CHAMBER OF SHAOLIN
Oyun firmalarının Commodore 64 zamanından bu yana yapmadığı spor ve dövüş oyunu kalmadı. Kimi zaman; 'Hayır sonunda bunu da mı yapmışlar!' bile dedik. İşte bu oyunda ona benzer bir şey. Çoğumuz küçükken 'SHAO-
TUNÇ DİNDAŞ
LİN TAPINAKLARI ile ilgili karate filmleri seyretmiştir. Tapınaklara gelen gençler belli odalardaki testlerden geçerlerdi. Bu testlerin sonucunda bir mevkiye sahip olan SHAO-LİN rahibi olurlardı. Bu oyun işte o tapınakların zamanında geçiyor. Şimdi aklıma gelen tek söz! Dünün küçükleri seyretmişti, bugünün küçükleri bilgisayarda oynuyor. Şimdi oyunumuza geçelim. Oyunumuz dört kademeden oluşuyor. Her kademede başka yönlerimiz deneniyor. Şimdi başlayabiliriz. Hazır mısınız? Birinci kademede inip kalkan tahta direklerin üzerinde düşmeden sağa ve sola hareket etmeliyiz. İlk önce altında işaret bulunan direğin üzerine gelmeliyiz. Daha sonra işaretin yeri değişecek ve biz yine işaretin üstündeki direğe kadar ilerleyeceğiz. Bunu belli bir süre yaptıktan sonra ikinci kademeye geçmeye hak kazanıyoruz. İkinci kademe daha zor. Bu kademe ise iki yandan su akan bir odada başlıyor. Burada suyu kesen mekanizmayı çalıştıran iki düğme sol ve sağ üst köşede bulunuyor. Ortada duran çubuğun yanına gelin ve çubuğa düzenli olarak vurmaya başlayın. Bir süre sonra çubuk hareket etmeye başlayacak ve yukarıdaki düğmeye dokunup birinci tarafın suyunu kapatan mekanizmayı harekete geçirecek, Öteki taraf içinse yine aynı hareketi yapın. İlk defasında başaramayacaksınız ama bir süre denedikten sonra başarılı olacağınıza eminim. Üçüncü kademe güç denemesi. Burada bir süre tahta kırmamız gerekiyor. Tipik joystick düşmanı bir kademe. Belli bir zaman içinde joystick'i ne kadar hızlı sağ ve sola hareket ettirirsek güç kazanıyoruz. Ne kadar güçlü olursanız daha iyi ama iş güçlü olmakla bitmiyor. Bir de tahtaya elimizi ortalamalıyız.
—
:
ne
,
Kollarınızda derman kaldıysa oyunun son kademesine hazır olun. Başlangıç tipik karate dövüş sahnesine benziyor. Bu kademede rakibimizi yenmeliyiz. İyi tekniklerle bunu rahatlıkla başarabilirsiniz. Oyunu iki kişi oynamanızı tavsiye ederim. Oyunun AMIGA'dakine hiç benzemediğini söyleyebilirim. Commodore 64'teki CABAL ise AMIGA'dakinin aksine coin-op'tan çok iyi konvert edilmiş. Bunlara rağmen oyunun grafikleri ve müziği çok iyi. Arşivinizde bulunmasını tavsiye ederim. Başarılar.
Hiç de çok çok eski olmayan zamanlarda, Los Angeles denilen şehirde bir çift yaşardı. Erkeğin ismi Ken, kadınınki Roberta idi. Roberta eğlenmek amacıyla adventure oyunları oynarken, Ken küçük bir ofiste büyük şirketler için gelişmiş muhasebe programları yazıyordu. İşte gerçek bir adventure böyle başladı. 70'li yılların sonunda, bilgisayarlar için hazırlanan adventure oyunlarında, herhangi bir çizim veya grafik bulunmaz, oyun yalnızca Text'ten oluşurdu. Oyuncu bilgisayarın çıkardığı bir paragrafı okur ve ona karşılık bir veya iki kelimelik bir cevap verirdi. İlk adventure'lardan biri olan Colossal Cave, ünlü Massachussets Institute of Technology'de (MIT) yazılmış ve kısa bir süre içinde bütün belli başlı bilgisayarlar için piyasaya çıkmıştı. 1979 yılında Colossal Cave, Microsoft tarafından Microsoft's Original Adventure adıyla, Apple tarafından Apple's Original Adventure adıyla yayınlandı. Colossal Cave gibi tipik ve basit
King's Quest'i hazırlayan Sierra ekibi 40
Hakan 'The Polyp' Özkan adventure'larda senaryoya göre bilgisayar size birkaç paragraf içinde karakterin ne gördüğünü, gayet detaylı ve bol tasvirli olarak anlatırdı. Yine Colossal Cave'den bir örnek verelim: “You are walking down a long dark passage with cold water dripping from the walls. Ahead you see an ugly troll, carrying a battle axe. He is coming towards you!!” Yani duvarlarından su sızan, karanlık bir geçitten aşağıya doğru ilerliyorsunuz. Önünüzde, baltalı ve çirkin bir troll size doğru yaklaşıyor. Acemi bir oyuncu burada “take axe” (baltayı al) diyebilirdi. O zaman Colossal Cave'in basit parser'ı bu emri değerlendirir ve size şöyle bir cevap verir: “Too bad!! The nasty troll swung the axe and hit you in the head. You are now dead.” (Kısaca baltayı kafanıza yediniz). Sonuç olarak her şey yazıyla yapıldığından oyunlar tekdüze bir hal alıyor ve oyuncuyu sıkıyordu.
