AMIGA 500

Ev bilgisayarları piyasası allak bullak olmak üzere. Amiga 500, 16-bit teknolojisini oldukça ekonomik şartlarla evinize sokuyor. COMMODO-RE firmasının, 1982 yılında yarattığı C-64 devriminin tekrarlanması olası. Tabii, bu olasılık daha çok bu bi gisayarın gücüne ve yapabileceklerine bakıyor. Yeni nesil modern bilgisayarlar gün geçtikçe yaygınlaşıyor. Bu piyasaya, COMMODORE firması bundan yirmi ay kadar önce AMIGA 1000 modeliyle girmişti. Bu neslin üstün özelliklerinden ev bilgisayarı kullanıcılarının da yararlanabilmesi için AMIGA 500 modeli geliştirildi. Motorola'nın MC68000 ana işlem ünitesi, grafik ağırlıklı, multi-tasking (aynı anda birden çok programı yürütebilme) işletim sistemi ile, girdiği fiyat kategorisine oldukça büyük değişiklikler getiriyor. AMIGA 500, sistem olarak COMMODORE firmasının daha evvelki ev bilgisayarı modeli C- 64'ten tanıdığımız bir özelliği unutmamış; esneklik. Çevresel birimleri de bağlantı açısından bir eksikliğe rastlanmıyor. Biz burada, bu bilgisayarı test ederek edindiğimiz tecrübe ve izlenimleri size aktarmaya çalışacağız.

AMIGA 500'ü tüm olarak ele alıp bir soruya cevap bulmaya çalışalım. Bu bilgisayar ne yapar, ve ne yapabilir? Dış dizayn olarak C-128'e oldukça çok benzeyen bu ürün, güç olarak ATARI-1040'a yakın. AMIGA 500, aynen ATARI-1040'ta olduğu gibi kendi üstünde bir adet 3.5 inç'lik disket sürücüsü içeriyor. Fakat disket kapasitesi olarak 880 KByte yani ATARI-1040'tan 160 KByte fazlasını kullanabiliyor. Ev bilgisayarları piyasasına yeni bir anlayış getiren AMIGA 500'ün ilk göze çarpan özelliği, tuş takımının kişisel bilgisayarlarınki ile uyumlu olarak profesyonel bir dizilime sahip olması. Sanırız, herkesin merak ettiği bir konu da bağlanabilecek çevresel birimlerin ne olduğu. Bunun için AMI-GA 500'ün arkasını çevirip baktığımızda, buradaki giriş çıkışların fazlalığından oldukça şaşırdık. Çevresel birimleri kullanmak için ön görülmüş olan arabirimleri tek tek görelim: Centronics: AMIGA 1000'in aksine, bu modelde sözkonusu arabirim standart normlara uydurulmuş durumda. AMIGA'nın eski modelinde 23 numaralı hattaki 4 5 Volt'luk gerilim iptal edilmiş. Buradaki gerilimi kullanan çevresel birimler artık çalışmıiyor. Bu sorunu ortadan kaldırmak için, bir adaptör kablosu pek yakında piyasaya çıkarılacak. Standart Centronics sinyallerine sadık kalan tüm çevresel gereçler sorunsuz çalışabiliyor. RS232: Seri haberleşme yöntemi ile çift yönlü haberleşmeyi sağlayan bu arabirimde tüm gerekli sinyaller yerli yerini bulmuş. Buraya, MODEM'- ler ve yazıcılar gibi birçok çevresel birim sorunsuz olarak bağlanabiliyor. Bu arabirimin yapısının da PCnormlarına tamamen uyduğunu söyleyelim. Diğer disket sürücüleri için paralel arabirim: Bu arabirim sayesinde sisteme üç disket sürücüsü (3.5 ve 5.25 inç'lik) ve CONTROLLER ünitesi ile birlikte bir HARD-DISK (sabit disk) eklenebilir. Sistemin besleme kaynağı sadece bir sürücüyü daha besleyebilecek şekilde tasarlanmış. Yani ikinci ve üçüncü ekstra disket sürücüleri ve sabit disk kendi besleme kaynağını içermek zorunda. Monitör: AMIGA 500'de monitör bağlamak için iki çıkış, yani arabirim bırakılmış. Bunlardan birincisi, C-64 veya C-128'de kullanılan monitörle- Ti AMIGA bağlamanıza olanak sağlıyor. İkinci çıkış, RGB monitörlerle kullanmak üzere tasarlanmış (RGB monitörleri için bkz. Amiga'- nın Baş Döndürücü Grafikleri adlı yazı). Ses: Aynen AMIGA 1000'deki gibi stereo ses çıkışları bu modelde de unutulmamış. Bu çıkışlar, herhangi bir ses yükselticisi ile veya müzik sistemi ile birlikte kullanılabiliyor. JOYSTICK PORT'ları: Bu port'- lardan AMIGA 500'de iki tane var. Oyundan başka diğer ciddi amaçlara da hizmet edebilen bu port'a ayrıca mouse, lightpen ve paddle da bağlanabiliyor.

