MEAN STREETS
Retro bilgisayar

Bu hafta size bir özel dedektifin, oldukça özel bir hikayesini yazacağım. Aslında hikayeyi bir günlükten buldum. Günlük bir dedektife, Tex Murphy'e aitti. Fakat bu günlüğü o kadar kolay ele geçiremedim. Yaklaşık olarak bir ay iz sürmem gerekti. Fakat bir ayın sonunda yakın bir dostumun da yardımlarıyla, bu günlüğe kavuştum. Lafı fazla uzatmayacağım ve günlükte ne yazıyorsa size aktaracağım. Kendi görüşlerimi sona, en az okunan yere yazıyorum. Bu sayede de sizi her ay, okumak zorunda bıraktığım başlardaki sıkıcı satırlardan kurtarıyorum.

Yıl: 2033 Yer: Los Angeles, Tex Murphy'nin bürosu...
Ben Tex Murphy, özel dedektifim. İşimin gereği her yere burnumu sokarım ve bu yüzden de başım sık sık beladan kurtulmaz. Fakat 3 gün önce bulaştığım belanın yanında, diğerleri oldukça önemsiz kalır...
Birkaç haftadır pek bir iş yoktu. Her zamanki sıkıcı günlerden biriydi, ben de tembel tembel büromda kestiriyordum. Sekreterim Vanessa mesaisini bitirmiş, evinin yolunu tutmuştu. Ben de tam gitmek üzereydim ki, birden kapı açıldı ve içeri dünyalar güzeli bir sarışın girdi. Hazırlıksız yakalandığım için oldukça şaşırdım. İlk konuşan sarışın bebek oldu. Kısa tanışma faslından AMIGA DÜNYASI 56 sonra, adının Sylvia Linsky olduğunu öğrendim. Bu ad ilk başta bende bir çağrışım yapmadı. Fakat daha sonra hatırladım, Sylvia, geçenlerde intihar eden bir bilimadamının kızıydı, Carl Linsky'nin. Sylvia gazetede yazanların aksine babasının intihar ettiğine inanmıyordu. Bunun içinde kendince haklı birçok sebepleri vardı. En başta babası kendi canına kıymayacak kadar, hayatına önem verirmiş. Ayrıca sodan nefret eden bir adammış. Sylvia babasının son günlerde oldukça garip davrandığını da kabul ediyor. Babasının çok gizli bir proje üzerinde çalıştığını ve bu yüzden çok gergin olduğunu söyledikten sonra, bu işi aydınlatmam için 10.000 $ teklif etti. Aslında Sylvia'nın güzelliği yanında bu işi bedava da yapabilirdim. İşi kabul ettim ve hemen araştırmalara başladım.
İlk olarak Carl Linsky'i iyice tanımam gerekiyordu. Biraz araştırma yaptığımda Carl'ın çok gizli bir proje üzerinde çalıştığını öğrendim. Ardından Carl'ın intihar ettiği köprüye gittim. Etrafı inceledim. Şimdi sıra tahminlere değil, delillere gelmişti. Bunun için ilk olarak adli tıbba gittim (4670). Adli tıp doktoru, Carl'ın suya düştükten sonra öldüğünü doğruladı. Ciğerleri suyla dolan Carl, fazla acı çekmeden kolayca ölmüştü. Kafasında bulunan yara da Carl'ın suya kafa üstü düştüğünü doğruluyordu. Ardından Carl'ın ölümünü inceleyen polis memuru ile görüştüm. Steve Clements oldukça aksi bir memurdu. Yıllardır bu meslekte olmasına rağmen hiçbir aşama kaydedemeyen başarısız bir adamdı. Sanki bunların suçlusu benmişim gibi, binbir güçlükle yardım etti. Odası, bütün önemsiz memurların bulunduğu alt katta izbe bir koridorun sonunda. Koridorun duvarları, şu saçma Law and Order propaganda afişleri ile dolu. Carl'ın ölümünün tamamen bir intihardan ibaret olduğuna iyice inanmış, bu sebeple de Carl'ın dosyasına kapanmış gözü ile bakıyor. Benim fazladan angarya çıkaracağımdan da gözle görünür bir biçimde sıkılıyor. Carl köprüden atlarken bir tanığı var, Bash Dagot. Bana onun koordinatlarını veriyor. Steve'den çok hoşlandığım için biraz daha konuşmaya ve onu huzursuz etmeye karar veriyorum. Steve'in, Law and Order hakkında pek iyi düşünceleri yok. Bütün polislerin bu örgütü desteklediğini, fakat bunun kendisini korkuttuğunu söylüyor. Son olarak da bana Carl'ın intihar etmeden önce yazdığı mektubu veriyor. Sırada Carl'ın nişanlısı Delores Lightbody var. Delores zenginlerin oturduğu bir muhitte ikamet etmekte. Delores hiç de umduğum gibi biri değil. Oldukça şişman ve çirkin biri, fakat zevkler tartışılmaz. Carl'ın hükümet adına çok gizli bir proje üzerinde çalıştığını tahmin ettiğini ve bu proje yüzünden haftalardır büyük bir stres altında olduğunu söylüyor.

Delores aslında John adında bir bilim adamının nişanlısıymış. John ile Carl ise aynı proje üzerinde çalışan iki ortak. Fakat Delores, Carl ile tanışınca John'dan ayrılıyor ve Carl ile nişanlanıyor. Netice olarak hep aynı senaryo, bir kız yüzünden bozulan arkadaşlık. Carl'ın ölmeden az bir süre önce, oldukça farklı bir insan olduğunu ve sık sık garip davrandığını ekliyor. Carl'ın ölümünden sonra John da hayatından endişe etmiş ve bu sebeple saklanmış. Delores, Sylvia'nın babasının ölümünden sonra sigortadan alacağı para ile ilgili bir meseleden dolayı çok kızdığını ve bu sebeple sigortanın müdürü Peter Dull'a çok sinirlendiğini söylüyor. Son olarak Delores'ten Carl'ın şehirde bir laboratuvarı olduğunu öğreniyorum.
