Commodore Amiga sayı 8, sayfa 20
Sayfanın metni

Sayfa 20

Part II

Tolga Kale & Mehmet Tezcan stranger! İşte yine beraberiz. Bize bu beraberliği sağlayan Lucasfilm'e çok teşekkür ederiz. Üstün oyun MONKEY ISLAND'- ın ikinci bölümünü çıkararak hem zengin oldular hem de biz adventure severleri mesut ve bahtiyar kıldılar. Bu ikinci bölümde oyunda pekçok değişiklikler var. İlk olarak inventory'e aldığınız şeylerin adı değil ekranda resmi görünüyor. Grafikler ilk oyuna göre çok daha iyi. Tek kötü yanı ise 11 disket(çik) olması ve harddisk'iniz yoksa oyundan bir parça soğutması. Bu bölümde sefil korsan LeChuck bizden intikam almak için geri dönüyor. Ancak Guybrush olgunlaşmış ve tecrübeli bir korsan haline gelmiş olduğu için hangi sefil ona zincir vuracakmış şaşarız (bkz. İstiklal Marşı). Oyunumuz bir flashback ile başlıyor. Dostumuz Guybrush yine başını belaya sokmuş ancak biricik sevgilisi Elanie yine onu kurtarmaya tam zamanında geliyor. Ama Elanie daha önce Guybrush'ın bu pisliğe nasıl bulaştığını öğrenmek istiyor. Guybrush hikayenin çok uzun olduğunu söylemesine rağmen Elanie ısrarla anlatmasını isteyince Guybrush, canı tatlı olduğu için anlatmaya başlıyor. “(İç çekme)... Her şey Scabb adasında başladı. Orda arkadaşlarım bana sefil korsan LeChuck'la ilgili anılarımı bir daha anlatmam için yalvardılar. Oysa ben bunları tekrar tekrar anlatmaktan sıkıldığım için ordan kalkıp gittim. Ben o miskin korsanlarla pineklemek değil de değişik maceralar peşinde koşmak istiyordum. Amacım sefil korsan LeChuck'ın hazinesi olan Big Whoop'u bulup tarihe geçmekti. Şu anda zengin bir korsanım ama Big Whoop'u bulunca 'varyemez' olacağım. Kasabaya geri döndüm ve hazine bulmanın temel aracı olan küreği tabeladan kopardım. Sonra tam köprüden karşıya geçerken beni kısa boylu bir maganda durdurup bütün paramı istedi. Bu herifin Largo La'Grande olduğunu sonradan öğrendim. Ona kafa tuttum ama pek başarılı olamadım. Herif bütün paramı alıp gitti. Büyük üzüntü (sevinç: Hayatımı elinden zor kurtar-

