64'ün Demoları
Geçen ay yazımın sonunda, bir dahaki sefere demoların en sefillerini anlatacağımı söylemiştim hatırlarsanız. Ama şöyle bir düşündüm de kötü demoları anlatmanın ne anlamı var! İyileri gördükten sonra sıradan demolara bile tekrar bakmıyorum ben. Bu yüzden diğer tüm demoları gariban gösterecek bazı üstün eserlerden bahsetmek istiyorum. Genelde yazılarda takip ettiğim sistem de biraz değişecek bu yüzden. Önce bir grubu tanıtıp sonra demolarını anlatmayacağım bu sefer. Çünkü tanıtacağım demoların hepsi de farklı gruplar tarafından hazırlanmış. Elimde zaten birer demosu olan bu gruplardan şöyle bir bahsedip demoları anlatmaya girişelim şimdi:
Vision: Çoğu grup hem AMIGA'da hem de 64'te aktif olmasına rağmen üyeleri her iki sistemde de en iyi programcılardan oluşan az sayıda grup vardır. Vision da işte bu gruplardan biri; hem AMIGA hem de 64'te bu gruptan iyi demolar çıkıyor. Burada anlatacağım demo ise grubun 64'teki son demosu olan “We Can Do Our Own”, “Kendi Başımıza”,
Fairlight: Yine hem 64 hem de AMIGA'da başarı gösteren bu grup daha çok korsan programlar ve kırıcılık alanında çalışır. Arada bir demo yaptıklarında da sıkı bir ürün ortaya koyarlar. Burada son ürünleri olan “Legoland”, bölüm isimleri Lego oyuncaklarının tiplerinden alınarak bütünlüğü sağlanmış bir demo.
Camelot: Pek adı duyulmamış olan bu grupta çok az sayıda üye var. Ancak olanlar yetiyor; Glasnost adlı programcı oldukça başarılı, grafikerleri de oldukça güzel çizimler hazırlıyor. Tanıttığım demoları ise “The Unnamed Demo”, “İsimsiz Demo” adıyla sürülmüş piyasaya. Şimdi gelelim demolara:
We Can Do... Demonun ilk kısmında karşımıza çıkan efekt AMIGA'da çok uygulanan bir yöntem. Ekranda sinüse bağlı olarak sallanan 7 çift çubuktan oluşmuş bir dalgalanma var. Aslında mantığı çok da karmaşık olmayan bu sistemin anlatılması gerçekten zor. Flex sistemiyle uzatılmış grafik ekranında bir tür gerçek zamanlı animasyon yapılmış. Ama siz kafanızı çok yormayın. Bu efektin üzerinde sprite'lardan oluş-
muş bir logo border'da swing hareketi yapıyor, düz geçen scroll mesajlarından artık bahsetmiyorum bile. Demonun ikinci bölümünde ekranda dev bir renkli sinüs dalgası görülüyor. Karakterlere renk verilerek ve dither denen tonlama sistemi kullanılarak hazırlanmış bu bol renkli efektin üzerinde ise 16 sprite'tan oluşan bir circle scroll var.
