Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 51
Tüm pilotlara selamlar. Bu soğuk kış günlerinde evde oturup oyun oynayacak bol bol zaman bulmuşsunuzdur. Şu hamam meselesine gelelim. Sırf Tunç için bir hamam açmayı düşünmüyor değilim, böylece artık otobüslere tek bilet atabilir (He he he).
Size biraz geçenlerde çıkan Airbus A 320 simülatöründen bahsetmek istiyorum. Amiga'da bulunan gerçekçi uçuş simülasyonlarına yeni bir üye eklendi. Böylece Flight Simulator II'nin bu konudaki tekeli sona erdi. Uçuş bilgisi, haritalar gerektiren bu simülasyon, konuya oyun denemeyecek kadar ciddi yaklaşıyor. Gerçek bir uçakla uçmak hissini veremese de, türünün en başarılı örneklerinden. Avrupa hava sahasında bir A320 yolcu uçağını bir havaalanından diğerine götürmek oyundaki temel amaç. En başta girdiğiniz uçuş planı ve uçuş şekli IFR (Aletli) ve VFR Normalinden sonra, kendinizi pistin başında buluyorsunuz: Uçuşa hazırsınız. Ben size biraz yardımım olur diye çıkarabildiğim bazı tuşları sıralayayım: Numaratör klavye motor kontrolleri ile ilgili: 4/6: sol/sağ motor çalıştır 7/9: sol/sağ motor güç arttır 1/3: sol/sağ motor güç azalt 8/2: iki motor birden güç arttır/azalt 5: H-Speed, hızı sabitle Help/Del: Otomatik pilot aç/kapa sol/sağ ok: Otomatik pilotta gidiş yönünü değiştirme Space: Slat'ler (Hava frenleri) F1-F5: Flap konumu 0-4 F6-F8: Kokpit görüntüleri F9-F10: Tekerlekleri topla/indir E: EFCS aç (Motorlu yön kontrol sistemi) J: Stick (Mouse/Joystick kontrolü) N: Görüntü gece/gündüz
Sol alt taraftaki gösterge ise mouse ile kontrol ediliyor. Mouse'un sağ tuşuna basarak çalışır hale geliyor. Mouse ile istenen tuşlara gidilerek sol tuş ile basılabiliyor. N1 ve N2 ile iki DME çalıştırılabiliyor ve DF ile de ADF çalışır hale geliyor. DME'lerin birincisinin doğrultusu Alman klavyelerde sol shift tuşunun yanında bulunan (<>) tuşu ve y ile, ikincisinin doğrultusu ise sol alt ve Amiga tuşları ile değişiyor. Bu oyunda bana büyük yardımları dokunan Murat Şen Ağabeyimize teşekkür ediyorum. İlk iki denememde pist biraz kısa geldi (Frankfurt 25 ne kadar kısa ise artık), üçüncü denemede indireceğime eminim (Başarılı olursam, hani bir ihtimal, yaptıklarımı gelecek sayıda anlatırım). Oyunda sadece Training seçeneğinin çalıştığını hatırlatayım. Oyuna konu olan Airbus A 320, geçenlerde üçüncü kazasını yaptı. Son derece yeni bir uçak olan A 320'nin bilgisayarlara dayalı bir uçuş kontrol sistemi var. Aynen bir F-16 gibi Joystick benzeri ve Sidestick adı verilen bir levye ile kumanda ediliyor (Aynen F-16'daki gibi pilot sağ elinden vurulursa uçağı öbür eliyle kullanamıyor). Özellikle üç adedinin düşmüş olması pilotlarda belirli bir güvensizlik yaratmış durumda. Pilotlar bilgisayarların hatalı yükseklikler gösterdikleri ve yanlış gittikleri konusunda şikayetçi olurlarken, şirket yetkilileri bildirilen tüm vakaların incelendiğini, ancak daha bilgisayar hatasına rastlanmadığını belirtmekte. İşin en kötüsü, ilk düşen A 320, basına tanıtıldığı gösteri uçuşunda alçaktan uçarken çakıldı. Pilot 30 metrenin altına inmemesi gerekirken 9 metreye kadar inmiş, uçak ta o hızda karşıdaki ormanı aşacak yüksekliğe çıkamamıştı (PM 3/92 ve Der Spiegel 5/92).
