Bilgisayar Destekli Eğitim
TAÇ
Nova Bilgisayar Gn. Md.
Bilgisayar destekli eğitimde, bilgisayar amaç değil araçtır. Amaç ise nitelikli ve çağdaş eğitimdir. Eğer eğitim sistemimizde; müfredattan, personele ve ücret sistemine vb. birçok problem varsa, ki var olduğuna inanıyoruz, dersleri bilgisayarla vermek hiçbir sorunu çözmeyecek aksine var olan aksaklık ve karışıklıkları artıracaktır. Çağdaş eğitim, eğitimde teknolojinin yakın takibiyle mümkündür. Bu sadece eğitimde kullanılan araçlar yönüyle değil, eğitimin içeriğini de kapsamalıdır. Bilgisayar destekli eğitim, öğretmensiz eğitim demek değildir. Aksine daha vasıflı eğitmen gerektiren bir eğitimdir. Bilgisayar öğretmenin yardımcı aracıdır ve öğrencileri motive aracıdır. Onun için bilgisayar destekli eğitimde öğretmen bilgisayarı
Dİ
en usta şekilde kullanmasını bilmelidir. Bu düşüncelerden hareketle, eğitim sistemimizde bir reformun yapılarak bilgisayar destekli eğitimin, eğitim sistemimizdeki altyapısı hazırlanmalıdır.
EĞİTMEN YETİŞTİRME
Bilgisayar destekli eğitim kadrosu için Milli Eğitim'in elinde iki kaynak vardır. Birincisi, ki kısa vadede çalışacak kadro bunlardır, mevcut öğretmenler; ikincisi öğretmen okullarından yetişecek eğitmenler. - Mevcut öğretmenler, meslek içi eğitimle, bilgisayar ve bilgisayar destekli eğitim konusunda bilgilendirilmelidir. Bu, kurulacak yöresel eğitim merkezlerinde, öğretmen-eğitim seferberliğiyle mümkündür. - Meslek içi eğitimle yetiştirilen öğretmenler okullarına dönerken eğer hazırlanabilirse bazı eğitim paketleriyle beraber bir bilgisayar sistemi verilmeli ve uygulama deneylerine geçmeleri istenmelidir. - Bütün öğretmen okullarına bilgisayar zorunlu ders olarak konulmalı ve hatta eldeki imkânlarla bu okullarda bilgisayar destekli eğitim başlatılmalıdır.
EĞİTİMİN İÇERİĞİ
“Nasıl öğreteceğiz?” sorusu kadar “Neyi öğreteceğiz?” sorusuna da, bilgisayar destekli eğitim projesinde cevap bulmamız gerekiyor. Şu andaki müfredat programını BDE'ye uygulamak mümkün değildir. O halde en kısa sürede gerekli müfredat değişiklikleri yapılmalıdır. Ayrıca bugünkü eğitimin içeriğinde gördüğümüz en büyük aksaklıklardan biri de eklektik yapısıdır. Her bilimin, diğer bilimlere bir yansıması, diğer bilimlerde uzantısı vardır. Yani bilgisayarlarla ilgili konular mevcut olmaları gereken derslere girmelidir. Bilgisayar mantığını öğrenci modern mantıkta, sayı sistemlerini matematikte, mantıksal cebiri mantık veya matematikte görmelidir. Bilgisayar ve bilgisayar destekli eğitim, bugünkü eğitim sistemimize yama yapılmamalı, içiçe yoğrulmalıdır. Her teknolojik gelişme gibi, bilgisayarın da toplumsal hayatımızın her alanına girmesi onun herkes tarafından bilinmesi, öğrenilmesiyle mümkündür. Bu da ancak Türkçe yazılmış kitap ve döküman sayesinde olacaktır. Bilgisayar konusunda kitap yazımı teşvik edilmeli ve desteklenmelidir.
