Amiga Dünyası sayı 9, sayfa 49

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 49

Sylvia Linsky ilk olarak büroma geldiğinde beni büyülemişti. Fakat onu ikinci kez gördüğümde daha da beğendim. Sylvia'ya sigorta poliçesi ile ilgili sorular sormaya başladığımda bir volkan gibi patladı. Bana hayatım boyunca pek çok kez bağırılmıştı, fakat hiçbiri bu güzel bayanınki gibi beni etkilememişti. Sylvia'nın konuşma şeklinden ve suratından hemen anladım, babasının ölümüyle hiçbir ilgisi yoktu. Ardından diğer klasik soruları sordum. Normal olarak Peter ve Delores'ten hoşlanmıyordu. Sylvia'dan daha fazla birşey öğrenemeyeceğimi anladım ve Bash Dagot'un yolunu tuttum.

Bash Dagot, Steve'in de bana daha önce bahsettiği gibi oldukça sefil bir yaratıktı. Para için herşeyi yapabilecek insanlardan biriydi. Dagot'u konuşturmak için biraz hırpalamam gerekti. Dagot Carl'ı köprüden atlarken görmüş. Biraz sıkıştırınca Blaze Wiener'ın adresini verdi (I?15). Dediğine göre Wiener parkta kapıcıymış. Daha fazla sıkıştırmanın anlamı yoktu. Dagot'un tüm bildiği bundan ibaretti.

Adresini öğrendiğime göre sırada Blaze Wiener vardı. Wiener'da pek fazla birşey bilmeyen, Cari ile beraber psikoloji kursuna katılmış olan bir salaktı. Carl'da sertifikasının bulunmasının ne anlama geldiğini bugün bile çözmüş değilim.

Elimde fazla ipucu yoktu. İki seçenek vardı, Bosworth Clark ya da John Klaus. John'un Carl'ın ölümü ile daha ilgili olabileceğini düşünerek ilk olarak onu ziyaret etmeye karar verdim. Biraz uzunca bir yolculuktan sonra John'un gizli sığınağına vardım.

John adresini bulmama oldukça şaşırdı. Carl'ın ölümüne üzüldüğünü belirtti. Kafamda daha evvelden beliren bazı soru işaretlerini giderecek kadar dürüst bir kişiliğe sahip bir adamdı, John Klaus. Niye yalan söyleyeyim. Carl'ın bir aşk cinayetine kurban gittiğini düşünmedim desem yalan olur. John daha önceleri Cari ile beraber çalışıyorlarmış. Fakat daha sonra Delores olayı yüzünden arkadaşlıkları bitmiş. Gerçi daha sonra Cari tekrardan aralarını düzeltmeye çalıştıysa da bu pek bir işe yaramamış. John ile Carl'ın ortak çalıştıkları proje, Overlord projesiydi. Bu ad ikinci defa karşıma çıkıyordu. John'a proje hakkında sorular sorduğumda, bana aydınlatıcı olmasa da fikir verici birkaç cümle söyledi. Overlord, kişinin beyin gücünü arttırmak için çalışılan bir projeymiş. Fakat John daha sonra şüphelenmiş ve sorular sormaya başlamış. Sorularla beraber tehtidlerde başlamış. John'da hayatından endişe duymuş ve çareyi saklanmakta bulmuş. İşin ilginç yanı, John firmaya girdikten sonra, yaptığı işin MTC ile ilgili olmadığının farkına varmış. Projede çalışan diğer bilim adamlarından Sam Jones'i tanıyan John, bana onun adresini verdi. Dediğine göre Jones koyu bir Law and Order sempatizanıymış, bu sebeple dikkatli olmak gerektiğine inanıyor.

MTC'nin müdürlerinden Tom Griffith'de John'u tehdit edenlerin başında giliyormuş. Projede çalışan biri olarak John'da bir giriş kartı olduğunu düşündüm, bunda da haklı çıktım. Yeşil renkli giriş kartını John'dan aldıktan sonra, burada işimin bittiğine inanarak tekrar yola çıktım.

Sam Jones'tan önce elimde adresi bulunan ikinci bilimadamma, BosWrth Clark'a gitmeye karar verdim. Elimdeki ipuçları Carl'ın ölümünü aşıyordu. Bunun altında başka şeyler, düşündüğümden de karmaşık şeyler yattığını hissediyordum.

BosWorth Clark'ı yerde bir taş kadar cansız yatarken bulduğumda pek şaşırmadım. Birileri temiz bir iş görmüştü. Burası Clark'ın laboratuvarıydı. Sandviç'in içinde dosya dolabının anahtarı vardı. Dolabı'nın içinde ise Clark'ın çalışmalarıyla ilgili datalar bulunuyordu. Takvimin arkasında gizli bir dolap keşfettim. Dolabın içinde artık Clark'ın işine yaramayacak olan bir deste para ve şehrin önemli kişilerinin adının bulunduğu bir liste vardı. Paraları aldıktan sonra yerde duran bir kibrit kutusu ilgimi çekti. Kutuyu incelediğimde, Big Surf oteline ait olduğunu öğrendim. Kutunun içinde ise Clark'ın adresi vardı. Kibrit kutusunun katile ait olduğunu hemen anladım. Demek ki katil Big Surf otelinde kalıyordu. Cesedi incelediğimde, üzerinde bir kitap buldum. Kitapta Frank Schmimming'i arama ile ilgili bir not vardı. Ayrıca Clark'ın cüzdanında bir

