Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 76
Bir çoğunuz Stephen King veya Dean R. Koontz gibi gerilim-korku tipi romanların tanınmış yazarlarını biliyorsunuzdur. Sıkı durun, artık yeni biriyle tanışmanın zamanı geldi. Bu yazar, daha önce 'Hellraiser' gibi türlere imzasını atmış olan CLIVE BARKER'dır. En son romanlarından biri olan CABAL'da, Aaron Boone adında akıl hastası olan azılı bir katilin oldukça ürpertici hikayesi anlatılıyor. Polisten kaçarken Kuzey Alberta'da bir çöl kasabasına gelen Boone, bazı olaylar sonucu Nightbreed'lerin arasına girer. Bunlar et yiyen garip yaratıklardır. İçlerinden biri Boone'a şöyle der: 'Ölü olmak kötü bir şey değil, farklı da değil. Sadece... beklenmedik bir şey.'. Şimdi bu roman filme çekildi. İçinde 100 temel yaratık ve bunların çeşitli türleriyle yaratık sayısı 250'yi geçen bu film için, daha şimdiden canavar filmlerinin
Star Wars'ı denmekte. Umarım bu güzel filmi yakın zamanda sinema veya video kulüplerde görebiliriz. Şimdi gelelim oyunumuza. Bu romanın/filmin iki oyunu yapıldı. Biri 'Night Breed The Arcade Game', diğeri de Night Breed 'The Interactive
Movie'. Şimdilik Amiga'da ikincisi geldiği için, şimdilik onu açıklıyorum. Tabii bizim Boone'u canlandırdığımızı söylememe gerek yok sanırım. Oyuna başladığınızda Boone, Kuzey Alberta'daki çöl kasabasına gelmiş ve bir doktorla (Dr. Decker) görüşmektedir. Doktor ona durumunun kontrolden çıkmış olduğunu ve yardım edemeyeceğini söyler. Bu arada 24 saat içinde polise teslim olmazsa onu bizzat ihbar edeceğini de ekler. Bunun üzerine daha profesyonel bir yardıma ihtiyacı olduğuna inanan Boone, bir hastaneye gitmek üzere yola çıkar. İşte siz oyuna burada başlıyorsunuz. Haritada ilerlemek için, yolun kavşak noktalarına klikleyin. Haritanın sağ alt köşesinde hastane, sol üst köşesinde polis merkezi ve sağ üst köşesindeyse mezarlık var. İlk önce hastaneye gitmeliyiz. Bunun için gerekli yolu haritadan rahatlıkla belirleyebilirsiniz. Yolda giderken bazen polis barikatlarıyla karşılaşabilirsiniz. O zaman karşınıza 'Turn round or Run roadblock' şeklinde bir yazı çıkar. Eğer Run roadblock'u kliklerseniz, ileri doğru giderek barikatı parçalayıp yola devam edersiniz. Böyle yaptığınız zaman bazen lastiğiniz patlayabilir, benzin deponuz delinebilir. Ama bazen de hiçbir şey olmayabilir. Turn round'u kliklerseniz, geriye (bir önceki viraja) dönersiniz. Hastaneye ulaştıktan sonra, kendinizi yatakta buluyorsunuz. Bunca yorgunluğun üstüne kolayca uykuya dalıyorsunuz.
Boone, rüyasında garip bir adam görür. Bu adam ona bütün günahların affedilebildiği, çılgınla akıllının barış içinde bir arada yaşayabileceği bir yerden bahseder: Midian. Boone içinde Midian'a gidip bu adamı bulmak için büyük bir istek duyar. Böylece, gece yarısı bir araba çalıp hastaneden kaçarak Midian'a doğru yola koyulur, işte biz yine burada oyuna dönüyoruz. Şimdi doğru mezarlığa gidin. Yoldaki barikatlardan mümkün olduğunca sakınmaya bakın, çünkü delik bir depo veya patlak bir lastikle fazla uzağa gidemezsiniz. Eğer yolda benzininiz biter de polise yakalanırsanız, kendinizi tımarhanede bulursunuz. Sonra tekrar hastanenin bulunduğu yerden kaçarak mezarlığa gidebilirsiniz. Yolda, benzininiz azalınca bazı yerlerde benzin istasyonlarına rastlarsanız, sakın benzin almamazlık etmeyin. Benzin alırken para hiçbir zaman problem olmuyor. Neyse sonunda mezarlığa ulaşacaksınız nasılsa. Mezarlığa geldiğiniz zaman karşınıza üç seçenek çıkıyor. Bunlar:
1) ENTER GRAVEYARD: "MEZARLIĞA GİRMEK"
2) LOOK AROUND: "ÇEVREYE BAKMAK"
3) ENTER MIDIAN: "MIDIAN'A GİRMEK"
Tabii siz ilk önce mezarlığa girmelisiniz. Mezarlığa girince, iki tane yaratık üstünüze atlayarak sizi yakalıyorlar. Kaçmaya çalışırken, içlerinden biri tarafından ışınlanıyorsunuz. Tam bu sırada ellerinden kurtularak kaçmaya başlıyorsunuz. İşte şimdi bir arcade sahne sizi bekliyor. Sağ üst köşede sizi kovalayan yaratıkla aranızdaki mesafe görünüyor. Burada eğer joystick'inizin auto-fire'ını açıp arkanıza yaslanırsanız, yaklaşık bir dakika sonra yaratıktan kurtulmuş olacaksınız.
