Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 10
Bilgisayarını daha
GARRY V. FIELDS Çev: Jülide ERGÜDER
Pür dikkat ve merak kesilmiş, mağazanın park yerini geçmeye çabalarken, ha düştü ha düşecek üç kutuyla boğuşan bir adamı seyrediyordum. Kapının yolunu bulmaya uğraşırken, başını bir o yandan bir bu yandan uzatıp önünü görmeye çalışıyordu. En alttaki kutunun üstünde o tanıdık Commodore 64 etiketi ilişti gözüme. Dipteki kutunun üzerinde ise yeni bir disket sürücüsü ve monitör vardı. Mağazanın kapısını açtım ve o bana teşekkür ederken, bu koskoca bilgisayar sistemini, neden dışarı değil de içeri taşıdığını sordum. Bana hayli memnuniyetsiz bir bakış fırlattıktan sonra lanet olasıca nesnenin bozulduğunu söyledi. Kutuları için bir el arabası koştururken, ara yere ikinci bir soru sıkıştırdım, “Bozulan nedir?” Koşar adımlarla bilgisayar bölümüne doğru gözden kaybolurken cevap verdi: “Lanet şey, yüklediğim malzemeyi saklamıyor. Sürücünün ışığı kırpış kırpış yanıp sönmeye başlıyor.” Çabucak üçüncü sorumu yapıştırdım: “Disketi formatladınız mı?” Adamın başı bir an için köşede tekrar belirdi ve ağzından iki kelime döküldü: “Neyi yaptım mı?” Bu hikâye doğru, bu bir. Hemen herkesin başına pek sık gelen bir hikâye, bu iki. Yeni bilgisayar sahiplerinin çoğu, günümüzün teknik terimleri ve bilgisayar jargonu ile yüz yüze geldiklerinde fena halde paniklerler. En sık yapılan hata, bilgisayarın insani yol ve yordamları anlama kabiliyetinden “fazla şeyler” beklemektir. Bilgisayara bir programı saklaması söylenmiştir, ama reddedilince telaşa düşülür - sistemi kullananın bir hata yaptığı akla gelmez de, sistemin kendisinde bir yanlışlık ya da arıza olduğu düşünülür. Sistem ilk satın alındığında, bir yandan komut ardına komut sıralanırken, bilgisayarın düpedüz bütün işleri yapıp bitirmesi beklenir. Aslında bilgisayarın da aynen böyle çalışması gerekir; yani, insanlar emredecek, bilgisayar emirlere itaat edecek. Ancak mesele şurada ki, ufak mahluklar kralların lisanını her zaman kolay kolay kavrayamazlar. Talimatınız bilgisayarın anlayacağı uygun komutlar kullanılarak, doğru sıralarda bilgisayara tebliğ edilmelidir. Bir örnek olmak üzere, mağazadaki adam, dosyaları bilgisayarın kabul edebilmesi için disketi hazırlaması gerektiğini söylememişti. Şayet el kitabındaki disket sürücüsüyle ilgili bu rehber
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 11
lümü okuyup kavrasaydı, “bozuk bilgisayarımı değiştireceğim diye mağaza müdürü ile gırtlak gırtlağa gelmek yerine, o soğuk sonbahar sabahında bilgisayarının keyfini çıkarıyor olacaktı. İnsan ile makine arasındaki o galibi olmayan çatışmaya sürüklenen bilgisayar sahiplerinin sayısı hiç de az değil. Bir kere, akılda tutulacak çok şey var, bağlantısı kurulacak bir alay kablo, hatırlanacak bir sürü komut, okunacak talimat ve çok sınırlı bir zaman. Durmaksızın genişleyen ve hazmedilmeyi bekleyen talimat yığını ve bilgisayarın bilgi alma ve verme kısımlarıyla başa çıkılamayınca, bir de bakarsınız ki, bilgisayar ile sahibi arasındaki evlilik soluğu boşanma davasında almış. Sebep, bağdaştırılamaz mizaç farklılıkları... Birisi çıkıp da bana yepyeni bir bilgisayar aldığını söylediğinde, hep yeni evli çiftlere söylediğim tavsiyelerimi sıralarım. Eşinize mutlaka bir şüphe payı tanıyın. Birbirinizi dinlemevi öğrenin veherdalaşmada kabahati bütünüyle karşınızdakınin üstüne atmayın. Yeni bilgisayar sahiplerine şu öğüdü de ilave ederim: “Şayet ilk ayınızda, cihazınızın bozulduğunu en az on defa düşünmediyseniz, bilgisayarınızı doğru dürüst ve yeterince kullanmıyorsunuz demektir.” Bilgisayara yeni başlayan müptedilerin, sistemin ölüverdiğini en az on-on iki defa düşünmeden ilk ayı tamama erdirdiklerine şimdiye kadar hiç mi hiç rastlamadım. Gelin görün ki, arızanın ne olduğu araştırıldığında, yanlışlığın sistemde de- Bil kullananda olduğu meydana çıkar hep. Commodore bilgisayarınız ile sizin aranızdaki ilişkiyi neşeli sürdürmenin ve bir çatlağı önlemenin püf noktası şudur: Önce, beklentilerinizin gerçekçiliğin sınırlarını aşmasına müsaade etmeyiniz; ikincisi, bir oturuşta bilgisayarınız bütün kesimlerine hükmetmeye kalkışmayın; ve üçüncü olarak, ev ödevinizi iyi yapın.
