DONANIM KURSU-2

Kursumuzun ilk bölümünde elektronik ölçümlerin nasıl yapıldığını görmüş ve en basit devre elemanlarından dirençleri tanımıştık. Bu ay ise kondansatörleri ele alacağız. Doğru akım (d.c.) olarak düşünüldüğünde bir kondansatör, d.c. akımların akmasına engel olan bir kesiklikten farksızdır. Fakat bu kesikliğe gelen akım yok olmamakta, tam tersine burada depolanmaktadır. Tabii bu işin fiziksel açıklaması bu kadar basit olmamakla birlikte yine de bir fikir vermektedir. Kondansatörlerin atası olarak “Leyden Kavanozu” gösterilebilir (Resim 1). Bu kavanozun içi ve dışı metal plakalar ile kaplanmıştı ve iç-dış plakalar arasında herhangi bir elektriksel bağ bulunmamaktaydı. Bu basit düzenek ile insanları çarpacak miktarda elektrik depolamak mümkün oluyordu. Sonraki yıllarda bilim adamlarının bu konunun üzerine eğilmeleriyle birlikte bugün kullanılan kondansatörler ortaya çıktı. Bilim adamlarının gözlemleri sırasında karşılaşılan ilk gerçek şuydu: Kavanozdaki metal yüzeyi ne kadar büyük olursa, depo edilen şarj miktarı da o kadar fazla oluyordu. Diğer ilginç bir özellik ise, ince kavanozların aynı ebatlarda, fakat kalın kavanozlardan daha fazla elektrik depolayabilmeleriydi. Daha sonraları, iki metal arasındaki maddenin de çok önemli olduğu ortaya çıktı. Cam havaya göre, sülfürde cama göre daha iyi netice verebiliyordu. Günümüzde ince bir yalıtkan şeridin iki tarafına yine ince metal şeritler konulmak suretiyle çok çeşitli kondansatörler yapılmaktadır. Bu düzenekle elde edilen bir kondansatörün değeri “Farad” adı verilen birim ile belirtilmekte, bir kondansatörün farad cinsinden değeri ise Resim 2'de görülen formül ile hesaplanmaktadır. Bu formülde alan m² cinsinden, plakalar arasındaki mesafe ise metre, e ile gösterilen çokluğa ise “permitivite” adı verilir ve değeri yalıtkan olarak kullanılan maddeye göre değişir. Örneğin havanın permitivitesi oldukça düşük, buna karşılık seramiğinki ise oldukça yüksektir. Yine yapılan deney ve gözlemlerin sonuçlarına göre kondansatörün iki ucu arasına ne kadar yüksek gerilim tatbik edilirse o kadar fazla şarj depolandığı görülmüş ve bu şekilde çok sık kullanılan bir bağıntı ortaya çıkmıştır: C=Q/V. Kondansatörlerin değerlerinin farad birim sistemi ile ölçüldüğünü daha önce belirtmiştik, fakat 1 farad oldukça büyük bir değerdir ve bu değerde bir kondansatör ile pek karşılaşılmaz. Elektronikte pek sık kullandığımız kondansatörler için daha küçük kapasitans birimleri kullanılır ki bunlar, mikrofarad (Faradın milyonda biri olup sembolü µF'dir), nanofarad (mikrofaradın binde biri olup sembolü nF'dir), pikofarad'dır (mikrofaradın milyonda biri olup sembolü pF'dir). Bir kondansatörü elimize aldığımızda bunun değeri yukarıdaki birimlerden biri ile üzerine yazılmış olabilir.

ANIL GÜL mızda bunun değeri yukarıdaki birimlerden biri ile üzerine yazılmış olabilir. Ancak eğer renk kodu ile işaretlenmişse, kesinlikle pikofarad cinsindendir. Ayrıca Japon malı birçok kandansatörün üzerinde “k” işareti bulunur ve bu “k” kondansatörün değerinin nF cinsinden olduğunu gösterir. Örneğin üzerinde 10Ok kondansatörün değeri 10 nF demektir.

Resim 2: Paralel levhalı kondansatör.