DONANIM:

AMIGA 500'ün içini açıp baktığımızda, aşırı büyük bir çip'le karşılaşıyoruz. Bu çip, 16-bitlik, 7.16 MHz frekansta çalışan MC68000 ana işlem ünitesinden başkası değil. 32-bitlik iç yapısı ve oldukça zengin komut seti sayesinde çok yüksek işlem hızına ulaşılmasını sağlıyor. Örneğin, MO-VE komutuyla bir kerede 32 bitlik bilgi, tek seferde bir hafıza bölgesinden bir diğerine taşınabiliyor. 32 bit üzerinden bölme ve çarpma işlemleri de ana işlem ünitesinin standart komut setinde bulunuyor. Plaketin üstünde, hemen ana işlem ünitesinin altında ilk 512 KByte'lik RAM bloğu bulunuyor. Bu blok 16 adet 256 Kbit'lik dinamik RAM çiplerinden oluşuyor. Bir diğer yarım megabyte'- lık RAM artırımı ise plaketin sağ alt köşesine takılıyor. Bu ekstra kartın üzerinde 512 KByte'lık ekstra RAM bloğundan başka, akülü bir gerçek zaman saati bulunuyor. KICKSTART adlı işletim sisteminin plaketin üzerine yerleşmiş olduğu da gözden kaçmayan bir husus. Bu çip, ana işlem ünitesinin hemen sağ tarafında yer alan 256 KByte kapasiteli bir ROM. İçinde bulunan işletim sistemi KICSTART'”ın 1.2 numaralı versiyonu. Böylece, artık KICKSTART disketinin yükleme işleminden kurtulup doğrudan WORKBENCH' takıp işimize başlayabiliyoruz.

Centronics ve disket sürücülerinin arabirimlerini, iki adet 8520 tipindeki çipler oluşturuyor. AMIGA 1000'den tanıdığımız üç adet özel işlem üniteleri burada da yer almış. Bunların görevi, ana işlem ünitesinin çok vaktini alabilecek işlemleri üstlenmek ve sistemin hızını birkaç katına çıkarmak. Özel işlem ünitelerinden ilki PAULA adını taşıyor. Bu ünitenin görevi; ses işlemlerini yürütmek, joystick portlarını ve RS232'yi kontrol etmek. Bu çipin en çarpıcı özelliği, içindeki üstün ses üreticisi. Bu ses üreticisinin özelliği her türlü sesi çıkarabilmesi. Örneklemeli ses prensibi ile çalışan ses kanalları, DMA kanalını kullanan ve dijital sinyalleri analoğa çeviren sistemlerden oluşuyor. Çıkarılacak ses, hafızaya -127 ve +127 arasındaki değerler olarak yazılıyor. Daha sonra, ses kanalları buradaki bilgiyi alıp ses sinyallerine çeviriyor. AMIGA'nın toplam ses kanallarının sayısı dört. Bunlar ikişerlik olarak stereo kanallara bölüştürülmüş durumda. PAULA'nın teknik açıdan çok önemli bir özelliği de, interrupt sinyallerini bu çipin ayarlaması. Böylece, AMIGA multi-tasking olarak çalışabilmekte. Yani aynı anda birden çok program yürüyebilmekte. Örneğin, aynı anda bir yazı yazılırken, bir başkası yazıcıdan basılır, bir dosya sort edilir ve stereofonik bir müzik parçası çalınabilir. Özel işlem ünitelerinden ikincisinin adı DENISE ve AMIGA'nın grafikle ilgili becerilerini üstlenmiş. Grafik özelliğinin, AMIGA'yı diğer bilgisayarlara göre ne kadar üstün kıldığı göz önüne alınırsa, bu çipin önemi meydana çıkıyor. Grafik gösterimleri sırasında, ana işlem ünitesi MC68000'in hiç hesap yapmak ve uğraşmak zorunda olmaması yüzünden hız burada da birkaç kat artıyor. AMIGA 500'ün ekranda gösterebildiği renk sayısı da oldukça ilginç. Birçok bilgisayarda bu sayı iki ile elli arasında değişirken AMIGA bu dalda bir rekor kırmış; tamı tamına 4096 renklik bir paletiniz var ekranda gösterecek! Tüm renkler kırmızı, yeşil ve mavinin çeşitli oranlarda karıştırılmasından meydana gelmiş. Her bir renk on altı seviyede karıştırılabiliyor. Böylece:

