PİLOTLAR KAHVESİ

Tüm pilotlara selamlar. Bu soğuk kış günlerinde evde oturup oyun oynayacak bol bol zaman bulmuşsunuzdur. Şu hamam meselesine gelelim. Sırf Tunç için bir hamam açmayı düşünmüyor değilim, böylece artık otobüslere tek bilet atabilir (He he he).

Size biraz geçenlerde çıkan Airbus A 320 simülatöründen bahsetmek istiyorum. Amiga'da bulunan gerçekçi uçuş simülasyonlarına yeni bir üye eklendi. Böylece Flight Simulator II'nin bu konudaki tekeli sona erdi. Uçuş bilgisi, haritalar gerektiren bu simülasyon, konuya oyun denemeyecek kadar ciddi yaklaşıyor. Gerçek bir uçakla uçmak hissini veremese de, türünün en başarılı örneklerinden. Avrupa hava sahasında bir A320 yolcu uçağını bir havaalanından diğerine götürmek oyundaki temel amaç. En başta girdiğiniz uçuş planı ve uçuş şekli IFR (Aletli) ve VFR Normalinden sonra, kendinizi pistin başında buluyorsunuz: Uçuşa hazırsınız. Ben size biraz yardımım olur diye çıkarabildiğim bazı tuşları sıralayayım: Numaratör klavye motor kontrolleri ile ilgili: 4/6: sol/sağ motor çalıştır 7/9: sol/sağ motor güç arttır 1/3: sol/sağ motor güç azalt 8/2: iki motor birden güç arttır/azalt 5: H-Speed, hızı sabitle Help/Del: Otomatik pilot aç/kapa sol/sağ ok: Otomatik pilotta gidiş yönünü değiştirme Space: Slat'ler (Hava frenleri) F1-F5: Flap konumu 0-4 F6-F8: Kokpit görüntüleri F9-F10: Tekerlekleri topla/indir E: EFCS aç (Motorlu yön kontrol sistemi) J: Stick (Mouse/Joystick kontrolü) N: Görüntü gece/gündüz

Sol alt taraftaki gösterge ise mouse ile kontrol ediliyor. Mouse'un sağ tuşuna basarak çalışır hale geliyor. Mouse ile istenen tuşlara gidilerek sol tuş ile basılabiliyor. N1 ve N2 ile iki DME çalıştırılabiliyor ve DF ile de ADF çalışır hale geliyor. DME'lerin birincisinin doğrultusu Alman klavyelerde sol shift tuşunun yanında bulunan (<>) tuşu ve y ile, ikincisinin doğrultusu ise sol alt ve Amiga tuşları ile değişiyor. Bu oyunda bana büyük yardımları dokunan Murat Şen Ağabeyimize teşekkür ediyorum. İlk iki denememde pist biraz kısa geldi (Frankfurt 25 ne kadar kısa ise artık), üçüncü denemede indireceğime eminim (Başarılı olursam, hani bir ihtimal, yaptıklarımı gelecek sayıda anlatırım). Oyunda sadece Training seçeneğinin çalıştığını hatırlatayım. Oyuna konu olan Airbus A 320, geçenlerde üçüncü kazasını yaptı. Son derece yeni bir uçak olan A 320'nin bilgisayarlara dayalı bir uçuş kontrol sistemi var. Aynen bir F-16 gibi Joystick benzeri ve Sidestick adı verilen bir levye ile kumanda ediliyor (Aynen F-16'daki gibi pilot sağ elinden vurulursa uçağı öbür eliyle kullanamıyor). Özellikle üç adedinin düşmüş olması pilotlarda belirli bir güvensizlik yaratmış durumda. Pilotlar bilgisayarların hatalı yükseklikler gösterdikleri ve yanlış gittikleri konusunda şikayetçi olurlarken, şirket yetkilileri bildirilen tüm vakaların incelendiğini, ancak daha bilgisayar hatasına rastlanmadığını belirtmekte. İşin en kötüsü, ilk düşen A 320, basına tanıtıldığı gösteri uçuşunda alçaktan uçarken çakıldı. Pilot 30 metrenin altına inmemesi gerekirken 9 metreye kadar inmiş, uçak ta o hızda karşıdaki ormanı aşacak yüksekliğe çıkamamıştı (PM 3/92 ve Der Spiegel 5/92).