Kondansatörlerin iç yapıları:

Kondansatörlerin imalatı hemen hemen aynı prensiplerle gerçekleşmektedir. Kısaca arada yalıtkan bir madde, bunun iki yanında metal iletken film şeritler ve buna bağlı uçlar. Yalıtkan olarak birçok madde kullanılmakla birlikte bunların içinde en ideali seramik ve mikadır. Mika mükemmel bir yalıtkandır ve çok ince şeritler haline getirilebilir. Daha önce de belirttiğimiz gibi yalıtkan madde ne kadar ince olursa, kondansatörün kapasistansı da (depolayabildiği yük miktarı) o kadar yüksek olmaktadır. Çok ince şeritler haline getirilen mikanın her iki yüzeyine yine çok ince olarak kimyasal yöntemlerle gümüş veya altın gibi çok iyi iletkenler kaplamak suretiyle kondansatör elde edilmektedir.

Mika ve seramik tipler:

Hangi metodla yapılırsa yapılsınlar mika ve seramik tipler her zaman aranılan kondansatörlerdir. Özellikle mika-gümüş tipler kaliteli yüksek frekans devrelerinin vazgeçilmez elemanlarıdır, zira bunların değerleri oldukça kararlıdır. Seramik kondansatörlerin değerleri ise sıcaklığa ve tatçüktürler, hem de oldukça yüksek değerlidirler.

tipler:

Üçüncü önemli kondansatör tipi, çok miktarda kullanılan elektrolitik tiplerdir. Yapılışları oldukça farklıdır. Elektrolitik kondansatörlerde metal olarak genellikle alüminyum kullanılır. Alüminyumun yalıtkan madde ise alüminyum-oksittir.

a) ÜSTTEN GÖRÜNÜŞ

b) YANDAN GÖRÜNÜŞ

c) ÇOK KATLI TİP

çe SE

METAL

N

METAL

METAL METAL METAL

bağlı uç kesinlikle (—) uçtur.

Her ne kadar elektronik devrelerde değişken dirençler olduğu kadar değişken kondansatörlere ihtiyaç yoksa da birkaç durumda bunlar gerçekten gereklidir. Bunlardan belki en önemlisi, radyo ve televizyon devrelerinin akort katlarıdır. Bildiğiniz gibi bu tip cihazlarda istasyon arama işlemleri değişken kondansatörlerle yapılmaktadır. Bu amaçla kullanılan kondansatörler iç içe geçmiş plakalardan oluşmuştur ve bir şafta bağlı olanlar döndürülmek sureti ile (birbirlerine değmeden) değer değiştirilmektedir (Resim 5). Trimerler değişken kondansatörlerin daha küçük tipleri olup daha sık kullanılırlar.

AYAR VİDASI,

YALITKAN.

Resim 3: Mika kondansatörün iç yapısı.

tik edilen gerilime göre değişebilir (Resim 3).

Sarmal tipler:

Yine oldukça sık kullanılan bir kondansatör çeşidi ise sarmal tiptir. Uzun bir yalıtkan şerit (genellikle kağıt), iki tarafı iletken bir madde ile kaplandıktan sonra yerden tasarruf amacı ile araya diğer bir yalıtkan madde konularak rulo şeklinde sarılır (Resim 4). Bu şekilde elde edilen kondansatörler hem ebat olarak kü-

METAL PLASTİK. METAL PLASTİK.

Resim 4: Sarmal kondansatör.

Bir alüminyum şerit saf asit ile temas ettirilir ve aralarından elektrik akımı geçirilirse, alüminyumun üzerinde çok ince bir film halinde alüminyum oksit oluşur. Bu metodla 1 Farad'a kadar değeri olan kondansatörler nispeten küçük ebatlarda elde edilebilir. Elektrolitik kondansatörlerin dezavantajları ise polarizasyon ve düşük çalışma gerilimleridir. Polarizasyon demek, kondansatörün devreye bir yönde bağlanabilmesi demektir. Bu amaçla elektrolitik kondansatörlerin uçları (+) ve (-) olarak işaretlenmiştir. Eğer ters bağlantı yapılırsa alüminyum-oksit yalıtkan tabakayı oluşturan işlem tersine döner ve yalıtkan tabaka yok olur. Sonuçta kondansatör normal bir iletken haline gelir, bu şekilde herhangi bir sınırlama yapılmadan gerilim verilmeye devam edilirse patlar. Eğer elektrolitik bir kondansatörün polaritesini bilmiyorsanız bir avometre ile hangi bacağın dış metal kılıfa bağlı olduğunu bulun. Buraya

Resim 5: Trimerin çalışma prensibi.