16x16x16-4096 renk kombinasyonu ortaya çıkıyor. AMIGA 500'ün grafik çözünürlükleri, 320 x 256 ekranda 32 renk, 4096 renklik paletin içinden kullanıcı tarafından seçilmiş olan 16 veya 32 tane herhangi renkler. Eğer, gösterimin Interlace modunda yapılmasını istiyorsanız, dikey çözünürlük iki katı-

VAMIGA 53 00

na çıkıyor. Yani, 320 x 512'lik ekranda 32 renk, ve 640 x 512'lik ekranda 16 renk kullanabiliyorsunuz. Bu modu bilhassa uygun monitörde kullanmanızı tavsiye edeceğiz. Uygun monitörden kasdımız, dikey olarak 512 çizgiyi ayırt edebilecek ve yavaş fosforlu tipte olanlar. COMMODORE firmasının, AMIGA için ürettiği 1081 model monitörü ilk şartı muhteşem yerine getiriyor, fakat fosforu hızlı tipte olduğu için bu moddaki grafiklerde titreme gözleniyor. Geriye son bir grafik modu daha kalıyor. Hold and Modify (HAM) adı taşıyan bu modun en önemli özelliği, aynı anda ekranda tüm 4096 rengi birden kullanabilmeniz. Bu modun tek sınırlaması ise, yatay çözünürlüğün 320 noktayı geçememesi. DENISE'ın, ekranda göstermek için kullandığı hafıza alanlarına görüntü alanı (playfield) adı veriliyor. Bu alan istediğiniz kadar büyüklükte olabiliyor. Ekranda gösterilecek olan bölgeyi siz belirliyorsunuz. Böylece, asıl görüntü sözkonusu alana açılan bir pencere görevi görüyor. Başka bir olasılık da bu tip görüntü alanlarından iki tanesini aynı anda ekranda gösterebilmek. Böylece bir ekranı bir diğerinin üzerinde gösterip birbirlerine göre kaydırma işlemini aşırı basit bir biçimde gerçekleştirmek mümkün. (Yani BASIC'te bile basit bir FLIGHT-SIMULATOR yazılabilir.) Bu modu kullanırsanız, her bir ekranda sekizer renkle sınırlanıyorsunuz. COMMODORE 64 modelinden tanıdığımız sprite'lar AMIGA 500'de de var. Bilindiği gibi sprite'ler ekrandan bağımsız olarak ekranın üstünde görünebilen grafik parçaları. Sprite'ların ekran üzerinde pozisyon değiştirebilmeleri için sadece bunların koordinatları ile ilgili register'in içeriğini değiştirmek yetiyor. Kullanabileceğiniz sprite'ların sayısı sekizle sınırlı. Bunların her biri dört değişik renge sahip olabiliyor. Şayet, renk sayısı yetersiz kalıyorsa sprite sayısından tasarruf edip renkleri artırabiliyorsunuz. Bunun için sprite'ları ikişerlik gruplar halinde birleştirip onaltı renkli olmalarını sağlıyorsunuz. Böylece, dört adet onaltı renkli sprite'larınız oluyor. Sprite'ların yatay genişliği onaltı noktayla sınırlı, dikey olarak ise sınır yok, istediğiniz yükseklikte sprite yaratabiliyorsunuz. Bir ekranın üstünde sekizden fazla sprite kullanmak da mümkün. Sekiz sprite sınırlaması sadece bir raster ışını satırı içinde geçerli. Yani her sprite'ı, arada minimum bir satır aralık kalmak üzere yeniden tanımlayıp, pozisyonlayıp kullanabiliyorsunuz. Tabii, AMIGA 500 de, COMMODORE 64 gibi sprite veya ekrana öncelik verebiliyor, ve bunların birbiriyle çarpışmasını algılayabiliyor. Üçüncü özel işlem ünitesinin adı FAT AGNUS. AMIGA 1000 modelinde yer alan AGNUS çipinden türemiş olan bu çipteki başlıca farklılıklar; çipin kare çip biçimine girip *fat' (şişman) öneki alması, 512 KByte yerine 1 MByte'lik dinamik RAM'i 'refresh' edebilmesi, ve AMI-GA 1000'de ana plaket üzerinde yer alan birçok küçük çipi içermesi. FAT AGNUS, ana görev olarak DMA (direct memory access — direkt bellek erişimi) olayını üstlenmiş. Bu olayı daha da açarsak şöyle bir durumla karşılaşırız: Hafızanın ilk 512