BİLGİSAYAR SİSTEMİ
Bugün Türkiye'de BDE denince akla hemen Milli Eğitim Bakanlığı'nca satın alınacak bilgisayar sistemleri gelmektedir. Yerli ve yabancı bilgisayar firmalarının amacı ihaleyi almak ve büyük sayılarda bilgisayarı satmaktır. Gerçekte BDE projesinde bilgisayar satın alınacak bir araçtır ve projenin bir parçasıdır. Tabii parasal yönüyle çok büyük meblağlar tutmaktadır. Yerli ve yabancı bilgisayar firmalarının ilgisini çekme nedeni de budur. Fakat İstanbul'da yapılan toplantıda görülen odur ki, bazı yabancı temsilciler projenin azameti karşısında korkmaktadırlar. Bunun kaynağı da bazı konulardaki kuşkularıdır. Çünkü Türkiye, BDE konusundaki dört başı mamur bir proje ve stratejiye sahip değildir. Neyi, nasıl, hangi süreçte ve kime vereceğiz? İşte karşımızdaki sorunlar. Bunlara net cevaplar bulunamadığı sürece alacağımız bilgisayarlar ne işe yarayacaktır? Bir yabancı temsilcinin dediği gibi bu sorulara cevap bulmadan bilgisayar alımı yaparsak uluslararası büyük bir alanda 1100 adet bilgisayar alınmıştır. Geçen iki yıl süresince bu yüz milyonlar tutarındaki sistemlerin eğitimimize katkısı ne olmuştur? Ayrıca şunu belirtmekte yarar var: BDE projesinde araç sadece bilgisayar değildir. BDE projesinin aslı eğitimde çağdaş teknik araçların kullanılmasıdır: Bilgisayar, video vb. BDE'yi böyle algılamak gerekir. Çünkü öğrencinin dersleri sadece bilgisayarın ekranından izleyip okuması yeterli değildir. Bütün bunların yanında BDE projesi için bilgisayar seçiminde şunlara dikkat etmek gerekir: - Seçilecek sistem sadece ithalata bağımlı olmamalıdır. Yerli-yabancı sermaye ortaklığı ile Türkiye'de üretilmelidir. (Montaj olsa bile.) - BDE kapsamına ilk-orta-lise ve yüksek okullara gireceği düşünüldüğünde, ilkokul öğrencisine, lise ve yüksekokul öğrencilerinin eğitimi için seçilecek bilgisayarla eğitim vermek atıl kapasite ve yüksek maliyet getirecektir. Onun için eğitim kapasitesine göre bir standart belirlenmelidir. - BDE projesinde bilgisayarın yanında video, slayt vb. ek görüntü ve sesli cihazlar düşünüldüğünde belki videoya bağlanabilen bilgisayarlar iyi bir çözüm olabilir.
EĞİTİM PROGRAMLARI
BDE projesinin en can alıcı noktası eğitim programlarıdır. Çağdaş bilimsel düşüncenin verildiği iyi bir eğitim paketinin hangi bilgisayarla verildiği hiç önemli değildir. Bugün Türkiye'de birçok yazılım firması vardır. Fakat program kavramı iyi anlaşılmadığı ve kopyacılık hâkim olduğu için bu firmalar gelişememiştir. Hele eğitim paketlerinden hemen hemen hiç para kazanılmadığından, eğitim paketi yazılımı yok denecek kadar azdır. Fakat yerli yazılım altyapısı olmadan BDE projesinin yürütülmesi mümkün değildir. İthal eğitim paketlerinin Türkçeleştirilmesi, yerli yazım ve süreç içinde yerli ve yabancı eğitim paketlerinin güncelleştirilmesi gerekliliği düşünüldüğünde yerli yazılımın gerekliliği ortaya çıkmaktadır. - Ulusal çerçevede bir BDE semineri hazırlanmalı, BDE için bir strateji, plan ve takvim saptaması için yerli yazılım ve donanım altyapısı gözlenmelidir.
- Yazılım ve eğitim kuruluşlarından şu zamana kadarki çalışmaları istenmeli, var olanlar ve yapabilecekleri saptanmalıdır.
- Yazılım ve eğitim kuruluşlarından BDE projesine hazırlayabilecekleri eğitim programlarının özellikleri, konusu, süresi, maliyet analizleri istenip bakanlıkça incelenmeli, uygun görülen projeler kredi ve yardımlarla desteklenmelidir. Çünkü yazılım süre ve para isteyen bir çalışmadır.
