Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 13
Sızlanma:
* Aslında biz, bir oyunun içinde mi gerçek içinde mi uğumuzu gayet iyi belirleyebiliriz.
lolan eylem midir acaba? Orada hayallerimle başbaşa kalıyorum denilebilir. Örneğin, ister Hamburg'da olsun isterse Dresden'de aynı oyundan aynı zevki almak mümkün olsa gerek. Rambo konusunda ise benim kuşkularımın olduğunu söylemeliyim. Bir de şu var: Acaba hiç kimse Rambo gibi programlayan ve piyasaya süren insanların kafasında neler olup bittiğini sormuş mudur? Oyun eleştirmenlerinin bir bölümünde sadece şu düşüncenin kök salmış olduğu görülmektedir: “bilgisayarda bir kez oyun oynayan, Joystick'lerin başından ayrılamaz artık.” Bilgisayar bağımlılığı mı demek oluyor bu? Andreas şöyle diyor: “Küçük kardeşimde ya da arkadaşlar misafirliğe geldiklerinde şuna tanık oldum ki, bunlar tek bir video oyununun başında altı saat oturmayı gerçekten başarabiliyorlar.” Aynı durum daha kısa bir süre önce buna karşı çıkan kişilerin başına da gelmektedir. zaman onlar da oynuyorlar ve bu işe tam bir hayranlık duyuyorlar. Bu ilkin büyüleyici bir etki yaratmakta, daha sonra ise bu bağlamdaki engeller ve önyargı azalmış olmaktadır. O zaman öyle oluyor ki, onlar da dört saat boyunca bilgisayarın başında oturuyorlar ve ben bunu onlara söylediğimde: Bu kadar zaman geçti mi?” diye soruyorlar. Bir uyuşturucu mudur video oyunu? Kötü, çok köt... Yoksa doğru değil mi bu? Bu konuda bilim adamları pek çok gence sorular yönelttiler. Peki ne sonuç verdi bu anket? Soru 1: “Video oyunlarıyla oynamaya başladığında ne kadar süre Soru 2: “Oyunu bırakmak zor oluyor mu senin için?” — 10 ila 12 yaşları arasındaki çocukların onbirde biri — 13 ila 14 yaşları arasındaki çocukların sekizde biri — Ve 14 yaşın üzerindeki çocukların hemen hemen beşte biri birinci soruya şu yanıtı vermişlerdi: “Bilgisayarla genel olarak bir satten daha uzun süre oynuyorum.” Oyun süresi: Artan eğilim. Oyun bağımlılığına mı işaret ediyor bu? — 10 ila 12 yaşları arasındaki çocukların üçte biri — 13-14 yaşları arasındaki çocukların beşte biri — Daha ileri yaştakilerin altında biri ise şöyle yanıtlıyor ikinci soruyu: “Oyunu bırakmak zor geliyor bana.” Bu bağlamda sayılar konuya kendi başına ışık tutmaktadır. Çocuklar daha büyüdükçe gerçi güdüsü azalmıyor, ama sözde “uyuşturucu''dan daha kolay kopabiliyorlar. Başta türlü ifade etmek gerekirse: İlk aylardan sonra gözleri hâlâ ekrana dönüşmeyenler daha sonra böyle bir durumla karşılaşmaktadırlar. Ve saatlerce süren ““Winter Games” Joystick üzerindeki elde bir krampa yol açtığında insan şunu ayırdına varıyor ki, en azından insan vücudu bitimsiz bir süre içinde oyunu sürdürememektedir. Ama eğer atış oyunlarının yanı sıra masum beceri oyunlarının, fantezi dolu serüvenlerin ve spor oyunlarının da bulunduğu dikkate alınırsa, bu durumda yazılım arzının band genişliğinin ““Halma”dan “Fulda-Gap”e varıncaya dek (sınırlı atom savaşı çerçevesinde bir zar oyunu) mevcut oyunlarınkinden daha dar olmadığı görülmektedir. Böylece bilgisayar hobisine karşı yöneltilen üçüncü itiraza varılmış olunmaktadır ki, bu itiraz ikincisiyle oldukça benzerlik göstermektedir. Bilgisayar oyuncuları topluluğu oyunların büyüsü altında bulunmak-
â Sızlanma:
* Ne zaman bilgisayarın başına geçsek, hemen gözlerinizi bize Oynamadığımız zamanlar da var, değil mi?
