Yazılım Korsanları

Gary V. Fields Çeviri: İbrahim Trik'in iddia ettiğinin aksine birçok kurbanı olan bir suç. Bu iş uzun vadede tüm bilgisayar kullanıcılarının zararına ve 1990'lı yıllarda yazılım şirketlerinin varlığını tehdit edebilir. Korsanlığın olmadığı bir dünyada yazılım şirketleri yatırımlarının karşılığını alabilir ve kullanıcılar da daha düşük fiyatlarda copy-protected olmayan kaliteli yazılım bulabilirlerdi. Bu konuyu araştırdığımız süre boyunca karşımıza şu gerçek çıktı: Yazılım şirketleri koruma önlemlerini gevşettikçe korsanlıkta da bir azalma gözlemleniyor. Bir tahmine göre bugün piyasada ve dolaşımda olan yazılımların neredeyse yarısı yasal olmayan yollardan elde edilmiş. Yazılım koruma donanımları geliştiren bir şirket olan Rainbow Technologies'in ileri sürdüğüne göre tüm dünyada 3.5 milyar dolar değerinde yazılım satılmış ama aynı süre zarfınca korsanlık yüzünden uğradıkları zararın tutarı 3 milyar doları buluyordu. Diğer suçlardan farklı olarak yazılım korsanlarının çok azı bu işe maddi kazanç sağlamak için giriyorlar. Genellikle yazılım korsanları yaptıkları işte onursuz bir şey görmüyorlar -onlara göre yaptıkları ellerindekini paylaşma cömertliğinden başka bir şey değil. Ya yaptıkları işin sonucunu fark edemiyorlar ya da görmemezliğe geliyorlar ama gerçek şu ki korsanların faaliyetleri yazılım şirketlerine her yıl milyonlarca dolara patlıyor. Ama verdikleri zarar bununla

Yazılım korsanlığı, taraftarlarla da sınırlı kalmıyor. Yaptıkları yazılımlarını yasal yoldan edinen müşterileri de daha az seçenek, daha yüksek fiyatlar ve copy protection şeklinde olumsuz olarak etkiliyor. Söylemesi üzücü ama, korsanlık bilgisayar jargonunun kullanıldığı her yerde çok yaygın. Yerel kullanıcı gruplarının toplantılarından, bilgisayar şovlarına kadar birçok yerde yasadışı olarak edinilmiş kopya teklifleriyle karşılaştım. Yazılım hırsızlığına yönelik bu gevşek yaklaşımın bilgisizlik ve düşüncesizlikten kaynaklandığını düşünebiliyorum ancak.

Onun için önce yazılım korsanlığının

ne olduğu, ortalama bir korsanın nasıl faaliyet gösterdiği üzerinde durmak, sonra da bu işin önüne nasıl geçilebileceği konusunda bazı öneriler ortaya atmak istiyorum. Kendisiyle konuştuğum herkes yazılım koleksiyonları ve onu elde ediş biçimlerinden, sanki yaptıkları komşunun bahçesinden elma kopartmaktan farksızmış gibi rahat bir biçimde söz ediyorlardı. Bu işi izinsiz yaptıklarını biliyorlardı ama yayıncıların bunu fark etmeyeceğini ya da aldırış etmeyeceklerini düşünüyorlardı. Ama bu konuda bir yazı hazırladığımı söyledikten sonra tavırları değişti ve konu hakkında daha ağzı sıkı olmaya ve konuyu değiştirmeye başladılar. Bu konuyu yazarken işe önce kendi vicdanımı yoklayarak başladım, onun için ilk önce kendi suçlarımı itiraf etmeliyim. İlk C64'ümü edindikten sonra yazılım almak ailemin bütçesini zorlamaya başlamıştı. İlk yıl boyunca ihtiyaç duyduğum oyun ve iş yazılımlarını alabilmek için her ay ortalama 100 $ kadar harcıyordum. Bu 1989 yılında o kadar çok gelmeyebilir ama 1982 yılında arabanın aylık masrafından daha çoktu. Bu yüzden bir arkadaşım bana arcade oyunlarıyla dolu bir disket verdiğinde nefsime hakim olamadım. O sırada yapılabilecek en akıllıca iş gibi görünmüştü. Ama kendimi bu konuda rahatlatmak için bulduğum hiçbir özür ve gerekçe işe yaramadı ve sonuçta disketi silip oyunları unutmaktan başka çarem kalmadı.