Şarj-Deşarj:

Kondansatörlerde gerçekleşen enerji depolama işlemini gözleyebilmek için kendimiz oldukça basit bir deney yapabiliriz. Öncelikle Resim 6'da görüldüğü gibi bir kondansatörü, bir direnç ve şalter ile seri olarak gerilim kaynağına bağlayalım. Şalteri kapattığımızda kondansatörün plakaları arasında bağlantı olmadığı için devreden akım geçmez. Şimdi devreye bir ölçü aleti bağlayalım. Bu sefer şalteri kapattığımızda ölçü aletinin göstergesinin çok kısa bir süre için hareket edip tekrar sıfır konumuna geldiğini göreceğiz.

Resim 6: Kondansatör ve direncin seri bağlantısı.

Burada olup bitenleri daha iyi anlayabilmek için şimdi gözümüzde Resim 7'de görülen düzeneği canlandıralım: Eşit kefeli bir terazi üzerinde yarıya kadar dolu iki kova olsun. Bunlar bir hortum ile birbirlerine bağlanmış durumdalar. Hortum üzerinde ayrıca su akışını sağlayacak bir pompa ve suyun akışını gösteren bir çark mevcut. Şimdi pompayı çalıştırdığımızda bir kovadan diğerine su akımı olacak ve bu arada çarkımız da hareket edecektir. Yalnız bu işlem her iki kovada da su olduğu müddetçe devam edecektir. Kovalardan birinde su tükendiğinde ise çarkımız duracaktır. Yukarıdaki elektronik devremiz de yine aynı şekilde işlemektedir. Kovalar kondansatörün iki plakası, pompa güç kaynağı ve dönen çark ise ölçü aletinin yerini almaktadır. Devrede akan elektronların görevini ise su üstlenmektedir. Kondansatör plakaları metalden olduğu için burada yeteri kadar yük depolayabilecek serbest elektron mevcuttur. Devreden akım akmaya başladığında kondansatör plakalarının birinden elektronlar emilecek ve diğerine getirilecektir. Bu işlem plakalardan birinde hiç serbest elektron kalmayana dek devam edecektir. Yukarıdaki benzetmemizde kovalardan birinin boşalması, plakalardan birinde serbest elektron kalmamasıyla eş değerlidir. Bu andan itibaren elektrik veya “su” akışı gerçekleşmez. Eğer devredeki kondansatöre paralel olarak bir gerilim ölçer bağlarsak bu, yukarıda tasavvur ettiğimiz sistemdeki çift kefeli terazi ile aynı görevde olacaktır. Aynen terazide olduğu gibi kondansatörün yükü arttıkça gerilim ölçerin ibresi hareket edecek ve tamamen yüklendiğinde bile geri dönmeyecektir. Eğer iki iletken arasında potansiyel farkı varsa gerilim ölçerin ibresi sapar. Kondansatörün plakalarının birinde negatif yüklü elektronlar çoklukta olduğu için iki plaka arasında bir potansiyel farkı mevcuttur ve bu nedenle göstergenin ibresi sapar. Resim 8'de bir kondansatörün şarj ve deşarj işlemi bir grafik üzerinde gösterilmiştir. Şimdi bu grafiği inceleyelim. Kondansatörün son durumuna göre %63'ünün dolması için harcanan süre t'dir. Bu t süresini devrede kullanılan direncin ve kondansatörün değerlerinin çarpımından (t=C*R) hesaplayabiliriz. 5 t'lik bir süre sonunda kondansatör %99 oranında dolmuştur.