KByte'lık bölgesinde tüm çipler adres ve veri kanalını belli bir orkestrasyon içinde ortak olarak kullanmaktalar. Bu orkestrasyonu, FAT AGNUS sağlamakta. Belleğin ilk 512 KByte'lik bölgesi bu yüzden Chip-

RAM adı taşıyor. Ana işlem ünitesi dışındaki diğer tüm özel işlem üniteleri DMA ile çalışırken sadece bu bölgeye ulaşabiliyorlar. Diyelim ki bir grafik ekranı hazırladınız. Bu ekranın tanımı ilk 512 KByte içinde bulunmak zorunda. Eğer grafik ekranının renk ve yatay çözünürlüğünü artırırsanız DENİSE çipinin belleğe o kadar çok erişmesi gerekecektir. Şayet, çok renkli ve yüksek çözünürlüklü grafik kullanırsanız, ana işlem ünitesinin hızında belli bir düşme gözlenir. Bir de bunun üzerinde diğer özel işlem ünitelerini de aynı anda aktive ederseniz (BLITTER Coprocessor'üne doğru çizdirmek, alan doldurtmak gibi) sistem oldukça yavaşlayacaktır. Çünkü DMA ile çalışan tüm özel işlem birimleri bellek ulaşım zamanlarını, ana işlem ünitesinin zamanından çalmaktadırlar. Bu çalma' işlemini düzenleyen, şey bizim FAT AGNUS'tur. Şimdi, bu noktada oldukça ilginç bir olayla karşılaşıyoruz. Diyelim ki, AMIGA 500'ümüz 1 MByte olarak konfigüre edilmiş, ve ana işlem ünitesinin yüprogram Chip-RAM'inin dışında bulunuyor. Artık, adres ve veri kanallarını kullanırken hiçbir zaman çalma işlemi olamayacağı için, diğer özel işlem birimleri ne kadar yoğun çalışırsa çalışsın, ana işlem ünitesi tam süratinde çalışacaktır. Bu yüzden, Chip-RAM'inin dışındaki RAM bölgelerine FAST-RAM (hızlı RAM) adı verilmiştir.

AGNUS çipinin en önemli parçası, içindeki COPPER adlı coprocessor'dür. Bu birimin görevi, tüm işlem birimlerini, elektron ışınına göre senkronize etmektir. CO-PPER'in üç adet komutu vardır. Bunlar, WAIT Çışının belli bir pozisyona ulaşmasını beklemek), MOVE (belli bir registere belli bir değeri yazmak), ve SKIP (ışın belli bir pozisyonu geçtiyse, bir sonraki komutun yürütülmesini atlamak).