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 77
Şimdi büyük bir sürprizle karşılaşacaksınız. Dışarıda polis arabaları sizi bekliyor ve karşınızda Doktor Decker var. Daha siz olayın şokundan kurtulamadan, arkadaki polislere silahlı olduğunuzu haykırarak kendini yere atıyor. Bunun sonucunda da Boone (yani siz), polisin mermileriyle delik deşik oluyor. Tabii artık öldüğünüzü fark etmişsinizdir. Hemen şaşırmayın, asıl oyunumuz şimdi başlıyor.
Evet yanlış okumadınız. Oyun siz öldükten sonra başlıyor. Nasıl mı? Anlatayım. Polisler cesedinizi morga getiriyorlar. Fakat gece yarısı (mezarlığa girdiğimizde bizi kovalayan yaratıklardan biri tarafından ısırılmış olduğumuz için) ruhunuz bedeninize geri dönüyor ve tekrar canlanıyorsunuz. Ama bu kez, bir Breed olarak. Bu kez polis merkezinden kaçıyoruz. Amacımız yine haritadan Midian'a ulaşmak. Tabii benzinimiz bitip polise yakalandığımızda tekrar tımarhaneye düşüyoruz. Tekrar mezarlığa ulaşınca, bu kez çevreye göz atın. Birden size bıçak atan maskeli bir adamla karşılaşacaksınız. Bu, aslında sizi polislere öldürten doktordan başkası değil. Tabii bu da oyundaki bir arcade bölümü. Amacınız üstünüze gelen bıçaklardan (onları bakış alanınızın dışına çıkararak) kaçmak. Burayı da atlatınca, bir polisle konuşuyorsunuz. O size inanarak yardım edeceğini söyledikten sonra kendinizi tekrar mezarlığın dışında buluyorsunuz. Ve nihayet Midian'a giriyoruz. Boone, burada rüyasında gördüğü yaşlı adamla karşılaşıyor. Ona, neden ölmüş olmasına rağmen hala yaşayabildiğini soruyor. Yaşlı adam ona fazla bir şey söylemeden Midian'a girmesini söylüyor. İşte bu kez bir labirentin içindeyiz. Bu labirent biraz 'Dungeon Master'ı hatırlatsa da onunla pek alakası olduğu söylenemez. Bu labirentte üç tehlikeyle karşı karşıyayız. Bunlar
1) Polisler: Bunlar Dr. Decker'in adamlarıdır. Aynı zamanda en kolay alt edebileceğimiz düşmanlardır. Çünkü bu polislerin hepsi insan ve bizden daha güçlü değiller. Bunlarla karşılaştığınız zaman yukarıdaki iki figürden birini seçerek kaçabilir (koşan figür) veya dövüşebilirsiniz (kolları havada duran figür). Dövüş sahnesi güzel olmakla birlikte, oldukça kolay. Karşınızdaki polisi yenmeniz 30 saniyeden fazla sürmüyor.
2) Havada ilerleyerek üstünüze gelen yaratıklar: Bunlar polislere göre daha zorlu. Siz ayakta dururken, sağdan/soldan ve yukarıdan/aşağıdan geliyorlar. Yukarıdan geldiğinde eğilerek, aşağıdan geldiğindeyse zıplayarak kendinizi koruyabilirsiniz.
3) Lazerler: Bunlar hem en kolay hem de en zor olanlarıdır. Sizi izleyen lazerin alnınıza gelmemesine çalışın. Saniyeler ilerledikçe lazerin hızı artacaktır. Dikkatli olun.
Bu labirentte keşfetmeniz gereken bir sır var. Eğer bunu başarabilirseniz, başka bir boyuta geçerek oyunun yeni bir aşamasına geleceksiniz. Benden şimdilik bu kadar. Bu oyunu hemen herkese tavsiye ederim. Eğer kendinize güvenebiliyorsanız hodri meydan...