Galiba işin iç yüzü ortaya çıkıyor. Carl'ın ölümü halinde sigortadan para alacak olan Sylvia, babasının intihar etmesi sebebiyle tek kuruş alamıyor. Bu yüzden bana geliyor ve babasının ölümünün bir intihar değil de bir cinayet olduğunu kanıtlamamı istiyor. Bu sayede sigortadan para alabilecek.
Sigorta işi midemi bulandırdığı için Peter Dull'a kısa bir ziyaret yapıyorum. Peter Dull Trans America Sigorta şirketinin başındaki büyük patronlardan biri. Aylar önce de Carl için bir sigorta poliçesi hazırlamış. Fakat nedendir bilinmez ölümünden birkaç hafta önce Carl sigorta poliçesinde bir değişiklik yapmış ve ölümü halinde tüm haklarını kızına devretmiş. Fakat ne yazık ki poliçedeki ufak bir şık Sylvia'nın parayı almasını engellemiş. Ölüm halinde Sylvia'nın eline geçecek olan 1.000.000 $, ne yazık ki intiharı kapsamıyor. Babasının ölümünden birkaç gün sonra Sylvia parayı almaya gelmiş. Peter'de durumu açıklayarak, sigortadan tek kuruş alamayacağını belirtmiş. Sylvia'da beklendiği üzere aşırı bir tepki göstermiş ve ortalığı birbirine katmış. Peter Dull sadece Carl'a sigorta poliçesi yazmamış, müşterileri arasında başka bilim adamları da var. Bunlardan biri de Bosworth Clark. Death Valley'de oturan ve aynı zamanda çalışmalarını da burada yapan bilim adamı da Carl gibi aynı proje üzerinde çalışıyor ve o da Carl gibi ölümü halinde kendini 1.000.000 $'a sigorta etmiş. Bosworth'un branşı ise uydu sistemleri.
İşte bu yeni bir şey. Eğer Sylvia para için babasını öldürdüyse, Bosworth Clark ile ilişkisi ne olabilirdi. Her iki adamında birçok ortak özellikleri var. Sanırım Bosworth Clark Sylvia'yı temize çıkarıyor. İlk başta kolayca 10.000 $ kazandığımı düşünürken bunun o kadar kolay olmadığını anlamaya başladım. Ortada basit bir cinayet ya da intihardan daha başka şeyler vardı ve ben de bunu aydınlatmak için para almıştım.
Şimdi önümde çok bilinmeyenli bir denklem vardı. Benim matematiğim de her zaman kötüydü. Kendime gidileceklerin bir listesini yaptım. Sırada Cari vardı. Carl'ın bende iki tane adresi vardı. Biri üniversite odasının, diğeri de kızından aldığım evinin adresi.

Carl'ın üniversitedeki odası oldukça derli topluydu. Ya biri benden önce buraya gelmiş ve ortalığı düzeltmişti ya da burada birşey yoktu. Her iki seçenekte de elime elle tutulur bir delil geçmiyordu. Bu sebeple burada fazla oyalanmadım ve doğruca ikinci adrese gittim. Carl'ın evi de üniversitedeki odası gibi oldukça derli topluydu. Bir hırsız gibi kapıyı maymuncukla açtım. Aslında bu oldukça tehlikeliydi, herhangi bir yerde bir alarm olabilirdi. Alarm bir kere çalmaya başladı mı, genelde beş dakika içerisinde polisler olay yerine gelirdi. Siz ise bu süre içinde alarm'ı susturmanın yolunu arardınız, çünkü tüm kapı ve pencereler kapanırdı. Dikkatlice ilk olarak kapının hemen yanındaki fax makinasını inceledim. Makinanın yanında Sandra Larsen'e bir mesaj vardı. Ardından dolabı açtım. Dolapta bir kitap buldum, ne ile ilgili olduğuna bakarken, birden içinden bir kağıt çıktı. Kağıtta bir kasanın şifre numarası olduğunu sandığım numaralar yazılıydı. Araştırmamı derinleştirince, kilitli dosya dolabının anahtarını bulmakta güçlük çekmedim. Daha sonra Delores'in bana bahsettiği gizli laboratuvar'ın adresinin bulunduğu bir kağıt parçası gözüme ilişti. Adresi hemen not ettim (4675). Çöpte her zaman birşeyler bulunur. Carl'ın çöpünde de Delores için yazılmış bir mektup vardı. Mektup Carl'ın Delores'ten sıkıldığı ve artık ayrılmak istediği ile ilgiliydi. Çekmecede bir psikoloji kursuna ait bir serifika buldum. Sertifikanın üzerinde Blaze Wiener adı yuvarlak içine alınmış ve yanmada bir 'E' harfi konulmuş. Anlaşılan Wiener pek başarılı bir öğrenci değil. Kahve masasının üzerindeki satranç tahtasında bir fil eksikti. Bunun üzerinde pek durmadım ve araştırmamı sürdürdüm. Display Cabinet' manyetik bir alanla korunmakta bu sebeple buna fazla ilişmedim, ne de olsa 10.000 voltla çarpılmak pek iyi bir şey değildir. Her evde olduğu gibi burada da küçük, şirin bir bar vardı. Fakat barın dekoruna pek uymayan bir ayakkabı kutusu dikkatimi çekti. Kutuyu kaldırınca alarmı kapatan bir düğme keşfettim. Oldukça amatörce bir gizleme yoluydu. Son olarak da sandalyenin üzerinde bir anahtar vardı. Laboratuvar ile ilgi olabileceği için, anahtarı yanıma.aldım ve Carl'ın evini terkettim.

