Commodore Amiga sayı 8, sayfa 21
Sayfanın metni

Sayfa 21

disi bu hikayeye inanmıyordu, çünkü ortalıkta Dinky Island diye bir yer yoktu. Ayrıca bana hazinenin haritasının senin de içinde bulundu- ğun dört kişi tarafından paylaşılıp ayrı ayrı yer- lere götürüldüğünü söyledi. O tam gözlüğünü çıkarıp gözlerini ovuştururken gözlüğünü al- dım. Sonra gözlüğünü aranması çok komikti. Kenardaki masanın üstünden bir parça kağıt alıp dışarı çıktım. Kapının karşısında duran ge- miye girdim. Evet en sonunda bar'ı buldum. Fakat barmen kendisine reşit olduğumu inan- dıramadığım için bana içki vermedi. Tam söz Largo'dan açılmışken Largo içeri girdi (Nasıl oluyor da kötü insanlar da laflarının üzerine geliyorlar?). Çok korkan barmen Largo'ya bir içki ve bütün parasını verdi. Fakat Largo ma- gandalığını göstererek bütün içkiyi duvara tü- kürdü. Bardan çıkıp aynı geminin penceresi- nen içeri girdim. Mutfakta işe yarar bir tek bı- çak buldum ve onu aldım. Aşçı çok soğuk biri- siydi. Ondan hiç hoşlanmadım. Meyva Kok- teylerini de beğenmediğim için pencereden

sıvıştım. Artık kasaba beni baymıştı. Biraz te- miz havaya ihtiyacım vardı. Kasabadan çıkıp sahile gittim. Ağacın altındaki sopayı alıp geri döndüm, çünkü arkadaşlarım ordaydı ve on- larla şu anda karşılaşmak istemiyordum. Son- ra nehirin denize döküldüğü yere gittim. Ora- da bir tabela ve bir tabut vardı. Tabelada Mo- jo'nun internasyonal evi yazılıydı. Herhalde yoluma tabutla devam edecektim. Tabuta bi- nip kürek çekmeye başladım. Yoldaki yarasa- lardan korkmayarak karşı taraftaki kurukafanın altına gittim. Kontrol edilemeyen bir güç beni yukarı çekti. Garip bir yere gelmiştim. Etrafa bakılırsa burası Mojo'nun eviydi. Masanın üs- tünden ipi aldım. Tam şişeleri karıştırırken içerden bir şey duydum. İçerdeki arap bacı

beni tanıdığını iddia ediyordu. Oysa ben onu çıkartamamıştım. Sonra bana kendisinin Me- lee Island'daki büyücü olduğunu söyleyince hatırladım. O bana Largo'nun voodoo bebeği- ni yapabileceğini söyledi, ancak kurbanın bir- takım eşyalarına ihtiyacı varmış. Bana bir sürü şeyler saydı ve sonra bir alışveriş listesi verdi. Biraz daha sohbet edip çıktım. Listede bahse- dilen kemikleri herhalde mezarlıktan alacak- tım. Mezarlığa gittim ve Largo'nun büyükba- basının mezarını kazdım. Pek hoş bir his de- ğildi. Tam kemiği almış havaya kaldırırken... çok utanıyorum. Sonra kasabaya geri dön- düm. Bara gidip duvardan Largo'nun tükürü- ğünü kağıtla aldım. Sonra otel olarak kullanılan gemiye gittim. Burada oteli Largo'nun kapattı- ğını öğrendim. Resepsiyonist beni içeri bırak- madı. Mecburen kötü yollara başvurmak zo- runda kaldım. İpi sıkı sıkıya bağlanmış olan hayvan gözüme tehlikeli göründü. İpini mut- faktan yürüttüğüm bıçakla kestim. Hayvan son hız merdivenleri tırmanıp kaçtı. Resepsiyonist de hayvan birilerini yakalamadan o hayvanı yakalamak için peşinden koştu. Artık otelde yalnız başımaydım. Vahşi hay- vanın yemlerinden alıp hemen Largo'nun oda- sına girdim. İçerde tam işime yarayacak şeyi buldum: Bir peruk. Artık bulmam gereken bir tek şey kalmıştı. O da Largo'nun bir giysisi. Otelden çıkıp en uçta duran gemiye gittim. Burada bir kuru temizlemeci vardı. Ayrıca ilk oyundan tanıştığım üç korsan da geminin üs- tünde pinekliyorlardı. Onları uyandırıp sohbete giriştim. En sağda oturanları bana tahta baca- ğı için cila almak üzere para verdi. Bay Wo- odsmith'e gidip cila aldım. Sonra geri dönüp cilayı yandan çarklının tahta bacağına sürdüm. O da bana el emeğinin, göz nurumun karşılığı olarak 1 sekizlik parçası verdi (Bunu birkaç kez daha tekrarladım). İpin ucundaki kovayı korsanla kısa bir tartışmadan sonra aldım. Nehrin denize döküldüğü yerden kovayı ça- murla doldurdum. Artık bir kova çamurum vardı ve hepsi benimdi. Largo'nun odasına gi- dip kapıyı kapattıktan sonra kovayı hafif açık kalan kapının üstüne koydum. Largo üstüne başına gelecekleri bilmeden bütün masumiye- tiyle içeri girdi. Paravanın arkasından gördü- ğüm kadarıyla bir kova çamur Largo'nun ba- şından aşağı boşaldı. Çok kızan Largo hemen kuru temizlemeye gitti. Ben de peşinden. Adamla pek anlaşamadığı için beni çamaşırını alma göreviyle onurlandırdı. Otele geri dön- düm ve kapının arkasında kuru temizleme fişi- ni aldım. Kütük kadar sağır olan kuru temizle- yiciye fişi verdikten sonra onun ayrıca bir kü- tük kadar da kör olduğunu farkettim. Bana bir sütyen verdi. Artık alışveriş listemi tamamla- mıştım. Hemen Mojo'ya gittim ve kurbanın &ş- yalarını verdim. O da bana voodoo bebeğini hazırladı ve verdi. Ama alışveriş listesine tam olarak uymadığım için voodoo büyüsünün sı- nırlı bir menzili vardı. Largo'ya çok fazla yak- laşmam gerekiyordu. Onu nerede bulacağımı bilmiyordum. Sıkı dur Largo ben geliyorum! Doğru otele gittim, kapıyı çarparak açtım. Largo içerdeydi. Hemen bana dışarı çıkmamı emretti ama ben cebimden bebeği ve iğneleri çıkarıp iğneleri bebeğe saplamak suretiyle

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.