KLAVYELER
Retro bilgisayarGünümüzde synthesizer'ları hobi olarak kullanmak isteyenler için de satın alınabilecek duruma geldi. Böylelikle synthesizer'lar kendi bilgisayarlarıyla bir MIDI-arabirimi üzerinden bir synthesizer'ı ya da bir “Drum-bilgisayarını” yönlendirmek isteyen C64 meraklıları için özellikle ilginç olmakta. Federal Almanya'da 2000 Mark'ın altında bir fiyat ödeyerek elde edilebilecek en yeni klavyelerden birkaçını bu yazıda sizler için topluca sunmaya çalıştık. (R) 3
CASIO
Synthesizer'ların gelişimine paralel olarak, elektronik enstrümanların her birini birbiriyle bağlantıya sokacak bir bilişim (information) sistemi meydana geldi. Öyle ki, bu enstrümanlar merkezi tek bir klavye ya da bilgisayar üzerinden yönlendirilebilmekte. “*MIDI” adı verilen bu sistem, bugün bütün synthesizer-yapımcıları için standart oluşturmakta. Şimdi en düşük fiyat kategorisine giren aygıtlarda bile MIDI-bağlantıları bulunuyor. Böylelikle profesyonel müzik-bilişim sistemi, müzikle ilgilenen bilgisayar heveslileri için de çok çekici bir hale gelmiş oluyor. Bu yazıda biz en yeni sayısal (digital) synthesizer'ları bir araya getirdik ve bunları daha yakından bir incelemeye tabi tuttuk. Casio'nun HT-700 ve CZ-I'i, Yamaha'nın PSR-80'i ve Korg'un performing-synthesizer 707'- si bu incelemeden geçtiler. Ayrıca Korg'un DDD-I adını taşıyan ve vurmalı çalgıların ritmlerini meydana getirmeye yarayan ucuz bir aygıtını da ele aldık. Teste tabi tuttuğumuz bu aygıtları Resim 1'de toplu olarak görüyorsunuz. (Synthesizer'a ilişkin) bütün bu aygıtlar 700 ila 2000 Mark olmak üzere düşük fiyat kategorisine giriyorlar.
p KÜÇÜK AMA OLAĞANÜSTÜ BİR AYGIT HT-700
Teste tabi tuttuğumuz klavyelerin en küçüğü Casio'- nun HT-700 modeli. Boyutlarına rağmen bu aygıt kendi alanında gerçek bir virtüöz. İçine iki hopatlör yerleştirilmiş olan güzel bir forma sahip mahfazasının altında halisinden 8-sesli polifonik bir synthesizer barındırmakta (resim 2). Yani bu demektir ki, sekiz tona kadar aynı anda çalınabilmekte. HT-700'ün klavye mekanizması ise narin bir yapıya sahip. Çalma için, sadece dört oktavlık bir ton genişliğine izin veren 49 adet mini tuş yeterli olmak zorunda. Dış görünüşlerine karşılık bunlar sağlam bir etki uyandırıyor ve daha yüksek beklentilere de ayak uydurabiliyor. Devre açıldıktan hemen sonra çalınabilmesi için HT- 700'ün sağlam bir tarzda depolanmış 20 adet tını özelliği bulunuyor. Bu tını özellikleri basit bir piyanodan ütopik Fantasy-Sound'a varıncaya dek yeterli olmak zorunda. Dış görünüşlerine karşılık bunlar sağlam bir etki uyandırıyor ve daha yüksek beklentilere de ayak uydurabiliyor. Devre açıldıktan hemen sonra çalınabilmesi için HT- 700'ün sağlam bir tarzda depolanmış 20 adet tını özelliği bulunuyor. Bu tını özellikleri basit bir piyanodan ütopik Fantasy-Sound'a varıncaya dek yeterli oluyor. Bunlar PCM- ya da Pulse Code modülasyon yöntemi aracılığıyla üretiliyor. Tını üretiminin bu türü saptanmış dalga formlarının değiştirilmesi ve şeklinin bozulması ile ça-
