PREMIERE
Retro bilgisayarElimize geçen Avrupa dergilerini sürekli karıştırırız. Avrupa'daki yenilikleri, keşfedilen araçları ve piyasaya sürülen oyunları büyük bir zevkle inceleriz. Tabii benim işim oyunla olduğundan gözüm hep belli sayfalarda dolaşır durur. İlk önce index'i taradıktan sonra sayfaları teker teker karıştırırım. Çıkan oyunların tanıtımlarının yanında en çok dikkatimi çeken noktalardan biri de çıkacak olan oyunların reklamları çeker. Birçok oyunu piyasaya sürülmeden neredeyse oynamış gibi oluruz bu reklamların sayesinde.. Birkaç aydan beri karıştırdığım tüm dergilerde sürekli bir oyunun reklamı dikkatimi çekiyordu. Kaliteli oyunların reklamları aylar öncesinden yapıldığından, bu oyuna karşı ilgim daha da arttı. Oyun tipik platform oyunlarındandı. Resimlerinden ve anlatılanlardan o anlaşılıyordu. Şel ve zeka oyunlarının dışındaki oyunlara hele normalinden fazla becerikli olduğum (birkaçını bitirmiştim), platform oyunlarına pek meraklı olduğum söylenemez. Bu tip oyunları oynamam için ya grafikleri çok kaliteli olacak ya da değişik bir takım özellikleri oyuncuya sunabilecek. Premiere'i ilk oynadığım zaman bu söylediğim özelliklerden birini ararken ikisine birden rastladım. Bu özelliklerin neler olduğuna yazının ilerleyen bölümlerinde nasıl olsa değineceğiz. Biz oyun hakkında kısa bilgiler vererek yazımızın özüne bir giriş yapalım. Oyunumuz toplam üç disketten oluşuyor. Tipik platform oyunlarının özellikleri bu oyunda da mevcut. Grafik ve ses özellikleri bakımından söylenecek pek fazla bir şey yok. Olursa ancak bu kadar olur. Oyunda sizin de görebileceğiniz gibi duvarlarda benim çok sevdiğim Heimdall'ın reklamları bulunmakta. Buradan da oyunun Core Software tarafından yapıldığı sonucunu çıkarabiliyoruz. Oyunun konusu ise bir hayli ilginç. Konu kısaca şöyle.. Hollywood'da son zamanların en iyi filmlerinden biri yapılmıştır. Film için tüm hazırlıklar tamamlanmıştır. Basın ve tüm ülke bu müthiş filmin bir an önce afişe çıkmasını beklemektedir. Film için gala gecesi öncesi ufak rötuşlar yapılacaktır. Yönetmen akşam filmi incelemek için odasına kapanır.
Filmi incelerken aniden inanılmaz derecede uykusu gelir. Uyumamak için çok direnir, ama sonunda uykuya yenik düşerek oturduğu yerde sızar. İşte o andan sonra olanlar olur. Kapı sessizce açılır. Esrarengiz biri ses çıkartmamak için elinden geleni yaparak içeri adımını atar. İçeri giren bu kişi çok çabuk bir şekilde filmleri alıp kaçar. Sabah olduğunda telefon sanki bir şeylerin kara haberini verircesine çalmaya başlar. Yönetmenimiz uykusundan güç bela kalkar telefonu açar. Telefondaki ses ona gözünün dibinde olan olayı anlatır ve olaylar başlar. Bizim oyundaki amacımız kaybolan bu filmi arayıp bulmak. Lafta, olay bu kadar basit görünüyor ama oyunda pek de öyle değil. Oyunumuz Hollywood stüdyolarında geçtiği için birçok sürpriz bizi bekliyor olacak. Bunların neler olduğunu teker teker anlatmak mümkün değil. Bunlardan yazımızın ilerleyen bölümlerinde sadece sıkça karşılaşacaklarımızı anlatacağım. Şimdi sıra bu üç disketli oyunumuzun ilk disketini yüklemeye geldi. İlk olarak oyunun gayet güzel hazırlanmış demosu ekrana gelecektir. Kısa bir yüklemeden sonra oyun bir kızılderili köyünün tepesinde başlayacak. Oyundaki kahramanımızı filmi kaybeden yönetmen canlandıracak. İlk olarak çalıların saldırısına maruz kalacaksınız. Bunlar o kadar büyük bir tehlike oluşturmuyorlar. Ya üzerlerinden atlayarak ya da ateş ederek bunlardan kurtulabilirsiniz. Hazır ateş demişken oyundaki savunma sisteminden biraz söz edelim.