Sağ olun hala mektuplar geliyor, Ankara'dan yazan okurumuz Can 'Maverick' Yaşar'ın birkaç sorusu var.

- İlk olarak Birds of Prey'de gece görüş sistemi olup olmadığını soruyor. Benim bildiğim kadarıyla böyle bir sistem yok. Gece uçmak hedefleri bulmayı zorlaştırıyor ve görülmelerini engelliyor. Zaten oyunda pek üzerinde durulmayan değişik uçakların radar kaliteleri. Koca 747-400'de bile 320 km. menzilli hedef izleme radarı var. Uzun süre uçarsanız, aynı menzilde olmasına rağmen hedeflerin uçaktan uçağa farklı mesafelerde görülebildiği ve farklı isabet oranları ile ateş edildiği izlenimine kapılacaksınız. Gerçekten öyle mi ayarlanmış, yoksa bana mı öyle geliyor emin değilim.

- F-16 Combat Pilot'ta size beş değişik görev verilir. Bunları tamamladıktan sonra asıl savaşa gitmenize izin verilir. Hammerblow ve Deepstrike bu görevlerin en zahmetlileri. Hammerblow düşman için stratejik önemi bulunan yerlerin imhasını, Deepstrike ise düşman hatları gerisinde stratejik veya lojistik hedeflerin imhasını amaçlar. Özellikle Deepstrike, adı üzerinde sizin düşman hatlarının oldukça gerilerine kadar sarkmanıza sebep olacaktır. Genelde iki hedefiniz olacaktır. Bu tür uygulama modern saldırı taktiklerinde de kullanılır. Hücumu yapan birime bir ana hedef ve bir veya birkaç yardımcı hedef verilir. Bunun amacı, yüksek puan yapmak değil, bir hedefe yapılmak istenen saldırı başarısız olursa veya ilk hedefin imhasından sonra hala bir saldırı düzenleyecek durum varsa, saldırılabilecek bir ikinci hedefin daha bulunabilmesidir. Gerçekte bir operasyonda ana ve yardımcı hedefi tek başına yok etmekle Amerika'nın en büyük nişanı olan Kongre onur madalyasını alırsınız (CMOH Congressional Medal of Honor). Yani ikinci hedef biraz size kalmış. Eğer saldırayım diyorsanız, durmayın. Oyunun ileri safhalarında kendi saldırılarınızı kendiniz planlayacaksınız. O zaman herhangi bir yere gitmek değer mi değmez mi daha rahat düşünebilirsiniz. Bir saldırı istendiği zaman, orada bulunan tüm hedeflerin imhası gerekmez. Mesele oraya saldırmak elinizden geldiği kadar zarar verebilmek. Kimse 9 adet yakıt tankını uçurmadınız diye görevi yapamadınız demeyecektir (Hepsini uçurabiliyorsanız ne ala). Bir tanesi bile havaya uçsa görevi tamamlamış olursunuz. Ama ne kadar çoğunu vurursanız o kadar iyi. Yalnız bazı hedeflerde belirli binalar önemlidir. Mesela erken uyarı istasyonlarında en ortadaki bina vurulmalıdır

