Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 19
65 sayısının ve A harfinin ikili biçimlerinin aynı olduğu, uzmanlar tarafından bir zamanlar belirlenmiş. Bilgisayar, harfler ve sayılar arasındaki farkı tanımaz. Eğer programcı programın içinde MC 68000'in Ankara ve Bursa sözcüklerini toplamasını isterse, işlemci bu emri çekinmeksizin yerine getirecektir. Herhalde bu tür işlemlerin sonuçlarına şaşacak programcılar vardır. İlk bilgisayarlarda ana bellek, RAM bellek elemanları olarak adlandırılan parçalardan oluşuyordu. RAM, İngilizce Random Access Memory sözcüklerinin başharflerinden oluşan bir Bu sözcükler “raslansal erişimli bellek” olarak çevrilebilir, ama çoğunlukla bunun yerine “doğrudan erişimli kullanılır. Doğrudan erişim ifadesi, en iyi şekilde plak ile kaset teyp ve CD arasındaki karşıtlıkla açıklanabilir. Plakta istenen parçanın çalınabilmesi nasıl sıkıcı bir sarma işlemine gerek duyulmaksızın doğrudan iğneyi o noktaya koymakla sağlanıybrsa, bilgisayar da tek tek RAM bellek hücrelerine doğrudan erişebilmektedir. Belleğin büyüklüğü, daha doğru bir ifadeyle kapasitesi, KByte cinsinden verilir. Buradaki K harfi Kilo (bin) birimini göstermez. Bir KByte 1024 Byte'tir. Demek ki, AMIGA 500'ün ana versiyonu 524288 (512 KByte) bellek hücresine sahiptir. Yukarıda anlattığımız RAM bellek, bilgisayar için gerek bir “çalışma belleği''dir. Burada kullanıcı programları bulunur, CPU buraya veri aktarabilir, yeniden okuyabilir ya da değiştirebilir. Bu tür belleklerin yanı sıra bilgisayarlarda çoğunlukla (Read Only Memory — salt okunur bellek) ya da sabit de- Ber belleği olarak adlandırılan bellekler de bulunur. RAM gibi ROM da bir doğrudan erişimli bellektir. RAM'dan farkı; işlemcinin bu tür elemanlara veri yerleştirememesidir. Bunlar yalnızca okunmaya ayrılmıştır. Bu nedenle içerikleri kaybolmaz, yani ROM'da bulunan bilgiler makine kapansa da ya da cereyan kesilse de korunmuş olarak kalır. Halbuki makine kapandığında RAM bellek içeriğini kaybeder. Makine yeniden açıldığında RAM'”ın bellek hücrelerinde raslansal değerler yer alır. Tüm bilgisayarların ROM'larında, açıldıklarında kendiliğinden işlemeye başlayan küçük ya da büyük bir program vardır. Bu program bilgisayarı tanımlar, RAM bellekteki boş yerleri denetler ve tam olarak belirlenmiş başlangıç değerlerini farklı bellek alanlarına yazar. Commodore 64'te makine açıldığında ROM'da bulunan BASIC çevirici kendini gösterir, başlangıç uyarısını yapar ve kullanıcının komutunu bekler. İlk AMIGA modeli olan A 1000, çok küçük bir ROM belleğe belleğe sahipti. Burada saklanmış olan program yalnızca tanımlamayı yapıyor ve işletim sisteminin ana kısmını Kickstart disketinden bekliyordu. Bu tür ROM'lar, ana görevleri bir disket ya da hard disk üzerinde bulunan işletim sistemini çalıştırmak olduğundan, Boot-ROM olarak adlandırılırlar. Bu başlangıç sürecine bilgisayar terminolojisinde booting adı verilir. AMIGAS500 ve 2000'de ise 256'şar KByte ROM'lar vardır. A>500 ve A 2000'in ROM'larında A 1000'in ROM'unda bu bulunan tanımlama ve boot programlarının yanı sırâ, diğer programları kullanabilen ve hatta kullanmak zorunda olan bir sürü altprogram vardır. Örneğin bunlardan biri ekranda bir pencere açmaya yarar. Bu tür rutinlerin ROM'a yerleştirilmiş olmaları çok yararlıdır, çünkü bunların sık sık kullanılmaları gerekmektedir. Eğer bunlar ROM”'- da bulunmasalardı, makine açıldığında disketten belleğe yüklenmeleri gerekecekti. Bu da zamana ve çok değerli bellek alanlarına malolacaktı.