Üçüncü bölümde programcı Houbba tüm hünerini göstermiş: Tamamen border üzerine kurulmuş bu bölümde birbirinden ilginç efektler var. Ekrana ilk olarak, daha önceleri de çok kullanılmış bir grafik olan, firavun geliyor. Ancak bu grafik sallanarak ekranın her iki yan border'ından da kenara kadar gidiyor. Bir süre sonra ekranın üst kısmında büyük bir border scroll geçmeye başlıyor, burada yazan tek şey VİSION ama yine de scroll. Bu scroll en sola kadar gitmiyor, çünkü biraz daha bekleyince ekranın sol tarafını kaplayan bir border-tech-tech-up-down scroller başlıyor. Daha önce anlattığım tech-tech sistemi burada sprite üzerinde uygulanmış; bir scroll mesajı yukarı kayarken bir diğeri aşağı kayıyor. Firavun resmi de bu mesajların altına kadar giriyor. Yani oldukça göz doldurucu bir bölüm. Ama bununla da bitmiyor: eğer bölümü izlerken sola ok tuşuna basarsanız datasetinize taktığınız bir kasedi bilgisayarınızdan digitize edilmiş olarak dinleyebilirsiniz. Dördüncü bölüm ise evlere şenlik. İlk anda ekranda basit bir logo üzerinde sprite'lar ve bir scroll mesajı görüyorsunuz. Ancak bir süre sonra şimdiye kadar 64'te yapılmış en iyi plazma efektini görebilirsiniz. Fli-graph sistemiyle hazırlanan bu bölüm benim en çok beğendiğim bölümlerden biri. Daha önceleri mega-dycp'lerden ve dypp'lerden bahsetmiştim ama beşinci bölümde bir MEGA-DYPP var. Yani tüm ekranda boyunda dalgalar halinde geçen ve her bir pikseli ayrı y koordinatına sahip bir scroll. Demonun en sıradan bölümü olan altıncı bölümde yukarı doğru sprite'ların kaydırılmasından oluşmuş iki scroll var. Bunun yanında ekranda 3x4 karakterlik bir dycp scroll'da bulunuyor. Yedinci bölüm yine oldukça üstün tekniklerin kullanıldığı bir parça. Fli ve border sprite'ları bölümdeki ana özellikleri anlatmaya yeter. Aslında bu demoyu anlatmak pek mümkün değil, görülmesi gerekiyor. Demonun son bölümünde ise bir logo bulunuyor. Bunun üzerindeki satıra da bir kaynaktan harfler püskürtülüyor. Ortaya çıkan efekt çok hoş.
Legoland: Fairlight'ın demosu basit bir logo içinde basit ama hoş bir renk geçişiyle başlıyor. İkinci bölümde iki kademeli bir animasyondan sonra demo başlıyor. AMIGA'da çok yaygın olarak kullanılan ray-trace sisteminin 64'te uygulanması mümkün değil. Ama bu bölümde önce gölgelendirmeli bir FLT logosu görünüyor. Daha sonra camdan olması düşünülecek büyük bir küre etrafında dönen daha küçük küreler görülüyor. Animasyon olarak elle hazırlanmış olduğunu sandığım bu grafik belki de AMIGA'da hazırlanıp 64'e alınmıştır, ama pek sanmıyorum. Daha sonra ekran düzeni değişiyor. Küre animasyonu ekranın üst kısmında x ve y eksenlerinde swing ederken rengi değişiyor. Bunun altındaki Fairlight logosu üzerinde multiplex halinde bir mesaj dolaşıyor. En altta ise bir scroll mesajı var. Dördüncü bölümde yine ışıklandırmalı olarak hazırlanmış bir animasyon var. Hazır karakter seti olarak tanımlanmış bir grafik olduğundan bunun animasyonu istenildiği kadar hızlı olabilir. Sonraki bölüm Vision'ın ilk bölümündeki tekniğin başka bir uygulaması: grafik ekranı üzerinde flex yapılarak çeşitli efektler elde ediliyor. Ve bunun üzerinde iki renk bandı ve bir de scroll var. Ekranın alt tarafında ise üç boyutlu görüntüsüne sahip bir logo bulunuyor. Altıncı bölümde ise dypp ve techtech tekniklerinin birleşimi olan bir efekt var, Floffy olarak adlandırılan bu sistemde ekranın ortasında kocaman bir alanda logosu sağa-sola-yukarı-aşağı sallanıyor, eğiliyor ve bükülüyor. Yedinci bölümde programcı artık herkesin yeni bir raster tekniği kullanarak bir efekt bulduğunu ve artık gerçek programcı kalmadığından yakınıyor. Bu yüzden de hiç zamanlama yapmadan bir bölüm hazırlamış. Burada x ve y'de sinüsle sallanan bir bob scroll, aynı ekran parçasında star field ve bir logo kullanmış. Programı incelemedim, ama gerçekten dediği gibi hiç raster kullanmamışsa programcıya helal olsun. Demonun son bölümünde ise arka arkaya gösterilen MÜKEMMEL üç tane Fli-graph resim var.