Sağ olun hala mektuplar geliyor, Ankara'dan yazan okurumuz Can 'Maverick' Yaşar'ın birkaç sorusu var.
- İlk olarak Birds of Prey'de gece görüş sistemi olup olmadığını soruyor. Benim bildiğim kadarıyla böyle bir sistem yok. Gece uçmak hedefleri bulmayı zorlaştırıyor ve görülmelerini engelliyor. Zaten oyunda pek üzerinde durulmayan değişik uçakların radar kaliteleri. Koca 747-400'de bile 320 km. menzilli hedef izleme radarı var. Uzun süre uçarsanız, aynı menzilde olmasına rağmen hedeflerin uçaktan uçağa farklı mesafelerde görülebildiği ve farklı isabet oranları ile ateş edildiği izlenimine kapılacaksınız. Gerçekten öyle mi ayarlanmış, yoksa bana mı öyle geliyor emin değilim.
- F-16 Combat Pilot'ta size beş değişik görev verilir. Bunları tamamladıktan sonra asıl savaşa gitmenize izin verilir. Hammerblow ve Deepstrike bu görevlerin en zahmetlileri. Hammerblow düşman için stratejik önemi bulunan yerlerin imhasını, Deepstrike ise düşman hatları gerisinde stratejik veya lojistik hedeflerin imhasını amaçlar. Özellikle Deepstrike, adı üzerinde sizin düşman hatlarının oldukça gerilerine kadar sarkmanıza sebep olacaktır. Genelde iki hedefiniz olacaktır. Bu tür uygulama modern saldırı taktiklerinde de kullanılır. Hücumu yapan birime bir ana hedef ve bir veya birkaç yardımcı hedef verilir. Bunun amacı, yüksek puan yapmak değil, bir hedefe yapılmak istenen saldırı başarısız olursa veya ilk hedefin imhasından sonra hala bir saldırı düzenleyecek durum varsa, saldırılabilecek bir ikinci hedefin daha bulunabilmesidir. Gerçekte bir operasyonda ana ve yardımcı hedefi tek başına yok etmekle Amerika'nın en büyük nişanı olan Kongre onur madalyasını alırsınız (CMOH Congressional Medal of Honor). Yani ikinci hedef biraz size kalmış. Eğer saldırayım diyorsanız, durmayın. Oyunun ileri safhalarında kendi saldırılarınızı kendiniz planlayacaksınız. O zaman herhangi bir yere gitmek değer mi değmez mi daha rahat düşünebilirsiniz. Bir saldırı istendiği zaman, orada bulunan tüm hedeflerin imhası gerekmez. Mesele oraya saldırmak elinizden geldiği kadar zarar verebilmek. Kimse 9 adet yakıt tankını uçurmadınız diye görevi yapamadınız demeyecektir (Hepsini uçurabiliyorsanız ne ala). Bir tanesi bile havaya uçsa görevi tamamlamış olursunuz. Ama ne kadar çoğunu vurursanız o kadar iyi. Yalnız bazı hedeflerde belirli binalar önemlidir. Mesela erken uyarı istasyonlarında en ortadaki bina vurulmalıdır
Silahlara gelelim. Hangi silahı kullanacağınız keyfinize kalmış. Eğer gerçekçi oynamak istiyorsanız, sadece gerektiği kadar güdümlü silah alıp gerisini bombalarla halletmeyi deneyebilirsiniz. Saldırıyı yapana kadar alçaktan (500 feet altından), afterburner kullanmadan uçmalısınız (Rambo olsanız gelen uçaklarla baş edemezsiniz). Ancak saldırıdan sonra işiniz biter. Bu yüzden görünüp görünmemek o kadar önemli değil. Hedefe on mil kala istenen yüksekliğe tırmanıp silahları atar ve oradan hemen kaçarsınız. Eğer yakıtınız yetiyorsa afterburner ile yakındaki uçaklarla aranızı açabilirsiniz. Ama kahramanlık damarlarınız kabarırsa, döner savaşır bir daha yere şaşırabilirsiniz. Bomba atma yöntemleri çeşitlidir. Belki de en kolayı yüksekten 45 ila 70 derece ile hedefe dalmak ve bombayı ortalayıp atmaktır. Tabii dalış yapacak yüksekliğe çıkma sorunu var. Biraz alıştırma ile 500 feet'te 600 knot ile seviyede giderken göz kararı ile bile bombalarınızı atabilirsiniz. Yardımcı olacağını umduğum son bir şey: Mk 82 tek tek nişanlanarak atılmak için tasarlanmış bir silah değildir (Bu işi laser güdümlü mk 83 ten türeyen Paveway yapar). Genelde 3'lü veya 6'lı taşıyıcılarda taşınır ve yine 3'erli veya 6'şarlı paketler halinde hedef üzerine serpilir. Onun için hedefi nişanlayınca en az iki tane, hatta tüm bombaları atın (hepsini teker teker ıskalamaktan iyidir). Nasıl atarsanız atın, isabet ettirebilmek için çok alıştırma yapmanız gerek.