Görüldüğü gibi COPPER sadece, özel işlem birimlerinin register'lerini değiştirebilir, RAM'e ulaşamaz. COPPER'ın yaptığı bu işlemler ilk bakışta anlamsız görünebilir. Vereceğimiz birkaç örnekle bu yardımcı işlem biriminin önemi daha açık olarak anlaşılacaktır. Birinci örneğimizde, ekranda aynı-anda birkaç değişik modda grafik göstermek istiyoruz. Bunun için, COPPER'a belirli satırlar arasında, DENİSE 'in registerlerini değiştirip değişik modlara geçirmesini söyleriz. Böylece, tüm bu olaylar ana işlem ünitesini yormadan kendiliğinden gerçekleşir. İkinci örneğimizde, bir ekranda aynı anda sekizden fazla sprite göstermek isteyeceğiz. Bunun nasıl yapılacağını, sprite'- ları anlatırken göstermiştik. Fakat, oradaki “satırı bekleme ve register'- leri değiştirme” işini ana işlem ünitesine yaptırırsak, oldukça büyük bir işlem gücünü küçük bir iş için kaybederiz. Burada, en akıllı çözüm olarak COPPER'ı devreye sokarız, ve o bu işi bizim için gerçekleştirir. FAT AGNUS, DMA-Controller ve COPPER'dan başka bir ünite daha içeriyor. Bu ünitenin adı BLITTER. Yaptığı işlem bellekte yer alan büyi miktarlardaki verileri hareket ettirmek (bir yerden başka yere taşımak). Doğru çizmek, alan doldurmak, grafik alanından bir bölgeyi diğer bir bölgeye taşımak, ve üç cisimi belli mantıksal işlemler sonucu birleştirip (biri diğerini içeriyor, ve ikisi birbirini örtebiliyor gibi) belli bir yere taşıyabiliyor. Taşıdığı cisimcikler arasında çarpışma veya kesişme olursa bunu belirleyebiliyor. Görüldüğü gibi, BLITTER daha çok ANIMATI-ON (grafiksel canlandırma) işlemlerinde kullanılmak üzere tasarlanmış. Diyelim ki bilginiz en kötü biçimde, yani bit bazında, BLITTER böyle bir durumda saniyede bir milyon noktaya kadar taşıyabiliyor. Böyle bir hızda, alan doldurma işlemi bile görünmez oluyor. Siz komutu verdiğiniz anda, alan ne kadar büyük ve karışık olursa olsun, bölge aniden dolmuş olarak görünüyor.

YAZILIM:

Görüldüğü gibi, AMIGA 500, her türlü yeni teknolojiyi ve ilginç özelliği üstünde toplamış. Donanım açısından, ev bilgisayarları piyasasına yeni ölçüler getireceğe benziyor. Etkileyici donanım yapısı, AMI-GA'nın yapabileceklerine sadece taban oluşturuyor. Fakat, bir donanımdan yeterli verimi alabilmek için bu donanımı kullanacak yazılıma ihtiyaç vardır. Bir bilgisayar kullanıcısını seçim yaparken ilk ilgilendiren olay, AMIGA'yı alır almaz ne yapabileceği oluyor. Şu anda, AMIGA 500'ün yazılımları, en güzel grafikleri oluşturabiliyor, ev idaresine yardımcı oluyor, büyük miktardaki bilgileri kolayca düzenleyip rapor almanızı sağlıyor, ve film kalitesindeki oyunlarıyla evinizde hoşça vakit geçirmenizi sağlıyor. Şimdi aklınıza şöyle bir soru gelebilir: AMIGA 500 için piyasada hangi programlar var? Programcılar, bu alette ne bulmuşlar ve ne yapmışlar? Şimdi, bu soruları tek tek cevaplayıp, sözkonusu yazılımların kullanıcıya neler getirdiğini görelim. İlk olarak, AMIGA 500'ün kendi paketi içinde gelen yazılımına dikkat çekelim. Doğal olarak bu programlar, kullanıcının aletle ilk temasa geçtiği araçlar. AMIGA 500'de işletim sistemi KICKSTART diskette değil, artık ROM'da olduğu için AMIGA ile birlikte sadece WORKBENCH 1.2 disketine ihtiyacınız oluyor. WORK-BENCH 1.2, user-interface (kullanıcı arabirimi) programını içeriyor. Bunun sayesinde, yeni nesile ait olan bu bilgisayarı tanımak ve kullanmak oldukça kolaylaşıyor. WORKBENCH 1.2 disketi yüklendikten sonra ekranda her türlü olayı sembolize eden grafik parçaları ve bunların arasında işlem yaptırmanız için mouse'la hareket ettirebileceğiniz bir ok bulunuyor. O sırada, sistemin erişebildiği disketler sağ üst köşede belirtiliyor. Disketlerden herhangi birini seçtiğinizde o'- nun içeriğini sembolize eden bir window ekranın ortalarında yer alıyor. Bu window, disketin içindeki tüm programları sembolize eden özel grafik şekillerini (icon) içerir. Eğer, bu grafik şekillerinden herhangi birini mouse'la seçip, tuşuna basıp aktive ederseniz, o program hafızaya yüklenir, ve çalışır. Bazı programlar, diğer başka programları da içerebilir. Böyle bir durumda, seçilen program, başka bir window'da açabilir. Kullanıcı, ekran üzerinde yer alan window'ların büyüklük ve pozisyonlarını istediği gibi değiştirebilir. Diyelim ki WORKBENCH'in açıldığı anda düzenlediği birçok olayın ilk durum-

