68040 SAVAŞ BAŞLIYOR

Piyasada şu anda 68040 hızlandırıcı kartlarından bir değil iki tane bulunuyor. RCS Management'iın Fusions-Forty adlı ürünü 25 MHZz'de çalışıyor ve üzerinde yardımcı mafematik işlemcisi de bulunuyor. Ayrıca 68030'da mantıksal olarak bulunan cache memory'de 68040'da fiziksel olarak yer alıyor. Bunun yanında lanım bilgileri ve data için dörder Kb'llık alanlar var. Bu alanların her ikisinde de istediğiniz anda erişim sağlayabiliyorsunuz. Kartın 20-27 MIPS'de çalışacağı öne sürülüyor. Kartın integer ünitesi, FPU'su, MMu'sui Bus kontrolörü ve bus snoper'i da bulunuyor RCS ürünlerinin RISC (reduced instruction set chip-azaltılmış tanımlamalı chip seti) değil de CISC (karmaşık tanımlamalı, chip seti) olduğunu belirtiyor. Ne yazık ki bu ürün biraz pahalı. Diğer bir ürün ise hünüz hazırlanma aşamasında olan Supra- Turbo 040. Bu kari da 25 MHz.de çalışıyor ve yine AKb'lık cache'leri var. Bu sefer her bir bölüm kendi içinde 64 alt kısma ayrılmış. Böylece DRAM erişim azaltıyor. Çok gerektiğinde yapılan bu erişimi insan farketmiyor bile, Kartın bir özelliği de floating point hesapları da yapabilen matematik işlemcisi. Ünite A3000'in yardımcı işlemci girişine takılacak şekilde dizayn edilmiş bir fiyatı rakibininkinden oldukça daha az.

REKLAMCILIK

SU

(sosyal ve bilimsel bir vakıf) bağlı olan Educational Media Division'ın (eğitim bölümü) yazılım yöneticisi Monica Bradsher biraz daha ileri giderek, “GTV”'nin (NGS'nin multimedia eğitim paketi) kullanıldığı yerlerde eğitim sistemi değişmeye başlamıştır.” demektedir.

Yeni Yerler Keşfetmek

Multimedia ile eğitim konususunda çalışanlar arasında yapılan bir araştırmaya göre multimedia eğitim alanında bir çok gelişmeler vaad etmektedir, ancak bu değişikliklerin ne olacağını şimdiden söylemek imkansızdır. Anekdot olarak sunulan raporlar çok heyecan vericidir ama şimdiye kadar ele somut bir örnek geçmiş değildir. i Eski bir öğretmen olan ve şu anda Apple Computer şirketinde yönetici olan Sue Collins, ““Multimedia o kadar yeni bir konu ki bu alanda fazla araştırma demektedir. Commodore'un eğitim bölümü yöneticisi olan Howard Diamond da Collins'in bu sözlerine katılmakta ve, “Multimedia ile eğitim konusunda şimdiye kadar çok az uygulama yapılmıştır.”” şeklinde bir yorum yapmaktadır. Ama Collins ve Diamond'un ikisi de teknolojinin bu alanda önemli etkileri olacağını kabul etmektedirler. “Öğrenciler yaratıcılıklarını destekleyecek bir şekilde eğitilecekler.” diyen Diamond, “Multimedia, öğrencilerin nasıl öğreneceklerini değiştireceği gibi daha önemlisi ne öğreneceklerini de değiştirecektir. Öncelikle multimedia ile eğitim programlarının nasıl bir sahnede ortaya konacağını düşünmeliyiz. Çok basitleştirmeden, iki uzak uç arasında kalan yelpaze üzerindeki öğretim şekillerini ve teorilerini ortaya koyabiliriz. Bir tarafta gelenksel yaklaşım vardır, ki burada öğretmen teoriteyi temsil eder, öğrenciler belli bir öğretim programını takip etmek zorundadırlar ve ağırlık bir takım öğretilerin sağlam olarak yerleşirilmesine dayanır. Diğer tarafta ise eğitimin deneysel olmasının ve bilginin öğretmen tarafından verilmesi yerine öğrenci tarafından kendiliğinden anlaşılması gerektiğini savunan yaklaşım bulunmaktadır. Maria Montessori ve John