Şimdi karşıma ikinci bir seçenek çıkıyordu. Belki de katil notundan memnun olmayan, biraz asabi bir öğrenciydi ve bu sebeple Carl'ı öldürmüştü. Blaze Wiener adını not edip, gizli laboratuvarın yolunu tuttum.
Limanın yanında bulunan eski bir yapıydı, Carl'ın laboratuvarı. İçeri girmek pek o kadar kolay olmadı. Limanlar her zaman çeşitli tiplerde serserilerle doludur. Bu sebeple bir iki tanesini temizlemem gerekti. Fazla zorlanmadan kapıyı açtım ve içeri girdim. Üstüste sandıkların olduğu, oldukça karışık bir odada buldum kendimi. Burası Carl'ın evindeki düzenle pek ilişkisi olmayan dağınık bir yerdi. Yerde bir gazete duruyordu. Gazete eski bir tarihe aitti. Cari Davis adlı bilim adamının ölüm haberi yuvarlak içine alınmıştı. Sonra fax makinesini araştırdım. Sonny Flatcher adlı birisinden bir mesaj vardı. Mesajda Carl'ın hemen saklanması gerektiği yazıyordu. Ardından MTC şirketi tarafından personellerine verilmiş olan bir çek koçanı buldum. Son sayfası Sonny Flatcher'a kesilmişti. Üstüste yığılı kutuları araştırmaya karar verdim. Odada herhangi birşeyi saklayabilecek en iyi yer bu kutulardı. Bu tezimde yanılmadığımda ortaya çıktı. Bir anahtar, yağ ve biraz cephane buldum. Masanın üzerindeki notta mavi ve fil ile ilgili zırvalar vardı. Ne olduğunu daha sonra anladım. Mavi, giriş kartının rengiydi ve fil'de onun şifre adıydı. Dolapta bulduğum ilkyardım çantasının içindeki mavi giriş kartı sayesinde bu notu çözdüm. Bu kartı kullanarak bilgisayarı açtım. Şifresini de verdikten sonra, karşıma hayli şaşırtıcı yazılar çıktı. Cari anlaşılan daha sonradan tasvip etmediği bir projede çalışıyormuş. Car'a göre proje durdurulması gerekecek kadar tehlikeli. Projenin adı Overlord ve Cari ölümünden kısa bir süre önce bu projedeki işini bitirmiş. Fakat bir türlü içi rahat olmadığı için, daimi bir şüphe içindeymiş. Sürekli başağrıları çekiyor ve yapmadığı şeyleri yapıyormuş. Carl'a göre Overlord'u durdurmak için 8 adet giriş kartı ve bunların şifreleri gerekiyor. Bilgisayarda başka birşey yazmıyordu. Kapalı olan dosya dolabını, Carl'ın evinden bulduğum anahtarla açtım. İçinde bilimadamlarının bir listesinin bulunduğu bir kağıt vardı. Önemli olduğunu düşünerek bu listeyi aldım. Kapalı olan kasanın şifresini de Carl'ın evinde bulduğum kağıttan yararlanarak açtım. İçinde sigorta şirketinin poliçesi vardı. En sonunda herkesin bahsettiği meşhur sigorta poliçesini bulmuştum. Tam çıkmak üzereyken, gözüm takvime takıldı. Takvimde 3 ekim yuvarlak içine alınmış ve yanına 'kıyamet günü' yazılmıştı. Ne olduğunu daha sonra anlarım diyerek dışarı çıktım.
İşler iyice sarpa sarıyordu. Artık bunun bir intihar olmadığına inanmaya başlıyordum. Fakat katil kesinlikle notunu beğenmeyen bir öğrenci ya da para için babasını öldüren bir kız değildi. Hayır, bu tahminlerimi de aşan daha büyük bir organizasyonun işiydi ve anladığım kadarıyla bu gibi işleri biraz fazla araştırdığınızda fazla yaşamazsınız.
Sylvia Linsky ilk olarak büroma geldiğinde beni büyülemişti. Fakat onu ikinci kez gördüğümde daha da beğendim. Sylvia'ya sigorta poliçesi ile ilgili sorular sormaya başladığımda bir volkan gibi patladı. Bana hayatım boyunca pek çok kez bağırılmıştı, fakat hiçbiri bu güzel bayanınki gibi beni etkilememişti. Sylvia'nın konuşma şeklinden ve suratından hemen anladım, babasının ölümüyle hiçbir ilgisi yoktu. Ardından diğer klasik soruları sordum. Normal olarak Peter ve Delores'ten hoşlanmıyordu. Sylvia'dan daha fazla birşey öğrenemeyeceğimi anladım ve Bash Dagot'un yolunu tuttum.

Bash Dagot, Steve'in de bana daha önce bahsettiği gibi oldukça sefil bir yaratıktı. Para için herşeyi yapabilecek insanlardan biriydi. Dagot'u konuşturmak için biraz hırpalamam gerekti. Dagot Carl'ı köprüden atlarken görmüş. Biraz sıkıştırınca Blaze Wiener'ın adresini verdi (I?15). Dediğine göre Wiener parkta kapıcıymış. Daha fazla sıkıştırmanın anlamı yoktu. Dagot'un tüm bildiği bundan ibaretti.
Adresini öğrendiğime göre sırada Blaze Wiener vardı. Wiener'da pek fazla birşey bilmeyen, Cari ile beraber psikoloji kursuna katılmış olan bir salaktı. Carl'da sertifikasının bulunmasının ne anlama geldiğini bugün bile çözmüş değilim.
Elimde fazla ipucu yoktu. İki seçenek vardı, Bosworth Clark ya da John Klaus. John'un Carl'ın ölümü ile daha ilgili olabileceğini düşünerek ilk olarak onu ziyaret etmeye karar verdim. Biraz uzunca bir yolculuktan sonra John'un gizli sığınağına vardım.
