Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 20
Bir şefin yönettiği bir orkestrayı düşünelim. Şef değneğiyle birlikte orkestranın başında olsun olmasın, müzik parçasının kendine özgü bir temposu zaten vardır. Müzisyenler onu bu tempoya göre icra ederler. Eğer şef değneğini daha hızlı sallarsa, orkestra da parçayı daha hızlı çalar. Bilgisayarda da böyle bir ““şef”” vardır. Bu devre “tempo olarak adlandırılabilir. Tempo verici, diğer sistem birimlerine düzenli aralıklarla hatlar üzerinden bir elektrik sinyali gönderir. AMIGA'daki “tempo değneği” saniyede yaklaşık 14 milyon kez vurur. Teknik olarak ifade edildiğinde: Bilgisayar 14,32 MHz hızla çalışmaktadır. Bir bilgisayarın çalışma hızı frekansın değiştirilmesiyle artırılabilir ya da azaltılabilir. Ama bu tempo istendiği kadar artırılamaz. Örneğin AMIGA'nın tüm kısımları, yalnızca bu frekans belirli bir ölçüyü aşmadığı sürece sorunsuz ve tam olarak çalışabilir. Bir bilgisayarın genel verimini belirleyen tek şey, hızı değildir. Örneğin AMIGA, milyonlarca satılmış olan önceli Commodore 64'le aynı hızla çalıştırılsa bile, yaptığı bir çok iş sırasında ondan daha hızlıdır. Commodore 64'ün merkezi işlem birimi (efsanevi 6502) her çalışma adımında en fazla 8 Bit (1 Byte) işleyebilen 8 Bitlik bir çiptir. Tek bir Byte'- la ise ancak 256 farklı değer sunulabilir (örneğin 0'dan 255'e kadarki sayılar). Daha büyük sayılar kullanmak gerektiğinde, bunlar birden fazla adımda işlenmek zorundadır. Bu nedenle 8 Bitlik bir çip, aynı hızdaki bir 16 Bitlik çiple aynı işi yapmak için ona oranla iki kat (32 Bitliğe oranla dört kat) zaman harcayacaktır. Bazı işlemler sırasında hız farkları daha da artmaktadır. Örneğin çarpma, harcanan zamanın çarpılan sayıların büyüklüğü ile karesel olarak arttığı bir işlemdir. Bu nedenle 8 Bitlik bir işlemci, 16'şar Bitlik iki sayının çarpılması sırasında 8'er Bitlik iki sayıyı çarparken harcadığının dört katı zaman harcayacaktır. İki 16'şar Bitlik sayıyı tekbir adımda çarpabilen 16 Bitlik bir işlemci de tabii ki bu dudört kat hızlı olacaktır. AMIGA'nın merkezi işlem birimi (MC 68000) 16 Bitlik bir işlemcidir. Bu düzey günümüzde hem profesyonel alanda hem de ev bilgisayarları alanında en çok kabul gören verim düzeyidir. IBM uyumlu PC XT/AT”- ler, eski Apple Macintosh modelleri ve Atari ST'de de çoğunlukla 16 Bitlik CPU'lar vardır. En gelişkin (ve tabit pahalı) kişisel bilgisayarlar ise artık 32-Bit-CPU'larla çalışıyorlar. AMIGA serisinin amiral gemisi A 2000 için de üzerinde 32 Bit işlemci bulunan hızlandırıcı kartlar (Motorola 68020) üretildi. Aslında 8-, 16- ya da 32 Bit işlemci adlandırmaları herkes için aynı anlamı taşımıyor. Uzmanlar da belirli bir işlemcinin 8-, 16ya da 32 Bitlik işlemci olup olmadığı konusunda her zaman uyuşmuyorlar. Bunun nedeni, işlemci çipinin farklı kısımlarının farklı büyüklükteki verileri işleyebilmeleri. AMIGA 500'de çalışan 68000 işlemcisi, kendi içinde 32 Bit büyüklüğünde sicillere sahipken, bellekten veriler 16'şar Bitlik porsiyonlar halinde alır. Ayrıca tek bir çalışma adımında en fazla 16 Bit'- ten oluşan verileri işleyebilir. 68000'in Sinclair OL”'de kullanılan özel bir versiyonu (68000) ise, bellekten verileri 8'er Bitlik porsiyonlar halinde alır, ama 16'şar Bitlik porsiyonlar halinde işler. Peki bu işlemcide ölçü olarak hangisini temel alabiliriz? Uzmanlar, işlemcide aritmetik işlemleri yürüten devrenin kapasitesinin kriter olarak alınması üzerinde anlaşmaya varmış durumdalar. Bu devre bilgisayarın verimini çok etkiliyor. Böylece AMIGA'nın Motorola 68000'- inin gerçek bir 16 Bit işlemci olduğu söylenebilir.
