LEISURE SUIT LARRY IN THE LAND OF THE LOUNGE LIZARDS

Ağan ŞİMŞEK & F. Kağan GÜRKAYNAK &

Türker NAZLI AKA Bazı kahramanlar dünya tarihini değiştirir. Bazıları çok akıllıdır. Birçoğu çok yakışıklıdır, arkalarından seller sular gibi kızlar akar. Tüm bunların yanında apayrı bir kategoride Larry vardır. Larry, sıkça rastlanan biri: Kısa boylu, beyaz takım elbiseli, saçlar kafayı terke meyilli, pek de zeki olmayan orta yaşlı bir adam. Peki böylesine alelade bir adam, nasıl olur da bir oyun kahramanı olabilir..? Larry'nin ufak bir sorunu ve inanın bu sorunu çözebilmek için bol bol yardıma ihtiyacı var. Bizim Larry, kadınlara çok ama çok (hani gerçekten çok) düşkün. Ne var ki, kadınlar Larry'e pek fazla düşkün değil. Bu kadar basit. Larry düşlerindeki kadını istiyor. Yapmamız gereken tek şey, ona biraz yardım etmek (Nedense içimde bir his, hiç kolay olmayacak diyor).

Tüm Larry serisi, aynı konu üzerinde devam eder. Zavallı Larry'e kadınlarla olan ilişkilerinde yardımcı olmak temel amacımız olacak. Her şeye en başından, serinin ilk oyunundan başlayalım. Grafikleri veya sesleri alıştığınız kalitede değil, ancak bilgisayar çağı kahramanının serüveni böyle başlıyor. Konu yetişkin insanların uzmanlık alanına girdiği için, oyun başında yaşınız soruluyor. Larry'e yardımcı olabilmek için, en az 18 yaşında olmanız gerekir. Ne var ki, gaddar Al Lowe (Bu belayı başımıza saran programcı) olayı bu kadar basite indirmeyip, bizi bir de imtihan etmeye kalkıyor. Sorulara cevap verebilirseniz ne ala, ancak soruları sorun etmek yerine Alt-X tuş kombinezonunu denemekte fayda var.

Oyun mouse ve klavye ile oynanabiliyor. Kahramanımızı ekran içinde hareket ettirmek için, ya mouse ile gitmesini istediğiniz yere basıyorsunuz ya da klavyede ok tuşlarını kullanıyorsunuz. Ok tuşlarını kullanırken herhangi bir yöne bir basış, karakteri hareket ettirir, bir ikinci basış ise durdurur. Karakterimize herhangi bir emir verebilmek için klavye kullanmak gerekiyor. Oyunda özellikle nesnelere tam isimleri ile hitap etmek gerekmesi sinir bozucu. Hemen belirtelim espriler ve komutlar belli bir İngilizce bilgisi istiyor. Bunun yanında bir de menüler bulunuyor. İlk menüde oyunla ilgili hayati hiçbir şey yok. İkinci menü Save-Load ve Quit seçeneklerini taşıyor. Üçüncü menüde Inventory ile yanınızda bulunan eşyaların bir listesini, See Object ile de bu eşyalar hakkında detaylı bilgi görebiliyorsunuz. Dördüncü menüde Ses ve Pause seçenekleri ve son menüde ise adamın hızı ile ilgili seçenekler yer alıyor. F3 tuşunu, yazdığınız bir komutu tekrar yazmak için kullanabiliyorsunuz. Artık Larry'nin başına gelenleri (bizim başına getirdiklerimizi) kendi ağzından dinleyelim:

Yani Lefty'nin barına niye geldim, ben de tam olarak bilemiyorum. Aslında burada durup uzun uzun ne yapacağımı düşünmek isterdim; ne var ki, sevimli siyah bir kuçu ayağıma işeyince direklik yapma fikrinden vazgeçiyorum ve yeni maceralara atılmak için bara girme kararı alıyorum. Kapıyı açmak (Open Door) ve içeri girmek, bakalım önümüzdeki günler bana daha neler getirecek? Lefty'nin yeri her zamanki sıkıcılığında, insan en azından neşelenmek için biraz müzik yapar yani (Use Jukebox). Barda insanlar ne yaparlar? Barda insanlar otururlar (Sit). Buradaki sohbet pek içaçıcı değil, o yüzden eski dostumuz içkiye vuralım kendimizi (Buy Whiskey). Birden içimden ayağa kalkma hissi geldi (Stand). Elimde içki müzik kutusunun yanından süzülerek tuvalete doğru yöneliyorum. Koridor zevksiz, hayat berbat derken, yerde benden bedbaht durumda bir vatandaş, aldığı aşırı alkolün etkisinde duruyor, daha doğrusu yere serilmiş yatıyor. Muhabbeti fazla sıkıcı (Talk men), içki miçki diyor, biz de çivi çiviyi söker misali kendimize aldığımız içkiyi adama veriyoruz (Give Whiskey). Adam çok feci duygulanıp, hayattaki tek varlığını, bir televizyon uzaktan kumanda cihazını bana hediye ediyor. Aşırı duygulandım şimdi, verecek başka bir şey kalmadı da bunu veriyor, sarhoş işte, ayıp olmasın sesimizi çıkarmıyoruz. Adam sızıp gidiyor. Bakıyoruz bu rezil yerde masanın üzerinde nadide bir gül. Her eve lazım, ama burada durmasın deyip gülü alıyoruz (Take rose). Tuvalete geldik diye çıktık, bir ziyaret yapmazsak olmaz. Tuvalet kapısını açarak (Open door) içeri girelim. Nadide bir tuvalet. Hazır gazete de varken biraz işimizi görelim (Sit). Bağırsaklarım tam gaz çalışmakta, gazete okuyorum sanıyorsunuz. Aslında ben duvar dekorasyonu ile daha çok ilgileniyorum. Bunu yazan Tosun muhabbetlerini bir süre okuyorum (4 defa Read Wall). Derken casus filmlerinden kaçma bir yazı görüyorum. Parola: Ken gönderdi beni (Ken Sent me). İşim biter ben kalkarım (stand), sifonla uğraşacak adam değilim (Hayatı seviyor!!). Bir lavaboya uğrayalım, ellerimizi yıkayalım (Wash Hands) ve sabuna uzanalım derken basit bir pırlanta yüzük gözüme ilişiyor. Sahibini hatırlıyor gibiyim, hatırlamasam bile belki ileride hatırlarım, ne yani o yüzüğü burada mı bırakacağım? ASLA (Take ring). Yeteri kadar oyalandım. Zaten Lefty'de ne yapılabilir ki (neler yapılır neler!)? Yine dışarıda, yine ayazda dolaşıyoruz. Otelin sağ tarafı oldum olası ilgimi cezbetmiştir. Aramalarım sonucu şüpheli bir çöp bidonu buluyorum. Vazife uğruna içine atlıyorum (Jump Bin), içindekileri karıştırırken, vazife uğruna(!), bir adet çekiç bularak bunu da zengin koleksiyonuma ekliyorum (Take Hammer). Gerçekten canım sıkılmaya başladı. Bu koca şehirde heyecan, macera peşinde olmam gerekir, ben ise çöpleri eşeliyorum. Kararım kesin, şehri keşfe çıkacağım (walk)(clean coat). Benim gibi bir kahraman, elbette ki taksi kullanır (Take taxi). Amanlar tanrılar o da ne öyle? Allahtan yolda değilim yani, maazallah arabanın altında kalabilirdik. Sabırsız şoförün arabasına binebilmek için (Open door) kapıyı açıyorum. Aslında şoför o kadar kötü değil. Arabası hurda, suratsız, kazıkçı ve kaba, buna da şükür. Gazinoya çek aslanım dedik (Casino) ve yola koyulduk. Adamın parasını yiyelim (pay) ve arabadan inelim (Walk), işte lüks bir otel, tam bana göre. İçeri gireceğim sırada, fıçı içinde dolaşan