Türkçe Programlarımızın Yazarı Osman Ongun ile Söyleşi
— Efendim, uzun yıllar öğretmen yetiştiren kurumlarda çalıştınız. Yükseköğretimde çalıştığınız yıllarda binlerce Türkçe öğretmeninin yetişmesine katkıda bulundunuz. Anadili eğitimi konusunda görüşlerinizi kısaca belirtir misiniz? — Cevabı kitaplar dolduracak bir soru bu. Öncelikle sorunuzda kullandığınız “anadili eğitimi” sözü için sizi kutlamalıyım. Dil çalışmaları, fen bilimleri ya da tarih dersleri gibi belirli bir bilgiyi öğretmez. Öğrencinin aile çevresinden, televizyon ve radyodan, yayınlardan, kısaca toplumdan edinmiş olduğu anadilini kullanma becerisini geliştirmeyi hedefler. Bu nedenle Türkçe dersleri, öğretimden çok, öğrencinin dili kullanmasında olumlu değişiklikler yapmayı gözeten bir eğitim çalışması olarak algılanmalıdır. Bu eğitim çalışması, öğrencinin okuma, anlama, düşüncelerini söz ve yazıyla başarılı bir biçimde anlatma yeteneklerini geliştirmeye yönelik olmalıdır. — Temel eğitim ve lise SÖZEL programlarınızın yöneldiği amaçları açıklar mısınız? — Düzeyleri farklı olmakla birlikte iki program dizisinin de amaçları aynı: Gençlere, metinler yoluyla Türkçenin kurallarını sezdirerek anadillerini kullanma becerilerini geliştirmede yardımcı olmak, her dizide yer alan binden fazla soruyla da gelişme düzeylerini kendi kendilerine değerlendirme fırsatını vermek. Bu programların yalnızca Türkçe derslerinde değil, dolaylı olarak bütün derslere yardımcı olacağını düşünüyorum. Üniversite giriş sınavlarında soruları doğru olarak okuyup anlayamadıkları için başarısız olan gençlerin yaşadıkları dramı biliyoruz. Özellikle bu yıldan başlayarak ÖSS ve ÖYS'de Türkçenin ağırlığı geçen yıllara oranla üç kattan fazla bir artış gösterdi. Sayın Prof. Altan GÜNALP'ın açıklamaları, Türkçeyi iyi bilmeyen öğrencilerin üniversiteye girmemeleri gerektiği doğrultusunda. Liselerimiz için üzüntü verici bir duruma burada değinmek istiyorum. Çeşitli kaynaklardan yetişmiş öğretmen arkadaşlarımız anadili eğitiminde farklı anlayışlar taşımakta, aynı lisede çalışan arkadaşlarımız arasında bile farklı uygulamalar görülmektedir. Yıllardır müfredat üzerinde gerekli düzeltmeler yapılamadığı için liselerimizin çoğunda dilbilgisi çalışmalarına dili iyi kullanma becerisini ölçmeye yönelik olmaktadır. Hazırladığım programlar, bu alandaki boşluğu bir ölçüde doldurursa mutlu olacağım. — Daha çok sayısal verilere yönelik bir araç olan bilgisayarı Türkçe eğitiminde kullanmak nereden aklınıza geldi? — İzin verirseniz biraz gerilere gideceğim. Ailevi nedenlerle şirin bir İç Anadolu ilçesi olan memleketime yerleşmek zorunda kalınca bir ortaokulda görev aldım. Yıllardır öğretmen adaylarına teorik olarak anlattığım çocuk edebiyatı ve anadili eğitimi konularındaki görüşlerimi uygulama fırsatı böylece doğdu. Milli Eğitim Bakanlığı'nın aldığı isabetli bir kararla ortaöğretimde üst okullara öğrenci hazırlama kursları açılınca bu kurslarda önce yönetici, sonra öğretmen olarak görev aldım. Her branştan yetenekli ve özellikle amatör ruhlu arkadaşlarla iyi bir ekip oluşturduk. Üç yıl kadar önce ev bilgisayarlarından bu kurslarda yararlanabileceğimizi düşündük. Okul müdürümüzün ve velilerin desteğiyle kısa sürede on bilgisayardan oluşan basit bir laboratuvar kurmayı başardık.