En önemli bilgisayar bellek türleri tanımış olduğunuz: RAM ve ROM. Bilgisayar dergilerinin çoğunu karıştırırken PROM, EPROM, EE-ROM gibi kavramlara raslarsanız. Bunlar aklınızı karıştırmasın. Tüm bu kavramlar farklı ROM bellek türlerinin adlarıdır. Aralarındaki farklar, nasıl 'yazılabildikleri (programlandıkları) ve silinebildiklerinde yatmaktadır. Klasik ROM çipleri fabrikayı içlerinde sabit olarak saklamış olan verilerle terkederken, daha son-. ra içerikleri değiştirilebilen bazı başka ROM türleri de vardır. Bunların RAM değil de ROM olarak kabul edilmelerinin nedeni, bir EPROM ya da EEROM'a veri saklayabilmek için özel ek bazı gereçlere gerek duyulmasıdır. Ayrıca bunlarda verilerin saklanması süreci okunmasından çok daha uzun, hatta bazen birkaç dakika sürmektedir. Bu nedenle bu yazılabilen ROM türleri çalışma belleği olarak kullanılmaya pek uygun değildir.
BİTLER VE BYTE'LAR UYGUN ADIMDA
Bir bilgisayarın hızı esas olarak iki özellik tarafından belirlenir: Ritim frekansı ve bilgisayarın tek bir vuruşta işleyebildiği bit sayısı. Burada yine insanın çalışma biçimiyle bir karşılaştırma gündeme geliyor.
CPU Giriş gereci İkincil bellek Çıkış gereci Yönetici devre — >> Üz rai vee
01000001 11111111
Dade Reaister 1 mit dem değeri 1. sicile yükle
4712. bellek hücresindeki
değeri 2. sicile yükle / / y
1. sicildeki değeri 2. sicildeki / Resim 2. Bilgisayarın değere ekle / belleğinde programlar ve veriler bulunur
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 18
Komutlar
m 2 — O
Veriler
Giriş/çıkış gereçleri
Resim 1. Bilgisayar sisteminin Şematik yapısi
yalnızca platinler ve çiplerden oluşan fiziksel yapı değil. Resim 1'de böyle bir bilgisayar yapısının basitleştirilmiş şematik görüntüsü verilmektedir. Solda, çoğunlukla İngilizce kısaltmasıyla CPU (Central Processing Unit — Merkezi İşlem Birimi) olarak adlandırılan ana üniteyi görüyorsunuz. Onun sağında, merkezi birimle sinyal hatları aracılığıyla bağlanmış olan bellek ve giriş/çıkış gereçleri yer alıyor. İnsanın bilgisayarla karşılaştırılması pek uygun olmayabilir. Ama burada böyle bir karşılaştırma kendini dayatıyor. CPU'nun, ana belleğin ve giriş/çıkış gereçlerinin temel işlevleri insanda sırasıyla beyin, hafıza ve duyu organlarının işlevlerine benzetilebilir. Duyu organlarımız aracılığıyla bilgileri alır, beynimizle işler ve düşüncelerimizin sonuçlarını ya belleğimize atarız ya da çıkış aracılığıyla dış dünyaya iletiriz. Bir yerde bu kıyaslama yanlış olmaya başlayacaktır, çünkü bir bilgisayar bir transistörlü radyodan pek de karmaşık değildir. Biraz evvel anlatılan süreç, yani verilerin alınması (ya da girilmesi), işlenmesi ve çıkması yalnızca bilgisayarın teknik yapısına ilişkin bir süreç değildir. Programların tek tek bölümleri de bu görevlere göre düzenlenmiş olmak zorundadır. Bilgi işlemin bu temel prensibi Almanca kısaltmasıyla EVA (giriş, işlenme, çıkış) olarak adlandırılır.