Bir Korsan Nasıl

Yazılım korsanlarının tek bir formatı olduğunu düşünürseniz yanılırsınız. Aralarında her tür insan var. Öyle görünüyor ki, bir dükkandan cebinde çalınmış bir saatle çıkmayı aklından bile geçiremeyecek pek çok kimse yazılım hırsızlığı konusunda hiç tereddüt geçirmiyor. Yazılım hırsızlarının çoğu birden fazla bilgisayara sahip ve araçlarını işten çok eğlence için kullanıyorlar. Her biri en azından üç bilgisayar dergisine abone ve sistemleriyle her gün üç beş saat geçiriyor. Birçok durumda gayet cömert oluyorlar ve ellerine geçen her disketin kopyasını çıkartmakta hiç tereddüt etmiyorlar. Bunların dışındaki tek ortak noktaları bilgisayara olan düşkünlükleri ve korsan yazılım biriktirmek için buldukları özürler -bunlar genellikle aynı özür olmuyor.

ve sonra bu bir tiryakilik haline gelebilir. Önemli olan, edinilecek nesne değil, hiç sona ermeyen bir koleksiyonu genişletmek ihtiyacı haline gelir.

“Yazılım Alırken Ağzım Çok Yandı”

Korsanların kullandığı bir gerekçe de sahip oldukları yazılımın, özellikle oyunların pek çoğunun yalnızca bir kere kullanıldığıdır -sadece neye benzediğine bakmak için. Denenmemiş bir arcade oyununa 30 dolar yatırmanın bir kumar olacağını ileri sürüyorlar.

Böylelikle yasadışı olmasına karşın korsan yazılım toplamanın bir ürünü almadan önce denemek için en iyi yol olduğunu düşünüyorlar. Aynen böyle yapan biri var. Bir programı deneyip beğendikten sonra yasal bir kopya alıyor. Bu yola mali zorunluluklardan ötürü başvurduğunu söyledi. Bir kere işi için 200 $ değerinde bir data almış ve bir ay kadar boğuştuktan sonra tanıtımında iddia edilen özellikleri taşımadığını ve üreticilerin başından beri bildiği önemli hatalar olduğunu keşfetmiş. Şirkete başvurup boşu boşuna durumun düzeltilmesini istedikten sonra korsanlığa başlamış. Bu yolla Superbase Professional'ın korsan bir versiyonunu denedikten sonra bunun aradığı database olduğuna karar vermiş ve dağıtımcıdan yasal bir kopya satın almış.

Korumalarını Kırmak Heyecanlı

Bir Spor'”

Bazı kırıcılar bu işi bir oyun olarak görüyor ve kırdıkları programdan çok kırma işlemiyle ilgileniyorlar. Elinizdeki bir programı kurcalamamak için hiçbir yasal neden yok ama kırıcıların çoğu bu işi eğlence olarak değil, başkalarının kopya çıkartmasını kolaylaştırmak için yapıyorlar.

Yazılım Kime Ait?