John adresini bulmama oldukça şaşırdı. Carl'ın ölümüne üzüldüğünü belirtti. Kafamda daha evvelden beliren bazı soru işaretlerini giderecek kadar dürüst bir kişiliğe sahip bir adamdı, John Klaus. Niye yalan söyleyeyim. Carl'ın bir aşk cinayetine kurban gittiğini düşünmedim desem yalan olur. John daha önceleri Cari ile beraber çalışıyorlarmış. Fakat daha sonra Delores olayı yüzünden arkadaşlıkları bitmiş. Gerçi daha sonra Cari tekrardan aralarını düzeltmeye çalıştıysa da bu pek bir işe yaramamış. John ile Carl'ın ortak çalıştıkları proje, Overlord projesiydi. Bu ad ikinci defa karşıma çıkıyordu. John'a proje hakkında sorular sorduğumda, bana aydınlatıcı olmasa da fikir verici birkaç cümle söyledi. Overlord, kişinin beyin gücünü arttırmak için çalışılan bir projeymiş. Fakat John daha sonra şüphelenmiş ve sorular sormaya başlamış. Sorularla beraber tehtidlerde başlamış. John'da hayatından endişe duymuş ve çareyi saklanmakta bulmuş. İşin ilginç yanı, John firmaya girdikten sonra, yaptığı işin MTC ile ilgili olmadığının farkına varmış. Projede çalışan diğer bilim adamlarından Sam Jones'i tanıyan John, bana onun adresini verdi. Dediğine göre Jones koyu bir Law and Order sempatizanıymış, bu sebeple dikkatli olmak gerektiğine inanıyor.
MTC'nin müdürlerinden Tom Griffith'de John'u tehdit edenlerin başında giliyormuş. Projede çalışan biri olarak John'da bir giriş kartı olduğunu düşündüm, bunda da haklı çıktım. Yeşil renkli giriş kartını John'dan aldıktan sonra, burada işimin bittiğine inanarak tekrar yola çıktım.
Sam Jones'tan önce elimde adresi bulunan ikinci bilimadamma, BosWrth Clark'a gitmeye karar verdim. Elimdeki ipuçları Carl'ın ölümünü aşıyordu. Bunun altında başka şeyler, düşündüğümden de karmaşık şeyler yattığını hissediyordum.
BosWorth Clark'ı yerde bir taş kadar cansız yatarken bulduğumda pek şaşırmadım. Birileri temiz bir iş görmüştü. Burası Clark'ın laboratuvarıydı. Sandviç'in içinde dosya dolabının anahtarı vardı. Dolabı'nın içinde ise Clark'ın çalışmalarıyla ilgili datalar bulunuyordu. Takvimin arkasında gizli bir dolap keşfettim. Dolabın içinde artık Clark'ın işine yaramayacak olan bir deste para ve şehrin önemli kişilerinin adının bulunduğu bir liste vardı. Paraları aldıktan sonra yerde duran bir kibrit kutusu ilgimi çekti. Kutuyu incelediğimde, Big Surf oteline ait olduğunu öğrendim. Kutunun içinde ise Clark'ın adresi vardı. Kibrit kutusunun katile ait olduğunu hemen anladım. Demek ki katil Big Surf otelinde kalıyordu. Cesedi incelediğimde, üzerinde bir kitap buldum. Kitapta Frank Schmimming'i arama ile ilgili bir not vardı. Ayrıca Clark'ın cüzdanında bir
ID kartı ve biraz para vardı. Anlaşılan cinayet nedeni para değildi. Sinir bozucu bir sesle çalışan robotu arkasındaki düğmeye basarak durdurduktan sonra biraz da Clark'ın çalışmaları ile ilgilenmeye karar verdim. Masanın üzerinde birçok monitör vardı ve bunları açınca da farklı olmakla beraber hepsinde uydularla ilgili bilgiler vardı. Ayrıca uydularla ilgili bir de mavi printer çıktısı vardı. Bunlardan pek anlamadığım için benim için fazla birşey ifade etmiyordu. Fakat asıl ilgilendiğim, daha sonra giriş kartı ile geleceğim ve kullanabileceğim bilgisayardı. Katil Clark'ın giriş kartını almıştı. Bu sebeple şu an için bilgisayarı kullanamıyordum. Daha fazla burada durmanın tehlikeli olacağını düşünerek Clark in laboratuvarını terkettim.
Boswotrh'un da 1000000 dolarlık bir sigorta poliçesi vardı, Carl'ınki gibi. İkisi de cinayete kurban gitmişlerdi, ikisinin cinayetine de bir intihar süsü verilmek istenmişti. Bütün bunların arkasında yatan yalın gerçek ne olabilirdi? Belki bu soruların cevabı nı Sam Jones verebilirdi.
Sam Jones, Law and Order tarafından korumaya alınmış bir bilim adamıydı. Onunla konuşabilmek için bir kaç tanesini hafifçe okşamam gerekti. Sam tam anlamıyla bir fanatik Law and Order taraftarıydı. Doğal olarak bana hiçbirşey söylemek istemeyen Şam'ı konuşturmak için biraz hırpalamak zorunda kaldım. Sam Law and Order'ın çok yakın bir zamanda tüm dünyanın en güçlü örgütü olacağına candan inanmış bir aptal. Sarı giriş kartını ve şifresini bana nazikçe verdikten sonra Carl'ın ölümü hakkında hiçbir şey bilmediğinin farkına vardım. Tom Griffith'in Şam'ı Overlord projesi için kiraladığını ve yakın bir zamanda projenin yürürlüğe gireceğini öğrendim. MTC için çalışmasına rağmen, Frank Schimming'den pek hoşlanmıyor. Buna şaşırmadım desem yalan olur. Hem MTC bünyesinde çalışıyor, hem de MTC'nin patronundan hoşlanmıyor, oldukça ilginç! LaW and Order'ın başı olan Robert Knott'un yakın bir gelecekte dünyanın en güçlü adamı olacağına da adı kadar emin. Bu salakla daha fazla kalmanın pek bir anlamı olmayacağını düşünerek, tekrar yola koyuldum.