Bilginin sunulmasının temel elemanları karakterlerdir. Bilgisayarda genellikle 26 harf, on rakam ve yeterince özel karakter bulunur. Karakterin raslansal olarak oluşturdukları bir düzen kural olarak herhangi bir anlam ifade etmediğinden, karakterlerin varlığının yanı sıra belirli karakter kombinasyonlarının birer anlam ifade etmesini sağlayacak kurallardan ve bağlantılardan oluşan bir sistem gereklidir. : Bilgisayar dünyasına yeni adım atan birinin teknik bağıntıları daha iyi anlayabilme yolunda karşılaşacağı ilk sorunlardan biri, bilgisayarın bilgileri ona tamamen yabancı olan bir yöntemle işlemesidir. Güçlendiriciler bir yana bırakılacak olursa, bir elektrik/elektronik devrede karşılaşılabilecek iki durum vardır: Akım var, akım yok. Bilgilerin bu tür devreler tarafından işlenmesi durumunda, aynı şekilde ikili (iki değerli) temel elemanları kullanan bir yöntem kullanmak gerekiyordu. Bu fikir gerçekleştirildi de. Kullanılan devreye göre bilginin sunulması farklı görünüm alabiliyor. RAM çipinin bellek elemanları, işlevleri bir akününküne benzeyen minyatür yapı öğeleridir. İkili bilgi, elemanın yüklülük durumuna karşılık gelir: Yüklü ya da yüklü değil. Bilgi değiştokuşu yapan iki devreyi hatlarla birbirine bağlayan teknisyenler, Low- ve High Pegel'den |
(gerilim alçak ya da yüksek) söz ederler. Teknolojiye pek aşina olmayan bir programcı için ise, ikili sistem bir sürü sıfır ve birden oluşmaktadır. Bu farklılık başlangıçta karmaşık gibi görünebilir, ama bilgisayar teknolojisine bir miktar yakınlığı olan herkese tek tek elemanları kendi hayal dünyasının kavramlarıyla adlandırma olanağı verir. Yalnız bir şeyi unutmamak gerek: Bilgisayarda bilgiler ikili biçimde, yani iki farklı karakterden oluşan diziler halinde saklanır. Bu verilerin sunulması ise talebe göre farklı biçimlerde olabilir. Tek bir bellek parçasının iki karakteriyle pek bir şey yapılamaz. Bu nedenle ilk bilgisayarların üretilmesi sırasında bu hücrelerden birkaçı tek bir grup halinde biraraya getirilmiştir. Başlangıçta bu gruplarda 4, daha sonraları 8 bellek hücresi (çip) varken bu sayı son zamanlarda 16 ve 32'ye yükselmiştir. 4 Bitlik bir bellek alanında sıfır ve birlerden oluşan on altı farklı kombinasyon saklanabilir. 8 Bit'te bu sayı 256'ya yükselir. Kombinasyon sayısı “**2 üzeri n” formülüyle hesaplanabilir. Bu formülde n, kullanılabilen hücre sayısını Mikro işlemcinin kendi içinde de bellek alanları vardır. Bunlar sicil adını alırlar. Herbiri 32'şer Bitlik 15 sicil, kullanıcının kullanımına ayrılmıştır. Bunlar verilerin (ara sonuçların) kısa süreli saklanması için kullanılır. Bilgisayarın belleğinde programlar ve veriler yer alır (Resim 2). Bir program, belirli bir faaliyetin yerine getirilmesi için atılan çalışma adımlarından oluşan bir dizidir. MC 68000'in komutları iki ila altı bellek hücresi kullanırlar. Örneğin dizisi, “4711. bellek hücresindeki de- Beri 1. sicile yerleştir”” anlamına gelir. Bu hücrede saklanmış değer olan 65, “41000001”? gösterilir. Harfler ve özel işaretler de bellekte ikili biçimde bulunurlar. dizisi, “A” harfine karşılık gelir. Ama durum: harfiyle sayısı aynı koda mı sahip? Evet, bu gerçekten de böyle ve yalnızca ilk bakışta mantıksız gözüküyor. Biz insanlar da harfler yerine sayılar kullanabiliriz. Örneğin bir restoranda garsona verdiğimiz sipariş şöyle olabilirdi: 65 34 67 98 55 ... Kural olarak kişi lafın gelişinden bu sayıların bir sözcük ifade ettiğini, tombala sayıları olmadığını anlayabilir. Ama yine de bu yolu kullanmak pek pratik değil herhalde.