İLK GRAFİK ADVENTURE
1980 yılında Roberta ve Ken Williams, daha çekici bir şeyler gerçekleştirmeye karar verdiler. Başlangıçta yalnızca bir aile eğlencesi veya bir hobi olarak düşünülen bu projenin kısa zaman sonra ikisinin de hayatlarının bir parçası olacağını bilmiyorlardı. Roberta senaryo ve detaylar üzerinde çalışırken, Ken programcılığı üstlendi ve ilk grafik adventure olan, Mystery House, bu çiftin mutfak masası üzerinde doğdu. Siyah-beyaz grafiklerden ve text'ten oluşan Mystery House, Agatha Christie'nin Clue (ipucu) adlı romanının ve aynı adlı kutu oyunun birleşmesinden oluşmuştu. Oyunda kendinizi Viktorya İngiltere'sinde terkedilmiş bir köşkte 7 ayrı dedektifle birlikte buluyorsunuz. Amacınız, ipuçlarını değerlendirerek gizlenmiş mücevherleri bulmak. Siz macerayı yaşarken, diğer meslektaşlarınızın cesetleriyle karşılaşınca, katili bulmak da boynunuzun borcu oluyor. Mystery House'daki grafikler ünlü Sierra Quest'lerinde olduğu gibi perspektif değildir. Karakteri odaların içinde görmez, odaları karakterin gözünden görebilirsiniz. Oyunun grafikleri basit, parser'ı ise bir veya iki kelime anlayabilen kısıtlı bir parser'dı. Ken ve Roberta bu oyunu o kadar önemsiz buluyorlardı ki, yalnızca bir bilgisayar dergisine küçük bir ilan vermekle yetindiler. Artık $24.95 veren her maceracı, Mystery House'un orijinal bir kopyasını Apple II'sinde oynayabilecekti.
VE ON-LINE
Bu olayların hepsi IBM'in PC'yi tanıtmasından önce olmuştu. Yani çok az insan kişisel bilgisayarların geleceğinin nasıl muhteşem olacağını tahmin edebiliyordu. O yıllarda Apple ve TRS/80 piyasadaki tek kişisel bilgisayarlardı. Mystery House bu zayıf piyasada herkesi şaşırtacak bir başarı kazandı ve 10.000'den fazla satıldı. Sonuçta şirket mutfak masasından profesyonel stüdyolara kadar terfi etti. Birkaç ay sonra bu işin bir garaj hobisinden çıkıp, başlı başına bir iş olmaya doğru gittiğini anladılar ve Los Angeles'tan Coarsgold-California'ya taşındılar. Böylece Yosemite Ulusal Parkı'nın eteklerinde Sierra On-Line kurulmuş oldu. Çok geçmeden üç yeni adventure, en çok satanlar listelerinde hızla tırmanmaya başladılar: The Wizard and The Princess, Mission Asteroid ve Time Zone. Bunların birincisinde bir prensesi şeytani büyücülerden, ikincisinde dünyayı hızla yaklaşan dev bir asteroidden kurtarıyordunuz. Üçüncü oyun Time Zone ise gerçekten çok enteresan bir oyundur. Bu oyunda dünya tarihinde zaman yolculuğu yaparak geriye dönüyor ve tarihi hataları düzeltiyorsunuz. Dolayısıyla karşınıza çıkacak paradox'larla uğraşmak oyunun çok sürükleyici geçmesini sağlıyor. 1300'den fazla ekrana sahip olan bu oyun Sierra'nın en büyük oyunu ünvanını hâlâ elinde tutmaktadır.