Adını çek defterlerinde ve Faxlarda gördüğüm Sonny Fletcher ile tanışmanın vakti gelmişti. Sonny tam bir başarısızlık abidesiydi. Yıllarca çalışan ve sonunda emekli olduğunda bir hiç olan polis memurlarının tipik bir örneğiydi. Fakat Cari olayında ve arkasında yatan gizde önemli bir anahtar olacağını düşünerek, onu görmeye gittim.
Sonny'nin ikamet ettiği yer ucuz bir oteldi. Anlaşılan Carl'dan aldığı para pek fazla değildi. 307 numaralı odanın kapısını çalarak içeri girdim. Sonny'de benim gibi özel dedektif ve Cari Sonny'yi MTC şirketini araştırması için tutmuş. Bu sebeple Sonny MTC'nin çevirdiği işler hakkında oldukça fazla bilgiye sahip. Cari MTC şirketine, şu meşhur Overlord projesi için girmiş. Görevi ise kişilerin beyin güçlerinin arttırılması. Bu bilinen şeyler, benim için fazla orijinal bilgiler değildi. Sonny'nin çalışmaları doğrultusunda Cari MTC'nin amacının farklı olduğunu öğreniyor. Sonny'nin inanışına göre MTC'nin LaW and Order ile yakın bir ilişkisi var. Bunu düşünerek LaW and Order'ı da biraz araştırmış. Sonuç olarak Bazıl Mallory'nin adresini öğrenmiş. Fakat daha sonra pek araştırma yapmaya fırsatı olmuyor. Birbiri ardına gelen tehdit ve birkaç öldürme teşebbüsü, Sonny'nin araştırmasının daha fazla ilerlemesini önlüyor. Sonny kesinlikle Carl'ın öldürüldüğüne inanmıyor, bunun içinde kendince güçlü nedenleri var. Buna karşın, Carl'ı nasıl öldürdüklerine akıl sır erdiremiyor. Son olarak bana bu konu ile ilgili Wanda Peck'in adresini veriyor. Wanda bu konuda oldukça bilgi sahibiymiş. MTC başta ufak bir firmaymış, fakat geçen sene serbest çalışan bilimadamlarını kiralamaya başlamış. Frank Schimming güzel bir darbe yaparak şirketin başına geçmiş ve kurucusu olan St Gideon'u şirketten uzaklaştırmış. Carl'ın ölümünde olduğu gibi, Cal Davis'in ölümü de Sonny'e göre şüpheli.
Wanda Peck, aslında bir gazeteci. Bu sebeple hemen hemen her şey hakkında bilgi sahibi olan birisi. Carl'ın ölümü hakkında bilgisi var mı, yok mu, bilemem, fakat MTC ve Overlord hakkında bilgisi olduğu kesin.

Larry Hammond, Wanda'dan Overlord projesini araştırmasını istemiş. Wanda da uzun süren bir araştırmadan sonra sonuca ulaşmış. Overlord projesi aslında yeni bir proje değil. Bundan 50 sene evvel ilk olarak İngiltere'de geliştirilmiş. Amacı, insanın beyin gücünün geliştirilmesi. Bunun için de, kişinin beyninin doğrudan bilgisayara bağlanmasıyla yapılabileceği düşünülmüş. Bilim adamları araştırmalarının sonuçlarını kendi üzerlerinde denemişler ve zekaları %15-25 arasında artış göstermiş. Fakat buna karşın kolay telkin edilir olmuşlar. Bilgisayar tarafından verilen emirleri kolayca ve itiraz etmeden yerine getirmeye başlamışlar. Bir süre sonra da bilim adamlarının çoğu anlaşılamaz şekilde ölmüşler, bazıları da bunalıma girmiş ve ömrünün geri kalanını bir akıl hastanesinde geçirmişler. Wanda'nın bana anlattıkları inanılmaz şeylerdi, fakat Carl'ın ve diğerlerinin esrarengiz ölümleri arasında da büyük bir benzerlik vardı. Sonny'nin düşünceleri doğrultusunda Wanda'ya Law and Order hakkında bazı sorular sordum. Law and Order bundan 5 sene evvel, amaçsız ve küçük bir çete olarak kurulmuş. Tek yaptıkları da etrafı rahatsız etmekmiş. Fakat geçen yıllar içinde inanılmaz bir şekilde organize olmuşlar. 1 yıl önce grubun başına Robert Knott geçmiş. Grubun amaçları basit, kural içinde yaşayan, kurallara sıkı sıkıya bağlanan bir toplum. Topluma ters düşen şeyler anında yok edilmeli, bu sayede düzen de bozulmamış olarak kalacaktır. Gruba göre düzeni en fazla bozanlar Mutant'lar. Grubun çok güçlü politik bağlantıları varmış. Savcılar, senatör ve meclis üyeleri bunlardan bazıları. Polis ise grubun yaptıklarını onayladığından, kendileri üzerinde hiçbir yasal güç bulunmamakta. Daha fazla bilgi için Larry Hammond'ı adres gösteren Wanda, Larry'nin Overlord projesinde çalışan bir programcı olduğunu ekliyor. Larry'nin yerini bilen yegane insan Ron Meat. Ron Meat ise biraz paranoyak bir kişiliğe sahip olduğu için, onu bulmak pek o kadar kolay olmayacakmış. Wanda aynı zamanda MTC'nin kurucusu olan Gideon'u da tanıyor. 80 yaşındaki bu ihtiyar şirketini yakın bir zamanda Frank Schimming'e kaptırmış. Wanda'ya aydınlatıcı bilgilerinden ötürü teşekkür edip, tekrar yola koyuluyorum.