Gerektiği zaman kendini uçaklara karşı savunabilecek silahlar taşımak güzeldir. Ancak eğer bir bombalama görevinde iseniz, iki kanat ucu füzesi sizi tatmin etmelidir. Buna rağmen düşman hava kuvvetlerine meydan okumak için bir Tankbuster görevine 6 maverick, 4 sidewinder ve 4 Amraam ile gidebilirsiniz. Nasıl olsa bir tank saldırısında en fazla 12 kadar tank genelde 3-8 tank olur. İyi nişan alarak tank saldırısındaki tankların en az yarısı ile bir o kadar uçak düşürebilirsiniz. Bir bombalama görevinde ise yakıtınızı uçaklarla boğuşmak yerine onlardan kaçmak içinde harcayabilirsiniz. Saldırı uçaklarının kendini koruma örnekleri vardır: A-7 Corsair kanopinin iki yanında bulunan iki ufak kanatçık da birer sidewinder taşıyabilir, buna ek olarak bir adet de 20 mm'lik topu vardır. Aslında tümüyle bir saldırı uçağı olmasına ve sadece bu amaçla kullanılmasına rağmen, pilotlar bu silahları taşıdıkları ve gerektiğinde uçak düşürebileceklerini bilerek havadan havaya koruması olmayan uçakların pilotlarına nazaran daha başarılı olmakta idiler. Jaguar, A-10 ve Harrier gibi uçaklarda da aynı uygulamaya gidildiği olur.
Can 'Maverick'in son sorusu ise Maverick'lerle ilgili: Oyunda kullanılan iki tür Maverick var. Bunlardan ilki ısı güdümlü. Bu füzeleri ısı yaymayan bina gibi yerlere kilitlemek zor. İkinci tür Maverick ise laser güdümlü. Bu silah ise yerden verilen laser aydınlatmasını takip ederek hedefi buluyor. Silahı kilitleyebilmek için hedefi görmeniz şart. Alçaktan uçarken kilitleme mesafeniz 10 milin altındadır. Eğer çok yakında veya maverick'in menzil sınırında iseniz (yüksek-
PİLOTLAR KAHVESİ
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 50
Kapı, Kadın'ın Kapısı, Kapıyı çalalım (Knock door). Kapıyı açıyor, benim cici karım, içeri giriyorum (open door), işte ben dadadadaaaam. O da ne? Benim zar zor evlendiğim hanım, ona vereceklerim için hazır değil. Ne yapmalı, ne etmeli, şarap belki seni havaya sokar. Ama bu karda kışta nasıl şarap alabilirim ki? Odadaki müzik ani bir radyo mesajı ile kesilene dek düşünüyorum. Aha, demek şarap siparişi alıyorlar, evet dinliyorum, numara 555-8039, anladık, hemen sipariş verelim. Biliyorsunuz ki, telefon edebilmek için bir telefon'a ihtiyacınız var. Hafızam çok kuvvetlidir, şehirdeki çalışan telefonları bilgisayara benzer zihnimde tarıyorum, bana en yakın olanı bulmam, bulmam, bulmam epey zaman alıyor, olsun hemen yola koyuluyorum. Hafızam beni yanıltmıyorsa, ayağıma işeyen köpeğin oralarda bir kulübe vardı. Her nedense köpeği tüm sokaklarda gördüm gibime geliyor. En iyisi diskodan başlamak (taxi-disco). İşte solda dükkanın önünde, hemen telefon edelim. Aslında bu dükkanda şarap satıldığını hatırlıyorum. Ne var ki, büyük büyük dedem şarapla taksiye binmekten öldü. Hala hayatta isem bunu sifonu çekmememe ve içkili taksiye binmememe borçluyum. Şu telefonu edelim (use phone), numarayı çevirelim; ne mi istiyorum, şarap (wine); nereye mi balayı dairesi tabii ki (honeymoon suite). Tamam mı, bu işi de becerdik, doğru