Commodore sayı 21, sayfa 17

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 17

Dişlilere Duyulan Aşk!

Papert, bilgiye hakim olmanın gücünü ilk kez Swazland'daki evinin yakınlarında eski bir kamyonun dişlileri ile ilgilenirken farketti. Bilgisayarlar ve eğitim üzerine yazdığı “windadlı kitapta “Bu modeller olmasaydı soyut kalacak olan birçok fikir, dişliler sayesinde kafama yerleşti” demektedir. Papert'ın özellikle karmaşık bir sisteme -diferansiyeleilişkin bu yoğun ilgi ve bilgisi, cebirsel eşitliklerin ona kolay gelmesini sağladı. Papert “Çift bilinmeyenli denklemlerle ilk karşılaşmamda hemen diferansiyel'i hatırladım” diyor ve devam ediyor, “zamanla Xx ile y arasındaki ilişkiden her dişlinin kaç dişe ihtiyacı olduğunu ortaya koyan bir düşünsel dişli modeli kurmuştum ve böylece eşitlik benim için hoş bir arkadaş olup çıkmıştı. Bir başka çok değişik çocukluk deneyimi olmasa idi Papert teorik matematik alanında kariyer yapmaya çalışabilirdi. Siyahlarla beraber yaşadıkları Swaziland kampından dönüşlerinde Johannesburg'da gözlediği ırk ayrımı Papert için bir şok olmuştu. Kavrayamadığı bu olguya birkaç arkadaşıyla birlikte çözüm getirmeye yeltenip siyahlar için gece dersleri düzenlenmesini önerdi. Karşı çıkılacağı hiç aklına gelmemişti. Ama hızlı gelişmiş on yaşındaki bir çocuğu şaşkınlığa düşürecek biçimde, karşı çıkıldı. “Ne söylendiğini çok iyi hatırlıyorum. Bu insanların okulun sıralarında oturmaları hastalık taşıyabileceklerinden ötürü mümkün değildi. Buna yanıt verebilecek kadar büyüktüm. *“Bebeklerinize bakan ve yemeklerinizi pişiren aynı insanlar”

rtık çocuklar klavyeden kolay kolay vazgeçmiyor. Yaptıklarıyla nasıl övündükleri de görülmeye değer doğrusu.

dedim. Sonuçta pek bir şey değişmedi; gece dersleri sona erdi ve ben okuldan atılmaktan zor kurtuldum. Bu olay, düşüncenin doğasına olan ilgimin doğmasını sağlamıştı. İnsanların nasıl böyle düşünebildiklerini anlayamamıştım.”” Papert, irk ayrımının hüküm sürmekte olduğu Güney Afrika'da okula gitmeye devam etti, ama olay, düşüncelerine, yıllar sonra çocuk psikoloğu Jean Piaget'ye rastladığında ürün verecek olan bir tohum atmıştı. Piaget'nin Paris'te verdiği derslerde anlattığı düşünce ve mantığın insandaki gelişimine ilişkin teorileri 30 yaşındaki matematikçiyi bir “vahiyle” karşılaşmışcasına sarstı. Papert'e göre, “Piaget düşüncenin doğasına ilişkin soyut soruları ilk kez ele alıp onları bilimsel sorulara dönüştüren insandır”. “Örneğin, şu so- Tuyu ele alalım: Uzayın üç boyutlu olduğuna dair bilgimiz insanın öğrendiği bir şey midir, yoksa düşüncenin doğasında yaradılıştan itibaren var mıdır? Kant bunun insan aklında yaradılıştan varolduğuna inanmıştı -biz de bir şekilde öğrenilmiş ve değiştirilebilir bir şey olmadığını düşünürüzoysa Hume bilginin deneyden kaynaklandığını ispat etti. Piaget işte bu gibi felsefi soruları sınanabilecek sorular haline dönüştürdü. Çocuklara bakmayı ve sorunun yanıtını orada bulmayı önerdi. Eğer bu nesne düşüncenin doğasında var ise doğumdan itibaren orada olmalıydı. Sonuçta Piaget'nin bulduğu; ne Kant'ın ne de Hume'un bütünüyle haklı olmadıklarıydı. Bir masanın üzerindeki bebeğin, masanın bitimindeki uzayın, üzerinde oturduğu uzaydan daha farklı olduğunun farkında oluşu gibi bazı bilgiler doğuştandı. Ancak insan bilgilerinin çoğu deneme, yanılma ve deneyim yoluyla edinilmekteydi. Bu bilgilerin bazıları ancak beyin gelişiminin belirli bir aşamasından sonra derlenebilmekteydi.

Papert, Piaget'nin kendisine çok şey sağladığını söylüyor. “Ona rastlamadan önce, zihnim, insanların nasıl düşünmeye başladıklarına yönelik ilgim ile daha soyut düşüncelere olan ilgim arasında koşuşturup duruyordu. Piaget bana matematiğe, düşüncenin felsefesine ve sosyal reforma olan ilginin bareberce yürüyebileceği bir yol gösterdi.” Sonuçta Piaget, kendisine Cenevre'deki yeni Genetik Epistemoloji Merkezi'ne gelmesini önerdiğinde Papert'in “evet” demesi kaçınılmazdı. Ondan sonraki beş yılını Cenevre'de Piaget'ye, çocukların matematiği nasıl öğrendikleri konusundaki araştırmalarında yardımcı olarak geçirdi.

Matematik Korkusunun Yenilişi

1950'lerde, düşüncenin doğasına ilişkin soyut problemleri somut biçimsel deneylere dönüştüren tek insan Piaget idi. İlk bilgisayarlar sahneye çıkmıştı ve yapay zekaya ilişkin ilk fikirler de tartışılmaya başlanmıştı. Papert, o günkü bilgisayarların en güçlülerinden biri ile çalışmak üzere her gün Cenevre'den Londra'ya gidip gelmeye başladı. Matematikçi Alan Turing tarafından gerçekleştirilen bilgisayarın belleği 2K idi. Buna rağmen bir ambarı kaplayacak kadar büyüktü. Papert burada, bugün yapay zekanın kurucuları olarak kabul edilen Mc. Carthy ve Maruin Minsky ile tanışti. Minsky, 1960'lı yıllarda birlikte Yapay Zeka Lab'ını kuracakları M.I.T.'e kendisi ile birlikte dönmeye ikna etti. Ancak Papert bilgisayarı kültür ve eğitime ilişkin dönüşümün bir ögesi olarak kavradığı sırada Piaget ile birlikte çalışmaya devam ediyordu. Papert şöyle diyordu: “Bir yanda Piaget bizlere, çocukların büyüdükçe bir engin bilgi denizini biraz daha keşfeden harika öğrenciler olduklarını söylüyordu ama, öte yandan çocuklar okullarda harika öğrenciler olmak bir yana en basit şeyleri bile öğrenemeyecek gibi gözükmekteydiler. Bu paradoksu kim nasıl açıklayabilir?”

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.