CYBERCON III
Retro bilgisayar
Yepyeni bir oyunumuz var sizlere. Cybercon III (herhangi bir oyunun üçüncü versiyonu değil, adı öyle)'de, vektör grafik sevenler kendilerini uzak bir gelecekte, dünyayı sömüren bir bilgisayar kompleksine karşı savaşırken bulacaklar (Vektör grafik sevmeyenler ekranda bir sürü kaba (?!) şekil görüp, dıt dıt sesleri duyacaklar). Bu oyunun en güzel taraflarından biri, strateji uzmanı bir bilgisayara karşı savaş vermeniz. Sadece kaba bir dolaşma ve bulma oyunu değil Cybercon. Gerektiğinde planlı saldırılar için stratejiler geliştirmenizi, yeri geldiğinde bir İkinci Dünya Savaşı bombardıman uçağının kuyruk topçusu gibi ateş etmenizi isteyen bir oyun.

İlk kavga, belki biraz yiyecek için çıkmıştı. Sebepler, sorunlar, haklar, doğrular, yanlışlar, uygarlık, hepsi bir kavgadan sonra ortaya çıktı. Havadaki taş oldu, sopa oldu; kılıç, süngü oldu ama yere düşen sadece kırmızı kan oldu. O ilk kavga insanlığın kavgası oldu, bugüne kadar bitmedi ve sürdüğü sürece insanlık ayakta kalacak.
Bir sabahın erken saatlerinde pek az insanın yerini bildiği bir askeri üste (kalan ender üslerden biri) Çavuş Mc Millan anlatıyor; yaşı 40-45 ama çok daha fazla gösteriyor. Kelimeler tane tane dökülüyor ağzından. Başı önde, genelde yere bakarak konuşuyor sizinle:
"Sana anlatacaklarımı iyi dinle, zira bu hikaye senin hikayendir, bu günlere gelişinden bahsedecektir sana:
İnsanlar yiyecek için savaşmayı çok eskilerde bıraktılar, kendilerine daha iyi amaçlar buldular. Bulunan sadece yeni amaçlar olmadı, amaçları koruma uğruna her gün yeni silahlar bulundu. İnsanlar kanatlandılar, yüzdüler, daldılar ama her zaman öldürdüler. Ancak Oppenheimer'ın oyuncakları insanları ilk defa gerçek katliamla karşılaştırdı: Nükleer bombalar.
Neler olduğunu görüp anlatabilen çok az oldu, ama kısa sürede herkes ne olabileceğini anladı. İnsanlar uzun süreden beri ilk defa kendilerini korumasız hissettiler, korunabilmek için birleştiler, geldiler. Bir arada, kendilerine zarar gelmesin diye nükleer silahlar arzuladılar ve her zamanki gibi elde ettiler. Bunun doğal bir sonucu olarak, ortaya birçok birlik çıktı. İnsanlar diğer birliklere karşı bombalarla korudular kendilerini. Korku, hırs ve belirsizlik insanları daha öldürücü yaptı.
Cybercon'un gelişimi, iki büyük birliğin arasındaki rekabetten doğdu: Demokratik Birlik Federasyonu ve Kutsal Ülkeler Birliği (Güney Paktı). Federasyon'un bilim adamları, Federasyon'un Orta Avrupa'daki yenilgisinden sonra savunma sistemlerinin, modern savaş teknikleri için çok yavaş olduğunu gördüler. Klasik emir komuta zincirleri, modern savaşın milisaniyeler seviyesindeki hassas gelişimini değerlendirmekten çok uzaktı. Bilim adamları Federasyon'un resmi haberi olmadan çalışmalara başladı. Yapay zeka uzmanları, robot tasarımcıları, yazılım uzmanları ve strateji dehalarından oluşan büyük bir ekip, savunmaları için gerekli olan merkezi bir sistem tasarlamaya başladılar. Senelerce çalışmanın ve birçok başarısız deneylerin sonucunda Cybercon ortaya çıktı. Cybercon, kısa sürede savunma sistemini denetimi altına alabilecek hale geldi. Yeni silahlar tasarladı. Kendine bağlı fabrikalarda üretim yapan robotlarla korkunç bir ordu oluşturdu. Taktikleri ve sürdürdüğü savaşlar insanoğlunun karşı koyabileceği cinsten değildi. Nitekim Güney Paktı'nın orduları dakikalar içinde dağıldı.
Federasyon, Cybercon'dan çok memnun kaldı. Cybercon, insanoğlunun hayal bile edemeyeceği özelliklere sahipti ve günden güne gelişiyordu. Bilim adamları yeni programlar ve düzeltmelerle Cybercon'u mükemmele yaklaştırıyordu. Güney Paktı'nın orduları, dağılmış olmalarına rağmen direnmeyi altı sene sürdürdüler. Bilim adamları bu süre içinde savunma sistemlerinin güvenliğine önem vermeye başladılar. En büyük korkuları Cybercon'un bir sabotaja veya saldırıya uğramasıydı. Bu tarihten sonra, Cybercon, insanlar için bir sis perdesinin arkasına itildi. Koruyucu sistemleri geliştirildi ve yeni programlar yazıldı. Bu çalışmanın sonunda, Cybercon, gelişiminin ikinci safhasına geldi: Cybercon II. Cybercon II, federasyonu tehdit edebilecek her şeyi, her tehlikeyi arıyor, yok etme yolları araştırıyor, gerekli silahları üretiyor ve tehditleri yok ediyordu. Kendi kendini geliştirerek daha etkili kontrole sahip oldu. İnsanların bakımına ihtiyaç duymuyordu, istediğini kendi yapabiliyordu. Artık Cybercon III doğmuştu.
