Amiga Dünyası sayı 23, sayfa 50
Sayfanın metni

Sayfa 50

Kapı, Kadın'ın Kapısı, Kapıyı çalalım (Knock door). Kapıyı açıyor, benim cici karım, içeri giriyorum (open door), işte ben dadadadaaaam. O da ne? Benim zar zor evlendiğim hanım, ona vereceklerim için hazır değil. Ne yapmalı, ne etmeli, şarap belki seni havaya sokar. Ama bu karda kışta nasıl şarap alabilirim ki? Odadaki müzik ani bir radyo mesajı ile kesilene dek düşünüyorum. Aha, demek şarap siparişi alıyorlar, evet dinliyorum, numara 555-8039, anladık, hemen sipariş verelim. Biliyorsunuz ki, telefon edebilmek için bir telefon'a ihtiyacınız var. Hafızam çok kuvvetlidir, şehirdeki çalışan telefonları bilgisayara benzer zihnimde tarıyorum, bana en yakın olanı bulmam, bulmam, bulmam epey zaman alıyor, olsun hemen yola koyuluyorum. Hafızam beni yanıltmıyorsa, ayağıma işeyen köpeğin oralarda bir kulübe vardı. Her nedense köpeği tüm sokaklarda gördüm gibime geliyor. En iyisi diskodan başlamak (taxi-disco). İşte solda dükkanın önünde, hemen telefon edelim. Aslında bu dükkanda şarap satıldığını hatırlıyorum. Ne var ki, büyük büyük dedem şarapla taksiye binmekten öldü. Hala hayatta isem bunu sifonu çekmememe ve içkili taksiye binmememe borçluyum. Şu telefonu edelim (use phone), numarayı çevirelim; ne mi istiyorum, şarap (wine); nereye mi balayı dairesi tabii ki (honeymoon suite). Tamam mı, bu işi de becerdik, doğru karımın yanına, (taxi-casino), tekrar dördüncü kat ve işte ben. Kapı kilitli, akıllı karım benim, kapıyı kilitliyor, biz de çalalım kapıyı (steal eee pardon knock door). Geldim bir tanem, ne demek o şarap getiren çocuk geldi sandım, ne diyorsun bakayım sen, dalga geçiyorsun değil mi, içki istiyordun al sana içki (give wine), ağır ol bakalım ağır ol o kadar çok içme bakalım. Eeee güzelim nasılsın bakalım (talk girl)? Demek beni istiyorsun, biz de yanına gelip hazırlanalım (strip). Hadi gel bakalım yanıma, gözlerimi mi kapatayım, peki, ne yapıyorsun tatlım, o iple ne yapmayı düşünüyorsun, karıcığım beni niye yatağa bağlıyorsun, evet o benim cüzdanım, heyyy bekle nereye gidiyorsun, alçak namussuz, &%#!(@!!. Gitti, inanamıyorum, Karım beni terk etti, üstelik cebimdeki dolarlarla beraber. Oysa ben ne güzel ve uzun süreli bir beraberlik tasarlıyordum. O ruhsuz cani beni ekti. Ufak bir de sorunum var: BURADAN NASIL KURTULACAĞIM?