Oyunda sizin en büyük silahınız yumruklarınız olacak. Aslında en büyük değil de, en kalıcı silahınız demek herhalde daha doğru olacak. Çünkü yumruklarınızın yanında bir de ateş etme özelliğiniz bulunmakta ama ne yazık ki devamlı bir şekilde değil. Bu ateşi (bumerang) size oyun boyunca verilecek olan kutular yardımıyla alacaksınız. Bu kutular bazen bir kızılderilinin ölümünde meydana çıkarken bazen de bir fıçının içine gizlenmiş olabiliyor. Fıçıların içine gizlenmiş olanları basit bir şekilde bulabilirsiniz. Oyundaki bazı fıçıların renkleri açık kahverengi şeklinde hazırlanmış. Zaten bunlara pek sık rastlayamayacağınızdan hemen dikkatinizi çekecektir. İşte bu fıçıları patlattığınızda bu kutulardan bulabileceksiniz. Bazı rakipleriniz de size bu kutulardan bırakabilecek. Belli sayıda verilen bu silahlardan elinizde kaç tane olduğunu ekranın sağ alt köşesinde bulunan 'Ammo' kutucuğundan görebilirsiniz. Bazı rakipleri, özellikle de elinde silahla nöbet tutan askerleri öldürebilmek için birkaç bumerang kullanmanız gerekiyor. Onun için bu silahı idareli kullanmaya özen gösterin. Oyun boyunca özellikle sizi iki rakip çok sık rahatsız edecek. Bunlardan biri ses çıkartmamak için parmaklarının ucunda gezinip duran kızılderililerle, koca şapkasının içinde sessizce uyuma numarası yapan Meksikalılar. Bu Meksikalıların yanına belli bir mesafeye kadar normal bir şekilde yaklaşabiliyorsunuz. Sonra silahını çekip size ateş ediyor. Bunları yaparken de uykusuna hiç ara vermemesi çok ilginç. Bu Meksikalıyı öldürmek için acele etmezseniz, size peşpeşe iki el ateş edecektir. Bu ve buna benzer mermilerden duruma göre ya eğilerek ya da zıplayarak kurtulabilirsiniz. Bu Meksikalıyı yok ettiğinizde, geriye sadece şapkası kalacak. Gelelim kızılderililere.. Bunlar özellikle değerli eşyaların korumalığını yapmaktalar. Tek silahları, büyük bir ustalıkla kullandıkları okları. Acele etmezseniz peşpeşe attığı bu okların mutlaka birine hedef olabilirsiniz. Aynı zamanda hiç ok atmadan da sadece size temas ederek boş yere bir hakkınızı yok edebilir. Bir de ulu reisler var ki, bunların görevi bambaşka. Bu reisler (herhalde reis olduklarından) sadece ellerindeki baltaları sallarlar. Hiç hareket etmezler. Eğer boş anında yanlarından geçerseniz hiç bir zararları yoktur. Bunları öldürememeniz her halde zararlarının az oluşundan, Bu iki baş düşmandan başkaları yok mu diyeceksiniz. Olmaz olur mu? O masum duruşlarıyla insana hoş gözüken kaktüsler bile sizin düşmanınız. Belirli periyotlarla öne eğilen bu kaktüslerin yanından çok dikkatli geçmelisiniz. Bunun yanında rüzgarla birlikte sürüklenen çalılar, yere montelenmiş ucu sivri tuzaklar sizi bekleyen diğer tehlikelerden.