Ron'u aramaya başlamadan önce, Bosworth'un laboratuvarında bulduğum kibritin ait olduğu yere gitmeye karar veriyorum, Big Surf oteline. Otelde biraz araştırma yaptığımda birkaç gün önce Jim Slade adında birinin varlığını keşfediyorum. Anlaşılan Jim biri ya da birileri için çalışan kiralık bir katil. Fakat ne yazık ki benim gelmemden birkaç gün önce oteli terk etmiş. Artık MTC'yi kuran ve daha sonra da atılan yaşlı kurt ile konuşmaya hazırım.
Gideon oldukça zengin biri. Bunu oturduğu büyük malikaneden anlamak mümkün. Kapıda ve evin çevresinde birçok koruma bulunmakta. Anlaşılan Gideon'un birçok düşmanı var. Üstüm iyice aranıyor ve sonunda Gideon'un huzuruna çıkabiliyorum. Gideon'un 80 yıllık uzun ömrü boyunca en fazla nefret ettiği kişi hiç kuşkusuz, Frank Schimming'dir. Bunda da haksız sayılmaz. Gideon MTC'yi kurmadan önce İngiliz haber alma örgütünde yüksek bir mevkide çalışıyormuş. Daha sonra kendi adıyla anılan sistemi, Gideon'u bulmuş. Şirketin şu andaki gidişatından pek memnun değil. MTC'de bir şeylerin döndüğünü, fakat bunları kendisinin bilmediğini söylüyor. Law and Order'ın yaptıklarını da canı gönülden destekleyen, fanatiklerden biri. Kendisine, değerli zamanından bana zaman ayırdığı için teşekkür ediyorum ve Gideon'un malikanesinden ayrılıyorum.
Gideon, kendisinin dediği kadar masum biri olduğuna inanmıyorum. Hiç kimse yıllarca emek vererek yaptığı bir şeyi, yeni yetme birinin almasına kolayca razı olmaz. Fakat elimde somut bir kanıt yok. Sekreterim Vanessa da olmasa ne yapardım bilmiyorum. Vanessa benim sekreterim. Benim eksik kaldığım yerlerde araya Vanessa girer ve beni tamamlar. Biz iyi bir ekibiz. Vanessa'dan aldığım bazı adresleri gözden geçiriyorum ve MTC'nin şimdiki patronu olan Frank Schimming'i ziyaret etmeye karar veriyorum.
Frank tam bir iş adamı. Bunu kıyafet ve davranışlarına bakarak anlamak mümkün. Güç ve kudret için her şeyi yapabilecek tarzda bir insan Frank. Frank bundan bir yıl önce Gideon'u şirketten uzaklaştırmış. Gideon'un eksiğini kapatması için de Tom Griffith'i, Gideon'un yerine getirmiş. Tom'u yaptıklarında tamamen serbest bırakan Frank'a göre, MTC, şirketinin ufak bir koluymuş. Bu sebeple MTC'de yapılanlara pek fazla önem vermiyor. Buna karşın yaptıklarını da tam olarak desteklemiyor. Overlord, Frank için yeni bir araba markası kadar yabancı bir ad. Yanında pek çok çalışan olduğu için hemen hemen çoğunu tanımıyor. Carl'ın ölümünü de gazeteden okumuş. Fakat Bosworth Clark adında birini hatırlıyor. Clark bundan birkaç gün önce kendisine telefon etmiş ve çok önemli bir konuda konuşmak istediğini belirtmiş. Frank'ın ise pek fazla vakti olmadığı için Clark ile görüşememiş. Bir daha da Clark'tan bir ses seda çıkmamış.
Frank başarılı bir işadamı olmasına karşın ya çok iyi bir yalancı, ya da çevresinde dönenlerden haberi yok. Fakat benim kanımca o kadar yükseklerde ki, aşağıda olanlardan haberi olmayan bir zavallıdan başka bir şey değil. Kulağıma çalınan söylentilerden yola çıkarak Ron Meat'in izini en sonunda buldum.

Ron Meat zavallı bir mutanttan başka bir şey değildi. Nükleer savaş sonrası ortaya çıkan yüz binlerden biri. Larry Hammond'ın yerini zor da olsa öğrendikten sonra, bana dostane bir tavsiyede bulundu. Law and Order'ın yakın bir zamanda bir şeyler yapacağını, bu sebeple ortalıkta dolaşıp, onlar hakkında fazla soru sormamamı tavsiye etti.
Larry Hammond da Ron gibi zavallı bir mutanttı. Mutantlara ait bir mahallede saklanıyordu. Tam bir yıl önce Tom, Larry'i MTC için kiralamış. Overlord projesindeki görevi ise, proje için bir bilgisayar dizayn etmek. Ayrıca 8 adet giriş terminali de istemişler. Larry de bütün bunları yapmış. Larry proje üzerinde çalışan diğer bazı bilim adamlarını da tanıyor. Cal Davis, insanlarda doğrudan beyin kontrolü için çalışıyormuş. Fakat ölümü Larry'i oldukça sarsmış. Bu sebeple kendi can güvenliğinden de endişe ettiği için saklanıyormuş. Overlord'un bilgisayar sistemini Larry yaptığı için, onu durdurabilecek ya da nasıl durdurulabileceğini bilen yegâne insan da Larry'den başkası olamazdı. İlk yapılması gereken ana bilgisayara girmek. Bunun için 8 adet giriş kartı ve bunların şifrelerini bilmek gerekiyor. Bu sayede dünyanın yörüngesindeki uydu yok edilebilirmiş. Larry'de de bir zamanlar bir tane giriş kartı varmış, fakat Law and Order'ın adamları bu kartı Larry'den çalmışlar. Buna karşın Larry şifreyi bana verdi. Diğer giriş kartlarına ulaşabilmek için, ilk olarak diğer bilim adamlarına ulaşmak gerekiyor. Bu sebeple Larry bana yardımcı olabilecek bazı adlar verdi. Ed Bradley, Arnold Dweeb diğerlerini bulmamda bana yardımcı olabilecek insanlar. Tam çıkmak üzereyken Larry, bir gün Frank Schimming ile Robert Knott'u beraber gördüğünü söyledi. Onun da tahmini diğerleri ile aynı. MTC ile Law and Order Overlord projesi için beraber çalışıyorlar.