Resim 7: Şarj - deşarj işleminin kolay anlaşılması için tasavvur ettiğimiz düzenek.

Resim 8: Şarj ve deşarj grafiği.

Alternatif akım ve kondansatörler:

Bu ay son olarak kondansatörlerin alternatif akıma gösterdiği tepkileri inceleyeceğiz. Bir A.C. (alternatif akım) gerilim devamlı olarak değiştiği için devredeki bir kondansatörde devamlı şarj ve deşarj olur (Resim 9). Bu ise devrede bir A.C. akım oluşmasına yol açar, yani kondansatör A.C. gerilimler karşısında bir direnç görevi yapmaya başlar. Hatta Volt/akım oranını bulmak için Ohm Kanunu bile kullanılabilir. İşte kondansatörlerin alternatif akım karşısında gösterdiği dirence “reaktans” adı verilir. Burada “reaktansın normal dirençten farkı nedir” diye bir soru yöneltebilirsiniz. Bir kere reaktans sadece A.C. gerilimler için söz konusudur. Halbuki normal dirençler hem A.C. hem de D.C. gerilimler için aynı değerdedir. Diğer bir husus da, reaktansın sabit bir değere sahip olmamasıdır. Frekansı yüksek bir A.C. gerilim, kondansatörü saniyede daha çok şarj ve deşarj edeceği için oluşacak akım, frekansı daha düşük bir A.C. gerilimin oluşturduğu akıma göre daha yüksek olacaktır. Bu ise daha küçük bir reaktans değeri demektir. Reaktans Xc ile gösterilir ve aşağıdaki formülle hesaplanır: (Xc=1 / 2*pi*f*C) Burada f Hertz olarak frekans, C ise farad olarak kapasitanstır. Belirtilmesi gereken son bir husus da kondansatör üzerinde A.C. gerilim ve akım arasında bir faz farkının bulunmasıdır. Gelecek ay bobinler ve diyotları incelemek üzere şimdilik hoşçakalın...

Resim 9: Alternatif akımın etkisi. 45

Bu ay C-64'ün ses alanındaki yeteneklerini göreceğiz. Bu konuda diğer bilgisayarlarda pek görülmeyen marifetleri olduğunu belirtmek gerekir. Ses üretebilmek için PEEK ve POKE komutlarını kullanmanız gerekeceğinden önceden onların fonksiyonlarını gözden geçirmeyi ihmal etmemelisiniz. İlk adrese bir değişken adı verildikten sonra, tüm diğer ses adreslerine uygun bir sayı eklenerek ulaşılabilir.

10 LET S-54272
00100
68208 FOR « © TO
©0300 POKE 841.8
00480 NEXT

Be

<125>
<185)
<236>

Bütün ses yerlerini sıfıra POKE ederek sesleri temizlemek de iyi bir fikirdir. Bu programlarınızda istemediğiniz durumların önüne geçecektir.

A) SIFIRLAMA (Üstteki tablo) SES 1 KÜTÜKLER (REGISTERS)

D400 54272 (S4 54272) Ses 1: frekans kontrolü, düşük bayt

D401 54273 (S4 1) Ses 1: frekans kontrolü, yüksek bayt

Müzik notaları çıkarabilmek için POKE edilecek değerlerin listesi nota tablosunda gösterilmektedir. POKE edilecek değerlerden bir örnek vermek gerekirse:

100 POKE 54272,75
200 POKE 54273,34

Yukarıdaki işlem 5. oktavda bir C notası çıkartır. Duyduğunuz her ses bir nota olacak diye bir kural yoktur. Nota tablosunda bulunmayan bir frekansı çıkarabilmek için aşağıdaki programı kullanabilirsiniz. Düşük ve Yüksek baytlarda POKE edilecek sayıları verecektir:

(Sağ sayfada üstteki tablo)

D402 54274 (S4 2) Ses 1: pulse (kare) dalga biçimi genişliği, düşük bayt D403 54275 (S 4-3) Ses 1: pulse (kare) dalga biçimi genişliği 7-4 kullanılmayan 3-0 yüksek-nibble