atlamalısınız. Geç kaldığınız takdirde ya ezilecek ya da uçurumun içine yuvarlanacaksınız. Buna benzer bir olayı demin de dediğim gibi ilerleyen kısımlarda da rastlayacaksınız. Oyunda ilerlerken yollara çok dikkat etmeniz gerekiyor. Aslında 'çok' tanımlaması biraz hafif kalır. Keza oyunun en çok dikkat edilmesi gereken noktası yollarda bulunuyor. Oyunda yollar dar ve geniş olmak üzere iki şekilde hazırlanmış. Dar yollarda ileri-geri hareket edemeden sadece yola devam ediyorsunuz. Ama geniş yolları iki şeritten de kullanabiliyorsunuz. Diğer şeride geçmek istiyorsanız joystick'inizi aşağı çektikten sonra fire'a basmanız gerekiyor. Geriye dönmek içinde joystick'inizi aynı şekilde kullanmanız gerekiyor. Rakiplerinizle aynı şeritte olmayabilirsiniz. Zaten bir rakibi gördüğünüzde onun mutlaka bir şeyi koruduğunu anlamalısınız. Onu yok etmek için ikinizin de aynı şeritte olmanız gerekiyor. İlk önce rakibinizi yok etmeye çalışmalısınız. Aksi halde eşyayı almak için hamle arkadan vurabilir. Platformlar arasında bölüm atlamak için başlıca iki seçenek hazırlanmış. Bunlardan birini merdivenler oluşturmakta. Bu merdivenleri kullanarak diğer kısımlara geçebilirsiniz. Bu geçişi sağlayan bir diğer alternatifi ise kapılar oluşturmakta. Yalnız bu kapıların birçoğunun kapalı olduğunu göreceksiniz. Açmanın ise tek bir çaresi var. O da duvarlarda göreceğiniz şalterleri aşağı indirmek. Her şalter mutlaka belli işe yarıyor. Bazıları kapı önlerinde kurulan tuzakları yok etmek için hazırlanmış. Ama arasıra bazı tatsız sürprizler de sizi bekliyor olacak. Bazı şalterleri aşağı indirdiğinizde ha-
Oyunun hemen başında rastlayacağınız bir olay var. Bunun bir benzerini ilerleyen kısımlarda da göreceksiniz, ama bu kadar yoğun bir şekilde değil. tehlikeyi, yaban domuzları yaratacak. Sürüler halinde gelen bu hayvanların üzerine çıktığınızda onların koşu yönünün ters istikametine doğru yürüdüğünü göreceksiniz. Arada kısa mesafelerle bir diğer sürü gelecek. Eğer bu iki sürü arasına düşerseniz, bir hakkınız gidiyor. Onun için son domuzun üstüne geldiğinizde hemen diğer sürünün üstüne vadan kafanıza çok çeşitli şeyler düşecek. Açılan her kapıdan içeri girdiğinizde mutlaişik bir takım olaylara şahit olacaksınız her eşyayı özellikle Oscarları mutlaka alın. Koyu renk fıçıların bazılarında sizi sürprizler bekliyor olacak. — Bazı yolları aşmanın zıplayarak mümkün olmadığını göreceksiniz. Böyle anlarda o yolun sonunda bir Meksika şapkası göreceksiniz. Buna bir-iki el ateş ettikten sonra karşı tarafa geçmek için size bir köprü oluşturduğunu göreceksiniz.