IBM şirketi yetkilileri, PC Junior modelini piyasaya sürmeden bir yıl önce Sierra'dan yeni bilgisayarlarının grafik özelliklerini gösterecek bir oyun yazmalarını istediler. Sierra On-Line 3 adet prototip Junior ve bol para alarak çalışmalara başladılar. 18 ay ve 700.000 dolar sonra Roberta ve altı programcısı görevi tamamlayarak bir klasik yarattılar: KING'S QUEST. King's Quest adventure tarihindeki ilk 3-D animasyonlu oyundur. Baş oyuncu-karakter Sir Graham, aynı çizgi filmlerde olduğu gibi çizilmiş ve hareketlendirilmişti. Ekranda hareket edebiliyor, ağaçların arkasında kaybolup göllerde yüzebiliyor veya binalara girebiliyordu. Şimdi bizlere gayet normal ve önemsiz gözüken bu ayrıntılar o zamanlar macera peşinde koşanlar için inanılmaz bir atılımdı. King's Quest başarılı grafikleri ve ilginç senaryosuyla birçok kimsenin ilgisini çekince, Sierra Hollywood geleneklerine uyarak Mayıs 1985'te King's Quest 2'yi, Ekim 1986'da ise King's Quest 3'ü hazırladı. Her biri bir öncekinden daha detaylı ve gelişmiş olan bu oyunlar IBM ailesine mensup PC'lerde hazırlanmış ve sonra Amiga, Apple, Atari ve Tandy sistemlerine uyarlanmışlardır. Bu üç oyun tüm dünyada 700.000 satış yaparak Sierra On-Line şirketine oldukça fazla maddi olanaklar sağladılar. Bu destanın son üyesi olan King's Quest 4, Eylül 1989'da Amerika'da piyasaya çıktı. Sierra'nın tamamıyla yenilenmiş oyun işletim sisteminde hazırlanan bu programda ayrıca fon müziği ve yüksek çözünürlü grafikler kullanılmıştır. Bugün Sierra On-Line'da 100'ün üstünde, farklı yeteneklere sahip insan çalışıyor. Oyunların senaryolarının çoğu hâlâ Roberta Williams'a gelen ilhamlardan oluşmakta. Şirket oyunları artık seriler halinde geliştiriyor. Jim Walls'un hazırladığı Police Quest, Al Lowe ve Mark Crowe tarafından hazırladığı Leisure Suit Larry serisi, Scott Murphy'nin hazırladığı Space Quest yanında, Macneill'lerin hazırladığı Gold Rush'ı ve Manhunter'ları da unutmamak gerekir.
Şimdi bu diziler içinde en çok bilinen diziyi incelemeye başlayalım: King's Quest serisi. Not: Bu oyunları açıklarken, çok uzun oldukları için çözümleri vermekten kaçınıyorum. Yalnızca işe yarayacak ipuçlarını yayınlayacağım. Eğer oynarken takıldığınız yerler olursa bu sorunlarınızı adventure ipuçları köşesine yazabilirsiniz.
KING'S QUEST 1 (QUEST FOR THE CROWN)
Daventry adlı antik ülkede geçen bu oyunda dizinin kahramanı Sir Graham'ı yönetiyorsunuz. Edward isminde, birçok kişi tarafından ihanete uğramış bir krala yardım etmekle görevlisiniz. Çok iyi niyetli bir kral olan Edward, herkese güvendiği için ülkesi ve kraliyet için çok önemli olan üç şeyi kaybetmiştir. Bunlar: Bir mücevher sandığı, sihirli bir kalkan ve sihirli bir aynadır. Amacınız bu üç değerli eşyayı Kral Edward'a geri götürmek. Görevi başarmak için ülkenin her köşesini gezmelisiniz. Daventry küçük bir dünyadır. Doğudan batıya sekiz, kuzeyden güneye altı ekran uzunluğundaki bu ülkeyi, daha rahat çalışmak için dörde üçlük dört parçaya ayıralım. Bu bölgelere Bulutlar Diyarı'nı ve Leprechaunlar ülkesi'ni de eklersek inceleyeceğimiz altı bölge var demektir.
KUZEYDOĞU BÖLGESİ İÇİN İPUÇLARI
* Ormandaki kayayı inceleyin, altında bir şeyler bulabilirsiniz. * Nehir kenarında bulacağınız çakıllar, yüksek ama çok yüksek yerlerde çok işinize yarayabilirler. * Adada gördüğünüz o çirkin ve mor cisim bir besin maddesidir. Ona yüzerek gidemezsiniz ama Leprechaun'larla karşılaşmadan onu almış olmalısınız. * Küçük bir deliğe sahip olan o kaya bir giriş değildir, boşuna uğraşmayın. * Macerayı tamamlamadan şatoya giremezsiniz. İşlerinizi önce bitirin. * Bu bölgedeki en büyük bilmece adaya çıkmaktır ama buradan ona çıkamazsınız. * Üç hazineyi bulsanız bile, Kral Edward'a karşı anlayışlı olmanız gerekebilir.