OCEAN 512K
GRAFİK...........................: % 80 SES ................................. :% 75 OYNANABİLİRLİK...........: % 70 GENEL ........................... : % 75
CODENAME ICEMAN Codename Iceman bir Sierra adventure'ıdır. Bunun da anlamı, günlerce sürecek bir macera ve sinir dolu saatlerdir. Sierra firması yaptığı kendine has türde oyunlarla, adventure'a yeni bir boyut getirmiştir. Icon ya da text adventure'ların aksine yaptıkları bu tür oyunlar, oldukça beğenildi ve bu sayede firmanın bütün oyunları en az 100.000 sattı. Büyük adventure firmaları tek tek kepenklerini indirirken, Sierra yaptığı oyunlara yenilerini kattı. Sierra'nın 1990 yılında piyasaya çıkardığı 6 adventure, birbirinden farklı konuları ele aldığı için büyük bir kitleye hitap etti. Bundan cesaret alan firma da CD-ROM'lar için de oyunlar yapacağını açıkladı. Hero's Quest 2, Space Quest 3, King's Quest 5 bunlardan bazıları. Neyse biz Sierra'yı bir kenara bırakalım ve konumuza dönelim.
Grafiklerin, müzik ve esprilerin gerçekten güzel olduğu Iceman'e hoş geldiniz. Şimdiye dek oynadığınız klasik adventure'ların aksine burada oldukça hareketli bir casusu canlandıracaksınız. İşiniz sadece casuslukla kalmayacak, bunun yanında bir de denizaltı kullanacak ve kötü Ruslara dersini vereceksiniz. Ayrıca bütün bunlar bir film havasında gelişecek ve bir anda kendinizi filmin başrol oyuncusu olarak bilgisayar başında bulacaksınız. Fakat oyuna geçmeden önce, size üzücü bir haberim var. Iceman maalesef oldukça yavaş bir oyun. Bunun nedeni de animasyonların fazla oluşu. Bir ekrandan, diğerine geçerken biraz beklemek zorunda kalıyorsunuz. Bu da sizi oyundan soğutabiliyor. Adventure çözümlerini yayınlamak bizim için her zaman bir sorun olmuştur. Bunun nedeni de okuyucularımızdan gelen farklı tepkilerdir. Kimi okuyucularımız, oyunun tam çözümünü isterlerken, kimi okuyucularımız da sadece az bir ipucu ile yetinip, oyunu kendileri çözmek istiyorlar. Tabii iki taraf da kendilerince haklı. Fakat biz bu arada bir ikileme düşüyoruz. Biz de uzun süre düşündük ve kendimizce bir çıkar yol bulduk. Kaliteli bir adventure'ı iki sayıda yayınlayacağız. İlk ay kısaca oyunun konusunu ve gerekli bazı ipuçlarını, ikinci ay da tam çözümünü vereceğiz. Bu sayede her iki kesimi de mutlu edeceğimize inanıyorum. Iceman'in çözümüne geçmeden önce kısaca konusuna bir göz atalım.
Günümüzde bütün devletler savaşın ne kadar yıkıcı olduğunun farkına vardıklarından, çeşitli anlaşmalarla, silahlarda azaltmalar yapıyorlar. Fakat bu anlaşmaları yaparken, bir taraftan da gizliden gizliye daha yeni ve öldürücü silahları yapmaktan da geri kalmıyorlar. Yapılan bunca anlaşmaya rağmen, her zaman için bir savaş tehlikesi mevcut. Biz bir hamle daha ileri giderek, ufak bir kahinlik yapıyor ve olası bir krizi ve sonuçlarını ele alıyoruz. İlk olarak konu başlıklarını numaralandıralım.
1- Rusların birçok petrol kuyuları vardır, fakat rafinerileri oldukça azdır. Ama bunun yanında, bu az sayıdaki rafinerileri dünyanın en büyük rafinerileridir. Bu rafinerilere yapılacak olan bir sabotaj, Rusya'nın petrol rezervlerine ağır bir darbe vurur.
2- Rusya birçok milletten oluşmuş bir devlettir. Bu devletler de yavaş yavaş seslerini yükseltmeye ve tek tek özgürlük için ayaklanmaya başlamıştır.
3- Rusların A.B.D. kadar büyük bir deniz filosu yoktur. Zaten Rusların ana amacı da, caydırıcı bir deniz filosundan ziyade, engelleyici bir filoya sahip olmaktır. Bu filonun başlıca amacı da, olası bir savaşta, Amerika'dan gelecek olan yardımı engellemektir. Bunu başarabilecek bir filoya da sahiptirler.