serserinin biri geldi tutturdu elma al diye, yazık adama kaçırmış, akşam akşam deli ile uğraşmayalım dedik, aldık bir elma defettik adamı (Buy apple). Polislerin işi daha sıkıya almaları şart bence. Adamın üzerinde sadece fıçı var. Burası saygın bir yer, ne biçim kepazelik? Her neyse, defettik gitti. Gelelim gazinoya, buradaki makinaları ve masaları sonra hallederim. Doğrudan lobby'e çıkıyorum. Lobby bugün boş, gözlerim dalmış küllüğe bakıyorum, bir kart da bana bakıyor. Hoooop at cebe (take card). Neymiş bu bakalım? Bir disko kartı. Dans etmeyi de, dans edenleri de çok severim. Güzel, şehirde gidecek bir yer daha bulduk, biraz da para kazanalım.- Gazinoya geri döneyim, oh oh maşallah o şişko zıp zıp kazanabiliyorsa ben milyarder olurum burada. Sağdaki makinaları yolma operasyonu gerçekleştirelim (Use Slot) Makinanın kullanım kılavuzunu okuduk, ortaya 20 dolar attık ve oynamaya başladık Şansım çok iyidir (Devamlı save edip, kaybedince Load edip durursan iyi olur tabi) Bencil kumarhaneciler 250 dolardan fazla kazanmama izin verseler, milyoner çıkacağım buradan. Makinadan sıkıldım gibi. Biraz da 21'de marifetlerimi göstereyim (Walk) (Sit). Kağıt oyunlarında bir numarayımdır. Yeterli parayı toparladıktan sonra, mekanı amatörlere bırakıyorum (Walk). Artık para derdim yok. Para azalırsa, gelir biraz daha oynarım. Ciddi bir şekilde sorunlarıma eğilmemin zamanı geldi de geçiyor. Şehre doğru bir tur atalım (Take taxi) (Disco). Şu ağız kokusu bazen beni bile deli ediyor. Allahtan yanımda spray'im var da, bayanlara rezil olmuyorum (Use spray). Diskoya geldik ama, saat daha erken, biraz oyalanmak gerek. (Bahane bunlar bahane !). Dükkanları dolaşmak, canı sıkılan her normal adamın yapacağı işlerden. Sola doğru gidiyoruz ve açık bir dükkanla burun temasına geçiyoruz. Dükkan açıksa, benim için açık. Parası olan herkes için dükkanlar güzel yerlerdir. Hazır gelmişken biraz alışveriş, biraz fiş. Sol öndeki raflarda ne cici bici dergiler var (Take Magazine). Sol en arka rafta ise biraz şarap buluyorum. (Take Wine). Bu dükkanda başka ilgimi ne çekebilir ki? Neyse borcumuzu ödeyelim diyerek kasaya gidiyorum. Adam tipsiz bir kere. Zaten yabancıya da benziyor. Açıkça söyleyeyim, tekin adam değil. Konuşması da acayip. Adama tip tip bakarken, arkasında duvardaki yazıyı görüyorum (Read Sign). Herkesin ortasında sorulmaz, ama yavaşça kulağına eğilip, hani o çok gerekli Plastik nesnelerden olup olmadığını soruyorum (Buy Prophylactic). Hiç belli olmaz. Ben hızlı adamım her an ihtiyacım olabilir. Herif sırıtıyor Adam bu işin tüccarı resmen. Tüccarlığı bırak sanatkarı. Sormadığı soru kalmıyor. Yok efendim renkli mi, naneli mi, çizgili mi, sor babam sor. Yani o kadar soruya ve ayrıntıya gerek yok; delik olmasın yeter diyeceğim, adam illa cevap diyor. Söyledim bir şeyler, istediğime pişman edecek beni adam, bir duyan falan olacak şimdi. Ödedik borcumuzu çıktık o düşük çeneli, sahtekar, ahlaksız herifin dükkanından. Ne var yani, insan kendine namusuyla bir p ........f alamayacak