Sesin bir frekansına verilen diğer bir nitelik de sesin maksimum noktasının ne kadar belirgin olacağıdır. Vibrato (Sese şarkı tınısı veren ses tit-

©0010 PRINT <038>
©0020 INPUT "HANGI FREKANSI SECİYORSUNUZ “
<065>
00030 FisABSLFİ) <113)>
©0048 REM YUKSEK BAYTI HESAPLA <176)
©0050
©8060 REM DUSUK BAYTI HESAPLA
00070 <215)>
©8080 PRINT "DUSUK BAYTI POKE ET
3 <160>
©0080 PRINT "YUKSEK BAYTI POKE ET ----"3F
B <179>

reşimi) gibi tonlar da böyle çıkarılmaktadır. Bu pulse (kare) dalga biçimi ile yapılmaktadır. Değişik dalga biçimlerini sonraki kütükte inceleyeceğiz. 54274 sayılı yerde, 0-255 arasında bir sayı POKE edin 54275 sayılı yerde, 0-15 arasında bir sayı POKE edin D404 54276 (S4 4) Ses kontrol kütüğü 7 parazit (gürültü) dalga biçimini seçin 1 = AÇIK dalga biçimini seçin 5 testere dişi dalga biçimini seçin 1 = AÇIK 4 üçgen dalga biçimini seçin 1 = AÇIK 3 test biti: 1— osilatör 1'i etkisizleştir.

2 osilatör 1 ile 3 arasında modülasyon (ton geçişi) sağla çıktı 1 AÇIK 1 osilatör 1 ile 3 arasında senkronizasyon sağla frekans 1 = AÇIK

0 kapı biti: başlangıç atak/düşüş/süreklilik 0-dağılmayı başlat

İşte en önemli yer tam da burası! Burada okyanus dalgalarının çatlamasından keman sesine kadar ne cins bir nota çıkaracağınıza karar verebiliyorsunuz. Her şey seçtiğiniz dalga biçiminin cinsine bağlı. Bu yerdeki (location) tüm bitlere bir göz atın. 0, 4, 5, 6 ve 7 herkes tarafından sık sık kullanılacaktır. 1, 2 ve 3 numaralı bitler daha gelişmiş ses tekniklerinde kullanılmaktadır. Bit 0: Bu bit birinci sesin AÇ/KAPA anahtarı görevindedir ama dalga biçimi bitlerinden birisi ile kullanılması gereklidir. Bu bit 1 ile ayarlandığında atak, düşüş ve süreklilik devri başlayacaktır. 0 ile POKE edilirse notanın dağılma süresi başlayacaktır. (Notanın bu süreçleri hakkında bilgi edinmek isteyenler 42. sayımızdaki Basic Ses Dünyası yazısına bakabilirler.)

POKE 54276,17

Üçgen dalga biçiminin atak/düşüş/süreklilik devrini başlatacaktır.

POKE 54276,16 dağılma devrini başlatacaktır. Dalga biçimleri her seferinde yalnızca birinin kullanılabileceği şekilde dizayn edilmiştir. Birden fazlasını yan yana getirerek deneyler yapabilirsiniz.

Bit 1: Bu bit açıldığında 1 ve 3 nolu seslerin etkileşimini iki dalga biçimini karıştırarak sağlayacaktır. Duyulabilmesi için 3. sesin frekansının 1.'den düşük olması gerekir.

Bit 2: Modülasyon efekti gong ve çan sesleri çıkartır. 3. ses ile birlikte de kullanılır. Bunun yapılabilmesi için 1. seste üçgen dalga biçimi kullanılmalı ve 3. sesin frekansı sıfırdan yüksek olmalıdır.

Bit 3: Bu bit açılırsa ses 1'i sıfıra POKE edilene kadar resetleyecektir. Bit 4: Üçgen dalga biçimi flütü andırır. Ses bu biti ve kapı bitini açarak çıkartılır.

AÇIK: POKE 54276,17 KAPALI: POKE 54276,16

AAA

Bit 5: Testere dişi dalga biçiminin sesini dinleyin. AÇIK: POKE 54276,33 KAPALI: POKE 54276,36

Bit 6: Pulse dalga biçimi genişliğini değiştirmek üzere 54275 sayılı yeri kullanarak değiştirilebilir. Piyano sesinden klarnet sesine kadar pek çok ses yaratabilirsiniz.