ID kartı ve biraz para vardı. Anlaşılan cinayet nedeni para değildi. Sinir bozucu bir sesle çalışan robotu arkasındaki düğmeye basarak durdurduktan sonra biraz da Clark'ın çalışmaları ile ilgilenmeye karar verdim. Masanın üzerinde birçok monitör vardı ve bunları açınca da farklı olmakla beraber hepsinde uydularla ilgili bilgiler vardı. Ayrıca uydularla ilgili bir de mavi printer çıktısı vardı. Bunlardan pek anlamadığım için benim için fazla birşey ifade etmiyordu. Fakat asıl ilgilendiğim, daha sonra giriş kartı ile geleceğim ve kullanabileceğim bilgisayardı. Katil Clark'ın giriş kartını almıştı. Bu sebeple şu an için bilgisayarı kullanamıyordum. Daha fazla burada durmanın tehlikeli olacağını düşünerek Clark in laboratuvarını terkettim.

Boswotrh'un da 1000000 dolarlık bir sigorta poliçesi vardı, Carl'ınki gibi. İkisi de cinayete kurban gitmişlerdi, ikisinin cinayetine de bir intihar süsü verilmek istenmişti. Bütün bunların arkasında yatan yalın gerçek ne olabilirdi? Belki bu soruların cevabı nı Sam Jones verebilirdi.

Sam Jones, Law and Order tarafından korumaya alınmış bir bilim adamıydı. Onunla konuşabilmek için bir kaç tanesini hafifçe okşamam gerekti. Sam tam anlamıyla bir fanatik Law and Order taraftarıydı. Doğal olarak bana hiçbirşey söylemek istemeyen Şam'ı konuşturmak için biraz hırpalamak zorunda kaldım. Sam Law and Order'ın çok yakın bir zamanda tüm dünyanın en güçlü örgütü olacağına candan inanmış bir aptal. Sarı giriş kartını ve şifresini bana nazikçe verdikten sonra Carl'ın ölümü hakkında hiçbir şey bilmediğinin farkına vardım. Tom Griffith'in Şam'ı Overlord projesi için kiraladığını ve yakın bir zamanda projenin yürürlüğe gireceğini öğrendim. MTC için çalışmasına rağmen, Frank Schimming'den pek hoşlanmıyor. Buna şaşırmadım desem yalan olur. Hem MTC bünyesinde çalışıyor, hem de MTC'nin patronundan hoşlanmıyor, oldukça ilginç! LaW and Order'ın başı olan Robert Knott'un yakın bir gelecekte dünyanın en güçlü adamı olacağına da adı kadar emin. Bu salakla daha fazla kalmanın pek bir anlamı olmayacağını düşünerek, tekrar yola koyuldum.

Adını çek defterlerinde ve Faxlarda gördüğüm Sonny Fletcher ile tanışmanın vakti gelmişti. Sonny tam bir başarısızlık abidesiydi. Yıllarca çalışan ve sonunda emekli olduğunda bir hiç olan polis memurlarının tipik bir örneğiydi. Fakat Cari olayında ve arkasında yatan gizde önemli bir anahtar olacağını düşünerek, onu görmeye gittim.

Sonny'nin ikamet ettiği yer ucuz bir oteldi. Anlaşılan Carl'dan aldığı para pek fazla değildi. 307 numaralı odanın kapısını çalarak içeri girdim. Sonny'de benim gibi özel dedektif ve Cari Sonny'yi MTC şirketini araştırması için tutmuş. Bu sebeple Sonny MTC'nin çevirdiği işler hakkında oldukça fazla bilgiye sahip. Cari MTC şirketine, şu meşhur Overlord projesi için girmiş. Görevi ise kişilerin beyin güçlerinin arttırılması. Bu bilinen şeyler, benim için fazla orijinal bilgiler değildi. Sonny'nin çalışmaları doğrultusunda Cari MTC'nin amacının farklı olduğunu öğreniyor. Sonny'nin inanışına göre MTC'nin LaW and Order ile yakın bir ilişkisi var. Bunu düşünerek LaW and Order'ı da biraz araştırmış. Sonuç olarak Bazıl Mallory'nin adresini öğrenmiş. Fakat daha sonra pek araştırma yapmaya fırsatı olmuyor. Birbiri ardına gelen tehdit ve birkaç öldürme teşebbüsü, Sonny'nin araştırmasının daha fazla ilerlemesini önlüyor. Sonny kesinlikle Carl'ın öldürüldüğüne inanmıyor, bunun içinde kendince güçlü nedenleri var. Buna karşın, Carl'ı nasıl öldürdüklerine akıl sır erdiremiyor. Son olarak bana bu konu ile ilgili Wanda Peck'in adresini veriyor. Wanda bu konuda oldukça bilgi sahibiymiş. MTC başta ufak bir firmaymış, fakat geçen sene serbest çalışan bilimadamlarını kiralamaya başlamış. Frank Schimming güzel bir darbe yaparak şirketin başına geçmiş ve kurucusu olan St Gideon'u şirketten uzaklaştırmış. Carl'ın ölümünde olduğu gibi, Cal Davis'in ölümü de Sonny'e göre şüpheli.

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.