Silahlara gelelim. Hangi silahı kullanacağınız keyfinize kalmış. Eğer gerçekçi oynamak istiyorsanız, sadece gerektiği kadar güdümlü silah alıp gerisini bombalarla halletmeyi deneyebilirsiniz. Saldırıyı yapana kadar alçaktan (500 feet altından), afterburner kullanmadan uçmalısınız (Rambo olsanız gelen uçaklarla baş edemezsiniz). Ancak saldırıdan sonra işiniz biter. Bu yüzden görünüp görünmemek o kadar önemli değil. Hedefe on mil kala istenen yüksekliğe tırmanıp silahları atar ve oradan hemen kaçarsınız. Eğer yakıtınız yetiyorsa afterburner ile yakındaki uçaklarla aranızı açabilirsiniz. Ama kahramanlık damarlarınız kabarırsa, döner savaşır bir daha yere şaşırabilirsiniz. Bomba atma yöntemleri çeşitlidir. Belki de en kolayı yüksekten 45 ila 70 derece ile hedefe dalmak ve bombayı ortalayıp atmaktır. Tabii dalış yapacak yüksekliğe çıkma sorunu var. Biraz alıştırma ile 500 feet'te 600 knot ile seviyede giderken göz kararı ile bile bombalarınızı atabilirsiniz. Yardımcı olacağını umduğum son bir şey: Mk 82 tek tek nişanlanarak atılmak için tasarlanmış bir silah değildir (Bu işi laser güdümlü mk 83 ten türeyen Paveway yapar). Genelde 3'lü veya 6'lı taşıyıcılarda taşınır ve yine 3'erli veya 6'şarlı paketler halinde hedef üzerine serpilir. Onun için hedefi nişanlayınca en az iki tane, hatta tüm bombaları atın (hepsini teker teker ıskalamaktan iyidir). Nasıl atarsanız atın, isabet ettirebilmek için çok alıştırma yapmanız gerek.

Gerektiği zaman kendini uçaklara karşı savunabilecek silahlar taşımak güzeldir. Ancak eğer bir bombalama görevinde iseniz, iki kanat ucu füzesi sizi tatmin etmelidir. Buna rağmen düşman hava kuvvetlerine meydan okumak için bir Tankbuster görevine 6 maverick, 4 sidewinder ve 4 Amraam ile gidebilirsiniz. Nasıl olsa bir tank saldırısında en fazla 12 kadar tank genelde 3-8 tank olur. İyi nişan alarak tank saldırısındaki tankların en az yarısı ile bir o kadar uçak düşürebilirsiniz. Bir bombalama görevinde ise yakıtınızı uçaklarla boğuşmak yerine onlardan kaçmak içinde harcayabilirsiniz. Saldırı uçaklarının kendini koruma örnekleri vardır: A-7 Corsair kanopinin iki yanında bulunan iki ufak kanatçık da birer sidewinder taşıyabilir, buna ek olarak bir adet de 20 mm'lik topu vardır. Aslında tümüyle bir saldırı uçağı olmasına ve sadece bu amaçla kullanılmasına rağmen, pilotlar bu silahları taşıdıkları ve gerektiğinde uçak düşürebileceklerini bilerek havadan havaya koruması olmayan uçakların pilotlarına nazaran daha başarılı olmakta idiler. Jaguar, A-10 ve Harrier gibi uçaklarda da aynı uygulamaya gidildiği olur.

Can 'Maverick'in son sorusu ise Maverick'lerle ilgili: Oyunda kullanılan iki tür Maverick var. Bunlardan ilki ısı güdümlü. Bu füzeleri ısı yaymayan bina gibi yerlere kilitlemek zor. İkinci tür Maverick ise laser güdümlü. Bu silah ise yerden verilen laser aydınlatmasını takip ederek hedefi buluyor. Silahı kilitleyebilmek için hedefi görmeniz şart. Alçaktan uçarken kilitleme mesafeniz 10 milin altındadır. Eğer çok yakında veya maverick'in menzil sınırında iseniz (yüksek-

PİLOTLAR KAHVESİ

lige bağlı), füze hedefe rahat manevra edemeyecektir. Ne kadar detaylı olursa olsun, her aracın bir hata oranı vardır. Aynı şekilde iyi ve rahat kilitlenen bir silahın da hedefi vuramama olasılığı var. Gerçekte uçağın rüzgarından kurtulamayıp yere çakılmasından başlayın, hedefte patlamamasına kadar birçok aksilik olabiliyor. İlk yapılan Sidewinder'lar genelde güneşe kilitlenme eğilimi gösteriyorlardı. Her neyse, ısı güdümlü Maverick'leri kullanabilmek için alternatif olarak, hedefi Head up display'deki büyük yuvarlağın (Menzil yuvarlağı) içine alın. Bir kere ateşe basın, Maverick görsel olarak hedefe kilitlenecektir. Hedefte tutun ve ateşe basın (Şimşeğin taktiği). Can 'Maverick', oyunda adı geçen F-16C'lerin blok 50 F-16C'leri olup 1996 yılında hizmete gireceklerini yazmış. Görüşmek isteyen arkadaşlar için ise sadece telefonunu bırakmış (4) 222 34 49. Bu güzel oyunu bizden başkalarının da oynadığını bilmek, insanı sevindiriyor.