- Yabancı eğitim paketleri başlangıçta en büyük kaynağı oluşturacaktır. Yabancı eğitim paketlerinin Türkçe'ye adaptasyon işlemlerine hemen
SONUÇ
Türkiye bugün dünyanın en büyük BDE projesini gündeme getirmiştir. Proje gerçekleştiğinde Türkiye'de her 10 öğrenciye bir bilgisayar düşecek şekilde bir eğitim sistemi getirecektir. (Amerika'da 36 öğrenciye bir bilgisayar düştüğü, bir sınıfa bir-iki bilgisayar düştüğü gözönüne alındığında eğitim sistemimizdeki meydana gelecek değişiklik ve projenin büyüklüğü daha iyi anlaşılabilir.) Böyle, bütün dünyanın izlediği ve merak ettiği büyük bir projeye “kara girmeyelim. BDE projesi için bir strateji, plan ve takvim hazırlayalım. Olmayanı tartışmak yerine, yapılanlar ve eksikler üzerine tartışmak daha verimli olur. Fakat başlangıç için de olsa bazı şeylerin belirlenmesi gerektiğine inanıyoruz. BDE projesinin, bilgisayardan önce eğitim paketlerine ihtiyacı olduğunu hiçbir zaman unutmayalım. BDE projesi tüm bilgisayar ve eğitim camiasının elele üstesinden gelmesi gereken bir projedir. Bunu başarmak da bilgisayar ve eğitim camiasının görevidir.
Commodore 64 ile 128 modellerinin, fiyatlarına nisbetle fevkalâde performans gösterdikleri artık bir sır değil. Okulların bu bilgisayarlara ödediği bedelin, hiç bir yerde halkın satın aldığı fiyata yaklaşmayışı çok garip. O parmağında on marifet olan ve fiyatı daha ucuz Commodore cihazlarından niçin dersanelerde daha çok sayıda bulunmasın? Önümüzdeki aylarda tüm bu şartların değişeceğine dair işaretler var. USA Today'de neşredilen ve pek çok kaynaktan yararlanılarak hazırlanmış son makalelerden birine bakılırsa, devlet okullarındaki bilgisayarların yüzde 12'si Commodore markasını taşıyor. MS-DOS cihazlarıyla öğrenim pazarında iş yapanların muhtemelen en enerjiği sayılabilecek Tandy'nin payı sadece yüzde 14; IBM'inki topu topu yüzde 6, yani Commodore'un dersanelerdeki sayısının yalnızca yarısı. Commodore 64'ün ve bir dereceye kadar 128'in başarısı, fiyatlarının makul olmasıyla ve bu sayede herkesin satın alabilmesiyle açıklanabilir. MS-DOS cihazları gibi öbür bilgisayarların fiyatlarındaki keskin düşüşler bile, onları henüz Commodore 64'ün fiyat seviyesine indiremedi.
| ama 4
KEITH FERRELL Çev: Jülide Ergüder
Ne var ki, öğrenim piyasasında kıran kırana bir rekabet hüküm sürüyor. O kadar ki, yüzde 12'lik piyasa payı dahi süratle aşınabilir. Öğrenim piyasası bölümünü henüz oluşturmamış bir Commodore firması, 64 ve 128 modellerinin dersanelerdeki saltanatını devam ettirebilir mi? Çoğu kimse, Commodore'un bu işi başarabileceği kanaatinde.
PİYASAYA HİZMET
Şirketin satış ve pazarlama bölümünün genel müdür başkan yardımcısı Richard McIntyre, Commodore'un şimdilerde hırslı bir hamleyle piyasaya daldığını belirtiyor: "Piyasası, bizim çok erken tarihlerde, fevkalâde başarı kazandığımız bir dal. Gelin görün ki, DOS kapasitemiz olmadığından gerektiği kadar faydalanamadığımız bir dal." Commodore artık piyasa ile rekabet edebilir nitelikteki kendi MS-DOS bilgisayarını geliştirdi. PC-10 tipi bu model, Amiga dizisinin yanı sıra, sekiz-bitlik cihazların eriştiği teknolojinin de ötesine geçen bir çok ileri seviyedeki özellikleriyle, MS-DOS muadili. “Commodore'a ilgi duyan satıcılar ve eğitimciler” diyor McIntyre, “sanayideki en marifetli mamul dizisini sunuyoruz.” mikrobilgisayar pazarının her alanına hitap