LAST
The Unnamed Demo: Camelot'un demosunda ilk bölümde fazla hareket yok. Zaten burası sadece bir intro. Bir grafik ve hangi bölümü kimin programladığı gibi bilgilerden sonra esas bölümler geliyor. Bir animasyon karesinde (yani saniyenin 50'de birinde) 111 bob ekrana yerleştirilir ve animate edilirse bunun sonucu oldukça etkileyici olur. Daha sonra bu boblar bir scroll mesajı halinde dü-
TREK THE HILL
İLA zenlenirse, bu izleyiciyi daha da etkiler. İşte Glasnost'un başarısı... Demonun ikinci bölümünde uygulaması daha önce sadece bir kez yapılmış olan bir plazma bulunuyor. Renkler merkezlerden yayılarak birbirleri içine geçiyor ve bakmaya doyamıyorsunuz. Üçüncü bölümde Fairlight'inki kadar büyük bir ekran parçasında yer almayan, ama sinüsü daha büyük olan bir flotty var. Seçilen grafik ve renklendirilmesi sayesinde bir alev parçası gibi görünen bu efekt çok etkileyici. Ekranın üst kısmındaki logo da sözü edilmeye değer doğrusu. Bir sonraki bölüm başladığında bir mesaj ekranı çıkıyor karşımıza. Bu mesajda sonraki efekt hakkında bilgi veriliyor: şimdiye kadar yapılmış en büyük zoomer! Mesaj ekranındaki logo da mükemmel hazırlanmış. Zoomer sistemini daha önce anlatmış olmalıyım, ama yine de şöyle bir değinelim. Programcının dediği gibi bu şimdiye kadar yapılmış en büyük zoomer. Yani mesajlar sonsuz uzaklıktan gelerek tüm ekran boyuna kadar büyüyor hatta ekrandan büyük duruma da geçiyor. Tüm ekran dediğime dikkat edin, çünkü tüm border'lar kalkıyor. Bu arada büyüyen mesajlar sabit olarak büyümüyor. X ve y eksenlerinde esneyip sıkışabilen yazılar bir yandan dönüp ekrandaki pozisyonlarını da değiştirebiliyorlar. Demo çok renkli olarak hazırlanmış bir barış işaretiyle sona eriyor. Aslında birkaç demodan daha bahsetmek istiyordum ama onları gelecek aya bırakmayı uygun gördüm.
Doğal bilimler alanında çalışırken çoğu kez deneylerden elde edilmiş ölçüm sonuçlarını incelememiz gerekir. Bunlar, örneğin bir x değerine karşılık gelen y değerleri olabilir. İşlemlerin basit olarak gerçekleştirilmesi için x değerine karşılık gelen y değerleri olabilir. İşlemlerin basit olarak gerçekleştirilmesi için x değerlerinde hata bulunmadığını varsayalım. Eğer zamanlar veya belli sıcaklıklar gibi düzgün bir değişken, x ekseninde yer alıyorsa bu koşul zaten sağlanmış olacaktır. X ve y arasında bir bağıntı belirlemek için basit olarak şu formül kullanılır:
yaax4tb
Bu bağıntı doğrusaldır, bu yüzden sonuçta çizilecek olan grafik de bir çizgiden oluşacaktır. Ancak x değeri x(s) gibi bir değişken olarak tanımlanırsa, beklenen y değeri elde edilmez; belli bir hata değeri oluşur:
a*x(s) * b-yls)
Biz; ölçülen değerlerimize bağlı bir doğrusal fonksiyon belirlemeye uğraşırken, bulacağımız a ve b değerleri hataların kareleri toplamını minimum yapacak düzeyde olmalıdır:
sum(a*x*(5) * b-y(s))'— min
X ve y arasında kesin bir bağıntı olmayacağı, ancak istatistiksel (ortalama) bir bağıntı sağlanabileceği için, sağlanan bağıntı bir korelasyon katsayısına da bağlıdır. Bu katsayı xy çarpımlarının x*y toplamına bölümü olarak hesaplanır ve r ile temsil edilir. Bu değer 1'e ne kadar yakınsa yapılan işlem de o kadar doğru olmuştur. Burada verilen kısa program verilen formüllere bağlı olarak bir doğrusal regresyon işlemi gerçekleştirir. Katsayıları hesaplar ve hesaplanan değerlerle gerçek değerlerin karşılaştırmasını da yapabilir. Doğrusal olmayan regresyonlar da yapılabilir. Burada fonksiyon doğrusal hale dönüştürüldükten sonra işlem yapılır ve değerler ona göre hesaplanır. Örneğin üstel bir fonksiyon ile işlem yapıldığında sonuçta logaritmik bir grafik elde edilir. Bu durumda değer noktaları arasında eğrisel bir bağıntı vardır.
