' ve EĞİTİM
program tadından yenmez. Örneğin, son zamanlarda ortaya çıkan Teletest örneğine bir göz atarak bu olayı inceleyelim. Bu programda kullanıcı bir ışıklı kalem (lightpen) kullanmaktadır. Cevap işaretlemekten sayfa çevirmeye kadar her şey ışıklı kalem ile yapılır. Ekran bir soru kitabı gibidir ve her biri bir sayfa kaplayan soruları gösterir. Soruların hepsi -ki programın bilgileri sıkıştırarak kullanması sonucunda bu 100'e kadar çıkabilir- hafızada bekleşmektedir. Bu nedenle, ekranda soru sayfası değişirken öğrencinin aleyhine bir zaman kaybı söz konusu değildir. Bir sorunun yazı ve grafikleri ile hafızadan alınıp ekrana getirilmesi, saniyenin çok ufak bir kesrinde gerçekleşir. Eski tür test programlarında olduğu gibi soruların kasetten veya disketten yüklenmesi sorun olmamaktadır. Bunun dolaylı bir yararı, üretici açısındandır. Program, soruları ve ana programı ile tek parça haline gelmektedir ve üretim zahmetini asgariye indirgemektedir. Tekrar programın ekranına dönelim. Yazılar ekranın üzerine soruları hazırlayanın istediği şekilde yerleştirilebilmektedir. Bu arada Commodore 64'ün normal karakter setinde olmayan yeni karakterler tanımlanmış ve böylece fizik, kimya, matematik, yabancı dil gibi sahalarda kullanılması gereken birçok özel karakterin grafik olarak yaratılmaktan çok, direkt olarak klavyeden girilebilmesi sağlanmıştır. Tabii bu, soruları hazırlayan için bir kolaylık. Kullanıcı açısından önemi, hem ekranda daha güzel ve doğal bir görüntü elde etmesi, hem de grafiğin hafızadan ekrana taşınması sırasında vakit kaybına uğramamasıdır. Programın diğer grafik özellikleri ise ikiye ayrılır. Öncelikle, klavyenin üstünde bulunan, ama programcıları tarafından bir test programının ihtiyaç duyacağı şekilde daha da geliştirilmiş grafik karakterlerini kullanarak ekrana grafiğin çizilmesi veya sekiz sprite'ın bir araya gelmesi ile oluşturulan 96*42 noktalık grafik alanının soru hazırlayıcısı tarafından bir grafik sayfası olarak kullanılması, ışıklı kalem ile üzerine gerekli grafiklerin çizilmesi ve yazılar ile grafiğin aynı anda hiçbir hileye başvurmadan ekranda gösterilebilmesi. Hattâ, ister büyük boy, ister küçük boy. Programın kullanıcı ile ilişkisinin ışıklı kalem ve ekran aracılığı ile olduğunu söylemiştik. Kullanıcı soruyu okuduktan sonra, ekranın alt satırında yazan şıklardan birine ışıklı kalemle dokunarak istediğini seçmektedir. Sorular arasında ileri geri gitmek için de ışıklı kalem kullanılmaktadır. Işıklı kalemi ekranın üst satırına sağdan sola doğru boydan boya sürtmek, bir sonraki soruyu getirecektir. Tersini yaparak, soldan sağa kaydırmak ise bir önceki soruyu. Bu arada, en üst satır devamlı işleyen bir saat ile size geçen zamanı, testin bitmesi gereken maksimum süreyi, kaç soru olduğunu ve kaç tanesine cevap verildiğini, testin adı ile birlikte göstermektedir. Test bittiğinde ise, o test ile ilgili genel bir sonuç verilmektedir. Paketin içinden çıkan tüm kasetleri bitirdiğinizde ise, bir başka program ile aldığınız puanların tamamını işleme tabi tutup, genel puanınız, hangi konularda başarısız, hangilerinde başarılı olduğunuzu görme imkanınız var. Peki ya ışıklı kalemi olmayanlar?.. Korkmayın, kutunun içinde var. Peki, ya ışıklı kalemi kullanmayı sevmiyorsanız ya da televizyonunuz bilgisayarınızdan ve masanızdan çok uzak ise ve ışıklı kalemi kullanmanız bir kolaylık olmaktan çok bir ızdırap haline geliyorsa?.. Gene korkmayın, deminden beri bahsettiğimiz tüm işlemler, sizleri de düşünerek, klavyeden de