tadırlar. “Kırıcılar” (Hacker) ise başka cevizler kırıyorlar. Burada söz konusu olanlar “veri yolcusu” Kırıcılar değil, araştırma ve endüstri alanlarındaki bilgisayar merkezlerinin programcılarıdır. Bunları bilişim uzmanı Joseph Weizenbaum (sabık yalvaç, şimdi çölde yaşayıp insanları uyarmaya çalışıyor) on yılı aşkın bir süre önce şöyle betimlemişti: ““Onlar bir program üzerinde yirmi-otuz saat ve düşüp bayıhncaya dek çalışırlar. Yemeklerini mümkünse çalıştıkları ye-
Ayartıcı mı? e Seçkin Ki
er Yanıtlıyor: Bilgisa
6 Bu makineleri nasıl kullanacağını belirlemek, insanın o andaki bireysel durumuyla bağlantılı olarak kendi elinde. Çocukların ve gençlerin bilgisayar kullanmayı öğrenmelerini çok önemli buluyorum, Böylece anlamlı bir istihdam olanağı garanti edilmiş oluyor. Tek tehlikesi bilgisayarın oyun ya da çocuk odasında uyuşturucu haline dönüşmesi. 4 4
(Jürgen W.Möllemann, Eyalet Eğitim ve Bilim Bakanı)
& ( Arkadaşlar bana yardım ederler ve benim başarılarıma sevinirler, ayartıcılar ise “yazık ki göğsümdeki ikinci ruhu kurtarırlar', Bugünkü donanım ve yazılımlar bu her İki işi de yapamıyorlar. Bilgisayarların uzun süre daha yoksun kalacakları bir şey var: Nezaket, ılıklık, gülmek ya da ağlamak. Ancak bu özelliklerde bir insanı arkadaş ya da ayartıcı yapar. 5 5 (Prof.Dr.Klaus Haefner, Bremen Üniversitesi'nde Uygulamalı Enformatik Profesörü)
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 12
Sızlanma: Önce * bakın bakalım, bizim sahnemizde oynanan ne?
“ın faaliyetlerini sürdürdükleri ve etkili oldukları görülebiliyor: “Hardware bastler”, Basic-sanatçıları, Joystick-akrobatları ve ebeveynlerine bilgisayarın çarpım cetvelini öğreten genç EDV (elektronik veri işleme) antrenörleridir bunlar. Çoktandır bütün hobi sahiplerinin makineye karşı yürüttükleri teke tek mücadelede yitip gitmeleri söz konusu olmamaktadır: Bilgisayar kulüplerine özgü ortam tıpkı bilgisayar-çocuklarının dünyası gibi canlı ve renklidir. Bilgisayara ilişkin itirazların kesinlikle en önde geleni şu cümlede ifadesini bulmaktadır: “Bilgisayar oyunları insanı saldırgan yapıyor”. Bu önermenin arka planında “Space Invaders” türünden klasik programlar ve “Raid over Moscow” ya da “Beach Head” gibi gerçek izlenimi uyandıran oyunları yatmaktadır. Bu oyunlarda Joystick ile Moskova'ya atom bombası yağdırmak ya da düşman ülkesine savaş niyetiyle bir iniş yapmak mümkün olmaktadır - tabii elektronik olarak- İlk saatte gözlenen galaksiler arası atış oyunlarının ve bilgisayar cangılındaki bilgisayar-Rambo'larının yanı sıra, günlük yaşama ilişkin dehşet sahneleri de gündeme gelmektedir: örneğin ana caddede yapılan ve ninelerin, polis memurlarının, çocuk arabalarının ve buna benzer şeylerin ezilip geçilmesiyle puan toplanıldığı araba yarışı gibi. Zevkler üzerine pekâlâ tartışılabilir ve buraya kadar