Türkiye çalışmaları için öncelikle ekranı yazı tahtası olarak kullanmayı düşündüm. Metinleri tahtaya yazmak zaman israfına ve ilgi dağılmasına yol açıyordu. İyi planlanmış bir bilgisayar programında ise istediğiniz metne bir saniyeden kısa bir sürede ulaşmak mümkündü. Zamanla bu programlar sevgili öğrencilerimin de katkılarıyla gelişerek elinizdeki programlar ortaya çıktı. — Programları yayına hazırlarken, birlikte çalıştığımız için sormadan edemeyeceğim. Her biri bir kitap yoğunluğundaki bu yetmiş eğitim programını ne kadar sürede hazırladınız? Sizi yorduğumu biliyorum. Desteğiniz için de ayrıca teşekkür ederim. — Estağfurullah, yoğun bir çalışma yaptık ama yorucu değildi; üstelik bana lise yıllarının tatlı heyecanını yaşattığınız için ben size teşekkür borçluyum. Süreyi soruyorsanız; yaz tatillerinde de aralıksız çalışmak şartıyla yaklaşık iki yıllık bir sürede gelişti programlar. Siz de bilimsel çalışma yaptığınız için bilirsiniz. Bu tür çalışmalar fişleme yöntemiyle daha sağlıklı yapılır. Yıllardır biriktirdiğim fişleri düzenleyip bilgisayara girmek süreyi oldukça kısalttı. — Bilgisayar programcılığını nereden öğrendiniz? Bu alanda bir kursa katıldınız mı? — Basic öğrenmek için bir kursa katılmayı düşünmedim. Bu konuda ulaşabileyim bütün kaynakları derlemek ve okumakla işe başladım. Programlarımın akış diyagramlarını gerçekleştirmek için gerekli teknik bilgiye ulaşmak zor olmadı. COMMODORE dergisi, programcı için başlı başına bir okul niteliğinde.
— Bilgisayarla çalışmanın öğrencilerin başarısına katkıları konusunda gözlemlerinizi açıklar mısınız? — Bu sorunuzu kendi oğlumu örnek vererek cevaplamak istiyorum. Oğlum ilkokulu bitirdiğinde Anadolu Lisesi sınavlarını kazanamamış, gözle görülür bir bunalıma düşmüştü. Ortaokul ikinci sınıfta bilgisayarla çalışmaya başladı. Kısa sürede dikkat, algılama, problem çözmede sürat yeteneklerini geliştirdi. Ortaokul son sınıfta TÜBİTAK'ın açtığı matematik yarışmasında İç Anadolu Bölgesi ikinciliğini kazandı. Şimdi İzmir Fen Lisesi'nde öğrenci. Okulumuzdaki hazırlık kurslarına katılan öğrencilerimizde de bilgisayarın oldukça etkili olduğunu gözledik. Televizyonda gençlerin en çok ilgi duydukları programların yayınlandığı saatlere rastlayan hafta sonu çalışmalarında bile devamsızlık problemi olmadı. Öğrencilerimiz bilgisayarla çalışmayı tercih ettiler. Doğal olarak yetenekleri ölçüsünde başarılı oldular. Şu anda 28 öğrencimiz Fen Liselerinde okuyor. 200'e yakın öğrencimiz de Askeri Liseler ve parasız yatılı meslek liselerine girerek geleceklerini güvence altına aldılar.
— Son olarak çok tartışılan bir konuda görüşlerinizi almak istiyorum. Öğrencileri küçük yaşlarda çeşitli yarışlara zorlama konusunda ne düşünüyorsunuz?
— “Zorla güzellik olmaz” demiş atalarımız. Eğitim, çocuk tarafından bir külfet olarak algılandığı anda amacına ulaşamaz. Eğitim olgusunda veli ve öğretmenlere düşen görev, öğrencinin yeteneklerini ortaya çıkaracak fırsat ve ortamı hazırlamak olmalı, gerisi çocuğa bırakılmalıdır.
— Bu söyleşi için teşekkürler efendim. — Görüşlerimi açıklama fırsatını verdiğiniz için ben de teşekkür ederim.