eden cihazlar geliştirdiği için, Commodore'un piyasadaki varlığının gün geçtikçe genişleyeceğinden emin. “Öğrenim piyasasındaki payımızın önümüzdeki on iki ayda artacağına hiç şüphe yok” diyor. Şirketin yeni cihazları piyasada heyecan uyandırırken, Commodore'un 64 ve 128 modellerinin okullara yönelik satışları da her zamanki müşterilerimizin yanı sıra devam ediyor. Lilly Meizner Toback, “Meizner Business Machines” adlı bir firmanın işletme müdürü. Toplam 44 yıllık bir mazisi olan bu firma, kuzeydoğu eyaletlerindeki pek çok büyük okul sistemlerine öğrenim donanımı ve yazılımı temin ediyor. Toback'in firması on yılı aşkın bir süredir Commodore ile işbirliği yapıyor. On sene evvel de, şirketin PET bilgisayarlarını devlet okullarına satmaya başlamıştı. Bugün aynı piyasaya Commodore cihazları satışına devam ediyor. Kıyasıya bir rekabet içindeki imalatçılar ve Apple'ın öğrenim piyasasına yönelik pazarlama programına rağmen Toback, geçen bir kaç senede, okullara binlerce 64 ve yüzlerce 128 sattı. “Commodore'un sıradan insanın bütçesine uygun” diyor Toback, “okullarda çok sayıda öğrencinin, makul bir fiyata, cihaz üstünde bizzat tecrübe edinmesine imkân veriyor. Okul sistemlerinin çoğu bütçelerinin iki yakasını bir araya getirebilmek için hayli sıkıntı çekerken, Commodore'un özellikleri ve fiyatı onu çok câzip kılıyor.”
FİYATA ÖZENMEK
Commodore, 64 ve 128 modellerinin öğrenim piyasasına kazandırdığı fiyat avantajının pekâlâ farkında. Şirket, özellikle, çok sayıda bilgisayar siparişinin verildiği durumlarda, bu avantajı vurgulamaktan geri kalmıyor. Richard McIntyre hiç sözünü esirgemeksizin bu noktanın altını çiziyor: “Şu anda piyasada geçerli olan hareket tarzı (modus operandi) öğrencilere daha çok sayıda cihaz sağlamak ise, 64 ve 128 fevkalâde iyi iş yapıyor. Çünkü bu cihazlar, düpedüz, okul sisteminde, sınıflardaki bilgisayarlar için ayrılan sınırlı paranın en maksada uygun ve idareli biçimde kullanılma yolu oluyor.” Bu fiyat etkinliği aranılan bilgisayar sayısı arttıkça yükseliyor. Evvelce Commodore öğrenim pazarlaması işiyle ilgilenen, şimdi de şirketin satış elemanlarının eğitim bölümünde çalışan Joseph Marlino, “Okullar artık, her sınıfa mümkün olduğunca daha çok sayıda bilgisayar tahsis edebilmenin yollarını arıyorlar” diyor. Ve ekliyor: “Bir sınıfı, tüm öbür cihazlardan daha düşük fiyata, baştan aşağı 64'lerle doldurabilirsiniz.”
ÜCRET VE ÖZELLİKLER
Tek başına fiyat da yeterli bir unsur değil. Öğrenim gibi bütçesi hayli sınırlı bir alanda dahi. Ama Commodore'un taraftarları, 64'ün bilançosunun yanı sıra başka bir çok sahada da rekabet şansı olduğunu belirtiyorlar. Lilly Toback diyor ki: “64 modeli, çok makul bir fiyata müzik, hayaletler ya da periler, cinler, renkli grafikler ve eksiksiz bir ASCII klavyesi sağlıyor. Öğrencilere, bilgisayarcılığın pek çok yönlerini elleriyle temas ederek kavratan çok güçlü bir cihaz bu.” Joe Marlino ise, 64'ün genç öğrencilere - hele hele, bilgisayar denen cihazlarla hayatlarında ilk defa yüz yüze gelenlere- pek çok avantaj sağladığına değiniyor. Marlino ayrıca, 64 modelinin çok “dostane” bir cihaz oluşuna ek olarak, 40-kolonlu ekranın aşırı büyük ebatlı karakterlerin türetilmesine imkan verdiğine dikkati çekiyor: “Commodore 64'ün grafikleri ve ses kapasitesi” diyor Marlino, “öğrencilerin, özellikle de gençlerin çok hoşuna gidiyor.”