mı? Yani bu satıcı milleti de insanı deli eder. Ne var, belki ben hep çizgili kullanıyorum, işte bir de bu eksikti, sarhoşun biri tam gaz üzerime geliyor. Bir demin dükkanından çıktık, bir diğerine yakalandık. Bu şehirde hiç mi normal insan yok yahu! Sarhoş ne ister, para ister. Bu sarhoşla görünmek imajımı zedeleyecek, derhal kurtulmalı. Adam sarhoş, para yerine ucuzluktan aldığım şarabı hediye edeyim diyorum. Bu şarapla o manyak taksilere binmek pek akıllıca değil gibi. İçki verdiğim her adam da bugün bana bir şeyler veriyor. Neymiş efendim, bu şehirde insan kendini korumalıymış da falan filan. Ne yani ben bir vurdum mu altı kişi devrilir icabında, ama yine de verdiği bıçağı (pocket knife) alalım, belki 7 kişi gelir. Telefon etmek bir ihtiyaçtır. Madem bir telefon kulübesi var, telefon edelim. Bir de telefon edecek bir numara olsa. Şu cebimizdeki kartlara bir bakalım (Look businesscard) (Use phone). Sierra-On-Line denen yer her neresi ise pek ilginç değil (5 puan veriyor ama). Duvar edebiyatını geçtim, bir de telefon edebiyatı varmış, daha neler göreceğiz bakalım (look telephone). 555-6969 kimmiş, gerçekten merak ettim. Ooo ödüllü bulmaca. Hmmm, nasıl sorular onlar öyle. Ayyy içim bir hoş oldu. Durun bakayım, en çok ne....mi hmmm düşünmem lazım. Ne güzel sorular bunlar, eee ne kazandım, alo, alo. Anlaşılan pek bir şey kazanamadım, insan hiç olmazsa bir şey kazanamadınız, gelecek sefere filan der, hiç öyle cart diye telefon kapatılır mı, terbiyesizler. Acaba diskoya mı gitsem Şu ekrandan sağa geç de ne yaparsan yap). Her nedense kendimi daha ciddi bir karşılaşmaya hazır hissetmiyorum. Ayaklarım beni yine mağazaya götürüyor, bugün bana ne oluyor anlamıyorum. İşte yine geldik. İşe bak telefon çalıyor, burası santral olmadığına göre telefona ben cevap vereyim bari (Answer). Ha, ben mi, gerçekten mi, vay canına, hemen geliyorum. (Oğlum dur, daha işimiz bitmedi). İş iş iş; ben eğlenmek istiyorum. En iyisi bar'a uğrayalım. (Take taxi) (Bar) (pay) (Leave) (Open door). Sağdaki kapıdan bazı kötü niyetli insanların girdiğini hatırlar gibiyim.

Can sıkıntısı, merakım had safhada, kapı açılmıyor. Biz de normal insanlar gibi kapıyı çalalım (knock door). Aha, bana parola soran bir şahıs, Parola ne olabilir şimdi (Hatırlayın canım PAROLA)? İçeri girmek mesele değil, ama burası neresi ve bu adam niye merdiveni kapatıyor. Bekçi mi bu adam yahu, hem yukarıda ne var bakalım? Yol ver de geçelim kardeş, ne diyorsun 100 dolar mı, ne için 100 dolar istiyorsun kardeşim? Ben bu parayı sokakta mı buldum. Tamam ben de gider televizyon seyrederim (Use remote). Ne berbat programlar bunlar, hey evlat sen de seyreder misin? Adamın pek ilgilendiği yok. Biraz kanal değiştirelim, belki güzel bir şeyler bulabilirim, hani yalan rüzgarı vardır belki (change channel; epey bir miktar). Aman Allahım, bu televizyonda ne biçim terbiyesizlik, bizim şişko bile ilgilendi. Adam o seviyesiz programdan oldukça hoşlandı. Madem artık merdiven bekçiliği yapmıyor, gidip neyi beklediğine bir bakalım.