Bir yazılım programının yasal sahibi yalnızca elindeki tek kopya üzerinde bir hakka sahiptir. Yazılım üzerindeki haklarınız herhangi bir başka mülkiyet üzerindeki haklarınızdan fazla değildir. Programlarınızın kendiniz kullanmak üzere bir kopyasını çıkartabilirsiniz. Eğer arkadaşınızla yazılım değiş tokuşu yapmak istiyorsanız kendinize bir kopya sakladığınız sürece mesele yok. Birçokları yazılımlarına hamile bir kedi muamelesi yapıyorlar. Orijinalini elde tutup yavruları (kopyaları) arkadaşlarına dağıtmak istiyorlar. Hırsızlıkla yardımseverlik arasındaki sınır da burada aşılıyor. Arkadaşınızın programınızı bir iki gün için denemesini istiyorsanız mesele yok, ama orijinal çok zaman onun evinde “hamile” kalabiliyor. Aslında yazılım üreticileri potansiyel alıcılara arkadaşlarının ürünlerini tanıtmasından çok hoşnutlar; tatmin olmuş bir müşteriden daha iyi bir satıcı yoktur. Electronics Arts şirketinin kurucusu ve başkanı olan Trip Hawkins yazılım korsanlığının mali ve hukuksal yönleri konusunda ciddi endişelere sahip. “Açık konuşmak gerekirse yazılım korsanlığı çok ciddi bir sorun” diyor. “Bazı kullanıcılar yazılım kopyalarını paylaştıklarında yasayı çiğnemiş olduklarının farkında değil, ama diğerleri yaptıklarının ne anlama geldiğini gayet iyi biliyorlar. Biz gelecekte de etkinliklerimizi sürdürmek istiyoruz ama korsanlık sanayinin sonunu getirebilir. Bir örnek vermek gerekirse bizim One-On-One oyununu ele alabiliriz. Bu oyunun 300.000 kopyasını sattık ama piyasada dolaşan 1.000.000 yasadışı kopyanın olduğunu tahmin ediyoruz. Belki elinde yasadışı kopya olanların tümü bunu bulamasalardı yasal bir kopya almayacaklardı ama en azından yarısı alırdı.”

Yazılımınızı Satabilir misiniz?

Özellikle iş alanında çalışan bazı yazılım şirketleri müşterilerle ürünün mülkiyetini değil, kullanma lisansını devrettiklerini belgeleyen bir anlaşma yapıyorlar. Bu kısıtlamaların yasallığına karar verecek olan mahkemeler olmakla birlikte benim önerim bir kopya alıp satmadan önce üretici firmaya başvurup onların tavsiyesini almaktır. Yasal haklar söz konusu ise en güvenli yöntem harekete geçmeden önce sormaktır. Allahtan yazılım paketleri çokluk kullanıcıya böyle lisans kısıtlamaları olmadan satılmaktadır. Yazılıma sahipsiniz ve onu dilediğiniz gibi kullanabilirsiniz, programdan bıkar ya da yeni bir sisteme geçmek isterseniz onu satma ya da orijinalini bir başkasına devretme hakkına sahipsiniz. Yalnız kendinize bir kopya saklamanızı söyleyen şeytanı dinlemeyin. Nasıl otomobilinizi sattığınızda bir kopyasını garajında tutmanız mümkün değilse, yazılımınızı sattıktan sonra kopyasını saklamaya da yasal hakkınız yoktur. Aynı kaset ve videoda görülen yasal sorunlara benzeyen bir durum bu.

Korsan Yazılımlar Nereden Geliyor?

Korsanlığın tek bir yolu yok. Çokluk yasal kopyaya sahip olanların kopyalarını arkadaşlarıyla paylaşması biçiminde başlıyor. Daha da can sıkıcı bir gelişme de yasadışı yazılımı posta ile yollayan yeraltı ağları. Son yıllarda bunlar öyle örgütlü hale geldiler ki, katalog basıp abonelerine yollamaya bile başladılar. Başka yazılım korsanları da etkinliklerini yasal kılıflar içinde sürdürmeye çalışıyorlar. Bunu örneklemek üzere Trip Hawkins şunları anlatıyor: “Singapur'da bir şirket tüm telif yasalarını çiğneyen programlar satıyor. Kanada'da bir başkası programlar sunuyor. Kira süresi sona erdikten sonra programı silmeniz gerekiyor ama disketi geri vermeniz gerekmiyor. Yasadışı kopyalar çıkartıldığı muhakkak.”

Bedava Gerçekten Bedava mı?