KLAVYELER
HT-700 DDD-
lışıyor. Bunun sonucunda kulağa hoş gelen ve tok sesler ortaya çıkıyor. Olağanüstü bir tarzda programlanmış bu seslerle yetinmeyen bir kişi, geniş kapsamlı bir biçimlendirme (editing) modu içinde istediği gibi yeni tınılar üretebilir ya da varolan tınıları değiştirebilir. Küçük bir LCD-display'i ve bir giriş tekerleği bu konuda yardımcı oluyor. Yeni üretilen tını sonuçta 20 adet iç tını-belleğinden birinde kütüklenebiliyor. Buna ek olarak, aksesuar tarzında satın alınabilen bir RAM-kartı üzerinde başka 20 Sound da depolanabiliyor. HT-700, tını bireşimi (sentez) yapmasının yanı sıra ritmlere de hakim olabiliyor. Alette toplam 20 vuru eşliği bulunuyor. Burada Rock, Pop ya da Disko müziğini yetkin bir biçimde ritmlerle desteklemek için gerekli her şey insanın elinin altında. Buna ek olarak, tını tonlarında da olduğu gibi basit bir şekilde kendine özgü ritmlerin yaratılması da mümkün. Bu ritmlerin sayısı 20'ye kadar ulaşabiliyor. Bir RAM-kartına sahip olunduğu takdirde, başka 20 taslağın da depolanması mümkün olmakta. Antrenmanlı bir musikişinas şimdi eğlendirici ve mevcut ritmlerle birlikte ilginç bir müzik parçası ortaya çı- HT-700 ayrıca, bütün akor dizilerini sabit tutmak için bir de akor-belleği işlevi sunuyor. Bir ses alma aygıtına benzer şekilde, ilkin arzu edilen akor dizisi kaydedilebiliyor ve bunun ardından da bu dizi istenilen sıklıkta yinelenebiliyor. Böylece bütün müzik parçalarının, aygıtın devre dışı bırakılmasından sonra bile korunacak tarzda depolanması mümkün oluyor. Tabii ki, HT-700 tam olarak MIDI-uyumlu. Böylelikle bu aleti başka bir klavye üzerinden de çalabilmek de mümkün. Bu da, mutlaka mini-klavyede çalma zorunluluğunu ortadan kaldırıyor. Bu arada melodiye, ritme, basa ve akor eşliğine kendine özgü MIDI-kanalları bağlanabiliyor; öyle ki, her kısmi işlevin ayrı olarak bir synthesizer ya da bir bilgisayar tarafından yönlendirilmesi mümkün olabiliyor. Bu çokyönlülüğüne rağmen HT-700 ancak dört kilo gelen ağırlığı dolayısıyla çok hafif bir aygıt. Böylelikle rahatça taşınabiliyor. HT-700'ün şehir şebekesinden bağımsız olarak geleneksel kuru pillerle çalıştırılması, istendiği zaman da bir adaptörle prize bağlanması mümkün olmakta. Hattâ özel bir adaptör ile klavye bir otomobil bataryasına da bağlanabiliyor. HT-700'ün fiyatı Federal Almanya'da (temel versiyonda ve RAM-kartı ile adaptör olmaksızın) 720 Mark'tır. Bu nedenle de özellikle hobi olarak müzik yapanlar ve yeni başlayanlar için çok uygun bir aygıt.