Burası neresi, yoksa burası, hay Allah. Pşşşt bayan affedersiniz (look girl). Bu kız harbi harbi hayatın kötü şeridinde. Ne yazık ki, bu konuda yapacak pek bir şey yok. Kızım buraya nasıl düştün bakayım (talk girl)? Pek konuşkan değil. İnsan ilk tecrübesi ile karşı karşıya iken heyecanlanmamalı, ama ben dayanamayacağım. Önce üzerimdeki fazlalıklardan kurtulalım (strip). Ne kadar acelemiz olursa olsun, önlem şart. O güzelim desenli naneli nesneyi giymek için uygun bir zaman (use p..)(Nasıl yazılıyordu bu nesne yahu??). Oğlum Larry sakin ol, göster kendini (lay) (siz bakmayın bakalım). Evet beyler, nasılsınız, artık Larry tecrübeli bir Larry oldu, sağ olun sağ olun bu kadar tezahürat yeterli. İHaa aklıma gelmişken, vücuduma ilişen bu plastik nesneden kurtulsam hiç fena olmaz (Take off p...). Artık o şişko uyanmadan kaçmak gerek. Bu zavallı kızcağızın şekere ihtiyacı yoktur nasıl olsa. Ben tanınmış bir koleksiyoncuyum bu şekeri alabilirim (Take candy). Artık bardan çıkabilirim. Disko zamanı geldi gibi. Zebehlere keder dens, dens, dens. Bir taksi (Take taxi)(open door) ve doğru diskoya (disco) (artık taksicilik konusunda uzmansınız, açıklamalar yeter). Disko kapısını başka bir goril bekliyor. Bu şehirde de herkes acayip. O disko kartını boşuna mı aldık, al sana kart (show card). VAUUUUOOOWWW. İşte tam bana göre bir yer. Ha ha içeride bir sürü kıro ve son derece cici bir hanım var. Medeni cesareti düşük zavallılar kıza aptalca bakarlar. Ancak benim adım Larry, doğrudan masasına giderim önce şu ağız kokusunu bir halledeyim de sorun çıkmasın (use spray). Adımlarım kendimden ne kadar emin olduğumu gösteriyor. Masaya geldim, bir klark çektim ve masasına oturdum (sit). O ne güzel kız öyle (Look girl). Gülümsememe dayanabilecek kız tanımıyorum (Zaten sen hiç kız tanımıyorsun!!!) (Smile). O gülüşünü yesinler. Biraz dans edelim de, karşında oturan adamın Ağan Şimşek'i solladığını anla (Dance). Hoop bacım, nereye gidiyorsun, bekle ben olmadan nasıl dans edebilirsin (stand)? Heee Tıravolta mıyım mübarek, yuppi, Allah Allah. Çok iyi dans ederim, çok iyiyim, en büyük benim, hey müzik bitmiş. Benden bu kadar kolay kurtulamazsın (sit). Ağa ben bu kızla evleneceğim, işte bu kadar, dans ettik, gülümsedik, çok iyi anlaşıyoruz işte. Tek sorun, kızı buna ikna edebilmek. Al sana bir gül (Give rose). Yetmedi bir de şeker verelim size (Give candy). Ne zor işmiş bu, dipsiz kuyu mübarek, daha ne istiyorsun kızım bak kutunu açarım, al bu yüzüğü de al (give ring), heyecanlanma önemli bir şey değil, kim olsa aynısını yapardı. Ohoooo kızları nasıl fethediyorum ama. Ne istiyorsun, evlenmek mi? Tamam kabul, 100 dolar mı istiyorsun, hay Allah ulan sende mi ........ demek evlenme masrafları balayı dairesi, al parayı da al (give money). Evlilik hoş bir müessese. Kızımız gitti. Gazinonun yanındaki kilisede olacakmış, hadi hayırlısı, zaten para kıtlaşıyor, biraz gazinoya takılalım, para kazanalım (Taxi-Casino). Selam çocuklar görüşmeyeli nasılsınız. Şanslı çocuk geldi. Evet beyler paraları hazırlayalım. Para hazır, kız hazır, ben haydi haydi hazırım. Gazinodan çıktık, sağa doğru gidiyoruz. İşte kilise, sıkı durun Larry geliyor. O dışarıdaki pardösülü adam da ne, benim evleneceğim yerde böyle adam olmaz (Olsa olsa rüyaaaada olur). Gidelim adamın derdini öğrenelim. Aha, o ne öyle, bu polislerin burada ciddi bir operasyon yapmaları gerek. Terbiyesiz, gösterilecek bir şey olsa neyse, naaber ufaklık (Talk man)? He he, artık evlenme işine eğilelim. Kilisenin kapısı açılır (open door) ve Larry evlenir (marry girl). Pek şaşaalı düğün değil, biraz daha romantizm fena olmazdı, artık gelini öpebiliri... Hey karım dur, nereye gidiyorsun, ne demek balayı dairesi, bekle daha öpüşemedik bile hoooop. Bu işte bir iş var. Neyse, uzun geceler boyunca birçok birçok öpücük alabilirim, doğru otele. Gazinoyu es geçelim, zira bu akşam aşkta şansa ihtiyacım var. Asansöre binelim (arkadan dolanmak lazım) ve dördüncü kata çıkalım (four). Kalp*

Kapı, Kadın'ın Kapısı, Kapıyı çalalım (Knock door). Kapıyı açıyor, benim cici karım, içeri giriyorum (open door), işte ben dadadadaaaam. O da ne? Benim zar zor evlendiğim hanım, ona vereceklerim için hazır değil. Ne yapmalı, ne etmeli, şarap belki seni havaya sokar. Ama bu karda kışta nasıl şarap alabilirim ki? Odadaki müzik ani bir radyo mesajı ile kesilene dek düşünüyorum. Aha, demek şarap siparişi alıyorlar, evet dinliyorum, numara 555-8039, anladık, hemen sipariş verelim. Biliyorsunuz ki, telefon edebilmek için bir telefon'a ihtiyacınız var. Hafızam çok kuvvetlidir, şehirdeki çalışan telefonları bilgisayara benzer zihnimde tarıyorum, bana en yakın olanı bulmam, bulmam, bulmam epey zaman alıyor, olsun hemen yola koyuluyorum. Hafızam beni yanıltmıyorsa, ayağıma işeyen köpeğin oralarda bir kulübe vardı. Her nedense köpeği tüm sokaklarda gördüm gibime geliyor. En iyisi diskodan başlamak (taxi-disco). İşte solda dükkanın önünde, hemen telefon edelim. Aslında bu dükkanda şarap satıldığını hatırlıyorum. Ne var ki, büyük büyük dedem şarapla taksiye binmekten öldü. Hala hayatta isem bunu sifonu çekmememe ve içkili taksiye binmememe borçluyum. Şu telefonu edelim (use phone), numarayı çevirelim; ne mi istiyorum, şarap (wine); nereye mi balayı dairesi tabii ki (honeymoon suite). Tamam mı, bu işi de becerdik, doğru karımın yanına, (taxi-casino), tekrar dördüncü kat ve işte ben. Kapı kilitli, akıllı karım benim, kapıyı kilitliyor, biz de çalalım kapıyı (steal eee pardon knock door). Geldim bir tanem, ne demek o şarap getiren çocuk geldi sandım, ne diyorsun bakayım sen, dalga geçiyorsun değil mi, içki istiyordun al sana içki (give wine), ağır ol bakalım ağır ol o kadar çok içme bakalım. Eeee güzelim nasılsın bakalım (talk girl)? Demek beni istiyorsun, biz de yanına gelip hazırlanalım (strip). Hadi gel bakalım yanıma, gözlerimi mi kapatayım, peki, ne yapıyorsun tatlım, o iple ne yapmayı düşünüyorsun, karıcığım beni niye yatağa bağlıyorsun, evet o benim cüzdanım, heyyy bekle nereye gidiyorsun, alçak namussuz, &%#!(@!!. Gitti, inanamıyorum, Karım beni terk etti, üstelik cebimdeki dolarlarla beraber. Oysa ben ne güzel ve uzun süreli bir beraberlik tasarlıyordum. O ruhsuz cani beni ekti. Ufak bir de sorunum var: BURADAN NASIL KURTULACAĞIM?