Gençliğimde babamı spor bir araba almam için bana yardım etsin diye kandırmaya çalıştığım zamanı anımsıyorum. Boyası çok güzeldi ama motoru kötüydü. Ben dış görünüşe kapılmışken babam daha derinlemesine bakabildi ve alttaki hurdayı gördü. Gerçek ve sahte değerler arasındaki bu çeşit karşılaştırmalar yazılım korsanlığı alanında da geçerli. Korsan ürünler görünüşte çokluk cazip olmakla birlikte ikmayabiliyorlar. Şöyle açıklayayım: Korsanlık işine girecek olursanız eldeki yazılımların genellikle son versiyon değil beta versiyonu olduğunu fark edersiniz. Bu yazılımın işinin henüz bitmemiş olduğu anlamına gelir. Bazı özellikleri eksik olabilir, hatalar çıkabilir ve dökümantasyon çok azdır. Hataların yol açtığı sistem kilitlenmeleri ve hata kontrol rutinleri henüz programa eklenmediği için uğranılacak data kayıpları kullanıcıları programdan uzaklaştıracaktır. Bu iki nedenle üzücü. Birincisi zamanınızı ve belki de paranızı boşa harcamış olacaksınız, ikinci olarak da potansiyel olarak iyi bir program kusurları olduğu düşünülerek ortaya çıkacaktır. Bu durumla geçen yıl bir AMIGA kullanıcıları toplantısında karşılaştım. Ben Carrier Command II'nin bir demonstrasyonunu yapmayı teklif ettiğimde kalabalıktan biri programın kötü olduğunu söyleyerek protesto etti. Çok şaşırdım, çünkü bana göre bu şimdiye kadar çıkarılmış en iyi

AMIGA stratejik-arcade oyunlarından biri idi. Ben oyunu savunurken hatalarla dolu olduğunu iddia ederek itirazlarını sürdürdü. Sonunda ona dönüp bu program hakkında nasıl bu kadar çok şey bildiğini sorunca, bir aydır oynadığı yanıtını verdi. Oysa o sırada Carrier Command II çıkalı bir ay bile olmamıştı. Ona aynı oyundan söz ettiğimizden emin olup olmadığını sordum. Birkaç sorudan sonra eleştirilerinin bir beta versiyonuna dayandığını kabul etti. Onun hak ettiğini almasını dert etmiyorum. Beni üzen bu tür olumsuz yorumların etkisinde kalınıyor olması. Tümümüzün ilanlarda yazılanlardan çok kişisel deneyim ve değerlendirmelere kulak vereceğimiz açıktır. Ama beta versiyonuna dayanan yanlış değerlendirmeler yapıldığında bundan hem potansiyel alıcılar hem de yazılım üreticileri zarar görüyor. Üreticinin pazarı bu yüzden daralmış oluyor.

Virüsler ve Yazılım Korsanlığı

Dünyadaki tüm sistemleri tehdit eden bilgisayar virüsü salgınının farkında olmak için bilgisayar sahibi olmanıza gerek yok. Bu disket katillerinin yayılması öyle hızlı oldu ki, Business Week ve Time dergilerinde bile başyazı olarak işlendi. Henüz tespit edilmemiş virüslerin her tür yazılım sahibi için en büyük tehdidi oluşturduğuna inanıyorum. Şimdiye kadar saptanan her virüs için hızla bir önlem geliştirildi. Virüslerin nereden geldiklerine ve nasıl yayıldıklarına bakalım biraz. Time dergisinin 26 Eylül 1988 tarihli sayısında, saptanan ilk virüslerden birisinin iki öfkeli yazılım satıcısı tarafından geliştirildiği yazılıyordu. Dağıtımcılar virüsü, korsanlar bu tür yazılımları alıp sattıkları için yerleştirdiklerini kabul ettiler. Her ay 3000 bilgisayarın bir çeşit virüsün saldırısına uğradığı tahmin edilmekte. Böyle bir durumla karşılaşmış olan herkes yazılım kütüphanelerinin bu yüzden görebileceği zararı kestirebilir. Aynı insan enfeksiyonları gibi bilgisayar virüsleri de temas ile geçiyor ve onlardan kaçınmak onlara karşı mücadele etmekten daha kolay. Eğer bir suda tifo virüsü olduğundan kuşkulansanız o suyu içer miydiniz? Tabii ki içmezdiniz. Ama yazılım korsanlığına bulaşan herkes disket sürücülerinin her çalışışında enfeksiyon riskiyle karşı karşıya kalmaktadır.