Federasyon, tüm güvenliğini Cybercon'a teslim etmenin rahatlığını yaşıyordu. Artık bilim adamları da Cybercon'la ilgilenmiyordu, çünkü bu işi de Cybercon üstlenmişti. Federasyon olası düşmanlarının birer birer yok olmasından memnundu, ta ilk saldırıya kadar ....
Meclis normal çalışmasını sürdürüyordu. Birden acil mesajlar alınmaya başlandı. Federasyon topyekün nükleer bir saldırıya maruz kalmıştı. Büyük şehirler birbiri ardına haritalardan silindi. Herkes saldırının nereden ve kimden geldiğini öğrenmek istiyordu. Cybercon, bu saldırıyı nasıl hesaplayamamıştı, saldırgan Cybercon'u nasıl alt etmişti? Az sonra istediklerini öğrendiler: Cybercon. Federasyon'un son düşmanını yok ediyordu, kendi insanlarını. Cybercon, Federasyon'un kalan son düşmanı olarak insanlarını kendisini görmüştü, çünkü insanlar bencilce istekleri ve çıkarları uğruna beraberliklerini tehlikeye sokabiliyorlardı. Saldırıyı, Cybercon Federasyon'un kendi üslerinden başlatmıştı. Kısa süre sonra üsleri de yok etti. Amacı insanların buradaki teknolojiden faydalanmalarını engellemekti.

Felaket tüm yerleşimleri yıktı. İnsanların pek azı saldırıdan kurtulabildi. Saklanabilmek için dağlara çıktılar. Hayat kolay değildi: Her şeyden önce nükleer silahlar havayı, suyu kirletmişlerdi. Yiyecek bulmak neredeyse imkansızdı. Ancak kurtulanlar oldu.
Yaraların sarılması ve örgütlenme bir nesil sürdü. Cybercon, canlı kalan herkesi takip etmek için robotlarını dünyaya salmıştı. İnsanlar ilk zamanlarındaki ilkellik ile, bu devlere karşı yaşam savaşı veriyorlardı. Bir bakıma cezalarını çekiyorlardı, kendi yarattıkları makine, uygarlıklarının temel prensipleri ile çalışıyordu ve çözümü insanlığın yok oluşunda bulmuştu. Teknolojiye olan kör güvenlerinin, hırslarının kurbanı olmuşlardı.
Federasyon'un eski savunma birimi dünya çapında bir örgütlenme yoluna gitti.
Cybercon, insanlara ilkellik getirmişti. Yollar, haberleşme ve en önemlisi, beslenme olanakları yok olma derecesinde idi. Bunun yanında savunma amaçlı olmayan bir, iki gizli laboratuvar, savaşlarda ele geçirilen bir, iki robot sayesinde, yüksek teknoloji imkanları da kullanıldı. Örgütlenmenin temelinde Cybercon'u yok etme yatıyordu. Cybercon ise yeryüzündeki tüm üslerini kapatmış ve kendini bir kaleye yerleşmişti. Nerede olduğu bilinmiyordu, nasıl yok edilebileceği bilinmiyordu ve en kötüsü neler yapabileceği bilinmiyordu.
Düzenli araştırmalar yapıldı. Bilim adamları olasılıkları incelediler, casuslar dünyayı aradılar. Ortaya çıkan şu oldu: Cybercon çalışmasını sürdürüyordu ve bu, tüm insanlık yok olana dek sürecekti. Artık Cybercon'un düşmanı geniş kitleler değil, tek tek bireylerdi; kendini buna göre ayarlamıştı. Cybercon'u durdurabilmek için acele etmek şarttı, çünkü, kendini her fırsatta geliştiriyordu.
Örgüt çalışmalarını yoğunlaştırdı ve seçenekleri tek tek değerlendirdi. Cybercon'un bir dağda üstlendiğini tahmin ediyorlardı. Bu sayede kendine yeterli doğal kaynakları ve enerjiyi temin etmesi mümkündü. Durum böyle ise, hiçbir aletle yerinin tespit edilememesi de açıklığa kavuşacaktı. Sunulan bir raporda Cybercon'un, Adam Dağı'nda olduğu tahmin edildi. Burası her türlü nükleer sızıntıdan, dış etkiden korunabilecek özelliklere sahipti. Bu dağın incelenmesi kuşkuları doğruladı. Cybercon, bu dağda faaliyet gösteriyordu.

Artık örgüt amaçlarına yaklaşmaya başlamıştı. İçeri girmenin yolları araştırılıyor ve yok etme planları hazırlanıyordu. Düşmanlarını bulmanın sevinci büyüktü. En sonunda yeni bir plan hazırlandı. Tek gönüllü isteyen plan, bu tür girişimlerin bugüne kadar başarıya en yakın olanıydı.