Her sonun bir başlangıcı varsa, her başlangıcın da bir sonu olmalıdır, yoksa, neler diyorum ben, evet, yatağa bağlandım, ekildim, soyuldum, soyunuğum ve bu durum hiç hoşuma gitmiyor. Şu kaslarımı kullanarak bu bağları koparmak da var, ama yazık Arnold işinden olur sonra, bıçak denen bir nesne var. Aslında burada bir kızın gelmesini beklemek de var; ama ben şimdilik bıçağı kullanayım (use knife). Alçak karım beni soydu, allahtan gizli bölmemde sakladığım uğur paramı, ilk on dolarımı almamış. Aşkta kayıp korkunç, ben gidip ekmek paramı aşağıdaki kumarhaneden hemen alıvereyim. Bu arada bu namussuz ipi yanıma alayım (take rope) belki sevgili karımı bir yerde görürüm de lazım olur. Ben iş yerime bir ziyarette bulunayım (tuvalete değil gazinoya!!). Hayata on dolarla başlamak zor, ancak imkansız değil (biraz sabır ve bol save istiyor). Evet yeniden zengin bir adamım. Artık daha dikkatli olmalıyım, bu kadar kolay para kazanıyoruz diye kadınlara kaptırmamalıyım. Kadın deyince ben en iyisi bir tur daha Lefty ağabeyimize uğrayayım (taxi-bar). O mutluluk tüccarı aynı parola ile kapıyı açıyor, o pis televizyon yayını hala devam ediyor, ve adam benimle ilgilenecek durumda değil, ben en iyisi yine yukarı çıkayım, ilk göz ağrım, hala ilişkimizin etkisinde sigarasını tüttürüyor. Aslında ben boş zamanlarımda James Bond'luk yaparım. Burnum iyi bir koku aldı, hemen camı açarak (open window), dışarı tırmandım (climb window). Bir ara karıştırdığım çöpün üzerindeki balkondayım. Evet hedefim karşıdaki pencere, ilk olarak ipi belime bağlıyorum (tie rope waist), daha sonra ipin öbür ucunu balkon'un korkuluğuna bağlıyorum (tie rope railing) ve dışarı sarkıyorum (jump window). Evet cam kilitli, ancak beni hiç bir şey durduramaz. Çekiç güç ile yani çekicimle camı kırıyorum (use hammer). Ulaşmak istediğim ilaçlar (take pill) artık elimde. Niye bu ilaçları alıyorum yahu? (çünkü biz öyle istiyoruz!). Ben artık yerinde duramayan bir adam oldum, yeni hedefim gazino (taxi-casino), içimdeki yönlendirici ses doğru asansöre gitmemi ve sekizinci kata çıkmamı emrediyor (eight). İnsan belirli bir süre yaşayınca içindeki sese itaat etmesini öğreniyor. Kalbim beni terk eden karımın acısıyla kıvranıyor, sekizinci katta birden tüm acılarım yitip gidiyor. Hayatın acılarını bir yana bırakıp deskte duran güzelliğe bakıyorum (look girl). Ne de olsa yalnız bir insanım ve güzele bakmak sevaptır. Kızla yapıcı bir konuşmamız oluyor (talk girl, talk girl, tal...)- Kız elbette benim görünüşümden etkileniyor. Erkek arkadaşını unutur mu acaba? Her neyse, şahsi etkimi kuvvetlendirebilmek için biraz tıbbi yardım alıyorum (give pill to girl). Gerçekten o hapların içinde ne olduğunu merak ediyorum, göreceğiz bakalım. Kızımız hapları aldığına çok seviniyor. Ve koşarak erkek arkadaşını aramaya gidiyor. O haplar insanların belirli duygularını ön plana çıkaran haplardan olsa gerek. Hani erkek arkadaşını kıskanmıyor değilim. İşte yine ben yalnız, etrafa bakmıyorum (look). O ufak düğmeye basmak hayatımı ne kadar değiştirebilir ki? (press button) Karşıdaki kapı açılıyor. Umarım o kapı doğrudan uçuruma açılır, fazla yaşamak istemiyorum artık.

Kadın yok, mutluluk yok, ölmeliyim ama kapıdan geçelim. Kader bana hangi kötü oyunu oynayacak acaba? İçerisi tam bir zevk yuvası ama kimseler gözükmüyor, arka sağa doğru gidince boş bir yatak odası buluyorum. Şimdi bir arkadaşım olsa ne güzel olurdu. Kapı tuvalete açılıyor (open door), biraz içerisini karıştıralım (look). O da ne? Burada bir kadın var. Biraz havası yok gibi, aslına bakarsanız yapay bir kadın. Onu biraz havaya sokalım (inflate). Bu iş için iyi nefes tükettim. İnsan gerçek aşkı bulamayınca bu yola düşüyor, kader işte. Artık kullanıma hazır hale geldi, çok yapay gözüküyor ama seçenek yok, hadi yallah (use doll). Gerçekten bu işi yapmak istiyor muyum acaba, olmasa olmaz mı??? OLMAZ, olmalı gözümü kaparım işimi yaparım (use doll). Gerçeğin yerini hiçbir şey tutmaz. En azından gerçekleri işin ortasında delinip uçmuyor. Heyyy beni bekle, şu işe bak yapay kadınlar bile beni terk ediyor. Yakala şunu aslanım Larry. Meret füze gibi, cam kapıdan dışarı çıkıyor, ben de arkasından. Gitti güzelim kadın derken, o da ne o havuzdaki ne öyle. O kız, burada ne işi var, havuzda, hem de elbisesiz? (talk girl). Bu kız beni istiyor, istemeli, ne olur istesin, ister istesin ister istemesin soyunup (strip) cuppa havuz. Evet bayan görüşmeyeli nasılsınız (look girl)? Aç görünüyorsun bir elma ister misin (give apple)? Artık artık, artık...hayır söylemeyeceğim, özel hayat denen bir şey var değil mi?

Evet umarım sorunlarınız çözülmüştür, bir puan eksik mi? Hay allah nasıl olur? Hem bir puan ne ki, 221 puan yetmiyor mu? Tamam tamam, o bir puanı evlenmeden önce kabareye giderek alabilirsiniz. Umarım hepiniz Larry kadar mutlu olabilirsiniz. Acele etmeyin daha önümüzde Leisure Suit Larry goes Looking for Love macerası var. Size bir aylık izin, keyfini çıkarın.

SİERRA/1 DİSKET/512 K

GRAFİK ....................... : %45 SES : % 30 OYNANABİLİRLİK : % 80 GENEL.......................... : %65

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.