Carl'ın ölümünün arkasındaki gizem ile Overlord projesi arasında bir bağ vardı. Overlord'un gizini ortaya çıkardığımda, Carl'ın ölümünün arkasındaki giz de anlaşılacaktı. Arnold Dweeb beni diğer bilim adamlarına götürebilirdi. Bu sebeple ilk olarak onu ziyaret etmeye karar verdim. Buluşma yerimiz oldukça ilginç bir yerdi, bir stadyum. Anlaşılan Arnold oldukça fazla polisiye roman okuyan bir tipti. Fakat kesinlikle aptal biri değildi.
Arnold ile sohbet oldukça pahalı. Fakat verdiğim parayı fazlasıyla hak eden biriydi Arnold. Bana uzunca bir liste verdi. Listede MTC ve Overlord projesi ile ilgili birçok kişinin adresi vardı. Bütün adresleri not ettikten sonra tek tek hepsini ziyaret etmeye karar verdim.
Listedeki ilk isim Tom Griffith'ti. Tom şu anda MTC'nin başında bulunan adam ve sanırım Overlord projesinin de başı.
Fakat tahmin ettiklerimin aksine Tom MTC hakkında bana bir yığın palavra attı. Overlord'un da microchip ve uydularla tüm dünyada gözlem ağı kuracak olan bir sistem olduğunu uzun uzun anlattı. Tom Frank ile ve daha birçok insan ile çok iyi anlaşan bir melekmiş. Law and Order ile beraber çalıştıklarını ve endüstriyel ürünlerinin başarılı olduğu takdirde grubun dünyanın en güçlü grubu olacağını da söylemeden edemedi. Ardı ardına gelen ölümlerden çok şaşıran Tom, bunu büyük bir şanssızlık olarak görüyor. Bosworth Clark'ın kendileri ile çalıştığını, fakat bundan pek memnun olmadığını da açıkça belirtmekten geri kalmıyor.

Tom tam anlamıyla bir üçkağıtçı ve aynı zamanda da kafasız bir maşa, fakat bu maşayı tutan elin kim olduğunu bilmiyorum. Listedeki diğer ad Sandra Larsen. Sandra, Carl'ın sevgilisi ve benim için de iyi bir ipucu olabilir.
Sandra ve Carl tam iki ay önce çıkmaya başlamışlar. Carl, Sandra'ya Delores'ten ayrılacağını söylemiş. Fakat bir taraftan da Delores'in üzülmesini istemiyormuş. Beni şaşırtmakla birlikte Sandra'nın MTC hakkında biraz bilgisi vardı. Fakat Overlord konusunda konuşmak istemiyordu. Pek umduğumu bulamamakla birlikte Sandra'nın yanından ayrıldım.
Sıradaki isim Robert Knott'tu. Robert Law and Order'ın başındaki büyük patron. Ancak o, bana grubun gerçek amacını açıklayabilirdi. Tam tahmin ettiğim gibi Robert çok iyi korunuyordu. Onunla konuşmak hiç de kolay olmadı.
Robert Knott beni görünce oldukça şaşırdı. Herhalde sağ olarak karşısına çıkacağımı tahmin etmiyordu. Robert'ten ilk öğrendiğim Law and Order'ın Los Angeles'teki genel merkezinin adresi oldu. MTC şirketi bundan tam 1 yıl önce Law and Order'a gelip beraber iş yapmayı teklif etmiş. Grup da bunu düşünmeden kabul etmiş. MTC'nin parasal desteğini arkasına alan grup, 1 yıl içinde organize olmuş ve çok güçlenmiş. Bu sayede grup, MTC'nin silahlı gücü olmuş. Grup Overlord projesine ve bu proje sayesinde dünyanın en güçlü grubu olacaklarına çok inanıyor. Carl ise MTC ile Law and Order arasındaki bağlantıyı araştırdığı için öldürülmüş. Emir Robert'a çok yüksek bir yerden gelmiş. Pek fazla zor olmamış. Carl'ın beynine bir microchip yerleştirmişler. Bilgisayarda gerekli emirleri vermiş. Big Jim Slade ise Carl'ın kendini köprüden atıp atmadığını kontrol etmiş. Lola Lovetoy çok şey bildiği için öldürüleceklerin başında geliyormuş. Fakat ne yazık ki Robert ile muhabbetimiz fazla uzun sürmedi. Nerden geldiğini anlamadığım bir kurşun, Robert'in beynini dağıttı. Anlaşılan birileri Robert'in konuşmasından korkuyordu. Fakat ben gerekli bilgiyi almıştım. Hemen dışarı çıktım, fakat dışarısı boştu. Burada oyalanmanın sağlık açısından pek iyi olmayacağını düşünerek ben de araziye uydum.
Araba ile Lola Lovetoy'a gitmeye karar vermişken birden faxım çalıştı ve bir mesaj geldi. Oldukça şaşırdığımı itiraf etmeliyim. Mesajda bu olayı fazla soruşturmamamı, bunun sağlığım açısından pek iyi olamayacağını yazıyordu. Ayrıca mesajda Jim Slade'in adresi vardı. Buluşma ertesi günü yalnız gelmem şartıyla olabilirdi. İşte ilk tehdidimi almıştım. Bu da benim yakından takip edildiğimi kanıtlıyordu. Big Jim Slade'den önce Lola'ya gitmeye karar verdim.