*** DİKKAT ÇOK GİZLİ *** Kuzey Yarıküre Federe Savunma Örgütü, Savunma bölümüne
Konu: Cybercon REF: Cybercon'un yok edilişi Plan 09a7-661 1. Amaç Adam Dağı'ndaki savunma üssüne bir kişi ile yapılacak bir harekatla, Cybercon'un dünyadaki faaliyetlerini yavaşlatmayı, hatta durdurmayı sağlamak üzere merkez beynin yok edilmesi veya devre dışı bırakılması; bu sağlanamazsa, hiç olmazsa güney kapısındaki enerji duvarının yıkılarak, yeni kuvvetlerin asıl amaca ulaşmalarını sağlamak.
2. Adam Dağı savunma binası: Savunma Binası, Cybercon'un dış etkilerden korunmuş olarak çalışmasını sağlayacak, üç boyutlu, çok katlı bir komplekstir. Bina, Cybercon'un güvenliğini sağlamak için imal edilmiştir, ancak Cybercon'un direkt kontrolü altında değildir. Binanın kendisi bir güvenlik bilgisayarı olup, bağımsızca binayı korumaktadır. Cybercon'un ana karar birimi (Brain Stem), bu binada korunmaktadır. Bina her türlü saldırgana, kademeli olarak karşı koyabilecek güçtedir. Binanın güney kapısı, zamanında Cybercon'u tasarlayan mühendisler tarafından, bakım ve ikmal amaçlarına hizmet için yapılmıştı ve geçilemeyecek kadar yoğun bir enerji duvarı ile korunmakta. Binanın batısında, uzmanlar tarafından kör nokta olarak bırakıldığı sanılan bir ikinci giriş mevcuttur. Ne var ki, buradan ancak bir kişi binaya girebilmekte ve bu kişi çıkana dek kapı bir enerji duvarı ile kapatılmaktadır. Giriş buradan uygun zaman kollanarak yapılmalıdır.
Bina tümüyle canlılara karşı değildir. Bu nedenle dolaşmak sorun olmayacaktır. Bina önceleri sık sık insanlar tarafından denetlendiğinden sağda solda, bu kişilerden kalan malzemeler bulunduğu tahmin edilmektedir. Ayrıca çoğu araç, zamanında insanlar tarafından kullanıldığından, bunların çalışması ile ilgili teknik adamların kendilerine hatırlatma niyetinde yazdıkları şifreler bulunabileceği tahmin ediliyor. Ancak binanın birçok kesimine, canlıların girmeye yetkileri yoktur. Buralarda, binanın savunma sistemlerinin ne olduğu bilinmiyor.
Bina kendini yabancılara karşı korumak için ani hücumlarla rakiplerini panikleterek yanıltma yoluna gider. Bunun yanında robot devriyelerinin de mevcut olduğu tahmin ediliyor.
3. Donanım Binaya girecek kişi için bir tamir exoskeleti hazırlanmıştır. Exoskelet dış iskelet anlamına gelip, insan hareketlerini algılayabilen ve motorları ile aynı hareketi yapan ve insana bağlı bulunan bir yardımcı robottur. Bu exoskelet, Cybercon'un üslerinden birinde şans eseri bulunmuştur. Cybercon'un saldırısından hemen önce olan bir kaza sonucu moloz altında kalmış ve bu sayede yok olmaktan kurtulmuştur. Bu, elimizde çok az bulunan malzemelerin başında gelmektedir.
Bu exoskelet ve kontrol bilgisayarı sayesinde, gönüllü binada rahatça gezebilecektir. Exoskelet ile 45 mile kadar hızlar ve 20 m'ye kadar sıçrayışlar mümkün. Örgütün robotlarla yaptığı mücadeleden elde edilen bazı yardımcı parçalar da eklenerek, göreve hazır hale getirilmiştir. Bunların arasında bir plasma silahı ve en önemlisi, bina içinde aletlerin çalışabilmesi için gerekli anahtar sesleri çıkaran Sonik Anahtar yer alıyor. Görev sırasında en önemli sorun, exoskeletin enerji kaynağı olacaktır. Örgüt bir adet fizyon reaktörü ve dolu bir enerji pili bulmayı becermiştir. Fizyon reaktörü kendi kendini şarj edebiliyor, ancak bu zaman alıyor.
4. Haberleşme Dağın jeolojik yapısı, elimizdeki sistemlerle haberleşmeyi kısıtlıyor. Ancak Cybercon'un dışarıdaki robotlarını kontrol edebilmek amacıyla, bir çeşit haberleşme ağı kurmuş olduğu tahmin ediliyor. Buradan bizlerle gönüllünün temas kurma olasılığı var. Haberleşme kurarak içerisi hakkında fikirlere sahip olmamız sağlanırsa, bir yeni deneme için kalınan yerden devam etme şansımız olabilir.

5. Düşmanlar Cybercon'un binada ne tür silahlara sahip olduğunu bilemiyoruz. Ancak dışarı gönderdiği tekerlek robotlardan haberimiz var. Bazı yerlerin sabit toplar ile korunduğunu tahmin ediyoruz. Robotlar canlılara her zaman ateş açacaklardır.
Exoskeletin enerji kalkanı bir süre saldırılara dayanabilir. Ancak fiziksel temastan her zaman kaçınılmalıdır. Düşman robotların bazılarının da benzer donanımları olabilir. Silahlı çatışmadan mümkün olduğu kadar kaçınılması tavsiye edilir.