Z-1 KORG 707 PSR-80
p PROFESYONEL: PSR-80
Rakibi HT-700'den farklı olarak PSR-80 (resim 3) toplam 61 adet tuşu ile büyük bir klavye mekanizması sunuyor. Ton kapasitesi böylelikle altı oktavın üstüne ulaşıyor ve geleneksel bir klavye standartına karşılık geliyor. İki adet tümleşik (entegre) hoparlör, HT-700'ünküler parlak olmasalar da, ses çıkışını sağlamakta. Tını kalitesi yeterli olmadığı takdirde, dışta bulunan bir yükselticiye bağlantı yapılması mümkün olabiliyor. Bunun yanısıra kulaklık için bir de yuva öngörülmüş durumda. PSR-80, 8 sesli polifonik bir synthesizer içeriyor. Bu synthesizer Yamaha için alışılagelen frekans-modülasyon (FM)-bireşimi (sentez) ile çalışmakta. Burada değişik sinus titreşimlerinin içiçe girmesiyle bütün FM- 9 synthesizer'larına özgü olan tipik sound'lar ortaya çıkıyor. Bunlar çoğunlukla kuru ve sert olmakla birlikte, ütopik synthesizer-sound'lar için son derece elverişli sesler. PSR-80, kornolar, yaylı sazlar, gitarlar ve kozmik tınılar gibi 16 adet sabit FM-orkestra sesi sunmakta. Ama ne yazık ki, burada kendine özgü seslerin programlanması ve depolanması mümkün olmamakta. Bununla birlikte mevcut sound'ların keskinlikleri ve vuruları kademeli olarak değiştirilebilmekte. Böylelikle bir ton bir defasında tok, bir defasında boğuk olarak kulağa gelmekte, ya vurmalı ya da yumuşak olarak açılmakta. Üstelik rezonans iki basamakta ayarlanabilmekte. Seçmeli olarak harekete geçirilebilen iki efekt aracılığıyla bir sound'- un sonuçta stereo ya da iki sesli duyulması sağlanabilmekte. Sadece bu tür varyasyon sayesinde sayısı 400'e ulaşan değişik tını formları ortaya çıkmakta. Kişi kendi orkestrasını biraraya getirdiği zaman, müzik parçasının hangi ritme sahip olacağına karar vermek zorunda. Çünkü PSR-80 tıpkı HT-700 gibi tümleşik bir ritm-bilgisayarına sahip. Burada her türden toplam 16 adet olağanüstü ritm kullanıma hazır bulunmakta. Eşlik için tuş alanı bölünebiliyor (Keyboard-Splitting). Alttaki tuş alanında bu durumda melodiye uygun bir bas sesi eşlik edebiliyor. Ama burada da klavye az antrenmanlı icracılara yardımcı olmakta. HT-700'de olduğu gibi PSR-80'de, müzisyene ilginç bas geçişleri ve akor dizileri ile otomatik olarak eşlik edebiliyor. Hatta basit ya da karmaşık eşlik arasında bir seçim imkânı da var. Bu şekilde, yalnızca birkaç el hareketi ve az bir bilgiyle olağanüstü orkestra parçalarının gerçekleştirilmesi mümkün olabiliyor. Ayrıca PSR-80 her defasında ritm başına iki vurma çalgı solosu sunabiliyor. Bu sololar eşlik ile de bütünleştirilebiliyor. Dinlemeye değer bir giriş (Intro) ve büyüleyici bir son (Ending) şarkıya sonuç olarak mükemmel bir başlangıç ve bitim noktası vermiş oluyor. Buna ek olarak PSR-80, 2500'e kadar akor değişikliğini alabilen bir akor-belleğine sahip. Böylece bütün müzik parçalarının gerçek-zamanda çalınması ve her zaman tekrarlanması mümkün olabiliyor. Synthesizer'ları profesyonel bilişim-ağında birleştirebilmek için klavyede doğal olarak MIDI-bağlantı yuvaları bulunuyor. Bunlar yoluyla çok değişik veriler gönderilebiliyor ya da alınabiliyor. Böylelikle PSR-80'in başka synthesizer'lar tarafından da yönlendirilmesi mümkün olabiliyor. Ama MIDLişlevlerinin ayarlanması biraz muğlak olmakta; çünkü hiçbir ışık göstergesi mevcut değil. PSR-80 geleneksel pillerle ve uygun bir adaptör olduğu takdirde bir priz ya da otomobil bataryası üzerinden de işletile biliyor. PSR-80'in Federal Almanya'- da fiyatı (özel aksesuarsız) 1596 Mark'tır.