karımın yanına, (taxi-casino), tekrar dördüncü kat ve işte ben. Kapı kilitli, akıllı karım benim, kapıyı kilitliyor, biz de çalalım kapıyı (steal eee pardon knock door). Geldim bir tanem, ne demek o şarap getiren çocuk geldi sandım, ne diyorsun bakayım sen, dalga geçiyorsun değil mi, içki istiyordun al sana içki (give wine), ağır ol bakalım ağır ol o kadar çok içme bakalım. Eeee güzelim nasılsın bakalım (talk girl)? Demek beni istiyorsun, biz de yanına gelip hazırlanalım (strip). Hadi gel bakalım yanıma, gözlerimi mi kapatayım, peki, ne yapıyorsun tatlım, o iple ne yapmayı düşünüyorsun, karıcığım beni niye yatağa bağlıyorsun, evet o benim cüzdanım, heyyy bekle nereye gidiyorsun, alçak namussuz, &%#!(@!!. Gitti, inanamıyorum, Karım beni terk etti, üstelik cebimdeki dolarlarla beraber. Oysa ben ne güzel ve uzun süreli bir beraberlik tasarlıyordum. O ruhsuz cani beni ekti. Ufak bir de sorunum var: BURADAN NASIL KURTULACAĞIM?
Her sonun bir başlangıcı varsa, her başlangıcın da bir sonu olmalıdır, yoksa, neler diyorum ben, evet, yatağa bağlandım, ekildim, soyuldum, soyunuğum ve bu durum hiç hoşuma gitmiyor. Şu kaslarımı kullanarak bu bağları koparmak da var, ama yazık Arnold işinden olur sonra, bıçak denen bir nesne var. Aslında burada bir kızın gelmesini beklemek de var; ama ben şimdilik bıçağı kullanayım (use knife). Alçak karım beni soydu, allahtan gizli bölmemde sakladığım uğur paramı, ilk on dolarımı almamış. Aşkta kayıp korkunç, ben gidip ekmek paramı aşağıdaki kumarhaneden hemen alıvereyim. Bu arada bu namussuz ipi yanıma alayım (take rope) belki sevgili karımı bir yerde görürüm de lazım olur. Ben iş yerime bir ziyarette bulunayım (tuvalete değil gazinoya!!). Hayata on dolarla başlamak zor, ancak imkansız değil (biraz sabır ve bol save istiyor). Evet yeniden zengin bir adamım. Artık daha dikkatli olmalıyım, bu kadar kolay para kazanıyoruz diye kadınlara kaptırmamalıyım. Kadın deyince ben en iyisi bir tur daha Lefty ağabeyimize uğrayayım (taxi-bar). O mutluluk tüccarı aynı parola ile kapıyı açıyor, o pis televizyon yayını hala devam ediyor, ve adam benimle ilgilenecek durumda değil, ben en iyisi yine yukarı çıkayım, ilk göz ağrım, hala ilişkimizin etkisinde sigarasını tüttürüyor. Aslında ben boş zamanlarımda James Bond'luk yaparım. Burnum iyi bir koku aldı, hemen camı açarak (open window), dışarı tırmandım (climb window). Bir ara karıştırdığım çöpün üzerindeki balkondayım. Evet hedefim karşıdaki pencere, ilk olarak ipi belime bağlıyorum (tie rope waist), daha sonra ipin öbür ucunu balkon'un korkuluğuna bağlıyorum (tie rope railing) ve dışarı sarkıyorum (jump window). Evet cam kilitli, ancak beni hiç bir şey durduramaz. Çekiç güç ile yani çekicimle camı kırıyorum (use hammer). Ulaşmak istediğim ilaçlar (take pill) artık elimde. Niye bu ilaçları alıyorum yahu? (çünkü biz öyle istiyoruz!). Ben artık yerinde duramayan bir adam oldum, yeni hedefim gazino (taxi-casino), içimdeki yönlendirici ses doğru asansöre gitmemi ve sekizinci kata çıkmamı emrediyor (eight). İnsan belirli bir süre yaşayınca içindeki sese itaat etmesini öğreniyor. Kalbim beni terk eden karımın acısıyla kıvranıyor, sekizinci katta birden tüm acılarım yitip gidiyor. Hayatın acılarını bir yana bırakıp deskte duran güzelliğe bakıyorum (look girl). Ne de olsa yalnız bir insanım ve güzele bakmak sevaptır. Kızla yapıcı bir konuşmamız oluyor (talk girl, talk girl, tal...)