/AMIGA

500

larını kalıcı olarak değiştirmek istiyorsunuz. Bu işlem için, WORK-BENCH disketinin üzerinde *Preferences' adıyla bir program bulunmaktadır. Bunun yardımıyla, örneğin mouse'un hareket ettirdiği ok'un şeklini, veya ekranın ilk açılış renklerini değiştirebilirsiniz. AMIGA'da yer alan WORK-BENCH adlı, kullanıcı arabirimi, bilgisayarı ilk defa kullananlar için bile büyük rahatlıklar getiriyor. Bu yüzden, bu kullanıcı arabirimine özel isim olarak denilmiş. Window vs. gibi aracıları kullanmadan, doğrudan sistemin kendisine hitap etmek isteyen klasik bilgisayar programcıları, CLI (Command Line Interface) ekranına geçebilir. Burada, aynen PC'lerin DOS seviyesindekine benzer bir kullanım sağlanabiliyor. Bu kullanım sırasında, kullanıcı isteklerini mouse'la değil de tuş takımıyla bildiriyor. CLI'nin çalışma prensibi “library” (kitapçılık). Yapılacak her bir işlem için küçük bir programcık bulunuyor. İşlem yapıl- Mak istendiğinde bu program yüklenip çalışıyor: işi bittiğinde ise kayboluyor. Tüm bu library programları WORKBENCH'in 'C” dizininde, (directory'sinde) bulunuyor. Tecrübeli bir programcı isterse, kendi programlarını yazıp dizininde saklayıp daha sonra CLI'da kullanabileceği programlar arasında sokabilir. Bu örnekten de görülebileceği gibi, tüm sistem oldukça rahat kullanımlı ve esnek biçimde gerçekleştirilmiş. WORKBENCH'in üzerinde, ayrıca hem dijital ham analog çalışabilen bir saat, notlarınızı tutabileceğiniz basit bir not defteri, ve kolay kullanımlı küçük bir hesap makinesi bulunuyor. AMIGA 500 paketinin içinde, ilk kullanılacak programlama dili olarak Amiga-BASIC verilmiş durumda. Amiga-BASIC genel yapı olarak GW-BASIC'e oldukça benziyor. Yorumlayıcı, olduğu gibi Assembler'la yazılmış ve bu yüzden oldukça hızlı. Tüm yorumlayıcı bellekte 80 KByte civarında yer işgal ediyor. BASIC'- ten kullanılmasını istediğiniz bellek alanını kullanıcının belirlemesine izin verilmiş. Amiga-Basic'in oldukça ilginç özellikleri var. Örneğin, altprogramlar, procedure'lar, etiketler, bildirimler, şartlı bloklar, ve programların birleştirilmesi mümkün. İsterseniz programlamayı satır numarası kullanmadan yapabiliyorsunuz. Programların 'EDIT' edilmesi de window'ların içinde gerçekleşiyor. LIST WINDOW adlı bir window açılıyor, ve siz burada programı yazıyor veya düzeltiyorsunuz. Program yürürken tüm işlemlerini, asıl BASIC window'undan yapıyor. Amiga-Basic sayesinde, programlamaya yeni başlayanlar bile AMİGA'nın üstün ses ve grafik özelliklerini kullanabiliyorlar.

miga 500 önünde bulunan software sorununu en kısa zamanda aşacağa benzer.