ifade edilende hâlâ zevksiz bir şey keşfetmemiş olanlar varsa onların önlerine ırza geçme ve Nazi programlarını sürmek gerekir. Bu tür programlar da -el altından- tedavülde bulunmaktadır. Tartışmanın düğüm noktası şuradadır: Adam öldürme ve öldürücü darbe oyunlarını oynayanlar ilerde katil mi olacaklardır hemen? Bu konudaki kaygılar hiç de o kadar yeni değildir. Kurşun askerlerin, oyuncak tankların da adı kötüye çıkmıştır ve bunun (gerçek) silahlarla dolup taşan bir dünyada böyle olması bir hayli tuhaftır. Acaba şiddet içeren oyunlar saldırganlık duygularını alevlendirmekte midir yoksa bunları zararsız bir tarzda tüketmekte midir? Araştırmacıların bu konuda da her zamanki gibi yine görüş birliği içinde olmadıkları görülmektedir. Gene de, denilebilir ki, saldırganlık içeren video oyunlarını izleyenlerin bunun hemen ardından bir Amok nöbetine tutulmuşçasına komşu evlere baskın yapacaklarını düşünmek, tıpkı bu oyunların öteki oyunlardan farklı olmadıklarını, sadece içeriklerinin değişik olduklarını temellendirmeye çalışmak kadar dayanaktan yoksun olmaktadır. Ama elimizi vicdanımıza koyalım: Atış oyunundan sonra insanın gerçekten top atışı yapmayı mı canı çeker yoksa o yorgunluktan bitip tükenmiş midir olsa olsa? Video oyununda yalnızca “High-Score”'a değil, buna da bir göz atmaya değer doğrusu. Bilgisayar çocuklarının ağzından şu bilgece sözler çıkmaktadır: “Video oyunlarına dehşetli tepki gösteren kimi kişiler gerçekten saldırganlaşıyorlar. Bu böyle olmamalı, ama bizler bunu bizzat Şöyle bir soru sorulabilir: Bu birikmiş saldırganlık enerjisi nereden kaynaklanıyor? Bu enerji sihirli bir biçimde “bilgisayar-
Sızlanma: Biz "bilgisayar kafalarına" ilişkin hiç bir fikri olmayan çocuklardan daha iyi ya da daha kötü terbiyeye sahip değiliz.
kutusu”'ndan mı yayılmaktadır yoksa aile içinde, okulda, herhangi bir klikte ve günlük yaşam denilen o küçük “dehşet pazarı”'nda mı depolanmaktadır? Amok nöbetine tutulmuş Rambo ve Moskova üzerine atom saldırısı bundan ötürü hiç de başarılı oyun ideleri oluşturmuyorlar -hoş ise hiç değiller- bu konuyu öyle yüz buruşturarak ele almamak gerekiyor. As-
er Yanıtlıyor: Bilgisayar Arkadaş mı,
ayartmanın önkoşulu, ayartıcıyla arada bir güven ilişkisinin bulunmasıdır. Kişisel olarak ben, bilgi gibi herhangi bir maddi nesneye karşı güven giremem. Maddi nesneye karşı bu ihtiyat korunduğu müddetçe, bir ayartmanın gerçekleşme olasılığı çok kısıtlıdır. 4 9
(Marina Kiehi, Federal Alman olimpiyat takımında sporcu)
& & Benim kendi bilgisayarım hem arkadaşım, hem de ayartıcım. Arkadaşım, çünkü televizyondaki çalışmalarıma renk ve hız katıyor. Ayartıcım, çünkü bazen sabaha kadar elimi mouse'dan alamıyorum. Fakat ben insanlara daha çok alışkınım ve iyi ki her bilgisayarın önünde mutlaka bir insan oturuyor. 4 9
(Frank Elstner, Televizyon görevlisi)