girilebilecek şekilde yapılmış. Programı istediğiniz zaman klavyeden, istediğiniz zaman da ışıklı kalem ile kullanma olanağınız var. Yukarıdaki, reklama benzeyen açıklamalardan da görüldüğü gibi böyle bir test paketinin iki programdan oluşması gerekiyor. Birincisi, soru hazırlayan kişinin soruları hazırlayarak kullanıcının kullanabileceği bir program haline sokabilmesini sağlayan bölüm, ikincisi ise, eğitmen tarafından hazırlanan soruları öğrenciye ekrandan sunan ve onun cevaplarını kabul edip değerlendiren program. Her ikisinin de, hem eğitmeni hem de öğrenciyi düşünerek maksimum kolaylığı ve rahatlığı sağlayacak şekilde hazırlanması gereklidir. İsterseniz test konusunu burada bırakarak, bilgisayarın öğretmen yerine geçmesine bir bakalım.
Belirttiğimiz gibi, bu iş ya bilgisayarın öğrenciye bilgileri ekranlarında yer alan yazı ve grafiklerin yardımıyla göstermesi ve öğrenci o sayfayı okuyup anlayıp bir sonraki sayfaya geçmek isteyinceye kadar beklemesi ile olur, ya da konuyu bölüm bölüm öğrenciye göstererek, sorular sorarak, hatta öğrencinin soru sormasına izin vererek, karşılıklı bir muhabbet içinde yürüterek. Bunlardan birincisinin pek de eğitimsel bir değeri olduğunu savunamayacağız. Kitap yerine bilgisayar ekranını koymanın ne derece mantıklı olabileceğini sizin takdirlerinize bırakıyoruz. İkincisi ise en ideal olanı ve üzerinde en fazla araştırma yapılanı. Bilginin öğrenciye verilirken bilgisayarın tüm kaynak ve olanaklarını kullanması, öğrencinin eğitim ve öğreniminde maksimum verime ulaşabilmesi, öğrencinin bu işlemin bir seyircisi konumundan kurtarılarak aktif bir katılımcısı haline getirilmesi, bu tür programların başlıca özelliği olmalıdır. Bunu sağlayabilmek için iki şey gereklidir: Olanakları alabildiğine geniş bir bilgisayar ve bu olanakları sonuna kadar kullanabilecek bir program. Hemen burada karşımıza bir sorun çıkıyor. Her programcı bir eğitimci değildir ve her eğitimci de bir programcı değildir. O zaman programlar nasıl ortaya çıkacak? Buna birkaç cevap verilebilir. Örneğin bu tür programların hep bir programcı-eğitimci tarafından hazırlanması ve o insanın zengin olması (parlak, iş bitirici, ama geçersiz bir yöntem...). Veya bir programcı ile bir eğitmenin bir araya gelerek iki kişilik (veya birkaç eğitmen ile birkaç programcının bir arada oluşturacağı çok kişilik) grupların bu işe el atması. Kısa vadede en ideal çözüm budur. Ama uzun vadede pek de pratik olmadığı söylenebilir. Bu durumda en şanslı olan, grubun programcı elemanlarıdır. Zamanla gruptaki eğitimcilerin deneyimlerini bir sünger gibi absorbe edecekler ve birer programcı-eğitimci haline geleceklerdir. Aynı şekilde, daha az bir oranda da olsa, eğitimcilerin program-
lama sanatının inceliklerini öğrenip bir programcıya ihtiyaç duymamaları da söz konusu. Böylelikle, metodumuzu ilerletmeye çalışırken, pek de parlak bulmadığımız ilk yönteme dönmüş olacağız. Serbest rekabet ve ticaret kurallarının geçerli olduğu ekonomik bir ortamda, bu sorun kaçınılmaz olacak ve ortalıkta gereğinden fazla programcı-eğitimci olmasına ve hepsinin de zengin olma düşleri içinde aç kalmalarına neden olacaktır. Bunun bir başka etkisi ise, çok sayıda eşdeğer kalitedeki elemanın arasındaki rekabet nedeniyle, programın hazırlanma süresinin kısaltılmaya çalışılması ile programın satış fiyatını düşürme ve işi kapma kaygısı ile aşağıya düşecek olan programcı ücretleri ve program geliştirme masraflarının, sonuçta gittikçe kalitesizleşen eğitim programlarının ortaya çıkmasına neden olmasıdır.