Her sonun bir başlangıcı varsa, her başlangıcın da bir sonu olmalıdır, yoksa, neler diyorum ben, evet, yatağa bağlandım, ekildim, soyuldum, soyunuğum ve bu durum hiç hoşuma gitmiyor. Şu kaslarımı kullanarak bu bağları koparmak da var, ama yazık Arnold işinden olur sonra, bıçak denen bir nesne var. Aslında burada bir kızın gelmesini beklemek de var; ama ben şimdilik bıçağı kullanayım (use knife). Alçak karım beni soydu, allahtan gizli bölmemde sakladığım uğur paramı, ilk on dolarımı almamış. Aşkta kayıp korkunç, ben gidip ekmek paramı aşağıdaki kumarhaneden hemen alıvereyim. Bu arada bu namussuz ipi yanıma alayım (take rope) belki sevgili karımı bir yerde görürüm de lazım olur. Ben iş yerime bir ziyarette bulunayım (tuvalete değil gazinoya!!). Hayata on dolarla başlamak zor, ancak imkansız değil (biraz sabır ve bol save istiyor). Evet yeniden zengin bir adamım. Artık daha dikkatli olmalıyım, bu kadar kolay para kazanıyoruz diye kadınlara kaptırmamalıyım. Kadın deyince ben en iyisi bir tur daha Lefty ağabeyimize uğrayayım (taxi-bar). O mutluluk tüccarı aynı parola ile kapıyı açıyor, o pis televizyon yayını hala devam ediyor, ve adam benimle ilgilenecek durumda değil, ben en iyisi yine yukarı çıkayım, ilk göz ağrım, hala ilişkimizin etkisinde sigarasını tüttürüyor. Aslında ben boş zamanlarımda James Bond'luk yaparım. Burnum iyi bir koku aldı, hemen camı açarak (open window), dışarı tırmandım (climb window). Bir ara karıştırdığım çöpün üzerindeki balkondayım. Evet hedefim karşıdaki pencere, ilk olarak ipi belime bağlıyorum (tie rope waist), daha sonra ipin öbür ucunu balkon'un korkuluğuna bağlıyorum (tie rope railing) ve dışarı sarkıyorum (jump window). Evet cam kilitli, ancak beni hiç bir şey durduramaz. Çekiç güç ile yani çekicimle camı kırıyorum (use hammer). Ulaşmak istediğim ilaçlar (take pill) artık elimde. Niye bu ilaçları alıyorum yahu? (çünkü biz öyle istiyoruz!). Ben artık yerinde duramayan bir adam oldum, yeni hedefim gazino (taxi-casino), içimdeki yönlendirici ses doğru asansöre gitmemi ve sekizinci kata çıkmamı emrediyor (eight). İnsan belirli bir süre yaşayınca içindeki sese itaat etmesini öğreniyor. Kalbim beni terk eden karımın acısıyla kıvranıyor, sekizinci katta birden tüm acılarım yitip gidiyor. Hayatın acılarını bir yana bırakıp deskte duran güzelliğe bakıyorum (look girl). Ne de olsa yalnız bir insanım ve güzele bakmak sevaptır. Kızla yapıcı bir konuşmamız oluyor (talk girl, talk girl, tal...)