ler, Commodore falan) vardı. Her çıkan yeni oyun her alette çalışır, hiçbir konfigürasyon (acaba doğru yazabildimi? ) sorunu çıkartmazdı. PC'ler de öyleydi ya şimdi? EMS, XMS, Base, 486/GW protected mode, memory error'ler arasında gebereceğiz. Merak ediyorum bu işin sonu ne olacak acaba? Bak ben hala sıkılınca Civilization oynarım. Hah aklıma gelmişken Civilization'un dosyalarından King TXT'yi açıp içindeki konuşmaları Türkçe yapmak acayip zevkli mutlaka deneyin. Şimdi bir konuya açıklık getirmeliyim. Acaba merak ettin mi? Bu arada yeni yıla girmişken geçen yılın en iyilerini (ve en kötülerini) seçtim. 1) Yılın En İyi Adventure! Full Throttle (Bence: Şaheser, müthiş klasik. MAC'ce: (Bu kısımları sen doldurur musun acaba?) 2) Yılın En Kötü Adventure: Lost Eden (Bence: Paramı keşke yeseydim.) 3) Yılın En İyi Stratejisi: Command and Conquer (Bence: İtirazı olan ya şimdi konuşsun ya da daha iyisi gelince konuşsun.) 4) Yılın En Kötü Stratejisi: Warcraft (Bence: Aslında galaksinin en kötü oyunu. Buna da şükretsin.) 5) Yılın En İyi Uzay Sim: Soruya bak yaa tabii ki Tie Fighter. 6) Yılın En Kötü Uzay Sim: Star Crusader (Bence: Peahi) / 7) Yılın En İyi Uçuş
Sim: F14 Fleet Defender Gold (Bence: Güzel grafikler) 8) Yılın En Kötü Uçuş Sim: Örnek bulamadım ama Tornado olabilir. 9) Yılın En İyi Yarış Oyunu: The Need For Speed (Bence: Abaneyy!) 10) Yılın En Kötü Yarış Oyunu: Car And Driver (Bence: Pöf?!!) 11) Yılın En İyi Platformu: Belki Jazz Jack 12) Yılın En Kötü Platformu: Belki Jazz Jack Rabbit. Ene) b yoruldum be yeter yazmıyom işte yeter bu kadar ama bir şey unuttum. Onur ödülü: David Braben'a Elite 3 ile Elite serilerine yaptığı ihanetten dolayı! Of bitti be. (Hayır ben bitmedim sıralama bitti.) Ahan şimdi sorular falan fıstık. 13) Hayır inanmıyorum! Amiga gitgide kalelerini kaybediyor. Eski Amigacıların bu kadar ümitsiz olması çok saçma. Ahan az bekleyin duyduğuma göre Escom Commodore firmasını almıştı ya yepisyeni grafik, hafıza ve hardware destekli bir Amiga geliyor. (belki-inşallah-) Fakat yine de doğru düzgün bir CD desteği olmadan sonuç C128 veya A 1200/30 gibi olabilir. A 14) Bir arkadaşın bilgisayarı zart zurt kapanmaya başladı. Acaba benzini mi bitti? 15) Macbeth 10, yok yok 25 sayfa olsun! (Yuh be!) 16) Geçen gün Rebel Assault 2'yi (o ara biri) gördüm. Grafikleri ve sesleri ve müzikleri ve duyunca tam kalp krizi geçiriyordum demo bitti. Abi oyun müthiş (olur inşallah). mm PS! Aaaa mektup bitti. Valla ben bu mektupta ne anlatmak istediğimi tam bilemedim ama neyse. Ayrıca Şubat tatilimde İstanbul'a gelip hepinizin başını ağrıtacağım. Bye. Serdar “Funny Bunny” ALDANMAZLAR, ANKARA MAC: Teknoloji ilerliyor netekim bu günlerde bende sık sık buradaki bilgisayarcımda duran Power Tower adlı devasa seksi alete bakıp bakıp iç geçiriyorum (satıcı benden kıllanmaya başladı galiba). Ben de insanım, benim de (auslander olmama rağmen) ıslak rüya hakkım var ama artık piyasaya ayak uyduramayacağım acı gerçeğini kabullenmiş bulunuyorum. Intel Inside, yavrum, özür dilerim, sen ne kara bahtlı bir çocukmuşsun ki, böyle fakir bir aileye düşmüşsün. Sana uzun zaman upgrade hayal ne yazık ki. 1) Gerçi ben geçen ayki Seçmece yılın oyunu tercihlerimi yapmıştım ama senin değişik (?) stiline kapılıp bir daha yapıyorum. MAC'ce En İyi Adventure: Netekim haklısın, Full Throttle. Biraz kısa olsa bile CD'den kalite akıyor. 