İKİNCİL BELLEK ORTAMLARI
Buraya kadar bilgisayarın yapısını biraz tanımış olduk. Ama bu parçalar bir bilgisayar sisteminin tümünü oluşturmaya yetmiyor. Kural olarak, ana bellek, çalışma sırasında yararlanılan tüm verileri almaya yetmez. Uzun metinler ve veri bankaları 1 MByte'lık ana belleği çok çabuk doldurur ve taşırır. Bu nedenle büyük
“ miktarlarda verinin saklanabilmesi çin “dış”” ya da olarak adlandırılan bellek ortamları kullanılır. Mikro bilgisayarlarda bu görevi disket sürücüler ya da hard diskler yapar. İkincil belleklerdeki verilere erişim, mekanik yönetim nedeniyle ana bellektekilere erişem oranla daha uzun süre alır. Diskette ya da hard disketi veriler, iz (Track) olarak adlandırılan içiçe dairelere bölünmüş, dönen levhalara yerleşir (Resim 3). Bu izler de kendi içlerinde sektörlere bölünmüştür. Hareketli okuma/yazma kafası daima bir izin tam üzerinde bulunur ve bu izleri verileri okuyabilir ya da değiştirebilir. Fakat kafa, bu iz içinde merkez çevresinde hareket etmez, aksine istenen sektörün kendi altında ““geçmesini” bekici. Manyetik levhanın çok yüksek dönüş hızı nedeniyle, bu erişim pek uzun sürmez. Farklı izleri okuyabilmek ya da bunlarda değişiklik yapabilmek için, okuma/yazma kafası merkeze doğru ya da dış kenara doğru bir hat üzerinde hareket edebilir. Bu işlem de belirli bir zamana malolur, ama gelişkin disket sürücü ve hard disk modelleri kullanıcının aradığı verilere çok çabuk erişmesini sağlayacak şekilde oldukça hızlıdır. Manyetik levhaların en ucuz türü, diskettir. Disket, çok ince, esnek ve mıknatıslanabilen bir maddeyle kaplı bir plastik levhadır. Oldukça hassas olan dış yüzeyinin kir ve hasarlardan korunabilmesi için, koruyucu bir kılıfla kaplanmıştır. Bilgisayar alanında engellenemeyecek bir biçimde hüküm sürmekte olan minyatürleşme eğilimi, disketler için
Okuma/yazma kafası /
, de geçerlidir. İlk disketler ele zor gelen 8 inç (yaklaşık 20 cm.) çapında esnek levhalardı. Kısa süre sonra kişisel bilgisayarlarda kullanılmak üzere daha küçük, inç (yaklaşık 13 cm.) çapında disketler üretildi. Bunlar başlangıçta önceleriyle aynı, kısa süre sonra ise daha büyük bellek kapasitelerine sahip oldular. Bugün 5'4 inçlik disketlerin çoğunda yaklaşık 360 KByte veri saklanabiliyor. Hatta çok pahalı olan bazı disketlerde bu kapasite 1200 KByte'a kadar çıkabiliyor. ' Disketlerin üzerine giderek daha çokveri kaybedilmesi, incecik bir plastik kılıfın içindeki manyetik levhanın uzun süre korunmasını giderek zorlaştırıyor. Sony firması 1984 yılında bunu gözönünde bulundurarak manyetik levhayı koruyacak sert plastik bir kap geliştirdi. Bu yeni disketlerin boyutları da önceliklerine göre küçülürken, kapasiteleri arttı. Yalnızca 314 inç (yaklaşık 9 cm.) çapında olan bu disketler gömlek ya da ceket cebine rahatça sığıyor. Tüm AMIGA modelleri bu tür disket kullanıyor. Kapasiteleri ise yaklaşık 900
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 21
İz (Track)
Sektör
Resim 3. — Bilgiler disket üzerinde izlere ve söktörlere ayrılmıştır
KByte. Bu kapasite, kapsamlı bir kitabı kaydetmek için bile yeterli. Yakın bir gelecekte AMIĞGA 2000 ve 2500 modelleri 1700 KByte kapasiteli yeni disket sürücülere sahip olacaklar. Bu kapasitelerin yetersiz olduğu durumda, bir hard diskin kullanılması gereği ortaya çıkıyor. Hard diskler prensip olarak disketlerle aynı yapıya sahiptir. Yalnız bunlarda manyetik tabaka sert metal ya da seramik bir levhanın üzerine kaplanmıştır. Bu levha, son derece dikkatli bir biçimde kapatılmış bir kabın içine yerleştirilmiştir. Bu nedenle hem okuma/yazma kafası daha hızlı hareket edebilmekte hem de levha çok daha yüksek bir hızla dönebilmektedir. Bu yeteneği sayesinde hard disk hem daha fazla veriyi alabilmekte hem de bu verilere diskettekilere oranla çok daha hızlı erişilebilmektedir. Hard diskler disketlere oranla en az on kat hızlıdır ve kapasiteleri en az 10 ya da 20 MByte olmaktadır. Hard diskin dezavantajı, sabit bir kabın içine yerleştirilmiş olması ve disket gibi kolayca değiştirilmemesinde yatmaktadır. Herhalde içinde tek bir kasetin sabit olarak monte edilmiş olduğu bir teyp tasavvur edemezsiniz. Buraya kadar anlatmış olduklarımız, aslında bilgisayarın yalnızca donanım, yani teknik parçalarını kapsamakta. Ama bu donanımdan farklı sorunların çözümünde yararlanılacak bir aletin oluşmasını sağlayan şey, yazılımdır. İlk bilgisayarlar yazılım bakımından oldukça fakir, diğer bir deyişle adeta “çıplak”'tılar. Yani, kullanıcı ya da programcının istenen programı belleğe koymasından ve çalıştırmasından önce RAM bellek neredeyse tümüyle boş oluyordu. Bu çalıştırma işlemi, uzun süren ve karmaşık bir süreçti. Tabif o sıralarda henüz bu konuda yardımcı olabilecek programlar geliştirilmemişti. Bu programın akışı sırasında da her şey programın “kendisi'” tarafından yapılmak zorundaydı. Örneğin bir programcı, ekranda ya da yazıcıda bir harfin görünebilmesi için, hangi bitlerin belleğin ya da sicilin hangi noktasında açılması ya da kapanması gerektiğini bilmek zorundaydı. Kullanıcı ya da programcı açısından bu son derece zahmetli bir uğraştı. Yaklaşık 20 yıldır bu durum hemen tüm bilgisayarlarda farklı. Makine açılır açılmaz, (en azından kısmen ROM'da bulunan) bir program kendiliğinden aktif hale geçiyor ve kullanılmakta olan bilgisayar için gerekli bazı görevleri yerine getiriyor.