KUZEYBATI BÖLGESİ İÇİN İPUÇLARI:
* Oduncunun kulübesindeki balta ve su pompası şeytani programcılar tarafından sizi uğraştırmak için hazırlanmış önemsiz cisimlerdir. Bunlarla kafa patlatmayın. * Kulübede köşelerden uzak durun ve her şeyden önce cazibenizi kullanın. * King's Quest'teki en büyük bilmece ihtiyar büyücünün adını bilmektir. İlk tahmininiz muhtemelen doğru olacaktır ama yine de bu tahmini biraz ileri götürmelisiniz. (Oyunu bitirmek için bunu bilmeniz gerekmez; yalnız tam puan isteyen gerçek maceracılar bununla uğraşmak zorundalar.) * Elmaslar bir maceracının işine daima yararlar. Bulamadıysanız geri dönün ve arayın.
GÜNEYDOĞU BÖLGESİ İÇİN İPUÇLARI
* Ormanda arasıra bir el belirip, kaybolabilir. Bundan korkmanıza gerek yok; hatta yardım bile alabilirsiniz. * Kurt, Ogre, Troll, Dwarf, Witch ve Sorcerer kötü çocuklardır. Dikkat edin. * Dağa geldiğinizde orada bir kapı göreceksiniz. İçeri girmek için başka bir yol kullanırsanız daha çok puan kazanırsınız. * Bölgedeki iki ağaçta da bol bol altın bulabilirsiniz. Tabii bulamayadabilirsiniz. (hehe!) * İyi şeyler, küçük kahverengi paketlerde gelirler. * Sebzelerinizi yemeyi ve dört ayaklı mahluklara göstermeyi unutmayın.
GÜNEYBATI BÖLGESİ İÇİN İPUÇLARI
* Bölgedeki evde sihirbazın ismiyle ilgili yararlı bir ipucu bulabilirsiniz. * Mağaranın dışı hava almak için güzel bir yerdir. Bir sorunla zıplamayı deneyin. * Hansel ve Gretel'i bilir misiniz? Onların cadıya yaptıklarını siz de evin sahiplerine yapabilirsiniz. * Kaynağın dibine inmek iyi bir gezinti olabilir. Ama ihtiyacınız olan her şey yanınızda değilse son gezintiniz olacağından emin olabilirsiniz. * Bunun için ipi kullanabilir veya başka bir şeyin içine girebilirsiniz. (???) * Son olarak bir gözünüz mutlaka Trifollum'un üzerinde olsun.
BULUTLAR DİYARI (LAND OF CLOUDS) İÇİN İPUÇLARI:
* Buraya nasıl gelirseniz gelin çok dikkatli olmalısınız. Bulutlarda yürümek tecrübeli oyuncuların işidir. * En garip şeyleri ağaçların merkezlerinde bulabilirsiniz. * King's Quest sabırlı insanların oyunudur. Silahlarınızı kullanmak için acele etmeyin.
LEPRECHAUNLAR ÜLKESİ İÇİN İPUÇLARI:
* Mağaradan çıkışın yalnızca bir yolu var ve o yol sizin girmek için kullandığınız yol değil. * Taht odasından yalnız iki şey alabilirsiniz.
ZARARLI AMA ENTERESAN İPUÇLARI (DENEYİN, GÖRÜN)
* Kayanın önünde durup, hareket ettirin.
FRANKENSTEİN: Eğer evden çıkamıyorsanız koltuğa oturup bekleyin. Bir süre sonra kahramanımızın babası gelip, kapıyı açacaktır. NEVER ENDING STORY: Kapıyı açtırmak için sihirli sözcüğü kullanın: Lütfen deyin.
ADVENTURE İPUÇLARI
* Şatonun etrafındaki hendekte ferahlayabilirsiniz.
* Büyük fareyi beslediniz mi? * Ejderha yolunda yürüyebilirsiniz.
- Gelecek ay yazımıza King's Quest 2'den devam edeceğiz.
flower''ın yerini söyleyecektir. FUTURE WARS: Manastırdan çıkmak için: Rahibe içki içirip üzerinden alacağınız uzaktan kumanda ile mahzendeki fıçıyı açıp ışınlama odasına girebilirsiniz. Gizli kapıyı açan fıçı merdivenin üstünde duran
QUEST FOR THE HOLY GRAIL: Tavşanı geçebilmek için bombayı kullanabilirsiniz. COLOR OF MAGIC: Eğer gardiyanla konuşursanız size “two fıçıdır.
Adventure sorunlarınız için adresimiz: Hakan Özkan-Kalamış Fener Cad. 21-6 İstanbul
Eski