Dewey gibi eğitimciler tarafından daha da geliştirilen bu yaklaşımda, toplum tarafından uygun görülen öğretmen üstünlüğü yerine öğrencinin doğal eğilimleri esas tutulmaktadır. Sizin de tahmin edebileceğiniz gibi multimedia ile eğitim programları araştırmaya dayalı bir sistemle çalışır. Bank Street College of Education adlı eğitim kurumu, öğrencilerin kendi araştırmaları ile öğrenebilmeleri yolunda ilk adımı, Palengue adlı programla atmıştır. Bu program bir Maya şehri içindeki gezintiden oluşmaktadır. ve DVI (digital video interactive-karşılıklı sayısal video alış-veriş) teknolojisine dayanır. Palengue'nin tasarımcısı Kathy Wilson, “Burada olan her şeyden,” yani programdan, “Araştırmaya dayalı gerçeklik Ama bu demek değildir ki, bilgisayar destekli her eğitim sistemi hümanist bir yaklaşıma sahiptir. Aslına bakarsanız CAI (computer assisted instruction -bilgisayar destekli tanımlama) adında da anlaşılacağı gibi gelenksel metoda dayanan bir sistemdir. NGS'den Monica Bradsher iki yaklaşım arasındaki farkı şöyle belirtilmektedir: “Bilinçli olmasa da kullanıcıları geleneksel fabrika tipi okul sistemini destekler. Onlara göre bilgisayar, hatasız olmayan öğretmenin yerini tutacak, hem daha sabırlı hem de daha ucuz bir eğitmendir.”

Bradsher, bunların tersine, ““hümanist yaklaşımı destekleyen bilgisayar meraklıları ise okul bilgisayarının sadece sanatsal veya araştırma amacıyla kullanılması taraftarıdırlar.”” demektedir.

Öğretmenler Ve Bilgisayarlar

Bradsher tartışmaya, “İki taraf da bilgisayarı öğretmeninin yerini alacak bir öge olarak görmekle hata ediyor.” diyerek devam ediyor. Yazara göre öğretmen, öğrencinin araştırarak öğrenmesi sürecinde bir yol gösterici rolünü üstlenmelidir. Gerçekten de multimedia ile eğitim uygulamaları ve CAI arasındaki en büyük fark, multimedia'da bilgisayarın az da olsa öğretmenin yerini alması ve esnekliğini gösterebilmesidir. Commodore'dan Diamond da, teknolojiler öğretmenlere yeni eğitim araçları sağlarlar ve bunlar öğretmenin eğitim stiliyle de kolayca uyuşmaktadır. Yeni sistemler öğretmenin önüne bir bilgisayar koyup, “Eski yöntemleri bırakıp, bunu demekten çok farklıdır”” demektedir. ““Ben bilgisayar şirketlerinin ve yazılım firmalarının yeni aletler üretmesinden yanayım. Öğretmenlere nasıl öğreteceklerini öğretmek benim işim değil.” Miltimedia ile eğitimin esas amacı öğrenciye yaratıcı ve araşurrmacı bir ortam sağlamakken, geleneksel yaklaşımı benimseyen öğret menler de multimedia'yı diğer görsel malzemeleri kullandıkları gibi kullanabilirler. Multimedia kullanılarak bir filmin tam istenilen kareleri gösteri - | lebilir, bu yöntem lerin eskiden beri kullandıkları film şeritlerinden çok daha çekici olacaktır.

Bu senaryoda bir tek multimedia yetenekli bilgisayar bir öğretmenin tüm ihtiyaçlarını karşılayabilir. Bu CAJI sistemiyle tam bir kontrast oluşturmaktadır. CAL sisteminde ise bilgisayar öğrenciyle teke tek çalışma durumunda kalacağı için her öğrenciye bir bilgisayar sağlamak çok zor olacaktır. NGS'den Bradsher, “Tek bir bilgisayarı tüm bir sınıf için verimli olarak kullanabilirsiniz” demektedir.

Ama bu alandaki potansiyel çok daha fazladır. “Bence multimedia.