AMIGA 500'ün piyasadaki programlarına gelince: bu konuda yeni çıkan bir modele göre oldukça avantajhı olduğu görülüyor. Başlıca neden tabii ki AMIGA 1000 için yazılmış programlar. Mesela, Electronic-Arts firmasının Deluxe-Paint programı, girdiği fiyat kategorisi için gerçek bir lider. Bu programla çizim yapmak, kişiye gerçekten zevk veren bir olay. Yapacağınız işlemlere o kadar kolay ulaşıyorsunuz ki, kısa zamanda gerçek bir sanat eseri çıkarmak mümkün. Precision Software firmasının çıkardığı Superbase-Amiga gerçekten rahat kullanımlı, esnek, ve güçlü bir database (veri tabanı) programı. Bu programın ilginç bir özelliği, 'IM-PORT” komutuyla diğer birçok program arasında veri alış verişi sağlayabilmesi. Sözkonusu import, Deluxe- Paint programına ait bir grafik bile olabilir. Böylece, örneğin bir oto pazarlama firması, pazarladığı otoların bilgilerinden ayrı, resimlerini de kayıtlarında tutup kullanabilir. Programcılar da unutulmamış. Onlar için birçok yorumlayıcılar ve derleyiciler yazılmış durumda. Bunlara örnek olarak, BASIC yorumlayıcıları; C, Pascal, Modula 2, Forth, ve Lisp derleyicilerini verebiliriz. Bir bilgisayarı değerlendirirken gözönüne alınan başlıca ölçülerden biri, diğer bilgisayarlarla uyumlu olup olmaması. Amiga 1000'in programlarını yürütebilir mi şeklinde sorular olabilir.

AMIGA 500'de işletim sistemi KICKSTART 1.2, sabit olarak ROM'da bulunduğu için sadece WORKBENCH 1.2'yi kullanabiliyor. KICKSTART 1.2 kullanılarak yazılmış programların hepsi sorunsuz olarak çalışmakta. Daha eski versiyon olan, KICKSTART 1.1 kullanılarak yazılmış programlarda yüzde 10 ila 20 civarı uyumsuzluk söz konusu. Tabii, bunun başlıca nedeni modüler, esnek ve temiz bir programlama stilinin kullanılmamış olması.

Diğer bir uyumluluk sorunu, PC'ler için yazılmış programların çalışabilirliği. Daha evvelki AMIGA 1000 modeli için geliştirilmiş olan SIDE-CAR adlı ünite AMIGA 500 ile de kullanılabiliyor. Fakat, SIDE-CAR'ın montajı sırasında bazı sorunlarla karşılaşıyoruz. AMIGA 1000'de sağ tarafta yer alan expansion-port, AMIGA 500'de sol tarafa alınmış ve 180 derece döndürülmüş. Zaten, normalde SIDE-CAR'ın boyu AMIGA 500'den çok yüksek olduğu için her durumda bir adaptör kablosu gerekecekti. SIDE-CAR ile kurulmuş bir AMIGA 500 sistemi ile tüm MS-DOS yazılımları açısından herhangi bir uyumsuzluk sorunu çıkmıyor. Çalışan PC programı, gerek monokrom gerek renkli ekran modlarında çalışabiliyor.

SIDE-CAR kullanılırken, değişik bir uygulama da yapmak mümkün. Aynı anda, hem AMIGA hem PC programları birbirinden bağımsız olarak çalışabiliyor. AMIGA 500'de, daimi olarak geçerli olan 'multitasking' olayı, aynı kategoriye giren diğer bilgisayarlarda gerçekten görülmeyen bir durum. AMIGA 500'ün henüz Türkiye'de piyasaya çıkmasına vakit varken, fikir vermek açısından Almanya'da 1300 Mark'tan satışa sunulduğunu haber verelim. Donanım açısından oldukça güçlü olan AMIGA 500'ün şu anda piyasada olan yazılım sayısı da oldukça fazla. AMIGA'ya gösterilen ilginin her geçen gün artmasıyla, yazılım firmaları da o ölçüde AMIGA'nın üzerine eğiliyorlar.

Böylece, AMIGA 500'ün kısa zamanda diğer üstün bilgisayar sistemleri ile arasındaki açığı kapatacağını sanıyoruz. Sonuç olarak diyebiliriz ki, bu fiyat ve bu güçle AMIGA 500 gerçekten geleceğin bilgisayarı.