Commodore sayı 21, sayfa 12

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 12

Belirttiğimiz gibi, bu iş ya bilgisayarın öğrenciye bilgileri ekranlarında yer alan yazı ve grafiklerin yardımıyla göstermesi ve öğrenci o sayfayı okuyup anlayıp bir sonraki sayfaya geçmek isteyinceye kadar beklemesi ile olur, ya da konuyu bölüm bölüm öğrenciye göstererek, sorular sorarak, hatta öğrencinin soru sormasına izin vererek, karşılıklı bir muhabbet içinde yürüterek. Bunlardan birincisinin pek de eğitimsel bir değeri olduğunu savunamayacağız. Kitap yerine bilgisayar ekranını koymanın ne derece mantıklı olabileceğini sizin takdirlerinize bırakıyoruz. İkincisi ise en ideal olanı ve üzerinde en fazla araştırma yapılanı. Bilginin öğrenciye verilirken bilgisayarın tüm kaynak ve olanaklarını kullanması, öğrencinin eğitim ve öğreniminde maksimum verime ulaşabilmesi, öğrencinin bu işlemin bir seyircisi konumundan kurtarılarak aktif bir katılımcısı haline getirilmesi, bu tür programların başlıca özelliği olmalıdır. Bunu sağlayabilmek için iki şey gereklidir: Olanakları alabildiğine geniş bir bilgisayar ve bu olanakları sonuna kadar kullanabilecek bir program. Hemen burada karşımıza bir sorun çıkıyor. Her programcı bir eğitimci değildir ve her eğitimci de bir programcı değildir. O zaman programlar nasıl ortaya çıkacak? Buna birkaç cevap verilebilir. Örneğin bu tür programların hep bir programcı-eğitimci tarafından hazırlanması ve o insanın zengin olması (parlak, iş bitirici, ama geçersiz bir yöntem...). Veya bir programcı ile bir eğitmenin bir araya gelerek iki kişilik (veya birkaç eğitmen ile birkaç programcının bir arada oluşturacağı çok kişilik) grupların bu işe el atması. Kısa vadede en ideal çözüm budur. Ama uzun vadede pek de pratik olmadığı söylenebilir. Bu durumda en şanslı olan, grubun programcı elemanlarıdır. Zamanla gruptaki eğitimcilerin deneyimlerini bir sünger gibi absorbe edecekler ve birer programcı-eğitimci haline geleceklerdir. Aynı şekilde, daha az bir oranda da olsa, eğitimcilerin program-

lama sanatının inceliklerini öğrenip bir programcıya ihtiyaç duymamaları da söz konusu. Böylelikle, metodumuzu ilerletmeye çalışırken, pek de parlak bulmadığımız ilk yönteme dönmüş olacağız. Serbest rekabet ve ticaret kurallarının geçerli olduğu ekonomik bir ortamda, bu sorun kaçınılmaz olacak ve ortalıkta gereğinden fazla programcı-eğitimci olmasına ve hepsinin de zengin olma düşleri içinde aç kalmalarına neden olacaktır. Bunun bir başka etkisi ise, çok sayıda eşdeğer kalitedeki elemanın arasındaki rekabet nedeniyle, programın hazırlanma süresinin kısaltılmaya çalışılması ile programın satış fiyatını düşürme ve işi kapma kaygısı ile aşağıya düşecek olan programcı ücretleri ve program geliştirme masraflarının, sonuçta gittikçe kalitesizleşen eğitim programlarının ortaya çıkmasına neden olmasıdır.

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.