İŞLETİM SİSTEMİ VE SHELL
Bu tür bir program donanımı denetledikten sonra çoğunlukla kısa bir uyarıda bulunur ve kullanıcının komutunu bekler. Bu komutlar genellikle bir programın yüklenmesi ve çalıştırılmasına yöneliktir. Bu “kullanıcı programlar'”' da bilgisayarla çalışmayı kolaylaştıracak şekilde hazirlanmıştır. Kullanıcı programların kitaplık rutinleri ya da sistem çağrıları olarak adlandırılan parçaları, programı donanımla doğrudan haberleşme yüzünden kurtarırlar. Bit harfi ekranda görüntülemeyi ya da klavyeden almayı sağlayan sistem çağrıları vardır. Bu çağrılar, manyetik bantların, hard disklerin ve disketlerin de yönetimini üstlenirler. Bu tür görevleri üstlenmiş olan program grupları çoğunlukla işletim sistemi ya da kısaca OS (İngilizce Operating System) olarak adlandırılır. Disket ya da hard disk kullanan bilgisayarlarda işletim sisteminin en önemli görevlerinden biri, kütle belleğini yönetmektir. Bu durumlarda işletim sistemi DOS (Disk Operating System) adını alır. AMIGA'nın işletim sisteminin adı, AMIGA-DOS'tur. Bir AMIGA 500, 1000 ya da 2000 kullanıcısı olarak AMIGA-DOS'la doğrudan yapabileceğiniz bir şey yoktur. AMIGA-DOS yalnızca, bilgisayarın dilinin, çoğumuz için pek bir anlam ifade etmeyen bit dizilerini anlar. Bu nedenle işletim sisteminin kendisi için hemen tüm bilgisayarlarda kullanıcıya kolaylık sağlayacak bir “kap” (İngilizce Shell) konmuştur. Shell, (hemen hemen) tümüyle diğerleri gibi bir programdır. Kullanıcı tarafından verilen komutları bilgisayarın anlayacağı komutlara dönüştürür. Aynı şekilde kullanıcının verdiği ya işletim sistemi tarafından yerine getirilen komutların sonuçları da öncelikle Shell tarafından alınır ve kullanıcının anlayacağı bir dile çevrilir. Shell'in yardımı olmaksızın bir insanın bilgisayarla doğrudan iletişim kurması hemen hemen olanaksızdır. AMIGA'- yla çalışırken bu tür iletişim sorunlarının ortaya çıkmasına olanak yoktur, çünkü AMIGA kapsamlı iki Shell programına sahiptir. Bunlardan ilki “Workbench” olarak adlandırılır ve bilgisayarlar için üretilmiş en gelişkin Shell'lerden biridir. Bu program, kullanıcı ile bilgisayar arasındaki iletişimi, çok çabuk öğrenilebilen ve çok kolay kullanılabileri resimli bir dil aracılığıyla sağlar. AMIGA'nın
'ikinci Shell'i “CLI” olarak adlandırılır ve komutların klayve aracılığıyla yazılarak verilmesini gerektiren, biraz daha zor bir programdır. Komutların sonuçları kısa uyarılar ya da teler halinde görüntülenir. Bu nedenle CLI-Shell'le çalışmak, Workbench'le çalışmaya oranla daha zor ve karmaşıktır. Ama bu dil de kolay öğrenilebilir ve çoğu insan dillerinden daha basit bir dildir.
Böylece yazılım konusu da biraz açılmış oldu. Bu konuda daha fazla bilgiyi ilerki sayılarımızda bulacaksınız. Şimdilik hoşçakalın.