O halde ideal çözüm ne? İdeal çözüm, programcıların oturup genel programı hazırlama programları hazırlamalarıdır. Bu programlar, eğitimciye bilgisayarın olanaklarını derinlemesine kullanmayı, ama kolaylıkla kullanmayı sağlar ve programcı ile eğitimci arasındaki sağlıksız ilişki sorununu kökünden halleder. Peki böylesine bir eğitim programı neler yapabilir veya neler yapmalıdır? Dilerseniz bu soruya cevap verirken, yeni harika bilgisayar Amiga'yı örnek bilgisayar olarak kullanalım. Amiga'nın üstün ses ve grafik özelliklerini, bunları da ne kadar büyük bir hızla yaptığını biliyorsunuz. Örneğin renkli fotoğrafların doğrudan gerçek kalitesine yakın şekilde ekranda gösterilebilmesi, insan sesi ile konuşturulabilmesi, çizgi film ve müzik kabiliyetleri eğitim konusunda bulunmaz nimetler. Gerçi kaç kişi ekranda hocasının yüzünü görüp sesini duymaktan hoşlanır ama, bu olanakları daha sevimli şeyler için kullanma imkanı da var.
Kitap ve tahta, sabit araçlardır. Üzerlerine yazılmış ve çizilmiş bilgiler, hareketsiz olarak bekleşirler. Oysa bir bilgisayar, gerek yazıyı gerekse resimleri hareketlendirebilir. Kitapta kelimelerle anlatılan bir deney, ekranda renkli ve hareketli, hatta gerçeğe yakın fotoğraf kalitesinde grafiklerle anlatılabilir, daha doğru bir deyimle, gösterilir. Özellikle ülkemiz koşulları içinde yararı tartışılamaz bir olay. Bir deneyin yapılması için gereken araç gereç masrafları ve laboratuvar ihtiyacı, günümüz eğitim kurumlarında uygulamasız eğitim yapılması sonucunu doğurmuştur. Ancak bir bilgisayar kullanımı söz konusu olduğunda, başlangıç yatırımı sadece bilgisayara yapılacak ve bir kere hazırlanan deney simülasyon programları tüm okullara dağıtılarak program hazırlamanın okul başına birim maliyeti çok düşük bir miktara gelecektir. Üstelik bu bilgisayarın diğer özelliklerini kullanma imkanı da cabası... Amiga gibi hafızası geniş ve hızlı aletlerin, bilgisayar alanının yeni yeni gelişmekte olan suni zeka yöntemlerini kullanmaya elverişliliği de ortadadır. Bu araştırmaların sonuçlarını uygulayarak, öğrencinin öğrenme hızını sorularla ölçen ve kendiliğinden öğrencinin özelliklerine uyum sağlayabilen programlar da söz konusu olabilir. Burada hafızanın da büyük önemi var. Bugünkü eğitim programlarının en büyük sorunlarından birisi, öğrenciye bir konuyu anlattıktan sonra bir iki soru ile anlayıp anlamadığını kontrol etmek, eğer cevaplar belli bir kalitenin altında ise tüm materyali aynı şekilde, aynı ekranlarla tekrar etmek ve en sonunda gene aynı soruları sorarak bilgi ölçümüne gidilmesidir. Bunun nedeni, değişik ekran ve soruları saklayacak kadar çok hafızanın olmamasıdır ve bunun kaçınılmaz sonucu da, bilginin devamlı aynı şekilde, aynı açılardan ve öğrencinin sorulara verdiği cevapların içeriğine