Commodore sayı 50, sayfa 40

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 40

Hiç de çok çok eski olmayan zamanlarda, Los Angeles denilen şehirde bir çift yaşardı. Erkeğin ismi Ken, kadınınki Roberta idi. Roberta eğlenmek amacıyla adventure oyunları oynarken, Ken küçük bir ofiste büyük şirketler için gelişmiş muhasebe programları yazıyordu. İşte gerçek bir adventure böyle başladı. 70'li yılların sonunda, bilgisayarlar için hazırlanan adventure oyunlarında, herhangi bir çizim veya grafik bulunmaz, oyun yalnızca Text'ten oluşurdu. Oyuncu bilgisayarın çıkardığı bir paragrafı okur ve ona karşılık bir veya iki kelimelik bir cevap verirdi. İlk adventure'lardan biri olan Colossal Cave, ünlü Massachussets Institute of Technology'de (MIT) yazılmış ve kısa bir süre içinde bütün belli başlı bilgisayarlar için piyasaya çıkmıştı. 1979 yılında Colossal Cave, Microsoft tarafından Microsoft's Original Adventure adıyla, Apple tarafından Apple's Original Adventure adıyla yayınlandı. Colossal Cave gibi tipik ve basit

King's Quest'i hazırlayan Sierra ekibi 40

Hakan 'The Polyp' Özkan adventure'larda senaryoya göre bilgisayar size birkaç paragraf içinde karakterin ne gördüğünü, gayet detaylı ve bol tasvirli olarak anlatırdı. Yine Colossal Cave'den bir örnek verelim: “You are walking down a long dark passage with cold water dripping from the walls. Ahead you see an ugly troll, carrying a battle axe. He is coming towards you!!” Yani duvarlarından su sızan, karanlık bir geçitten aşağıya doğru ilerliyorsunuz. Önünüzde, baltalı ve çirkin bir troll size doğru yaklaşıyor. Acemi bir oyuncu burada “take axe” (baltayı al) diyebilirdi. O zaman Colossal Cave'in basit parser'ı bu emri değerlendirir ve size şöyle bir cevap verir: “Too bad!! The nasty troll swung the axe and hit you in the head. You are now dead.” (Kısaca baltayı kafanıza yediniz). Sonuç olarak her şey yazıyla yapıldığından oyunlar tekdüze bir hal alıyor ve oyuncuyu sıkıyordu.

İLK GRAFİK ADVENTURE

1980 yılında Roberta ve Ken Williams, daha çekici bir şeyler gerçekleştirmeye karar verdiler. Başlangıçta yalnızca bir aile eğlencesi veya bir hobi olarak düşünülen bu projenin kısa zaman sonra ikisinin de hayatlarının bir parçası olacağını bilmiyorlardı. Roberta senaryo ve detaylar üzerinde çalışırken, Ken programcılığı üstlendi ve ilk grafik adventure olan, Mystery House, bu çiftin mutfak masası üzerinde doğdu. Siyah-beyaz grafiklerden ve text'ten oluşan Mystery House, Agatha Christie'nin Clue (ipucu) adlı romanının ve aynı adlı kutu oyunun birleşmesinden oluşmuştu. Oyunda kendinizi Viktorya İngiltere'sinde terkedilmiş bir köşkte 7 ayrı dedektifle birlikte buluyorsunuz. Amacınız, ipuçlarını değerlendirerek gizlenmiş mücevherleri bulmak. Siz macerayı yaşarken, diğer meslektaşlarınızın cesetleriyle karşılaşınca, katili bulmak da boynunuzun borcu oluyor. Mystery House'daki grafikler ünlü Sierra Quest'lerinde olduğu gibi perspektif değildir. Karakteri odaların içinde görmez, odaları karakterin gözünden görebilirsiniz. Oyunun grafikleri basit, parser'ı ise bir veya iki kelime anlayabilen kısıtlı bir parser'dı. Ken ve Roberta bu oyunu o kadar önemsiz buluyorlardı ki, yalnızca bir bilgisayar dergisine küçük bir ilan vermekle yetindiler. Artık $24.95 veren her maceracı, Mystery House'un orijinal bir kopyasını Apple II'sinde oynayabilecekti.

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.