Olasılık Hesapları
Karmaşıklıkları yüzünden hesaplayamadığımız olaylara random (rastsal) olaylar de- Bu olayları genel kurallara uydurmak için sürekli uğraşılır. Piyango ve rulet gibi oyunlarda kazanmak için sistemler geliştirilmeye çalışılır. Bu uğraşlar o kadar ileri gitmiştir ki kıyılarında gerçekten bilim adamlarının işine yarayacak sistemler de vardır. Bu sistemler özellikle sosyal bilimler alanında yaygın olarak kullanılabilir. Doğal bilimler alanındaki olaylara belirleyici bir gözle yaklaşıldığında, random olayların kökünde yatan karmaşık koşullara matematiksel olarak bakmanın oldukça avantajlı olduğu farkedilir. Eğer incelenen olay tamamen belirli koşullara bağlı ise, artık bu olay bir hale gelir ve random olmaktan çıkar. Eğer bir zar atış işlemine bakarsak, zarın atılması belirli bir koşuldur ancak zarın hangi sayıyı göstereceği tamamen rastsaldır. Rastsal bir olayın karateristik özelliklerinden bir sonucu sağlayan koşulların belirlenmemesidir. Olasılık hesabı yapmak random olaylara matematiksel bir açıklama sağlamaktır. Eşit olasılıklı temel olaylar sonucu gerçekleşecek bir A olayının olasılığı için Laplace tarafından getirilen açıklama şöyledir: A'nın geçerli değerleri P(A) - A'nın mümkün dğerleri. Eğer birbirinden bağımsız olmayan A ve Bolayları için bir olasılık formülü istenirse iki olayı da kapsayan yeni ve simültane bir. kriter getirmek gerekir. B olayının olasılığıgın P(B) Oolmaması sonucuna bağlı olan
A olayının olasılığı “koşullu olasılık” olatak adlandırılır ve P(A/B) olarak temsil edilir. A(2), ... A(n) olaylarının herbiri bir Bolayıyla beraber gerçekleşiyorsa, B olayıgan olasılığı, olasılık hesabının çarpımı kurahıyla verilir ve buna toplam olasılık denir:
n DA isi
B'nin olasılığı, bir de B olayının gerçek- Teşmesi koşuluyla hesaplanabilir ve buna Bayes formülü denir.
ET Di
Örneğin, bir bilgisayar mağazasına girdiniz diyelim, Burada hem kopya hem de orijinal program satıyorlar. Teleteknik tarafından hazırlanmış bir program seçtiğinizde bu Keşan kopyalanmış olması ihtimali neir?
| Oyun Değerlendirmesi: COMMODORE 64 DİSK
Grafik 9 Konu : 410 Zorluk " Efektler/Müzik : 9
9
Genel
Can Yalçın erek ki bu kış aylarının bir hikmefi var, tüm yılın en İyi 64 oyunları neredeyse şu geçtiğimiz 3 ay içinde çıktı, Her elime geçen oyun bir başka eğlenceli ve güzel çıkıyor, Aslında bu olay disk sürücüsü olanlara bayağı yariyor. çünkü genelde onlara hitap ediyor, ama daha ve güzel grafikli oyunların yapırrı tek parça oyunlar için mümkün değil, İşte sizlere son bir yilin en iyi platform oyununu açıklıyorum: Hudson Hawk (Eh. bu başlık adının altı. na yazdığıma göre bu oyun olacak herhalde, değil mi?) Bilenleriniz vardır. Hudson Hawk aslında geçen aylarda ülkemizde de gösterilen ve başrolünü Bruce Willis'in oynadığı filmin oyunu. Zaten hepimiz OCEAN'ın böyle ünlü lerin oyununu hemen piyasaya çıkarmasına alıştık değil mi? Kahramanımızi toplam 3. altbölümleri de sayarsak yaklaşık 15 bölümlü bir oyunda devamli koşturup ziplatacağız. Bu oyunun kesinlikle en güzel yanı. her dakika espri kokması. (Eh, Bruce Willis'in