Buna karşılık bildiğim kadarıyla son on iki ayda yalnızca bir kere yasal bir dağıtıcının ürünlerinde virüs vakası görüldü ve derhal toplanarak imha edildi. Son zamanlarda AMIGA kullanıcılarının başına bela olan tüm o hatalar garanti kartlarıyla değil, korsan yazılımlarla geldi. Virüslerin kötü tarafı bir kere yazılımlarınız arasına karıştıktan sonra yasal ve yasadışı yazılımlar arasında ayrım yapamamaları. İster hoşunuza gitsin, ister gitmesin yazılım virüsleri 1989 yılında bilgisayar dünyasının bir parçası. Tüm hastalıklarda olduğu gibi alınabilecek en iyi önlem bulaşmayı önlemek. Eğer korsan yazılımdan uzak durursanız enfeksiyondan korunma olasılığınız yüzde doksan dokuz artacaktır. Virüslerin tehdidi birçok korsan adaylarını yaklaşımlarını yeniden gözden geçirmeye zorluyor. Virüs korkusunun sağladığı koruyucu kalkan yazılım şirketleri tarafından fark edildi. Virüslerin saptanması ve kökünün kazınmasının anlatıldığı bir AMIGA kullanıcıları toplantısında bir ziyaretçi korsan olduğu belli olan bir disketi test edilmek üzere sundu. Aslında disket enfekte olmamıştı ama yazılım üreticisi tarafından öyleymiş gibi görünmesi için değiştirilmişti. Böylelikle beta versiyonunu çalmayı düşünenlerin hevesi kaçacaktı. Bildiğim kadarıyla blöf tuttu ve hiç kimse bu şaibeli disketle ilgilenmedi.

Koruma Önlemleri, Cömert Korsanlar ve

Copy protection önlemlerinden hoşlanan hiçbir bilgisayar sahibi tanımıyorum. Leyhte ve aleyhte tüm tartışmalar sona erdiğinde bu işten en çok zarara uğrayanın dürüst alıcılar olduğunu görüyoruz. Yazılım koruması üzerindeki bitmek tükenmek bilmeyen tartışmalar insana silah kontrolü polemiklerini anımsatıyor. Yazılım korunması bir caydırıcıdan çok, zaman kazandırıcı bir işlem. Çünkü tüm yazılım üreticileri programlarının eninde sonunda korsanlar tarafından kırılacağını biliyorlar. Bu nedenle maksat onları durdurmak değil, hızlarını kâr edebilecek kadar bir süre yavaşlatmak oluyor ancak. Dört yıl önce koruma önlemleri can sıkıcı ama gerekli sayılıyordu. Ama hard drive'lara artan ilgiyle bu iş gitgide daha sorunlu olmaya başladı. Hard drive sahipleri koleksiyonlarını genellikle bu hızlı disketlere yüklemek istiyorlar ama bunu korunmuş yazılımlarla yapmak çokluk mümkün değil. Bu konuyu yeniden gözden geçirmek zorunda kalan yazılım üreticileri korumadan tamamıyla vazgeçmeye başlıyorlar. Bazıları da yatırımlarını koruma yollarını değiştiriyorlar. Bu gelişme 64 ve 128 kullanıcılarından çok AMIGA kullanıcıları tarafından gözlenmektedir. Tüm yeni koruma yöntemleri arasında (kılavuzda bir kelimeyi bulma, donanım, kodlanmış çağırmalar ve fotokopiye dirençli kağıt gibi) arasında en çok tercih edilen kılavuz yöntemi. Ama tüm bu yöntemlerde ortak olan yön tümünün yazılımınızın backup kopyalarını yapmanıza olanak vermesi. Benim hiç hoşuma gitmeyen yeni bir koruma yöntemi renk kullanıyor. Kağıt üzerinde mantıklı görünüyor. Bir map ya da sayfada koordinatları bulup informasyonu programa veriyorsunuz. Electronic Arts'ın Skyfox ile birlikte gelen map aynı renkte koyu mavi mürekkeple basılmış. Teoriyi anlıyorum -fotokopisini çekmek hemen hemen olanaksız- ama pratikte parolaları arka plandan ayırmakta çok güçlük çektim. Sonuçta copy protection yavaş yavaş sona eriyor ve biz kullanıcılar üzerimize düşenleri yerine getirirsek şirketler de daha ucuz yazılım paketleri ve önceden denememize olanak verecek demo disketleriyle karşılık verebilirler. Yazılım da dahil olmak üzere hiçbir sanayi, ürünlerinin yoğun olarak çalınmasını hazmedemez. Eğer şirketler yatırımlarının karşılığını alabilirlerse hem kalite artacak hem de maliyetler düşecektir. Daha çok ürün satabilen şirketler fiyatlarda buna göre düzenlemeler yapabilecektir.

