Commodore sayı 33, sayfa 14

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 14

Ara sızlanma: Peki,

« benim ilgisayarla oynamam, gözlerimi saatlerce bir dikip bakmamdan ya da saatlerce Walkman dinlememden daha iyi bir şey değil. Ama bu benim sorunum, bilgisayarın değil.

re getirtirler: Kahve, Cola ve sandöviçlerden oluşur yemekleri. Hattâ, eğer bir şezlong yerleştirilebiliyorsa bunun üstünde ve bilgisayarının yanıbaşında yatp uyurlar. En azından böylesine büyülendikleri sürece, yalnızca bilgisayar aracılığıyla ve bilgisayar için yaşarlar. Bilgisayar fetişçileridir bunlar, mahküm programcılardır.” Basic ya da makine dili alanına kim girmişse, görünürde bir çözüm olmadığı sürece o bitmek tükenmek bilmeyen çalışma devrelerinin ne olduğunu gayet iyi bilir. Bunu bilmiyorsa eğer, o kişi bu alana gerçekten girmiş değildir. Ama bilgisayar merkezlerindeki mahküm programcıların *“workaholics” (çalışma olmaksızın yaşayamayan insanlar) kategorisine girmelerine karşılık, ev bilgisayarının başında sonu gelmeyen düşüncelere dalmak yalnız bilgisayar çocukları için değil, herkes için mümkündür. Peki teknik-stres konusunda durum nedir? Berlin'li psikolog Walter Volpert, “teknik-merkezciler”'de, Kırıcılarda ve video oyuncularında başka şeylerin yanı sıra şu semptomları keşfetmiştir: *(...) Program sistemleri dünyasında tutsak olmak ve bunun dışına çıkabilme yeteneğini gösterememek ya da günlük yaşamı yorucu bir kaostan başka türlü yaşayamamak, duygusal yoksulluk ve donukluk, kaadir-i mutlaklık duygusu (...) Teknik-merkezcilerin yakınında inanılmaz derecede yalnızlık içinde yaşanmaktadır.” Kaadir-i mutlaklık duygusu önemli bir olgudur. 14 yaşındaki Markus kendi ev bilgisayarını büyüleyici bir şey olarak görmektedir, çünkü “bil- 14 aTÜ

LE

<C) 1984 gisayarın şimdi ne yapması gerektiği ona söylenebiliyor ve o da bunu tamı tamına yerine getiriyor, kişi her türlü hayata karşı uyarıhyor ve hiç bir şekilde bir çatışma meydana gelmiyor. ““Markus'un bana bunları anlatmasından sonra beş yıl geçti aradan. Markus şimdi Kaliber'in ““yarı-profesyonel” bir ev bilgisayarına sahip bulunuyor. Bu arada Markus ayrıca ve yıllarca bilgisayarsız yaşamıştır ve bu süreyi açıktır ki diğer gençlerden başka türlü de yaşamamıştır. Bilgisayarın büyüsüne kapılmış Markus'un yine 14 yaşındayken söylediklerine bir daha kulak verelim:”” Tabii buna ara vermek de mümkündür; insanın canı artık istemediğinde, bilgisayar devreden çıkarılır.” Bu mudur sistemleri dünyasında tutsak olmak ve bunun dışına çıkabilme yeteneğini gösterememek”'? Yine 14 yaşındaki Markus söylüyor: “Bilgisayarda insan her şeyden önce son efektte ne yapmış olduğunu görüyor. Okulda olduğu gibi durmadan çalışıp da bir yıl sonra “Lanet olsun, artık bunları yapamıyacağim” yollu bir saptamada bulunmuyor. Eğer bilgisayarda bir şeyler programlanıyorsa çok iyi bir şekilde görülüyor bu; “programı şimdi bitirmiş bulunuyorum ve istediğim sürece benim artık bu” diye düşünüyor insan. “Walter Volpert tarafından öne sürülen” günlük yaşamı yorucu bir koaston başka türlü yaşamak yeteneğini gösterememek”' bu mudur? Yoksa Markus yalnızca daha etkili bir biçimde öğrenmeye mi çalışmaktadır? Çocukların programlamaya ve çeşitli bilgisayar kullanımlarına el atmalarında ne gibi bir kötülük vardır? Bir şeyi yapa yapa usta olunur, ama