oyunu da böyle olur!) Artık hepimizin tanıdığı Dick Dangerous serileriniri papucu şe göre dama atıldı beyler! Oyunun 3 bölümünde de ünlü bil gin/sanatkar/idüşünür Leonardo Da Vinci'nin eserlerini elimize geçirmeye lışıyoruz. İlk bölümde aslında pek degerli olmayanı Sforta adındaki at hey: kelini bulup almamız isteniyor. Bu bölümü açıklamadan önce size biraz oyu nun oynanışından söz edeyim, Oyun ti pik bir platform oyunu ve az önce de belirttiğim gibi mükemmel bir örneği. Oyun ekranında sadece oynadığımız alan var, ne puan, ne kalan hak sayi mız. hiçbir şey görünmüyor. Herhalde södece oyuna korisanitre olmamız isten miş. tüm diğer bilgileri tuşuna bastığınız anda başka bir ekranda görebilirsiniz. Oyunda sadece hoplayıp lamak değil. Amacımız, oyunun bölümleri arasında ilerlemek için biraz da kafirnizi Mesela geçmemiz ge- Teken kapılara ulaşamadığımızda veya yolumuzu kapatan ateş püsküreri musluklara rastladığımızda oyunu bir bütün olarak ele almamız gerekecek ve bazı çözümler arayacağız. Oyun stasında bulduğunuz sandiklar size birçok yüksek engeli aşmakta yardım edecek. Ulaşılmadık yerlere çıkmanızı sağlayacaktır. Bunun yanınc 3 eğer yo: lunuza pervaneler, elektrik veya ateş kıran çıkarsa bunların kapatıldığı şafterleri aramanız gerekecek. Bu şalterleri ateş tuşuna bastığınızda fırlatacağınız top ile indirip kaldırabilirsiniz. Evet, oyunda tek yardımcımız sevgili toplarımız, ne bir silah, ne de bir bomba. İlginç değil mi? Her alt bölümü ta: mmamlamak için çıkış ya da deliğini bulmamız gerek. Bu çıkışları bul: mak zor değil, zaten oyun tek bir yöne doğru gidiyor. o yolun sonunda da çı: kiş kapısını Oyun birçok bakımdan brek dangorous'u andırıyor aslında. Mesela oyun ekranı sadece sağa ya da sola değil, yerine göre degişerek her yöne hareket oyunda asansörlerin bayağı yardımını göreceğiz Bazı bölümlerde ise neredeyse hiç düşman yok. ama çıkışa ulaşmak için biraz kafamızı çalıştırmaımız gerekecek. Zaten tüm olay sonunda sandıkların nasıl kullarılacağında biti yor. Eğer çevrenizde bir sandık varsa, yüzde 99'unu kullanmak zorunda günuz bir yer vardır! da her bölüme ayrı ayrı baka: lim. Birinct bölümde daha önce söylediğim gibi bir at heykelini bulmaya ça- Jışacağız. Burada dikkat edilecek bir şey hemen ilk alt bölümün sonundaki kapıya ulaşma sorunu. Zaten bunu geçmeyi başarırsanız, sandıklı her şeyi geçersiniz. Buradaki 2 sandığı ancak üst üste kaparsoniz çıkış kapısina ula: şabilirsiniz. Bunu başarmak için sandı. ğın biri le beraber hemen yanındaki asansöre binin. daha sonra yanınızdaki sandığı diğerinin üstüne itin. Böylece iki sandığın da üzerinden zıplayarak kapıya ulaşabilirsiniz, İkinci alt bölümde sizi zorlaycıcak olan tek şey lazerler gibi görünüyor. Lazerler hep aynı hareketi yapıyorlar, bunu ezberlediğiniz an onları geçmek pek sorun olmayacak, ancak bir problem var. Bu bölümde duvarda bazi kutucuklar göreceksiniz. Bunlar arasında İçeri sızmak isteyen düşmanlar için (bU düşman biz TUZİ) alarmını çalıştıran kızılötesi ışınlar. Bunlara yakalandığımız arı alarm veriliyor ve lazerler korkunç bir hızla