- Kız elbette benim görünüşümden etkileniyor. Erkek arkadaşını unutur mu acaba? Her neyse, şahsi etkimi kuvvetlendirebilmek için biraz tıbbi yardım alıyorum (give pill to girl). Gerçekten o hapların içinde ne olduğunu merak ediyorum, göreceğiz bakalım. Kızımız hapları aldığına çok seviniyor. Ve koşarak erkek arkadaşını aramaya gidiyor. O haplar insanların belirli duygularını ön plana çıkaran haplardan olsa gerek. Hani erkek arkadaşını kıskanmıyor değilim. İşte yine ben yalnız, etrafa bakmıyorum (look). O ufak düğmeye basmak hayatımı ne kadar değiştirebilir ki? (press button) Karşıdaki kapı açılıyor. Umarım o kapı doğrudan uçuruma açılır, fazla yaşamak istemiyorum artık.

Kadın yok, mutluluk yok, ölmeliyim ama kapıdan geçelim. Kader bana hangi kötü oyunu oynayacak acaba? İçerisi tam bir zevk yuvası ama kimseler gözükmüyor, arka sağa doğru gidince boş bir yatak odası buluyorum. Şimdi bir arkadaşım olsa ne güzel olurdu. Kapı tuvalete açılıyor (open door), biraz içerisini karıştıralım (look). O da ne? Burada bir kadın var. Biraz havası yok gibi, aslına bakarsanız yapay bir kadın. Onu biraz havaya sokalım (inflate). Bu iş için iyi nefes tükettim. İnsan gerçek aşkı bulamayınca bu yola düşüyor, kader işte. Artık kullanıma hazır hale geldi, çok yapay gözüküyor ama seçenek yok, hadi yallah (use doll). Gerçekten bu işi yapmak istiyor muyum acaba, olmasa olmaz mı??? OLMAZ, olmalı gözümü kaparım işimi yaparım (use doll). Gerçeğin yerini hiçbir şey tutmaz. En azından gerçekleri işin ortasında delinip uçmuyor. Heyyy beni bekle, şu işe bak yapay kadınlar bile beni terk ediyor. Yakala şunu aslanım Larry. Meret füze gibi, cam kapıdan dışarı çıkıyor, ben de arkasından. Gitti güzelim kadın derken, o da ne o havuzdaki ne öyle. O kız, burada ne işi var, havuzda, hem de elbisesiz? (talk girl). Bu kız beni istiyor, istemeli, ne olur istesin, ister istesin ister istemesin soyunup (strip) cuppa havuz. Evet bayan görüşmeyeli nasılsınız (look girl)? Aç görünüyorsun bir elma ister misin (give apple)? Artık artık, artık...hayır söylemeyeceğim, özel hayat denen bir şey var değil mi?

Evet umarım sorunlarınız çözülmüştür, bir puan eksik mi? Hay allah nasıl olur? Hem bir puan ne ki, 221 puan yetmiyor mu? Tamam tamam, o bir puanı evlenmeden önce kabareye giderek alabilirsiniz. Umarım hepiniz Larry kadar mutlu olabilirsiniz. Acele etmeyin daha önümüzde Leisure Suit Larry goes Looking for Love macerası var. Size bir aylık izin, keyfini çıkarın.

SİERRA/1 DİSKET/512 K

GRAFİK ....................... : %45 SES : % 30 OYNANABİLİRLİK : % 80 GENEL.......................... : %65