SChocks Revenge

ONKE dım) içinde karşıma çıkan ilk kapıdan içeri girdim ve oradaki tahta işçisiyle konuşmaya başladım. Bay Blacksmith, pardon Woodsmith bana Largo'nun adaya ambargo koyduğunu ve gemileri sadece yüksek bir vergi karşılığında adadan çıkmasına izin verdiğini söyledi. Bay Woodsmith Largo'ya olan nefretinden dolayı onun bir voodoo bebeğini yapmak istiyor ancak elinde gerekli malzemeler yok. Aslında bu iyi fikir. Kimbilir belki ben gerekli malzemeleri bulup bebeği yapabilirdim. Buradan dışarı çıktım. Bir sonraki kapıdan içeri girince küçük bir haritacıyla karşılaştım. Ufaklığın adı Wally ve oda benim gibi Big Whoop ile ilgileniyordu. Bana hazinenin bulunduğu yerin Dinky Island denilen bir ada olduğunu söyledi. Ancak kendisi bu hikayeye inanmıyordu, çünkü ortalıkta Dinky Island diye bir yer yoktu. Ayrıca bana hazinenin haritasının senin de içinde bulunduğun dört kişi tarafından paylaşılıp ayrı ayrı yerlere götürüldüğünü söyledi. O tam gözlüğünü çıkarıp gözlerini ovuştururken gözlüğünü aldım. Sonra gözlüğünü aranması çok komikti. Kenardaki masanın üstünden bir parça kağıt alıp dışarı çıktım. Kapının karşısında duran gemiye girdim. Evet en sonunda bar'ı buldum. Fakat barmen kendisine reşit olduğumu inandıramadığım için bana içki vermedi. Tam söz Largo'dan açılmışken Largo içeri girdi (Nasıl oluyor da kötü insanlar da laflarının üzerine geliyorlar?). Çok korkan barmen Largo'ya bir içki ve bütün parasını verdi. Fakat Largo magandalığını göstererek bütün içkiyi duvara tükürdü. Bardan çıkıp aynı geminin penceresinen içeri girdim. Mutfakta işe yarar bir tek bıçak buldum ve onu aldım. Aşçı çok soğuk birisiydi. Ondan hiç hoşlanmadım. Meyva Kokteylerini de beğenmediğim için pencereden sıvıştım. Artık kasaba beni baymıştı. Biraz temiz havaya ihtiyacım vardı. Kasabadan çıkıp sahile gittim. Ağacın altındaki sopayı alıp geri döndüm, çünkü arkadaşlarım ordaydı ve onlarla şu anda karşılaşmak istemiyordum. Sonra nehirin denize döküldüğü yere gittim. Orada bir tabela ve bir tabut vardı. Tabelada Mojo'nun internasyonal evi yazılıydı. Herhalde yoluma tabutla devam edecektim. Tabuta binip kürek çekmeye başladım. Yoldaki yarasalardan korkmayarak karşı taraftaki kurukafanın altına gittim. Kontrol edilemeyen bir güç beni yukarı çekti. Garip bir yere gelmiştim. Etrafa bakılırsa burası Mojo'nun eviydi. Masanın üstünden ipi aldım. Tam şişeleri karıştırırken içerden bir şey duydum. İçerdeki arap bacı beni tanıdığını iddia ediyordu. Oysa ben onu çıkartamamıştım. Sonra bana kendisinin Melee Island'daki büyücü olduğunu söyleyince hatırladım. O bana Largo'nun voodoo bebeğini yapabileceğini söyledi, ancak kurbanın birtakım eşyalarına ihtiyacı varmış. Bana bir sürü şeyler saydı ve sonra bir alışveriş listesi verdi. Biraz daha sohbet edip çıktım. Listede bahsedilen kemikleri herhalde mezarlıktan alacaktım. Mezarlığa gittim ve Largo'nun büyükbabasının mezarını kazdım. Pek hoş bir his değildi. Tam kemiği almış havaya kaldırırken... çok utanıyorum. Sonra kasabaya geri döndüm. Bara gidip duvardan Largo'nun tükürüğünü kağıtla aldım. Sonra otel olarak kullanılan gemiye gittim. Burada oteli Largo'nun kapattığını öğrendim. Resepsiyonist beni içeri bırakmadı. Mecburen kötü yollara başvurmak zorunda kaldım. İpi sıkı sıkıya bağlanmış olan hayvan gözüme tehlikeli göründü. İpini mutfaktan yürüttüğüm bıçakla kestim. Hayvan son hız merdivenleri tırmanıp kaçtı. Resepsiyonist de hayvan birilerini yakalamadan o hayvanı yakalamak için peşinden koştu. Artık otelde yalnız başımaydım. Vahşi hayvanın yemlerinden alıp hemen Largo'nun odasına girdim. İçerde tam işime yarayacak şeyi buldum: Bir peruk. Artık bulmam gereken bir tek şey kalmıştı. O da Largo'nun bir giysisi. Otelden çıkıp en uçta duran gemiye gittim. Burada bir kuru temizlemeci vardı. Ayrıca ilk oyundan tanıştığım üç korsan da geminin üstünde pinekliyorlardı. Onları uyandırıp sohbete giriştim. En sağda oturanları bana tahta bacağı için cila almak üzere para verdi. Bay Woodsmith'e gidip cila aldım. Sonra geri dönüp cilayı yandan çarklının tahta bacağına sürdüm. O da bana el emeğinin, göz nurumun karşılığı olarak 1 sekizlik parçası verdi (Bunu birkaç kez daha tekrarladım). İpin ucundaki kovayı korsanla kısa bir tartışmadan sonra aldım. Nehrin denize döküldüğü yerden kovayı çamurla doldurdum. Artık bir kova çamurum vardı ve hepsi benimdi. Largo'nun odasına gidip kapıyı kapattıktan sonra kovayı hafif açık kalan kapının üstüne koydum. Largo üstüne başına gelecekleri bilmeden bütün masumiyetiyle içeri girdi. Paravanın arkasından gördüğüm kadarıyla bir kova çamur Largo'nun başından aşağı boşaldı. Çok kızan Largo hemen kuru temizlemeye gitti. Ben de peşinden. Adamla pek anlaşamadığı için beni çamaşırını alma göreviyle onurlandırdı. Otele geri döndüm ve kapının arkasında kuru temizleme fişini aldım. Kütük kadar sağır olan kuru temizleyiciye fişi verdikten sonra onun ayrıca bir kütük kadar da kör olduğunu farkettim. Bana bir sütyen verdi. Artık alışveriş listemi tamamlamıştım. Hemen Mojo'ya gittim ve kurbanın &şyalarını verdim. O da bana voodoo bebeğini hazırladı ve verdi. Ama alışveriş listesine tam olarak uymadığım için voodoo büyüsünün sınırlı bir menzili vardı. Largo'ya çok fazla yaklaşmam gerekiyordu. Onu nerede bulacağımı bilmiyordum. Sıkı dur Largo ben geliyorum! Doğru otele gittim, kapıyı çarparak açtım. Largo içerdeydi. Hemen bana dışarı çıkmamı emretti ama ben cebimden bebeği ve iğneleri çıkarıp iğneleri bebeğe saplamak suretiyle

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.