etrafı taramaya başlıyorlar. Eğer daha önceden hareketlerini özberlediyseniz bu sizin için hiçbir problem ol mayacak ve “Hey, alarm verildiğinde tek yapabildikleri bu mu?” diye güle- Tek geçeceksiniz. Bu bölümde ayrıca koltukların yaylarından yararlanarak yüksek ziplayışlar yapabileceksiniz. En sonunda at heykelini kurtarınca bir son: raki bölüme geçiyoruz. Bu arada bu bölüm sonu grofiklerinin de tam anlamıyla mükemmel olduğunu belirtmem gerek. Eğer bir terslik olmazsa tüm 3 bölümde de kurtardıklarinızın resimlerini bu sayfalarda görmeniz gerek. İkinci bölümde ise Leonardo'nun THE CODEX adlı hikâyesini Vatikan'dan almamız is: teniyor. Bu bölümde biraz zı konuşturmamız gerek. Ah, az daha Unutuyordum, parmağınızı ateş tuşuna basıp çekerseniz top atıyorsuz. Eğer parmağınızı hemen çekmeyip ateşe basmayı sürdürürseniz yumruk atabili yorsunuz. Bu bölümün ikinci att bölü bir tür labirente giriyorsunuz. Pa: nik olmayın, yolların hemen hemen hepsi sizi çıkışa götürüyor. İlerki alt bölümlerde adam olayı yeniden yaşanıyor, ayrıca türlü türlü düşmanlar geliyor. Bunların arasında paten kayan pederler bile var! En son alt bölümde sonun: da almamız gereken hikâye bulunan bir tür tünele giriyoruz. Burada havada birçok taş var. Bu taşların üstünden zıplayarak hiç yere tünelin sonuna gitmemiz lazım. Aksi halde, her yere basışımızda hiköyenin üzerindeki demir parmaklık biraz aşağı iniyor, eğer biraz fazla basarsak ona ulaştığı mızda sadece parmaklıklar ardından bakmakla yetiniyoruz. Son olarak 3. bölüme geliyoruz. Burada ise kristal aynayı bulmamız gerek, ama bunun için altın yok lazım, aksi halde dünyanın ekonomik dengesi alt üst olacak. (böyle esas konuyu da öğren miş oluyorsunuz). Bu bölümde de devamilı bir kaleye tırmanıyoruz. Oyunu yapan adamların hayal gücüne hayran © kadar güzel ve esprili düşmantar yaratmışlar ki!. Bu bölümde Öyle ahım şahım zor bir şey yok, kangrular biraz fazla sinir ediyorlar, Yine topumuzu kullanarak düşmanları altediyor ve bölümün, aynı anda oyunun son savaşına geliyoruz. Burada 3 şalter göreceksiniz. Önce en alttakini kapatın, böylece diğer şalterlere giden yolu kapatan ateşi yoketmiş olacaksınız. ortadaki şalteri indirin ve açılan elektrikli korumalardan kristali alın, Burada biraz hızlı olmak zorundasınız. olarak elinizde kristal ile üçüncü ve son şalteri indirince bir kapı açılıyor. Duradan da bu ekranı terkediyoruz, oyun da bizi terkediyor, çünkü oyunu Ditiermiş oluyoruz. Bu oyun beni son aylarda en çok eğ: lendiren oyun oldu. Oyunun bir dakikası diğerini tutmuyor. Devarnlı değişen ortamlor. düşmanlar ve tehlikeler size “sıkılma” adlı kelimeyi unutturuyorlar Grafiklerin, özellikle son ekranlarının güzelliği büyülüyor. Hangi tür oyundan hoşlanıyor ölürsanız olun, bU Oyunu ka: çırmayın. Fazla zor olmaması ve joystick kabiliyetinin yanında bazı bulmacalarla kafanızı da kullandırıyor olması Oyuhun bir başka güzel özelliği. Bu dergiyi okuduktan sonra yapacağınız İlk iş boş disketinizi kaptığınız gibi en yakın bilgisayarcıya koşmak olsun. İşte büyük harflerle Bu oyun MÜKEM-MELİ MUTLAKA ALIN!
ON INC.