6. Son dakika Casuslarımız bina içindeki sonik kodların bazılarını çözebilmemizi sağlayabilecek bir bilgisayar yapımını yetiştirdiler. Kod çözücü kumanda tablosunda son kullanımlardan kalan bilgileri değerlendirme prensibiyle çalışmaktadır.
Görevinizde başarılar Yzb. J.Farris Sözlerimi dinledin, evlat. Cesaretini gerçekten takdir ediyorum. Birazdan acımasız bir makineye karşı kahramanca savaşacaksın. Temkinli ol, seni şaşırtmasına izin verme, o makineyi bizler yaptık ve ancak biz yok edebiliriz. Hadi yürü evlat, bu senin kavgan, belki de insanlığın son kavgası .... "
Yüzbaşı ayağa kalktı. Elinde dosyalar arkasından bakıyorsun, o koca adam korkuyor, gözlerinde yaş yok. Acılar çok önce kurutmuş onları. Saate bakıyorsun tam 6 buçuk saatin var, kılavuza göz atıyorsun.
Exoskelet ve kullanımı: Exoskelet, insanların zor şartlar altında kuvvet isteyen işleri yapabilmek amacıyla tasarlanmıştır. Kumanda merkezi gövdenin üzerindedir. Kullanan burada yerini alır. Dışarısını Exoskeletin kafa kısmından görebilecek şekilde ayarlanmıştır. Hareket etmek için kullanıcı kendi kaslarıyla hareket yapmaya başlar ve exoskelet bu hareketi kaydederek gerekli hareketi gerçekleştirir. Bu temel fonksiyonların yanından exoskelete ek özellikler eklenmiştir. Bunları kontrol edebilmek için çeşitli kontrol sistemleri yerleştirilmiştir. Bu sistemler iki ana gruba ayrılır: Temel ve yardımcı sistemler. Bu sistemlerin çalışmasını ve exoskeletin hareketini sağlamak için dört adet enerji bankası bulunuyor. Exoskelete geniş bir hareket ve araştırma yeteneği sağlayabilmek için, on altı bölmeli bir sırt çantası yerleştirilmiştir.
Temel Sistemler: Temel sistemlerin kontrol panosu sağ alt köşede yer alıyor. Her sütun bir sistemi temsil ediyor. En üstte, sistem hakkında iyi kötü fikir veren bir görüntücük var (Soldan sağa Güç Destek Birimi, Güç Kalkanı, İkincil sistemler, Otomatik tamir ünitesi ve İletişim sistemi, sadece ikincil sistemlerde görüntü çalışan ikincil sistemi gösterecektir.). Altında bulunan ışık, o sistemin devrede olup olmadığını gösteriyor. Onun altında durum göstergesi kırmızı bir çizgi şeklinde yer alıyor. Buraya bakarak sistemin ne durumda olduğunu anlıyoruz. En alttaki ışık ise tamir göstergesi ve sistem tamir altında ise yeşil yanıyor.
Sistemleri seçebilmek için sol-sağ okları (veya numaratör klavyede 4 ile 6'yı) kullanıyoruz. Üzerinde bulunduğumuz sistemin görüntüsü yeşil olurken, durum göstergesi bir ton açılıyor. Sistemi çalıştırmak veya durdurmak için yukarı ok (Numaratör klavyede 8) kullanılıyor. Bir sistemi tamire alabilmek veya tamirini bitirmek için aşağı ok emrimizde (N. K. 2 tuşu). Gerçi bu her zaman o sistemin tamir durumunu değiştiriyor, ama ancak tamir yürütülürken ışık yanıyor.
1. Güç Destek Birimi (GDB) GDB, Exoskeletin mekanik kaslarına güç aktarmak suretiyle hızlı hareketler yapmasını sağlar. GDB sayesinde elde bulunan güçle orantılı olarak hızlı hareketler mümkündür. Hareket için Joystick kullanılacaktır. Burada unutulmaması gereken, GDB'nin mekanik kaslara güç aktarmasının sonucu olarak dönme momentinin büyük olması ve dolayısıyla dönüşlerin çok keskin yapılamayacağıdır. Tecrübesiz bir kullanıcı en büyük zorluğu burada çekecektir. Temel hareketlerin yanında exoskeleti eğebilmek mümkündür. Bunun için ateş tuşuna basılı tutarak yukarı aşağı hareketleri deneyebilirsiniz. Exoskeletin yanlarında moment dengeleme için bulunan jetler sayesinde, yatay kaymalar gerçekleştirilebilinir. Bu hareket içinse yine ateş tuşu ile sağ sol denenmelidir.
Bunun yanında GDB sistemi uzun mesafeli atlayışlar ve inişlerde sağlayabilir (20 metreye kadar). Atlama mesafesi elde mevcut bulunan güçle orantılıdır. Atlama yapabilmek için F-10 tuşunu basılı tutun, atlama işine aktarılacak güç, dopler radar göstergesinde gösterilecektir (sağda, yukarıya doğru ikincil göstergelerin etrafındaki yuvarlak gösterge). İstediğiniz kuvvette tuşu bırakın. Atlama sonrasında otomatik iniş programı dengeyi sağlayacaktır. Otomatik iniş programı, ayrıca yüksekten düşmeye karşı da elinden geleni yapacaktır. Ne var ki, çok yüksekten düşmeler exoskeletin fiziksel sınırlarını zorlayacaktır.