KORG 707: YALNIZCA PROFESYONELLER İÇİN DEĞİL
Korg 707, profesyonel bir synthesizer. Stüdyoda ya da sahnede etkin bir kullanım için öngörülmüş. O nedenle içine monte edilmiş bir ritm makinesi ve yeni başlayanlar için yardımcı olacak bir eşlik otomatiği aramak boşunadır. Aynı şekilde içine yerleştirilmiş hoparlörlerden de yoksun. Aygıtın kendisi, resim 4'de görüldüğü gibi modern bir tasarıma sahip olup tıkız bir yapım tarzı sergilemekte. Klavye mekanizması 49 adet sabit plastik tuştan oluşuyor. Bu tuşlarla çalınması başlangıçta biraz zor olabiliyor. Ama bunlar modern bir synthesizer için artık zorunlu olan bir özellik sunuyor: Bu tuşlar dinamiği”'ne sahip. Bu da, synthesizer'ın tuşların basılma hızına tepki gösterdiği anlamına geliyor. Böylece, eğer tuşa hafif basılacak olursa bir ton yavaş ve yumuşak bir ses verebiliyor, ama tuşa ne denli güçlü vurulursa ton da tıpkı bir piyanoda olduğu gibi, o denli yüksek ve şiddetli bir etki bırakıyor. İşlevlerin seçimi ve değiştirilmesi için değişik dokunma tuşları öngörülmüş. Birkaç sürmeli-ayarlayıcı, ses yoğunluğunun ayarlanmasına ve ilerde sözünü edeceğimiz değişik işlevlerin yerine getirilmesine hizmet ediyor. Korg 707 ayrıca, ışıklandırılmış küçük bir LCD-display'e sahip. Bu display seçilmiş işlevleri ve düzenlenmiş değerleri açık-metinde göstermekte. Öyle ki, aygıtın o andaki ayarlanmaları hakkında her zaman bilgi edinilmesi mümkün oluyor. Korg 707'nin tını üretimi sayısal olarak iki osilatörün birleştirilmesi aracılığıyla gerçekleşiyor. Bu osilatörlerin dalga formu tasarımlanabilecek her tarzda değiştirilebilmekte. Üstelik bir osilatörün zamansal seyri üzerinde etkide bulunmak da mümkün olmakta. Bu tını üretiminin sonucunda bilinen müzik enstrümanlarının taklitinden tutun da alışılmadık UFO-seslerine varıncaya dek ilginç sound'lar oraya çıkabiliyor.
PSR-80
Korg 707'nin tını çeşitliliği üzerine bir fikir edinmek için onun önceden hazırlanmış 100'ü aşkın ve hemen kullanılabilecek sound'a sahip olduğunu düşünmek gerekiyor. Bunlar başlangıçtaki çalmalar için yeterli olmakta. Ama kısa bir süre sonra insan kendi sound'larını yaratmak ya da mevcut olanları değiştirmek isteyebiliyor. Bunun için o andaki sound'un tınısından sorumlu olan düşünülebilecek bütün değerleri bir sayı kodu üzerinden seçmek ve bunları bir sürmeli-ayarlayıcı sayesinde değiştirmek mümkün oluyor. Ama bu, her sayısal synthesizer'da olduğu gibi çok zaman alan bir yordam ve sahnede canlı kullanım için uygulanmaya elverişli değil. Bundan ötürü Korg 707 mükemmel bir remote-synthesizer olarak, çalınma sırasındaki sound'un sonradan değiştirilmesi için bazı imkânlar sunabiliyor. Böylece burada ilkin bir synthesizer'ın doğal olarak sahip olduğu bir ayarlayıcı bulunuyor. Bir sound'un tını yüksekliğinin değiştirilmesine ve modülasyonuna ilişkin bir ayarlayıcı bu (Pitch Bend ve Modulation Wheel). Bunun yanı sıra Korg 707, bir de “Performing-editor”a sahip. Üç adet sürmeli-ayarlayıcıdan oluşan bu gereçle ayarlanmış sound'un tınısını (alan terimi: Timbre) ve programlanmış eğrilerini etkilemek mümkün olabiliyor ve böylelikle özellikle canlı bir müziğin ortaya çıkması sağlanabiliyor. Korg 707'nin standart-mod'unda bir sound 8 sesli polifonik bir tarzda tüm klavye üzerinden çalınabiliyor. Ama Korg 707 aynı zamanda klavyeyi bölümlendirme ve her alana kendine özgü bir sound ayırma imkânları da sunuyor (Keyboard-Splitting). Ancak, her klavye alanına düşen seslerin sayısı bu suretle azalmış oluyor. Başka bir çalma modu da sound'ların içiçe girmesini sağlıyor. “Layer” işletim tarzında iki sound aynı anda bir tuşla çalınabilmekte. Bu şekilde uygun bir MIDI-yönlendirme aygıtı (bilgisayar ya da sequencer) ile Korg 707'den bütün orkestra aranjmanlarını çıkarmak mümkün olabiliyor. Kendi sound'larını tasarımlayacak boş vakitleri olmayanlar ise önceden hazırlanmış sound'ları içeren özel aksesuar şeklindeki edinebiliyorlar. Aynı şekilde, üzerlerinde bizzat üretilen sound'ların sürekli olarak kütüklenebildikleri RAM-kartları da piyasada satılıyor. Sound verilerinin şüphesiz MIDI aracılığıyla da iletilmeleri ve uygun bir programla (Bankloading-program) bir bilgisayara okunmaları ve orada rahatlıkla yönetilmeleri mümkün olabiliyor. Korg 707 omuzda taşınabilen klavye olarak, yerine getirdiği göreve uygun bir biçimde oldukça hafif bir aygıt (9.3 kg) aynı zamanda. Verim açısından çokyönlülüğüne rağmen de fiyatı gayet makul: Sadece 1420 Mark (F. Almanya'da). Bundan ötürü Korg 707, yalnızca profesyonel müzisyenlerin değil, diğerlerinin gözünde de ilginç bir aygıt.