Testware: Umut Onda mı?

Hepimiz sınırlı bütçemizi tüketmeden mevcut programların hangilerini seçeceğimize karar vermenin güçlüğüyle karşılaşmışızdır. Çözüm Testware olabilir ve bazı şirketler böyle programlar sunmaya başladılar bile. Geçen yıl kullanıcının satın almaya karar vermeden önce programın özelliklerini denemesine olanak veren birtakım CAD programları ve data base'leri geldi bana. Bu eğilimin yaygınlaşacağını umuyorum. Birçok oyun üreticileri programlarının en azından grafiklerini ve ses efektlerini kullanıcının görmesine izin veren demolar sunuyorlar. Ama ne yazık ki oyunun bir düzeyini oynamamıza izin veren bir demo görmedim. Bu tür versiyonların da yaygınlaşması gerekir. Örneğin bir dolarlık demo disketleri çıkartılabilir. Herhalde kullanıcıların tümü yeni bir programı denemek için bir tekliği gözden çıkarabilir. Şirketler de testware'i yollayıp esas versiyonu isteyen müşterilerine bir indirim yapabilirler.

Korsan Avcılığı

Yazılım şirketleri neden karşı saldırıya geçmiyorlar? Tüm şirket yetkilileri korsanlığın yasal önlemler alınmasını gerektiren ciddi bir sorun olduğunda birleşiyorlar. Şimdilik seçilen hedefler daha çok büyük işler çeviren korsanlar. Bazı korsanlar o kadar pervasız oluyor ki telefon numaraları olan el altı ilanlarıyla reklam yapmaktan bile çekinmiyorlar. Şirketlerin bunlara karşı açıkça cephe almaktan çekinmesinin bir nedeni de korsanların aynı zamanda yasal müşteriler arasında olması. Bir yazılım pazarlama şirketinin başkanı olan William Cleary “yazılım korsanlığını tamamıyla ortadan kaldırmamıza olanak yok” diyor. “Korsanlık gerçekten baş etmemiz gereken bir sorun”. Bu mücadelede yazılım şirketleri örgütlenmeye başladılar. Merkezi Washington'da olan Yazılım Yayımcıları Birliği (SPA) bu amaçla kuruldu. Birlik ilk olarak korsanlık yapan şirket ve bayilerle mücadeleye başladı ve davalar birbirini izliyor. Bir korsan ağını saptamalarına yardım edenlere ödül bile teklif ediyorlar. Korsanlık her bilgisayar kullanıcısının yatırımlarını tehdit eden ciddi bir sorun. Onun önüne geçilmedikçe yazılım sanayinin doksanlı yılları atlatması zor görünüyor. Bu söylediklerimin birçok tepkiler çekeceğini biliyorum, ama sağlıklı bir bilgisayar ortamının varlığını sürdürebilmesi için kendimizi denetlememiz gerekiyor. Onun için korsanlığa hayır dememiz gerekiyor.

Zekai KRAKER