- Kız elbette benim görünüşümden etkileniyor. Erkek arkadaşını unutur mu acaba? Her neyse, şahsi etkimi kuvvetlendirebilmek için biraz tıbbi yardım alıyorum (give pill to girl). Gerçekten o hapların içinde ne olduğunu merak ediyorum, göreceğiz bakalım. Kızımız hapları aldığına çok seviniyor. Ve koşarak erkek arkadaşını aramaya gidiyor. O haplar insanların belirli duygularını ön plana çıkaran haplardan olsa gerek. Hani erkek arkadaşını kıskanmıyor değilim. İşte yine ben yalnız, etrafa bakmıyorum (look). O ufak düğmeye basmak hayatımı ne kadar değiştirebilir ki? (press button) Karşıdaki kapı açılıyor. Umarım o kapı doğrudan uçuruma açılır, fazla yaşamak istemiyorum artık.
Kadın yok, mutluluk yok, ölmeliyim ama kapıdan geçelim. Kader bana hangi kötü oyunu oynayacak acaba? İçerisi tam bir zevk yuvası ama kimseler gözükmüyor, arka sağa doğru gidince boş bir yatak odası buluyorum. Şimdi bir arkadaşım olsa ne güzel olurdu. Kapı tuvalete açılıyor (open door), biraz içerisini karıştıralım (look). O da ne? Burada bir kadın var. Biraz havası yok gibi, aslına bakarsanız yapay bir kadın. Onu biraz havaya sokalım (inflate). Bu iş için iyi nefes tükettim. İnsan gerçek aşkı bulamayınca bu yola düşüyor, kader işte. Artık kullanıma hazır hale geldi, çok yapay gözüküyor ama seçenek yok, hadi yallah (use doll). Gerçekten bu işi yapmak istiyor muyum acaba, olmasa olmaz mı??? OLMAZ, olmalı gözümü kaparım işimi yaparım (use doll). Gerçeğin yerini hiçbir şey tutmaz. En azından gerçekleri işin ortasında delinip uçmuyor. Heyyy beni bekle, şu işe bak yapay kadınlar bile beni terk ediyor. Yakala şunu aslanım Larry. Meret füze gibi, cam kapıdan dışarı çıkıyor, ben de arkasından. Gitti güzelim kadın derken, o da ne o havuzdaki ne öyle. O kız, burada ne işi var, havuzda, hem de elbisesiz? (talk girl). Bu kız beni istiyor, istemeli, ne olur istesin, ister istesin ister istemesin soyunup (strip) cuppa havuz. Evet bayan görüşmeyeli nasılsınız (look girl)? Aç görünüyorsun bir elma ister misin (give apple)? Artık artık, artık...hayır söylemeyeceğim, özel hayat denen bir şey var değil mi?
Evet umarım sorunlarınız çözülmüştür, bir puan eksik mi? Hay allah nasıl olur? Hem bir puan ne ki, 221 puan yetmiyor mu? Tamam tamam, o bir puanı evlenmeden önce kabareye giderek alabilirsiniz. Umarım hepiniz Larry kadar mutlu olabilirsiniz. Acele etmeyin daha önümüzde Leisure Suit Larry goes Looking for Love macerası var. Size bir aylık izin, keyfini çıkarın.
SİERRA/1 DİSKET/512 K
GRAFİK ....................... : %45 SES : % 30 OYNANABİLİRLİK : % 80 GENEL.......................... : %65