KORG 707
CZ-1'DEN KOZMİK SOUND'LAR
Resim 5'te görülen Casio'nun CZ-1'i, teste tabi tuttuğumuz klavyelerin en büyüğü. 5 oktavlık ton kapasiteli ve “vurma dinamiği”ne sahip bir klavye mekanizması var. Işıklandırılmış bir LCD-görüntü penceresi bütün ayarlamalara ilişkin olarak bilgi vermekte. CZ-1 ile maksimum 16 sesli polifonik müzik çalınabilmekte. Tını bireşimi (sentez) Casio tarafından geliştirilen “Phase-Distortion” (fazların saptırımı) sistemine göre gerçekleşmektedir. Ama CZ-1'in sound'larının tını kalitesini azaltan kendine özgü ve olağanüstü yüksek bir uğultusu var. CZ-1'in işletilmesinden sonra, önceden tanımlanmış toplam 64 adet tını insanın elinde hazır bulunmakta. Diğer 64 sound her defasında ROM-kasetleri üzerinden elde edilebilmekte. RAM-kasetleri ise bizzat programlanmış sound'lar için yer sunuyorlar. Bunların her ikisi synthesizer'ın arka tarafında bu amaçla öngörülmüş deliğe sokulabilmekte. CZ-1'de tek tek her sound'un biçimlendirilmesi (editing) Korg 707'ye kıyasla önemli oranda daha açık-seçik olmakta; çünkü her bir işleve bir kod numarası üzerinden değil, ayrı bir tuş üzerinden ulaşılmakta. Diğer sound varyasyonlarına ilişkin olarak CZ-1 tıpkı Korg 707'de olduğu gibi tınıların birleşimi imkânını sunuyor. Böylece burada da iki sound'un içiçe girmesi mümkün olmakta. Ayrıca, Portamento, Chorus ve Glide (kaydırma) gibi efektler de devreye sokulabilmekte ve bunlar isteklere uygun olarak ayarlanabilmekte. Sound-zenginliği böylelikle neredeyse sonsuz olabiliyor. CZ-1 tam donatımlı synthesizer olarak elbette MIDI-uyumlu ve böyle olduğu için de bilgisayar ya da sequencer gibi dış yöneltim birimleri üzerinden idare edilebiliyor. Bunun yanısıra, sound-verilerini bilgisayarda rahatça işlemeye devam etmek için, bu verilerin bilgisayara aktarılmaları da mümkün olabiliyor. Bir yandan yerine getirdiği bütün bu işler, diğer yandan da şehir şebeke bağlantısı için içine yerleştirilmiş olan trafosu, CZ-1'i şimdiye değin tanıtmış olduğumuz klavyelerin tersine ağır bir aygıt haline getiriyor. Bu synthesizer'ın taşınması sırasında 13 kiloluk bir yük ortaya çıkıyor ki, profesyonel bir klavye için bile az bir şey olmasa gerektir bu. Fiyatı da çarpıcı bu aletin. Onu elde etmek için 1950 Markı gözden çıkarmak gerekiyor. Hobi olarak müzik yapan biri için hiç de kolay yutulacak bir lokma değil. RİTM YETENEĞİ OLAN AYGIT: KORG'UN DDD-1'İ
DDG-1