bakılmaksızın, yani öğrencinin nerede zorluk çektiği bilgisayar tarafından tahmin edilememesinin sonucunda, programın kısa zamanda sıkıcı olması ve eğitimsel değerini kaybetmesidir. En sonda sorulan soruların da devamlı aynı olması ve öğrencinin en son bilgi düzeyine ayak uyduramaması, soruların öğrenciye aşina gelmesine, soruların konuyu bilmeden bile doğru cevaplandırılabileceği bir ortama girilmesine yol açmaktadır, ki bu da soruların ölçüm değerini oldukça şüphe altına sokmaktadır. Yani programlama teknikleri ile, soruların biçimi bile değiştirilebilir. Herhalde deminden beri sorulardan bahsettiğimizde hepinizin gözü önüne çoktan seçmeli test soruları gelmektedir. Genelde bilgisayarın değerlendirebileceği soru çeşitlerinin sadece bu tip sorular olduğu düşünülmektedir. Ancak, macera türü oyunlarda da olduğu gibi, bilgisayar cümleleri de değerlendirilebilmektedir. Bu yöntem geliştirilerek, kompozisyon türü cevaplar bile kabul eden programlar yazılabilir. Bilgisayarla yapılamayacak şey yoktur, yeter ki yapan olsun... Biraz da bilgisayarlı eğitime değinelim... Burada bilgisayar doğrudan kişiye bilgileri vermez. Hatta, bu işlemin bir okul bünyesinde bile yapılması gerekmez. Bir bilgisayarı olan ve bu bilgisayarlarla biraz olsun yakından ilgilenen herhangi birisi, kendisine bilgisayarlı eğitim uyguluyor demektir. Eğer bu bilgisayar bir eğitim kurumunda ise, aynı zamanda eğitim paketlerinden faydalanıp bilgisayarla eğitim yapmamak delilik olur. Ancak, bilgisayarın kişiye kazandırdığı yetenekler, eğitim programları olmadan bile, küçümsenemez. Öncelikle bilgisayarı programlamaya, onun işleyiş tarzını anlamaya çalışmak, o kişiye problemleri analiz etmeyi, onu düzenli ve modüler bir şekilde çözmeyi öğretecektir. Bilgiye düzenli ve verimli şekilde yaklaşmayı ve aynı şekilde kullanmayı gösterecektir. Sabırlı olma, bir problemi sonuna kadar çözebilmek için neler yapılması gerektiğini planlayabilme yetisini verecektir. Nihayet, bilim alanında yeri tartışılmaz deneme-yanılma metodunu kullanma ve yerinde kararlar verme alışkanlığını kazandıracaktır. Tüm bunlar, kişinin gerek normal gerekse bilgisayar destekli yollardan alacakları eğitimi daha rahat özümsemesini sağlayacaktır. Bu da, genel eğitim düzeyini arttıracaktır. Kendini böylesine bir ortamda yetiştiren kişiler, hem kendine hem de ülkesine yararlı olacaktır. Tabii ki, burada bilgisayarla uğraşmak derken günün 20 saatini bilgisayar başında geri kalan 4 saatini de uyumaya çalışıp bilgisayar rüyaları görerek geçiren, arada sırada yemek yiyen, nadiren tıraş olan bilgisayar freak'lerinden bahsetmiyoruz. Her şeyde olduğu gibi, bilgisayarın da fazlası zararlıdır. Ne de olsa dünyada başka şeyler de var... Mesela başka bilgisayarlar... (kih, kih, kih...) Hoşçakalın... O