Sayısı günden güne artan kanallarda yayınlanan spor programlarında, özellikle konusu araba yarışlarına dayananlarda artık size tanıdık gelen görüntüler göreceksiniz. Tabii eğer Formula One oynuyorsanız. Şimşek uzun süre Ayrton Senna'nın geçen sene İspanya'da birinci giderken düzlükten önceki virajda nasıl spin attığını anlayamıyordu. Taa ki aynı yerde kendisi spin atana kadar (Dikkat edin Ayrton Senna, Ağan Şimşek, isimleri bile benziyor). Önce size yararlı olur diye bulduğumuz birkaç bilgi.

- Arabanızın kalkışı çok kötü. En büyük avantajınız düzlüklerde olan hızınız. Diğer arabalar 270-280 yapabilirken siz 314 yapabiliyorsunuz. Ne var ki, her pistte eşit sayıda düzlük yok. Örneğin Monaco'da arabanız 290 ancak yapabiliyor. Burada da daha iyi yol tutabilen bilgisayar sizi çok zorluyor.

- Yukarıdaki durumu değiştirmek için, arabanın vites ayarlarını değiştirebilirsiniz. (Pit'te iken Joystick geri ve Alter Car Set Up ve Set Gear Ratio's). 11 ve 2'yi düşürün, 6'yı arttırın, diğerlerini de simetrik olarak yayın. Biraz deneyerek iyi kalkan ve hız yapan bir araba bulabilirsiniz. Monaco'da arabanız hız yapamayacağından, 6'yı da ilk değerinin altına indirin. En iyisi her piste göre ideal bir setup hazırlayıp diskete kaydetmek. Çok zamanınız varsa veya uyumak yerine oyun oynamak istiyorsanız, bol bol antrenman ile ideali yakalama şansınız var.

- Oyunda Semi-Pro oynarken birinci olma yolu: Tersten gidin ve herkesi yarış dışı bırakın (Nasıl ama ???). Her nedense tersten attığınız turlar da sayılıyor.

- F6 ile açılıp kapanan vites yardımı size bir sonraki viraj için vites önerecektir. Eğer otomatik frenleme kullanmıyorsanız son 100 metreye kadar bekleyin, ondan sonra frenleri kullanın. Önerilerdeki vitesler genelde doğru oluyor, ama bazı virajlarda kesinlikle gaza basmamanız gerekiyor, tümüyle tecrübe işi.

- Birkaç kişi oynamak gerçekten zevkli. Arabaları aynı anda kullanmıyor olmanız, biri yarışırken öbürüne zarar gelebilmesi, ortama beni geçti geçecek heyecanı katıyor. Her zaman en iyi derece yapan adam ilk başlıyor. Bu aslında son kullanımı sonuncunun yapması anlamına gelebiliyor ve eğer yarışta birbirinize yakın seyrediyorsanız, arkada olanın şansını arttırıyor. Ne de olsa bilgisayar arabayı sizin kullanabileceğiniz kadar hızlı ve riskli kullanmıyor.

- Diğer arabalar mümkün oldukça çizgide kalıyorlar. Yolu biliyorsanız arabaları geçmek çok kolay, ancak sola viraja solda girerseniz çizgi ve dolayısı ile rakip sola gelecek ve sizi dışarı atabilecektir. Araba geçebileceğiniz düzlükleri hesaplayın ve oraya kadar arabanın arkasında kalın.

- Birkaç kişi oynarken aynı zaman içinde Qualify ve Practice yapabiliyorsunuz. Arabaları değiştirmek için Q tuşunu kullanmanız gerekiyor.