2. Güç kalkanı: Exoskelet, saldırılara ve plasma toplarına karşı koruyabilmek amacıyla tasarlanmıştır. Kalkanın elde bulunan enerji ile orantılı olarak dayanma gücü vardır. Bu güç aşıldığında, exoskelet hasar almaya başlar. Benzer sistemler gelişmiş robotlarda da mevcuttur. Bu sistemi düşmanla karşılaşmayı düşünmediğiniz yerlerde kapatın, enerji tasarruf edersiniz. Ancak bilmediğiniz bir yerde mutlaka çalıştırın.
Unutmayın, kalkan fiziksel temaslara (çarpmalar, düşmeler, darbeler) karşı koruma sağlamaz. Büyük bir robotun asla yoluna çıkmayın.
3. İkincil sistemler: İkincil sistemler, üç kademeden oluşur. Her kademenin dört seçeneği var. İkincil sistemlerin ayrı bir kontrol panosu vardır: Sağ tarafta ortanın biraz üstünde yuvarlak içinde. Burada sağ tarafta kademeler ve sol tarafta ise devredeki kademenin seçenekleri yer alıyor (kullanınca, bu kadar karışık gözükmeyecek). Kademeleri numaratör klavyedeki 9 ve 3 ile değiştirebiliyorsunuz. Yine numaratör klavyede 7 ve 1 ile de bu kademeye ilişkin seçenekleri değiştirebiliyorsunuz (Yardımcı sistemlerin kullanımı için devrede olmaları şart.)
İlk kademe: Bu kademe ile exoskelete takılan bazı önemli araçları kontrol edebiliyorsunuz. Bu kademenin ilk iki seçeneği, silahları çalıştırıyor. Oyunun başında sadece tek silahınız var. Yeni silahlar bulunur bulunmaz ikinci silah kullanılabilecektir. Ateş edebilmek için mutlaka silah seçmiş ve yardımcı sistemleri devreye almış olmalısınız. Ateş gücünüz yine enerjinizle orantılı. İlk silah, exoskeletin kaskının yanından sabit olarak ateş ediyor, bir plasma silahı. En geniş kullanım bulan standart bir silah. Düşmanlarınızın çoğu bu silahı kullanıyor olacak. Ateş edebilmek için joystick'in ateş tuşuna basmanız gerekiyor (Silah seçilmiş olmalı!). Silah sabit olduğundan, alçaktaki hedefleri vurabilmek için exoskeleti eğmek gerekecek (Özellikle minyatür tekerleklere karşı. Bunlar durdurulmazsa intihar saldırılarıyla üstünüze atlıyorlar. İşin kötüsü hepsi ateş etmediğinden ve ufak olduğundan sadece dopler radarıyla zamanında fark edilebiliyorlar). Plasma silahı enerji toplarını fırlatma ilkesine dayanıyor, ancak enerji topları yerçekimine uyuyorlar ve menzilleri kısıtlı (500 metrecik, benim girdiğim her odayı boydan boya geçmeye yetti, ancak top gittikçe alçalıyor.). Rasgele ateş etmeyin. Bazı duvarlar topları yansıtıyor. Ayrıca ateş etmek enerji götürüyor (her zaman acil durumları düşünerek devre dışı yedek enerji bulundurun).
Üçüncü seçenek, enerji transferini sağlıyor. Seçildiğinde etrafta (yakınlarda) enerji sömürebileceği bir kaynak varsa, kırmızı yeşil yanarak sinyal veriyor. Ateşe basılınca, devredeki tüm enerji kaynaklarınızı dolduruyor (Düşman robotlardan bol bol enerji pili elde edilebiliyor, ama boş oluyorlar tabii ki).

Son seçenek sonik anahtar adında ve binadaki kullanılabilecek her türlü aleti kullanma olanağı sağlıyor. Robotların binada dolaşabilmesi ve çeşitli aletleri kullanabilmeleri için, Cybercon ses ile çalışan kodlu kontrol sistemleri gerçekleştirmiş. Doğru kod kullanılarak her aleti kullanabileceğinizi hemen müjdeleyelim. Anahtarı seçince üst ortadaki sırt çantası göstergesinin yerini semboller alıyor. Bu sembolleri "," ve "." ile kaydırıp boşluk (Space) tuşu ile seçeriz. Seçilen kod sağa taşınır. Yeterli kod yazıldıktan sonra, Return tuşu ile kod yayınlanır (kodlar tek, iki veya üç işaretten oluşuyorlar).
Genelde kapılar için bu yöntemler kullanılacaktır. Bazı kapılar harekete duyarlı olup otomatik olarak açılırken, bazıları ancak doğru kod ile açılacaktır.
Kodları bulmak için yardımcı bir bilgisayarımız var. F9 tuşu ile çalışan bilgisayar bazı kodları sizin için bulabilecektir (her zaman değil). Kodu bulursa yayınlamaya hazır bir şekilde bırakacaktır, tek yapmanız gereken, ateşe veya Return'e basmak olacak.