Profesyonel müzik dünyasına girildiğinde, HT-700 ve PSR-80'in sahip oldukları türden içine vurma çalgılar ya da otomatik eşlik mekanizması yerleştirilmiş synthesizer'lar aranması boşuna bir çaba olur. Synthesizer'lar burada ancak tını üretimine hizmet ediyorlar. Buna karşılık ritmik çalışma, Korg'un DDD-1'i gibi bir vurma çalgı üreticisi ya da verim düzeyi yüksek bir ritm-bilgisayarı tarafından yerine getirilebiliyor. Resim 6'da görülebileceği gibi, DDD-1 dikkat çekici oranda compact bir aygıt. Mahfazasının arka tarafında dış yükselticilere, ayak pedallarına, bir kulaklığa, hatta aygıtın özel bir görevi çerçevesinde gerek duyulan bir mikrofona ilişkin bağlantı için çok sayıda yuvalar bulunuyor. DDD-1'in kullanımı sabit dokunma tuşları üzerinden gerçekleştiriliyor. Bu tuşlar akılcı donatılmış bir düzenleme sayesinde aygıtın işletilmesi son derece kolaylaşıyor. Bu arada, ışıklandırılmış bir LCD-display'i karmaşık programlama görevlerini mümkün olduğunca basitleştirmek amacıyla kullanıcı ile sürekli bir diyalog içinde bulunabiliyor. Kullanım bölümünün arka tarafında başka ve daha büyük tuşlar var. Bunlar çalma alanını serimliyor. Bununla sayıları 14'e kadar ulaşabilen vurmalı enstrümanın aynı anda çalınması mümkün olabiliyor. Çok sağlam olan bu tuşların ilginç bir özelliği var: Bunlar tıpkı Korg 707 ve Casio CZ-1 klavyelerinin mekanizmaları gibi “vurma dinamiği”ne sahipler. Böylece bir bas trompet yavaş ve duygulu, ama aynı zamanda gerçek bir vurma çalgıda olduğu gibi sert olarak da çalınabiliyor. DDD-1, temel versiyonda kuvvetli bas trampetlerden darbukalara, zillere ve “Cabasa” ile tambur gibi egzotik tınılara varıncaya dek 18 adet mükemmel sayısallaştırılmış vurmalı enstrümanı sunuyor. Diğer enstrümanlar aksesuar olarak elde edilebilen ROM-kartları üzerinden aygıta yerleştirilebiliyor. Aynı anda 4 adet ROM-kartının içeriye sokulması mümkün olabiliyor. Artık kullanıcı kendi bireysel ritmini gerçek-zamanda ya da tedrici olarak “pattern”lere (örüntü) aktarabiliyor. 100 adede varıncaya kadar idare edilen bu “pattern”lerin her zaman çalınmaları mümkün. Böylelikle de bunlar düzenli bir ritm meydana getirmekteler. Ama farklı “pattern”lerin, ölçülerden oluşan tüm bir dizi, bir şarkı olarak biraraya getirilmeleri de mümkün olabiliyor. Bu şekilde tam bir şarkı için zengin çeşitli bir vurmalı çalgı eşliği yaratılabiliyor. Maksimum uzunluğu 255 “pattern”li toplam on şarkının DDD-1'in belleğinde korunması mümkün. Tabii DDD-1, profesyonel müzik-ağı MIDI'ye bağlanabilmesi için, MIDI-yuvalarına da sahip. DDD-1 hiç olmazsa 3.9 kg gelen ağırlığıyla gerçek bir vurmalı çalgı üreticisinden önemli oranda daha hafif ve şüphesiz daha ucuz. ROM-kartları ve Sampling-Platine olmaksızın Federal Almanya'daki fiyatı 980 Mark'tır. Son olarak, şu günlerde ciddi olarak bir synthesizer satın almayı düşünen herkese şöyle bir tavsiyede bulunmak isteriz: Bir uzman firmaya giderek en yeni fiyatlar hakkında bilgi toplayın ve uzman kişilere danışın. Synthesizer pazarında en azından bilgisayar pazarında olduğu kadar yoğun bir hareketlilik gözlenmekte. Yeni aygıtlar ve fiyatlar tıpkı dört mevsim gibi gelip geçmekte.