MUAZZAM BİR YAZILIM DESTEĞİ
Herhangi bir öğrenim bilgisayarının başarısı, onun için geliştirilen etkin dersane yazılımı sayısına bağlıdır. Büyük hafızalı cihaz sayısı büyük rakamlara varmakla beraber, şu anda, işleyiciler 64 modelini programların kullanılabileceği cihazlar arasında sayılıyor. Commodore'dan McIntyre, 64 yazılımının muazzam desteğinin, bir öğretim cihazı olarak, etkinliğini daha da arttırdığı görüşünde: “Bilgisayarları sadece birer yazılım sağlayan cihazlar olarak düşünmekten vazgeçmeliyiz” diyor. “Çünkü, bilgisayarı bu şekilde görmeye başlarsanız, Commodore cihazları, öğrencilere aktarılacak programlarda en uygun yol olacaklar.” Önemli konularda yazılım yayımlayan büyük bir firma olan Broderbund'un öğrenim piyasası pazarlama müdür yardımcısı, Cathy Carlson, “Biz yine de 64'ü desteklemeye devam” diyor. “Ve, bu cihazın öğrenim sahasında kullanılması için yeni boş alanlar açıyoruz.” Carlson'a göre, bu yeni alanların çoğu doğu sahillerinde. Carlson diyor ki: “64 yazılımları için Kanada çok müsait bir pazar.” Lilly Toback, Commodore cihazları için hazırlanan öğrenim yazılımlarının her türlü öğrenim kurumuna yayıldığına işaret ediyor. “Her konuda öğrenim pazarları için çok geniş bir temel mevcut” diyor. Ayrıca, sınıfta fevkalade etkin bir şekilde kullanılabilecek grafik ve müzik yazılımları da var.” Çok sayıda bilgisayar ve yazılımı temsil eden bir danışma firması olan ve öğrenim, yazılım ve donanımları hazırlayan Golden Hedge'in başkanı Toby Koch, Commodore cihazlarının potansiyelinin devamlı olacağını vurguluyor. Bir öğrenim aracı olarak 64'ün etkinliğini anlayabilmek için, cihazın, öğrenim yazılımlarının değişimi açısından incelenmeye ihtiyacı olduğunu söylüyor. HER KUŞAK İÇİN Koch kendi konumlarını, “halihazırda öğrenim yazılımının dört kuşağını geride bıraktık” sözleriyle açıklıyor. “Evvela, öğrencilerin bilgisayara aşina olmasını sağlayan yazılımlar vardı. Bunlar, program dillerini öğrettiler. İşte bu Logo kuşağıydı.” Koch devam ediyor: “İkincisi, ne yazılım ne de öğrenim açısından pek heyecan verici olmayan, başlıca elektronik flaşkartların ve sihirbazların kuşağıydı. Üçüncü kuşağa Writer Rabbit (Yazıcı Tavşan) gibi programlar dahildi. Bu program yazılımının kullanımını müfredatın her dalına yerleştirdi.” Günümüzde, sınıfta kullanılmaya yönelik programların kuşağına giriyoruz. “Şimdilerde, yazılım, bilgisayarı, kelime işleme, fikir işleme, içeriği geliştirme, bir fikri kavramlaştırma için ve spreadsheet'ler ile database'ler dahil sayı idaresi (ayarlama) konusunda zaman-ayarlama ve verimlilik aracına dönüştürmekte kullanılıyor. Commodore'un sekiz-bitlik cihazları bu çok kuşaklı tabloda nereye yerleşiyor? Koch diyor ki: “Yazılımın ilk kuşaklarına bakıldığında, Commodore 64, renk, ses, grafik olarak, hem Apple II'ye hem de mukabili Franklin'e Yeni kuşak verimlilik yazılımına ne buyrulur? Koch, “128 sisteminin sunduğu pek çok hizmet var. Cihazın çalıştırdığı bir dizi 64 yazılımı var. Ayrıca, 80-kolonlu cihazın gücünü, performansını ve yeteneğini de sağlıyor” diyor. Avrupa'daki öğrenim bilgisayarları arasında 128'in en popüler modellerden biri olduğunu belirten Richard bu cihazın çok yönlü özelliğinin, kendi ülkesinde pek az takdir edildiğini öne sürüyor. “128 bilgisayarları sadece yazılım sağlayan cihazlar olarak düşünmekten vazgeçmeliyiz.
deli, tıpkı PC'ninki gibi bir disk kapasitesine sahip” diyor. Richard McIntyre, “Üstelik, sınıftaki gruba göre, güçlü grafik ve ses ya da bir iş programındaki 80-kolon tarzı ihtiyacını karşılar.”