Bulamadığımız kodlar için şansımızı denemenin yararı pek olmuyor, onun için ipuçları bulmamız gerekiyor (kimse kolay olduğunu iddia etmedi zaten).
İkinci kademe: İşte bu oyunun mükemmel yanlarından biri. Bu kademe ile dört değişik kameranın görüntüsünü izleyebiliyorsunuz. Seçeneklerle kameraları değiştiriyoruz. Kameranın görüntüsü sol üst köşedeki ufak ekranda ortaya çıkacaktır. Görüntü çok ufak geldiyse, F5 ile tüm ekranı kamera görüntüsüne çeviririz.
Üçüncü kademe: Eğer bir şey güzelse, mutlaka daha güzeli de olmalıdır (bitmeyen istekler mantığı). Bu kademede kameralarınızı kullanabiliyorsunuz. Gerçekten inanılmaz zevkli bir olay. Tek sakıncası, kamerayı kontrol ederken exoskeleti kontrol edememeniz. Bu yüzden kameralarla oynarken güvenlikte olduğunuzdan emin olun.
İki çeşit kameranın varlığı kesin. Bunlardan sabit olanı oyunun başında, elinizde olan ender malzemelerden biri. Kameralar sırt çantasında taşınır, çalıştırmak için istenilen yere bırakılır (, ve . tuşları ile seçim,

Space ile bırakma). Sabit kameralar sol-sağ tuşları ile sola-sağa döner. İleri oku, görüntüyü yaklaştırır (Zoom in) ve geri oku, uzaklaştırır. Ateşle yukarı ve aşağı çekerek, kameranın yukarı-aşağı bakışı değiştirilir.
İkinci kamera ise, uzaktan kumandalıdır. Kod adı Papağan olan bu kamera, iyi kullananın elinde büyük işler yapabilir. Papağan ileri-geri, sağa-sola oklar ile hareket ettirilebilir. Yukarı-aşağı hareket içinse, ateş tuşuna basarak yukarı-aşağı yapmak gerek. Papağan kilitli olmayan her kapıdan geçebildiğinden, çoğu yeri papağan yardımıyla araştırabilirsiniz (Şahsen kendim girmeden odaları papağanla araştırır düşmanın yollarını incelerim. Eğer ilginç bir yer bulursam, papağanı stratejik bir köşebaşında bırakır ve saklandığım yerden çıkarak oraya giderim). Kameralar canlı olmadıklarından, robotlar onlara ateş etmeyecektir. Ancak kameralarınız fiziksel darbelere karşı dayanıklı değillerdir (tavana hızlı çarparlarsa bile kırılırlar). Bu yüzden kameraları fazla ortalığa, ayak altına sermeyin.

4. Otomatik Tamir Ünitesi: Exoskelet, aldığı hasarları yok edilmediği sürece tamir edebilecek güçtedir. Otomatik tamir ünitesi, çevreden bulduğu parçaları ve her türlü desteği en iyi şekilde değerlendirebilecek yapıdadır. Ancak tamirat için enerji gereklidir.
Herhangi bir hasar sonrasında ilk işiniz, güvenli bir yere gitmek olsun (Mesela asansörler). Tüm sistemleri kapatın ve önce sadece Otomatik tamir ünitesini tamir edin. Daha sonra diğerlerinin tamirine sıra gelecektir. Bu yolla çok hızlı tamirler gerçekleştirebilirsiniz (Eğer Otomatik Tamir Ünitesinin hasarı çok büyükse veya durum göstergesinde hiç bir şey gözükmüyorsa tamir oldukça uzun sürebilir, ama her halükarda tamir olacaktır).
5. İletişim sistemi: Exoskeletin dış dünya ile haberleşmesini kolaylaştırmak için çeşitli sensörler ve detektörler konulmuştur. Görsel görüntüleri desteklemek amacıyla, harekete karşı duyarlı bir doppler detektörü bulunuyor. Bu aletin göstergesi, ekranın sağında yukarıya doğru bulunan yardımcı sistemler kontrol panosunun etrafındadır. Eğer bulunduğunuz mekanda hareketli bir cisim varsa, o yönde yeşil bir nokta görünecektir. Düşmanınızın konumunu fark edebilmek için, bu göstergeyi iyi kullanmanız gerekecek. Unutulmaması gereken, bu aletin duvarların arkasını görememesidir. Bilmediğiniz kapıları açarken her zaman arkadan kocaman bir robotun çıkabileceğini düşünün!
Ne tarafa gittiğinizi, altta, ortada bulunan pusula ile anlayabilirsiniz. Solda, ortada bulunan gösterge ise eğiminizi gösteriyor. Bu sistem neredeyse güç harcamıyor ve kapatmak için pek bir sebebimiz yok.