Böylelikle karşı tarafa kazasız belasız geçebilirsiniz. Şimdi geldik oyunda nasıl bölüm atlanacağına. Tüm katları sırasıyla dolaştığınızda, yollar sizi ister istemez sona getirecektir. İşin aslını söylemek gerekirse hiçbir platform oyununda bir bölümün böylesine uzun sürdüğünü görmemiştim. Uzun sürmesine rağmen hiçbir sıkıntının olmaması, oyunun en güzel yanlarından. Her neyse konuyu değiştirmeden sona gelelim. Daha önce hiç rastlamadığınız yıldızlı kapılara geldiğinizde, bölümün sonuna geldiniz demektir. Ancak bölümü tamamlamak için son bir sınavı daha vermeniz gerekiyor. İşte bu bölüm oyunun getirdiği en güzel yeniliklerden bir tanesi. Bu level'ın finalinde, dev cüsseli bir kovboyla düelloya girişeceğiz. İşin aslını söylemek gerekirse olayı çözmek için bir hayli uğraştım. İlk silahı ilk önce ben çekmeme ve silahşörü öldürmeme rağmen hep yenilen ben oluyordum. Sırf bu olayı çözmek için aynı bölümü defalarca oynadım ve en nihayet püf noktasını buldum. Olayın can alıcı noktası, ilk hamleyi karşı tarafın yapmasında yatıyor. Burada reflekslerinizin tam anlamıyla mükemmel olması gerekiyor. Zaten düellonun amacı da o değil mi? Bu işi yapmak için rakibin eline dikkat etmeniz gerekiyor. Elini biraz kıpırdattı mı hemen silahınızı çekip ateş etmeniz gerekiyor. Biraz önce ya da biraz sonra bu işin gerçekleşmesine imkan yok. Eğer erken davranırsanız merminiz boşa gider. Biraz geç kaldığınızda mermiyi yiyorsunuz. İkinci bölüme geçtiğinizde, kendinizi bir piramitin içinde bulacaksınız. Bu seferki rakiplerinizi haliyle mumyalar ve yürüyen cesetler oluşturacak, Bu bölümde, ilk bölümün bazı sahneleri aynen kullanılmış. İlerlerken duvarlarda çizili olan figürlere çok dikkat etmeniz gerekiyor. Bunlardan bazıları çizgi halinde yürümeye başlıyor. Eğer farkına varmazsanız en ufak bir temasta bir hakkınız gidecektir. Karşıdan karşıya geçmek için herhangi bir yol bulamazsanız, ateş etmeye başlayın. Aradaki ufak üçgenlerden biri mutlaka bu yolla açılacak ve karşıya geçmeniz için size yardım edecektir. Biraz daha ilerlediğinizde daha ilginç şeylere rastlayacak ve..
Oyunun yazarı siz, okuyucusu da ben olsaydım, yazıyı burada bıraktığım için şu anda size ateş püskürüyor olurdum. Ama oyunun bundan sonrasını size bırakıyorum. İlerleyen bölümleri de anlatmaya kalkışırsam, bir bu kadar daha sayfayı işgal etmem gerekir herhalde. Oyun ekranının altında haklarınızı, aldığınız puanları ve silah sayınızı gösteren bir tablo bulunmakta. Her bir adam toplam beş yanma hakkına sahip. Eğer herhangi bir nedenle bir yara alırsanız, alttaki yeşil çizgilerden biri yok olacak. Yolda giderken rastlayacağınız Pop-Corn ve hamburgerleri alarak azalan bu hakkınızı çoğaltabilirsiniz. Oyunun belli bir yerine kadar ilerleyemezseniz, öldüğünüzde (beş ara hakkınızı yitirdiğinizde) oyunun en başına döneceksiniz. Eğer film tahtasıyla işaretli olan bölgeye kadar ilerlerseniz, öldüğünüzde başa dönmeyecek, oyuna sözünü ettiğim işaretli yerden devam edeceksiniz. Oyunu oynarken zamanın nasıl geçtiğini bile anlamayacaksınız. Oyunun müziğini dinlerken kendinizi
Texas'ta zannedeceksiniz. Grafikleri hakkında söylenecek pek fazla bir şey yok. Bu kadar kaliteli bir oyundan ne bekliyorsanız o, oyunda mevcut. Üç disketlik bu oyunu mutlaka oynayın. Eğer daha önce bu tip bir oyun oynamadıysanız ya da bilgisayarınızı daha yeni aldıysanız, platform dünyasına bu oyunla giriş yapın. Son birkaç cümle de sevgili POLAT YARIŞÇI için sarfetmek istiyorum. Müziğin gerçek keyfine varanlar nasıl da belli oluyor. Megadeth için söylediklerine katılıyorum Polat. Özellikle açılış parçasının nakarat kısımlarında atılan geri plan solo gitarı dinlerken herhalde kulağının pası iki kat daha hızlı siliniyordur. Obituary için de haklı şeyler söylemişsin. Sevgili Cem'e yaptığım tavsiyeyi sana da yapmak istiyorum. Skyclad'ı mutlaka dinleyin. Düz duvara tırmanacağınızdan eminim. Gelecek ay görüşmek üzere.
CORE SOFTWARE 3 DİSKET mele min an