AÇIK: POKE 54276,65 KAPALI: POKE 54276,64

Bit 7: Gürültü biti. Bununla roket patlamasından sörf sesine kadar çeşitli sesler yaratabilirsiniz.

AÇIK: POKE 54276,129 KAPALI: POKE 54276,128

D405 54277 (S 4 5) Envelope jeneratörü 1: atak/düş devri

©0100 REM - A ATAK HIZI <038>
60110 REM - HER SAYI OLABILIR <887>
00120 REM - © ILE 15 ARASINDA
©0130 <175)>
©0140 REM - D DUSUS HIZI
©0150 REM - HER SAYI OLABILIR
601680 REM - © ILE 15 ARASINDA
00170 <163)>
©8160 REM - ATAK/DUSUSU POKE ET <057)>
001980 POKE 54277.PEEK<CS4ET7) AND <AKİB) <228)>
00280 REM - SONRA DUSUSU EKLE <175)>
©0210 POKE * D <068>
7-4 atak dönemi süresini seç: 0-15
00100 REM SES CIPİ BASLANGIC ADRESİ 3-0 düşüş dönemi süresini seç: 0-15
60110 <cite> i bi
60180 REM - KÜTÜKLERİ TEMİZLE <051) dör
<185> | han şiddeti maksimuma ulaşır. Son-
00140 POKE 81D41.0 “ra notanın ikinci kısmı olan düşüş
00150 NEXT <160> | başlar.
60160 REM - EN YÜKSEK VOLÜME E AYARLA <125> Şimdi bir atak ve düşüş örneği ve-
00170 POKE S10424.15 —riyoruz:
60180 REM - YÜKSEK VE DUSUK BYTE Iİ AYARL
A (Ön sayfadaki tablo)
001860 REM - MIDDLE C SESİNİ ÜRETMEK <147> Bu orta şiddette bir atak ve düşüş-
©8200 REM - BIR <086> | tür.
POKE S10.34
POKE — 54x18 Jeneratörü 1:
00230 REM - ATAK/DUSUS HIZINI AYARLA <048>
REM SA ATAKI Dz DÜSUS ağ ES
68256 Az0 7-4 süreklilik dönemi süresini seç:
D-15 0-15 e
©8276 POKE 3-0 dağılma dönemi süresini seç:
80280 REM - SUREKLİLİK/DAGILMA HIZINI AY 015
ARLA Süreklilik ve dağılma da bir sesin
B8286 REM > S- | diğer bölümleridir. Bir ses düştükten
©0300 5-15 <201> | sonra volüm süreklilik düzeyine dü-
00310 R-8 <168> | şer. Dağılma başlayana kadar da bu
08320 POKE <116> | düzeyde kalır. Süreklilikte en düşük
00330 REM - TESTERE DİSİ DALGA BİCİMİNİ değer O, en yüksek süreklilik değeri
SEC <064> | de 15'tir.
003460 REM - VE CALISTIR <837> Aşağıda tek bir ton üretmek için
080356 POKE 51044 .33 <150> | bir örnek program veriyoruz:
©0368 REM > NOTAYI BIR SÜRE SURDUR <186> (Yandaki tablo)
00370 FOR PAUSE * 1 TO
00380 REM - DAGILMA DEVRİNİ BASLAT <148> 2. ve 3. seslerin kütükleri de aynı
603886 POKE <186> şekilde halledilmektedir. Farklarını
gelecek sayımızda vereceğiz.