öğretmenlerin şu anda yaptıklarını da desteklemektedir.” diyen Apple'dan Collins'e göre multimedia, aynı zamanda yeniden şekillendirilmiş bir eğitim ortamı içinde, öğretmenleri yönlendirici, yeni kuşağı da aktif öğrenciler durumuna sokabilir. Bir çok eğitmenin gözünde bu aktif çalışma ortamı multimedia'nın sağladığı en büyük olanaktır. NGS'den Bradsher da, “Öğrencilerin aktif olarak çalıştıkları zaman daha iyi öğrendikleri fikrinde yeni bir şey yoktur. Hatta değişik öğrenim şekillerinin üstünlüğü de tartışılmaz.” denilmektedir. Multimedia'nın en büyük avantaji bu iki yöntemi de, öğrencileri en yüksek düzeyde hareketlendirerek, birleştirmesinde yatar. Bradsher, bu yöntemi tercih etmelerinin sebebi öğrencilerin kendilerini kaptırmalarıdır. Bu televizyon kuşağı, böyle bir ortam içinde en yüksek verimlilikle demektedir. “Multimedia bilinci değişik yöntemlerle uyarladığı gibi genç çocuğu farklı konularda ve içeriklerde bilgilendirir. İnanıyorum ki gelecekte multimedia ile değişik duyu organlarının işlevi arasında bir korelesyon bağıntısı bulunacaktır.” diyen de Apple'da okul öncesi eğitim bölümü sorumlusu Yolanda Jenkins'tir. Scholastic Inc.'den Walter Koetke de multimedia'daki görüntü özelliğinin çok önemli olduğunu vurgularken, “Hafızamıza giden yol duygulardan geçer, multimedia da duygulara bağlı görüntüler için potansiyel sahibidir”” demektedir. ““Görüntüler hemen herkes için hafızaya giden en keskin yoldur.” Apple'da multimedia ile eğitim bölümünde çalışan Margo Nanny de aynı fikre katılmakta ve görselliğin eğitim üzerindeki etkisini vurgulamaktadır. “Bence görüntüler, problemler için zihni modeller oluşturabilirler...

Eğer görüntüler gerçek dünyadan izlenimleri öğrencinin önüne getirirse, öğrenci bunlarla lise yıllarında daha kolay başa çıkacaktır.” “Bu teknolojinin en önemli özelliklerinden birisi de zaman ve mekanı değiştirebilmesidir. Sistem çok hızdi çalıştığı ve öğrenciyi de kendi içine aldığı için, öğrencilerin sorması istenen sorulara hemen ulaşılabilir.””

San Francisco'da görev yapan ve eğitimde multimedia kullanan iki öğretmen, Robert Campbell ve Patricia Hanlon da öğrencilerin bu yöntemle daha aktif olduklarını belirtirken, media öğrencilerin koşulları canlandırmasına büyük ölçüde yardımcı olmaktadır. Bu da çalıştıkları konuya bir önemlilik katmaktadır. Daha önce konunun önemli olduğunun vurgulanması gerekiyordu, ama artık öğrenci konunun önemini kendiliğinden anlıyor” demektedirler. Eğitimde ses ve görüntünün önemi bir çok eğitimci tarafından vurgulanmaktadır. *“*Eskiden yazıya hakimiyeti öğrettiğimiz gibi, şimdi öğrencilere video görüntülerini ve ses parçalarına hakimiyeti öğretiyoruz. Bu onları gerçek hayata hazırlıyor” diyen Collins'e Nanny de katılıyor ve, “Bilgi parçalarıyla uğraşırken görüntünün önemi çok büyüktür. Gelecek yüzyılda eğitim alanında mültimedia'nın önemi tartışılmaz olacak” diyor. Burada anlatılan tüm yöntemlerden sonra multimedia eğitimdeki standartları değiştirecek gibi görünüyor. Teknolojinin bu uygulaması hiç kuşkusuz eğitime yeni bir boyut kazandırıyor. Ama asıl gereken çok fazla heveslenmeden önce bu alanda daha kapsamlı ve bilimsel çalışmalar yapmaktadır. Örneğin, bu yöntemle öğrenciye gereken tüm yolları açıyor muyuz? Yoksa birini açarken, başkalarını mı kapıyoruz? Öğretmenin bu tür bir sistemdeki rolü olmalıdır? Ve en önemlisi, acaba okullar böyle pahalı bir yatırım yapmaya girişecekler mi? Bunlar hep cevap bekleyen sorular. Umarız ki bu yöntemleri uygulayanların sayısı artar ve üreticiler de değişik olanaklar ve yollarla karşımıza gelirler.