BEKLENTİLER VE GERÇEK HAYAT
Beklentileriniz, ilk bilgisayarınızla buluştuğunuzda yedi kat göklerde dolaşır durur. Koltuğunuza yaslanıp ürünleri devşirirken bilgisayarınızın mucizeler yaratmasını beklersiniz. 1984'te hemen hemen tüm arkadaşlarım bilgisayar devrimine katılmaya pek bir hevesliydiler. Çoğu ilk aldıkları sistemlere büyük bir iyimserlik ve coşkuyla yaklaştılar - hepsi de sistemi çalıştırmaya çok teşneydiler. Bilgisayarın keyfini çıkarmak, kullanmak ve ona efendilik etmek ist yorlardı. Dört arkadaş, ki ikisi master yapmış üniversite mezunu dört arkadaşım yalnızca bilgisayar sistemleri satın almakla kalmadılar, bir de üstelik BASIC öğrenmek amacıyla gece kurslarına kaydoldular. Bir ay kurs gördükten sonra, ikisi pes etti. Geri kalan iki arkadaşım kursları tamamladılar tamamlamasına ama, bilgisayar dilinin hiç gerekmediği k: dar anlaşılması zor olduğundan, ü telik de kullandıkları tüm yazılımların ya çok kötü hazırlanmış, ya da “hatalı” çıktığından şikâyetçiydiler. Bütün ümitleri boşa çıkmıştı. Balayı çoktan son bulmuş ve de evlilik kayalara bindirmişti. Nerede hata yapılmıştı? Esas olarak, beklentileri gerçeğin hükümranlık sahasının dışına taşmıştı. friendly” ibaresi onların dirençlerini kırdı ve gerçekle yüzyüze geldiklerin-
Düş kırıklıkları biraz olsun hafifletildiğinde, genellikle yazılımın “çuvallaması” öncesindeki işlemleri gerisin geriye yeniden kurmalarına ve böylece de sorunun ne olduğunun ortaya çıkarılmasına yardımcı olabiliyorum.
de de bu işten vazgeçiverdiler. Bugün bilgisayar kullanımı birkaç yıl öncesine kıyasla çok daha kolay, ama onlara hakim olmak yine bir miktar zaman ve çaba gerektiriyor. Bilgisayarlar mucizeler yaratamazlar; sadece siz ona ne söylediyseniz onu yaparlar ve de bir hayli çabuk yaıl parlar. Onların dili rekir. Eğer bir meti yor ve de metnin bir bölümünü tamamen silmek istiyorsanız, vereceğiniz ve iş görecek uygun komutların hangileri olduğunu bilmek zorundasınız. Komutları bilenler için bu söylediğimiz son derece basit bir iş iken, yeni başlayan bilgisayar kullanıcılarına çok kafa karıştırıcı görünebilir. Metin-işlemciyi kullanmak her ne kadar zor bir iş değil ise de, ona biraz zaman ayırmanız, denemeler yapmanız ve her şeyden evvel el kitabını incelemeniz gerekir. Bilgisayarlardan gereğinden çok şey beklemeye dair benim ilk kişisel tecrübem heceleme programına ilişkindir. Ben hiçbir zaman hecelemeyi doğru dürüst beceremezdim. Bu yüzden, ilk metin-işlemcimi satın aldığımda, bir heceleme sözlüğü olmasına dikkat ettim. Bendeniz safiyâne heceleme sözlüğünün benim tüm gramer hatalarımı bulup düzeltmesini bekledim; yapmadığını görünce de hayal kırıklığına uğramıştım. Meselenin ne olduğunu enine boyuna düşündükten sonra, bilgisayarımdan yapabileceğinin çok üstünde işler beklediğimi farkettim. Heceleme sözlüğü tanımadığı kelimelerin yerlerini tesbit edebiliyorsa da, eğer ben tutup “uşak” kelimesini “usak” şeklinde, hatta “uzak” ya da “kuşak” yazarsam, gerçekte hangi kelimeyi kastettiğimi bana ikaz edemez. Ve şüphesiz, heceleme sözlüğü cümle içinde yanlış kullanılan kelimeleri de işaret edemez: diyelim, “kar” yerine “kâr”, yahut “hala” yerine “hâlâ” kullanmışsam, bana müdahale edemez. Beklentilerim gerçekliğin sınırlarını aşmıştı yine. Aslında, ilk hayal kırıklığının üstesinden geldikten sonra, heceleme sözlüğünün benim yerimi alamayacağını öğrenmek inasana bir güven veriyordu. Benim ona olduğu kadar sistemin de bana ihtiyacı vardı. Bilgisayarların gerçek anlamda akıldan yoksun olduklarını söylemek hiç de mübalağa sayılmaz. Ama bu eksikliklerini çok süratli işlem yaparak kapatırlar. Sizden tüm bekledikleri komutların mantığa uygun olmasıdır. İşte ikinci anlaşmazlık noktası da tam bu noktada ortaya çıkıyor - mantık. Bilgisayarlar bu noktada pek ısrarlıdırlar ama, nedense insanlar mantığı hep ihmal ederler. İnsanlar bir konudan öbürüne sıçrayıp dururken, bilgisayarlar komutları, her defa da birer tane olmak üzere, birbirini izleyen sıralar halinde yerine getirirler. İyi tarafları şudur ki, tüm komutlarınızı akılda tutarlar ve hepsini şimşek süratiyle yerine getirirler. Bilgisayara hakim olabilmenin püf noktası, tıpkı onun gibi düşünmektir. Bilgisayar her komutu birbirini izleyen küçük adımlara böler.