MÜZİK NOTASI | — OSİLATÖR FREKANSI MÜZİK NOTASI| OSİLATÖR FREKANSI NOTA | | ONLUK Düşük | | NOTA | OKTAV | DEĞER İYÜKSEK| Düşük o |c— 268 1 12 64 4291 16 195 1 |ce— 284 1 28 65 4547 17 195 2 |D— 301 1 45 66 |D— 4817 18 209 3 |D#—o 318 1 62 671 5103 19 239 4 |E— 337 1 s1 68 | E—4 5407 21 31 s |F—o 358 1 102 69 | F—4 5728 22 96 6 |F#— 379 1 123 70 6069 23 181 7 |a— 401 1 145 nı 6430 25 30 8 |G#— 425 1 169 712 6812 26 156 9 |A— 451 1 195 73 | A—4 7217 28 49 10 | A#—o 1 221 74 |A#—4 7647 29 223 ii 506 1 250 15 8101 31 165 16 536 2 24 80 | Cc—s 8583 33 135 17 | Cş—l 568 2 56 sı |c#—s 9094 35 134 18 |D—i 602 2 90 82 |D—s 9634 37 162 19. |D#—I 637 2 125 83 |D#—s | 10207 39 223 20 |E—i 615 2 163 84 | E—s 10814 42 62 21 |F—i 716 2 204 85 |F—s 11457 44 193 22 |F#—i 758 2 246 86 12139 47 107 23 |G—ı 803 3 35 87 | 12860 s0 60 24 |G#—l 851 3 83 88 |Gş— | 13625 53 S7 25 |A—ı 902 3 134 89 | 14435 56 99 26 |Aş—l 955 3 187 90 | 15294 59 190 a2 1012 3 244 91 | B—s 16203 63 75 32 |c—2 1072 4 48 96 | c—6 17167 67 15 33 1136 4 112 97 |C#—6 | 18188 71 12 34 |D—2 1204 4 180 98 |D—6 19269 75 69 385 1275 4 251 99 | 20415 79 191 36 |E—2 1351 s 100 | E—6 21629 84 125 37 |F—2 1432 Ss 152 101 | F—6 22915 89 131 38 |F#—2 1517 5 237 102 | 24278 94 214 39 |G—2 1607 6 71 103 | G—6 25721 | 100 121 40 1703 6 167 104 |G#—6 | 27251 106 115 41 |a—2 1804 7 12 105 | A—6 28871 112 199 42 |A#—2 1911 7 119 106 | 30588 | 119 124 43 |B—2 2025 7 233 107 | B—6 32407 | 126 151 48 |c— 2145 8 97 12 |c—7 34334 | 134 30 49 2273 8 225 113 |C#—7 | 36376 | 142 24 s0 |D—3 2408 9 104 14 38539 | 150 139 sı | 2ssı 9 247 115 |D#—7 | 40830 | 159 126 52 |E—3 2703 10 143 16 |E—7 43258 | 168 250 53 |F—3 2864 ın 48 17 |F—7 45830 | 179 6 54 3034 ın 218 n8 |Fe—7 | 48556 | 189 172 s5 3215 12 143 19 | G—7 51443 | 200 243 s6 | 3406 13 78 120 |G#—7 | 54502 | 212 230 s7 |Aa— 3608 14 24 121 | A—7 577143 | 225 143 s8 | 3823 14 239 122 | 61176 | 238 248 s9 |B—3 4050 15 210 123 | B—7 64814 | 253 46

Sevgili Commodore'cular,

Bu ay size oldukça ilginç bir mektup yayınlayacağız. Amasyalı Commodore'cu arkadaşımız Barış Pelitli bize kısa bir öykü yollamış. İsmi “Bir Cracker'ın Hatıra Defterinden”. Bu mektubu ilgiyle okuyacağınızı sanıyoruz.

OKUR MEKTUPLARI

Bir Cracker'in

Hatıra Defteri

İLK TANIŞMA: Bilgisayarlarla ilk tanışmam ilkokul yıllarıma rastlar. O yıllarda “computer salonları” yeni yaygınlaşmaya başlamıştı. Bu salonlardan birine ilk gidişimi; Pacey'yi canavarlardan kaçırırken duyduğum zevki, heyecanı, aynı zamanda da şaşkınlığı kolay kolay unutacağımı sanmıyorum. Zamanla bu salonlar yaygın hale geldi ve benim hayatımın önemli bir parçası oldu çıktı. Gün boyu oralardan ayrılmıyordum. Babamın beni kaç kere kulağımdan tutup eve götürdüğünü hatırlamıyorum.