- Tekerleklere gelelim. A Sert, B Orta, C yumuşak, D ise çok yumuşak tekerlekler. Q, Qualify lastikleri ve W, ıslak pist lastikleri. Tekerlek seçiminde sert tekerleklerin daha az aşındıklarını, daha iyi sürat yaptıklarını, ancak iyi yol tutmadıklarını hatırlatalım. Q, sadece Qualify sırasında kullanılabiliyor. Gerçekte arabalar Qualify kısmında hem özel motor ve diferansiyel hem de özel tekerlek kullanıyorlar. Qualify en çok 5 tur sürdüğü için motor ve tekerleklerin bundan fazla dayanması gerekmiyor.

Bazılarınız soruyor: Bitti mi oyunlardaki komiklikler? Komiklikler bitmez. İşte Ocean firmasının simülasyon denemesi: F-29 Retaliator. Bir simülasyon üzerine yorum yapmak kolay değil. İlk bakışta yeni bir oyundur ve birçok beklentiniz olur. Oyun güzel mi, değil mi kararını vermek için neredeyse bir ay geçer. F-29'da hızlı vektörler, yeni uçaklar, değişik savaş sahaları var. Özellikle kokpit grafikleri son derece temiz ve radar ekranları iyi bir izlenim yaratıyor. Ancak oyunu oynarken:

- Uçak binaların veya dağların arasından süzülemiyor. Bir dağın tabanının üzerine gelir gelmez gümmm oluyor.

- Uçaklar gelecekten alınma diye silah uydurmak yeni moda. En komiği şüphesiz arkaya ateş eden Backwinder.

- Birçok oyundan fikirler alınmış. Görevler ve harita Falcon'a benzerken, görüntü ve silahlar Fighter Bomber'ı örnek almış.

- Hava savaşı, bir simülasyonda en zor yapılabilen kısımdır. Rakibin iyi olması, hem saldırabilmesi, hem de kaçabilmesi lazımdır. Özellikle birkaç hava manevrasından fazlasının olmadığı savaşlar sıkıcı gelmeye başlar. (Örnek Knights Of The Sky). Çeşitli teknikler kullanılır, ne var ki F-29'da olaya biraz arcade yönü ile bakılmış. Ne dediğimi anlamak için yavaş uçmalısınız 200 knot'un altında bir hızda hava savaşına girin. Kısa bir süre sonra önünüze bir uçak gelecektir, hem de oldukça büyük bir boyda. Uçak önünüzde dursun, biraz sonra sola sağa dönüp debelenmeye başlayacak, sola sağa yatacak ama hiç bir tarafa gidemeyecektir. Bu durumdaki bir uçağı vurmak için zorlanmayacaksınız bile. Hızlı olsaydınız uçak yine aynı manevraları aynı mesafeden yapıyor olacaktı, ama siz o kadar hızlı manevra edecektiniz ki (uçak sola yatınca siz de sol yapacaktınız) o uçağı bir türlü göremeyecektiniz.

- Normal şartlarda iniş de oldukça zor. Oyunda her nedense flaplar ve hava frenleriyle uçağı 90 knot ile hareket ettirmek mümkün. Bu durumda inmek saldırmak çocuk oyuncağı. İnmek için pistin yakınına gelin, uçağı yavaşlatın, yükseklik kaybetmek için uçağı 70-90 derece aşağı eğin, aynı hızla alçalacaksınız. Artık ister boylamasına ister enlemesine inin, siz bilirsiniz.

Savaş teknolojisi çok eğlenceli bir daldır. Birçok komik silah geliştirilmiş ve hizmete sokulmuştur. Ancak savaşlar sırasında birçok silahın işe yaramadığı anlaşılabilmiştir.

İlk zırhlı Dreadnought, 1907 yılında yapılmıştı. Geminin maketini görenler özellikle yelkenli gemiler devrinden kalan mahmuza çok gülmüşlerdir. Geminin öne ateş edebilen 6 adet 30.5 cm'lik topu işe yaramayacak da gemi mahmuzu ile düşmanı delip batıracak. Komiktir, ancak Dreadnought'un batırdığı tek gemi mahmuzu ile çarpıp parçaladığı U-29 Alman denizaltısı olmuştur.