TA ATARI GAMES
Can Yalçın lime geçen yeni disketlerden birini drive'ima sokup directory'i aldığım da PİT FİGHTER ismini görünce gerçekten çok şaşırdım. PİT FİGHTER, arcade salonlarında çok sevilen, tamamen di. gitize grafiklerle yapılmış müthiş bir kavga-dövüş oyunuydu ve daha birkaç ay öncesine kadar bu oyunun da çıkacağı bile meçhuldu. Böylesine güze, tamamen digitize bir oyuna AMI-GA'nın bile yetersiz kalacağı düşünülüyordu, ama işe bakın ki sadece AMI
GA'da değil, C-64'de bile çıktı!. Bazıla- "C-64 artık ölüyor, bu bilgisayarın işi bitti” dediği bu emektar makina heplmizi bir kez daha şaşırttı işte!, Eveet, PİT FIGHTER'a hoşgeldiniz.. Oyunu açıklamaya neresinden büşbilemiyorum, çünkü bu oyun gerçeklen 64 standartlarına ve kapasitesine göre arcade versiyonundan yar pilmiş mükemmel bir uyarlama, Gerek orijinalindeki digitize grafiklerin C-64'de de kullanılmış olması, gerekse şu anda 64 dünyasının en iyi müzik grubu THE VIBRANIS tarafından yapılmış müzikleri, bU OYUNU yücelten ögelerden sadece ikisi. Diğerleri mi? Hey, acele etme: yin, işte oyuna biraz daha derinlemesine Oyunu yüklediğirnizde karşımıza Çıkan açılış ekranının ateş tuşuna basarak geçtiğimiz an, ekranda Üç tane boylu poslu adam beliriyor. BiriNCi adamımızın adı BUZZ ve kendisi profesyonel pankreascı. İkinci adı TY ve © da kickboxing dalında bir usta, Üçüncü ve son adamımızın adı ise KATO, kendisi üçüncü dereceden siyah kuşak sahibi. Bu 3 kişiden hangisini seçersek seçelim, bize düşman dayanmaz gibi geliyor, maaşallah hepsi o kadar hey: betli ki! Her neyse, istediğimizi seçerek esas hareketin başladığı 3 boyutlu oyun ekranina gelelim, Oyunun arcade veya AMIGA versiyonunu görmeyenler burada bayağı şaşıracaklar, çünkü olaylar © kadar gerçekçi yapılmışki, mesela siz ortada rakibinizle ölesiye kavga ederken çevrenizde hareketli bir in san topluluğu üzerinize bahis öynüyoör- Böylesine güzel bir ekran size resmen sokak ortasıda kavgü tığınız hissini veriyor. Joystick'inizi her yö: ne (çaprazlar dahil) çekerek birçok hareket mümkün. Oyunun boşında görünen 3 değişik karakterin kendilerine ait hareketleri ve özellikleri var. böylece oyunu her seferinde değişik kişilerle oynayarak sıkıntıdan siniz. Bu olaydan daha da güzeli. eğer yanınıza bir arkadaşınızı bulabilirseniz, İki kişi aynı anda oynamanız mümkün, Böylece bir takım kurarak ve oyun esnasında yardımlaşarak rakipleriniziri daho kolay hakkından ncak küçük bir ayrıntı var.. SİZ oyunu iki kişi oynarsanız, rakipleriniz de İkişer İkişer geliyor!. Zaten aksi hali adil olmazdı, değil mi? Oyun birçok bölümden oluşuyor ve her bölümde karşınıza bir öncekinden daha güçlü bir rakip (veya rakibel Evet, rakiplerimiz arasında kadınlar da var!) çıkıyor. Her İki bölüm sizin oynadığınız karakterin aynısı rakip olarak karşınıza Çıkıyor. Bu bölümler aslında bayağı zor ama bir tehlikesi yok, bunlar sadece bonus bödürnleri. yenilseniz de oyuna devam edebiliyorsunuz. Bu tür bölümlerde taraflardan biri karşı tarafı 3 kez yere düşürmek zorunda, bunu yapan taraf siz olursanız özel bir para atışı sağlıyorsunuz. Paraatışı? Oh, bunu da belirtinem gerek. Pit Fighter'da puan kullanılmıyor. Her şey para ile ölçülüyor (size oyunun ne kadar gerçekçi olduğunu söylemiştim!) Her bir rakibinizi mahvedişinizde veya bonus bölümlerini aştığınızda papara katılıyor. Her bölüm sonunda gösterdiğiniz başarı ve zalimliğe karşılık belirli bir para kazanıyorsunuz, ne kadar başarılı olduğunuzu bir tük yük taşıyıcı aracın öğreniyorsunuz. da geçtiği ekrana bakalım. Her