ORTAOKUL YILLARIM: Yaş ilerledi. Şimdi ortaokuldaydım. Basic dilinin birkaç komutunu öğrenmiş, kendi kendime basit programlar yazmaya başlamıştım. Fakat tek bir eksiğim vardı: Programlarımı yazabileceğim bir bilgisayar... Bu eksikliği fark ettiğim günden sonra babamın başı ağrımaya başladı.

VE BİLGİSAYARIMA KAVUŞUYORUM: Bu özlemime iki sene sonra kavuştum. İşte bilgisayarım, C-64'üm karşımda duruyordu. İlk “READY.” mesajını aldığımda artık yarınlar bana, ben de yarınlara hazırdım.

İLK PROGRAMIM: İlk programım basit bir “PRINT-GOTO” döngüsünü kullanan bir programdı. Çalıştırdığımda “SYNTAX ERROR”'un bana göz kırpmakta olduğunu gördüm. Kılavuza başvurduğumda bana yazım hatası yaptığımı söyledi. Gerçekten de “PRINT” kelimesinde fazladan bir “I” harfinin bana gülümsediğini fark ettim. İşte, ilk programım böyle bir hatayla yazılmış oldu.

LİSE YILLARIM: Lise yıllarım tam bir kargaşaydı. Bir yandan dersler, bir yandan programlar, bir yandan sınavlar üzerine taşınması güç bir yük olarak binmeye başlamıştı. Artık programlarım yavaş yavaş ünlü bir dergide yayınlanıyordu. Karnemde ilk zayıfı getirdiğim zaman annemle babamın yüzünü görmeliydiniz! Bu arada oyunları kopyalama yolunda ilk adımlarımı attım. Nasıl mı? Tabii kırıcı bir kartuşla! Bilgisayarım hâlâ C-64'tü ve değiştirmeyi asla düşünmüyordum. Makine dili bilgim ile 64'üm mükemmel bir ikili oluşturuyordu.

ÜNİVERSİTE HAYATIM: Hayallerim gerçek oldu ve üniversitede bilgisayar eğitimi görmeye başladım. İçimdeki hisler dayanılmaz bir hal aldı ve ilk virüsümü yazdım ve o sıralar en ünlü bilgisayar ağının disketlerinin birine aşıladım. Kısa bir süre sonra inanılmaz boyutlarda bir salgın başladı. Doğrusu bu kadarını da tahmin etmiyordum. Tüm dünya alarma geçti, fakat bu virüsün sahibini bulamadılar. En sonunda usta bir programcı çıktı da zavallı bilgisayarları gazabımdan kurtardı. Ama ben istediğimi elde etmiştim! 100.000'e yakın bilgisayar ve stratejik programlar felç olmuştu.

CRACKING GROUP'A ÜYE OLUYORUM: O sıralarda bir telefon aldım. Şöyle diyordu: “Ben XYZ Cracking Group'un şefiyim. Seni aramızda görmekten mutlu olacağız, benim virüsçü dostum...” Tekliflerini kabul ettim. Fakat bu iş çok riskliydi, çünkü artık program kıranlar yakalanıp içeri atılıyordu, biz ise kendimizi çok iyi saklamayı başarıyorduk. Her ay çıkan oyunları izliyor ve anında kırıyorduk. O sıralar hiçbir group'un kıramadığı bir oyun piyasaya çıktı. Çok iyi bir program yapısına sahipti ve en ufak şekilde su sızdırmıyordu. Bu programı bir aylık sıkı bir çalışma sonucunda kırmayı başardık ve gururla piyasaya sürdük. Bu, kırdığımız son oyun oldu.

VE ACI SONUMUZ: Birkaç gün sonra gazetelerde bir haber çıktı: “1 numaralı Cracking Grouplardan XYZ'nin tüm elemanları ile birlikte ele geçirildi.” “Kahramanımızın hatıra defteri burada bitiyor” dedi cezaevi müdürü. Ve ekledi: “Bir efsane oldular ve yıllar boyu hatırlanacaklar...”