Commodore sayı 32, sayfa 21
Sayfanın metni

Sayfa 21

İz (Track)

Sektör

Resim 3. — Bilgiler disket üzerinde izlere ve söktörlere ayrılmıştır

KByte. Bu kapasite, kapsamlı bir kitabı kaydetmek için bile yeterli. Yakın bir gelecekte AMIĞGA 2000 ve 2500 modelleri 1700 KByte kapasiteli yeni disket sürücülere sahip olacaklar. Bu kapasitelerin yetersiz olduğu durumda, bir hard diskin kullanılması gereği ortaya çıkıyor. Hard diskler prensip olarak disketlerle aynı yapıya sahiptir. Yalnız bunlarda manyetik tabaka sert metal ya da seramik bir levhanın üzerine kaplanmıştır. Bu levha, son derece dikkatli bir biçimde kapatılmış bir kabın içine yerleştirilmiştir. Bu nedenle hem okuma/yazma kafası daha hızlı hareket edebilmekte hem de levha çok daha yüksek bir hızla dönebilmektedir. Bu yeteneği sayesinde hard disk hem daha fazla veriyi alabilmekte hem de bu verilere diskettekilere oranla çok daha hızlı erişilebilmektedir. Hard diskler disketlere oranla en az on kat hızlıdır ve kapasiteleri en az 10 ya da 20 MByte olmaktadır. Hard diskin dezavantajı, sabit bir kabın içine yerleştirilmiş olması ve disket gibi kolayca değiştirilmemesinde yatmaktadır. Herhalde içinde tek bir kasetin sabit olarak monte edilmiş olduğu bir teyp tasavvur edemezsiniz. Buraya kadar anlatmış olduklarımız, aslında bilgisayarın yalnızca donanım, yani teknik parçalarını kapsamakta. Ama bu donanımdan farklı sorunların çözümünde yararlanılacak bir aletin oluşmasını sağlayan şey, yazılımdır. İlk bilgisayarlar yazılım bakımından oldukça fakir, diğer bir deyişle adeta “çıplak”'tılar. Yani, kullanıcı ya da programcının istenen programı belleğe koymasından ve çalıştırmasından önce RAM bellek neredeyse tümüyle boş oluyordu. Bu çalıştırma işlemi, uzun süren ve karmaşık bir süreçti. Tabif o sıralarda henüz bu konuda yardımcı olabilecek programlar geliştirilmemişti. Bu programın akışı sırasında da her şey programın “kendisi'” tarafından yapılmak zorundaydı. Örneğin bir programcı, ekranda ya da yazıcıda bir harfin görünebilmesi için, hangi bitlerin belleğin ya da sicilin hangi noktasında açılması ya da kapanması gerektiğini bilmek zorundaydı. Kullanıcı ya da programcı açısından bu son derece zahmetli bir uğraştı. Yaklaşık 20 yıldır bu durum hemen tüm bilgisayarlarda farklı. Makine açılır açılmaz, (en azından kısmen ROM'da bulunan) bir program kendiliğinden aktif hale geçiyor ve kullanılmakta olan bilgisayar için gerekli bazı görevleri yerine getiriyor.

İŞLETİM SİSTEMİ VE SHELL

Bu tür bir program donanımı denetledikten sonra çoğunlukla kısa bir uyarıda bulunur ve kullanıcının komutunu bekler. Bu komutlar genellikle bir programın yüklenmesi ve çalıştırılmasına yöneliktir. Bu “kullanıcı programlar'”' da bilgisayarla çalışmayı kolaylaştıracak şekilde hazirlanmıştır. Kullanıcı programların kitaplık rutinleri ya da sistem çağrıları olarak adlandırılan parçaları, programı donanımla doğrudan haberleşme yüzünden kurtarırlar. Bit harfi ekranda görüntülemeyi ya da klavyeden almayı sağlayan sistem çağrıları vardır. Bu çağrılar, manyetik bantların, hard disklerin ve disketlerin de yönetimini üstlenirler. Bu tür görevleri üstlenmiş olan program grupları çoğunlukla işletim sistemi ya da kısaca OS (İngilizce Operating System) olarak adlandırılır. Disket ya da hard disk kullanan bilgisayarlarda işletim sisteminin en önemli görevlerinden biri, kütle belleğini yönetmektir. Bu durumlarda işletim sistemi DOS (Disk Operating System) adını alır. AMIGA'nın işletim sisteminin adı, AMIGA-DOS'tur. Bir AMIGA 500, 1000 ya da 2000 kullanıcısı olarak AMIGA-DOS'la doğrudan yapabileceğiniz bir şey yoktur. AMIGA-DOS yalnızca, bilgisayarın dilinin, çoğumuz için pek bir anlam ifade etmeyen bit dizilerini anlar. Bu nedenle işletim sisteminin kendisi için hemen tüm bilgisayarlarda kullanıcıya kolaylık sağlayacak bir “kap” (İngilizce Shell) konmuştur. Shell, (hemen hemen) tümüyle diğerleri gibi bir programdır. Kullanıcı tarafından verilen komutları bilgisayarın anlayacağı komutlara dönüştürür. Aynı şekilde kullanıcının verdiği ya işletim sistemi tarafından yerine getirilen komutların sonuçları da öncelikle Shell tarafından alınır ve kullanıcının anlayacağı bir dile çevrilir. Shell'in yardımı olmaksızın bir insanın bilgisayarla doğrudan iletişim kurması hemen hemen olanaksızdır. AMIGA'- yla çalışırken bu tür iletişim sorunlarının ortaya çıkmasına olanak yoktur, çünkü AMIGA kapsamlı iki Shell programına sahiptir. Bunlardan ilki “Workbench” olarak adlandırılır ve bilgisayarlar için üretilmiş en gelişkin Shell'lerden biridir. Bu program, kullanıcı ile bilgisayar arasındaki iletişimi, çok çabuk öğrenilebilen ve çok kolay kullanılabileri resimli bir dil aracılığıyla sağlar. AMIGA'nın

'ikinci Shell'i “CLI” olarak adlandırılır ve komutların klayve aracılığıyla yazılarak verilmesini gerektiren, biraz daha zor bir programdır. Komutların sonuçları kısa uyarılar ya da teler halinde görüntülenir. Bu nedenle CLI-Shell'le çalışmak, Workbench'le çalışmaya oranla daha zor ve karmaşıktır. Ama bu dil de kolay öğrenilebilir ve çoğu insan dillerinden daha basit bir dildir.

Böylece yazılım konusu da biraz açılmış oldu. Bu konuda daha fazla bilgiyi ilerki sayılarımızda bulacaksınız. Şimdilik hoşçakalın.

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.