2) Haho, demiştim, demiştim, dinlemedin di mi 3) İtirazım var. Bence C&C çok iyiydi ama kısa sürdü (benden duymuş olmayın, mission CD'si çıkıyormuş). Bence X-Com. İki tur oynadım, çok memnun kaldım. Herkese tavsiye ederim. 4) Anlaşılan bu kavga bitmez. Bence Warcraft iyi oyun. Şimdi sakin olun bir daha (umarım bari bu son olur) Dune2'den de daha iyi. Hiçbir konuda anlaşamamamız ne hoş değil mi. Yazar-okuyucu ilişkisinde Tansu-Mesut boyutu. 5) Haklısın Tansu'cum. Bence de çok güzel. Yalvarırsanız size secret mission'ları yayınlayacağım. 6) Ben size katılmıyorum sayın Yılmaz. Bu ödülü Inferno bütün hücreleriyle hak ediyor. 7) Bakın efendim bence US Navy Fighters'a haksızlık ediyorsunuz. Ben öksüzün, yetimin, simulasyonun hakkını kimselere yedirmem. — | 8) Eğer biraz çaba (bayağı, en az ÖYS kadar) harcarsan aslında güzel oyun. Bence Dawn Patrol. 9) Olabilir, utanmasam haklısın dicem. 10) Sayın Başbakan Super Karts'ı unutuyor galiba. Peki ya Cyber Bikes'a ne demeli. Bir rezalet şaheseri. 11) Tam uzman değilim ama galiba Alaaddin iyiymiş (Mary Ann öyle diyoo) 12) Bence BMC (uzman değiliz dedik ya işte). 13) Şimdi size Amiga'nın vatanından canlı update yapıyorum. Şu anda Almanya'da sıfır bir 4000 bulmak hemen hemen imkansız gibi. Escom Shop olduğunu iddia eden yerler bile sorunca 'yakında' diye sallıyorlar. Ama PC dergilerinde bile “Amiga: Back for the Future' diye garip ilanlar çıkıyor. Bu da iyiye işaret (mi acaba?). 14) Benim de başıma gelmemiş olsaydı kötü espri deyip geçerdim ama bu dertten çok çektiğimden derin araştırmalar sonucu öğrendiklerimi size de aktarayım. Soğuktan olabiliyor (son kaldığım evde ısıtma lüks sayılıyordu), saç kurutma makinasıyla mainboard'a bir süre masaj (fazla alıştırmayın, şımarıyorlar) yapınca düzeliyor. Ya da Istanbul'un (sen Ankara'lısın ama olsun) bazı semtlerindeki voltajın düşük olması bilgisayarları sapıttırıyor. Monitörle kasayı başka prizlere bağlamayı, ya da başka insanların uyuduğu saatlerde açmayı deneyin. Olmazsa taşının. 15) Sen böyle mektuplar yazmaya devam edersen (lütfen et) anca o kadarı yeter herhalde. 16) Ben hiç beğenmedim (grafikler hariç). Hala oyun gözüyle bakmayı başarabilmiş değilim, bana kocaman bir slideshow gibi geliyor, ama Emin çok beğenmiş. Intel Inside, yeni okuyuculara kapıyı göster, sonra yazıyı kaydet. Çocuklar, gözden ırak olduğumu biliyorum, gönülden de ırak olmama izin vermeyin. Tez vakitte para biriktirip (3-5 ay) modem alıp sonra biraz daha para biriktirip (bir iki ay da ona sayın) CompuServe'e abone olursan Internet'te de buluşuruz inşallah. Intel Inside, göz yaşlarımı sil. Murat'Auslander'ADANÇ Köyiçi Cad. Şair Leyla Sok. Mutlu Han 16/14 80690 Beşiktaş, Istanbul — | |