Enerji Bankaları:
Her şeyin başı enerji. Oyunun büyük kısmında elinizdeki enerjiyi uygun kullanmak ve daha fazlasını elde etmek için uğraşacaksınız. Enerji durumunuzu, ekranın sol alt köşesinden öğreneceksiniz. Dört adet enerji bankanız var. Bunları simgeleyen kutuları rahatça seçebilirsiniz. Yeşil bir çizgi o bankanın bir fizyon reaktörü olduğunu (sınırsız) gösterirken kırmızı çizgi enerji pilini simgeleyecektir. Kalan enerjiyi gösteren bu çizgilerin altında, bankaların devrede olup olmadığını görebilirsiniz (devrede ise burası açık kırmızı, yoksa koyu kırmızı). En soldaki çizgi ise, exoskeletin enerjisini gösteriyor. Bankalardan aktarılan enerjinin miktarını buradan görebilirsiniz. Çizgi yoksa, biraz daha enerji vermeniz gerekecektir. İstediğiniz enerji bankasını F1-F4 ile devreye alıp çıkarabilirsiniz.
Fizyon reaktörleri sınırsız kullanılabiliyor, ancak kendilerini şarj edebilmek için zamana ihtiyaçları var. Şarj edilmesi için devreden çıkarmanız yetecek.
Mutlaka yedekte biraz enerjiniz olsun (ani ihtiyaçlarınız için), ihtiyacınız yoksa, enerji bankalarını devreden çıkarın, özellikle pilleri. Oyuna bir fizyon reaktörü ve bir enerji pili ile başlıyorsunuz (normal kullanımlarda bu reaktör sizi idare ediyor, ama aniden büyük bir robot size ateş ediyor; hemen F2 ve pil devrede, nişan al ateşşşş).
Sırt Çantası: On altı aleti taşıyabilirsiniz. Sonik anahtar çalışmadığı zamanlarda en üst ortada sırt çantanızda taşıdıklarınızı simgeleyen görüntüler olacaktır. , ve . tuşları ile bunlardan istediğinizi seçebilirsiniz (ortaya iki gri çizginin arasına getirerek). Boşluk tuşu ile aleti atabilirsiniz (bu bazen çalışmasına sebep olur, mesela kamera). Herhangi bir şeyi alabilmek için iki gri çizgiyi boş bir yere getirin, yanıp sönen simgeyi alabilmek için boşluk tuşuna basmanız yeter. Bazı aletler için anahtar ile kod girilmeli.
Oyuna başlarken elinizde fizyon reaktörü (yuvarlak, beyaz, yeşil), bir enerji pili (kırmızı, ortası yeşil), bir plasma topu (kırmızı, yuvarlak) ve bir sabit kamera (Beyaz ortası mavi) var.
Dolaşırken: En başta her kapının belli bir anlamı var (mesela kırmızı-yeşil aşağı doğru ok başı gibi olan kapılardan robotlar çıkıyor). Rasgele gezmek, bazen şansına birtakım şeyler kazandırsa da, sistemli dolaşmak en iyisi. Kameralarınız bilinmeyen yerleri sizin için gözleyecektir. Bu arada amacınızı unutmayın. İpuçları arayın (mesela kodlar). Adımınıza dikkat edin, altınızda yer birden bitebilir.
Robotların yapay zekaya sahip olduğunu belirteyim, rasgele gezmiyorlar ve taktikleri var; size gittikçe daha çok alışacaklardır. En önemlisi, onlar Cybercon'un robotları. Hareketlerinizden amacınızı anlayabilirler ve tam geldim diye sevinirken, bir ordu robotla karşılaşabilirsiniz. Sağda solda aletleri kurcalamanız robotların dikkatini çekecektir. Ondan sonra (11) her robot oraya doluşacaktır. Robotlar birbirlerinin düşürdüğü parçaları toplayarak, kendilerini geliştirebilirler.
Ne olursa olsun paniğe kapılmayın, acele hareketler çok hızlı olarak sizi bir robotun altına atacaktır.
Oyun yüklemek ve kaydetmek: Oyunda, Esc tuşu ile oyunu durdurursunuz. Burada Restore seçeneği, önceden kaydettiğiniz bir oyunu yüklemenizi sağlayacaktır (kayıt disketi df0:'da olmalı!, sorun değil, çünkü program disketine gerek yok).
Kaydetmediğimiz oyunu yükleyemeyeceğimiz aşikar. Oyun kaydetmek o kadar kolay değil. Bir kere haberleşme odalarından birini bulmanız gerekiyor (gri üzerine siyah tekerlek kapılı). Bilgisayarı çalıştırarak disket resmini görünce kayıt disketini takıyoruz (formatsız olabilir, evet her diskete bir oyun). İşte bu kadar.
Savaşlarda az ateş ederek rakibinize hasar verdirmeyi hedefleyin. Hızlı savaşlar rakibinizin birden yok olması ile sonuçlanacaktır. İsabet alan bir robot durumu kötü ise, üzerindekileri atacaktır (genelde enerji pilleri ve plasma topları). Altın fırsat değerlendirin. Bu tür fırsatları kaçırmamak için, fazla ateş etmemeniz gerekiyor (Çok ağır ateş altında robot birden patlıyor).

Kayıt odalarından çıkarken ve oyuna başlarken kod girmeniz gerekiyor, buraları geçebilmek için NMD yazarak, joystick'in ateş tuşuna sıkça basın kapı açılacaktır. İlk denemelerinizde başarısız olacaksınız peşinen söyleyeyim, biraz zor ama fazla kullanılmıyor (D'yi yazar yazmaz otomatik ateşiniz varsa açıp kapayın, en kolay yolu bu. Ama çok seri ateşe basarak da aynı sonuca varırsınız).