Lola parası olana göre bir kızdı ve pek namuslu olduğu da söylenemezdi. Lola'yı Tom Griffith, Frank Schimming'i kontrol etmesi için tutmuştu. Tom MTC ve bağlı bulunduğu şirketin tam yönetimini istiyordu. Tom, Frank'ın MTC'nin projesinden haberi olmasını istemiyor. Bunun kontrolünü de Lola ile yapıyormuş. Lola Frank ile buluşmalarını bir apartman dairesinde yapıyormuş. Evin adres ve anahtarını aldıktan sonra konuşmaya devam ettik. Lola bundan birkaç hafta önce bu işten sıkılarak, artık bu oyunu daha fazla sürdürmek istememiş. Bu da Lola'nın neden ölüm listesine girdiğini açıklıyordu. Lola Tom'un bürosunda iken Tom'a bir telefon gelmiş. Telefonda Tom saygılı olduğu kadar da korkarak konuşmuş. Tom'un telefonda konuştuğu, Gideon'dan başkası değilmiş. İşte bu da tahminlerimi doğruluyordu. Lola'ya değerli yardımlarından dolayı teşekkür edip, dışarı çıktım.
Lola'nın bana verdiği adrese gitmeye karar verdim, belki faydalı ipuçları bulabilirdim. Ev fazla uzak olmadığı için birkaç dakikada oraya vardım.
Oldukça ince bir zevkle döşenmiş bir garsoniyerdi burası. Odanın baş köşesinde ise büyük bir yatak vardı. Etrafı iyice aramaya karar verdim. Aynanın arkasında bir düğme buldum. Düğmeye bastığımda odanın bir köşesinde bir panel ortaya çıktı. Kültablalarında Camel marka sigaralar vardı. Bu da Clark'ın laboratuvarındaki sigaraların eşiydi. Demek ki Jim burada kalmıştı. Fazla aramadan, resmin arkasındaki alarmı kapatan düğmeyi de buldum. Kültablasının yanındaki kibrit kutusunu açtığımda, Los Angeles'teki bir otobüs garının kasasına ait anahtarı buldum. Kitabın içinde ise Law and Order'ın genel merkezinin adresi vardı. Bundan başka Jim için bir ölüm listesi vardı. Bu listede kendi adımı gördüğümde pek şaşırmadım. Gözüme son çarpan şey Ron Morgan tarafından imzalanmış bir kitaptı. Artık Jim'in işine yaramayacak olan 5.000 $'ı da aldıktan sonra evi terk ettim.
Jim benim de tahmin ettiğim gibi bana bir tuzak hazırlamıştı. Sıkı bir silahlı çatışmadan sonra, onu ölmek üzereyken yakaladım. Jim hiçbir konuda bilgisi olmayan, sadece verilen işi yapan ve karşılığında parasını alan kiralık bir katildi. Ölmeden önce son sözleri yakında görüşeceğimizdi.
Artık finale yaklaştığımızı hissediyordum. Lola'nın evinde bulduğum anahtarı kullanarak, LA'taki otobüs garında bulunan kasayı açtım. İçinde siyah giriş kartı vardı.
Ardından bağlantılarımın da yardımıyla Ron Morgan'ı ziyarete gittim. Evde kimse yoktu.
Burası Morgan'ın dinlenmek için kullandığı ufak bir evdi. Etrafı karıştırdığımda bir yığın işe yaramaz şey buldum. Fakat bunların içinde işime en fazla yarayanı kuşkusuz, Morgan'ın yazlık evinin adresiydi. Halının altını kontrol ettiğimde, ufak bir bölme ile karşılaştım. Bölmenin içinde cephane, para ve bir arsanın tapusu vardı. Son olarak koltuğun altındaki Screwdriver'ı alarak evden ayrıldım.

Morgan'ın evinden aldığım, ikinci adrese doğru yola koyuldum. Gideceğim yer Morgan'ın yazlık eviydi. Ron Morgan da proje üzerinde çalışan bir bilim adamı olduğuna göre onda da bir giriş kartı olması gerekirdi.
İçeri girmemle alarmın çalması bir oldu. Alarmı fazla zorlanmadan, masanın üzerindeki kumanda ile susturdum. Aynı kontrol cihazı ile kahve masasındaki gizli paneli ortaya çıkardım. Akvaryumun yanındaki anahtarı alıp, dolabı açtım. İçinde bir saat vardı. Sonra giriş kartını aramaya koyuldum. Kart ne yazık ki içinde piranhaların olduğu akvaryumdaydı. Balıklara biraz yem vererek bu sorunu hallettim ve kartı aldım. Bilgisayara girdiğimde, Morgan'ın MTC'deki görevi ile ilgili bilgiler edindim.
Ron Morgan'ın adresini nasıl bulduğumu yazmayı unutmuşum. Adresi sevgilisi olan Della Lang'tan aldım. Della'nın adını ise Arnold Dweeb'ten öğrenmiştim. Şimdi proje üzerinde çalışan diğer bir bilim adamına, Greg Call'a gidiyorum. Greg evde yoktu. Fakat laboratuvarının adresini buldum ve doğruca bu adrese hareket ettim.
Burası........ Günlük maalesef buraya kadar. Ben geri kalanını ele geçiremedim. Fakat umarım bu kadarı sizin işinizi görmeye yarar.
Takıldığınız yerler olursa çekinmeden bizi arayın. Yön kodlarını geçen sayımızda, SALATA'da vermiştik. Takılanlar buradan faydalanabilirler. Geçen sayımızda iki adet kod yanlış basılmıştı. Özür dileyerek düzeltiyoruz.
Sonny Fletcher-5170, Jim Slade-4921. Mean Streets tam anlamıyla mükemmel bir oyun. Her şey en ince ayrıntısına kadar düşünülmüş. Grafikleri, müzik ve efektleri kusursuz. Sizin açınızdan tek sorun, oyunu oynayabilmek için orijinalini almanız. Oyun kırığında maalesef oynanamıyor. Oyunun orijinali 2 disket. Mean Streets'i kaçırmayın....
GRAFİK................................... : %95 MÜZİK.....................................: %90 IQ.......................................: %90 GENEL ................................... : %95