ACCESS INC.

sırf o işe atıldı diye de nıç kimsenin usta olduğu görülmemiştir -nerede olursa olsun- Oturma odasında trencilik oynayan her çocuk lokomotif sürücüsü olmamıştır; küçük Basic-sanatçılarında da durum pek farklı değildir. O halde “Ev bilgisayarından rüyalara giren mesleğe giden yol. Henüz 19 yaşındayken yazılım milyoneri” türünden sansasyon uyandırıcı nitelemelerden sakınılmahdır. Bunlar büyük bir istisna oluşturmaktadır ve açıktır ki kimi ebeveynleri pek büyük beklentilere karşı şimdiden uyarmak gerekiyor. Eğer çocuk onlu satırları (Basic'de) bir araya getirebiliyorsa bu onun profesyonel yazılım sanatçılarına yaklaştığını göstermez, o henüz dünyalar kadar uzaktır onlardan. “Gençlik Programlıyor” adlı gönüllü derneğe kuşkuyla bakanlar ise bilgisayar hobisine karşı dördüncü bir itirazla çıkmaktadırlar: Programlama dünyasına atılanların sıfırlardan

Sızlanma: Kim

di bilgisayara egemen olan bir ki inin mutlaka tör olması gerektiğini?

ve birlerden oluşan ikili bilgisayar diline teslim olacakları, er ya da geç her alanda bilgisayar örneklerine göre hareket edecekleri yollu bir itirazdır bu. “IF-THEN-ELSE” davranışından söz edilmektedir burada. O/1 örneğinde ayrımlaşmış düşüncenin bulunmadığı ifade edilmektedir. Birtakım. garip düşüncelerin kotarıldığı yerler vardır ki, iletişim araçları kadar eskiye dayanır bunlar. İşte bu itirazın da kaynağını buralarda aramak gerekir. Ne zaman yeni iletişim araçları ortaya çıksa, eleştirmenler bu yeni iletişim aracının kültürel çöküntüye (dekadans) yol açtığı konusunda insanları uyarma hevesine düşerler. İster kitaplar, ister radyo, isterse televizyon söz konusu olsun hep böyle olagelmiştir bu. Şimdi bilgisayarda da durum farklı değildir. Bu arada ise çoğu kez eski iletişim araçları, sanki bunlar asla eleştiriye tâbi tutulmamışlar gibi, göklere çıkarılmaktadır. Yanakları çukurlaşmış, benizleri soluk, gözleri kan çanağına dönmüş genç kitaplar kurtları hakkında 18. yüzyılda neler yazılmış olduğu okunsun bir kere! Bugünün bilgisayar-çocukl. bu yazılarda bütünüyle kendileri bulabileceklerdir. isayar çocukları çok değişik konumlarda karşımıza çıkmaktadırlar. Bu çocukların çoğunluğuna gelince, bunlar yalnızca bilgisayar çocuğu olmaktan öte varlıklardır. Onlar sporcu ya da mi yendirler, papaz yardımcısı ya da izcidirler, gençlik yurtları ya da disko müdavimleridirler, partilere ya da insiyatifi” hareketlerine katılmaktadırlar. Buna rağmen tekniğin ve bilgisayarın gelişmesini eleştirenler çok genel olarak “bilgisayar-çocukları”'nın durumlarının kötü olduğunu vurguluyorlar. Psikoloji dergilerinden bi den çıkarılan bir araştırma özeti şu ithamlardan oluşan bir demet sunuyor bize: “Bilgisayarlarla çalışmaktan hoşlananlar: — Hemcinsleriyle ilişki kurmakta çekingen davranıyorlar — Cinsellik düşüncelerinde az yer işgal ediyor

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.