İnsan yeni bir oyun aldıktan sonra ilk denemelerinde başarısız olunca, çabuk soğuyor oyundan. Size tüm bu anlattıklarımı göstermek ve ilginizi taze tutmak için biraz gezdireyim:
Oyunun en başında batı kapısındayız, bir köprünün üzerinde. Sistemlerimizi devreye sokalım. Önce fizyon reaktörü (F1, muhtemelen), sonra GDB'yi sonra da yardımcı sistemler (zırha daha gerek yok) ve en sonunda da iletişim sistemleri (sol-sağ ile seçip yukarı ile çalıştırıyoruz). Yardımcı sistemde ilk kademe (9 ve 3 ile değiştiriliyor) ve en alttaki seçeneği (7-1) seçiyoruz, anahtar. Kapıyı açıyoruz (NMD ve sık ateş). Soldaki odaya şöyle bir bakıyoruz. Kapı açılıyor, ama o da ne, o kapının iki yanında acayip bir şeyler var. Hemen kameramızı seçiyoruz (, ve . ile) ve içeri atıyoruz (Space). Bu arada yardımcı sistem otomatik olarak ikinci kademeye gelmiş olmalı. Kamerayı yönetmek için üçüncü kademeye alıyoruz (3). F5 ile görüntü tüm ekrana geliyor, kamerayı döndürüyoruz, evet kapının iki yanında toplar var (arada da biz varız). Burası tekin değil. Kademe bir (3) seçenek dörtten farklı olsun. Yukarıda kamera yanıp yanıp sönüyor, Kamera orada kalmasın alıp (Space) devam ediyoruz. Tam karşıdaki kapıdan girince düz bir koridor görüyoruz. Odaya girmeden kalkanı devreye sokalım. İçeride ikisi karşıda beş kapı var (biri, bizim geldiğimiz). Soldakine gidelim. O da ne, dopler radarı çapraz arkamızda bir şeyler var diyor. Yardımcı sistem, kademe bir, seçenek bir, (9-3 ve seçenek için 7-1) silah hazır, dönüyoruz, kafayı biraz eğelim (ateşi basık tutarak joystick aşağı) ve ateş. Nerede kalmıştık? Sol odaya girdik. Burada yeşil küreye yaklaşalım. Belki enerji alabiliriz diye, yardımcı sistemde Kademe 1, seçenek 3, evet yanıp yanıp sönüyor. Biraz enerji transferi iyi gelir. Şimdi girdiğimizde (hala enerji transferi yaptığımız odadayız) sağda kalan odaya girelim, burası ufacık. Sarı kapıdan girmek için koda ihtiyacımız olabilir (Kademe 1, seçenek 4), bakalım bilgisayar bulabilecek mi (F9), buralarda hep çalışıyor. Kapı açılıyor ve biniyoruz. Bu bir asansör. Duvarlardaki kodların en üsttekini yazarak, en yukarı çıkalım. İnince hemen karşıda kayıt odası var. Bu yerdekiler işinize yarar mı? Önce soldaki odaya girin, burada papağanı bulacaksınız. Ve çıkınca karşıdaki oda size ipucu mu veriyor, yoksa, o sadece bir harita mı, belki Cybercon'un bir oyunu? En iyisi burada bir kaydetmek. Şimdi papağanı deneyelim, evet mükemmel çalışıyor. Eh, gerisi artık size kalmış (şu beş kapılı odanın iki kapısından sağda olanından devam edin, aşağı inin, bir kaç kapı sonra görelim bakalım ne kadar iyisiniz).
Cybercon III, zamanında INTERPHASE'i yazmış bir ekibin çalışması. Oyun belli bir seviye ve ilgi istiyor, bunu peşinen kabul edelim; Cybercon öyle CABAL veya TEST DRIVE yerine alınabilecek bir oyun değil. Kullanımı oldukça zor, insanın alışması gerekiyor. Ama kolay adventure'lardan sıkılan, gerçekten hırslı oyuncuları uzun süre esir edebilir. Bunun yanında, vektörel grafikli adventure ve araştırma oyunlarını sevenler de bu oyunla uzun süre ilgilenecektir, buna eminim. INFESTATION, CORPORATION, DAMOCLES türü oyunları zevkle oynayanlar, işte sizin yeni oyununuz.
Oyunda müzik yok. Efektler kısıtlı ama yeterli denilebilecek düzeyde (vektör grafikleri olan programlar, bu özelliklerinden dolayı az yer kaplıyorlar. Program tek parça bile yapılabiliyor. Yer kaplayan dijitize sesler, vektör grafikli oyunlarda gerçek bir lüks olarak kabul ediliyor. Onun yerine hesaplanan parametrik sesler kullanılıyor. Bunlarla da öyle alıştığımız müzikleri bulamıyoruz).
Bazı robotların (tekerlekler değil) çok detaylı animasyonları görülmeye değer. Arada sırada tekdüze gelmesine rağmen, vektörlerde son derece başarılı ve oyun hızlı. Birçok seveni olacağına inandığım bir oyun.
The ASSEMBLY LINE & U.S. GOLD
Grafik ................................... :%85 Müzik (Ses).......................... :% 50 Oynanabilirlik ....................... :% 90 Genel ................................... :% 90