EV ÖDEVİ
Commodore'un okul piyasasına yüzde 12 nisbetinde nüfuz etmesi, firmanın müşteriler nezdinde sahip olduğu büyük itibarı hiç de aksettirmiyor. Mesela, BusinessWeek'in geçenlerde neşrettiği bir tahmine göre, Amerikan evlerindeki bilgisayarların neredeyse üçte biri Commodore 64 modeli. Aslında, evlerde çok miktarda 64 modeli kullanılması, kimilerince, başlı başına bir öğrenim fırsatı olarak değerlendiriliyor. Commodore'dan Marlino, 64'ün tüketici piyasasına esaslı şekilde nüfuz etmesini takdirle karşılıyor. “Evlere giren milyonlarca 64 sayesinde, öğrenciler artık sınıfta öğrendiklerini evde pekiştirmek imkanına” Lilly Toback benzer bir noktaya temas ediyor. “Commodore'un fiyat seviyesi sayesinde çok sayıda öğrenci evlerine bir cihaz alabiliyor. Ve bu, okulda edindikleri bilgileri evlerine transfer edebilmelerine, sadece sınıf çalışmalarını değil, genel olarak, bilgisayara olan aşinalıklarını genişletmelerine imkan veriyor.” Toby Koch, Commodore sahiplerinin okulları 64 ve 128 modellerini satın almaya teşvik edebileceklerini düşünüyor. “Bu modellerin kullanıcıları sorumluluk taşıyor” diyor, “çünkü, çocukları ve kendileri için yaptıkları seçim, öğrenim manzarasının bir parçası olmaları şansını içinde taşıyor.”
GEOS'A GİRİŞ
Okullar, 64'ü ihmal etmekle bir Commodore'a veri yüklemeyi öğrenen bir talebe, IBM ve WANG'a da pekâlâ yükleyebilir.
sat mı kaçırdı dersiniz? Berkeley Softworks'ün başkanı Brian Dougherty böyle düşünüyor: “Şurası muhakkak ki, 64 modeli gözden kaçırıldı” diyor, bilgisayarların çoğu okul sistemlerindeki konumuna bakarak. Berkeley'in 64 için çok geniş tatbik imkanları sunan kendi GEOS paketi, cihazda öğrenim ilgisinin doğmasına neden oldu. Günümüzde GEOS'un artık tüm 64 bilgisayarlarına dahil edilmesi, zaten makul bir fiyata satılan bu cihazın, öğretmenlerin dört gözle aradığı verimlilik yazılımı türlerini de edinmesi demek. Dougherty'nin de bizzat dediği gibi, “64'ü geçen okullar, GEOS'u da akıllarından geçiriyorlardı.” Dougherty öğrenim piyasasına, hedefleri daha bir belirlenmiş olarak yaklaşıyor.
Berkeley Softworks, yeni geoNet modeliyle, sınıf şebekesine erken ve belki de önleyici bir giriş yapıyor. Brian Dougherty'nin bildirdiğine göre, geoNet ile bir 64, bir monitör ve bir geoNet genişleme kartından (expansion card) oluşan güçlü bir öğrenim çalışma istasyonu, 500 dolar gibi pek ucuz bir fiyata tesis edilebilir.
GeoNet'in, 64 şebekesindeki etkinliği, eğitimcilerin cihazın sınıf potansiyeline bir daha ve pek yakından bakmalarına sebep olabilir. GeoNet'in Girdi/Çıktı işlemini yapan ve 64'ü şebekeye bağlayan donanım kartı, aynı zamanda disket sürücünün yerini alıyor; ve bir sınıfta bireysel floppies dağılımının yaratacağı sınırları yok ediyor.
“Her şebeke donanımı kartının bir 512K RAM genişleme ünitesi var” diye açıklıyor Dougherty. Bu ünite esas olarak, her öğrencinin bilgisayarında bir ramdisk yaratıyor, böylece öğretmenin hard disk'inden doldurulacak dosyalar için geniş yer açılmış oluyor.”