İngilizlerin Falkland macerasında da özellikle deniz savaşı ile ilgili yeni bilgiler edinilmiştir. Bunlardan en acısı ağırlık kazanmak için kullanılan Alüminyum alaşımları yüzünden kolayca batan gemilerle ilgili tecrübeler olmuştur. En modern Broadsword tipi destroyerleri ise modern gemilerde toplar gibi ilkel silahların gereksizliği ilkesi ile yapılmış ve füzelerle donatılmıştı. Ne var ki, zavallı gemi yakınına gelen ufak hücum botlara karşı koyamadı. Gerçi o hücumbotlar gemiyi batıramadı, ama Broadsword'lara bir adet top savaştan sonra eklendi.

AWACS, erken uyarı ve kontrol uçağı anlamına gelen bir uçaktır. Üzerinde bulunan kocaman disk gibi radar sayesinde tüm diğer uçaklardan ayrılır. Bu uçak çok alçaktan bile gidebilen hedefleri, hatta Cruise füzelerini takip edip dost uçakları hedefe yöneltebilecek kabiliyette tasarlandı. Tabii ki bu geliştirme aşamaları Amerika'da yapıldı. Hizmet için Avrupa'ya gelindiğinde özellikle Almanya ve İtalya üzerinde uçaklar durmadan alarm vermeye başladılar. Zavallı uçak Almanya'da hız sınırı olmayan otobanlarda 150'nin 200'ün üzerinde giden her arabaya alarm veriyormuş (Amerika'da hız limiti 85-90 km/saat).

İkinci Dünya Savaşı'nı takip eden yıllarda, askeri otoriteler topyekün savaşa karşı özellikle atom başlığı taşıyan birçok silah gerçekleştirdiler. Örneğin bir tank ordusu hareket ediyor. Durdurmak istiyorsunuz. Hemen bir Honest John atacaksınız, aralarına 35 kilometre öteye birkaç megatonluk bir atom bombası atılacak. Veya ülkenize stratejik bombardıman uçakları saldırıyor. Elinizdeki füzeler ise bir türlü uçağın dibine gidemiyor. Kolayı var, alın Nike-Hercules, 10 km havada 20 km uzakta bir atom bombası patlatın olsun bitsin. Bir başka durum: geminizin etrafında bir düşman denizaltısı var. Yerini bulup ateş etmek çok zor, hoop hemen bir Lulu deniz bombası, nükleer başlıklı ve gitti denizaltında ne var ne yoksa. Tankınız veya bataryanız isabetli atış yapamıyor mu? Hemen bir adet nükleer mermi alıp atacaksınız, mermi 10 kilometre ötede ne var ne yoksa dümdüz edecek, siz de çocuklarım 3 kollu olmasın diye dua edeceksiniz. Yazması okuması komik, ancak bu silahlar vardı ve bir kısmı hala depolarda duruyor.

2. Dünya Savaşı'ndaki Spitfire uçakları için De Havilland o zamanlar yeni olan bir pervane geliştirmişti. Buna göre pervane kanatlarının açıları kalkışta ve uçuşta değişik olacaktı. Kokpitte bir düğme ile pilot iki açıdan birini seçecekti. Uçaklar bu şekilde üretilirken bir Spitfire filo teknisyeni, fabrikayı ayarlayarak, pervane açılarını fazla bürokratik işlem olmadan sabitlemek için izin istedi. Bu teknisyenin sabitlediği pervane açısına sahip Spitfire diğerlerinden 1 dakika daha hızlı kalkabiliyor, 5 mil daha hızlı uçarak 6000 feet daha yükseğe tırmanabiliyordu. De Havilland, daha sonra tüm Spitfire'ları bu teknisyenin sabitlediği açıda pervanelerle donattı. Bu kadar tarih yeter, mektuplarınız için teşekkürler devamını hasretle bekliyoruz, gelecek aya kadar hepinize sevgiler.