şeyden önce, bu kavga ekranında siz, rakibiniz ve seyirciler haricinde birkaç eşya olabiliyor. Mesela yerde duran sandıklar, variller, sandal yeter, biçak ve sopalar size rakibinizi öltederken yardımcı olabilir. Yapmanız gerekeri bü tür nesnelerin yanına gelip yüzünüz onlara dönük şekilde durduğunuzda joystick'inizi dönük durduunuz yönün ters alt çaprazına çekip ateş tuşuna basmak. Böylece bu eşya- Tarı alabilir. sandık ve varilleri rakiplerinizin kafasına atabalir, biçak ve sopalarla onlara vurarcık daha fazla zarar vermeyi başarabilirsiniz. Çevrede görebileceğiniz bir başka nesne ise size enerji verecek olan POWER PILL, yani kuvvet hapları. Bunlar kavga sırasında ekranın herhangi bir tarafından aniden beliriyorlar ve eğer alınmazsa bir süre sonra da yok oluyorlar. Tüm bu alef ve eşyalar sizin yararınız için değil. Oyunun bir İlginç ve diğer oyunlarda pek rastlanmadık özelliği ise rakiplerinizin de bi. Ter beyni olması ve düşünebilmeleri. Yani tüm düşmanlarınız öyle kuru kuru Üzerinize gelmiyorlar, ortalıkta işe yorayacak bir eşya duruyorsa sizden evvel onlar alıp kullanmaya çalı-
Şıyorlar,, Kuvvet haplarını sizden evvel alabiliyor, sandıkları sizin kafanıza atabiliyorlar, Tüm bu olaylar Pit Fighter'a di. ğer aynı konulu oyunlar arasında büyük bir avantaj sağlıyor. Kavganın geç tiği oyun alanı normal ekrandan daha büyük olduğundan, sizin gittiğiniz bölüme doğru kayıyor. Bu yüzden her yeni bölüme geçtiğinizde ekrani şöyle bir gezip etrafınızda rakibinize za- Tar vermenizi sağlayacak bir öletin olup olmadığını kontrol edin. Kavga sırasın: da en höş olaylardan biri de şu., Eğer herhangi bir taraf diğeri tarafından yerte düşürülürse, kendini tek- Tar ayağa kalkana kadar rakibi tarayerde tekmelenebiliyor! Yani bu kavga cidden bayağı acımasız bir şey, eğer karşı tarafı düşürürseniz sakın boş davranmayın, hemen yanına gidip © acılar içinde kıvranırken tekmelemeye başlayın, böylece enerjisinden bayağı bir miktar düşürmeyi Başarabilirsiniz. Oyun ekranınızın üst tarafında her iki oyuncu için bilgiler var, Kumanda etti: giniz karakterin resmi, kazandığımız toplam paro, bizim ve o anda dövüştüğümüz rakibin enerjisi burada göstetiliyor. Oyunu oynayıp bölümleri teker teker geçtikçe arada sırada bölgenin şampiyonu ekranda belirip size mey- (dan okuyor. Tüm diğer rakipleri geçmebaşardığımız takdirde, bu şampiyon ve onu da yenmeyi başarırsaık mutlu son ve yeşil yeşil paralar bizi bekliyor. Oyunu öynürken genel olarak dikkat etmemiz gereken olaylar bunlar. Fazla karışık bir oyun değil zaten, ancak tahatlıkla diğer aynı tür oyunları arkada kadar güzel bir oyun Pit Fighter. Özellikle Joystick kontrolünün ra: oynanabilirliğin yüksekliği ve oyunun gerçekçiliği, bu oyunu hemen gidip en yakın bilgisayarcıdan almanızı gerektiriyor. Bu arada VİBRANIS'ın yaptığı ses efektlerine değinmeden geçe- Teyeceğim. Rakibinize vurduğunuzda çıkan © tok ses ve fışkıran kanlar hem kulağınıza, hem de gözünüze hitap ediyor. Bu yazıyı yazarken ortalarda bir yerde ara verip AMIGA'da Pit Fighter oy- Belki biraz taraf tuttuğumu düşüneceksiniz ama, inanın 64'deki o rahatlık ve akıcılık AMIGA'da yok. Tabli ki onun grafik ve müzikleri daha İyi, anccik unutmayın ki bir oyunda kontrol ra hatlığı yoksa hiçbir işe yaramaz. Sizi temin ederim ki, C-64'deki Pit Fighter bu konuda daha iyi. Her zaman ğim gibi, eğer bu tür oyunları severek oynuyorsanız, Pit Fighter sizin için kaçıtılmayacak bir oyun. 1992'nin bu İlk gebu yazımı tamamlarken sizlere bu Oyunu mutlaka edinin diyorum. Pişman