ARTIK HEPSİ BİR ARADA
Dougherty diyor ki, “Sınıftaki bütün sistemler, öğretmenin disketini otomatik olarak boşaltacaklar. Ve, hard disk üzerinde her öğrenci kendi rehberine sahip. Tek tek sınıfların ötesinde, daha başka geoNet uygulamaları ve fırsatları da var. Teknolojinin Compact Disc Read Only Memory (CD-ROM) dahil, donanım yoluyla geniş miktarda bir bilgi depolama çağına girerken bu yetenekler uzaktan hayal meyal gözüküyor. CD-ROM'un yapabileceği işler muazzam şeyler; mesela, bir tek disket koskoca bir ansiklopediyi, belki daha bile büyük bir kaynak kitabını depolayabiliyor (cihaza yükleyebiliyor). Bu suretle öğrenciler milyonlarca kelimelik metinlere, yüzbinlerce fotoğrafa olduğu kadar ses ve müzik kütüphanelerine de ulaşma imkanına kavuşacaklar.
HAFIZA YETERLİ Mİ?
64 K modeli bir bilgisayar, sonsuza dek genişleyebilen hafızanın söz konusu olduğu bir alanda, öğrenim ihtiyaçlarını karşılayabilir mi? Richart “Kesinlikle evet” diyor. “Aslında” diyerek sözlerini sürdürüyor: “Bazı düzeylerde 64 K'dan fazlası şüphe götürür.” MacIntyre, Commodore'un 1764 RAM genişleticisinin ek bir 256 K'sı olduğuna işaret ediyor. Bu ek 256 K, genişletilmiş hafıza isteyen okullar tarafından talep ediliyor, ama kendi orijinal noktasına avdet ediyor. “Bazı okullar, hiç de ihtiyaçları olmayan özelliklere sahip cihazları satın almak için çuval dolusu para harcıyorlar. Firmanın yüz yüze kaldığı bir başka pazarlama unsuru ise, öğrenim piyasasında kullanılan bilgisayarların ille de “gerçek” hayatta yani iş dünyasında kullanılan bilgisayarlara benzemesi gereğine inanılması. Çünkü bu dünyaya IBM ve MS-DOS hükmediyor. Çoğu kimse, öğrencilerin DOS'lar ve yardımcı yazılım ile PC'lerde eğitim görmesi gerektiğini savunuyor. “Donanım konusunda aşırı titizlenen kimseler” diyor MacIntyre, “bilgisayarların öğrenim sahasında neler başarabileceğini görmezler.” Lilly Toback'ın görüşüne göre, makineler ya da işletim sistemleri konusunda çok titizlenenlerin yaptıkları hata, farklı cihaz ya da makinelerin öğrenim alanında bambaşka meziyetlere sahip bulunduğunu göremeyişleri. Toback'a göre asıl mesele genel olarak bilgisayarlara aşina olmak; yoksa, bir tek özel cihaz ya da işletim sistemine aşina olmak değil. “Biz bir programcılar nesli üretiyoruz” diyor. “Biz öğrencilerimizin daha ziyade, bilgisayarlarını bilerek kullanan kişiler olmalarını arzu ediyoruz. Onları bu yönde yetiştirmek istiyoruz. Commodore cihazlarının bu gayeyi gerçekleştirdiğine hiç şüphe yok. Commodore'a bir bilgi yüklemeyi öğrenen bir öğrenci, IBM ya da Wang'a da pekala bilgi yükleyebilir. Commodore'da hesaplama yapabilen bir öğrenci, DEC cihazında da aynı hesap işlemini gerçekleştirebilir.” Öğrencilerin sadece okulda değil, mezun olduktan sonra da o cihazdan bu cihaza geçeceklerinin farkında olanlardan biri de Toby Koch. Bu sahada egemen olan, işletim sistemi yaklaşımının eğitimde ilkel bir tavır olduğunu vurguluyor: “Bu tıpkı, insanların tek öğrenmeleri gereken lisanın İngilizce olduğunu, çünkü doğdukları şehri hiçbir zaman terk etmeyeceklerini iddia etmek gibi bir şey.” Halbuki ya da önünde sonunda öğrencilerin çoğu doğdukları şehri terk ediyorlar. Tıpkı çoğunun, sonunda birden fazla bilgisayarla karşılaşmak zorunda kaldıkları gibi. Bu bilgisayarların hepsi Commodore marka olmayacak. Ama 64'lerin ve 128'lerin size sağladığı temel bilgisayar uzmanlığı her öğrencinin üstüne bilgisini inşa edebileceği bir temel oluşturacak.